Nerede yaşıyorsunuz? Yaşadığınız yeri kimler yönetiyor?

Nerede yaşıyorsunuz? Yaşadığınız yeri kimler yönetiyor? Söyleyiniz.

 

Biz ailemle daha önce Edirne ilinde yaşıyorduk. Ancak babamın işi nedeniyle İstanbul’a taşınmak zorunda kaldık. Hepimiz biliyoruz ki İstanbul devasa bir metropol şehir. Bu nedenle ilçeleri de Anadolu’daki bazı ilerden bile büyük. Bizde İstanbul’un son yıllarda hızlı bir büyüme gösteren Esenyurt ilçesinde oturuyoruz.

 

Esenyurt nüfusu her gecen gün artan bir ilçe ve bu nedenle çok kalabalık diyebilirim. Tüm cadde ve sokakları günün her saatinde dolu ve trafik akış genelde yavaş. Alışveriş merkezleri ve diğer dükkanlarda da hep insanlar var. Hastane ve diğer devlet kurumlar da bir hayli kalabalık ve işlemlerinizi yaptırmakta güçlük çekiyorsunuz.

 

Esenyurt bir ilçe olduğu için yönetim kadrosunda; Kaymakam ve Belediye Başkanı var. Tabi ilk önce oturduğum mahalleyi de muhtar yönetiyor. İstanbul’un ilçesi olduğu için tüm bu birimler İstanbul Valiliğine ve İstanbul Büyükşehir Belediyesine de bağlı olmak zorundalar.

 

Kısaca özetleyecek olursam; Muhtar, Esenyurt Belediye Başkanı, Esenyurt Kaymakamı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı, İstanbul Valiliği ve son olarak da Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı.

Parklardaki oyuncakları kullanırken hangi güvenlik kurallarına uymalıyız?

Parklardaki oyuncakları kullanırken hangi güvenlik kurallarına uymalıyız? Aşağıya listeleyiniz.

 

Her çocuk oyun parklarına gitmeyi çok sever ve buradaki oyuncaklarla oynamak için can atar. Ancak bu parklarda kullanılacak aletleri dikkatli kullandığımızda ancak güvenli olabiliriz. Yoksa ufak ya da büyük bazı kazalarla karşılaşabiliriz.

 

Parklardaki oyuncakları kullanırken alabileceğimiz bazı güvenlik önlemleri vardır. Bunları şöyle sıralamak mümkün:

 

  • Öncelikle oyun parklarındaki oyuncaklar kullanılırken çok dikkatli olmalıyız.
  • Kaydıraktan kayarken ellerimiz asla bırakmamalıyız.
  • Kaydırakta kayan diğer arkadaşlarımızı itmemeliyiz.
  • Salıncakta sallan çocuklar varsa, salıncağın arkasından ve önünden geçmemeliyiz.
  • Salıncakta sallanırken güvenlik zincirini mutlaka takmalıyız.
  • Salıncakta sallanan çocuklara dışardan müdahale etmemeli ve onları sallanırken bir şeyler vermeye çalışmamalıyız.
  • Tahterevalliye binerken çok dikkatli olmalı, diğer arkadaşımızla birlikte hareket ederek tahterevalliye binişimizi ve inişimizi ayarlamalıyız. Aksi halde dengemiz bozularak yere düşebilir ve bir yerimiz yaralanabilir.
  • Oyun parklarında bulunan asma aletlerine iniş ve binişlerde diğer arkadaşlarımızla çarpışmamaya dikkat etmeliyiz.
  • Parklarda bisiklet, paten ve kay kay kullanırken mutlaka kask ve dizlik kullanmaya özen göstermeliyiz.

Parkta oyun oynarken karşılaştığınız bir kazayı ve bu kazanın sebebini anlatınız.

Parkta oyun oynarken karşılaştığınız bir kazayı ve bu kazanın sebebini anlatınız.

 

Evimizin hemen yanında bir çocuk parkı var. Tatil günlerinde ve okuldan geldikten sonra bazen oraya oyun oynamak için gidiyorum. Tabi yanımda arkadaşlarımda oluyor. Ayrıca çocuk parkının hemen yanında büyükleri için yapılmış spor aletlerinin olduğu ek bir alan daha var.

 

Geçtiğimiz hafta sonu yine arkadaşlarımla sözleşerek oyun oynamak içi o parka gittik. Önce salıncakta biraz sallandık ve daha sonra diğer oyun aletlerine binerek oyunumuza devam ettik.

