Yaşadığınız yörede eski uygarlıklara ait kalıntılar var mı?

Yaşadığınız yörede eski uygarlıklara ait kalıntılar var mı? Bu kalıntılarla ilgili neler biliyorsunuz?

 

Doğu Anadolu bölgesinde yaşıyor olmam nedeniyle, burada ki iklimin ağır şartlarına rağmen Anadolu’nun kapısı olarak gördükleri merkezde yaşayış sürmüş olmaları ve yerleşim yeri olarak görmeleri eski uygarlıkların kalıntılarının çokça bulunduğunu bilmemi sağlıyor. Öyle ki en eski ve köklü şehirlerden birisi olan Ani Antik kenti tarih kokuyor. Türklerin Anadolu’ya girişinin Malazgirt’ten önce bu şehri fethetmesi ile gerçekleştiği ve Anadolu da var olan ilk caminin burada inşa edilmiş olması ayrı bir gurur vesilesi. Sultan Alparslan tarafından 1064 yılında fethedilen bu şehir tarih boyunca önemli bir merkez olmuş ticari yollardan ipek yoluna ev sahipliği yapmıştır. Bir çok kilisenin bile hala ayakta duruyor olması İslam öncesi uygarlıkların da izlerine rastlanmasını sağlıyor, şehrin değerini daha da arttırıyor. Her yıl gelen binlerce turiste ev sahipliği yapan Kars halkı çokta bilinçli görünmüyor.

 

İçeride maalesef yabancı turistler için tercümanlık ve rehberlik hizmeti sunabilecek kişilerin azlığı bunun göstergesi. Şehrin korumaya alındığı etrafını çevreleyen surlar sayesinde belli oluyor. Çıkan savaşlar ve geçen zamanla bu tarihi surların bir kısmı maalesef yıkılmış vaziyette. Korumaya alınmadan önce köylülerin içerisini yerleşim yeri olarak kullandığı, tarihi yerleri hayvanlarını otlatma alanı olarak kullandıkları da görülebiliyor. Geçte olsa alınan tedbirler umut verici. Bir çok medeniyete ev sahipliği yapmış böyle merkezi bir şehrin insanlık tarihini anlamak adına önemi çok. Özellikle Türkler tarafından fethedilen ilk Anadolu toprağı olması ayrı bir öneme haiz bizler için.

Tarihte birçok uygarlığın Anadolu’ya yerleşmesinin sebepleri nelerdir?

Tarihte, birçok uygarlığın Anadoluya yerleşmesinin sebeplerini araştırınız.

 

İnsanlık tarihi, yaşayışları boyunca yerleştikleri toprakların doğal özelliklerine göre seçim yapmakta, suyun ve elverişli toprakların bulunduğu coğrafyalar daha çok tercih edilmektedir. Tarihte en verimli topraklardan birisi de Anadolu toprakları olarak ortaya çıkmakta. Su kaynakların varlığı, kıtaların birleşim noktasında yer alması ile oluşan  stratejik önemi,  Anadolu toprakları için tercih unsuru olmasında etkilidir. Elverişli topraklar ve doğal kaynakların çokluğu, Anadolu topraklarında yaşayışlarını idame ettiren insanların hayat sürmesi için elzemdir. Geçmişten günümüze kadar Anadolu, her insanın sığınağı ve barınağı olmanın yanı sıra yerleşimlerin ki tercih edilen toprak olmayı başarmıştır. Türklerin de bin yıldır yurdu olarak yaşadı bir coğrafya olan Anadolu, kültürlerin sentezlendiği yegane merkezlerden biri olma özelliğine de sahip.

 

Anadolu’ya yerleşen tarihte ki pek çok uygarlık, yeryüzü şekillerin elverişli olması, bitki örtüsünün yaygın olan dağılımı, su kaynaklarının çokluğu, iklimin elverişli oluşu, doğal kaynakların zengin olması gibi nedenlerle yerleşmişlerdir. Doğu ve batı arasında ki köprü olma vazifesi ile Medeniyetler Beşiği olmuş, bu bakımdan insanlığın gelişimini başlatmış bir merkezdir. Farklı din ve mezheplerden, farklı kültürden insanların bir arada yıllar boyu bir arada yaşamasına ev sahipliği yapmış ve insanlığın gelişimine katkı sunmuştur.

