Asit ve bazların fayda ve zararları hakkında bilişim teknolojilerini kullanarak araştırma yapınız.

Asit ve bazların fayda ve zararları hakkında bilişim teknolojilerini kullanarak araştırma yapınız.

 

Sulu çözeltilerinde hidrojen bulunan maddelere asit, hidro oksit bulundurana ise baz denmektedir. Bu maddeler başta insanlar olmak üzere pek çok canlıya ve doğaya yararları da zararları da bulunmaktadır. Fakat asit ve baz dengesinin canlı hayatının devamını sağladığı da bir gerçektir. Peki nedir bu asit ve bazların fayda ve zararları? İşte cevabı:

 

Çevre Açısından Asit ve Bazların, Yarar ve Zararları:

Asit ve bazların bulundukları kaplar incelendiğinde üzerinde güvenlik sembolleri yer aldığını fark ederiz. Bunları sayesinde zararlarını öğrenmek de mümkündür. NaOH bir bazdır kağıt üretiminde kullanılır. NH3 ise asittir ve gübre üretiminde kullanılır. Ancak bu maddeler suya karışır ise suyun pH değerini yükselterek balıkların ölmesine neden olmaktadır. Asitlerin çevreye verdiği en büyük zararlardan biri kuşkusuz asit yağmurlarıdır. Eğer hava kirliliği mevcut değil ise havada bulunan CO2 ve su tanecikleri tepkimeye girerek yağmur oluşturur ama bu genelde çok az asidik özellik gösterir. Bu durum son derece normaldir. Ama havada SO2 gazı var ise yağmur sularının asitliği artar ve asit yağmurları olarak yağmaya başlar.

 

Sağlık Açısından Asit ve Bazların, Yarar ve Zararları:

Asit ve bazların insan sağlığı açısından hem yararları hem de zararları vardır. Bunların en başında maden suyu gelmektedir. Yapılan araştırmalarda maden suları içerisinde asidik özellik göstermesine neden olan çözünmüş karbondioksit bulunduğu fark edilmiştir. Bu içecekler sindirim sistemimizi rahatlatmaya yardımcı olmaktadır. Özellikle maden suyu, safra kesesi tembelliğine çok yararlıdır. Bunun sebebi ise vücuda fazladan asit verilmesi ile bu asidi nötr hale getirebilmek için baz üretmesidir. Bu asit ve bazın yararlarından sadece bir örnektir. Bir de zararını inceleyecek olursak, yine sindirim sistemi üstünden düşünelim. Midede çeşitli nedenlerden dolayı fazladan HCl var ise mide çeperi hasarına sebep olur. Bu durum bir süre sonra mide yanmalarına neden olur.

Günlük hayatta kullanılan asit baz tepkimelerini araştırınız.

Günlük hayatta kullanılan asit-baz tepkimelerini araştırınız. Çalışmanızı poster hâline getirerek arkadaşlarınızla paylaşınız.

 

Günlük hayatımızda kullandığımız birçok madde asit, baz veya tuz özelliğine sahip olabilir. Asit maddeleri kullanırken vücudumuzla temasından kesinlikle kaçınmalıyız. Şimdi günlük hayatımızda kullandığımız maddelerin hangi özelliklere sahip olduğunu inceleyelim.

 

Zaç Yağı: Sülfirik asit olarak da bilinen maddenin formülü H2SO4’tür. Deterjan sanayi, boya sanayi, gübre yapımı ve metalürji gibi alanlarda kullanılan bu madde asidik yapıya sahiptir.

 

Kezzap: Nitrik asit olarak bilinir ve formülü HNO3 olarak gösterilir. Çok kuvvetli bir asittir ve vücut ile temasında ciddi zararlar verebilir. En önemli kullanım alanı patlayıcı yapımıdır. Bunun haricinde gübre yapımı ve temizlik sanayisinde kullanılır.

 

Tuz Ruhu: Hidrolik asit olarak bilinen bu madde HCl formülü ile gösterilir. Çok kuvvetli asittir ve Ph değeri 0’a çok yakındır. Temizlik sanayi ve PVC yapımında kullanılmaktadır.

 

Sirke Ruhu: Asetik asit olarak bilinen bu madde CH3COOH olarak gösterilir. Sirke yapımı başta olmak üzere aspirin ve ilaç yapımında kullanılır.

