Karbondioksit oranındaki değişimin canlı yaşamı açısından önemini araştırınız.

Atmosfer içerisinde bulunan karbondioksit doğal sistemler için çok önemlidir. Karbondioksit oranındaki değişimin canlı yaşamı açısından önemini araştırınız.

Protein, karbonhidrat, yağ ve bunlara benzer bütün karbonlu bileşiklerin hücre içerisindeki son metabolizma ürünlerinden biri karbondioksittir. Molekülü içerisinde bir karbon atomu ile iki oksijen atomu bulunduran, renk ve kokusu bulunmayan bir gazdır. Solunum yolu ile alınmakta olan oksijen, akciğerden kılcal kan damarlarına geçerek kırmızı kan hücreleri içerisinde bulunan hemoglobine bağlanırlar. Daha sonra kalbe taşınarak atardamar sistemi ile tüm vücut hücrelerine dağıtımı yapılır. Bu hücreler içerisinde yaşamsal faaliyet için gerekli olan kimyasal reaksiyonlara katılarak ortaya karbondioksit gazı ortaya çıkar. Karbondioksit gazının fazla solunması halinde ölümcül olabilecek bir gaz türü olup karbondioksit solunumunun fazla olduğu yerlerde şiddetli baş ağrısı ve uyku hali ile kendini belli etmektedir.

 

Öte yandan sadece insanın ürettiği gazlardan biri olmayıp hemen her canlı türü için farklı özelliklere sahip olan karbondioksit gazı atmosferde de olan bir gaz olmak ile birlikte günlük hayatımızın hemen her alanında yer almaktadır. Her ne kadar zararlı özelliklere sahip olsa da vücudumuzda da bir miktar bulunması ile birlikte oldukça fazla kullanım alanı mevcuttur. İlaçların yapımında da kullanıldığı gibi özellikle kanser gibi hastalıkların tedavi edilmesi açısından kullanılmak ile birlikte bitkilerin çoğu güneş ışığı ile birlikte solunum yaparken karbondioksit gazı kullanmak ile birlikte oksijen vermektedir. Ancak geceleri aynı insanlar gibi solunum yapmakta olan bitkiler sebebi ile insanların bitkiler ile aynı ortam içerisinde bulunmamalılardır.

Güneş sistemindeki diğer gezegenlerin de atmosferi var mıdır?

Güneş sistemindeki diğer gezegenlerin de atmosferi var mıdır?

Güneş sistemi içerisinde dünya dahil olmak üzere pek çok gezegen mevcuttur. Bu gezegenler belli bir yörünge içerisinde hareket etmekte olan ve yörüngelerini temizleyen gök cisimleridir. Gezegenler güneşten aldıkları ışık ve ısıdan yararlanmaktadırlar. Gezegenler güneşin etrafında dönmekte olup kendi etraflarında da dönmektedirler. Bir gezegenin kütle çekiminin büyüklüğü yeterli sınıra ulaşmış ise, oluşumu sırasında içinde bulunduğu bulutsu gazları çevresinde tutarak kendine bir atmosfer oluşturabilmektedir. Öte yandan daha küçük gezegenlerde ise, çoğunluk ile kayaçlardan oluşan ve güneşe yakın olan gezegenler, atmosfer oluşumlarından sonra soğuma sırasında açığa çıkan gazların tutulması ile meydana gelmektedir.

 

Gezegenler oluşumları ya da soğumaları sırasında herhangi bir atmosfere sahip oldukları gibi daha sonrasında bu atmosferlerini kaybedebilirler. Bu durumun meydana gelmesinde gezegenin yüzey sıcaklığının etkili olması gibi atmosferi oluşturan gazların kütleleri ve gezegenin kurtulma hızı etkilidir. Atmosferi oluşturan atom yahut molekül grubu gezegenin kurtulma hızından daha yavaş ise atmosferde tutulur. Ancak daha hızlı hareket ediyorlar ise atmosferden çıkarak uzaya karışırlar. Güneş sistemi içerisinde güneşe daha yakın olan gezegenler sıcaklık bakımından uzak olanlardan daha sıcaktır. Atmosferin hızını gezegenin sıcaklık durumu da etkilediği için sıcak gezegenlerin atmosferinde bulunmakta olan gazlar daha hızlı hareket eder ve burada bulunan atom veya moleküller daha hızlı bir şekilde kurtulma hızına erişirler. Örneğin güneşe en yakın gezegen olan Merkür oldukça sıcaktır ve atmosferi yoktur.