 

Benim çok sevdiğim Buse isimli bir arkadaşım var. Onunla birlikte tahterevalliye binmek istedik.  Başka çocuklar olduğu için bir süre bekledikten sonra nihayet sıra bize geldi. Tahterevallinin bir ucuna ben diğer ucuna da Buse oturdu. İlk başta gayet güzel eğleniyorduk. Ancak sınıfımızın aşarı çocuğu olan Doğukan yanımıza geldi ve tahterevallimize dokunmaya başladı. Biz yapma etme desek de bizi dinlemedi.

 

Doğukan daha sonra Buse’nin olduğu yana giderek onu itti ve Buse yere düştü. Buse tahterevalliden düşünce tabi ki bende düştü. Çünkü tahterevallinin dengesi bozulmuştu. Bana bir şey olmadı ama Buse düşmenin etkisiyle dizini taşa çarpmış ve kanamaya başladı.

 

Hemen ailesine haber vermeye gittim ve Buse’nin annesi gelerek bizi evlerine götürdü. Şimdi eğer Doğukan Buse’ye dokunmamış olsaydı bu kaza olmayacaktı. Çünkü oyun alanları her ne kadar güvenli gibi görünse de her zaman oyun oynarken dikkatli olmalıyız. Ayrıca diğer oynayan arkadaşlarımız da fırsat vermeli ve onların kullandıkları oyun aletlerine müdahale etmemeliyiz.

 

İlk başta basit bir kaza gibi görünse de daha büyük bir şey de olabilirdi. Bir çocukluk yaramazlığı gibi görünen bu gibi durumlarla karşılaşmamak için çevremize saygılı olmalı ve oyunlarımızı kurallarına göre oynamalıyız.

Hayvan Hakları Bildirgesi 5. Madde’den hareketle bir fabl yazınız.

Yukarıdaki Hayvan Hakları Bildirgesi ile ilgili fabl yazınız. Geleneksel olarak insanların çevresinde yaşayan bir türden olan bütün hayvanlar uyumlu bir biçimde türüne özgü yaşam koşulları ve özgürlük içinde yaşama ve üreme hakkına sahiptir (Hayvan 40. Hakları Bildirgesi 5. Madde).

 

Merhaba dedi fare. Tüm lağıma merhaba. Oysa bir zamanlar dedi birden iç geçirdi yaşlı olan fare yeni gelen gence.

Genç fare dedi ki, ne vardı bir zamanlar bey amca?

Bir zamanlar genç dostum bizler de yukardaydık özgür ve hürdük, çayırlar ve çimenler vardı oysa şimdi bu delikte… ( iç geçirdi yaşlı fare)

Ama dedi genç olan burası da oldukça güzel hem bak yemek de var uğraşmadan hazır bir de.

Aman dedi aman.  Zehirli peynir onlar sakın yeme.

Üzüldü genç fare. Demek ki sevmiyordu insanlar onları ve haklıydı ne yazık yaşlı fare.

Biraz dedi çıkayım şu lağımdan dışarı ben de özgür yaşamak isterim hem de hakkım.

Elbette öldüremezler beni dedi gencecik fare. Oysa bilmiyordu ki yukarda ne tehlike vardı hem ne tehlike.

Korkusuz yürüdü, tırmandı duvarları.

Bir bahçeye çıktı oradan ıslık çaldı.

Bir baktı birçok hayvan onun gibi ama özgür oh be dedi yanılmış işte bizim fare.

Varmış yukarda özgürlük işte.

İlerledi ilerledi baktı hayvanlara selam verdi bir zürafaya aman dedi zürafa ne güzel oyunun var eğil de az danışayım nasıl dönüyor dünya?

Zürafa eğildi, merhaba dedi bizim fareye. Sen neden buradasın kafesin nerede?

Ne kafesi zürafa? Ben dolaşıyordum özgürce.

Aman dedi zürafa görmesinler seni yoksa benim gibi kapatırlar bir kafese. İnanmıyorsan bana kaldır kafanı da bak şu tellere.

Üzüldü genç fare burası bir hapishane.  Ama bulacaktı elbette kendi gibi özgür bir tane.

Oradan ayrıldı bir kediye rastladı. Önce korktu ama kedi ona atılmadı.  Selam verdi kediye.  Neden beni kovalamadın sen şimdi dedi?