 

Kireç: Günlük hayatımızda birçok alanda kullanılan kireç bazik bir yapıya sahiptir. Daha çok inşaat alanında kullanılan bu madde kalsiyum oksit (CaO) olarak bilinir. CaO sönmemiş kireç olarak adlandırılır ve su ile karıştırılarak sönmüş kireç oluşturulur.

 

Sodyum Hidroksit: Oldukça bazik yapıya sahip olan NaOH deterjan ve sabun üretimi başta olmak üzere kâğıt sanayi, kimya sanayi, ilaç ve gıda sanayisinde kullanılmaktadır.

 

Potasyum Hidroksit: Bazik bir yapıya sahip olan ve KOH olarak gösterilen bu madde arap sabunu yapımında kullanılır. Bunun haricinde asitli toprakların PH derecesini dengelemek amacıyla kullanılmaktadır.

Yukarıda özellikleri verilen asit ve baz maddeler bir araya gelerek nötrleşme tepkimesine girerler. Bu tepkimeler sonucunda 7 Ph değerine sahip ve nötr tuzlar oluşur. Örnek olarak NaCl sofra tuzu olarak kullandığımız maddedir.

Acaba bütün tuzların sulu çözeltilerinin pH değeri aynı mıdır?

Bütün asitlerin pH değeri eşit olmadığı gibi bütün bazların da pH değeri eşit değildir. Acaba bütün tuzların sulu çözeltilerinin pH değeri aynı mıdır?

 

Doğada bazı maddeler asidik özellik gösterirken bazı maddeler de bazik özellik göstermektedir. Bu tür maddeler kimyasal yapısı bakımından tamamen birbirinden farklıdır.

 

Asitler:

  • Sulu çözeltilerinde H+ iyonu bulunduran tüm maddelere asit adı verilir.
  • Bu tür maddelerin Ph değerleri 7’den küçüktür.
  • Turnosal kağıdını kırmızı renge çeviren bu maddelerin tatları ekşidir.
  • Vücutla teması halinde ciddi zararlar verebilir.

 

Bazlar:

  • Sulu çözeltilerin OH iyonu bulunduran maddelere baz adı verilir.
  • Cilde kayganlık hissi veren bu tür maddeler acı bir tada sahiptir.
  • Ph değerleri 7 ‘den büyük olan maddelerdir.
  • Turnosal kağıdını mavi renge çevirir. Temizlik maddelerinin neredeyse hepsi bazik özelliklere sahiptir.

Maddelerin asit veya baz özellik taşıdığını Ph değerlerine bakarak anlayabiliriz. Çoğu asit ve bazların Ph değerleri farklıdır ve 0’a daha yakın olan asitler daha kuvvetli asit olarak tanımlanırken 14’e yakın olan bazlar ise daha kuvvetli baz olarak tanımlanır.

 

Tuzlar:

  • Asit ve baz maddelerin tepkimeye girerek oluşturduğu kristal yapılı maddelerdir.
  • Tuzlar nötr madde olarak kabul edildiğinden Ph değerleri tam “7”’dir.
  • Katı halde iken elektrik akımını iletmeyen tuzlar sulu çözelti halinde iken elektrik akımını iletirler.
  • İçerisinde artı ve eksi yüke sahip iyonlar bulunmaktadır. Yapısını bu iyonlar meydana getirmektedir.
  • Nötr yapıya sahip olduklarından vücutta asit ve baz dengesini korumaya yardımcı olurlar.

Yukarıda özellikleri verilen tuzlar asit ve baz maddelerin nötrleşme tepkimesi sonucu oluşur. Tuzlar hem katı halde hem de sulu çözeltilerinde 7 Ph değerine sahiptir. Asit ve bazlar farklı Ph değerlerine sahip olabilirken, tuzlar yalnızca 7 Ph değerine sahiptir ve nötr maddelerdir.

Kimyasal tepkime türlerinin günlük yaşamda nerelerde karşımıza çıktığını araştırınız.

Kimyasal tepkime türlerinin günlük yaşamda nerelerde karşımıza çıktığını araştırınız. Bu konuda bir poster hazırlayınız. Hazırladığınız posteri sınıf panosuna asarak arkadaşlarınızla paylaşınız.