Aşırı Beslenme Hangi Sağlık Sorunlarına Yol Açar?

Aşırı Beslenme Hangi Sağlık Sorunlarına Yol Açar?

 

Beslenme insan vücudunun sağlığı için oldukça önemli bir durumdur. Beslenmenin dengeli ve düzenli işleyişi kişinin hayat kalitesini de önemli ölçüde etkilemektedir. Bu yüzden de kişinin belirli zaman aralıklarında ve belirli yaşlara ihtiyacı olan beslenme açığına göre beslenmesi büyük önem arz eder. İnsanların dengeli beslenmesi, tüm vitamin ve minerallerden eşit şekilde faydalanması anlamına gelmektedir. Günlük beslenme ihtiyacı da kişinin fiziksel aktivitesi ve beden kitle indeksine göre değişkenlik göstermektedir. Kişinin beslenme düzeni, direk olarak hayatını etkilemektedir. Hayat standardını bu denli etkileyen durumda da dengenin korunmasının önemli olduğu gösterir.

 

Eğer beslenme aşırı derecede olursa, bu durum sağlığın bozulmasına neden olmaktadır. Günlük ihtiyaçtan fazla beslenme, kişinin kilo almasına neden olur. Hareketin azalması ile de orantılı olarak bu sürecin bu şekilde devam etmesi kişinin obezite denilen sağlık problemi ile karşılaşmasına neden olmaktadır. Obezite ilk etapta kilo alımı olarak bilinen bir metabolik hastalıktır. Ancak zaman ilerledikçe bu hastalık kişinin hayatında birçok sistemin etkilenmesine neden olacaktır. Kalp ve damar hastalıkları, tansiyon hastalıkları, şeker hastalıkları gibi birçok hastalık etkeni, beslenmenin aşırı olmasından kaynaklanmaktadır. Beslenme düzeni bu yüzden uzun vadede büyük önem taşır. Beslenmenin düzenli olması ve kişinin beslenme düzenine gereken önemi vermesi durumunda bu gbi rahatsızlıkların önüne geçilmesi de mümkün olmaktadır.

Dolaşım Sisteminin Vücut İçin Önemi Nedir?

Dolaşım Sisteminin Vücut İçin Önemi Nedir?

 

Dolaşım sistemi, vücutta sürekli olarak aktivite göstermektedir. Birçok maddenin, hormonun ve atığın gerekli yerlere taşınmasını sağlar. Oksijenin dokulara, dokularda kirli kanın kalbe getirilmesin sağlar. Aynı zamanda sentezlenen hormonların da gerekli organa taşınması da kan sayesinde gerçekleşmektedir. Atık maddelerin gerekli organlara iletilerek atılımını sağlamak ve yararlı maddelerin tekrar kan ile gerekli organlara taşınmasını sağlamak gibi önemli etkinlikleri bulunmaktadır.

 

Dolaşım sisteminin en önemli organı kalptir. Kalp bu döngünün en başında yer alır ve sürekli olarak kan pompalayarak kanın gerekli yerlere iletilmesini sağlamaktadır. Kanın damarlar ile tüm vücudu dolaşması da bundan kaynaklanır. Kanda sadece maddeler taşınmaz. Birçok hastalığın belirteci olan markerlar da kan içerisinde bulunmaktadır. Hastaneye gidildiğinde öncelikli olarak kan tahlilinin yapılması bunun en güzel örneklerinden biridir. Her bir maddenin kanda taşınmasında belirli oran bulunmaktadır. Bu maddelerin oranının artması ya da azalması kişinin hastalığı ile bağdaştırılmaktadır. Kişilerin hastalıklarına tanı konulurken kan belirteçleri büyük önem taşımaktadır. Örnek olarak, şeker hastalığı verilebilir. Şeker hastalığı insan kanında belli bir dengede taşınırken, artmış ya da azalmış olması kişinin doğrudan şeker hastası olarak nitelendirilmesi anlamına gelir. Ardından detaylı olarak bu sistem incelenir ve endokrin yönünden de kişi kontrol edildiğinde sonuçların birbiri ile örtüşmesi sonucunda kişiye gerekli tanı konularak tedavi yöntemine gidilir. Dolaşım sistemi vücut için hayati bir önem taşımaktadır. Bu sayede birçok hastalık fark edilir ve tanı konularak kişi tedavi altına alınır.

