İlk yardımcı hasta – yaralıda ilk olarak nelere bakar?

İlk yardımcı hasta/yaralıda ilk olarak nelere bakar?

 

İlk yardım yapacak kişi hastanın ya da yaralının acil durumunu göz önüne alarak hareket etmelidir.  Bazı durumlarda 112’yi anında aranamayabilir örneğin bir kişinin kalbi durduğunda veya bir kişi boğulduğunda, yardım çağırmadan önce tedaviye başlanmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nde, acil tıbbi bakıma 112’yi arayarak erişilebilirsiniz. Arayıcı, sevk memuruna kişinin durumunun tam bir tanımını ve yaralanmanın veya hastalığın nasıl geliştiğini açıklamalıdır. Eğer birkaç kişi (ilk yardım bilen) mevcutsa, kısa zaman içinde uyumlu çalışmalıdırlar.

 

Tıbbi yardım çağırılmadan önce, ilk yardımcı şunları sağlamalıdır:

  • Kardiyopulmoner resüsitasyon (CPR)
  • Boğulmayı rahatlatmak için manevralar (örneğin, Heimlich manevrası olarak da adlandırılan abdominal itme hareketi)

 

En acil tedavi sırasının kimde olduğunu belirlemek zor olabilir, çünkü acı çeken biri, nefes alamayan veya komada olan ve bu nedenle de sessiz kalan kazazedeler bulunabilir. Zorlu nefes alma ve masif kanama hayatı tehdit ediyor, ancak ne kadar acı verici olursa olsun, kırık bir el ya da ayak neredeyse her zaman tedaviyi bekleyebilir. Yaralı kişiler tıbbi bilgi iletemedikleri için, kafaları karışmış veya bilinçsiz ya da durumlarının ciddiyeti nedeniyle konuşamayabilirler bu yüzden bilgi başka yollarla elde edilmelidir. Örneğin, boş bir şişe hapın yakınında bilinçsiz bir kişi bulunursa, şişe acil sağlık personeline verilmelidir. Bir kişinin nasıl yaralandığı ve diğer kişilerden, aile üyelerinden veya olay yerindekilerden gelen bilgilerin toplamı, kişinin tedavisi için gerekli olabilir. Bu adımlar atıldıktan sonra, bir battaniye temini ve kişinin sakin ve sıcak tutulması gibi güvence ve basit önlemler rahatlık sağlayabilir.

Herhangi bir kaza anında yapılacak ilk yardım temel uygulamaları nelerdir?

Herhangi bir kaza anında yapılacak ilk yardım temel uygulamaları nelerdir? Açıklayınız.

 

Adım 1: Potansiyel tehlikeleri tanımlayın ve azaltın

Kazaya sebep olan tehlike, kazazedenin yanı sıra yakınlardaki diğer insanlar ve hatta ilk müdahaleyi yapan kişiye karşı da bir tehlike oluşturabilir. Bu nedenle, ilk yardım uygulamasına başlamadan önce bölgenin güvenli olduğundan emin olmanız gerekir.

 

2. Adım: Yardım çağırın

Yardım çağırırsanız sonuçların pozitif olması çok daha olasıdır. Bu, bir kişinin ilk yardım yaparken, diğer bir kişi de trafiği durdurabilir ve acil servisleri arayabilir.

 

3. Adım: Bilinç Kontrolü

Kazazeden ile yüksek sesle ve net bir şekilde konuşarak bilincini kontrol edin. Yanıt alamıyorsanız, omuzlarını hafifçe sarsın ya da kulak memesini sıkın. Şiddetli bir bedensel yaralanma şüphesi varsa, kulak memesi sıkmak (çimdik) en güvenli seçenek olabilir.

 

Eğer hala bir cevap alamıyorsanız, 4. adıma geçin. Eğer birden fazla kazazede ile uğraşıyorsanız, tepkisiz görünenler öncelikli olmalıdır.

 

4. Adım: Kazazedenin hava yolunu kontrol edin

Kazazedenin duyarlı olması halinde, hava yollarının temizlenmesine yardımcı olabilirsiniz, eğer değilse, havayolunun açık olmasını sağlayan bir konuma yerleştirmeniz gerekecektir.

Bunu yapmak için, elinizi alnına yavaşça yerleştirin ve ağızlarını doğal olarak açılması için başını geriye doğru eğin.  Spinal yaralanma şüphesi varsa, başlarını geriye eğmekten kaçının. Bunun yerine, hava yollarını temizlemek için çenesini dikkatlice kaldırmalı ve iki elinizi kullanmalısınız.