 

Günlük yaşantımızda kullandığımız birçok kimyasal madde farklı bileşenlerin bir araya gelerek oluşturduğu kimyasal tepkimeler sonucu oluşmaktadır. Bu tepkimelerin oluşma sürecine göre farklı çeşitleri bulunmaktadır. Bu çeşitler şunlardır:

 

Ekzotermik Tepkimeler: Tepkime sırasında bulunduğu ortama ısı vererek gerçekleşen tepkimelere ekzotermik tepkime adı verilmektedir. Günlük hayatımızda sürekli olarak karşılaştığımız yanma olayı bir ekzotermik olaydır. Asit ve baz maddelerin bir araya gelerek oluşturduğu nötrleşme tepkimeleri de bu tür tepkimelere örnek olarak verilebilir.

C2H4 + 3O2 —–> 2CO2 + 2H2O + ısı örneğinde gördüğünüz tepkime bir yanma olayıdır ve sonucunda ısı açığa çıkmıştır.

 

Endotermik Tepkimeler: Bulunduğu ortamdan ısı alarak gerçekleşen kimyasal tepkimelere endotermik tepkime adı verilmektedir. Bileşiklerin içeriğinde bulunan elementlere ayrıştırılma işlemi genelde endotermik tepkimelerdir. İnsan vücudunda gerçekleşen solunum olayında büyük parça halindeki maddeler su ve ısı yardımıyla daha küçük parçalara ayrılır. Bu tepkime de endotermik tepkimeye verilecek örnektir.

 

Yanma Tepkimeleri: Bir maddenin O2 gazı ile girdiği tepkimeler yanma tepkimesi olarak adlandırılır. N2 gazının yanması endotermik olarak gerçekleşirken, diğer tüm maddelerin yanma olayı ekzotermik olarak gerçekleşir.

2Fe + 3/2O2 à Fe203 +ısı tepkimesi yanma tepkimesine örnek olarak verilebilir. Bu tepkime demirin oksitlenmesi olarak bilinir.

 

Sentez (Birleşme) Tepkimeleri: İki ya da daha fazla maddenin bir araya gelerek tepkime sonucunda tek bir madde oluşturmasına olayına verilen addır. Bu tür tepkimeler genellikle ekzotermik olarak gerçekleşir. Bu tür tepkimelere;

CaO + CO2 –> CaCO3 + ısı

N2 + 3H2 à 2 NH3 örnek gösterilebilir.

 

Analiz (Ayrışma) Tepkimeleri: Bir bileşiğin kendini oluşturan iki ya da daha fazla maddeye ayrılması olayına analiz tepkimeleri adı verilir. Genel olarak endotermik olarak gerçekleşir.

2HCl à H2 + Cl2 tepkimesi bir ayrıştırma tepkimesi örneğidir.

Atom kütlelerini ölçmek için karbon12 izotopunun karşılaştırma atomu olarak seçilmesinin nedenlerini araştırınız.

Atom kütlelerini ölçmek için karbon-12 izotopunun karşılaştırma atomu olarak seçilmesinin nedenlerini araştırınız. Çalışmanızı arkadaşlarınızla sınıf ortamında paylaşınız.

 

Karbon C ile sembolize edilen kimyasal bir elementtir. Karbon; hidrojen, oksijen, azot, kükürt, fosfor gibi elementlerle beraber dünya üzerinde oluşan tüm hayatın yapı taşını oluşturmaktadır. Tüm canlılar yapısında karbon bulundurur. Karbon kendisi ve diğer elementler ile çok güçlü bağlar oluşturarak organik bileşikler oluşturur. Atmosferde karbon dioksit gazı bulunmaktadır; hatta Mars atmosferinin %96’si CO2 içermektedir. Doğada karbon, üç allotrop formundadır; amorf, elmas ve grafit. Karbonun fiziksel ve kimyasal bütün özellikleri, kristal yapısından kaynaklıdır. Element halinde bulunan karbon; elmas ve grafit olmak üzere iki kristalin yapıdadır. Kok, is ve mangal kömürü ise amorf yapıda olan karbondur. Karbonun 10 C’dan 16’a kadar 7 izotopu bulunmaktadır. Bunlardan yalnızca 12C ve 13C stabil durumdandır. Doğal karbonu bunlar oluşturur; %98,9 oranında 12C ve %1,1 oranında da 13C. 12C yapısında 6 proton ve 6 nötron bulundurmaktadır.

