Bir Müslümanın Taşıması Gereken Özellikler

Bir Müslümanın taşıması gereken özellikleri aile büyüklerine sorunuz.

 

Müslümanlık ile ilgili şeyleri bizler küçüklüğümüzden itibaren aile büyüklerimizden öğrenmekteyiz. Biraz daha büyüyünce kitapları okuyarak, Kur’an’ı ve hadisleri okuyarak bir Müslüman’da bulunması gereken özellikleri öğrenmekteyiz. İslam’ın şartı yani Müslüman olmanın şartı 5’tir. Hacca gitmek, kelime-i şehadet getirmek, namaz kılmak, zekat vermek, oruç tutmaktır. Müslüman için somutlaştırılmış olan ibadetler bunlardır. Bunun dışında Peygamber Efendimiz (sav) hadis-i şerifinde; Müslüman’ı diğer insanların elinden ve dilinden diğer insanların emin olduğu kişi olarak tanımlamıştır. Bu tanım Müslüman’ı anlatan en güzel tanımdır. Peygamberimiz(sav) diğer hadislerinde ve Kur’an-ı Kerim’de Müslüman olan kişide görülmesi gereken birçok özellik olduğu vurgulanmaktadır. Yaşarken her ne kadar gereklilik olarak değil de isteğe bağlı bir durum gibi görülse de aslında bu özelliklerin hepsi Müslüman kişide bulunmalıdır. Aile büyüklerimden öğrendiğime göre bir Müslüman’ın taşıması gereken özellikler arasında;

 

  • İyiliği emreder kötülükten men ederler
  • Kötülüğe iyilikle karşılık verirler
  • Her zaman iyi ve güzel davranışlarda bulunurlar
  • Hayır işlerinde yarışırlar
  • Adaletle davranırlar
  • Hoşgörülü ve bağışlayıcıdırlar
  • Allah’a ortak koşmazlar
  • Akrabalarını korur ve gözetirler
  • Merhametli ve yumuşak huyludurlar
  • Kibirlenmezler, alçakgönüllüdürler
  • Faydalı olmayan boş işlerden yüz çevirirler
  • Kimsenin hakkını yemezler
  • Barışa ve hayra yönelik işler yapmak için yarışırlar
  • Hiç kimsenin hakkını yemezler
  • Şahitliklerini doğru yaparlar
  • İffetlidirler
  • İsraftan sakınırlar
  • Yoksulları ve muhtaçları korur ve gözetirler
  • Sözlerinde sadıktırlar
  • Hatalarını fark ettiklerinde hatalarından vazgeçerler
  • Başlarına gelen her işin hayır yönünü görürler

Bir kimseye yardım edince sizce neden mutlu oluruz?

Bir kimseye yardım edince sizce neden mutlu oluruz?

 

İnsanın yaratılışında iyi ve kötü özellikler birlikte bulunmaktadır. İslam dini yaratılışımızda bulunan iyilikleri yaşatmamızı, kötülükleri ise yok etmemizi istemektedir. Neden iyilik ve kötülük aynı anda fıtratımda var diye düşünenlere cevabımız; imtihan olacaktır. İnsan olmanın imtihanı iyilik ve kötülük arasındaki tercihini doğru yapmasıdır. İnsan iyiye meyilli olarak yaratılmıştır. İyi ve güzel işler yaptığında yaratılışındaki iyilik tarafı ağır basar ve mutlu olur. Ayette; sevdiğiniz şeylerde infak etmedikçe iyiye eremezsiniz buyrulmaktadır. Başka bir ayette ise her ne harcarsanız Allah onu hakkıyla bilir buyrularak Allah’ın yaptığımız bütün iyiliklerden haberdar olduğu vurgulanmaktadır. İnsanlar iyilik yaptıklarında hissettikleri ilk mutluluk, Allah’ın emrini yerine getirmenin yaşattığı mutluluktur. Yaptıklarıyla Allah’ın rızasını kazanacağını düşünen mümin kendini huzurlu ve mutlu hisseder.