İnsanlar Beslenmeye Niçin İhtiyaç Duyarlar?

İnsanlar Beslenmeye Niçin İhtiyaç Duyarlar?

 

İnsanlar, hücrelerden meydana gelmiş olan kompleks organizmalardır. Bu organizmanın işlevini doğru şekilde hayata geçirmesi de direk olarak iç ve dış etkenlere bağlıdır. İç etkenler hastalık durumlarının olmamasıdır. Dış etkenler ise beslenme gibi insani durumları temsil etmektedir. Herşeyin başı sağlık sağlığın başı da düzenli ve dengeli beslenmekten geçmektedir. Sağlıklı beslenmek insanlar için oldukça önemlidir. Bu durumu net bir şekilde açıklamak gerekirse eğer, kişilerin vücutlarında belli başlı biyomoleküller bulunmaktadır. Bunlar, protein, yağ, karbonhidrat gibi değerli besinsel bileşenlerdir. Bunların birbirine çevrimi ya da depolanması söz konusudur. Ancak günlük beslenme düzeninde bunlara orantılı bir şekilde yer verilmesi de kişinin hayat kalitesini doğrudan etkileyen bir durumdur.

 

Sağlıklı beslenmek oldukça önemli bir olaydır. Kişinin sağlığının tam anlamıyla yerinde olmasını sağlarken, hastalığa karşı yenik düşmesini de engellemektedir. Sağlıklı beslenen insanlar genel olarak daha az hasta olur. Beslenmenin olmaması ve aksaması durumunda kişinin hayatı tehlikeye girmektedir. Bundan dolayı beslenme oldukça önemli bir rol üstlenmektedir. Hayatın devamlılığı, hastalıkların azaltılması, kişinin fiziken gelişmesi, zekanın düzgün ve doğru bir şekilde çalışması gibi birçok etken bulunmaktadır. Bu ihtiyaçlar göz önüne alındığında da kişilerin sağlıklarına dikkat etmeleri için zorunluluk haline gelmiştir.

Kan, Vücuttaki Tüm Dokulara Nasıl Taşınır?

Kan, Vücuttaki Tüm Dokulara Nasıl Taşınır?

 

Kan, vücutta düzenin sağlanması için kullanıla bir vücut sıvısıdır. Düzenli olarak yenilenir ve sağlıklı bir bireyde sürekli olarak dolaşımda görevlidir. Herhangi bir patolojik nedenle görevinin aksaması kişinin hasta olmasına neden olacaktır. Sağlıklı insanlarda kan 5-6 litre arasında değişiklik göstermektedir. Sürekli olarak yenilenmesi de kanın bilinen özelliklerindendir. Kan hücreleri dolaşımda görev alır ve bu dolaşım büyük dolaşım ve küçük dolaşım olarak birbirinden ayrım gösterir.

 

Büyük dolaşım kalp ve vücut arasında gerçekleşirken, küçük dolaşım kalp ve akciğerler arasında değişkenlik göstermektedir. Akciğerler kana gerekli oksijeni burada vererek, kalp üzerinden dolaşıma girmesine ve temizlenen kanın tüm vücudu dolaşmasına neden olmaktadır. Kanın damar içerisinde değişkenlik gösteren davranışlarından biri de bu şekilde açıklanır. Kan kirli kan ve temiz kan olarak ayrılırken bunu taşıyan damarlarda atardamar ve toplardamar olarak birbirinden ayrılmaktadır. Atardamar, kalpten başlayarak vücudun en uzak noktasına kadar gerekli oksijeni taşınmasını sağlar. Hayatın devamlılığı için bu gerekli bir durumdur. Sağlıklı bir insanda olması gereken bu süre, dokuların sürekli olarak oksijenden zengin olmasını sağlar. Bununla birlikte de toplardamar adı verilen yapı, kirli kanın toplanarak kalbe getirilmesini ve temizlenmek için bir sıra işlemden geçirilmesini sağlamaktadır. Kalp ve damarlar arasında gerçekleşen bu durum, kişinin sürekli dengesinin korunmasını sağlamaktadır. Bu sistem sayesinde kalpten pompalanan kan tüm dokuları dolaşır.

