Resim Sanatı Hakkında Neler Düşünüyorsunuz?

Resim Sanatı Hakkında Neler Düşünüyorsunuz?

Resim varlıkların doğadaki görüntülerinin kalem, fırça benzeri iz çıkaran araç gereçlere kağıt üzerinde ya da bez parçası üzerine yansıtılmasıdır. Duygu ve düşüncelerin farklı estetik kurallar çerçevesinde farklı renk ve tonlarıyla kağıt, bez, mukavva gibi zeminler üzerine kalem veya bir kaç boyalarla işlenmesine resim sanatı diyoruz. Resim sanatı özlem, duyguların insanın içinde beslediği duyguların kağıt üzerine yansımasıdır. Hobi olarak vakit geçirmek, stresten sinirden kafanızda olan düşüncelerden uzak durarak ruhu dinlendirme sanatıdır. Resim sanatı herkesin yapabileceği bir dal değildir, el becerisi gerektirir.

 

Resim sanatında her ressamın her tür resmi çizebilmesi veya ortaya çıkarabilmesi söz konusu değildir. Çünkü resim sanatının her bir dalını tam anlamda öğrenebilmek, çözümleyebilmek ve uygulayabilmek oldukça zaman alır, zekâ ve beceri gerektirir. Resim sanatında birçok dal vardır ve bu dalların hepsini yapabilecek kişi sayısı oldukça azdır. 3-4 dalda resim sanatıyla ilgilenen ustalar vardır ama tüm resim sanatıyla uğraşabilecek insan sayısı yok diyebilecek kadar azdır ya da hiç yoktur ama siz bir değil birkaç dalla ilgilenmek istiyorsanız bir dala yoğunlaşın ve o dalda kendinizi geliştirin. Diğer dallarda o dala yakın dallar olsun.

Büyüyünce Kendinizi Nerede Görmeyi Hayal Ediyorsunuz?

Büyüyünce Kendinizi Nerede Görmeyi Hayal Ediyorsunuz?

Büyüyünce kendimi güzel bir yerde çalışıp büyük biri olmayı hayal ediyorum. Herkes tarafından saygı ve sevgi gören önemli kişilerden biri olmak istiyorum. Hayal ettiğim yer ise doktor olmak ve bir hastanede yardıma muhtaç insanlara yardım etmektir. Yaşam her zaman harika olmaz, bazen iyi bazen kötü durumlar oluyor. Bu herkesin başına gelebilecek bir durum hepimiz birtakım sınavlardan geçeriz, bu sınavları en iyi şekilde başarmamız gerekir.

 

Herkesin hayali farklıdır, hayaller insanı hayata bağlayan en önemli unsurlardan biridir. Hayallerimiz ulaşılamayacak gibi olmadığı sürece insana her zaman yarar sağlar çünkü kişi hayal ettiği sürece bu hayallere ulaşabilmek için hep bir mücadele içerisinde olur. Hayallerine ulaşmış insanın vermiş olduğu mutluluğun zevki tarif edilemeyecek kadar güzeldir. Bu sebepten dolayı insan hayatı boyunca hep hayal etmelidir çünkü hayallerimize ulaştıkça daha da heveslenir ve daha başarılı hayallere adım atarız.

Şiir Okurken Neler Hissedersiniz?

Şiir Okurken Neler Hissedersiniz?

Şiir okurken öncelikle okuduğumuz şiirin her kelimeyi ve bütününü şüphesiz bir şekilde anlamalısınız. Bütünü itibariyle neyi anlattığını bize ne ifade ettiğini anlamamız lazım. Anlamadığınız kelime ve kavramı okurken, o şiir ile tam bütünleşemezsiniz. Şiir okumak insana ne kadar değerli olduğunu, kendini özel hissettirdiği için oldukça değerlidir. Bu bakımdan şiir, hakikat ve sahiciliğin en sarih şekilde gösterilebildiği sahadır. Şiir insanın duygularını ortaya çıkarır, bazen hüzünlü bazen de mutluluk kaynağı olabilir. Şiiri bütünüyle okuyup şairin ne anlatmak istediğini, onun hangi duyguyu bize yansıtmak istediğini anlarız.

 

Eğer içten okumayı tercih etmezsek, duygularımızın şiirle bütünleşmesine engel olursanız kendinizi kandırmış olursunuz. Dışsal motivasyonlar kısa süreli, yalancı iyi hissetme halleri sağlasalar da sürdürülebilir bir iyi hissetme hali için içsel dinamikleri yerli yerine oturmak gerekiyor. Ben şiir okurken okuduğum şiire bağlı olarak bazen çok mutlu, heyecanlı, içimde oluşan sevinç ile bazen duygusal, hüzünlü, özlem içerisinde hissediyorum. Yani şiir okumak okuduğumuz şiire ve şairin bize yansıtmak istediği duyguyu hisseder ve ona yöneliriz.

