Çığ tehlikesinden korunmak için neler yapılmalıdır?

Çığ tehlikesinden korunmak için neler yapılmalıdır?

Karla kaplı ve yüksek bölgelerde sık sık görülen doğal afetlerden bir tanesi olarak çığlar görülebilmektedir. Çığlar yüksek noktalarda biriken karların herhangi bir sebepten dolayı kayarak yıkıcı bir sonuca ulaşması aşamasında da son derecede tehlikeli bir doğal afet olarak da değerlendirilmektedir. Bu doğal afetten kurtulmak adına da bazı önlemlerin alınması da söz konusu olmaktadır. İnsanlara, hayvanlara, tarım arazilerine ve ormanlara ciddi oranda zarar veren çığ doğal afetinden kurtulmak adına da bazı işlemleri gerçekleştirmek son derecede de önem arz edecek konumda da yer alan bir uygulama olarak da etkin bir seviyede yer almaktadır.

 

Çığ tehlikesinden korunmak adına yapılacak olan en önemli eylemler arasında yüksek ve eğim seviyesinin yüksek olduğu bölgelere ağaçlandırma yapmak gerekmektedir.

Çığ tehlikesinin her zaman bulunduğu bölgelere herhangi bir yerleşim bölgesinin kurulmaması gerekmektedir.

Dağlık ve yüksek alanlarda da herhangi bir yerleşim kurmaktan uzak durulması gerekmekte olup;  çığ tehlikesinden bu sayede de korunabilmektedir.

Çığ tehlikesi konusunda uyarıların yapıldığı noktalarda sessiz kalarak herhangi bir biçimde yüksek sesli iletişim kurulmaması da gerekmektedir.

Meteorolojinin verdiği talimatlar dikkate alınarak, buna bağlı bir biçimde çığa karşı önlemlerin alınması da gerekmektedir.

Çığ tehlikesinin bulunduğu alanlar içerisinde herhangi bir karayolu ya da tren raylarını içermemesine de dikkat edilerek taşıtların bu doğal afetten etkilenmesinin de önüne geçilmelidir.

İnsanlar hangi hareketleriyle selin bir doğal afete dönüşmesine yol açabilir?

İnsanlar hangi hareketleriyle selin bir doğal afete dönüşmesine yol açabilir?

İnsanların içerisinde yaşadığı doğayı doğru düzgün bir biçimde kullanarak nimetlerinden yararlanmaları mümkün olacaktır. Doğa koşullarını zorlayarak doğa kurallarının tam tersi istikamette hareket etmeleri halinde bazı olumsuz durumlar söz konusu olabilmektedir. Bu tip doğal afetler arasında su baskınları da yer alarak insanların hayatını olumsuz bir biçimde etkileyen temel problemler arasında yer almaktadır.

 

Tarım uygulamaları konusunda yeterli bilgiye sahip olmadan üretime girişecek olan kişilerin toprak ve bitki yapısına dayalı olumsuz bir durumu ortaya çıkarmaları durumu söz konusu olabilecektir. Aynı zamanda da üretim esnasında yanlış yöntemlerin kullanımı ve aşırı kimyasalın tercih edilmesi de sele davetiye çıkaran temel hususlar arasında yer almaktadır.

Kent içerisinde de selin meydana gelmesi durumu söz konusu olabilmektedir. Bu evrede de çarpık ve yanlış kentleşmeye dayalı olarak suların geçiş noktalarına binalar dikilebilmektedir. Bu durumdan dolayı da beşeri faaliyetlerin aksamasına da eden olarak gündelik hayatı son derecede zorlaştıracak olan bir eylem olarak görülebilecektir.

 

Akarsu ya da dere yataklarına ev yaparak suları engelleyici bir gelişme içerisinde bulunmak da su baskınlarının meydana gelmesinde temel alınan nedenlerden bir tanesi olarak değerlendirilmektedir. Bu işlemlerin gerçekleştirilmemesi aşamasında da sel baskınlarının önüne geçilebilmekte ve gündelik hayatlarda herhangi bir sorun da ortaya çıkmamaktadır.