 

İhtiyaç sahibi olan birinin ihtiyacını gidermek, ona yardımda bulunmak insan olarak sorumluluğumuzdur. İnsan olarak diğerlerine yardımcı olduğunu, onları mutlu ettiğini gören insanın mutlu olmaması imkansızdır. Böyle bir durumda insan kendi yaptığından dolayı insanların mutlu olduğunu ve faydalı olduğunu görerek kendiyle barışık olduğunu hisseder. Kendiyle barışık ve mutlu olan insan mutluluğunu etrafına da yansıtacaktır. Böylece yapılan bir iyilik kişinin diğer hal ve hareketlerini etkileyecek ve bu kişi çevresi tarafından sevilen, sayılan bir insan olacaktır ki bu durum onu daha da mutlu edecektir. Unutmayalım ki mutluluk insandan insana geçmektedir. Dünya hayatı kısadır. Burada yapılan iyilikler sonsuz olan dünyada sonsuz mutluluk olarak bizlere geri dönecektir.

Bir karşılık bekleyerek iyilik yapmak sizce doğru bir davranış mıdır?

Bir karşılık bekleyerek iyilik yapmak sizce doğru bir davranış mıdır? Niçin?

 

İyilik, insanlara güzellikler sunmaktır. Bu güzellikler karşılık beklenmeden yapılmalıdır. İslam dini insanların hem kendi faydalıkları ve güzelliklerini ister hem de bütün bir toplumun iyi olmasını ister. Dinimiz bireyin ve toplumun güzellikler içinde yaşaması için başkaları ve toplumun hayrına olacak hususlar konusunda tavsiyelerde bulunur. Kişinin ve toplumun kurtuluşuna vesile olacak davranışların büyük kısmında başkalarını düşünmek ve onlara iyilik yapmak bulunur. Toplum ve kamu yararına çalışmak iyiliklerin en büyükleri arasında yer alır. İslam ahlakının ilkeleri ve kuralların tamamında hedef kişilerin ve toplumun iyiliği mutluluğudur. Zekat, sadaka, fidye, kurban gibi maddi ibadetlerin temeline de bu iyilik düşüncesi konulmaktadır. Ayrıca oruç, namaz gibi ibadetlerin genel amacı içinde yine aynı iyilik söz konusudur.

 

Halk arasında, iyiliğe iyilik her kişinin karı, kötülüğe iyilik er kişinin harcı diye bir söz vardır. Bırakın iyiliği bir karşılık için yapmayı, kötülüğe bile iyilikle karşılık verilmesi beklenmektedir. Zaten kişi, iyiliğini karşılık için yaparsa o ibadet kapsamına girmez. Normalde, Rabbimizin rızasını kazandıracak olan iyiliklerin yapılması insan için ibadet kapsamına girer. İbadetlerin de karşılığı bu dünyada verilmez. Ahirette verilir. Ahiretteki mükafat da bu dünyadakinden kat ve kat daha fazladır. Yapılan iyiliğin karşılığı şayet bu dünyada iken alınırsa ahrette bir şey kalmaz. Allah’tan başkasından maddi bir beklenti içine girilerek yapılırsa, iyiliğin hayır ve hasenat olma özelliği kalkar, manevi değerini yitirir, hayır olmaktan çıkar. İyiliklere karşı sadece manevi olarak dua beklentisi olabilir.

Allah’ın (c.c.) sevmesi ve gözetmesi ifadesi sizce ne anlama gelir?

Allah’ın (c.c.) sevmesi ve gözetmesi ifadesi sizce ne anlama gelir?