Hangi şairleri biliyorsunuz?

Hangi şairleri biliyorsunuz?

Bildiğim ve çok sevdiğim şairler Edip Cansever, Cemal Süreyya, Can Yücel, Nazım Hikmet, Turgut Uyar gibi ve ismini sayamadığım birçok önemli şairimiz vardır. Herkesin şiirlerini bildiği ve severek okuduğu şair mutlaka vardır. Benim bildiğim ve sevdiğim şairlerden biri Can Yücel’dir ve en sevdiğim şiiri de;

 

“Diyelim yağmura tutuldun bir gün
Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek
Öbür yanda güneş kendi keyfinde
Ne de olsa yaz yağmuru

Pırıl pırıl düşüyor damlalar
Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın
Dar attın kendini karşı evin sundurmasına
İşte o evin kapısında bulacaksın beni”

 

Günümüze kadar adını duyurmuş olan ve adını yitirmemeye devam eden pek çok sanatçı vardır. Herkes şiir yazar herkes o kalemi eline alınca bir şeyler çıkarabilir fakat önemli olan akılda kalıcılığı sağlamaktır. Bana göre bir başka akılda kalan sanatçılarımızdan biri Cemal Süreyya ve en sevdiğim şiiri ise ‘Sizin Hiç Babanız Öldü mü’?

Sizin hiç babanız öldü mü?
Benim bir kere öldü kör oldum
Yıkadılar aldılar götürdüler
Babamdan ummazdım bunu kör oldum

Siz hiç hamama gittiniz mi?
Ben gittim lambanın biri söndü
Gözümün biri söndü kör oldum
Tepede bir gökyüzü vardı yuvarlak

Şöylemesine maviydi kör oldum
Taşlara gelince hamam taşlarına
Taşlar pırıl pırıldı ayna gibiydi
Taşlarda yüzümün yarısını gördüm

Bir şey gibiydi bir şey gibi kötü
Yüzümden ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç sabunluyken ağladınız mı?

El Sanatlarıyla Uğraşmak İnsanlar için Neden Önemlidir?

El Sanatlarıyla Uğraşmak İnsanlar için Neden Önemlidir?

El sanatlarıyla uğraşmanın insana pek çok yararı dokunmaktadır. İnsanları kötü alışkanlıklarından uzak tutar, sinirden, stresten uzak tutarak insanları bazen yorar bazen de dinlendirir, yeni bir hobi edinmemizi sağlar ya da bunu işe dönüştürüp para da kazanabilirler. En önemlisi ise insana el becerisi kazandırır, ruhunuzu yüceltir. İnsanlar için başka önemlerinden biri de tabiat sevgisi insanlara tabiat sevgisi, evren sevgisi, birbirini sevme sevgisi aşılayan sanat yaratma, yücelme, yüceltme duygusu da verir. El Sanat ya da genel tabirle sanat kişiliğiniz için de oldukça önemlidir.

 

Kişilerden meydana gelmiş toplumun rastgele bir sürü olmadığını, kişinin beden yapısı dışında, belki o beden yapısından çok defa daha önemli ruhi bir varlığı bulunduğunu en iyi gösteren şey sanattır. El sanatları stresten uzak durmanın en önemli noktalarından biridir. Başka bir şeyle uğraşarak yani kafamızı başka yöne yorarak zihnimizde olan bizi strese sokan düşüncelerden el sanatı sayesinde düşünmeyiz ve kendimizi daha da iyi hissederiz. Bazı kişiler için el sanatı bir hobi olabilir ama kimi kişiler ekmeğini çıkardığı sanattır. Tahta oymacılığı, sedef kakmacılığı, iğne oyası, ağaç, maden, cam işçiliği, çinicilik, yaldız, bezeme, minyatür ve süsleme gibi el sanatlarıyla uğraşarak gün boyu işi bu yönde olan insanlar vardır.

Çevrenizde El Sanatları Ürünleriyle Uğraşan Var Mı?

Yakın Çevrenizde El Sanatları Ürünleriyle Uğraşan var mı?

Günümüzde teknolojinin gelişmesiyle beraber el sanatlarına olan önem azalmıştır. El sanatlarıyla eskiden uğraşanlar daha çoktu. Günümüzde de uğraşan pek çok insan bulunmaktadır fakat eskiye oranla azaldı diyebilirim. Benim de yakınımda el sanatlarıyla şu an pek fazla olmasa da önceden annemin babası yani dedem el sanatlarıyla uğraşırdı. Çömlek yapardı ve çevresinde bu sayede çok tanındık bir kişilikmiş. Çömlek, çamur haline getirilen killi toprağın elle ya da çömlekçi çarkında şekillendirilmesiyle üretilen testi, vazo, küp gibi eşyaların yapıldığı sanat türüdür.