Atmosferin gezegenimizdeki canlı yaşamı için önemi nedir?

Atmosferin gezegenimizdeki canlı yaşamı için önemi nedir?

Atmosfer çeşitli gaz katmanlarından meydana gelmekte olup içerdiği oksijen sebebi ile doğrudan hayatın oluşumu ve gelişimini sağlamaktadır. Hayatın oluşum ve gelişiminin yanı sıra uygun koşullar bir araya geldiği takdirde hayatın sürme imkanını da sağlamaktadır. Bununla birlikte atmosfer güneşten gelen enerjinin hızlı bir şekilde uzaya dönüşünü önlemekte olan bir katmandır. Atmosfer, dünya için bir termostat görevi görmekte olup dünyanın çok fazla ısınması ya da çok fazla soğumasını engellemektedir. Dünyanın atmosferi, çeşitli katmanlardan meydana gelmekte olup hava olaylarının tümünün gerçekleşmesi, iklimlerin oluşması gibi durumları meydana getirmektedir. Canlı yaşamı için oldukça fazla önemi olan atmosfer, hava olaylarının meydana geldiği tabakaya sahip olması, su buharı bulundurması, iklim olaylarının yaşandığı tabakaya sahip olması gibi durumları içerisinde barındırmaktadır.

 

Atmosfer dünya üzerinde bir örtü görevi görmekte olup güneşten gelen ışığın yansıyarak dağılmasına ve gölge yerlerin de aydınlanmasını sağlamaktadır. Hava akımlarının meydana gelmesi güneş ışınlarını alan yerlerin çok sıcak almayan yerlerin ise çok soğuk olmalarını engellemektedir. Atmosferin olmaması durumunda dünya üzerinde güneş alan yerlerin çok sıcak ve aydınlık, almayan yerlerin ise çok soğuk ve tam olarak karanlık olması durumu meydana gelecektir. Güneşten gelen zararlı ışınları süzer, meteorların dünya üzerine düşmelerini büyük oranlarda önlemektedir. Canlılar için gerekli olan tüm gazları içerisinde bulundurur. Dünya ile birlikte bir dönme sağlayarak, sürtünmeden doğacak yanmayı engeller.

Yer şekillerini gösteren haritalar hangi amaçlar için kullanılır?

Yer şekillerini gösteren haritalar hangi amaçlar için kullanılır?

Yer şekillerini gösteren haritalara fiziki haritalar adı verilmektedir. Dağlar, ırmaklar, ovalar gibi yeryüzü oluşumlarının tümünü, yükseltilerine göre renklendirerek (denizler mavi tonları iken karalar kahverengi ve yeşil gibi) gösterilen haritalardır. Fiziki haritalar yeryüzünde bulunan kabartı ya da çukurları gösterirler. Orta ya da büyük ölçeklilerdir. Fiziki haritalar hazırlanırken eş derinlik eğrileri ve eş yükselti eğrileri geniş aralıklar ile geçirilmektedir. Bir yerin yükseltisi ancak fiziki haritalar yardımı ile bulunabilmektedir.

 

Haritaların kullanım amaçları oldukça fazla olup özellikle ulaşım ve yön bulma adına sıkça faydalanılmaktadır. Öte yandan coğrafi şartlar ve yeryüzü şekilleri, suyolları gibi özellikleri haritalar sayesinde öğrenebilmek mümkündür. Bu da genellikle askeri, saldırı, savunma ve güvenlik alanlarında stratejiler belirlenmek isterken kullanılmakta olup, strateji belirlenecek olan bölgelerin yeryüzü şekillerine uykun konumlandırma yapılması sağlanmaktadır. Arazi kullanımı, tarım ve orman kullanım alanlarının tespiti ve kimi zaman satışı açısından da kullanılmaktadır. Fiziki haritalar sadece bu alanlarda kullanılmak ile kalmayıp aynı zamanda topografya, uzaktan algılama, fotogrametri, arkeoloji, jeoloji, coğrafya, jeodezi, kartografya gibi başka bölümlere de yardımcı olmaktadırlar. Bu bölümlerin kendi alanlarına uygun çalışmalar için yer belirleme gibi hususlarda gerek duyulmak ile birlikte bir bölgenin fiziki haritası o bölge ile ilgili yeryüzü şekilleri hakkında pek çok bilgiyi gitmeden görme imkanı sunmaktadır.

