Çiçekçiden alınan dalından kesilmiş çiçeklerin su dolu bir vazoda uzun süre solmadan yaşamasının nedenleri neler olabilir?

Çiçekçiden alınan dalından kesilmiş çiçeklerin su dolu bir vazoda uzun süre solmadan yaşamasının nedenleri neler olabilir?

 

Bitkiler, canlı kalmak için toprağa bağımlı yaşamaktadır. Sabit olmaları canlı olmadıklarını göstermez. Canlıların meydana getirdiği tüm aktiviteleri bulundukları yerden yapmaktadır. Gerekli beslenme ihtiyaçlarını ise topraktan karşılamaktadır. Bu yüzden hiçbir çiçek toprakta bulunduğu kadar bariz güzellikte dışarıda bulunamaz. Çiçeklerin de bu şekilde vazo ile bakılması durumunda gene toprak kullanıldığından dolayı bozulması ya da kuruması söz konusu değildir. Bitkilerin bu durumlarına bakıldığında ihtiyacı olan besinleri sağladığı sürece uzun yıllarca bulundukları yerde hayatlarını devam ettirebilmektedir.

 

Ancak bir şekilde hediye alınan ya da dalından koparılan bir çiçeğin kök yapısı olmadığından dolayı evde tekrar toprağa ekmeniz mümkün olmaz. Ki ekmiş olsanız dahi çok sağlıklı bir şekilde verim alamazsınız ve kurumaya götürürsünüz. İşte bu durumlarda dalından koparılan çiçeklerin biraz daha canlılıklarını devam ettirmek amacıyla su dolu bir vazo içerisine konulması gerekir. Su, canlılık için oldukça önemlidir. Bitkiler de su içerisinde tıpkı normal besinli toprağında gibi hissederek gerekli canlılık elementlerini kısa süre de olsa su sayesinde karşılamaktadır. Suyun bu denli hayat kaynağı olması çiçeklerin bir süre de olsa kurumadan canlı kalmasını sağlamaktadır. Ancak hiçbir köksüz bitki 1 haftadan fazla bozulmadan kalması mümkün değildir.

Bahçenizde yetiştirdiğiniz bir bitkinin topraktan yeterli besin alıp almadığını anlamak için neler yaparsınız?

Bahçenizde yetiştirdiğiniz bir bitkinin topraktan yeterli besin alıp almadığını anlamak için neler yaparsınız?

 

Bahçe bitkileri ya da çevremizde gördüğümüz tüm canlı bitkiler toprakta canlılıklarını devam ettirmektedir. Bitkilerin bu toprağa bağlı durumları, yeterli derecede besin ve elementlerini alması için gerekli bir durumdur. Aksi bir durum söz konusu olduğunda topraksız yetişen bitkilerde yeterli besin ögesi bulunmamaktadır. Herhangi bir nedenle bitkide o canlı yeşil rengin görülmemesi durumunda birçok etken düşünülmelidir. Bu yüzden aslında bize bitkiler belli başlı problemlerini renk değişimleri ile ya da uç kısımlarını değiştirerek vermektedir. Bitkilerdeki bu durumların kaynakları ise farklı olabilmektedir.

 

Bahçenizde yetiştirdiğiniz bitkilerde de dikkat edilmesi gereken birkaç nokta vardır. Bazı bitkiler suyu sever ancak bazı bitkiler suyu çok fazla sevmemektedir. Öncelikle beslediğiniz bitkinin ihtiyacı olan su miktarını bilmeniz gerekmektedir. Eğer bitkiyi hergün suluyorsanız ve bitkide sulamaya bağlı kurumaların meydana geldiği görüyorsanız bu bitkinin suyu sevmediğini anlayabilirsiniz. Bunun yanı sıra bazı bitkiler bulundukları yeri sevmezler. Karanlık ortam seven bitkiler ya da aydınlık ışığa ihtiyaç duyan bitkiler de bu ayrımı gayet bariz bir şekilde yapmaktadır. Bu yüzden bakımını sürdürdüğünüz bitkinin neye ihtiyacının olduğunu bilmeniz bu hususta bir önem arz eder. Örnek olarak kaktüs bitkisi, suyu çok sevmez. Zaten içerisinde bol miktarda su barındırır. Bu su kütlesi azaldığında su ister ki bu da en az 2-3 günde bir sulama ile sağlanabilmektedir.

Oksijen, birçokları için hayat kaynağı iken bazı canlılar için zehir etkisi gösteren zararlı bir maddedir.