 

Adım 5: Kazazedenin nefes aldığını kontrol edin

Hava yolu engellenmediğinde, aşağıdaki yöntemlerden birini kullanarak kazazedenin normal şekilde nefes alıp almadığını kontrol etmeniz gerekir:

  • Kazazedeyi nefes alıp alamayacağınızı görmek için göğüslerini ve ağzını dinleyin.
  • Göğüs normal yükselip yükselmediğini görmek için izleyin
  • Yanağını yapağının ağzının yanına yerleştirerek nefeslerin alındığını hissedin

 

6. Adım: Kazazedenin dolaşımını kontrol edin

Parmaklarınızla veya giysinizle baskı uygulayarak durdurmanız gereken herhangi bir büyük kanamayı tanımlamalısınız. Kanama olan bir uzuv ise, kan akışını azaltmak için kalp seviyesinin üzerine çıkar. Ayrıca, 112’nin çağrıldığından emin olun ve kazazedenin şok geçirmesini önlemek için, kanamanın bittiğini bilerek insanların panik yapmasını sağlayabilirsiniz.

İlk yardım uygulamalarını bilmek niçin önemlidir?

İlk yardım uygulamalarını bilmek niçin önemlidir? Açıklayınız.

 

İlk Yardım bilgisi hem birey olarak hem de toplum için önemlidir. Yardım gelene kadar kaza veya acil durumunda olan yaralanan kişilere yardımcı olmanızı sağlar. İlk Yardım becerileri evde, işyerinde veya halka açık yerlerde uygulanabilir, bu nedenle daha fazla İlkyardım sertifikalı olan insanlar toplumun daha güvenli olan bir alan oluşmasına yardımcı olurlar.

 

İlkyardım sertifikalı olmak sadece bir birey olarak size fayda sağlamakla kalmaz, aynı zamanda ailenize, arkadaşlarınıza, iş arkadaşlarınıza ve hatta bir bütün olan topluma da yarar sağlar. Konuşulması üzücü olsa da kazalar ve acil durumlar tamamen önlenebilir veya kaçınılmaz değildir. İşyerinde, evinizde veya kamusal alanda bir kaza olursa, acil bir duruma çaresiz bir şekilde olanlara şahit olmak, hoş bir durum değildir. Bu nedenle, mümkün olan çok sayıda insan için az Temel İlk Yardım bilgisine sahip olmak çok önemlidir. Böylece birçok kişinin hayatını kurtarmasına vesile olunabilir. En temel haliyle, İlk Yardım, yaralanma veya hastalık için yapılan ilk yardımdır. Temel İlk Yardım bilgisi, sınırlı ekipmanla gerçekleştirilebilecek nispeten basit teknikler ve prosedürlerden oluşur ve genellikle profesyonel tıbbi yardım gelene kadar gerçekleştirilir

 

Pek çok işletmede, İlk Yardım’da eğitimli az sayıda çalışanın olması gerekir ve eğitimin türü ve boyutu, işin özelliklerine bağlıdır. Ancak, yüksek tehlike riskli ortamlarda çalışan herkes, işveren gereksiniminden bağımsız olarak temel İlk Yardım bilgisine sahip olmalıdır. Kazalar her zaman önleyici prosedür ve bakım önlemlerine rağmen gerçekleşecektir. Bu nedenle, doğru şekilde eğitilmiş ve doğru ekipmanla çalışan bireyler, herkes için daha iyi güvenlik sağlamada büyük bir yardımcıdır. Uygun İlk Yardım olmadan, basit bir yaralanma ciddi hale gelebilir ve bazı durumlarda acil tıbbi tedavi olmaması nedeniyle ölümler meydana gelebilir. İlk Yardım sadece daha hızlı iyileşmeyi desteklemez, hayat kurtarmaya yardımcı olur.

Asitli içeceklerin ve fastfood beslenmenin sindirim sistemi üzerindeki etkisini araştırıp sınıfta arkadaşlarınızla tartışınız.

Asitli içeceklerin ve fastfood beslenmenin sindirim sistemi üzerindeki etkisi

Sindirim sistemi, besinlerin ağız yoluyla alınır ardından mideye ve bağırsaklara iletilmesi, atıkların boşaltılması ve yararlı maddelerin geri emilmesi ile süregelen bir süreçtir. Bu süreçte besinlerin oldukça önemli bir yeri vardır. Sindirim sisteminde yer alan tüm organlar, alınan besinden etkilenmektedir. Özellikle asitli besinler ve içecekler büyük önem taşırlar. Bu konuda sağlıklı bir şekilde sistemin işleyişinin devam etmesine engel olurlar. Çünkü sağlıklı beslenme ile sağlıklı bir sistem oluşur. Bu durumda da direk olarak sindirim organları etkilenir. Asitli besinler en çok mide üzerinde etkinlik gösterir. Çünkü mide, yapısı gereği kimyasal parçalanmayı sağlar. Bu durumun gerçekleşmesi için de asit bakımından zengindir. Asitli içecek mide asidini normalden fazla bir şekilde arttırır ve midenin delinmesine kadar geçen bir sürecin yaşanmasına neden olur.