 

1961 yılının öncelerine kadar, fizikçiler tarafından kullanılan ve kimyagerler tarafından kullanılan olmak üzere iki grup atomik kütle vardı. Kimyasal analiz için oksijen kullanılmaktaydı çünkü pek çok şeyle oksitlenerek bileşik oluşturabilirdi. Oksijen tam 16 atomik kütleye sahip olacak şekilde ayarlandı. Diğer bir element olarak da hidrojen seçildi. Fakat karşılaştırmaların son derece kafa karıştırıcı olması üzerine Hidrojen veya Oksijen yerine Karbon seçilmeye karar verildi. Karbon-12 izotopunun 6 proton ve 6 nötronu bulunmaktaydı, bu da atomik kütle olarak 12’yi veriyordu. Daha önce belirlenen Hidrojen ve Oksijen arasında bir değerde bulunması ve çok bir değişiklik yaşanmaması açısından oldukça avantajlı olmuştur. Karbon 12’nin atomik kütlesi tam olarak 12 olmaktadır. Ayrıca tüm atomik, formül ve molekül kütleleri de bu standarda göre işaret edilmektedir.

Kimyanın temel kanunlarını araştırınız.

Kimyanın temel kanunlarını araştırınız. Bu kanunların kimya biliminin gelişimi açısından neden önemli olduğunu belirten bir poster hazırlayınız. Hazırladığınız posteri arkadaşlarınızla paylaşınız.

 

Tepkimeye giren maddeler ve oluşan ürünler üzerinde belirli oran ve kanunlar vardır. Bu kanunlar kütlenin korunumu, sabit oranlar, katlı oranlar, birleşen hacim oranları ve Avagadro yasalarıdır. Kimyasal tepkimelerde hesaplama yapılırken bu kanunlardan faydalanmamız şarttır.

 

Kütlenin korunumu yasası: Herhangi bir tepkime sırasında giren maddelerin toplam kütlesi her zaman tepkime sonucunda oluşan ürünlerin kütleleri toplamına eşit olmak zorundadır. Tepkimeyi oluşturan maddelerin cins ve sayısı ise aynı kalır. Örnek olarak tepkimeye giren elementler karbon ve hidrojen ise ürünlerde de aynı cins atomlar bulunmalıdır.

CaO + CO2 à CaCO3 tepkimesi sırasında 20 gram CaO ve 40 gram CO2 bileşikleri harcandığında toplam 60 gram CaCO3 bileşiği oluşur.

 

Sabit Oranlar Yasası: Doğada bulunan bir bileşiği oluşturan elementlerin kütleleri arasında sabit ve değişmez bir oran bulunmaktadır. Bu oran tam sayılar ile ifade edilir ve sabit oran adı verilir.

SO2 bileşiğinde kükürt atomunun kütlesi 32 oksijen atomunun kütlesi ise 16 değerindedir. Kükürt atomu 1 adet yer aldığından toplam 32 gram, oksijen atomu ise 2 adet yer aldığından toplam 32 gramdır. 32/32 eşitliğinden sabit oran “1” olarak bulunur.

 

Katlı Oranlar Yasası: Aynı elementlerin birleşerek oluşturduğu iki farklı bileşikte bir elementin miktarı sabit kalırken diğer elementlerin arasındaki orana katlı oranlar yasası adı verilir. İki farklı bileşikte katlı oran bulunabilmesi için iki adet elementten oluşması ve basit formüle sahip olması gerekir.

 

Birleşen Hacim Oranları Yasası: Gay-Lussac adındaki bilim adamı tarafından önerilen ve yalnızca gazların oluşturduğu tepkimelerde aynı şartlar altında tepkimeye giren gazların hacimleri arasında sabit oran olduğunu gösteren kanundur.

 

Avagadro Yasası: Sabit sıcaklık ve basınç altında tepkimeye giren gazlar ile tepkime sonucunda oluşan gazların hacimleri arasında sabit ve tamsayılarla ifade edilen bir oran vardır. Bu kanuna ise Avagadro yasası adı verilmiştir.

Geceleri bitkilerin bulunduğu ortamda uyumak sağlıklı değildir?

Geceleri bitkilerin bulunduğu ortamda uyumak sağlıklı değildir? Bu durumun nedeni sizce ne olabilir?

 

İnsanlar nefes alıp verirken; oksijen alıp karbondioksit verirler. Bitkilerinse gündüz karbondioksit aldıkları ve oksijen verdikleri bilinmektedir. Geceleri ise bu durum tersine dönmektedir. Yani bitkiler gece oksijen alıp karbondioksit vermektedir. Bu durum sağlığımız açısından olumsuz bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. Yine bitkilerin buharlaşmaya neden oldukları bilinmektedir. Bitkiler buharlaşma vasıtasıyla yapraklarındaki pek çok farklı maddeyi salgılamaktadır. Salgılanan ve gözle görülemeyen bu maddelerin çoğu insan sağlığı için olumsuz etkilere sebep olmaktadır. Bundan dolayı genel olarak yattığımız ortamlarda bitkilerin bulunmamasına özen gösterilmesi önerilmektedir.