Oksijen, birçokları için hayat kaynağı iken bazı canlılar için zehir etkisi gösteren zararlı bir maddedir. Bu durumu nasıl açıklarsınız?

 

Oksijen yanıcı bir gaz molekül ailesindendir. Bu durum bizler için büyük bir hayat kaynağıdır.
Oksijen atomunun nefes alıp vermemizi sağlaması ve hayatın devamlılığı açısından olmazsa olmazdır. Sadece havada değil, büyük bir bölümü su olan canlıların hayat kaynağı olan su molekülünün oluşumunu da desteklemektedir. Su oluşumu, nefes alınması gibi durumların hepsi oksijen molekülü ve farklı konformasyonları sayesinde gerçekleşir. Oksijen insanlar ve birçok canlı ailesi için hayat kaynağıdır. Bu olmadan yaşam olmaz.

 

Oksijenin faydalı olduğu durumların farkındayız ancak bazı canlıların özellikle oksijensiz ortam canlılarının, oksijen varlığında öldüğü gözlenmektedir. Oksijensiz ortam canlıları bu ortama adapta olmaktadır ve toprağın derinliklerinde yaşamaktadır. Oksijenden mümkün olduğu kadar uzaktadır. Oksijen varlığında zehirlenmesi söz konusudur. Bu canlıların solunumu oksijensiz farklı şekillerde gerçekleşmektedir. Örneğin su ayısı adı verilen canlılar hem oksijenli hem de oksijensiz ortamda yaşayabilen dünyanın en dayanıklı hayvan grubudur. Bu hayvanların yaşaması için optimal dereceler oldukça geniş aralıktadır. Bunun gibi dayanıklı olmayan canlılar oksijen ile karşılaştığında zehirlenmektedir.

Sporcular, rakımı yüksek ormanlık alanlarda neden kamp yaparlar?

Sporcular, rakımı yüksek ormanlık alanlarda neden kamp yaparlar?

 

Sağlıklı yaşam herkesin hakkıdır. Kişinin sağlıklı bir birey olması önce beslenme sonra ise fiziksel aktiviteye bağlıdır. Sağlıklı bir beslenme düzeni herkesin istediği bir durumdur. Bu durumda sağlığın iyileştirilmesi adına önce sağlıklı bir beslenme düzeninin olması gerekmektedir. Sağlıklı yaşamın ikinci şartı spor ve egzersizdir. Spor yapan bir kişide kalp hastalığı büyük ölçüde azalmaktadır. Spor yapan kişiler bunu bir hayat standardı haline getirmişse farklı arayışlar ya da farklı dallarda da görülmektedir. Son zamanlarda sporcuların en çok tercih ettiği sporlardan biride kamptır.

 

Kamp, yüksek zirvelerde yapılabildiği gibi deniz kıyısında ya da düz arazilerde de yapılabilmektedir. Ancak sporla haşır neşir olan herkesin tercihi yüksek rakımlı bölgelerdir. Sporun yüksekte yapılması, oksijen bakımından ortamın zengin olması ile direk olarak bağlantılıdır. Zengin oksijen akciğer kapasitesinin arttırılmasını sağlar. Artan akciğer kapasitesi ise tıkanmadan kişinin spor yapmasını sağlar. Normal hayata döndüğünde kişi aktivitelerinde fazla efor da sarf etse soluk soluğa kalmaz. Bu durumun neticesinde kişinin yaşam kalitesi artar ve birçok patolojik akciğer hastalığı önlenmiş olur.

Okulda sınıfınızı, evinizde odanızı sık sık havalandırmanızın faydaları nelerdir?

Okulda sınıfınızı, evinizde odanızı sık sık havalandırmanızın faydaları nelerdir?

 

Kapalı alanlar oksijen yönünden fakirdir. Açık alanlarda ise oksijen seviyesi oldukça fazladır. Kişilerin dikkatinin dağılması, sıcak basması, nefes aldığında yetersiz kalması gibi durumlar oksijen yetersizliğinden kaynaklanan problemlerdir. Bu yüzden bulunulan ortamın havalandırılması tavsiye edilmektedir. Havalandırma ile kişi kendine gelir ve vücudunda mevcut olan oksijen miktarı artış gösterir. Bu durumda kişi kendini dinç ve sağlıklı hisseder. Eğer uykusu geldiyse kısa sürede kendine gelmesi söz konusudur. Bu durumların hepsine bakıldığında sağlıklı bir süreç için gerekli olmaktadır.

