Yaşadığınız bir soruna ilişkin dilekçe yazınız.

Yaşadığınız bir soruna ilişkin dilekçe yazınız.

 

Herhangi bir isteği ya da şikayeti bildirmek ya da bir konu ile ilgili bilgi vermek amacı ile resmî ya da özel kurum ve kuruluşlara, veya gerçek ve tüzel kişilere yazılan başvuru yazısı dilekçe olarak adlandırılmaktadır. Türk vatandaşı olan herkes, resmî kuruluşlara dilekçe verme hakkına sahip olup aynı zamanda bu hak anayasa teminatı altında bulunmaktadır.

 

Dilekçe yazılırken uyulması gereken belli başlı kurallar vardır. Bunlar:

 

1) Dilekçe ile kullanılan kâğıt beyaz ve temiz bir A4 kağıdı olmalıdır.

2) Söz konusu istek ya da problem hangi kurum ile ilgiliyse o kuruma hitap edilerek dilekçeye başlanmalıdır.

3) Dilekçede yer ve tarih muhakkak belirtilmelidir.

4) Son derece ciddi ve resmi bir üslup kullanmaya dikkat edilmelidir.

5) Dilekçe yazarken hiyerarşik düzen mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır.

6) İmla ve noktalama kurallarına dikkat edilmelidir.

 

Çevre sorunu ile ilgili bir dilekçe örneği:

 

Sayın Belediye Başkanımız …………….’ya

 

Mahallemiz için gereken temizlik görevi, ilgili personeller tarafından tam anlamı ile yerine getirilmemektedir. Yine çöp kutusu gibi araçların temizliği görevliler tarafından ihmal edilmektedir. Tüm bunlardan ötürü çevremiz oldukça kirli görünmekte ve kötü kokular yayılmaktadır. Vatandaşları sağlığı ve çevremizin düzeni açısından temizlik açısından yetkili personellerin görevlerini layıkıyla yerine getirmeleri gerekmektedir. Bu konu ile ilgili gerekli önlemlerin alınmasını talep ediyoruz. Gereğinin yapılmasını arz ederim.

 

Tarih:

Adres:                                           Adı Soyadı:

İmza:

Doktorların karşılaştıkları sorunlar neler olabilir?

Doktorların karşılaştıkları sorunlar neler olabilir? Anlatınız.

 

Doktorlar, tıp alanında topluma hizmet sunmakta olan ve gerekli sağlık hizmetlerinin gerçekleşmesi için uzman olarak görev yapmakta olan kişilerdir. Özel olarak almış oldukları tıp eğitiminden sonra doktor unvanı alıp görevlerine başlarlar ve bu andan itibaren de sağlık hizmetlerinin en güvenli şekilde yürümesini sağlamak adına sorumluluk alırlar. Tüm bunlarla birlikte, doktorların bu anlamda sorumluluk üstlenmiş olmaları meslekleri adına birtakım problemlerin yaşanmasına da yol açabilmektedir. Bu nedenle de doktorların yaşamları azımsanmayacak kadar zordur.

 

Meslekleri gereğince doktorların, insanlar ile yakın ilişki içerisinde olması kaçınılmaz bir durumdur. Sosyal yönden değerlendirildiğinde herkes tarafından doktorlar ile hastası arasındaki mahrem ilişki ve bunun korunması gerektiği bilinen bir durumdur.

 

Doktorlar pek çok anlamda meslek yaşamları boyunca birçok sorun ve zorlukla karşı karşıya kalmaktadırlar. Özelikle günümüzde çok sık duyduğumuz gibi yaşamış oldukları en ciddi sorunlardan bir tanesi de hasta yakınlarından şiddet görüyor olmalarıdır. Bunun yanı sıra doktorlar, sağlıksız koşullar içerisinde çalışmak mecburiyeti içerisinde kalabilirler. Ayrıca uzun mesailer harcamak zorunda kalıp yorgun düşebilmektedirler.