 

Bitkilerin gece saatlerinde fotosentez yapıyor olmaları nedeniyle yaşam alanlarındaki oksijeni emdikleri bilinmektedir. İnsanların da oksijen soludukları düşünüldüğünde geceleri yaşam alanlarındaki oksijen seviyesinin azalmasında bitkilerin etkili oldukları düşünülmektedir. Bundan dolayı bitkilerin bulunduğu bir ortamda uyumanın sağlıksız olacağına dair bir düşünce hakimdir.

 

Bitkilerin geceleri fotosentez yoluyla tüketmiş oldukları oksijenin, yatak odamızdaki oksijen seviyesini düşürücü etkisinin bulunduğu bilinmektedir. Ancak tüketilen oksijen seviyesinin çok fazla olmaması, insan sağlığı açısından ölümcül sorunlar oluşturmaz. Yine de bir önlem olarak yattığımız odada bitki bulundurmamak sağlığımız açısından önerilen bir durumdur.

Kaynakların tükenmesi gelecekte ne gibi sorunlara neden olabilir?

Kaynakların tükenmesi gelecekte ne gibi sorunlara neden olabilir?

 

Günümüz itibariyle dünyamızın karşılaştığı en temel sorunların başında doğal kaynakların hızlı bir şekilde tüketilmesi gelmektedir. Çünkü kaynakların bilinçsizce tüketilmesinin oldukça olumsuz sonuçları bulunmaktadır. Hayatımıza devam etmek için doğal kaynaklara ihtiyaç duyarız. Söz konusu doğal kaynaklar ise;

  • Su
  • Hava
  • Bitki Örtüsü
  • Toprak
  • Hayvanlar
  • Madenler

 

Olarak sınıflandırılabilir. Doğal kaynakların hiç tükenmeyecek gibi görülmesi oldukça tehlikeli bir durumdur. Çünkü bilinçsiz tüketim sonrasında doğal kaynakların geri dönüştürülemez bir şekilde yok olması mümkün olmaktadır. Bu noktada bilinçli ve tasarruflu tüketim önem kazanmaktadır.

 

Su kaynağının bilinçsiz bir şekilde tüketilmesi ve kirletilmesi, hayatımızı riske atacak bir sorundur. Vücudumuzun büyük bir bölümü sudan oluşmaktadır. Susuzluk sorunu ölümcül bir mesele olarak tanımlanmaktadır. Yine suyun kirlenmesi dünya üzerinde yaşayan tüm canlıları olumsuz olarak etkilenmektedir. Hava kirliliği, insan sağlığını doğrudan etkilemektedir. Sağlıklı hava teneffüs etmek insan yaşamı için olmazsa olmazdır. Bitki örtüsü, doğal hayatın devamı için ve sağlıklı besinler elde etmemiz için gerekmektedir.

 

Bitki örtüsünün oluşumunda toprağın kimyasallardan arındırılması önemlidir. Çünkü ancak sağlıklı meyve ve sebzelerin yetiştirilmesi temiz toprak örtüsü sayesinde mümkün olmaktadır. Balık eti, tavuk eti ve diğer etler insanlar için önemli besinlerdir. Bu aşamada hayvan türlerindeki yok oluşlar insanların besin zincirini de olumsuz yönde etkilemektedir. Madenler ise gelişim ve konforlu yaşam için olmazsa olmazlar arasında yer almaktadır. Bu kaynakların hızlı bir şekilde tüketiliyor olması; gelecekteki tüm savaşların doğal kaynaklar eksenli olarak yapılacağına işaret etmektedir.

Topraklamanın günlük yaşamdaki ve teknolojideki uygulamalarını araştırınız.

Topraklamanın günlük yaşamdaki ve teknolojideki uygulamalarını araştırınız. Bunları dikkate alarak can ve mal güvenliği açısından topraklamanın önemini tartışınız.