 

Odada her ne kadar bir kişi de olsanız gece boyunca yoğun bir şekilde oksijen tüketimi olmuş ve uzun süre hava almadan beklemiş bir ortam olmaktadır. Bu durumda ortamda bakteri gibi birçok gözle görülmeyen canlı popülasyonunun artış göstermesi olasıdır. Canlıların bizlere zarar vermemesi ya da herhangi bir sağlıksız ortam olmaması için sürekli olarak bulunulan ortamın havalandırılması gerekmektedir. Ortamdaki atmosferin değişmesi kişiyi de iyi hissettirmektedir.

Uzun ağaçların sık yerleştiği bir ormanda bir ağacın üst dallarındaki yapraklar ile alt dallarındaki yapraklarda fotosentez hızı değişir mi?

Uzun ağaçların sık yerleştiği bir ormanda bir ağacın üst dallarındaki yapraklar ile alt dallarındaki yapraklarda fotosentez hızı değişir mi? Açıklayınız.

 

Ağaçlar çoğunlukla yeşil yapraklı çok yıllık bitkilerdir. Bitkiler aleminde en gelişmiş canlı sınıfıdır. Dünyamızın akciğerleri olarak bilinmekte ve bizlere sağladığı faydalar saymakla bitmemektedir. Bu yüzden ağaçların korunması ve sağlıklarına dikkat edilmesi de bu derece önemlidir. Ağaçların düzenli olarak bakımlarının yapılması ve iyi bakılması halinde onlarda bize ihtiyacımız olan nefesi vermektedir. Canlılar aleminin vazgeçilmez noktasını da oluşturmaktadır. Büyük ağaçlı alanlarda birçok ağaç bulunur. Birbirlerine yakın olabildiği gibi aralarında geniş mesafeler de olabilmektedir.

 

Ağaçların yerleşim göstermesi ve ağaç dallanma özellikleri de fotosentezde bir etkinliktir. Çünkü ışık gören kısımların fotosentez miktarı ile ışık görmeyen kısımların fotosentez miktarları aynı değildir. Işık reaksiyonu her ne kadar çok gerçekleşirse fotosentez miktarı da bu derece artmaktadır. Işığa yakın olan noktalarda fotosentez gerçekleşme hızı ışıktan uzak noktalara oranla fazladır. Ki ışık gören yapraklar daha gelişmiş durumdadır. Işık etkinliği bitkiler üzerine büyüme, gelişme ve fotosentez hızı bakımından direk olarak etki göstermektedir.

Fotosentezin ışığa bağımlı reaksiyonlarının gerçekleşmemesi fotosentez sürecini nasıl etkilerdi?

Fotosentezin ışığa bağımlı reaksiyonlarının gerçekleşmemesi fotosentez sürecini nasıl etkilerdi?

 

Fotosentez kompleks bir süreçtir. Bu süreçteki her bir basamak bir önceki reaksiyonu etkilemektedir. Fotosentezde meydana gelen tüm reaksiyonlar ışığa bağlı reaksiyonların gerçekleşmesi ile başlamaktadır. Işığa bağlı gerçekleşen bu süreç, ışığa bağlı reaksiyonun olmaması ile gerçekleşmez. Fotosenztez olayı doğrudan etkilenir. Fotosentezin olmaması ürün oluşmaması anlamına gelir ve besin kaynağı da direk etkilenir.

 

Fotosentezin karanlık reaksiyonu olarak bilinen bu süreç, gerçekleşmek için her ne kadar ışığa bağlı kalmasa da belli başlı ışık gerektiren reaksiyonların devamı ile gerçekleşir. Reaksiyon süresinde meydana gelen ışığa bağımlı olan durumda söz konusu reaksiyon gerçekleşmezse besin üretimi de gerçekleşmez.

Fotosentez reaksiyonlarının birbiri ile olan ilişkisi

Fotosentez sürecini ürünler açısından karşılaştırıp fotosentez reaksiyonlarının birbiri ile olan ilişkisini tartışınız.

 

Fotosentez birçok aşamalı gerçekleşen bir süreçtir. Bu süreç yeşil pigment taşıyan tüm canlılar için oldukça önemli besin kaynağıdır. Besin sağlanması ve solunum zinciri reaksiyonlarının bu noktada tamamlanması söz konusudur. Çevremiz için de oldukça büyük önem taşır. Fotosentez sürecinin gerçekleşmesi çok basamaklı olsa da en çok bilinen ve yaygın karşımıza çıkan süreç, ışığa bağımlı reaksiyon ve calvin döngüsüdür. Bu döngü sisteminde bilinmesi gerekenler oluşan ürünlerdir. Adından belli olduğu gibi bir reaksiyon ışık varlığında gerçekleşirken bir diğer reaksiyon ışık bağımsız gerçekleşmektedir.

