Bir insanın kendi mülkiyeti üzerinde tasarruf hakkı var mıdır?

Bir insanın kendi mülkiyeti üzerinde tasarruf hakkı var mıdır? Değerlendiriniz

Bir insanın kendi mülkiyeti üzerinde tasarruf hakkı vardır.  Mülkiyet dediğimiz şey mübah sayılan birşeyi elinde bulundurmak ve bu mübah olan şey hakkında sadece tek başına sahibi olma kudretidir. Sahip olunan şey demektir. Bahsi geçen mübah şey mal olabilir,geçit hakkı olabilir, eşya olabilir, hayvan olabilir, fayda olabilir  vs. Bunlar üzerinde dileği şekilde kendi istediği doğrultusunda değiştirme herhangi bir uygulama yapabilir ama bunu yaparken başkalarının hakkına tecavüz konusuysa bu gibi arizi durumlar için özel hükümler bulunmaktadır. Örneğin tarlalar arası geçen yol gibi suya ulaşamamak gibi.

 

Hak mülkiyet sahibine ihtisasdır. Mülkiyet hakkını edinmek İslam dini gelmeden önce İslam’dan farklı şekillerde meydana geliyordu. Bizim dinimiz ya bu uygulamaları kaldırmış ya da değişiklere gitmiştir. Bunlardan örnek vermek gerekirse Himâ, cahiliye döneminde toplumun önde gelen zengin zümresine ait olanlar hayvanlarını otlatabilmek için bir yer seçip bu yerde köpek havlamasının ulaştığı yere kadar mülkiyet ilan ederlerdi fakat peygamber efendimiz bu uygulamayı kaldırıp böyle birşeyin olamayacağını söylemiştir.

Bir işveren işçisine nasıl davranmalıdır?

Size göre bir işveren işçisine nasıl davranmalıdır?

Benim düşünceme göre ahlaklı bir işveren çalıştırdığı işçisine adaletli davranmalıdır. Ne hakkını yedirmeli ne de hiçbir işçisinin hakkına girmelidir. Ortada bir emek söz konusu olduğundan işçinin hakkettiği hakları neyse verilmeli ve sağlanmalıdır. Yasal olmayan yollarla yapılan hileler köle gibi çalıştırılan işçilerin emeklerini sömüren işverenlerin elde ettikleri kazanç helal olmamaktadır. Bazı işverenler işçilerini tabiri caizse köle gibi görmektedirler. Bu durum onların emeklerini sonuna kadar sömürmelerine yasal olan tatil haklarını, iş güvenlik haklarını vs. birçok haklarını gözardı etmelerine yol açıyor ya da sunduğu hakları işveren kendi ihsanıymış gibi davranabiliyor. Paraya ihtiyacı olan işçi işten çıkartılırım diyerek bu durumlara katlanmak zorunda kalabiliyor. Oysa dinimizin bize emrettiği şey işçinin hakkını gözetmek ve alın teri kurumadan emeğinin karşılığının verilmesidir.

 

Aynı şekilde bu işçi içinde geçerlidir. İki tarafta birbirine karşı olan sorumluluklarını yerine getirmelidir ki hem işveren hemde işçi hakkını alabilsin. İşçi işverenin ona verdiği parayı haketmeli  görevini yerine getirmelidir. Zamanında başlamalı, zamanında bitirmeli yaptığı işi baştan savmamalı işverenini kandırma yoluna gitmemelidir. Hakları gasp edilmeyen toplumlarda huzur ve refah meydana gelir. İşci de işveren de görevlerini bilmiş ve ona göre davranmış olur.

Biri size “Hakkımı helal ediyorum.” dese neler hissedersiniz?

Üzerinizde en çok emeği olan biri size “Hakkımı helal ediyorum.” dese neler hissedersiniz?

Üzerimde çok emeği olan biri bana “Hakkımı helal ediyorum.”dese çok mutlu olurum çünkü hayatım boyunca bu hayatta  bana destek olmuş , emek vermiş kişiyi memnun etmek en çok istediğim şeylerden biri olur. O kişinin benden razı olduğu bilmek onun iyilikleri karşılığında nankörlük etmediğimi onun gönlünü kırmadığımı anlamamı sağlar. Bu bana kuş tüyünden yapılmış yastıktan daha rahat bir vicdanla her gece uyuyabilmemi sağlar çünkü Rahman suresi 60.ayetteki geçen emri yerine getirmiş olmanın huzurunu yaşarım. Bu ayette şöyle geçer “iyiliğin karşılığı, iyilikten başka bir şey olabilir mi”. Mü’min için iyilik gördüğün bir kişi için üçüncü seçenek yoktur.