 

Çömlekçilik, Anadolu’da çok eskiden beri yapıla gelmiş el sanatlarından biridir. Çamur, kolaylıkla elde edilen hammaddelerin en eski, kullanışlı olanıdır. Yumuşakken kırılmadan biçimlendirilebilir. Çömlek yapımı Anadolu, Kuzey Suriye ve Kuzey Mezopotamya’da yaklaşık 8200 yıl önce ortaya çıkmış ve 2000 yıl gibi kısa bir sürede dünyaya yayılmıştır. Özlü çamurdan elle veya çömlekçi çarkından geçirilerek çeşitli ölçülerdeki kalıplara dökülüp form kazandırılmaktadır. Fırınlarda pişirilerek, sırlanan veya sırlanmadan yapılan toprak çanak, çömlek, testi, vazo, küp el emeği gerektiren ve oldukça zevkli bir iştir.

El sanatlarıyla ilgili ne biliyorsunuz?

El sanatlarıyla ilgili ne biliyorsunuz?

El sanatları, işleme, süsleme gibi yani el emeği ile yapılan incelikle ve büyük emekle işlenen eserlerdir. El sanatları ince zevkin, göz nurunun, uzun sabrın, gönüllerde yatan düşüncelerin ortaya çıkma durumudur. El sanatlarına örnek verecek olursak, tahta oymacılığı, sedef kakmacılığı, iğne oyası, ağaç, maden, cam işçiliği, çinicilik, yaldız, bezeme, minyatür ve süsleme gibi dalların hepsi el sanatlarıdır. El sanatları neye dayalı olduğunu merak ediyorsanız el sanatlarının çok eski bir geçmişi vardır, geçmişten gelen bir sanattır. Ortaya çıkan sanatlarda görüldüğü üzere renk anlayışının, zevkin, geçmişe olan bağlılığın örneklerini görürüz hep.

 

El sanatlarının yapımı her ne kadar ekonomik ve iklim şartlarına bağlanırsa da Anadolu el sanatları, gelenek ve görenekleriyle maziye olan bağlılıkları ortaya koyar. El sanat dallarına başka birkaç örnek verecek olursam halı sanatı, ahşap işçiliği, çinicilik, hat sanatı gibi örnekler verilebilir. Halı sanatı bir el sanatıdır. Halıcılık sanatının ilk doğuşu, insanoğlunun ısınma sorunu ile ortaya çıkmış, günümüze kadar gelmiştir. İlk insanoğlu, ısınma sorununu hallettikten sonra yerlere hayvan postlarını sermiş ve daha sonra hayvan postlarını taklit ederek halı yapmaya ilkel anlamda başlamıştır.

 

Günümüzde de el işçiliği ile özel dokularla işlenmektedir. Ahşap işçiliği ise Anadolu’da Selçuklular döneminde gelişip, kendine özgü bir niteliğe ulaşmıştır. Selçuklular ve Beylikler dönemi ağaç eserleri daha çok mihrap, cami kapısı, dolap kapakları gibi mimari öğeler olup, üstün işçilik içermişlerdir. Başka bir sanat dalı olan hat sanatı ise Arap harfleri çerçevesinde oluşmuş güzel yazı sanatıdır. Bu sanat Arap harflerinin 6. ve 10. yüzyıllar arasında geçirdiği bir gelişme döneminden sonra ortaya çıkmıştır. Hat, Arapça ’da çizgi demektir. Günümüzde de hat sanatıyla uğraşan insanlar bulunmaktadır.

İlgilendiğiniz Sanat Dalı Var Mı?

Günlük yaşamınızda ilgilendiğiniz sanat dalı var mı?

Genellikle herkesin içinde bir sanatçı vardır. Fakat bunu belli eden ve etmeyenler vardır. Herkesin yetenekli olduğu bir sanat dalı mutlaka vardır. Kimisi bir dalda kimisi iki veya daha fazla dalda yeteneklidir. Bazı kişiler bu sanatçı ruhunu ya açığa çıkarmamıştır ya da çıkmamıştır ama herkesin içinde bir sanatçı vardır. Benim günlük yaşamda ilgilendiğim sanat dalı ise resimdir. Günlük yaptığım çizimlerde duygularımı yansıtarak, ortaya çıkardığım çizim benim için bir sanattır. Başka ilgilendiğim bir sanat türü ise danstır. Vücudun ritme uyumlu bir şekilde hareket ettiği, estetik değer taşıyan sanat türüdür.

