Bir Ağaç Olsam … devamı için yazı

Bir ağaç olsam … devamı için kısa bir yazı yazınız.

Bir ağaç olsam sağladığım onca faydaya rağmen bir türlü kendimi yetiremediğim insanoğluna fayda sağlamaktan vazgeçerdim. Ben oksijen veriyorum, toprağı besliyorum, bazı türlerim meyve üretiyor, güzel kokuyorum, zararım yok, yemek istemiyorum, su istemiyorum, bakım istemiyorum. Peki neden beni kesiyorlar?

 

Duydum ki benden kağıt yapıyorlarmış. Ne hakla? Kim bana sordu da böyle bir yetkide bulunabildi? Konuşamıyorum belki ama canlıyım ben, nefes alıyorum. Öyle ki sizin oksijeninizi bile almıyorum, karbondioksit çekip size temiz hava sağlıyorum. Beni hiç mi düşünmüyorsunuz?

 

Yapraklarımı koparıyorsunuz, balta vuruyorsunuz, deviriyorsunuz, çaputlar bağlıyorsunuz, üzerime tırmanıyorsunuz. Konuşsanıza! Ne hakkınız var buna? Benden bu kadar faydalanırken ve benim size hiçbir zararım yokken, neden yapıyorsunuz bana bunları?

 

Ev yapmak istiyorsunuz, fabrika açmak istiyorsunuz, AVM kurmak istiyorsunuz beni kesiyorsunuz. Benim canımı kendi keyfiniz, paranız ve eğlenceniz için yakıyorsunuz. Biliyor musunuz ki, ben ve arkadaşlarım olmadan siz yaşayamazsınız. Şu dünyaya bir bakın hele! Neydi, ne oldu birden öyle! Biz insanlarla, hayvanlarla burada mis gibi geçinirken, birden ne hallere geldik, ne acılar çeker olduk biz. Yazıklar olsun diyorum sizlere. Benden üretim sağladığınız için. Hadi sağlıyorsunuz, israf ettiğiniz için. Benim canımla ödediğim o kağıtları, düşünmeden yerlere attığınız için. Benim canımla ödediğim alışveriş merkezlerinde keyif çattığınız için. Benim canımla ödediğim evlerde oturduğunuz, benim canımla ödediğim fabrikalardan para kazandığınız için. Yazıklar olsun!

Kitapsız Yaşamak; Kör, Sağır, Dilsiz Yaşamaktır Sözünden Hareketle Bir Konuşma Planlayınız.

“Kitapsız yaşamak; kör, sağır, dilsiz yaşamaktır.” sözünden hareketle bir konuşma;

Kitaplar şüphesiz ki akla gelmiş, bizi biz yapan ve kültürümüze kültür katan en değerli miraslardır. Kitaplar okunmak ve öğrenmek için vardır. Kitaplar sayesinde her gün gelişir, yeni bilgiler öğrenir ve kendimizi geliştiririz.

 

Kitaplar kimseye zarar vermeyen oldukça sıradan araçlardır. Kitaplar sayesinde bir arkadaşa ihtiyacımız olmadığı gibi hiç sıkılmayız da. Bize yeni yeni dünyalar yaratan ve bize her türlü bilgiyi açık açık anlatan kitaplar şüphesizdir ki bizim en yakın arkadaşlarımızdır.

 

Kitap okumadan yaşayan bir insan hayal edilemez bile. Ne cahildir o, ne konuşmayı biliyordur ne de buralarda kimlerin yaşadığını. Kimlerin sayesinde ayakta olduğumuzu, kimlerin sayesinde geliştiğimizi. Kitapsız yaşamak; kör, sağır, dilsiz yaşamaktır tabiki. Kitaplar yoksa evet görürüz ama göremeyiz aslında. Görmemiz gerekeni göremeyiz, körüzdür çünkü. Fikrin olmadığı bir konu hakkında bakış açısı üretemezsin, bakarsın ama asla göremezsin.

 

Kitaplar yoksa sağırız biz. Evet duyarız ama neyi duyarız. Ancak sokakta kim ne yapmış, kim hangi okulu kazanmış onu. Yani dedikoduları, faydalı şeyler duyar mıyız? Hayır, çünkü okumadık. Çünkü hakkında fikrimizin olmadığı konular bizi sıkar.