 

Hayatımda en çok emeği olan kişi aslında şuanda benim olduğum kişinin oluşmasına karakterim oluşmasına etkisi en çok olan kişidir. Eğer “Hakkımı helal ediyorum.”derse o zaman benim ona vefalı davrandığımı anlarım. Peki ne demektir vefa? Sevgide bağlılık göstermek demektir. Gelen iyiliği çokca bilen kişiye vefakar denir. Vefa müslüman sıfatıdır yani müslümanım diyen bir insan vefa duygusunu herzaman taşımalıdır çünkü kula karşı vefa gösteremeyen bir kul yaratıcısına karşı asla iyilik bilir, şükür sahibi olamaz. Vefa sebat olmayı gerektiren bir duygudur.  Vefası olmayan bir insan kendisine olan güveni kaybettirir. Herkesin bildiği üzere “Ahde vefa imandandır.” Hadis-i Şerifi vardır. Bu hadis yorum yapan bazı alimler şöyle der ahde vefası olmayan bir insan abde yani kula da vefası olması tamamen yapan olur yukarıda da anlatığım gibi bu iki etken birbiriyle bağlantılır. Kalu beladaki ahdinden tutunda birçok ahdine vefa gösterebilen müslüman abde de vefalı olmalı başarabilecektir.

Arkadaşınız elin genişleyince ödersin dese neler hissedersiniz?

Çok darda kaldığınız bir zamanda bir arkadaşınız size borç verse ve “Elin genişleyince ödersin.” dese neler hissedersiniz?

Paraya çok sıkıştığımda arkadaşımdan borç istesem ve o da bana “Elin genişleyince ödersin.” Dese çok mutlu olurum çünkü iyi günümde yanımda olan arkadaşım demek ki kötü günüm olduğunda yanımda kalmaya devam edeceğini görürüm. Arkadaşıma olan güvenim artar bir menfaat ilişkisi olmadığını anlarım. Arkadaşımın bana olan vefa duygusunu görmek benim ona minettar olmamamla sonuçlanır. Zor zamanlarımda arkadaşımın yanımda olması bana huzur verir ve darlık anımda ferahlamamı  sağlar.

 

Arkadaşımın bu davranışı aklıma Kuran-ı Kerim’de çokça geçen ve tavsiye edilen bir ibadeti  hatırlatır. Bu ibadetin adı karz-ı hasendir. Kelime anlamı en güzel borç anlamına gelmektedir buradan da anlaşılacağı üzere karz-ı hasen sıkışık durumda olan borçluya borç vermek demektir. Borç veren borç isteyen kişiye borcunu imkanı olunca geri verir ancak borç verdi diye borç alan kişiden bir karşılık bir minnettarlık beklemez çünkü borç alanı sıkıştırmaz. Borç veren kişi mecazen borcu aslında Rabbine verdiğini ve onun en büyük ecrini de O’ndan beklesi gerektiğini bilir, bilmesi gerekir ve buna uygun davranmalıdır.

İslam dininde yardımlaşmayla ilgili hangi ibadetleri biliyorsunuz?

İslam dininde yardımlaşmayla ilgili hangi ibadetler vardır?

İslam dininde yardımlaşmayla ilgili zekat, fitre, kurban, sadaka başlıca ibadetlerdendir fakat bunun dışında insanların Allah rızasını gözeterek yardımlaşmayla ilgili yaptığı her fiil ibadet hükmündedir. Allah bunlardan bazılarını farz ibadet olarak kılarken bazılarını vacip bazılarını da sünnet olarak kılmıştır. Bunların dışında olan akıla gelebilecek her ibadet Allah’ın hoşuna giden yapılmasını istediği ibadetlerdir.

