Mayozda homolog kromozomların rastgele kutuplara çekilmesinin canlılar için önemini açıklayınız.

Mayoz ’da homolog kromozomların rastgele kutuplara çekilmesinin canlılar için önemini açıklayınız.

 

Canlılar dört ana guruba ayrılır. Bunlar bitkiler, hayvanlar, mantarlar ve mikroskobik canlılardır. Bu canlıların bazıları eşeysiz ürerken bazıları da eşeyli ürerler. Mayoz bölünme eşeyli üreyen canlılarda görülen bir üreme şeklidir. Mayoz bölünme eşeyli üreyen canlılarda üreme hücrelerinin oluşmasını sağladığı için canlılar için önemi çok büyüktür. İnsanlar dahil hayvanların neredeyse tamamı ve bitkilerin çiçekli olanları üremelerini eşeyli üreme şeklinde yaparlar ve nesillerini devam ettirmek için Mayoz bölünmeye muhtaçtırlar.

 

  • Eşeyli üreyen canlıların dişilerinde yumurtanın, erkeklerinde spermlerin oluşmasını sağlar. (Üreme hücreleri)
  • Mayoz bölünmede kalıtsal çeşitlilik artar. Canlılar farklı genetik özelliklere sahip olur. Bu da farklı çevre şartlarına uyum sağlayan canlıların oluşmasını sağlar.
  • Mayoz bölünme tür içi kromozom sayısının yarıya inmesini sağlar. Sperm ve yumurta oluşurken yarıya inen kromozom sayısı döllenmeyle iki katına çıkar ve yavruların kromozom sayısı anne babanınkine eşit olur.
  • Gelişmiş canlıların çoğu eşeyli ürer. Mayoz bölünme olmasaydı canlılar eşeysiz ürer ve kalıtsal çeşitlilik azalırdı.

 

Hücre bölünmesi ikiye ayrılmaktadır. Bunlar Mayoz bölünme ve mitoz bölünme şeklinde meydana gelir. Mitoz bölünme vücut hücrelerinde meydana gelir. Mayoz bölünme ise üreme hücrelerinde meydana gelir.

 

Mayoz bölünmenin canlılar için önemi şu şekildedir:

  1. Mayoz bölünme üreme hücrelerinde gerçekleşir.
  2. Mayoz bölünme, genetik aktarımı sağlar.
  3. Mayoz bölünme, genetik çeşitliliği sağlar.
  4. Mayoz bölünme, neslin devam etmesini sağlar.
  5. Mayoz bölünme, biyolojik çeşitliliğin artmasını sağlar.

Aşılama yoluyla üretimde genetik farklılık nasıl oluşur?

Aşılama yoluyla üretimde genetik farklılık nasıl oluşur?

 

Aşılama, iki bitki parçasını bir bitkiymiş gibi kaynaşacak ve büyümelerine devam edecek şekilde birleştirme tekniğidir.

Aşılama, bitkilerde uygulanan tohumsuz bir üretme şeklidir. Çoğaltılması istenilen çeşitten, bir gözün veya aşı kalemi adı verilen bir dal parçasının anaç adı verilen diğer bir bitki üzerine yerleştirilip tutturulmasıdır.

 

Meyve çeşitleri, genel olarak, tohumla üretildiklerinde çeşit karakterini kaybederek, yabanileşmeye doğru yönelmektedirler. Onun için, aşı usulü ile üretmek mecburiyetinde kalınmaktadır. Üretilmesi istenilen, kaliteli, bol verimli ve hastalıklara dayanıklı meyve çeşitlerini, aşılamak yoluyla çoğaltmak imkânı sağlanmaktadır.

 

Neden Peki Aşılama Yaparız?

  1. Tür ve çeşidin ismine doğru fidan üretimi,
  2. Başka ve kolay metotlarla çoğaltılamayan çeşitlerin ortadan kalkmasına engel olmak,
  3. Büyük ağaçların çeşitlerini değiştirmek,
  4. Islah çalışmalarında belirli özellikleri için seçilen çöğürlerin büyümelerini çabuklaştırmak,
  5. Ağaçların zarar gören kısımlarının tamiri
  6. Virüs hastalıklarının incelenmesi için aşı yapılır.
  7. Bazı anaçların özelliklerinden (Bodur anaçlar gibi) yararlanmak için ancak üzerine iyi bir çeşit aşılayarak yararlanabiliriz

 

Kaç Çeşit Aşılama Vardır

  1. Göz Aşıları
  2. Kalem Aşıları

 

Göz Aşısı Nedir?

