Bir insanın yemek sırasında sadece zengin proteinler içeren besinler yemesi daha sonraki sürede metabolik hızını nasıl ekiler?

Bir insanın yemek sırasında sadece zengin proteinler içeren besinler yemesi daha sonraki sürede metabolik hızını nasıl ekiler?

 

Metabolizma oldukça kompleks bir oluşumdur. Bu oluşum içerisinde meydana gelen tüm değişimler, beslenme düzeni ile doğrudan ilgilidir. Beslenmenin düzenlenmesi ve bu sürecin geçirilmesinde etkinlik yenilen besinlerle doğrudan bağlantılıdır. Örneğin, karbohidrat içeriği yüksek besinlerin yenmesi, anlık olarak kan şekerini aşırı derecede yükseltmekte ve bu durumda kan şekerinin yükselmesi ve karnın doyması da kısa sürmektedir. Ancak sindirimi basit olduğu için kişinin karnı kısa sürede acıkmaktadır. Karın tokluğunun sağlanması ve kişinin uzun süre kendini aç hissetmemesi için sindirimi zor olan besinlerin tüketilmesi önerilmektedir.

 

Özellikle diyetlerde sürekli olarak protein ağırlıklı besinlerin tüketilmesi üzerinde durulmaktadır. Bu durum proteinlerin uzun süreli tokluk hissi vermesinden kaynaklanmaktadır. Protein, sindirimi midede başlayan ve sindirim süresi bakımından oldukça uzun süren bir besindir. Bundan dolayı da kişinin metabolizması sürekli olarak çalışır. Sindirim anına gidene kadar hatta vücuttan atılım sağlanana kadar metabolizma sürekli olarak çalışmaktadır.

Aç ayı oynamaz atasözü biyolojik açıdan ne ifade etmektedir?

“Aç ayı oynamaz.” atasözü biyolojik açıdan ne ifade etmektedir?

 

Vücudumuzda yer alan birçok sistemimiz biyolojik olarak çalışmak için glukoza ihtiyaç duymaktadır. Glukoz ise besinlerden sağlanmaktadır. Açlık uzun sürdüğünde vücudumuzdaki glukoz depoları tükenir ve bu durumda kişide halsizlik oluşur. Bu halsizlik süresinin uzaması aç kalma ile bağlantılıdır. Enerji ihtiyacının besinler ile karşılanması sonucunda da kişide birtakım değişiklikler meydana gelir. Depolardan tüketilmeye başlanan enerjinin ana kaynağı sonrasında kişiyi bitkin düşürmektedir. Aç ayı oynamaz denirken oynamak terimi hareket anlamına gelir. Hareket kısıklığı hatta açlığın ilerleyen durumlarında cümle kurmak dahi zorlaşır. Bu yüzden kişilere uzun süreli aç kalınmaması gerektiği de bildirilmektedir.

 

Açlık direk olarak beyni etkileyen bir durumdur. Uzun sürekli açlık neticesinde depoların tamamı boşalır ve bunların yerine yenilerinin kısa süre içerisinde konması gerekmektedir. Karnı doyduğunda insanların gözleri açılır işte bunun da tam anlamıyla anlamı vücutta meydana gelen bu fizyolojik süreçten kaynaklanmaktadır. Beyin ve vücudun koordineli çalışması neticesinde yemek yenmesi vücuda güç ve enerji vermektedir. Bundan dolayı da beslenme oldukça önemli bir husus olmaktadır.

Genetik bilgi hakkında neler biliyorsunuz?

Birbiri ardına gelen bazlar, sizi siz yapan genetik bilgiyi kodlar. Genetik bilgi hakkında neler biliyorsunuz? Araştırınız.

 

Bazlar, genetik bilginin şekillenmesinde büyük bir önem taşımaktadır. DNA adı verilen genetik bilginin aktarılmasını sağlayan çift sarmallı bu yapı sayesinde gerçekleşmektedir. Genetik bilgide meydana gelen bu değişimler, neslin devamlılığını sağlamaktadır. Yeni doğacak bir yavrunun şekillenmesi de genetik açıdan ebeveynleri sayesinde gerçekleşmektedir. Genetik bilgi fenotipik yani göz görebildiğimiz değişikliklerinde meydana gelmesini sağlamaktadır. Genotipik değişiklikleri dışarıdan göremeyiz ancak fenotipe yansımasını görmemiz mümkündür. Örnek olarak DNA da kodlanan renkli gözü DNA üzerinde göremeyiz ancak fenotipe yansımış olan halini göz rengi olarak görmemiz bize genotip hakkında bilgi vermektedir.