Su taşkınlarına karşı nasıl tedbirler alınmalıdır?

Su taşkınlarına karşı nasıl tedbirler alınmalıdır? Tartışınız.

 

Toprağın geçici olarak bir akarsu veya aşırı miktarda yağmur ve benzeri sebepler dolayısı ile oluşan büyük su kütlelerinin oluşturduğu baskına taşkın adı verilmektedir. Taşkınlar, Vadi Tabanları ve aşağı havzalarda meydana gelmektedirler. İçerdikleri katı materyal miktarı sellerden daha az olup, yüksek su akımını ifade etmektedirler. Can ve mal kaybına sebebiyet verebilmekte olan su taşkınları, içlerinde taşıdıkları materyaller sebebi ile tarım arazisinde bulunan toprakların verimsizleşmesine de sebebiyet verebilmektedirler. Bununla birlikte pis sular sebebi ile bulaşıcı hastalıklar meydana gelebileceği gibi günlük hayatın da aksamasına sebebiyet verebilmektedirler.

 

Su taşkınlarına karşı tedbir almak, bu doğal afeti önleme hususunda oldukça önemli bir rol oynamak ile birlikte engellenebilmesi ve zararın azaltılabilmesi konusunda da yardımcı olacaktır. Bunun için öncelikli olarak yapılması gereken şey ormanlar olmak üzere, doğal bitki örtüsünün korunmasını sağlamak ve ormanlık alanların çoğalmasına yardımcı olunmalıdır. Çıplak alanlarda daha çok ağaçlandırma faaliyetleri gösterilmelidir. Doğal çevreler korunmalı ve doğal kaynakların tüketimi konusunda halk bilinçlendirilmelidir. Arazi kullanımı için geçerli olan ilkelere uyulmalıdır. Havzalar için gerekli olan gözlem istasyonları kurulmalıdır. Akarsu yatağı içerisinde su akışını kesecek set ve göletler oluşturularak taşkın riski azaltılmalıdır. Akarsu yatakları ve sele duyarlı olan bölgeler belirlenerek bu alanlarda hiçbir şekilde yerleşim alanları açılmamalıdır.

Akdeniz ikliminin görüldüğü yerlerdeki konutlara ülkemizin hangi şehirlerinde rastlayabiliriz?

Akdeniz ikliminin görüldüğü yerlerdeki konutlara ülkemizin hangi şehirlerinde rastlayabiliriz? Örnekler veriniz.

 

Akdeniz iklimi genel olarak tanımlanacak olur ise yazları sıcak ve kurak, kışları ılıman ve yağışlı olan bir iklime sahiptir. Yağış rejimi genellikle düzensiz olan bu iklim türünde doğal bitki örtüsü bodur ağaçlar olarak bilinen makidir. Maki yaz kuraklığına dayanabilen kısa boylu ağaç türleridir. Bu iklim tipinin özelliklerine göre Akdeniz bölgesinde yer alan şehirlerde konutlar genellikle taş ve tuğla karışımlı yapılar olup binaların üzerinde çatı ve damlar yer almaktadır. Bu gibi yapı özelliklerinin görüldüğü Şehirler, Adana, Hatay, Antalya, Burdur, Isparta, Osmaniye, Mersin, Kahraman Maraş, Muğla, Aydın ve İzmir’dir.

 

Akdeniz iklimi genel olarak ılıman olarak adlandırılabilecek bir iklim türü olup sıcak denizler olarak adlandırılan Akdeniz etrafındaki ülke ve bölgelerde görülür. Gün içerisinde sıcaklık farkları oldukça az olup, güneş alan ve dört mevsim farklı özellikler sergileyen bir iklim türüdür. Kar yağışı oldukça nadir görülen bu iklim tipinde ılımanlık söz konusudur. Basınç farkları bölgesel değil yerel şekilde bulunur. Hava durumu olarak da genellikle sıcak olan Akdeniz iklimine sahip bölgeler sadece ülkemizde değil aynı zamanda Avustralya’nın Güneybatısı,  Güney Afrika Cumhuriyeti’nde yer alan ve Akdeniz’e kıyısı olan Kap bölgesi, Orta Şili kesimleri ve Kuzey Amerika’da Kaliforniya’da gözlemlenmektedir. Ancak özel bir durum sergileyen Libya ve Mısır ülkelerinin Akdeniz’e kıyısı olmalarına karşın bu iklim tipi görülmemektedir.

Kutup ikliminde yaşıyor olsaydınız günlük yaşantınızda ne gibi değişiklikler olurdu?