Altında odun dokusu bulunan veya bulunmayan küçük bir kabuk parçası ile bunun üzerindeki tek bir göz ile yapılan aşılara göz aşısı denir. Sadece yongalı göz aşısı metodunda, kabuk parçasının altında odun dokusu bulunur.

 

Kalem Aşısı Nedir?

Taze kesilmiş anaçla taze kesilmiş kalemin kombiyum bölgelerinin üstüne gelecek şekilde sıkıca temas ettirilerek anaç ile kalem arasında bir bağlantı kurulması ile yeni bir bitki meydana gelir. Bu tür aşılara kalem aşısı adı verilir. Kalem aşıları ilkbaharda yapılır.

Bölünme yeteneğini kaybetmiş bazı hücreler bölünme yeteneğini tekrar nasıl kazanabilir?

Bölünme yeteneğini kaybetmiş hücreler bölünme yeteneğini tekrar nasıl kazanabilir?

 

Vücudumuzdaki her hücre belli bir amacı gerçekleştirmek üzere özelleşmiştir. Ancak başlangıçta herhangi bir amaçları yoktur. Hücresel farklılaşma adı verilen bir süreç sonunda belli bir hücre tipine, örneğin kas ya da sinir hücresine dönüşürler. Sinir hücreleri hayli özelleşmiş hücrelerdir ve her birinin sinir sistemi içinde belli bir yeri ve karmaşık görevleri vardır. Hücresel farklılaşma süreci içinde özelleşirken, nöronların bölünme özelliklerini kaybettiği ve bütün enerjilerini ve yapılarını bu yeni ve karmaşık görevlerini gerçekleştirmek üzere kullandıkları düşünülüyor.

 

Yeni araştırmalar özelleşmiş herhangi bir görevi olmayan kök hücrelerin nöronların yenilenememesinin yol açtığı sorunlara çözüm olabileceğini gösteriyor. Bu amaçla araştırmacılar kök hücrelerin nöronlara dönüşmek üzere farklılaşmasını sağlamaya çalışıyor. Bazı uzman araştırmacılar ise sinir hücrelerinin kendini yenileme yeteneklerinin çok sınırlı binde bir ihtimal olmasının nedeninin, biyolojik bazı bileşiklerin nöronların elektriksel uyarıları ileten bölümü olan aksonların gelişmesini engellemesi olduğunu düşünüyor. Her hücrede olduğu gibi, sinir hücresinin gövdesinde de DNA’yı içinde barındıran çekirdek bulunur. Dendritler (algılayıcılar) çevreden veya diğer nöronlardan gelen iletiyi algılar, Akson (iletici) ise bu bilginin diğer nöronlara iletilmesini sağlar. Belli bir süre geçirildikten sonra yavaştan çekirdek haps olur ve bölünme yeteceğini kaybeder bu nedenle belli başlı durumlar dışında asla bölünmez. Mesela düştüğümüzde yaralandığımız zaman ölen hücreler yerine geçecek yeni hücreler gibi.

Sağlıklı bir insanda bölünme yeteneği olmayan hücreler hangileridir?

Sağlıklı bir insanda bölünme yeteneği olmayan hücreler hangileridir?

 

Vücudumuzda bulunan bazı hücrelerin bölünme özelliği yoktur. Bunlar sinir, kas, alyuvar ve üreme(eşey) hücreleridir. Çekirdeği ya da kalıtım maddesi olan hücreler bölünür. Bazı hücrelerde çekirdek yoktur. Örneğin alyuvar hücreleri çekirdeksizdir. Bu hücreler bölünemez ve bir süre sonra (120 Gün sonra) ölür. Sinir ve kas hücreleri ise hiç bölünmezler. Karaciğer hücreleri gibi bazı hücreler ise normalde bölünmez fakat yaralanma veya hücre ölümü gibi olaylar sonucu kaybedilen hücrelerin yenilenmesi amacıyla bölünürler. Karaciğer hücreleri gibi bazı hücreler ise normalde bölünmez fakat yaralanma veya hücre ölümü gibi olaylar sonucu kaybedilen hücrelerin yenilenmesi amacıyla bölünürler. Bazı hücrelerde ise bölünme çok hızlı ve sürekli olur. Örneğin kemik iliği ve embriyo hücreleri sürekli ve hızlı bölünür. Hücre bölünmesi 3 aşamada sadece hızlı bir akış sergiler bebeklik, çocukluk ve ergenlik dönemleri.