 

Örneğin Allahu tealanın yapmamızı istediği infak, karz-ı hasen gibi. İnfak dediğimiz ibadet ilk olarak kendi çevremizden başlayarak bazen ihtiyaç gözetilmeksizin zengin fakir demeden az veya çok farketmeksizin gücü neye yetiyorsa yapılabilin bir yardımlaşma ibadetidir. Zekat ibadeti belirli oranda ve belirli bir mal birikimi olan müminlere farz iken infak Kuran’ ı Kerimde zekattan daha fazla geçmektedir çünkü bütün müslümanlara tavsiye edilmektedir. Peki infak ve sadakanın farkı nedir diye sorulduğunda cevap infak yakın çevreye iken sadaka muhtaç durumda ilişkiniz olmadığı kişilere de yardım amaçlı yapılan bir ibadettir.

 

Bu ibadetlerin karşılığında minnet istemek bir karşılık beklemek hatadır bu iyilik etmek, ibadet etmek olmaz tefecilik olur. Karz-ı hasen zor durumda sıkışmış olan birisine borç vermektir. Kuran-ı Kerim’de karz-ı hasenin ecrini Allahu tealanın fazla fazla karşılığının verileceği yazar. Yine aynı şekilde hasta ziyareti de tavsiye edilir. Kutsi hadislerde de geçtiği gibi bir hastayı ziyaret eden tabiri caizse O’nu ziyaret etmiş gibidir. “hasta ziya­retini kendini ziyaret, aç bir kimseyi doyurmayı kendini doyurmak” olarak ifade buyurmuştur. (Müslim, “Bin”, 43)

Helal kazancın niçin önemli olduğunu değerlendiriniz.

Helal kazancın neden önemli olduğunu değerlendiriniz.

İnsanoğlunun sırat-ı müstakim üzere olabilmesi için helal dairesinden çıkmaması gerekir.  Helal dairesinin başta gelen unsurlardan biri de helal kazançtır. Helal kazanç bir müslüman için hem dünya hem de ahirette saadetini sağlayan yegane şeydir. Boğazından haram geçmemesine dikkat eden bir insan demektir ki hiçkimsenin hakkına girmemiş ve ahını almamıştır. Helal kazanç  Allah’ın razı olduğu şeyleri razı olduğu şekilde yemek demektir.

 

Allah’ın emretiği şekilde kazanç sağlamak yüce yaratıcının verdiği nimetlere karşı yapılan en güzel şükür şeklidir.  Hadis-i Şerifte de belirtildiği gibi “En faziletli amel helal kazançtır.”Münavi, Feyzul-Kadir, 2/26 Dürüst ticaret müslümanların en büyük imtihanlarından biridir. Helal kazanç insanlar arasındaki adaletli kazanç sistemi oluşturacağından huzurlu bir toplum ve huzurlu bireyler meydana getirir. Aynı şekilde “Siz ne yerseniz osunuzdur.” Sözünden ilhamla yediğiniz haram lokmalar sizi ve yedirdiğiniz ailenizin hasletlerinin bozulmasına yol açar. İnsanın gönül iklimini kazancı etkiler. Bu da amellerimizinden alacağımız manevi lezzete kadar herşeyde vuku bulur. Bu kötülüklere batmış dünyada helali aramak ve buna önem vermek çocuğuna helal rızıktan gayrısını vermemeye dikkat eden Allah yolunda cihat ediyor gibidir çünkü tabiri caizse rüzgarla bile faize bulaşabilen günümüz modern insanı için çok dikkat gerektiren bir husustur. Şair İsmet Özel Türkiye’deki kadınların eşlerinden ya da oğullarından daha çok para kazandıklarını değil helal para getirip getirmediklerini sormaya başladığında birçok şeyin değişeceğini söyler.

Kul Hakkı Yemenin Ne Demek Olduğunu Yakın Çevrenizden 5 Kişiye Sorunuz.

Kul Hakkı Yemenin Ne Demek Olduğunu Yakın Çevrenizden 5 Kişiye Sorunuz. Aldığınız Cevapları Not Ediniz.