Fırtınalardan korunmak için neler yapılmalıdır?

Fırtınalardan korunmak için neler yapılmalıdır?

Şiddetli rüzgarlardan ve fırtınalardan korunmak adına bireysel olarak çaba harcamak gerekmektedir. Bu çabalar esnasında teknolojiden de yararlanarak söz konusu doğal olaylardan herhangi bir zarar görmeden kurtulabilme durumu söz konusu olabilmektedir. Fırtınanın şiddetine bağlı olarak harekete geçilmesi de gerekmektedir. Bu yüzden de insanların ne yapacağını bilecek biçimde de hareket etmeleri kendilerine fayda sağlayacak olan bir girişim olarak da değerlendirilmektedir.

 

Fırtınalardan herhangi bir zarar almadan korunmak adına en etkili ve en eski girişim olarak binaların sağlam inşa edilmesi gerekmektedir. Binaların korunaklı birer mesken haline getirerek olabildiğince başarılı bir sonuca erişme durumu ile de karşı karşıya kalınmalıdır.

Fırtına hakkında gereken bilgi ve tahminlere ait olmak için gereken teknolojiye sahip olmanın da katkısı büyük olacaktır. Modern aletlerin kullanılarak bu tip sonuçlara erişilmesi durumu da söz konusu olmaktadır. Elektronik gözlem cihazlarının sağlanabilmesi de bu tip yararların ortaya çıkmasında da faydalı cihazlar bütünü olarak görülebilecektir.

 

Fırtınaya dayalı olarak gereken verilere ulaşmak en başarılı korunma yöntemleri arasında da yer alabilecektir. Fırtınanın özelliklerini ve ne kadar süreli bir aktifliğe sahip olmasından dolayı da etkin bir korunma işlemi içerisinde de yer alacaklardır. Teknolojik cihazları kullanarak fırtına öncesinde bu doğal afetten haberdar olmak kolay bir eylem olarak da ifade edilecek olan bir durum olarak görülebilmektedir.

Yaşadığınız yerin bağlı olduğu ilin yer şekilleri ve nüfusu ile ilgili genel özellikleri nelerdir?

Yaşadığınız yerin bağlı olduğu ilin yer şekilleri ve nüfusu ile ilgili genel özellikleri nelerdir?

Türkiye baz alındığında nüfus yoğunluğunun değişken bir rakam dizisi olabildiğini görebilmek mümkün olan bir durum olarak ifade edilmektedir. Türkiye içerisinde var olan nüfus yoğunluğu farklı farklı kriterler doğrultusunda da ortaya çıkan bir öge olarak da değerlendirilmektedir. Yer şekillerinden sanayi bölgelerine kadar bu yerleşim biçimleri arasında önemli unsurlar olarak kabul görmektedir. Su kaynaklarına yakın olan ve dağlık olarak söz edilmeyen bölgelerine daha fazla yerleşim alanı olabilmesinden ötürü de bu etkenlerin insan yaşantısında ne kadar ideal bir konumda olduğu da görülebilmektedir.

 

Son zamanlarda kentsel alanların kırsal bölgelere olan yerleşim oranında gözle görülür bir artış da saptanabilmektedir. Köy gibi yerleşim noktalarında hayatın zorluklarını daha farklı bir biçimde hissedecek ve imkanlardan yararlanamayacak olan insanların kente olan göçlerinde son zamanlarda daha da fazla artış görülebilmektedir. Kentte aynı zamanda da iş olanaklarının daha aktif olmasından dolayı kırsal kesimde yaşayan insanların bu şekilde bir tercih yaptıkları da görülebilmektedir.

 

Yer şekilleri bakımından da yüksek dağlara sahip olan alanlarda gerek iklim koşulları gerekse de hayat şartlarından dolayı pek fazla kişinin ikamet ettiği görülememektedir. Yer şekillerinin yüksek olarak değerlendirilmesinden ve su kaynaklarının sınırlı olmasından dolayı da dağınık bir yerleşim görebilme durumu da söz konusu olabilmektedir.