 

Tüm bu saymış olduklarımız, doktorların yaşamış oldukları en temel sorunlar arasında yer almaktadır. Ancak bunlar haricinde elbette branşlarına da yönelik olarak farklı mesleki problemleri söz konusu olabilmektedir. Yalnızca doktorların değil aynı zamanda diğer tüm meslek gruplarının da kendine özgü sorunları ve zorlukları mevcuttur.

Sağlıklı yaşamak için neler yapıyorsunuz?

Sağlıklı bir yaşam için en önemli kriterlerinden bir tanesi düzenli ve dengeli bir beslenme alışkanlığına sahip olmak ve ben buna elimden geldiğince dikkat etmeye çalışıyorum. Bu konuda, sabah öğle ve aksam yemeklerimi aksatmamaya özen gösteriyorum. Abur cubur besinleri tüketmemeye dikkat edip sağlıklı ev yiyeceklerini yiyorum. Özellikle kola ve cips gibi sağlık için çok zararlı olan yiyecek ve içeceklerden uzak duruyorum. Kemik sağlığımı güçlendirmek için her gün düzenli olarak süt ve yoğurt tüketiyorum.

 

Bulunduğum ortamların temiz olmasına elimden geldiğimce dikkat ediyorum ve bu şekilde hastalıklardan korunmaya çalışıyorum. Soğuk kış günlerinde sıkı giyinmeye özen gösterip üşütmemek için elimden geleni yapıyorum.

 

Sağlıklı yaşamak için en önemli kriterlerden biri de spor yapmaktır. Spor, vücut sağlığımızın korunmasında oldukça etkilidir. Bu nedenle elimden geldiği kadar spor yapmaya gayret ediyorum.

 

Vücut sağlığım ve daha hızlı büyüyüp gelişebilmem için haftada en az iki kez banyo yapmam gerektiğini biliyorum ve bu kurala uyuyorum. Çünkü sık sık banyo yapmamak kötü kokmamıza ve çevremizdekilerin bundan rahatsız olmasına da yol açar.

 

Dişlerimin çürümemesi ve sağlıklı olmalarını sağlamak için her gün düzenli olarak iki kez fırçalamaya dikkat ediyorum. Çünkü buna dikkat etmezsem asitli, şekerli yiyecek ve içecekler dişlerimi çürütür ve ağrı çekmeme neden olur. Aynı zamanda uyku düzenimi bozmamaya ve her gün yeteri kadar uyumaya da özen gösteriyorum.

İlginizi Çeken Spor Dalları Nelerdir?

İlginizi çeken spor dalları nelerdir? Nedenleriyle birlikte anlatınız.

 

Tercih edebileceğimiz pek çok spor dalı var ve her biri hem fiziksem hem de psikolojik anlamda pek çok fayda sağlamaktadır. Ancak bu spor dalları içerisinde en çok sevdiğim spor dalları tenis ve voleybol. Her ikisi de çok sağlıklı ve eğlenceli birer spor aktivitesi. Bu sporları sık sık tercih etmemin en önemli sebeplerinden biri de her açıdan sağlıklı bir birey olmak istememdir. Örneğin en çok sevdiğim spor dalı olan tenisin pek çok faydası mevcut. Bunlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz:

 

1) Vücutta birikmiş olan yağların yakılmasını sağlar ve aynı zamanda da önemli bir enerji sağlayıcıdır.

2) Bedenin çeviklik kazanmasına yardımcı olur.

3) Topun takip edilmesini gerektiren bir spor olduğundan dolayı hız kazandırır.

4) Bacak kaslarının önemli ölçüde güçlenmesini sağlar.

5) Kemiklerin güçlenmesini sağlamakla birlikte aynı zamanda vücudun dinamik bir denge kazanmasını sağlar.

6) Beden koordinasyonunun geliştirilmesini sağlamakla birlikte doğru beslenme alışkanlığının kazanılmasında da son derece etkilidir.

7) Oyun esnasında yapılan manevralar, vücudun esneklik kazanmasında oldukça önemli bir etkiye sahiptir.

8) Psikolojik açıdan değerlendirildiğinde, stresle başa çıkabilmeyi öğretir.

9) Sorumluluk alma, mücadele etme, yılmama gibi duygusal beceriler kazandırır.