Kutup ikliminde yaşıyor olsaydınız günlük yaşantınızda ne gibi değişiklikler olurdu? Tartışınız.

 

Kutup iklimi, yaşam koşullarını zorlaştıran iklim koşulları ve buna bağlı olarak herhangi bir bitki örtüsüne sahip olmaması sebebi ile yaşanması oldukça güç olan bir iklim tipidir. Kutup iklimi dünyanın sürekli olarak karlar ve buzullar ile kaplı olan bölgelerinde görülen iklim tipidir. Grönland Adası’nın iç kısımları, Kuzey kutbu ve Antarktika’da etkili olan bir iklim tipi olup sıcaklık ortalaması tüm yıl içerisinde sıfır derecenin altında olup eksi kırk derecenin altına inen hava koşulları söz konusudur. Güneşlenme süresi fazla olmasına karşın sıcaklık yükselemeyip buharlaşma ve atmosfere karışan nem azdır. Zemini buzlarla kaplı olduğu için herhangi bir bitki örtüsüne sahip olamamaktadır.

 

Bu gibi durumların söz konusu olduğu bir bölgede yaşıyor olmak için öncelikle soğuğa dayanıklı evler inşa ederek bu evlerin içinde yaşanmalıdır. Öte yandan herhangi bir bitki örtüsü bulunmaması sebebi ile beslenme şekli daha çok balık ve deniz mahsulleri üzerine olup buzul üzerinde herhangi bir araba kullanımı söz konusu olmadığı için kızaklar eşliğinde ulaşım sağlanırdır. Bunun yanı sıra kıyafet tercihleri sürekli tek tip olup dışarı çıkılması durumunda kesinlikle havayı önleyici kıyafetler tercih edilirdi. Dışarıda herhangi bir besinin kalması donmasına sebep olacağı için yiyeceklerin pişirimi sadece evin içinde yapılarak kısa sürede tüketilmesi gerekirdi.

Türkiye’de dağlar kuzeyden güneye doğru uzansaydı yaşadığınız yerin ikliminde nasıl değişiklikler olurdu?

Türkiye’de dağlar kuzeyden güneye doğru uzansaydı yaşadığınız yerin ikliminde nasıl değişiklikler olurdu? Yazınız.

 

Türkiye’de dağ oluşumları Karadeniz ve Akdeniz bölgelerinde dağlar denize paralel, Ege bölgesinde ise denize dik olarak uzanırlar. Dağların denize paralel oluşu sebebi ile kıyı ile iç kesim arasında iklim farklılığı oldukça fazla olup, yamaç yağışları gözlemlenir. Kıyı ile iç kesimler arasında ulaşım zorlukları yaşanır. Delta oluşumu zordur. Nüfus ve bitki örtüsünün dağılım sınırları farklılıklar gösterir. Dağların kıyıya dik olduğu durumlarda ise delta oluşumu kolay olup, falezler azdır. Kıyı kesimlerin girinti ve çıkıntıları fazla olup koy ve körfezler oluşur. Yamaç yağışları oldukça az olup iklim farklılığı az olur. Ulaşım kolaylığı yaşanır. Nüfus ve bitki örtüsünün dağılımı iç kesimler ile daha dengelidir.

 

Bu bilgiler ışığında Türkiye’de dağlar kuzeyden güneye doğru uzansaydı, öncelikli olarak oluşum şekilleri değişiklik gösterecek olup bunun sonucunda rüzgarların yönü ve şiddeti değişiklik gösterecektir. Dağların farklı uzanması sonucu bakı değişeceği için güneş alma açılarında değişiklikler gözlemlenecek olup iklimler bölgelerde tamamen değişime uğrayacaktır. Öte yandan yağış alma miktarı ve mevsimsellik ile ilgili değişimler söz konusu olup, yetiştirilecek tarım ürünlerine kadar her şey etkilenmiş olurdu. Öte yandan günlük sıcaklık farkları değişebileceği gibi bulunulan bölgenin ikliminde yetişmekte olan gıdaların yetişme olasılığı düşeceği gibi hiç oluşmama durumu da söz konusu olabilir.

Türkiye’de farklı iklim özelliklerinin görülmesi ile yeryüzü şekilleri arasında nasıl bir ilişki vardır?

Türkiye’de farklı iklim özelliklerinin görülmesi ile yeryüzü şekilleri arasında nasıl bir ilişki vardır? Tartışınız.