 

İnsan hayatını Rabbimin rızasını kazanmak için yaşar. Müslüman’ın hayatının en büyük gayesi Allah’ın rızasını kazanabilmektir. O’nun (cc) tarafından sevilmek ve gözetilmek için bu dünyanı hepsi feda edilse yeterli gelmez. Çünkü alemin yaratıcısının sevmesi diğer bütün varlıkların sevmesinden üstündür. Kur’an-ı Kerim’in ilk ayeti Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla diye başlar. Yani Rabbimiz bize kendini Rahman ve Rahim sıfatları ile tanıtmaktadır.

 

Rahman: Allah’ın mümin kafir, insan hayvan ayırt etmeksizin rızık vermesi ve yarattığı bütün canlıları koruyup gözetmesidir.

Rahim: İradesini doğru yolda kullanıp iman etmiş olanlara ahrette cennet ve cemalullah gibi güzellikler hazırlayarak rızıklandırmasıdır. Rahim ismi ahrette tecelli edecektir. Rahman ismi ise dünyada tecelli eder.

 

Rahman ve Rahim sıfatı, Allah’ın sonsuz merhameti ile yarattığı kullarını sevmesini ifade etmektedir. Rabbimiz kendini kullarına merhamet sahibi olarak tanıtmaktadır. Merhamet ise, insanların sıkıntılarını, acılarını, afetlerini ve kederlerini gidererek, onların yerine sevinç, hayır, ve mutluluk getirmektir.

 

Allah’ın kullarına sevgisinin göstergeleri şunlardır:

  • Allah’ın (cc) sevmesi ve gözetmesi bence, insanları insan olarak yaratarak onlara merhametini göstermesidir.
  • Dünya ve ahrette sayılamayacak kadar çok fazla nimet vermesi
  • Yanlışlardan vazgeçirmek, doğruya yöneltmek için uyarıcı peygamberler göndermesi
  • İslam dinini kolaylıklar içinde göndermesi
  • İnsanlara dünya hayatında tövbe etmek için zaman vermesi
  • Cennetle mükafatlandırması
  • Duaları kabul etmesi
  • İnsanı yaratılanların en üstünü kılması

 

İnsan olanların dünyada güzellikler içinde yaşaması, iman etmesi, iyiliklere yönelmesi, kötülüklerden uzak durması anlamlarına gelmektedir.

Allah’a (c.c.) olan inancımız davranışlarımıza nasıl yansır?

Allah’a (c.c.) olan inancımız davranışlarımıza nasıl yansır?

 

İman etmek, Allah’ın var ve bir olduğuna inanmak demektir. İman, sadece Allah’a imanla sınırlı olmayıp diğer imanın şartlarını da içermektedir. Allah’a iman etmek beraberinde meleklerine, kitaplarına, ahret gününe, peygamberlerine, hayır ve şerrin Allah’tan olduğuna da iman eder. Allah’a iman eden O’nun (cc) kendisini her an gördüğünü bilir ve ona göre hareket eder. Allah’ın gördüğünü, meleklerinin yaptıklarını kaydettiğini ve ahrette her yaptığının hesabını vereceğini bilen bir kişi tabiki yanlış işler yapmamaya özen gösterir. Doğal olarak Allah inancı kişinin davranışlarını olumlu yönde etkiler. Böyle olunca insanlarda aşağıdaki özellikleri görebiliriz:

 

  • Allah’ın rızasını kazanmak için Rabbimizin razı olacağı şekilde yaşamaya özen gösterir
  • İnancı sayesinde daha iyi niyetli, daha dürüst, hakkı, hakikatı gözeten insanlar olur
  • İyilikleri yaparak kötülüklerden uzak durur
  • Hayatının her döneminde diğer canlılara faydalı ve yararlı olmaya dikkat eder
  • İnsanlara kötülük yapmak istemez, kalbini kırmaz, merhametli davranır. Merhametli olan kişinin kötülük yapması zaten mümkün değildir.
  • Allah’a inanan kişi yalnız olmadığını bilir, sıkıntı ve kederinde Allah’ın her daim yanında olduğunu hissederek daha güçlü durur
  • Rabbimizin devamlı kendini koruduğunu ve kolladığını bilerek hareket eder
  • Sorumluluklarını en doğru şekilde yerine getirir
  • İnsanlara Rabbimin istediği doğrultuda davranır
  • Yaratılmış olanlara Yaratan’dan (cc) ötürü hoşgörü, şefkat ve iyilikle yaklaşır. Gösterdiği iyilik ve şefkat nedeniyle etrafındaki herkes tarafından sevilir.