10) Rüzgâr, güneş gibi fiziksel güçlere adapte olmaya yardımcı olur.

11) Planlı olmayı ve bunun yanı sıra da karşı rakibi yenmek üzere yeni stratejiler geliştirmeyi öğretir.

12) Çalışma disiplini geliştirmeyi sağlar.

Sporun, insan sağlığı için önemi nedir? Açıklayınız.

Sporun, insan sağlığı için önemi nedir? Açıklayınız.

 

Sporun, fiziksel sağlık açısından pek çok yararı olduğunu hepimiz biliyoruz. Ancak bunun yanı sıra psikolojik açıdan da birçok faydasının olduğunu söylemek mümkün. Spor yapmayı alışkanlık hale getirmiş olan bireylerde diyabet, kolesterol ve kalp hastalıkları riski büyük oranda azalmakla birlikte bu kişiler genel anlamda daha mutlu ve özgüven sahibi olmaktadırlar.

 

Sporun fiziksel ve psikolojik anlamda faydalarını genel olarak şu şekilde sıralayabiliriz:

 

1) Spor, fiziksel gücü önemli ölçüde arttırmakta; bunun yanı sıra vücut direncini de attırarak hastalıklara karşı güçlü olabilmeyi sağlamaktadır.

2) Stresi önemli ölçüde azaltmada etkili olan spor; verimli düşünmek konusunda da oldukça önemlidir.

3) Kişinin kendine olan güvenini önemli ölçüde arttırmakla birlikte; özellikle de takım sporları sosyal ilişkilerde başarıya önemi katkı sağlar.

4) Zihinsel uyanıklığın artmasına yardımcı olan spor, bu anlamda mental açıdan da son derece önemli bir etkiye sahiptir.

5) Spor ile gerçekleştirilen fiziksel aktiviteler; beyne devamlı olarak oksijen sağladığından dolayı düşünme hızı önemli ölçüde artmış olur ve hafıza problemleri de buna paralel olarak önemli oranda azalır.

6) Kemik erimesi gibi hastalıkların önlenmesinde oldukça etkilidir.

7) Spor, önemli bir iştah düzenleyici etkiye sahip olup; fazla kiloları önler ve vücutta yağ birikiminin de önüne geçerek kas oranının artmasını sağlar.

8) Yaşanan kalp krizi hadisesinin ardından hayatta kalma oranı, spor yapan kimselerse daha yüksektir.

Mevlana’nın düşünceleriyle bütün insanlığı kucaklamasının nedenleri neler olabilir?

Mevlânâ’nın düşünceleri ile bütün insanlığı kucaklamasının nedenleri neler olabilir?

 

4. asırda, Anadolu’nun en önde gelen sofilerinden olan Mevlana, aynı zamanda Mevleviliğin de öncüsüdür. Mevlana, hocası olan Şems-i Tebrizi ile tanışmadı ile birlikte hayatının değiştiğini ifade etmektedir.

Hoşgörünün en önemli sembollerinden biri olan Mevlâna, bu özelliği ile yüzyıllar boyunca adı ile yaşamaya devam etmiştir.

“Ne olursan ol yine gel” olarak ifade ettiği tüm dünyaca ünlü olan sözü, sahip olduğu derin hoşgörüsü ve tüm insanlığı kucaklayışının en manidar örneğidir. Bu büyük insanın düşünceleri ile tüm insanlığı kucaklamasının en temel nedeni sahip olduğu derin hoşgörü ve insanlar arasında en ufak noktada bile ayrım yapmayışıdır.

 

Mevlana’ya göre tüm insanalar hataları, doğruları, yanlışları, geçmişi ve geleceği ile bir bütündür ve ona göre yapılan her hata, pişman olup af dilenmesi halinde insanlar arasında hiçbir şekilde ayrım söz konusu olmadan Allah tarafından affedilecektir. Dolayısıyla “Ne olursan ol yine gel” sözü tam anlamı ile bunu ifade etmektedir. Dilerseniz bu mısrayı tam olarak bir inceleyelim.

 

“Gel, ne olursan ol yine gel,

İster kâfir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel.

Bizim dergâhımız ümitsizlik dergâhı değildir;

Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel.”