 

Kitaplar yoksa dilsiziz evet. Çünkü dilimiz konuşur ama ne konuşur? Öyle, böyle, şöyle. Dilimiz faydalı konuşur mu? İşe yarar mı? Hayır, asla. Kitaplar yoksa birer hiçiz biz.

Ağaç Kitaba Dönüşmekten Memnun Mudur?

Sizce, ağaç kitaba dönüşmekten memnun mudur?

Ağaç kitaba dönüşmekten elbetteki memnun değildir. Ağaç da bir canlıdır, insan da. İnsan öldürülüp bir şeye dönüşmekten memnun olur muydu? Elbetteki olmazdı, o halde ağaçlar da tabiki bu durumdan memnun değildir.

 

İnsanın kendini doğadaki en üstün canlı olarak görüp, diğer canlılara zarar verme hakkının olduğunu düşünmesi son derece yanlıştır ve günahtır. İnsanların ağaçları kesmeye hiçbir şekilde, sebep ne olursa olsun hakkı yoktur ama teknolojinin gelişmesi için ağaçları kesmek zorunda kalmaktadırlar. Yine de bunun bir sınırı olmalıdır ve her kafası esen gidip ağaç kesmemelidir.

 

Ağaçlar doğadan hiçbir beklentisi olmayan, yemeğini kendi üreten, suyunu yağmurdan karşılayan zararsız canlılardır. Kendi kendilerini besledikleri gibi toprağı da beslemekte ve verimliliğini arttırmaktadırlar. Bu da yetmezmiş gibi, havayı temizleyip diğer canlılara yaşama şansı sunmaktadırlar. Hiçbir beklentisi, hiçbir zararı olmayan bu güzel canlılar; üreme işlemlerini bile tek başına yapabiliyorlarken neden kesiliyorlar? Yine insanlık için. Yine onlara fayda sağlamak için.

 

Fakat eminim ki ağaçlar sağladıkları onca yararı yeterli görüyorlar ve kesilmek, ölmek istemiyorlar. Ağaçların bu duruma tabiki bir tepkileri bir karşı çıkışları var ama bunu dile getiremiyorlar. Haklarını savunamıyorlar. Bu nedenle biz insanlar, ağacın kullandığı konularda oldukça özenli olmalı ve israf yapmamalıyız. Bir gerçektir ki, ağaçların bütün insanlık üzerinde hakkı var.

Kağıt İsrafıyla İlgili Neler Düşünüyorsunuz?

Kâğıt israfıyla ilgili neler düşünüyorsunuz? Açıklayınız.

Günümüzde kağıt israfı özellikle çocuklar tarafından yapılmakta ve onlarca ağacın kesilmesine neden olmaktadır. Kağıt günümüzde her yerde kullandığımız malzemelerdendir. Gerek defter yaprakları, gerek a4, a5, a3 kağıtları olsun hepsi birer kağıttır ve daha önce de yapılışını anlattığımız gibi ağaçların kesilmesiyle yapılmaktadır.

 

Kağıtlar yanlış bir harfin yazılması ile ziyan edilmekte ve çöpe atılmaktadır. Oysa henüz kullanılmamış olan o kağıtlar müsvedde olarak değerlendirilebilir. Üzerinde hesaplamalar yapılıp, taslaklar, şablonlar oluşturulabilir. Bunlar için ayrılan kağıt miktarı bu şekilde azaltılmış olacak ve oksijen kaynağımız olan ağaçların kesimi durdurulacaktır.

 

Çocuklar kağıtlar koparıp koparıp uçak yapmamalı ve boş işler için harcamamalıdır. Ayrıca kullanılmış kitaplar, defterler ve kağıtlar biriktirilip geri dönüşüm kutusuna atılmalıdır ki; bundan oluşabilecek israf da engellensin. Çöpe atılan her kağıt, içerisinde bulundurduğu oksijen dolayısıyla doğada kaybolamamakta ve toprağa zarar vermektedir. Hem toprağın gördüğü zararı engellemek, hem de ağaçların kesilmesine engel olmak için kağıtlara verilebilecek en az zarar verilmeli ve sebep ne olursa olsun israf edilmemelidir.