 

Türkiye üzerinde farklı iklim özelliklerinin gözlemlenmesinin ana sebebi ülkenin her bölgesinde yükseltinin aynı olmamasından kaynaklanmaktadır. Yükselti arttıkça basınç ve sıcaklıklardaki değişimler değişiklik göstermekte olup bu şekilde mevsimsel özellikler değişiklik göstermektedir. Bu da iklimin oluşmasını ve yükseltiye bağlı olarak o bölgenin iklimini dolaylı olarak da bitki örtüsünün ve yeryüzü şekillerinin değişiklik göstermesine sebep olmaktadır. Yeryüzü şekillerinin değişiklik göstermesi ile birlikte ovalar, dağlar, göller, akarsular, şelaleler, vadiler gibi oluşumlar meydana gelmekte olup iklim özelliklerine bağlı olarak farklılık göstermektedirler. Oluşumlarının genel kaynağı ülkemiz içerisinde yağışların aşındırma koşulları olsa da ülkemiz de mevsimsel çeşitlilik oluşumu sebebi ile su düzeyi sabit değildir.

 

Türkiye üzerinde farklı iklim özelliklerinin gözlemlenmesi, mevsimlerin oluşumlarında meydana gelen doğa olaylarının değişim göstermesine sebep olmak ile birlikte, değişik bitki örtüsüne, değişik toprak türlerine sebep olmaktadır. Öte yandan insanların yerleşim yerlerinde ve mesken tiplerinde de değişiklik gözlemlenmekte olup farklı düzenler oluşmasına sebep olmaktadır. Yeryüzü şekillerinin oluşumu için rüzgar ve yağışlar oldukça önemli olup Türkiye’nin genç oluşumlu bir ülke olup henüz gelişimini tamamlamamış olmasından kaynaklı olarak yeni yapılar meydana gelmektedir. Ülkemizde iklim koşullarına bağlı olarak ekonomik faaliyetlerin düzenlenmesinde etkili olan faktörlerden, tarım ve hayvancılık gibi faaliyet alanları için yetiştiricilikte değişimlere sebep olmaktadır.

Türkiye’nin yükselti ortalaması Asya ve Avrupa kıtasından daha düşük olsaydı yaşantımızda nasıl değişiklikler olurdu?

Türkiye’nin yükselti ortalaması Asya ve Avrupa kıtasından daha düşük olsaydı yaşantımızda nasıl değişiklikler olurdu? Yazınız.

 

Türkiye’nin ortalama yükseltisi 1132 metre olup Asya Kıtasının 1010 metre ve Avrupa’nın 330 metredir.  Türkiye Asya ve Avrupa kıtalarını birleştirici özellikte olmasının yanı sıra Asya kıtasına yakınlığı ve sıradağlar olarak sokulmasından kaynaklı olarak küçük Asya olarak nitelendirilmektedir. Yükselti ortalaması bir ülke içerisinde en başta iklim üzerinde etki göstermekte olup bununla birlikte bitki örtüsü üzerinde değişiklikler meydana geleceği gibi yetiştirilmekte olan tarım ürünlerinde değişiklikler gözlemlenecektir. Yükselti bir ülkenin coğrafi özellikleri üzerinde etki sahibi olacağından kaynaklı olarak insanların yaşamakta olduğu yerler değişiklik gösterecek olup aynı zamanda faaliyet grupları da değişiklik gösterecektir.

 

Tekirdağ’dan Avrupa Kıtasına Bağlı olan ve doğu taraftan Asya Kıtasını birbirine bağlayan Türkiye, kıtalar arası Bağlayıcılık görevi görmektedir. Öte yandan temel olarak iklim, yeryüzü şekilleri ve bitki örtüsü olarak bilinen coğrafi özellikleri bakımından oldukça çeşitlilik göstermekte olup birçok iklim tipinin birlikte görüldüğü bir ülke görevi görmektedir.  Yükseltinin artıp azalması bir kıta için doğrudan basınç, sıcaklık ve iklim ile ilişkilendirilmekte olup yükseltinin fazla olduğu yelerde basınç ve sıcaklık farkları gözlemleneceği gibi soğuk olma ihtimali artarken soğuk iklim kuşağı oluşmakta olup mevsimsel geçişler yavaşlamaktadır. Öte yandan yükselti azaldıkça ılıman iklim kuşağı ile sıcak iklim kuşağı oluşarak mevsimsel geçişler normalleşecektir.