 

Kul hakkı yemek ile ilgili aldığım 5 cevap şu şekilde;

 

  1. Kişi: Allah kul hakkını bağışlamayı hakkı yenen kişilerin kendi iradesine bırakmıştır. Kul hakkını yiyen kişi helallik almadığı sürece bu günahtan kurtulamayacaktır. Ahrette hesaplaşırken hakkı yenen kişi hakkını yiyen kişinin sevaplarını isteyecekmiş ancak sevabı yok ise hakkını yediği kişinin günahları sırtına bindirilecekmiş. Bu nedenle ölmeden önce hakkına girdiğimiz kullar ile hesaplaşmak gerekmektedir.
  2. Kişi: Allah’ın karşısına kul hakkı ile gitmemek gerekmektedir. eğer hakkını yediğimiz kişi bize hakkını helal etmez ise cennete giremeyecekmişiz. Bu sebepten dolayı kul hakkı yememeye çok dikkat ediyorum. Ancak yinede bilmeden kul hakkına giriyor olabiliriz. Çünkü dinimizde bakışın bile bir hakkı bulunmaktadır.
  3. Kişi: Dinimizde kul hakkı oldukça önemlidir. Her kim diyorsa ben hiç kul hakkı yemedim der ise yalan söylüyor olabilir. İnsanların ardından onları eleştirmek bile kul hakkına girmektedir. Bu kadar ince nüanslara sahip olan kul hakkı konusunda ahrette çok çetin sınavlar bizi bekliyor olacaktır.
  4. Kişi: Kul hakkı yemek büyük günahtır. Eğer hakkına girdiğimiz kul bizden sonra ölür ise Allah bize cenneti bahşetmiş bile olsa hakkını yediğimiz kişi ile helalleşmeden cennet kapısından giremeyecekmişiz.
  5. Kişi: yüce Allah her günah için bağışlayıcı olacağını kullarına bildirmiştir. Ancak kulların birbirleri arasında olan hakları konusunu kullarının kendine bırakmıştır. Yani kul hakkı konusunda helalleşme iki kulun arasında olacakmış. Ahrette hesaplar çok çetin olacağından dolayı her kul birbiri üzerindeki hakkını tek tek isteyecekmiş.

Üretim Tüketim İlişkilerinde Ahlaki İlkeler Gözetilmezse Ne Tür Olumsuz Sonuçlar Doğar?

Üretim – Tüketim İlişkilerinde Ahlaki İlkeler Gözetilmezse Sizce Ne Tür Olumsuz Sonuçlar Doğar?

İslam dini üretim konusunda, satışlar yapılırken tartıda ve ölçüde hile yapılmamasını emretmektedir. Kuran- ı Kerim’de ticarette hile ve aldatmamacadan uzak durulması gerektiğini sert bir şekilde dile getirmektedir.  Ahlaki değerlerimize göre başkalarını aldatmak ve kandırmak çok kötü bir davranıştır. Bu nedenle ticarette ahlaki değerleri ön planda tutmak çok önemlidir.

 

Tüketim konusu ise; günümüzde insanlar bencillikleri nedeni ile pek çok tüketim maddesini israf etmektedir. Ancak İslam dini israf etmeyi kesinlikle yasaklamaktadır. Ayrıca bazı insanlar ucuz malları ihtiyaçları olmadan fazlaca satın alarak stoklamaktadır. Fiyatlar yükseldiğinde ise tekrar bu ürünleri piyasaya çıkarmaktadırlar. Buda insanları kandırmak demektir ve ahlaki değerlerden uzaklaşmanızı sağlamaktadır.

 

Üretim ve tüketim doğrudan ilişkisi olan kavramlardandır. Ahlaki değerlere göre üretim – tüketim yapmak samimiyeti, dürüstlüğü, adil olmayı, doğruluğu ve insaflı olmayı gerektirmektedir. Yalan, hile, dolandırıcılık, çalmak gibi ahlaki değerlerin çiğnenmesi toplumu da etkilemektedir. Bu değerlerin çiğnenmesi gasp, sömürü ve dolandırıcılıkları meydana getirdiğinden dolayı toplumun huzurunu kaçırmaktadır.

 

Müslümanlara her konuda örnek olmak emredildiği için alım, satım konularında da örnek olmak gerekmektedir. Malını tüm yönleri ile doğruca anlatarak alıcısına ulaştıran üretici piyasaya güven verir ve işlerinde büyüme olur ancak işine hile hurda karıştıran üretici ise müşteri kaybeder ve tüketici tarafından tercih edilmez. Tüketim ise yine İslam’da en hassas noktalardan olduğu için boşu boşuna alım yapmaktan kaçınmalı ve hem paranızı hem de aldığınız ürünleri israftan kaçınmalısınız.

İslam Ekonomisi Deyince Ne Anlıyorsunuz?

İslam Ekonomisi Diyince Ne Anlıyorsunuz? Düşüncelerinizi Arkadaşlarınızla Paylaşınız.