Kedi cevap verdi fareye, ne evim var ne barkım alıştım ben yemeğe bugün koymamışlar mamayı var git işine.

Üzgün kaldı fare döndü evine ve sarıldı yaşlı fareye.  Ne yazık ki hak verdi. Özgürlük yoktu hiçbir yerde…

Hayvanların korunması, barınması, rahatça yaşaması hakkında neler düşünüyorsunuz?

Hayvanların korunması, barınması, rahatça yaşaması hakkında neler düşünüyorsunuz?

 

Nasıl ki insanların yeme içme barınma gibi temel ihtiyaçları var ise hayvanlarında aynı şekilde temel olan bu ihtiyaçları var ve karşılanması gerekiyor.

 

Hayvan sevmeyen insanları anlamakta güçlük çektiğimi söylemek isterim. İnsanın bir başka canlıya karşı duymadığı, özellikle kendinden güçsüz ve aciz olan canlılara duymadığı merhamet ve sevgiyi birbirlerine karşı duyabileceklerine ve gösterebileceklerine inanmıyorum.

 

Hayvanların korunması barınması ve rahatça yaşaması bizi neden ilgilendirmektedir sorusuna gelirsek.

 

Doğal yaşamı bozan bizler hayvanların da doğal ortamlarını binalarımızla betonlarımızla yollarımızla bozduk.  Evet, hayvanlar kendi başlarının çaresine bakabilirlerdi biz onların yuvalarını yıkmasaydık.  Ağacı kesilen bir karga nereye yuvasını inşa edebilir?

 

Çayırı çimeni elinden alınan kediler ve köpekler nasıl özgürce koşturup kendi yemeğini bulabilir?

 

İlkel zamanlarda hayvanların insanlara ihtiyacı yoktu. ( elbette insan için ilkel zamandan bahsediyoruz) çünkü hayvanların avlanabileceği yuva yapabileceği ve rahatça yaşayabilecekleri ortamları zaten vardı ama biz onların dünyasına beton döktük. Biz geliştik onlar evsiz kaldı.

 

Bizim onların bu ihtiyaçlarını gidermemiz işte bu yüzden bir lüks değil bir zorunluluktur.

Hayvan hakları ile ilgili araştırdığınız gazete haberleri ya da hikayeleri

Son günlerin çok okunan hayvan hakları ile ilgili gazete haberleri ya da hikâyeleri için örnek olarak kullanabileceğiniz bir haber bulduk.

Hayvan hakları ile ilgili araştırdığınız gazete haberleri ya da hikâyeleri arkadaşlarınızla paylaşıp sınıf panosunda sergileyiniz.

 

‘Batman Belediyesi, sokak hayvanları konusundaki hassasiyetini kalıcı hizmetlere dönüştürüyor. Belediye Veterinerlik Müdürlüğü ekipleri sokak kedileri için ‘Kedi Evi’ projesini hayata geçirdi. Proje ile çocuklara hayvanlarla birlikte yaşama alışkanlığının ve hayvan – doğa sevgisinin kazandırılmasının amaçlandığı, insanlar kadar hayvanların da yaşam hakkına sahip olduğu mesajının toplumda kabul görmesi hedefleniyor. Proje kapsamında ilk etapta Atatürk Parkı, 8 Mart Kadın Parkı, Su Parkı, Yaşam Park ve Salih Özdemir Parkı’na yerleştirilen 5 adet Kedi Evi sayısının zamanla artırılacağı açıklandı. Şehir merkezindeki parklara yerleştirilen kedi evleri ile sıcak ve soğuk havalarda sahipsiz sokak kedilerinin barınma ve beslenme ihtiyaçları karşılanacak. Kedilerin su ve mama ihtiyaçları da Belediye Veteriner İşleri Müdürlüğü ekiplerince günlük olarak bırakılacak.’( alıntı)

 

Birçok belediyenin uygulamaya koyduğu projelerden biri de kedi evi projesidir. Evsiz ve sokakta yaşayan bakıma muhtaç ve soğuk kış günlerinde üşüyüp ölebilen hayvan dostlarımız için kedi ve köpek evleri ücretsiz olarak hazırlanıp sokaklara ve kedilerin köpeklerin uğrak yerlerine bırakılmaktadır.  Bir kap su bir kap mama bırakılan birçok köşe başı görmenin de mümkündür.