 

Günümüzde ağaçlar gerekli gereksiz kesilmekte ve zararlı dumanlarla ortaya çıkan hava kirliliğini engelleyememektedir. Çünkü sayıları azdır ve artık bina yığınlarının içerisinde pek az karşımıza çıkmaktadır. Ağaç hem toprağı besleyen, hem de havayı temizleyen bir canlıdır ve çevreye bilinen hiçbir zararı yoktur. Ağaçlar kesilmemeli, aksine yenileri her fırsatta ekilmelidir.

Kağıt Nasıl Üretilir? İşte Cevabı …

Kâğıt nasıl üretilir? Araştırınız.

Okullarda, işyerlerinde, toplantılarda ve hatta evlerde kullandığımız kağıtlar hayatımızın birer parçasıdır ve bilgisayara yazı yazmanın kolaylaştığı ve cepte taşınabildiği günümüzde hala kullanılmaktadır. Peki kağıt nasıl üretilir?

 

İlk adımda kağıdın hammaddesi olan ağaçlar kesilip kütük haline getirilir. Kütük haline gelmiş olan ağaçlar, tıpkı bir patates soyuluyormuşcasına iç kısımlarına zarar vermeden dikkatli ve özenli bir şekilde soyulur. Kütükler soyulduktan sonra küçük parçalara ayrılırlar ve içerisine eklenen kimyasallar ile birlikte öğütülüp hamurlaştırılırlar.

 

Ağaçların liflerini bir arada tutan “Ligni” adındaki maddenin çözülmesiyle, öğütme işlemi oldukça kolaylaşacak ve kimyasalların etkisi hamur haline gelmesi zorlamayacaktır.

 

Hamur haline gelen kütükler yine içerisine kimyasallar ekletilerek beyazlatılırlar. Kimyasallar karıştırma makinasına parçalanmış ve hamur haline getirilmiş kütükler ile atılarak bu işlemi kolaylaştırırlar. Karıştırıcının içerisine hamur beyazladıktan sonra, kağıdın kaliteli bir hal alması ve ufak sorunlar karşısında yırtılmaması için bazı kimyasallar eklenir. Bu kimyasallar suya karşı dirayetini arttırmak için atılan renk pigmentleri ile, Çin kirecidir. Karıştırıcı sayesinde lifler pürüzsüzleşir ve kağıdın oluş aşaması neredeyse tamamlanır.

 

Hamur içerisine aldığı onca karışım sonrasında sıvılaşır ve içerisindeki suyu atması için bir bendin üzerine dökülür. Suyunu atıp tekrar katılaştıktan sonra, hamur silindir ile sıkıştırılır. Silindir ile sıkıştırılmış olan hamur suyunu tamamen kaybeder ve düzleşir. Sıcak silindir ile kurutulan hamur artık kağıttır.

Kâğıt Ne Zaman Ve Kimler Tarafından İcat Edilmiştir?

Kağıt ne zaman ve kimler tarafından icat edilmiştir? Araştırınız.

Kağıt yazının icadından yıllar sonra, ahşap, otlar ve atıklar karıştırılarak elde edilen hamurun preslenmesi ile icat edilmiş ince malzemedir. İnsanların haberleşmek için ya da bulduklarını gelecek nesillere aktarmak için, ya da bir zamanlar yaşadıklarını yıllar sonra da belirtmek için yazıyı bulmuşlar ve kağıdın olmaması dolayısıyla yazdıklarını taş tabletlere, mağara duvarlarına, ağaç kabuklarına yazmışlardır.

 

MÖ 2 yüzyılda Cai Lun tarafından icat edilmiştir fakat Çinliler kağıdı bulduklarını uzun bir süre gizli tutmuşlardır. Çünkü kağıdın bulunması Çinliler için çok değerlidir ve saklayabildikleri kadar bu durumu saklamışlardır.

 

Bilinen en eski kağıdın MÖ 150 yılından kalmadır ve üzerinde bir yazı yoktur. Çin Seddi yakınlarındaki bir kulübede bulunmuştur. Bundan önceki döneme ait bir kağıt ise 1957 yılında Çin yakınlarında bir mezarda bulunmuştur ve onun da üzerinde yazı yoktur. MÖ 140 ile 87 yılları arasından kaldığı bilinmektedir.