 

Sinir Hücreleri Neden Bölünemez:

Sinir Hücreleri yani Nöronlar bölünmez. Bunun birkaç nedeni vardır. Birincisi yapısaldır. Bir nöronun ağaç şekli gerçekten bölünemez. 2. Sebep kapasite insan kafatasının büyüklüğü sabit olduğu için, nöronların eklenmesi imkansızdır. Üçüncü sebep ise; Anılar, beceriler ve yaşam boyunca öğrendiklerimiz, beyin dokusu karmaşık ağaç şeklindeki yapısal bağlantılarla temsil edilir. Nöronlar alınırsa, bu nöronların öğrendikleri, onlarla birlikte alınır. “Eski” nöronları “yeni” olanlarla ile değiştirmek, anıların silinmesine vesile olacaktır.

Avrupalılar, Eski Yunanlıların eserlerini bin yıldan fazla bir süre ellerinde tuttukları hâlde Rönesans’ı neden çok daha önce başlatamadılar?

Avrupalılar, Eski Yunanlıların eserlerini bin yıldan fazla bir süre ellerinde tuttukları hâlde Rönesans’ı neden çok daha önce başlatamadılar? Araştırıp ulaştığınız sonuçları sınıfta paylaşınız.

 

Avrupa, yapısı bakımından toplum ilişkilerinde soğuk ve kat î kuraları barındırmış, orta çağ sonlarına kadar böyle sürmüştür. Dini inançlar ve sosyal yaşantılarda ki değişim ve gelişmeleri hemen kabul etmemiştir. Yeniliklere kapısını kapatmış olan Avrupa, her yeni gelişmeye, bilim yahut herhangi birisini örnek gösterebiliriz ön yargıyla yaklaşmıştır. Eski yunan eserlerinin ortaya çıkmış olması da onlar için uzun süren yıllar boyu dikkate değer görülmemiştir. Sanat eseri niteliği taşıyan bu eserleri tatbik etmekte geç kaldıkları için Rönesans daha önce başlatamamışlardır. Özgür düşünce ortamının olmadığı skolastik düşünce sistemi yaygın olan Avrupa, felsefi açıdan yararlarına olacak kimi yaklaşımı da reddetmiştir. Sömürü düzeni ile hakimiyetini sürdürürken toplumda oluşan bu yara, fark edilmemiş olacak ki bu konuda atılan adımlar gecikmiştir.

İslam bir ilim dini ve onun vücuda getirdiği medeniyet, bir ilim medeniyetidir sözünden hareketle “İslamiyet ve bilim” ilişkisi hakkında neler söylenebilir?

İslam bir ilim dini ve onun vücuda getirdiği medeniyet, bir ilim medeniyetidir sözünden hareketle “İslamiyet ve bilim” ilişkisi hakkında neler söylenebilir?

 

İslamiyet Allah’ın ilk emri olan ‘Oku’ ayetiyle yayılmaya başlamıştır. İlk emri okumak olan bir dinin bilime verdiği önemi yadsınamaz bir gerçektir. İslamiyet ve bilim aynı doğrultuda olduğu gibi ayrı düşünülmesi de imkansızdır. İslam’ın yeryüzüne inmesiyle yapılan bilimsel çalışmalar ve gelişmeler bunun kanıtıdır. İslam bir ilim dini ve onun vücuda getirdiği medeniyet, bir ilim medeniyetidir. Şöyle ki kurulan İslam devletleri getirilen yeniliklerle bir çağ kapatmış yeni bir çağ açmışlardır. İnsan haklarının evrenselliği gibi bir kavram İslam sayesinde gelişmiş, kölelik ve kimi aşağılayıcı uygulamalar ortadan kaldırılmıştır.

 

İnsana insan olarak değer veren bir kültürü benimseyen İslam, medeniyetler kurmuş kendi ülküsünü geliştirmiştir. Bununla da kalmayıp ilmi çalışmaları tıkamamış her daim önünü açmıştır. Okumanın gerekliliği de ilimin öğrenilmesi hususuna verilen değerden gelir. Sanata, ekonomiye, siyasete, adalete ve yönetimsel çalışmalara yeni anlamlar ve farklı boyutlar kazandıran İslam, medeniyetin beşiği olarak anılacaktır. Hikmet olarak bakılan yaratılan her şey ilimin konusu olduğu ve bu konuda yapılacak çalışmalarla Allah’ın hikmetinin tezahürü olan tüm canlıların incelenmesi gerekli görülmüştür.

Abbasi halifesinin sadece Türklerin yaşadığı bir şehri kurmasının nedenleri neler olabilir?

Abbasi halifesinin sadece Türklerin yaşadığı bir şehri kurmasının nedenleri neler olabilir?