 

Genotip ve fenotip kişinin birey olarak oluşmasını sağlamaktadır. Bundan dolayı genetik bilgi özel olarak korunmaktadır. Dışarıdan yapılabilecek her türlü müdahaleye karşı da oldukça sıkı şekilde korunmaktadır. Genetik bilginin depolanması ve nesilden nesile aktarılması da bu sayede gerçekleşmektedir. Bu durumda en önemli görevler bazlara düşmektedir. Bu bazlar DNA ve RNA da küçük farklılıklar içermektedir. DNA da bulunan bazlar, adenin, timin, guanin ve sitozindir. Genetik bilginin akışında rol alan bazlar bu şekildedir.

Nükleik asitlerin keşif sürecinde görev alan bazı bilim insanları

Nükleik asitlerin keşif sürecinde görev alan bazı bilim insanlarının yaptıkları çalışmaları kısaca özetleyiniz. (Franklin – Watson-Crick)

 

Nükleik asitler adı üzerinde asidik yapılarında kaynaklı olarak bu ismi almış, genetik bilginin taşınmasında önemli görevler alan moleküllerdir. Bu moleküllerin bu ismi alması da Franklin isimli bilim insanının sayesinde gerçekleşmiştir. Franklin, hücre çekirdeğindeki DNA materyali üzerinde durmuştur. Bu materyalde yapılan çalışmaların ışığında bulunan asit yapılı bu moleküllere nükleik asit adı vermiştir. Nükleik asitler, genetik bilginin oluşumunda büyük bir öneme sahiptir. DNA nın kararlı yapısı da nükleik asit varlığından kaynaklanmaktadır. Bu yüzden bilim dünyasında oldukça büyük önemi bulunmaktadır.

 

Nükleik asitlerin isimlendirilmesinden sonraki süreçte DNA yapısı ve konfigürasyonları hakkında çalışmalar devam etmiştir. DNA yapısı ve bulunma durumu incelendiğinde birçok isim konulmuştur ancak sürekli olarak bu yapının değişkenlik gösterdiği ve ortaya atılan tezlerin çürütüldüğü gözlenmiştir. Sonuç olarak nükleik asitlerin pozisyonları da göz önüne alındığında DNA süper sarmal olduğu ve bu yapının özel bir isimle anılması sağlanmıştır. Watson-Crick adı verilen bu bilim insanları DNA şekline Watson-Crick modeli adı vermiş ve geçmişten günümüze kadar gelen bu model hala moleküler biyoloji de aynı isimle anılmaya devam etmektedir. Bu yapı özeldir ve bağların konumuna kadar oldukça sıkı şekilde korunmaktadır.

X ışını kırınımı fotoğrafı, DNA’nın yapısını açıklamada nasıl bir fayda sağlamıştır?

X ışını kırınımı fotoğrafı, DNA’nın yapısını açıklamada nasıl bir fayda sağlamıştır?

 

X ışınları oldukça zararlı ışınlar arasında gösterilmektedir. Bunun sebebi küçük boyutlarda olması ve radyoaktif özelliğinden kaynaklanmasıdır. Çok küçük boyutlar, hareket ve organ dokulara direk olarak etki etmesine burada herhangi bir şekilde mutasyona neden olmasını sağlamaktadır. Mutasyonların meydana getirdiği genetik hasarlar bakıldığında ciddi süreçlerdir. Bu yüzden de kişilere radyasyondan uzak durmaları söylenir. Eğer işi bir şekilde radyoaktif ışınlar içeriyorsa (görüntüleme teknisyeni gibi) bu durumda koruyucu ekipmanlar ile çalışılması önerilmektedir.

 

X ışınlarının zararlarının yanı sıra, faydaları da bilim dünyasında sıklıkla isminden bahsettirmektedir. DNA oldukça kompleks ve küçük yapılı genetik materyaldir. Bu materyalin incelenmesi ve bu materyal hakkında detaylı bilginin elde edilmesi de farklı görüntüleme şekilleri ile karşımıza çıkmaktadır. Bu durumun neticesinde DNA molekülünün incelenmesi de X ışınları sayesinde gelişme kazanmaktadır. DNA yapına benzerlik göstermesi de DNA sarmalının birçok bilinmeyen yönlerini ortaya koymaktadır.

Eksiksiz bir gen haritasının ortaya çıkarılması, gelecek nesillerin yaşam kalitesini artırmak için hangi olanakları sunabilir?

Eksiksiz bir gen haritasının ortaya çıkarılması, gelecek nesillerin yaşam kalitesini artırmak için hangi olanakları sunabilir?