 

İşte büyük düşünür Mevlâna’nın yüzyıllar boyunca dillere destan olan mısraları bu şekilde. İnsanlık var olana dek unutulmayacak olan bu mısralar ile unutulmayacak olan Mevlana, tüm insanları tek bir çatıda kucaklıyor.

Ünlü Türk düşünürleri ve bilginlerinden birini seçerek bu kişilerin insanlığa yaptığı katkılar hakkında araştırma yapınız.

Türkistan’ın Farab şehrinde dünyaya gelmiş olan Farabi, ismini de bu şehirden almıştır. Farabi, yine kendi gibi dünyaca ünlü düşünürler olan Aristo, Zenon ve Platon’u tüm detaylarına varana dek okumuş ve yorumlamıştır.

 

Yaşamı boyunca felsefe, matematik, fizik ve musiki alanları ile ilgilenen Farabi, bilimi; fizik, matematik ve metafizik olmak üzere 3 farklı gruba ayırmıştır. Yapmış olduğu bu sınıflandırmayı Avrupalı bilim adamları ancak 13. asırda kabul etmişlerdir.

 

Son derece önemli bir bilim adamı olan Farabi, sesin titreşimlerle yayıldığını ve aynı zamanda da havanın iletken bir özelliğe sahip olduğunu yazan ilk kişidir. Rasyonalist bir bakış açısına sahip olup; erdemin temelinde bilginin var olduğunu savunmuştur. Tüm bunların yanı sıra cevher, zaman ve boşluk üzerine derinlemesine tezler ortaya koymuştur.

 

Ortaya koymuş olduğu yapıtları sayesinde Farabi, günümüzde dahi “Doğunun Aristoteles’i” olarak bilinmektedir.

 

“Hiçbir şey yoktan var olmaz ve hiçbir şey vardan yok olmaz.” sözü ile materyalizmi özetlemiş olan ünlü kimyacı Lavoisier bu sözünü söylemeden tam 7 yüzyıl önce Farabi; “Hiçbir şey kendiliğinden var olmaz, eğer olsaydı car olmazdı.” demiştir.

 

Son derece önemli bir eseri olan “Kitabu’l-vahid ve’l Vahde” adlı kitabı halen dilimize çevrilmemiş olup Farabi bu eserinde epistemoloji, ontoloji ve mantığa ilişkin pek çok düşüncesini bir arada toplamıştır. Aynı zamanda bu eserinde “bir” ve “çok” kavramlarını da ele almıştır.

Halı ve kilimin Anadolu kültüründeki yeri ve önemiyle ilgili araştırma

Halı ve kilimin Anadolu kültüründeki yeri ve önemiyle ilgili yaptığınız araştırmalardan edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınıza anlatınız.

 

Ana yurdu Orta Asya olan Türk kültürünün en önemli özelliklerinden biri de göçebe bir yaşam tarzına sahip olmalarıdır. Farklı yerlere göç eden Türk toplulukları, eşyalarını da beraberlerinde götürmüşlerdir. Tüm bunlardan dolayı da halı ve kilim, Tür tarihinde son derece önemli ve özel bir yere sahiptir.

 

Yerlere serilmek suretiyle kullanılmakta olan halı ve kilimler yaşam alanının en önemli eşyalarından bir tanesidir. Daha eski dönemlerde de toprağın nem ve kokusunu önlemek ve aynı zamanda böcekleri çadırlardan uzak tutmak amacı ile yerlere kilimler serilirdi. Kilimler hafif olmalarından ötürü at ya da deve gibi binek hayvanlarının üzerinde rahatlıkla taşınmaları mümkündü. Tüm bu özelliklerinin yanı sıra, kilimler yaşam alanını güzelleştirme gibi önemli etkiye de sahiptirler. Eski Türk kültüründe yalnızca zemine değil aynı zamanda duvarlara da halı serme geleneği mevcuttu. Söz konusu bu gelenek hem ailenin statüsünü ortaya koymakta hem de estetik zevki ön plana çıkarırdı.