 

Bunun farklı bir çok sebebini ele alabiliriz. Ancak öncelikle Türklerin İslamiyet’i kabul etmesiyle birlikte onların savaşçı kimliğinden yararlanmak ve bunu yaparken de İslam devletinin güvenliğini korumak amacı ilk nedenlerden. Sonrasında bu şehirlerin kurulmasının Türklerin güvenini kazanmanın etkili olacağı düşüncesi ve İslam devletinin oralarda büyüyüp tüm dünyaya hükmedebileceği düşüncesi gelişmiştir. İslam’ın merkezi yapma çalışmaları ve dönemin şartlarına uyum sağlamak için o dönemde geliştirilen ordu şehirlerinin bir örneğinin teşkil etmesi amacı da bulunuyor.

Mevali politikasının Emevi Devleti’nin yıkılışına etkileri nelerdir?

Mevali politikasının Emevi Devleti’nin yıkılışına etkileri nelerdir?

 

Mevali politikası ve uygulanan siyaseti sonrasında iç çatışmaların ve kargaşaların yaşandığı bilinmelidir. Bu iç karışıklıklar ve sıkıntılar Emevi devletinin yıkılmasında etkili olmuştur. Arap olmayanın Araplar kadar değerli görülmediği bu politika ile devletin ayrıştırıcı bir tutum sergilemesi insanların bir biri ile olan bağlarını ayrıştırmış toplum bölünmüştür. Toplumun bölünmesi gibi büyük çapta bir sosyal neden her devletin yıkılışını etkileyebileceği gibi Emevi Devletinin de yıkılışını etkilemiştir. Sadece Arap olanın değerli görüldüğü ve diğer tüm milletlerin ayrıştırılması, İslam’ın arka plana alınıyor olmasıyla devletin doğrudan yıkılmasına etki etmiş bir nedendir mevali politikası.

İslam dininin sanatın gelişmesine etkileri neler olabilir?

İslam dininin, sanatın gelişmesine etkileri neler olabilir?

Sanatın gelişimi sürerken İslam dininin yayılmasıyla karşılaşmaları ve etkileşim olması, ortaya çıkan sanat eserlerinin mükemmelliği ile görülebilir. İslam dini, yapısının gereği sadeliği, tevazuu, ilahi aşkı konu edindiği için sanat eserlerine de bu yönlerde etki göstermiştir. Ney gibi sazların ortaya çıkmasında, hat sanatının çizgilerinin hizada olup belirli bir disiplini simgelemesinde İslam dininin sanatın üzerinde oluşturduğu etkilerden. Mimari alanda ki sanatsal çalışmalarında etkili olduğu İslam dini sayesinde kubbeli camilerin yapımı ve içlerine çizilen işlemeler göze hitap etmenin yanı sıra gönle de hitap eder hale gelmiştir. Edebi eserlerin oluşumunda ilahi aşkı konu edinen İslam şairleri sanat eserlerini ortaya koymuşlardır. Yine büyük mutasavvıfların yazdıkları İslami eserle edebiyata büyük oranda katkı sunmuştur.

Mevali siyasetinin İslamiyet’in yayılmasına etkileri neler olabilir?

Mevali siyasetinin İslamiyet’in yayılmasına etkileri neler olabilir?

Mevali siyaseti; Arap olmayan kişilerin Müslüman olduktan sonra Arap değerinde görülmemesi ile ortaya çıkmıştır. Halbuki Hz. Peygamber tüm sınıf farklılıklarını ortadan kaldırmış cahiliye dönemine geri dönememeleri için uyarılarda bulunmuştu. Veda hutbesinde Arap’ın Acem’e üstünlüğü yoktur derken milletler arasında ki farklı kültürlerin bir birine üstünlüğünün olmadığını belirtmiştir. Ancak üstünlüğün yalnızca takva ile olacağını unutan insanlar tekrar bu cahiliye fikrine dönüş yapmış yeni Müslüman olan her milleti (Arapların haricinde), alt sınıf olarak görmüş ve üstün gelme psikolojisiyle davranılmıştır.

 

Bu siyaset sonucunda İslamiyet’in yayılması durmuştur. Toplumda sınıf farklılıkları ortaya çıkarken birlik ve beraberliğin bozulduğu görülmüş iç karışıklıklar çıkmaya başlamıştır. Ayrışmanın ve çatışmanın şiddetlendiği bu dönemde siyasi istikrarsızlık baş göstermiştir. Sonraları mevali siyaseti uygulanmasa da derinleşen ayrışmalar devam etmiştir. İslamiyet bu ayrışmalar sonucu yayılmasını yavaşlatmıştır.