Findik yetiştiriciliği ve bununla ilgili ekonomik faaliyetler dışında Karadeniz’e kıyısı olan illerimizde yürütülen başka hangi ekonomik faaliyetleri biliyorsunuz?

Findik yetiştiriciliği ve bununla ilgili ekonomik faaliyetler dışında Karadeniz’e kıyısı olan illerimizde yürütülen başka hangi ekonomik faaliyetleri biliyorsunuz?

Karadeniz ülkemizin en verimli topraklarına sahip olmasının yanı sıra fındık üretimi bakımından oldukça ideal bir bölge olarak değerlendirilmektedir. Özellikle Doğu Karadeniz Bölümü kapsamında fındık ve çay gibi bitkilerin Dünya çapında en kaliteli mahsulleri sağlanabilmektedir. Doğu Karadeniz içerisinde var olan Rize, Giresun ve Trabzon şehirleri için önemli tarım ürünleri olarak değerlendirilmektedir. Bunun yanı sıra Karadeniz içerisinde farklı farklı tarım ve sanayi bölgeleri de bulunmaktadır.

 

Karadeniz kapsamında ciddi anlamda balıkçılık faaliyetleri yürütülmektedir. Karadeniz’deki balık cinslerinin farklılığından kaynaklı olarak burada bulunan deniz mahsulleri türlerine olabildiğince rağbet olmasından dolayı da bu bölgenin öne çıkan ekonomik faaliyetleri içerisinde de yer almaktadır. Hamsi ve palamut gibi balık türlerinin her yıl revaçta olmasını sağlayan Karadeniz Bölgesi balıkçılarının sezon içerisinde bu hareketliliği ortaya koymaları ile beraber önemli bir çalışma içerisinde olmaları durumu da söz konusu olabilmektedir.

 

Karadeniz Bölgesi kapsamında önemli bir sanayiye dayalı ekonomik faaliyet olarak demir çelik tesisleri görülebilmektedir. Karabük ve Zonguldak Ereğli bölgelerinde bulunan demir çelik fabrikaları; taş kömürü madeninin burada çıkarılmasından dolayı kurulan sanayi bölgeleridir. Hammadde ihtiyacının kolaylıkla karşılanmasından ve liman kenti olmalarından dolayı da Karabük ve Zonguldak Ereğli noktalarında da ekonomik faaliyetler arasında da yer alabilmektedir.

Enlem ile sıcaklık arasında nasıl bir ilişki vardır?

Enlem ile sıcaklık arasında nasıl bir ilişki vardır?

Dünya’nın şeklinden kaynaklı olarak iklim kuşakları ortaya çıkmaktadır.  Bu kuşaklardan kaynaklı olarak ekvatordan kutuplara doğru ilerlenmesi halinde sıcaklık unsurunda gözle görülür bir düşüşün yaşandığı da görülebilmektedir. Kutuplara doğru Dünya’nın şeklinde var olan daralma durumundan kaynaklı olarak enlemlerde de azalma görülmektedir. Bunun yanında Dünya’nın Güneş etrafında dönmesinden dolayı kutuplara doğru gidilmesi halinde de Güneş ışınlarının dik açıyla gelme olasılığında da ciddi miktarda azalma ile ulaştığından dolayı soğuk iklim kuşaklarının görülebildiği de gözlemlenen bir durum olarak ifade edilmektedir. Sıcaklığın enleme bağlı olarak değişkenlik göstermesi de tamamen Dünya’nın şeklinden ibaret bir durum olduğu da görülebilmektedir.

 

Enleme bağlı olarak iklim değişikliklerinin tamamen Dünya’nın şeklinden dolayı ortaya çıkan bir detay olarak değerlendirilmesi durumu söz konusu olmaktadır. Bu sebepten ötürü de enlemin iklim kapsamında başlı başına bir sebep olmasından dolayı ortaya çıkmaktadır. Ekvatoral İklim Kuşağı olarak bilinen dönenceler arası bölgede sürekli hava sıcaklıkları üst seviyelerde yer almaktadır. Genel olarak bu bölgeden kutuplara doğru ilerlenmesi halinde de Orta İklim Kuşağı’nda yaz ve kış iklimleri görülebilmektedir. Hava sıcaklığının değişkenlik göstererek ortalama bir vaziyette yer alması durumu ortaya çıkmaktadır. Son olarak ise Kutup İklim Kuşağı ise çoğu zaman Güneş ışınlarından mahrum olan bölge olarak bilinmesinden kaynaklı olarak soğuk havaların görüldüğü bir alan olarak ifade edilmektedir.