 

İpek yoluna hakim olan Türkler, bu duruma bağlı olarak dokuma ve kumaş malzemeleri ile oldukça içli dışlıydılar. Kadınlar, giyeceklerini, halı ve kilimlerini çevrelerinden örnek almış oldukları böcek, kuş, bitki, kelebek, hayvan modellerinden esin alarak dokurlardı.

 

Günümüzde ise halı ve kilimler çok zengin renk ve desen çeşitleri ile evlerimizi süslüyor. Estetik açıdan evlerimize büyük bir zenginlik getiren minderler, geçmişten bu yana kültürümüzün vazgeçilmez unsurları arasında yer alıyor.

Bir kilim dokuyacak olsaydınız hangi renk ve desenleri kullanmak isterdiniz?

Bir kilim dokuyacak olsaydınız hangi renk ve desenleri kullanmak isterdiniz? Nedenleriyle birlikte anlatınız.

 

Halılara kıyasla daha ince bir dokumaya sahip olan kilimler, bu özellikleri dolayısıyla daha ziyade ahşap parke ve aynı zamanda ısı yalıtımı sağlayan zeminlerde kullanılmaktadır. Anadolu kültüründen gelen kilimler, günümüzde de modern dekorasyonun bir parçası haline gelmiş ve çeşitli renk ve desenlerle evlerimizin farklı alanlarında yerini almıştır.

 

Şayet bir kilim dokuyacak olsaydım tercih edeceğim kilim; bu alacalı bir desenle birlikte hardal ve gri renklere sahip bir model olurdu. Günümüzde, mobilyalarda çok fazla tercih edilen ve oldukça popüler bir hale gelmiş olan hardal tonu, sizce de salonunuzda son derece şık durmaz mı?

 

Özellikle son dönemlerde çokça tercih edilen yeşil renk koltuk takımları ile harika bir uyum sağlanabilecek hardal renk kilimlerle mükemmel bir kombinasyon sağlanacaktır. Böylece salonumuz son derece sıcak ve şık bir hava kazanacak ve aynı zamanda da son derece modern bir görünüme kavuşacaktır.

 

Bunun dışında kilim renk ve deseni seçiminde dikkat edilmesi gereken husus kilimin tek renk mi yoksa desenli mi seçilmesi gerektiği ile ilgilidir. Şayet odanızda yer alan mobilya döşemeleri ve minderler desenli bir yapıya sahipse tek renk kilim tercih edilmesi isabetli olacaktır. Bunun tam aksine şayet mobilya ve döşemeler tek renk ağırlıklı ise kilimin desenli olması uygun olacaktır. Desenli kilim tercihinde de; kilimin üzerindeki en baskın rengin mobilya döşemelerindeki renkte olması daha uyumlu bir bütünlük sağlayacaktır.

Çocukların büyüdükçe dengelerini daha iyi sağlamalarının nedeni nedir?

Çocukların büyüdükçe dengelerini daha iyi sağlamalarının nedeni nedir? Araştırınız.

Doğumdan itibaren gelişim süreç artarak devam etmektedir. Bu süreçte gelişim de oldukça hızlı bir şekilde işler. Erişkin süreçte durur ve yaşlanma durumunda geriler. Bu süreçte bebeklerin emeklemesi ile aslında aktif bir hareket ortaya çıkar. Emekleme yere sağlam basmakla ilişkilidir. Kendilerini güvende hissederek bu süreç geçirir. Emekleme döneminden sonra denge koordinasyon gelişim artar. Beyincik gelişimi ve hızlıca ilerleyen bu sürecin sonunda kişinin sağlıklı bir şekilde dengesi korunur.

 

Çocukların ilerleyen süreçlerde bu denli gelişme kaydetmesi de zaman içerisinde bu dengenin kurulmasıdır. Bu denge durumu patolojik bir hastalık olmadıkça korunur. Ancak yaşlanma evresinde bu durum ilk hale döner ve kişinin sağlıklı bir yol izlemesine neden olur. Sağlıklı bir şekilde bu çocukluk evresinin atlatılması önemlidir. Bu yüzden anne ve babalar bu süreçte çocuklarına dikkat etmeleri büyük önem arz etmektedir.