 

Genetik bilginin en önemli özelliklerinden biri de nesilden nesile aktarılmasıdır. Bu durum genetik bir durumun kişiden kişiye geçeği anlamına gelmektedir. Büyük ailede olan bir hastalık nesiller boyunca sürekli olarak taşınmaktadır. Birçok genetik hastalık özellikle günümüzde en sık duyduğumuz hastalıklardan biri de kanserdir. Kanser hastalığının genetik temeli olduğu kadar yaşam kalitesi de bulunmaktadır. Bu yüzden kişinin beslenme ve hayat şartlarına devam etmesi durumunda herhangi bir durum gözlenmez. Şeker hastalığı ve tansiyon hastalığı da aynı şekilde büyük oranda genetik temelli olmasının yanı sıra, hayat şartlarına bağlı olarak değişken tablolar göstermektedir. Bu durumdan dolayı ailede genetik bir hastalık bulunması da kişinin bu hastalığa yatkınlığının olduğunu göstermektedir.

 

Genetik hastalıkların olsun bir şekilde nesillere aktarılmasını önlemek hayat kalitesini arttırmaktan geçmektedir. Sağlıklı bireyler olarak beslenmenin düzenlenmesi, egzersiz yapılması, fast food anlayışından uzak durulması, sigara gibi zararlı alışkanlıklardan uzak durulması halinde sağlıklı bireyler haline gelmemiz mümkündür. Psikolojik açıdan da kişinin kendini iyi hissetmesi halinde güçlü bir bünyeye sahip olması mümkündür. Netice de sağlık, fiziken ve ruhen tam anlamıyla iyilik halinde olmaktan geçmektedir.

Oğlan dayıya, kız halaya çeker.

“Oğlan dayıya, kız halaya çeker.” atasözünden yola çıkarak sizi fiziksel olarak tanımlayan özelliklerinizi ortaya çıkaran temel unsurlar neler olabilir?

Kişiler, fiziksel özelliklerini soy ağacından almaktadır. Bu özellikler çekirdek aileden başlar ve genişleyerek devam etmektedir. Çünkü aynı kan üzerinden aynı genetik bilgi yayılarak devam etmektedir. Bu genetik akış, üreme sonrasında da yeni oluşan yavruya aktarılmaktadır. Genetik bilgilerin devamı olduğu için çocuklar ya da torunlar aile büyüklerine benzerlik göstermektedir. Bu sadece insanda değil hayvanlarda da bu şekilde devam etmektedir. İnsanların aile bireylerinde dayının olması halinde erkek çocuklarının dayıya, halanın olması durumunda da kız çocuklarının halaya benzediklerine dair bir kanı bulunmaktadır. Bu genelleme yapılan ve geçmişten günümüzde gelen bir durumdur.

Genetik olarak birbirine benzeme olayını bir nebze de olsa doğrulamaktadır. Çünkü fizyolojik olarak benzerlik söz konusu olduğu durumlar aynı aileden gelinmesini gerektirmektedir. Hala ya da dayının olmadığı durumlar da gözlenebilse de genel olarak bu durum tartışma konusu oluşturmaktadır. Erkeklerin halaya ya da kızların dayıya benzediği olaylar da gözlenmektedir. Genelleme yapıldığında bu gibi tezler de hipotezi çürütmektedir. Özellikle yaşlıların bu sözü fazla benimsemiş olması ve günümüze kadar değişmeden gelmesi sürekli olarak yeni bir çocuk olacağından cinsiyetine göre bir benzetme yoluna gitmesine de sebep olmuştur. Ancak çocuğun çekirdekten başlayarak büyük aileye doğru benzerlik gösterdiği bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

İnsanların kendi sağlığını ilgilendiren olayları önceden tahmin edebilmesi mümkün müdür?

Günümüzde meteoroloji uzmanları havanın nasıl olacağını yüksek oranda doğru tahmin edebilmektedir. İnsanların da kendi sağlığını ilgilendiren olayları bu şekilde önceden tahmin edebilmesi mümkün müdür?

 

Hava durumu tahmin etmek meteoroloji uzmanlarının işleridir. Bu durum hakkında gerekli tahminler havanın özel olarak kontrol edilmesi ile gerçekleşmektedir. Uzmanlık isteyen bu alan sadece okumakla değil aynı zamanda daha nitelikli bilgilerin oluşması için aletler gerekmektedir. Bu aletlerin uzman kişilerle bir araya gelmesi sonucunda hava tahminleri kesin şekilde yapılmaktadır. Ancak bazı durumlarda kişiler de bu tahminleri yapabilmektedir. Bunlardan en sık karşılaştığımız durumlar gece gökyüzünde görülen yıldızlar sayesinde olmaktadır. Eğer gece net bir gökyüzü ve yıldız görüyorsak bu yıldız popülasyonun fazla olmasından dolayı ertesi gün havanın güneşli olabileceği tahmini yapılmaktadır.