İslam ekonomisi helal, haram kavramlarına dayanmaktadır. Kuran- ı Kerim’de ekonomik değerler konusunda kullara bilgiler verilmektedir. ‘Ölçü ve tartıda doğru olun’ El-Enam suresi 152. Ayette ölçüm ve tartıda Müslümanlardan doğru olmaları istenilmektedir. Kuran’da yine Araf, İsra, Şuara surelerinde de yüce Allah kullarına ölçü ve tartıda dürüst olup çalıp çırpmamayı emretmektedir.

 

İslam’da mal takası için Araf suresinde ‘ Mallarınızın değerini azaltmayın’ uyarısı yapılmaktadır. Özellikle günümüzde takas yöntemi pek uygulanmasa da insanlar satılan malları hem almak istemekteler hem de bir takım fiyat düşürücü söylemlerde bulunarak bu ürünleri satın almaya çabalamaktadır. Oysa bilseler ki Allah onlara satılan malı kötülemeden değerini azaltmadan almayı emretmektedir. Alışveriş konusu İslam’da en hassas konulardan bir olarak değerlendirilmektedir.

 

Kuran-ı Kerim’de yine kulların sıkça uyarıldığı konulardan biri de faiz, tefecilik ve hak edilmeden kazanılan paralar gelmektedir. Kuran’da pek çok ayet ile kullar faiz konusunda sert bir şekilde uyarılmaktadır. Hak edilmeden dilenerek kazanç sağlayanlar ise kıyamet günü utanç içinde olacaktır.

 

İslam ekonomisinde bir diğer uyarılan nokta ise israftır. Allah tüm yarattığı nimetleri kulları için yaratmıştır. Ancak her şey kulların diye de israf etmemek gerekmektedir. Araf suresinde ‘ Ey Âdemoğulları! İbadet vakti güzel elbiselerinizi giyin, yiyin, için fakat israf etmeyin Çünkü Allah israf edenleri sevmez’ denilmektedir. Ayetten de anlaşıldığı gibi yüce Allah nimetlerin israf edilmemesi konusunda kullarını uyarmaktadır.

İslam Ahlakı Deyince Ne Anlıyorsunuz?

İslam Ahlakı Diyince Ne Anlıyorsunuz? Fikirlerinizi Defterinize Yazınız.

Allah kullarını yaratırken akıl vermiştir. Bu akıl ile kullarının iyi, kötü, doğru ve yanlışı ayırt etmek istemektedir. Doğru ve Allah’ın rızasını kazanacak davranışta bulunan kullara cennet vaat edilmektedir. Ayrıca Dünya üzerinde yaratılmış olan tüm dinler ahlak üzerine kurulmuştur. Allah insanlara dinleri öğretmeleri için pek çok peygamberler göndermiştir. Bu peygamberler iyi güzel ve doğru olanı yayınlaştırarak kötü olan davranışlardan uzak kalınmasını öğretmeye çalışmışlardır. Dinin temelinde var olan ahlak kesinlikte din ile bir bütündür. İslam dini güzel ahlak temeli üzerine kurulu bir dindir.

 

İslam ahlakı deyince akla ilk olarak dinin emrettiği gibi yaşamak gelmektedir. Ayrıca peygamberimizin yaşayış tarzını kendine örnek edinerek yaşamak olarak değerlendirilebilir. Müslümanlar toplumda ahlakları ile örnek teşkil edecek olan kişilerdir.

 

İslam ahlakı denildiğinde doğruluk ve dürüstlük, gıybet etmeyen din kardeşini kollayan, yardımlaşan, zinadan uzak duran ve emredilen gibi yaşayan ve ibadetlerinin tamamını yerine getirmek haram ve helal de oldukça hassas olmak gelmektedir. Bir Müslüman’ı ahlaklı yaşamaya yönelten duygu içindeki iman duygudur. Güzel ahlak da bu nedenle bir beklenti yâda çıkar karşılığı kulların yapabileceği bir davranış değildir. İrade ve sabır gerektiren konular ile ahlakınız sınanabilir. Ancak İslam ahlakı kesinlikle nefse hükmederek Allah rızasını kazanmaya dayanmaktadır. İslam ahlakını tüm hayatına uygulayan bir Müslüman bazı basit dünyevi zevklerden uzak kalmış olsa da cennetin kapılarını aralayacağını kesinlikle aklından çıkarmamalıdır.