 

Işığa ihtiyaç duyan reaksiyonda ATP ve NADPH bulunur. Bunlar ışığa hapseder ve ATP gerekli durumda enerji vermek için parçalanırken NADPH ise karbondioksitten şekerin oluşumuna destek olmaktadır. Bu süreçte geçici bir depolanma söz konusudur. Işık enerjisinin form değişirmiş hali sonrasında bu oluşan şekerler arasında son bulmaktadır. Işığa bağımlı olmayan reaksiyon (Calvin döngüsü) stromada gerçekleşir. Burada ışığa bağımlı tepkimelerdeki ATP ve NADPH ı alır. NADPH üç karbonlu şekerleri oluşturmak adına bir araya gelir ve sonuç olarak glukoz molekülü oluşturulur.

Fotosentetik canlıların bir anda yok olduğunu düşününüz.

Fotosentetik canlıların bir anda yok olduğunu düşününüz. İnsanlar ve diğer canlılar bu durumdan nasıl etkilenirdi? Belirtiniz.

 

Canlılar alemi oldukça büyüktür. Bu alemde küçük olarak gösterilen bir cinsin bile kaybı alemde büyük kayıplara sebep olmaktadır. Çünkü bir beslenme zinciri mevcuttur. Bu zinciri takiben hayvanların ve insanların beslenmesi, ekosistemin dengesi gibi durumlar da göz önünde bulundurulmalıdır. Basit gibi görünen bir kurbağanın eksikliği çevremizde böcek istilasının olmasına neden olmaktadır. Bu kurbağalar ile beslenen yılanların da eksikliğine sebep olmaktadır. Sürekli olarak birbiri ile bağlantılı olan bu sistemde dengenin korunması elzemdir.

 

Fotosentez ise nefes almamızı sağlayan en büyük ve en kompleks olaylardan biridir. Fotosentetik canlıların ortama sağladıkları faydalar da ekosistem için oldukça büyük önem taşır. Fotosentezin gerçekleşmemesi durumunda nefes alışımız mümkün olmamaktadır. Yeşil yapraklı bitkiler ve bitkisel alglerin hayatların sonlanması anlamına gelmektedir. Bu durumda otçul beslenen neslin tükenmesine sebep olmaktadır. Ot ile beslenen hayvanların tükenmesi ilerleyen süreçlerde etçilleri ve insanları da etkilemektedir. Bundan dolayı fotosentez canlıları ekosistemin vazgeçilmez bir parçasıdır.

Küçük bir kır faresinin hayatını sürdürebilmek için 24 saat içinde kendi ağırlığı kadar yiyeceği bulmak zorunda olmasının nedenleri neler olabilir?

Küçük bir kır faresinin hayatını sürdürebilmek için 24 saat içinde kendi ağırlığı kadar yiyeceği bulmak zorunda olmasının nedenleri neler olabilir?

 

Beslenme hayati bir olaydır. Her canlının beslenmesi de bu süreçte değişkenlik gösterir. Bir fil ile sincabın beslenmesi birbiriyle aynı değildir. Bir bebek ile normal erişkin bir insanın beslenmesi de birbirinden farklıdır. Bundan dolayı beslenme şartlara ve fiziki özelliklere göre de şekillenmektedir. İnsanların aç kalması ve yaşamanı devam ettirmesi 72 saat kadar olduğu belirlenmiştir. Bundan sonrasında tamamen açlığın olması durumunda vücutta geri dönüşü olmayan hasarların gerçekleşmesi muhtemeldir. Hasar beyne ulaştığında bu söz konusu olan durum gerçekleşmektedir. Yavaşça tüm dokulara ilerler ve sonrasında ölüm gerçekleşir.

 

Bu aç kalma süresi de hayvandan canlıya değişkenlik göstermektedir. Kır faresi olarak adlandırılan bu canlılar vücut itibari ile oldukça küçüktür. Beslenme miktarı fazla olmasına rağmen mide hacimleri de bu oranda büyüklük gösterir. Kır farelerinde aktivite durumu fazladır. Bilinen hızlı canlılardandır. Gün içerisinde harcadıkları efor ve beslenme eksikliğinden kaynaklı durumların hepsi bir araya geldiğinde hayvanların aç kalması durumunda ölüm olayı gözlenmektedir. Bu durum hayvanın genel durum ve aktivitesine bağlıdır. Bu yüzden sürekli bir besin arayışına girmektedir.