 

Topraklanmanın cisimleri nötr hale getirme özelliğinden günlük hayatta pek çok alanda faydalanılır. Örneğin elektrik üretimi, dağıtımı ve iletimi bunlardan birkaçıdır. Elektrik tesisatlarında, topraklama yapabilmek için, gerilim altında bulunmayan tüm tesisat alanlarının uygun iletkenlerle toprak içerisine yerleştirilmiş bir iletken objeye bağlanması gerekir. Bu şekilde elektrikli araçları kullananların can güvenliği sağlanırken cihazların da her hangi bir zarar görmesi engellenir. Dolayısıyla tüm elektrikli aletlerin gövdeleri, boruların madeni kısımları, tablo ve benzerlerinin metal bölümleri topraklanmalıdır. Topraklanmaya örnek olarak; doktorların hastalarına çıplak ayakla çim veya toprağa basmaları gerektiğini tavsiye etmesi de verilebilir.

 

Yıldırım bir doğa olayıdır, can ve mal kaybına yol açabilmektedir. Bu doğa olayını zararsız bir biçimde toprağa iletilmesinde paratonerlerden faydalanılmaktadır. Paratoner, yapıların tepelerine takılan sivri uçlu metal bir çubuktur. Bu çubuk, iletken bir tel vasıtasıyla toprak içerisinde bulunan metal plakaya bağlanır. Bu şekilde yıldırım ile buluttan paratonere gelecek elektrik yükleri, yapıya ve çevreye herhangi bir zarar vermeden toprağa aktarılır. Paratoner yalnız, yüksek yapılara, cami minarelerine ve yüksek gerilim hatlarına kurulabilir.

 

Kullanılan bazı elektrikli aletlerin fişleri üç çubukludur. Bu çubuklardan biri aracın üzerinde biriken elektrik yüklerini dolaysız olarak toprak hattına aktarır. Evlerde bulunan prizlerin içinde de topraklama kabloları bulunur. Böylelikle araçların üzerinde bulunan yükler nötrlenir. Bu sayede yangın çıkma olasılığı azalarak, insanların ve eşyaların zarar görmede engellenir.

Teknolojideki elektriklenme ve elektriklenmelerin meydana geldiği bazı doğa olaylarını araştırınız.

Teknolojideki elektriklenme ve elektriklenmelerin meydana geldiği bazı doğa olaylarını araştırınız. Elde ettiğiniz sonuçları arkadaşlarınızla tartışınız.

 

Elektriklenme; nötr haldeki bir maddenin dışarından elektron alarak veya dışarıya elektron vererek üzerinde bulunan elektrik yük sayısının değişmesi durumudur. Elektriklenmenin günlük hayatta kullanımıyla ilgili uygulamalarını teknolojinin pek çok alanında görmemiz mümkün. Bu anlamda akla ilk gelense fotokopi makinesidir. Fotokopi makinelerinde, metal bir plaka kopyasını çıkaracağımız kağıdın koyu alanına denk gelecek biçimde elektrikle yüklenir. Toner ismi verilen bu koyu renkli toz, plakanın yüklü olan kısımlarına yapışır. Daha sonra altında geçen kağıdı renklendirerek görüntünün kağıda geçmesini sağlar.

 

Özellikle dedektifler kağıt veya plastik yüzeylerdeki parmak izlerini belirlemek için elektriklenme özelliğini kullanır. Parmağın yüzeye dokunan ince kısımları yüzeyde iz bırakır. Bu izlerin oluştuğu yerlerin elektrik yüklenme özelliği iz olmayan yerlere göre daha farklıdır. Bu özelliği ölçen tarama aletleriyle parmak izi belirlenir. Bacaları temizlemek için kullanılan fırçalar elektrik yüklü olduğu için, bacaların içlerinde bulunan kurum ve toz kolay bir şekilde çekilebilir.

 

Fabrika bacalarındaysa, bacanın iç kısmına yerleştirilen negatif yüklü kablolar, bacadan geçen tozların da negatif yükle yüklenmesini sağlar. Ardından da tozlar baca çevresindeki pozitif yüklü tabaka tarafından çekilir. Bu şekilde tozların havaya karışması engellenir. Beyaz eşya ve otomotiv sanayisinde de objeler boya spreyleriyle benzer bir yöntemle boyanır. Yani boyanacak alan negatif yükle yüklenir. Zıt yükle yüklenmiş boya alana püskürtülünce boya tanecikleri yüzeye yapışır. Boya tanecikleri aynı yükle yüklendikleri için birbirlerini iterek alana eşit bir biçimde dağılır.