 

Bazı insanlar son derece duyarsız olsa da bazı insanlar da onların açığını kapatırcasına hayvanlara karşı duyarlı ve merhametlidir.  Aynı coğrafyada aynı toprak parçasında yaşamımızı sürdürürken hangi canlı türü olursa olsun onlara yardımcı olmak ve ihtiyaçlarına cevap vermek de insanlık görevimizdir.

 

Hayvanların korunması ve barınma ihtiyaçlarının giderilmesi için çok çaba gösteren bir komşumuz var biz ona kedili kadın diyoruz.  Sokak kedilerini özellikle yaralı ve aç olanları evine alıp besleyip tedavilerini yaptırdıktan sonra isteyen olursa sahiplendiriyor. Ona gelen kediler önceleri çok çirkin görününken onun bakımı ve özeni sayesinde birer pamuk topuna dönüşüveriyor. Böyle güzel insanların var olması bizlere de hayvanları sevmemiz ve korumamız gerektiğini öğretmektedir.

El sanatları konulu bir şiir yazınız.

Aşağıya el sanatları konulu şiir yazdık. Güle güle okuyun 🙂

 

SANATIN KIYMETİ

Tarihimde minyatür resimler
Bin bir emek bin bir nakış
Bana gösterir gerçeği
Sanata gerek bir alkış

 

Anadolu’nun bağrında bir madendir bakır işleme
Ancak ustası anlar işlenir elinde
Her yere yakışır ve aydınlatır
Sanata gerek bir alkış

 

Unutuldu sanmayın tel kırma
Hiç terkedilir mi dokuma
Ruhumu okşar her iplik
Sanata gerek bir alkış

 

Ağaçları sabırla oydu emektar eller
Ona bir suret verdi, ince ince
Her övgüye değer
Sanata gerek bir alkış

 

Nineler ördü çorapları Rize’de
Üşümesin diye uşakların ayağı
Renk renk desen desen her biri
Sanata gerek bir alkış

 

Sepetleri dokudular hasırdan
Kolay oldu insanın hayatı, insandan
Çıkmaz onca emek, tarih, sanat akıldan
Sanata gerek bir alkış

Bilmezsen sanatını, tanımazsan atanı
Ne yapmış elleriyle, mirasına ne bırakmış bizlere
Kaybolup gidersin sende tüm köksüzler gibi
Şimdi gerek sanatçıya bir alkış

Hayvanların da insanlar gibi haklarının olduğunu düşünüyor musunuz?

Hayvanların da insanlar gibi haklarının olduğunu düşünüyor musunuz? Açıklayınız.

 

Elbette, hayvanların da insanlar gibi hakları vardır. Sırf konuşamıyorlar diye hayvanları, duygusuz canlılar olarak görmek büyük bir yanlıştır. Bu yanlışa düşmeden onlara değer vermeliyiz. Verdiğimiz bu değerin karşılığında ise bence onların da en az bizler kadar hak sahibi olmaları gerekir, ya da biz çok yakın. Tabi ki de bir hayvan oy kullanamaz, fakat en az oy kullananlar kadar onun da yaşama hakkı bulunmaktadır. Hayvanlara eziyet edilmemelidir. Hayvanlara uygulanan şiddetin de tıpkı insana uygulanan şiddetten bir farkı olmadığı kavranmalıdır. Bu kavrama sonrasında onlara layık olduğu şekilde davranılmalıdır.

 

Hayvanlar bizimle dünyayı paylaşan dostlarımız. Bizden farkları konuşamamaları, onlar da tıpkı insanlar gibi canlı. Bu yüzden onlara da saygı duymalıyız. Hz. Muhammet’in de yaptığı gibi onlara sevgi ve şefkat ile bakmalıyız. İşte böyle olursak bizler iyi insanlar olmuş olabiliriz. İyi insan olmak birçok konuda sevgili ve şefkatli olmak demektir. Bu duyguları hayvanlara da hissetmeliyiz. Hayvanlara kötü davrananları uyarmalıyız. Hayvanlara kötü davranan kişiler hala aynı şekilde davranıyorlar ise onları polise şikâyet etmeliyiz. Hatta ve hatta onların ceza alması için çabalamalıyız. Hayvanlara işkence eden, onlara şiddet uygulayan kimseler kötü insanlardır. Bunlardan olunmamalıdır. Hayvanların da en az insanlar kadar özgür olmaları gerektiğini aklımızdan çıkarmamalı ve ona göre hareket etmeliyiz.