 

Midenin yanı sıra dişlerde asitli içeceklerden olumsuz etkilenmektedir. Bu durum asitin dışında bir de dışarıda sıklıkla tüketilen fastfood tarafından oluşur. Bu gibi hazır gıdalar, içerisinde bulunan yağdan dolayı mide ve bağırsak sistemini olumsuz etkilemektedir. Özellikle de bağırsaklar, yağların emilim noktası olduğundan dolayı en fazla etkilenen sindirim organıdır. Bu sindirim organı, günlük yaşantının dışında çıkıldığında olumsuz etkilenir ve bozulur. İshal dediğimiz durum yaşandığı gibi sıklıkla kabızlık gibi problemlere de neden olmaktadır. Bu yüzden bu gibi alışkanlıkların mümkün oldukça az hayata geçirilmesi kişinin sağlığı açısından önem arz eder.

Aşı ve serum arasındaki farklar nelerdir? Açıklayınız.

Aşı ve serum arasındaki farklar nelerdir? Açıklayınız.

Vücutta mevcut olan herhangi bir hastalık durumunda, tedavi dışarıdan verilen sıvılar ile mümkün olmaktadır. Bu ilaç ya da vücut sıvılarının alternatif tedavi yöntemleri olması, kısa sürede etki etmesi ve bazı durumlarda bizi hastalıklardan koruması da mümkündür. Bunun en güzel örneği aşıdır. Aşı, vücuda verilen bir mikroptur. Bu mikrobu vücut az doz ile tanıyarak savunma sistemini geliştirmektedir. Amacı, vücuda ilerleyen süreçlerde girecek olan bu mikrobun tanınması ve buna savunma geliştirmesi sağlanmaktadır. Sağlıklı bir insanın vücudunda savunma sisteminde sorumlu hücreler bulunmaktadır. Bu hücreler her ne kadar görevlerini yerine getirse de kimi durumlarda sağlığın daha fazla olumsuz etkilenmesini önlemek için aşı uygulaması yapılmaktadır. Bu durum aslında mevcut olan tablonun ağırlaşmasını engellemek adına uygulanır.

 

Serum ise vücut sıvılarının suni şekilde dışarıdan verilmesidir. Bu sıvılar direk olarak damar içerisine verilmektedir. Herhangi bir nedenle sıvı kaybının oluşması( ishal, kusma vb.)   durumunda sıvı kaybından şok girme durumu bulunmaktadır. Bu durum hipovolemik şoktur. Engellenmediği takdirde ölümle sonuçlanmaktadır. İşte bu gibi durumların yaşanmaması ve vücudun sıvı elektrolit dengesinin korunması amacı ile gerektiği durumlarda serum takılması gerekmektedir. Serum içerisinde yer alan içerikler, vücudumuz tarafından yabancı bir madde olarak karşılanmaz. Keza bize oldukça faydalı bir sürecin olmasını sağlar. Tedavi edici özelliğinin yanı sıra, dengenin korunması açısından önem arz eder.

Bağışıklık sistemini güçlendirmek için neler yapılabileceğini araştırınız.

Bağışıklık sistemini güçlendirmek için neler yapılabilir?

Vücudumuzda hastalık söz konusu olduğu durumlarda, bu hastalık ile savaşan sistem bağışıklık sistemidir. Bağışıklık sistemi, lenfositlerden oluşur ve bu lenfositler vücuda herhangi bir şekilde giren mikropların uzaklaştırılması adına savaşır. Bu süreçte mikropların uzaklaştırılması ve sağlığımıza kavuşmamız arasında bir süre bulunmaktadır. Vücudun farklı yanıtları oluşur ve bu yanıtlar genellikle ateş şeklinde gözlenir. Dudakta uçuk çıkması gibi birçok fizyolojik belirtileri de gözlenmektedir. Bu gibi durumlarda bağışıklık sistemimiz, bir şeyler ile mücadele etmeye çalıştığını anlayabiliriz. İşte bu durumda sistemin güçlü olması hastalık süresinin de az olmasına olanak sağlamaktadır.