 

Modern kağıt ise 1774’te Justus Claproth tarafından bulunmuştur. Mr. Claproth bir hukuçudur. Kağıt o zamanlar yapılması zor bir malzeme olduğu için oldukça pahalıydı fakat 1840 yılında Freidrich Gottlob Keller tarafından icat edilen kağıt makinesi ile kağıt yapımı kolaylaştı ve maliyeti azaldı. Gittikçe kağıt üretebilen makina oranı arttı ve seviyeleri her geçen gün ilerledi.

Müzik Ruhun Gıdasıdır Sözünden Ne Anlıyorsunuz?

“Müzik ruhun gıdasıdır.” sözünden ne anlıyorsunuz? Düşüncelerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.

Müzik olmadan yaşam sağlamak neredeyse imkansızdır. Müzik insanın ruhunu dinginleştiren ve huzursuzluğuna huzur katan mucizevi bir şeydir. Çoğu insan hayatının her köşesinde müzik dinlemekte ve kendini bu şekilde içinde bulunduğu yalnızlıktan kurtarmaktadır.

 

Müzik ruhun gıdasıdır çünkü müzik sayesinde ruhlarımız sakinleşir. Anne karnında kıpır kıpır olan bir bebeğin, annesinin veya babasının sesinden masal dinlediğinde sakinleşmesi bunun en baş örneğidir. Ya da çok sinirlenmiş bir insan, biraz müzik dinlediğinde olanı biteni kısa zamanda unutabilir.

 

Müzik her insanı rahatlatmaktadır. Sınav stresine girmiş bir öğrenci, müzik ile bütün yorgunluğunu attığı gibi daha verimli ders çalışır. Müzik ruhumuza en iyi gelen şeydir.

 

Psikolojik araştırma sonuçları ele alındığında, müzik dinleyen insanın müzik dinlemeyen insandan daha üstün olduğu anlaşılır. Müzik dinleyen insan daha sakindir ve olaylar karşısında ne tepki vermesi gerektiğini çok iyi bilmektedir. Fakat müzikle arası olmayan insanlar için böyle bir durum geçerli değildir, onlar her zaman daha agresif ve sinirli olmaktadırlar. Bununla ilgili psikolojik olarak kanıtlanmış daha bir sürü örnek bulunmaktadır.

 

Ruhumuz hareketlerimizi kontrol etmemizi ve dünyaya karşı bakış açısı kurmamızı sağlayan varlığımızdır. Ruhumuzu beslemek ve bizi her zaman daha narin yapmasını istiyorsak, onu müzik ile beslemeliyiz. Ruh halimiz dinlediğimiz müziğe göre değişir. Bunu şu şekilde analiz etmek de mümkündür; Arabesk veya slow bir müzik dinlendiğinde dertsiz insan bile dertlenir fakat hareketli müzik insanı derdi olsa bile neşelendirecektir. Müzik ile ruhun ilişkisi bu şekilde açıklanabilir.

Hangi Enstrümanı Çalmak İsterdiniz? Neden?

Hangi enstrümanı çalmak isterdiniz? Niçin?

Dinlemekten en çok hoşlandığım enstrümanlardan biri olması dolayısıyla ben en çok saz çalmak isterdim. Gerek yanık türküleri, gerek el hareketleriyle sazı her çalabileni her zaman hayranlıkla izlemişimdir. Eline alanın etrafı büyülediği bu enstrüman çalması oldukça kolay bir enstrümandır.

 

Gerek Aşık Veysel’in, gerek Neşet Ertaş’ın elinden düşürmeden harika türküler söylediği bu enstrümanın sesi tarzı uysun uymasın, her kulağa hoş gelir. Kendini saz şairleri olarak adlandırılan ve Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatına damga vuran şairlerin en sevdiği enstrüman olan sazı çalmak ve hatta türküleri okumak isterdim.

 

Kendimde saza uygun beste yapabilecek potansiyeli göremesem de, bestelenmişleri okumayı ve çalarken gerçekten beğenilmeyi çok isterdim. İleride bununla ilgili kurs almayı çok istiyorum. Biraz para biriktirdikten sonra saz alacağım ve gidebildiğim en yakın zamanda bununla ilgili bir kursa başlayacağım.

 

Bana göre saz çalmak çok özel bir yetenek ve kulağı biraz olsun müzikten anlayan herkesin yapabileceği ve kolay adapte olabileceği bir şey. Bu yüzden bu yeteneğim eğer varsa geliştirmek ve saz çalabilmek istiyorum. Umarım bir gün, gerçekten çok iyi saz çalabilir ve ünlü şairlerin besteledikleri türküleri bir de ben yorumlayabilirim.