 

Sağlık açısından bakıldığından ise en sık karşılaşılan durumlardan biri de genellikle yaşlılarda görülür. Ancak günümüzde bu durum az da olsa gençlerde de karşımıza çıkmaktadır. Romatizmal hastalıklarda özellikle de eklem bölgelerde yaygın ağrılar görülmektedir. Sürekli olmasa da bu ağrılar kişileri dönem dönem rahatsız etmektedir. İşte bu dönemlerde havanın neminin arttığı da görülmektedir. Nem, romatizmal hastalıklar için rahatsız edici bir ortamdır. Bu yüzden de kişilerin özellikle ağrılarının arttığı gözlenmiştir. Hatta hava neme doyduğunda yağış başlar ve bu süreçten sonra ağrılarda bariz bir şekilde azalma gözlenmektedir. Sadece iltihaplı hastalıklar ya da romatizmal hastalıklarda değil bununla birlikte kalp hastalarında da nem ve sıcaklık değişimlerine karşı hassasiyet görülmektedir. Baş ağrısı gibi problem yaşayan kişilerde, migren ve sinüzit ataklarında da sıklıkla hava durumları ile ilgili olduğu kanıtlanmıştır. Bu kişiler içerisinde bulunduğu şartlara uyum sağlama konusunda da adaptasyon sürecinden geçmektedir.

Çocukların büyüdükçe dengelerini daha iyi sağlamalarının nedeni nedir?

Çocukların büyüdükçe dengelerini daha iyi sağlamalarının nedeni nedir? Araştırınız.

Doğumdan itibaren gelişim süreç artarak devam etmektedir. Bu süreçte gelişim de oldukça hızlı bir şekilde işler. Erişkin süreçte durur ve yaşlanma durumunda geriler. Bu süreçte bebeklerin emeklemesi ile aslında aktif bir hareket ortaya çıkar. Emekleme yere sağlam basmakla ilişkilidir. Kendilerini güvende hissederek bu süreç geçirir. Emekleme döneminden sonra denge koordinasyon gelişim artar. Beyincik gelişimi ve hızlıca ilerleyen bu sürecin sonunda kişinin sağlıklı bir şekilde dengesi korunur.

 

Çocukların ilerleyen süreçlerde bu denli gelişme kaydetmesi de zaman içerisinde bu dengenin kurulmasıdır. Bu denge durumu patolojik bir hastalık olmadıkça korunur. Ancak yaşlanma evresinde bu durum ilk hale döner ve kişinin sağlıklı bir yol izlemesine neden olur. Sağlıklı bir şekilde bu çocukluk evresinin atlatılması önemlidir. Bu yüzden anne ve babalar bu süreçte çocuklarına dikkat etmeleri büyük önem arz etmektedir.

Bitkisel hayatta olduğu söylenen bir kişinin sinir sisteminin hangi kısımları tahrip olmuştur?

Bitkisel hayat nedir? Bitkisel hayatta olduğu söylenen bir kişinin sinir sisteminin hangi kısımları tahrip olmuştur, hangi kısımları çalışmaya devam etmektedir?

 

Bitkisel hayat, beynin işlevini kısmi olarak devreden çıkarmasıdır. Bu süreçte kalp sürekli olarak kasılırken beyin işlevi oldukça düşüktür. Beyinde meydana gelen bu durum, geçici olabileceği gibi kalıcı da gözlenmektedir. Geçici durumda beyin bitkisel hayattan çıkar ve kişi normal yaşamına döner. Ancak kalıç bitkisel hayat beyin dokusunda ciddi tahribat ve ölümle sonuçlanır. Beyinde meydana gelen değişimler ve beynin kompleks yapısını anlamak oldukça zordur. Ani gelişen bir emboli, travma ya da kırık gibi durumlarda beyin işlevini durdurabilmektedir. Bu durumda beynin işlevi de etkinliğine bağlı olarak değişir. Merkezi sinir sistemi kaybı gözlenir ve bu hasar derecesine göre nitelendirilir.

 

Beyinde meydana gelen bu süreçte, hasarın ana kaynağı merkezi sinir sistemidir. İskelet kaslarını da içine alan geniş bir yelpazeye sahiptir. Bu etkinlik otonom sinir sisteminde harabiyete sebep olduğu takdirde kişinin sağlığı da olumsuz etkilenerek sonuçlanması ölüm olacaktır. Ölüm vakalarında sıklıkla ani gelişen süreçler olduğu bilinse de yaşa bağlı olarak da bitkisel hayata girilmesi gözlenir.