Allah’a (c.c.) ibadet etmenin gayesi nedir?

Allah’a (c.c.) ibadet etmenin gayesi nedir? Açıklayınız.

 

İbadet, boyun eğmek, itaat etmek, gönülden bağlılığını göstermek, kulluk etmek anlamlarına gelmektedir. En genel anlamıyla Allah’ın emrettiği şekilde ve istediği doğrultuda bir hayat sürmektir. Fatiha suresinde; Yalnız Sana (cc) ibadet ederiz ve yalnız Sen’den(cc) yardım dileriz ayet-i kerimesi vardır. Bu ayet ibadetlerin yalnızca Allah için yapılabileceğini anlatmaktadır. Kur’an-ı Kerim ibadet konusu üzerinde sıklıkla ve önemle durmaktadır. Yapılış şekilleri ve zamanları Allah u Teala tarafından belirlenmiş olan Namaz, oruç, zekat, hac gibi ibadetler en temel ibadetlerdir. Tabi ibadetler sadece bunlarla sınırlı değildir. Allah’ın hoşnutluğunu ve rızasını kazanmak için ve Allah’ın yasakladığı her türlü davranıştan sakınmak için yapılan her türlü faaliyet ibadet hükmü içerisine girmektedir. Dua etmek, yalandan kaçınmak, insanlara iyilik yapmak, çalışmak, kötülüklere engel olmak bunlara örnek olarak gösterilebilir.

 

Allah insana çok fazla nimet vermiştir. Bu nimetler arasında insanın insan olarak yaratılması, akıllı olması, çeşitli yeteneklerinin olması, yiyecek nimetler, konuşabilmek, iyilik yapabilmek vardır. Nimetler sadece bunlarla sınırlı olmayıp insanın kendinde ve çevresinde gördüğü bütün her şey nimettir. Rabbimizin verdiği bunda nimetlere karşılık şükretmemiz ve teşekkür etmemiz gerekir. Nasıl ki biri bize iyilik yaptığından teşekkür ediyoruz aynı şekilde Rabbimize de teşekkür etme manasında ibadet etmekteyiz. Kısaca ibadet etmemizin gayesi;

 

  • Nimetlere karşılık şükrümüzü gösterebilmek
  • Allah’a olan bağlılığımızı ve sevgimizi gösterebilmek
  • Allah’ın rızasını kazanabilmek

 

Çok kısa olan şu dünya hayatıyla sonsuz ahret hayatını kurtarabilmenin tek yolu Rabbimize ibadet etmemizdir.

Musahiplik ne demektir?

Musahiplik ne demektir? Açıklayınız.

 

Musahiplik’in kelime manası yol kardeşliği anlamına gelmektedir. Musahiplik Hz. Ali’ye dayanmamaktadır. Alevilik inancına göre evli olan her alevi kendisine denk düşen başka bir Alevi ile bir kardeşlik kurar. Bu kardeşlik dinsel bir kardeşliktir. Aynı zamanda bu kişi ahirette de ona arkadaşlık edecektir. Bu kardeşlik öte dünyayı kapsadığı için öz kardeşlik kurallarından daha fazlı kuralı bulunmaktadır. Bahsettiğimiz yol kardeşliği Alevilik anlayışında farzdır. Malları da canları da ortaktır artık. Aleviler için Musahiplik kan bağından çok öte bir kardeşliktir.