 

Günlük yaşamda ilgilenmesem de severek yaptığım bir sanat türüdür. Kişiden kişiye değişen bir kavramdır. Başka bir sanat türüne örnek verecek olursam müzik, tiyatro olabilir. İçinizde olan sanatçıyı keşfetmek bence en büyük yetenektir. Bunun farkında olmamak ya da yansıtmamak kötü bir durumdur. Küçük yaşlardan başlayarak elinizde olan yeteneği geliştirip ona göre meslek seçimi yapmalısınız ya da bunu bir hobi olarak devam ettirmelisiniz çünkü insan sanatla buluşunca kendini mutlu, huzurlu hisseder. Duygu ve düşüncelerini dile getirmede kendini ifade etme konusunda her zaman katkıda bulunabilir.

Yaşadığınız Yerin Tarihi ve Doğal Güzellikleri Nelerdir?

Yaşadığınız yerin tarihi ve doğal güzellikleri hakkında neler biliyorsunuz?

Herkesin yaşadığı yer kendine göre güzeldir. İnsan kendi yaşadığı yerden ayrılınca özlem, hasret içinde kalır mutlaka. Kısa süreliğine bile olsa yaşadığımız yerden ayrıldığımızda bir süre sonra hüzün sarar insanı. Benim yaşadığım yerin tarihi güzelliği kalesi olmadır. Eskiden yaşayan insanlar tarafından bırakılan tarihi eserle de fazlasıyla vardır. Yeşillikleri, tarlaları, bahçeleri ile doğal güzelliği oldukça fazladır. Eksiden kalan tarihi camileri ile dışarıdan gelenlerin de oldukça dikkatini çeker.

 

Genel olarak bakılacak olursa yaşadığımız ülkenin her bir bölgesi, şehirleri, mahallesi, sokakları yaşayan kişinin yaşadığı yere göre güzeldir. Her şehrin kendine göre doğa güzelliği ve tarihi farklıdır. Yaşadığım yerin tarihi güzelliğinden bir başkası ise birçok türbesi, kilisesi olması da tarihi açıdan oldukça etkilidir. Doğal güzellikleri ise şelalesi, gölü, kayak merkezinin bulunmasıdır.

Bir yeri gezerek öğrenmek ile kitaplardan öğrenmek arasındaki fark nedir?

Bir yeri gezerek öğrenmek ile kitaplardan öğrenmek arasındaki fark nedir?

Bir yeri gezerek öğrenmenin güzel yanları; farklı lezzetler denemek, yeni insanlar tanımak, tarihe şahitlik etmek,  yeni kültür, farklı kültürleri öğrenmek demektir. Gördüklerimiz bizim hafızamızda hatıralar farklı anılar bırakıyor. Aynı zamanda hayat tecrübesi ve farklı bakış açısı kazanıyoruz. Araştırmalara göre gezdikçe daha da yaratıcı düşünebiliyor, beyin gücümüzü arttırabiliyor ve kendine güveni daha çok olan bireyler haline geliyoruz. Kitaplardan öğrenmek de bizi aynı zamanda kültürlü yapıyor tek fark canlı olarak değil de hayal gücümüzü çalıştırmamızdır, çok okuyan insanlar bilgili insanlardır. İnsanların bilgiye ulaşmasında en güvenilir kaynak kitaplardır. Gezmek bu konuda güvenilir kaynak olmayabilir. Kulaktan dolma bilgilerle, ağızdan ağza yayılması tehlikesi nedeniyle edinilen bilgilerin güvensiz olmasına neden olmaktadır.

 

Görsel zekâ da şu açıdan önem taşımaktadır; Görsel zeka oldukça önemlidir. Bir yerin gezilip görülmesi o yer hakkında detaylı bilgi elde edilmesi anlamına gelmektedir. Bu nedenle insanlar gezip gördükleri yerler hakkında sesli ve görsel belleklerinde bazı önemli bilgiler saklar ve uzun süre belki de hayatı boyunca unutmamasını sağlar. Bu da öğrenmeyi ve bilmeyi kolaylaştırır. Böylece insanlar daha çok şey bilir. Kitap okumanın başka bir avantajı ise; Çok okumak bize her zaman bilgi sağlar Görsel kaynaklara göre, yazılı kaynaklara daha kolay ve çabuk ulaşılması ve bunun maliyetinin daha az olması okuyarak öğrenen ve bilgi sahibi olan kişilerin daha bilgili olmasına neden olmaktadır. İnsanların zekaları farklı özelliklere sahip olduğu için sözel zeka, görsel zekaya göre daha etkin öğrenme yetisine sahip olabilir. Bu nedenle çok okuyan her zaman çok bilir. Bilginin korunması da artık kişiye kalmıştır. Bir başka açıdan gezerek görmenin avantajı tarihi eserler incelendiğinde ilk önce gezip görüp ve değerlendirdikleri yerlerin notlarını tuttukları görülmektedir. Bu da okumadan ya da yazmadan önce gezmenin bilgiye ulaşmadaki yol olduğunu göstermektedir. Kısaca gezerek öğrenmenin de kitaplardan okuyarak öğrenmenin de avantajı oldukça fazladır.