 

Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi, çeşitli şekillerde mümkün olmaktadır. Bu durumlar, antioksidan açıdan zengin beslenmek gibi beslenme alışkanlıklarından ileri gelmektedir. Vücudun savunma sistemi olan lenfositler, sağlığın korunması için başarılı bir şekilde mücadele etmektedir. Beden sağlığına dikkat etmekte bağışıklık sisteminin etkilenmesini sağlamaktadır. En etkin yöntem her ne kadar beslenme olsa da sağlığın korunması açısından da büyük farklılıklar gözlenir. Sağlıklı bir insanın tedavi süreci direk olarak bağışıklık sistemi ile bağlantılı bir şekilde değişim göstermektedir. Hastalıklardan korunmak için de doğrudan bağışıklık sisteminin yapılanması sağlanmalıdır.

Çocuklardaki kemik kırıkları yetişkinlerdekine göre neden daha çabuk iyileşir?

Çocuklardaki kemik kırıkları yetişkinlerdekine göre neden daha çabuk iyileşir?

Vücutta fiziksel aktivitenin artış gösterdiği hatta en yükse olduğu dönemlerden biri de çocukluk evresidir. Bu evrede metabolizma hızı oldukça yüksektir. Bu durumda sağlıklı bir birey yetiştirmek için çocukluk dönemine özen gösterilmesi gerekir. Çocukluk döneminde hastalıkların kısa sürede iyileşmesi ve tedaviye verilen yanıtın hızlı olmasının sebebi de sürekli olarak yeni hücrelerin yeni yapıların oluşum göstermesidir. Gelişme evresi bu süreçte oldukça kıymetlidir. Gelişme sürecinde yaşanan bir travma ya da hastalık ilerleyen yaşlara göre daha güç bir şekilde atlatılmaktadır.

 

Kemik gelişimi konusunda da aynı durum geçerlidir. Kemikler, yapı itibari ile sağlamdır. Ancak çocukluk döneminde yaramazlık vs gibi durumlarda kırıklar mutlaka olacaktır. Bu durum direk olarak fiziksel aktivite ile bağlantılıdır. Hareketli çocuklar özellikle sürekli olarak kırık ya da çıkık gibi problemler yaşamaktadır. Ancak çocukların gelişme evrelerinde metabolizma genç olduğundan dolayı iyileşme ve yenilenme süresi de bununla bağlantılı olarak hızı gerçekleşir. Keza yaşlı insanlara bakıldığında kemik ve hücre yapısının gelişmesine olanak olmadığından dolayı, kemiklerde ve kaslarda mevcut olan zedelenmeler çok geç iyileşmektedir. Hatta bazı durumlarda iyileşme gözlenmeyebilir ve kemik yanlış bölgeye kaynayabilir. Bu yüzden çocukların tedavi süreçleri her zaman gençler ve yaşlılardan kısa sürmektedir. Bu sadece kemik değil basit bir grip hastalığında da bu şekilde devam eder.

Dolaşım sisteminin sağlığı için nelere dikkat etmeliyiz? 

Dolaşım sisteminin sağlığı için nelere dikkat etmeliyiz?  Açıklayınız.

Dolaşım sistemi vücutta en başta dikkat edilmesi gereken sistemlerdendir. Dolaşımın sağlanması durumunda kişi yaşıyor ya da canlı kabul edilir. Bu sistem kalp ve damarlardan meydana gelir. Kalpten pompalanan kan, tüm dokular için bir oksijen taşıyıcısı olarak görev yapar. Kanın içerisinde bulunan içerikler, dokularda değiş tokuşa uğrar ve kişinin baştan ayağa tüm dokuları oksijenden zengin şekilde kan ile beslenir. Kanın akışının hızının değişmesi ya da damar sisteminin hasarı dolaşımı olumsuz şekilde etkilemektedir. Keza kalpte yer alan bir anormallikte dolaşım sisteminin çalışmasını direk olarak etkileyecektir. Dolaşım sisteminin korunması ve bu sistemin işleyişinin bozulmaması için:

 

– Beslenme düzenine dikkat edilerek trans yağlardan uzaklaşmak gerekmektedir.
– Günde en az yarım saat düzenli spor yapılması gerekmektedir.
– Solunum sisteminin herhangi bir probleminin yaşanması durumunda, dolaşım sisteminin de etkileneceği unutulmamalıdır.
– Giyilen kıyafetlerin darlığı, çorapların bileği sıkması gibi durumlar damar sistemine etki ederek dolaşımı olumsuz anlamda etkilemektedir.
– Sürekli olarak ayakta kalmak ya da sürekli ayağın aşağıda kalması (sarkık vaziyette) aynı şekilde damar yapısının deforme olmasına neden olmaktadır.