 

Bu kardeşliğin taraflara yüklediği sorumluluklar da vardır: Bunlardan ilki taraflar ölünceye değin kardeş olmanın gereğini yapıp birbirlerine yardımcı olacaklar. Hep dürüst olacaklar ve helal yaşamaya dikkat edecekler. Ellerine dillerine bellerine sahip çıkacaklar birbirlerinin. Birinin günahından diğeri de sorumlu olacak o yüzden bir hataya yeltendiğinde birisi diğeri ona mani olmaya çalışmalıdır. Bu iki kardeşin aynı düşünce yapısına sahip olmaları aynı değerleri taşımalarına dikkat edilir. Musahiplik bir kere yapılır ve ölene kadar sürer. Musahiplik anlayışı hala günümüzde de devam etmektedir. Bu kurumun hem bireye hem de topluma faydalı olduğu söylenebilir.

İslam düşüncesindeki yorum farklılıklarının sebepleri nelerdir?

İslam düşüncesindeki yorum farklılıklarının sebepleri nelerdir? Açıklayınız?

 

İslam düşüncesinde ortaya çıkan sebepler şunlardır:

İnsanın yapısı. (zeka, kişilik, duygular vs.): Dünya üzerinden şuan var olan eskiden dünyada  yaşayıp vefat eden insanları ve gelecekte var olacak insanları düşünelim. Bu insanlardan bir tanesi bile birbiriyle aynı olmayacak aynı parmak izine sahip olmayacak. Bu insanlar zeka yapılarıyla anlayışlarıyla sahip oldukları duygusal tepkilerle aile yaşantılarıyla en önemlisi karakteriyle birbirinden çok farklı olacaklardır. Böyle olunca da biz diyemeyiz ki bu insanların hepsi okuduklarından anlatılanlardan gördüklerinden aynı şeyi anlayacak. Bu mümkün değildir. Sonuç olarak farklı yapılara sahip olan insanlar dine baktıklarına kişiliklerine göre anlamlar çıkarıyorlar.

 

Ortam ve kültür: Bilimsel psikoloji araştırmaları bile gösteriyor ki insanların karakter oluşumları sadece DNA’larıyla ilgili değil. Doğup büyüdüğü ortam, bu ortamın sahip olduğu kültür de bir insanın karakterinin oluşmasında çok etkili oluyor. Hal böyle olunca da İslamı yorumlarken kültüründen çevresinin bulunduğu düşünce yapısından da etkilenmeden edemiyor.

 

Bazı ayet ve hadislerdeki yoruma açık ifadeler: Kuran-ı Kerim’de ve Hadis-i Şeriflerde yoruma açık bırakılan lafızların bırakılması yorum farklılıklarına neden olan sebeplerden bir tanesidir. Bunun üzerine de anlaşılan hükümler bazı ayet ve hadislerde farklılık gösterebilir.

 

Başka toplumların kültüründen etkilenmeler: Başka toplumların din anlayışında etkilenerek benzeşim kurmak da yorumlarda farklılığa sebebiyet vermektedir.

 

Coğrafya ve iklim: Bu iki unsur insan yapısını etkilediği gibi insan anlayışını da etkilemektedir. En-nihayet bu durum yorum  farklılığını sonuç olarak doğuruyor.

Din ve Din Anlayışı Arasındaki Farklar

Din ve din anlayışı arasındaki farkları yazınız.

 

Din ve din anlayışının birbirinden çok farklı olduğu muhakkaktır. Din dediğimiz kavram Allahu tealanın bizlere peygamberler vasıtıasıyla göndermiş olduğu vahiydir. Din insanoğlunu kendi iradesiyle sırat-ı müstakime yani doğru yola iletmeyi hedefleyen bir sistemdir. Bu sistem iyiliği ve doğruluğu hedefler. Dinin ulaşmak istediği nokta insanları kötülüklerden uzaklaştırarak dareyn (iki dünya) saadetini yakalamaktır.