Kanın Görevleri Nelerdir?

Kanın Görevleri Nelerdir?

 

Kan, vücutta damarlar içerisinde taşınan ve içerisinde hemoglobin maddesi bulunduğundan dolayı kırmızı renkli görünen bir vücut sıvısıdır. Kanın renginin kırmızı olması, hemoglobin kaynaklıdır. Hemoglobin adı verilen madde, kanın oksijen taşıması ile doğrudan orantılıdır. Kanda taşınan maddeler oldukça önemlidir. Bu yüzden kanın sürekli olarak sirküle olması gerekmektedir. Normal bir insan vücudunda 5-6 litre kan bulunur. Bu kan vücut içerisinde pek çok görev üstlenir. Bu görevlere bakacak olursak:

 

– Kan dokulara oksijen taşır ve dokulardan temizlenmek üzere kanı geriye dönüşümlü şekilde taşır.
– Bağışıklık sistemi adı verilen yapının korunması için oldukça önemlidir.
– Boşaltım sisteminde yer alan, idrarın atık maddelerinin böbrekler aracılığı ile dışarıya atılmasını sağlamaktadır.
– Vücut sıcaklığının düzenlenmesinde rol alır.
– Vücudun savunma sistemi elemanlarını taşır ve karaciğere ileterek zararlı maddelerin zararsızlaştırılmasını sağlar.
– Kanda yer alan bazı pıhtılaşma faktörler bulunur ve bu faktörlerin kan içerisinde sürekli taşınması gerekir. Dokuların ya da organların kan ihtiyacı kesintisiz bir şekilde gerçekleşir.
– Gerekli hallerde bu pıhtılaşma faktörleri devreye girer ve kanamanın olduğu durumlarda durdurulmasını sağlar.
– Birçok mineral ve vitaminin vücut içerisinde taşınmasını sağlar. Vücudun sıvı elektrolit dengesinden sorumludur.

 

Vücut için düzenleyici rol oynayan kan, sistemler arasında güçlü bir geçiş elemanıdır. Sağlıklı bireylerde belirli değer aralığında olması gerekir. Aksi bir durumda eksikliğinden kaynaklı olarak kişilerde farklı problemlerin ortaya çıktığı gözlenir.

Nefesin Parmak İzi Gibi Ayırt Edici Olmasını Sağlayan Özellik Nedir?

Nefesin Parmak İzi Gibi Ayırt Edici Olmasını Sağlayan Özellik Nedir?

Solunum ve nefes alış verişi kişinin anne karnından itibaren gerçekleştirdiği bir fonksiyondur. Bu fonksiyon, doğumdan ölüme kadar geçer süreçte sürekli olarak çalışır. Bu sürecin ise sağlıklı bir şekilde devamı için solunuma destek olan organların da buna doğru şekilde destek vermesi gerekir. Sağlık, kişinin fiziken, ruhen ve bedenen tam bir iyilik halinde olması anlamına gelir. Tüm sistemlerin istenildiği şekilde çalışması da bize kişinin sağlıklı olduğu izlenimi verir. Solunum kişiye özeldir ve solunum sonucunda açığa çıkan ara ürünler de aynı şekilde kişi ile alakalıdır. Nefes verilmesi sonucu bir zemine ya da havaya verilen içerik her insanda farklı olmaktadır. Bu durum hastalık ya da sağlık gibi durumları da bünyesinde barındırabilir.

 

Parmak izi, milyarlarca insanın birbirinden farklıdır. Her insanın kimliği gibi bir parmak izi vardır. Bu durumun bu denli farklılık göstermesi de kişileri birbirinden kesin suret ile ayırır. Ancak kişinin sağlık problemlerinin olması ya da solunum hastalıkları, böbrek hastalıkları gibi bir durumu olması da bu durumun örneklerini verebilir. Bunların dışında tükürük materyali içerisinde bir kısım dna molekülü bulunmaktadır. Bu genetik şifrenin çözümlenmesi ile de kişinin tanınması ve bilinmesi gibi işlemleri sağlanır. Nefes bakıldığında herkeste aynı mekanizmadır ancak kişiden kişiye farklılık göstermesinin sebebi içerisinde bulunan komponentlerle doğrudan ilgilidir.