Sıcaklığın temel iklim elemanı olmasının nedeni nedir?

Sıcaklığın temel iklim elemanı olmasının nedeni nedir?

İklim denilince ilk olarak akla sıcaklık geliyor. Sıcaklığın iklimde belirleyici olmasının temel nedeni, insanların ve diğer canlılarının yaşam koşullarını doğrudan etkileyebilecek bir etken olmasından kaynaklanmasıdır. Sıcaklık enleme bağlı olarak değişkenlik göstermekte olup, farklı tip canlıların ortaya çıkmasında da önemli bir faktör olarak kabul edilebilecektir. Soğuk oalrak nitelendirilen iklim tiplerinde yaşanabilirlik oranı ciddi miktarda azaldığından dolayı temel iklim elemanları arasında da yer almasına sebep olan temel unsur olarak kabul görebilmektedir. Bundan dolayı da her canlının daha çok sıcak iklim kuşaklarında yaşamını sürdürmeye yönelik bir çaba içerisinde olduğu da görülebilmektedir.

 

Sıcaklığa bağlı olarak hayat şekillenmektedir. Buna bağlı olarak da bitki türleri ve hayvan sınıflarında da ciddi derecede bir farklılık görülebilecektir. Sıcak iklimlerde ve soğuk iklimlerde farklı biyomları görebilmek mümkün olabilecektir. Mikroorganizmalardan tutun karmaşık türlerde olan canlılara kadar birçok farklı canlı türünü de içerisinde barındırabilecektir. Böylelikle iklime dayalı olarak ortaya çıkan yaşam şartlarında belirleyici olan faktör her zaman sıcaklık olarak görüleceğinden dolayı da en önemli kriter olarak da değerlendirilecektir. Bundan dolayı da iklim şartları kapsamında ne kadar belirleyici olduğunu da göstererek son derecede de önemli bir noktada da yer almaktadır. Sıcaklığın sabit olduğu ve yüksek konumda seyrettiği noktalarda da canlılık özelliği artış gösterirken; sıcaklığın düşmesi halinde de bu özelliğin giderek azalmaya dayalı bir sonucun da oortaya çıktığı görülebilmektedir. Bundan kaynaklı olarak da yaşam için sıcaklığın ne kadar önemli olduğu da görülebilmektedir.

İklim koşulları, bina yapısı ve şehir planlamasını nasıl etkiler?

İklim koşulları, bina yapısı ve şehir planlamasını nasıl etkiler?

Binaların yapısı insanların korunaklı bir biçimde yaşamını idame ettirme konusunda oldukça önemlidir. İnsanların konforlu bir zaman dilimine sahip olabilmelerinden kaynaklı olarak binalarda kullanılan önemli bir konumda yer almaktadır. Herhangi bir bina yapımı esnasında Güneş ışınları, sıcaklık, nem ve rüzgar gibi unsurlardan korunmayı sağlayabilecektir. Bina içerisinde kullanılan malzemelerle beraber de iklim koşullarından olumsuz bir biçimde de etkilenmenin büyük çapta önüne geçen unsurlar olarak görülebilmektedir.  İklime dair çözümlemelerin yapıldığı bina tasarımları aşamasında da aynı zamanda da binaların yerleri de son derecede önemli bir durum olarak ifade edilmektedir.

 

Mimari yapıların şehir yapısı için de önemi oldukça ön planda yer almaktadır. Şehir mimarisinden kaynaklı olarak yeni yapılacak olan binanın da diğer binalarla uyum içerisinde olması gerekmektedir. Çarpık kentleşmeden uzak durulması adına mimari projeler doğrultusunda yeni binaların yapılması da gerekmektedir. Bundan dolayı da uygunluk arz edecek seviyede var olan binaların hem görsel hem de kullanışlılık bakımından önemli ölçüde de fayda sağladığı da görülebilecektir. Bu sayede de şehrin planında da herhangi bir aksaklık durumunun engellenmesi aşamasında da ne kadar iddialı bir noktada olduğunu da kanıtlayabilecektir. Bu sayede de şehirlerde hoş bir görünüm sağlama konusunda da yeterli bir unsur olarak da adlandırılacaktır.