 

Dinin bize sunmuş olduklarını dünya üzerinde anlamlandırabilen tek yaratılan canlı insandır. Bunu da aklı sayesinde yapar. Aklı sayesinde düşünebilen, şüphe duyabilen insan bunu iradeli bir şekilde gerçekleştirir. Allahu teala elçileri sayesinde insanlara hitap eder ve onlarla iletişim kurar. Bu sayede bizler dinin emirlerinden ve yasaklarından haberdar oluruz. Her insan bu iletilen dinle muhatap olduğunda hepsi için din farklı şekilde karşılık buldu. Kimi hayatını tamamen bu buyruklara uyarak düzenlediyse de kimi belirli noktalarda eksiklikler gösterdi kimi bazı yönlerine yönelirken bazıları başka yönlerine eğildi. Bu din konusunda farklı anlayışlara yol açtı. Oysa inen tek din fakat anlaşılanlar tezahürleri farklı farklıydı. Bu açıklamamdan da çıkaracağınız üzere din kavramı vahiy odaklıyken din anlayışı kişinin yorumunu, aklını ve düşüncelerini merkeze alır. Din herkese gönderilmiş evrensel olandır din anlayışı sadece kişinin kendisini bağlar. Din asla ve asla değişiklik göstermezken din anlayışı zamana hatta mekana göre değişiklik gösterebilir. Dinin kendisini benimsemek zorunlulukken (tabi ki bu zorunluluk dine inanç duyanlar için geçerlidir.) din anlayışı bireysel olduğu için herhangi bir zorunluluğu bulunmamaktır. Çok nadir de olsa kendi anlayışı başka insanlara dayatanlar da yok değildir. Ama bu dayatma meşru ve geçerli değildir.

İnsanlar güzel ahlak sahibi olmak için neler yapmalıdırlar?

Sizce insanlar güzel ahlak sahibi olmak için neler yapmalıdırlar?

 

Bence insanlar güzel ahlak sahibi olabilmeleri için en genel kaide kötü ahlaktan olabildiğince uzak durmaları gerekir. Bu sayede insanoğlu hem bu dünyada hem de öteki dünyada mutlu olabilir. Güzel ahlak sahibi olmak için ilim öğrenilmeli ve uygulanmalı yani amel edilmelidir. Aynı şekilde bunu yaparken edep unutulmamalıdır. Kişi arkadaşının dini üzere olduğu için oturduğu, kalktığı, suyunu içtiği, meclisinde bulunduğu arkadaşını iyi seçmelidir. Hem ne demiş eskiler bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim. Bu saydıklarımın tersini düşünelim ilim sahibi olmamak cahil olmak edepten yoksun olmak ve en önemlisi de kötü arkadaşlar edinmek bu özellikleri olan bir insanın güzel ahlaklı olabileceği düşünülemez.

 

Bir insan için güzel ahlakın zirvesini seyretmesi mümkündür. Hz. Peygamberimizin hayatını öğrenip örnek aldığımızda yaşantımızda ona benzemeye çalıştığımızda güzel hak sahibi olmak kaçınılmaz olur. Seçeneklerden biri de örnek almanın dışında iyi ahlaka sahip insanlara gıpta etmektir. Onların hallerine özenmeliyiz. Rol model  olarak almalıyız. Tevazu sahibi olmalıyız. İnsanoğlu acziyetini her zaman bilincinde tutmalıdır. Bu demek değil ki kendinizi olduğundan aşağı görün eziklik psikolojisine girin sadece kendinizi olduğunuzdan fazla görmeyin. Gerçeklik olgusuyla kendinizi değerlendirin. Helal kazanç kazanmaya dikkat edin. Zamanınızı neye harcadığınızı  dikkat edin. Çünkü insan zamanını harcadığı şeydir. Yaptığınız işlerde Allah rızasını gözetin. Sonuç olarak İslam güzel ahlaktır.Ahlakı olanın dini de olur. Ama ahlakı olmayanın dini de olmaz.