Size Göre Özgürlük Nedir?

Size göre özgürlük nedir? Anlatınız.

 

Özgürlük bana göre bir şarkıdır, sonsuza dek çalmasını istediğim. Özgürlük emeğin karşılığı, sevginin sınırsızı ve gülümseyen çocuklardır. Özgürlük, Zülfü Livaneli şarkısıdır kimi zaman, kimi zaman da sevebilmek işçiyken, patronun kızını. Özgürlük kişinin kendi olabilmesidir, istediği gibi yaşayıp, dilediği gibi konuşabilmesidir. Korkmamasıdır yani ondan, bundan, şundan. Özgürlük isterse doktor, ister ise asker olabilen kadındır. Özgürlük kimi zaman korkuyu silip atmaktır akıldan. Bağırabilmektir hür bir şekilde, sizin sevmediğinizi ben seviyorum diye. İstediğini giymektir özgürlük, istediğini beğenmek, istemediğinde bunu rahatça belirtebilmektir özgürlük. Eleştirmekten korkmamaktır özgürlük. Yanlışa, yanlış yapana, dimdik bir şekilde karşı çıkabilmektir özgürlük.

 

Özgürlük kolay kazanılmaz. Ama çok kolay kaybedilebilir. Özgürlüğümüzü kaybetmemek için çocuk yaşta bilinçlenmek gerekir. Peki ya nasıl bilinçlenmek gerekir? Sorunun cevabı okumaktır. Okuyup, anlamak ve anladığını hayata uygulamaktır. Kendi seçimlerimizi kendimiz yapmak istiyorsak, özgürlüğümüzün kıymetinin farkında olmamız gerekir. Bizlere özgürlüğümüzü veren, Mustafa Kemal Atatürk ve onun silah arkadaşlarına olan saygımızı hiçbir zaman kaybetmemek, onlara sevgi duymak da bir bilinç örneği sayılır. Bilinçli vatandaş olabilmek için yaptığımız işi layığı ile yerine getirebilmek ve işimizde hür kararlar almanın kıymetini bilmemiz gerekir. Özgürlüktür bizi, biz yapan olgu. Onun sayesinde kimseye kul, köle olmadan kültürümüzü yaşayabiliriz. Özgürlük yok ise bir milletin var olma amacı da olamaz. Özgürlük varlığımızın temelidir.

Yaptığınız Bir Geziyi Defterinize Yazınız.

Siz de yaptığınız bir geziyi Türkçe defterinize yazınız.

 

Sizlere geçen yaz tatilinde gittiğim ve çok beğendiğim bir şehir olan İzmir’i anlatacağım. İzmir Türkiye’nin en büyük 3. şehri. İnsanları oldukça saygı ve sevgi doludur. Bu nedenle İzmir birçok kişi için Türkiye’nin en güzel şehri. Türkiye’nin en güzel şehrine gitmek beni oldukça mutlu etti. İzmir’in insanları oldukça modern ve ileri görüşlü insanlardır. Çağa ayak uydurabilmiş, kendini bilen sanata ve edebiyata önem veren, birbirine karşı saygılı insanlardır bunlar. İzmir’de ilk olarak Atatürk Müzesi’ne gittim. Atatürk Müzesi’nde birçok şeyi gördüm ve geçmişimizi daha iyi anlayabildim.

 

Daha iyi anladığım geçmişimde neler yaşandığını ne zorluklarla bu ülkenin kurtarıldığını fark ettim. Atatürk’e olan saygım 10 kat daha arttı. İzmir’in insanlarla bir diğer özelliği ise Atatürk’e kalp yoluyla bağlı olmalıdır. Kalp yoluyla bağlı olmak demek ona gönülden değer verip onu gönülden sevmek demektir. E hal böyle olunca şehir oldukça gelişmiş ve sanatçı ruhlu insanların bir araya geldiği bir şehir olmuştur. İzmir’de en beğendiğim yer Alsancak’tır. Atatürk müzesi de Alsancak’ta yer alıyor. İzmir doğal güzellikleri ile kendini hayran bırakıyor. İzmir’e gidip de orayı beğenmeyen insan sayısı oldukça azdır. Çünkü hem şehir, hem de insanları kafası oldukça modern ve gelişmiştir. Bu gelişmenin asıl nedeni ise Atatürk’ün söylediklerine kulak asıp hayatlarına ona göre yön vermişlerdir.