Osmanlı’dan günümüze Türk meteoroloji tarihini araştırınız.

Osmanlı Devleti’nde meteorolojinin kurumsallaşma çalışmaları 1867 yılında Kandilli Rasathanesi’nin kurulması ile başlamış ve kurumsallaşma Cumhuriyet Türkiyesi’nde tamamlanmıştır. Osmanlı’dan günümüze Türk meteoroloji tarihini araştırınız.

 

Osmanlı içerisinde ilk olarak meteorolojiye dair çalışmalar yabancılar tarafından yapılmıştır. Haydarpaşa İngiliz Mezarlığı’nda Mr. W.H. Lyne ise 1865-1886 yılları arasında gözlemler yapmıştır. Yabancı okullar tarafından gerçekleştirilecek olan meteoroloji gözlemleri Amerikan Kolejleri ve Thomson Çiftliği içerisinde gerçekleştirilmektedir. Thomson Çiftliği içerisinde gerçekleştirilmesi evresi 1928 yılına kadar Prof. Dr. Antal Réthly tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu deney ve gözlemler sıcaklık, basınç, nem ve yağış bilgilerine dayalı olarak gerçekleştirilmektedir.

 

Osmanlı içerisinde gerçekleştirilen kurumsal meteoroloji çalışmaları 1867 yılında Kandilli Rasathanesi’nin kurulması ile başlamıştır. Fransız Hükümeti tarafından desteklenen bu kurumun ilk sorumlusu olarak da Aristide Coumbary kendini göstermiştir.

 

Osmanlı Devleti’nden Cumhuriyet Dönemi’ne miras kalan tek meteoroloji kurumu Kandilli Rasathanesi olarak kalmıştır. Bunun yanında da 12 Kasım 1925 yılında Tarım Bakanlığı Enstitüsü adı altında Ankara etkili içerisinde ilk meteoroloji istasyonu faal olarak çalışmaya başlamıştır.

Türkiye içerisinde meteorolojik faaliyetlerin tek çatı altında toplanması işlemi 1936 yılından itibaren İsmet İnönü başkanlığında olan Bakanlar Kurulu tarafından kabul edilmiştir. Bundan sonraki zaman diliminde de personel ve malzemeler de Türkiye Cumhuriyeti tarafından ortaya konulmuştur.

Kutup ışıkları (Aurora) nasıl oluşur? Araştırınız.

Kuzey ve Güney yarım kürede, kutup daireleri ile kutuplar arasında kalan yüksek enlemlerde kutup ışıklarını görmek mümkündür. Kutup ışıkları (Aurora) nasıl oluşur? Araştırınız.

 

Kuzey ışıkları olarak da bilinen kutup ışıkları, güneşten gelmekte olan rüzgarlar, dünyanın manyetik kalkanı, yerküre altında olan sıvı metallerin hareketleri, atmosferde tutulan gazlar ile yapılan enerji alışverişleri ile ortaya çıkan doğal fenomendir. Kuzey ışıklarının asıl kaynakları güneştir. Güneşte sürekli olarak meydana gelen patlamalar sebebi ile ortaya çıkan proton ve elektronlardan meydana gelmekte olan parçacıklar, gaz halinde bulunan güneşten oldukça hızlı bir şekilde uzaya yayılım sağlarlar. Astronomi de bu yayılma hareketine güneş rüzgarı adı verilmektedir ve saniyede 500 kilometre hıza sahiptirler. Güneş ışınlarının hareketleri ışık hızında olduğu için dünyaya sekiz dakika da ulaşırken yüklü olan bu parçacıkların yerküremiz etrafında var olan manyetik kalkana ulaşmaları birkaç günü almaktadır.