Soba Zehirlenmesi de Denilen Karbonmonoksit Zehirlenmesi Nasıl Oluşur?

Soba Zehirlenmesi de Denilen Karbonmonoksit Zehirlenmesi Nasıl Oluşur? Araştırınız.

Doğada yer alan maddelerin her biri farklı fazlarda bulunmaktadır. Karbonmonoksit adı verilen bu madde de doğada karbon atomunun bir formudur ve gaz olarak karşımıza çıkmaktadır. Isınmak için kullandığımız birçok yakıtın yanması durumunda tam yanma gerçekleşmediğinde ve herhangi bir nedenle dumanın tütmesi dış ortama salınmadığında gaz bulunduğu ortama hapsedilir. Bu durumda kokusuz, renksiz ve vücut ile belirti vermeyen karbonmonoksit gazı karşımıza çıkar. Bu gazın belirti vermemesi de kişinin fark etmeden ölmesine neden olacaktır. Gaz, herhangi bir nedenle ortama salındığından bunu fark etmek neredeyse imkansızdır. Sessiz bir şekilde dolaşıma katılır ve oksijence zengin kanın tam tersi karbonmonoksitçe zengin olmasına neden olur.

 

Kanda yükselen karbonmonoksit, oksijen seviyesinin bloke olmasına neden olur. Kanda oksijen taşımayan aksine karbonmonoksit taşıyan kan,  doku harabiyetine ve engellenmemesi halinde ölüme neden olmaktadır. Oldukça ciddi olan bu tablo özellikle de kömür gibi yakıtların yanması ve sobadan rüzgar etkisiyle odanın içerisine dolması durumunda sıklıkla gerçekleşir. Kişiyi ağır bir uyku haline sokar ve ölümün bu şekilde gelmesine neden olur. Oldukça tehlikeli bir durumdur ve kişiler sobaları rüzgarlı havada yakmaması önerilmektedir. Aksi durumda yanmaması ve rüzgarın etkinliği ile kömür yakıtı karbonmonoksit salar. Bu durumda ciddi olan zehirlemeye yol açar.

Soluk Alıp Veremeyen Bir İnsanda Ne Tür Sağlık Sorunları Ortaya Çıkabilir?

Soluk Alıp Veremeyen Bir İnsanda Ne Tür Sağlık Sorunları Ortaya Çıkabilir?

 

Solunum sistemi vücudun en önemli sistemlerinden biridir. Nefesin alınması ve nefesin verilmesi içerisinde geçen süreçte kişi için oldukça mühimdir. Bu sürenin herhangi bir nedenle aksaması kişinin sağlığının olumsuz derece etkilenmesine yol açar. Nefes almak sadece akciğerlere hava giriş çıkışı değildir. Aynı zamanda dokulara taşınan oksijenin de anlamını ifade eder. Bu yüzden nefes alıp vermek dokuların oksijen dereceleri ile de doğrudan alakalıdır. Dokuların oksijensiz kalması bir durum söz konusu olduğunda doku harabiyeti ve ölümler gözlenir. Az oksijen aldığında bize karakteristik olarak mor renk ile görünürler. Belirli bir süre bu şekilde durur ancak dokularda oksijensizliğe belli bir zaman dayanabilirler.

 

Uzun süre oksijensiz kalınması durumunda, nekroz adı verilen hücre ölümleri gözlenir. Bu durum geri dönüşü olmayan bir durumdur. Organizma öldüğünde solunum ve dolaşım fonksiyonlarının durması bizim aklımıza bu durumu getirmelidir. Hücre ölümü hız kesmeden devam ederse organizmanın ölmesi ve sonunda insanın ölmesi ile sonuçlanır. Soluk alıp veremeyen insanlar halk arasında bilinen boğulmalar kaynaklı bu durumu yaşarlar. Boğulma, fizyolojik olarak nefes almayı engeller. Acil şekilde müdahale edilmesi halinde herhangi bir problem olmadan kişi normal sağlığına kavuşur. Ancak boğulma devam ederse kişinin durumu ölümle sonuçlanır. Solunum sisteminin devamlı ve düzgün çalışması insan için hayati bir durumdur.