 

Bu etmenlerin hayatımızdan çıkarılması, sağlığın korunması ve bu sağlığın iyileşmesini sağlamaktadır. Sağlıklı bir dolaşım sistemi, sağlıklı bir insan anlamına gelmektedir. Bu yüzden yukarıda belirtilen tüm adımların uygulanması dolaşım sistemini olumlu etkileyecektir.

Fil hastalığı nasıl bir hastalıktır? Hastalığın nedenlerini ve tedavi sürecini araştırınız.

Fil hastalığı nasıl bir hastalıktır? Hastalığın nedenlerini ve tedavi sürecini araştırınız.

Dolaşım sistemi, vücut için hayati önem taşımaktadır. Bu sistemin sadece kan ve damarlardan değil aynı zamanda lenf dolaşımından da meydana geldiği bilinmektedir. Lenf dolaşımı da vücutta tıpkı kan dolaşımı gibi gerçekleşir ve kan ile taşınmayan birçok materyalin lenf sistemi ile taşındığı bilinmektedir. Dolaşımın bozulması olarak bilinen bu durum, lenf kanallarının tıkanması gibi durumlar neticesinde lenfödem gelişir. Bu ödem durumu el ve ayak bileği, bacak gibi çeşitli bölgelerde kontrolsüz şişmeler şeklinde gözlenir. Sistemin bu şekilde büyük şişlikler oluşturması, fil hastalığı adı verilen hastalığın oluşmasına neden olmaktadır. Fil hastalığında vücutta meydana gelen değişim sadece şişlikten ibaret değildir. Deri renginden de bir takım değişiklikler gözlenir ve cilt rengi giderek koyulaşır.

 

Fil hastalığına sebep olan durum, sinek larvalarının lenf sisteminde yerleşim göstermesinden kaynaklıdır. Bu durumda yapılması gereken şey, içilen sulara kullanılan besinlere dikkat edilmesidir. Kişisel hijyenin de yeterli derecede gerçekleşmesi halinde, durum iyiden iyiye gelişim gösterecektir. Bunun yanı sıra bu bölgelerin düzenli ve ritmik hareketleri de oldukça önemlidir. Bundan dolayı fizyoterapi de fil hastalığında bir tedavi yöntemidir. Tedavi sonrasında antibiyotik verilerek parazitlerin uzaklaştırılması sağlanır. Parazit tedavisinin ardından kişiye uygun olan tedavi prosedürü devam eder. Düzenli kontroller de bu süreçte oldukça büyük önem taşır.

Kas sisteminin görevlerini açıklayınız.

Kas sisteminin görevlerini açıklayınız.

Vücutta yer alan birçok sistem, kişilerin hayatlarını kolaylaştırmak amacı ile uygun kullanılmaktadır. Kaslar, kemikler ve bunların birbiri ile çalışması halinde vücutta birçok sistemin hareketi gerçekleşmektedir. Kaslar: düz, çizgili ve kalp kası olmak üzere 3 sınıfa ayrılır. Düz kaslar genellikle iç organlar bulunur ve bu organların istemsiz çalışması ile organların hareketi gerçekleşmektedir. Mide ve bağırsak gibi birçok organın bu ritmik hareketleri düz kasların sorumluluğunda olmaktadır. Sindirim solunum gibi birçok sistemde de yer almaktadır.

Çizgili kaslar ise iskelet kasları olarak bilinmekte ve bu kaslar kemikler ile koordineli çalışarak hareket etmeyi sağlamaktadır. Kasların ve kemiklerin birbiriyle çalışması mümkün olması bu kas kitlesine istemli hareket yaptırmayı sağlamaktadır. Çizgili kasların kontrolü bizim elimizdedir. Bu yüzden de normalden fazla yorulurlar. Düzenli bir hareketi yoktur. Yorulduğunda dinlendirmemiz gerekmektedir. Az ya da çok hareket etmektedir. Ancak düz kaslarda bu durum standart şekilde gerçekleşir. Bu yüzden de düz kaslar dinlenmez.

 

Kalp kası ise çizgili kas gibi görünür ancak düz kas özelliği taşır. Kalp üzerine özgü bir yapıdır ve ömür boyunca yorulmak bilmeden çalışır. Kalbin kasının yorulması ölüm anlamına gelir. Görüldüğü gibi birçok sistem ve organın işlevinin yerine getirilmesini sağlamakta olan kas sistemleri, vücutta organize bir şekilde çalışmaktadır.