Felsefi Denemede Bulunması Gereken Özellikler Nelerdir?

Felsefi denemede bulunması gereken özellikler nelerdir?

Bir konu üzerinde yazı yazmak aslında düşüncenin kalıcı bir şeklide ifade edilmesini sağlar. Deneme yazıları da aslında bir düşüncenin çeşitli yollarla ifade edilmesidir. Deneme yazıları genellikle bir düşünceyi özgür bir biçimde sunar ve çeşitli alanlara göre değişiklik gösterir.

 

Felsefi denemeleri diğer deneme yazılarından ayıran belli başlı özellikler vardır. Bu özellikler;

 

  • Felsefi denemeler, sorgulayıcı, tutarlı ve sistemli bir yol izleyerek ileri sürülen görüşler mantıksal olarak desteklenir.
  • Felsefi denemeler edebi denemeler karıştırılmaması gerekir. Çünkü felsefi denemelerde kavramlar farklı anlamlarda kullanılabilir. Ancak bu kavramlar metin içinde açıklanarak mantıksal açıdan ispatı kolaylaşır. Edebi yazılarda ise yazar kelimelerin mecaz anlamlarını kullanabilir ve bunları açıklamak zorunda değildir.
  • Felsefi denemelerde öncelikle ele alınan konun ana problemi açıklanır, bu probleme yönelik çözüm önerileri verilir ve denemenin ne amaçla yazıldığı belirtilir.
  • Denemenin amacı açıklandıktan sonra ana problemin analizi yapılır ve kavramların mantıksal temellendirmelerine yer verilir.
  • Anlatılmak isteten probleme dair daha önce ileri sürülen görüşlerin güçlü ve zayıf yönleri de iyice değerlendirilir.
  • Felsefi denemelerde sonuç bölümünün olması şart değildir. Problemin analizi ve eleştirel değerlendirme yapılarak yaz bitirilebilir.

Felsefi Bir Metni Analiz Etmenin Amacı Nedir?

Felsefi bir metni analiz etmenin amacı nedir?

Felsefi metin analizi, genel olarak metinde geçen öğeleri ayrıştırarak aralarında nasıl bir ilişki olduğunu ortaya koymaya amaçlamaktadır. Anacak yapılacak bu analizlerde izlenecek yol ve yöntemlerin açık bir şekilde ifade edilmesi önemlidir. Analiz aşamasında hani yollardan faydalanılacağı sınırlandırılmaz ve başka yöntemler de kullanılabilir.

 

Felsefi metnin analizi yapılacağı zaman öncelikle metindeki ana problem ve filozofun bu probleme dair temel görüşleri tespit edilmelidir. Ayrıca metinde filozofun kullandığı terimler de ayrı bir öneme sahiptir. Filozofun görüşleri incelenirken kullandığı önerme, argüman ve akıl yürütmeleri de göz önüne alınarak ne derece tutarlılık içerdiğine de bakılır.

 

Felsefi metin analizinde izlenecek olan diğer yol ise metnin dilsel analizinin yapılmasıdır. Bunun için metinde kullanılan kavram ve ifadelerin anlamsal olarak doğru olup olmadıkları ve birbirlerine bağlanıp bağlanamamaları gibi hususlara dikkat edilir.

 

Felsefi metin analizin temel amacı metni doğru anlamak ve doğru yorumlamaktır. Bazı metinler genellikle yazardan bağımsız bir şekilde okuyucunun kendi bakış açısıyla anlamlandırdığı metinler olabilir. Bu durumda yazarın anlatmak istediğini değil farklı bir şekilde anlamakta mümkün olabilir.

 

Felsefi metinler bütüncül bir yapıya sahiptir ve metnin tamamı okunmadan metni oluşturan öğeler sağlıklı bir şekilde değerlendirilemez. Metin içinde birden fazla fikir olabilir ancak aslında tek bir iddiayı ortaya koyulmak istenmiştir. Diğer tüm fikirler bu iddiayı desteklemek için vardır.

 

Ayrıca filozofun yaşadığı dönemin koşulları ve yaşadığı yerinde analizinin yapılması gerekir. Bu şekilde daha detaylı analizler bağlam analizi olarak değerlendirilir.