Navigasyon cihazı başka hangi amaçlar için kullanılabilir?

Navigasyon cihazı aracımızla bir yere giderken kolaylık olması açısından kullanılır. İnsanlar bazen ben bilirim havasında olup navigasyona başvurmazlar. Başvurmadıkları bu yöntem onlara neler kaybettiriyor bi bakalım …

 

  • En önemlisi zaman kaybı. Bir yol üzerindesiniz trafik oluştu. Araçlar tın tın gidiyor. Hemen navigasyonu açıp alternatif yol bularak zamandan kazanabilir. Ayrıca yakıttan da tasarruf ederek hem kendi ekonomimize hem de ülke ekonomisine katkı yapabiliriz.
  • Kaybolduk diyelim. Yön bulmak için yine navigasyon kullanabiliriz. Navigasyon cihazı üzerinden kuzey – güney – doğu – batı gibi yönleri rahatlıkla seçebiliriz.
  • Kıble bulmak için de kullanılabilir. Suudi Arabistan’a yol tarifi alıp kıblenin hangi yönde olduğunu görebiliriz.

Kitap Sevgisi Akrostiş Şiir

Kitap sevgisi ile ilgili akrostiş şiir arayanlar için bir adet derledik …

 

Canım Kitap

Can katar kitap okumak insana
Ancak kitap heyecan verir
Ne yapıp edip başlamalı okumaya
Ilık ılık meltem gibidir kitaplar
Mutluluk rüzgarı insana verir
Kitaplığa baktıkça insan hoş olur
İnsana her zaman kitap verir huzur
Tabiatta yoktur kitaptan güzel şey
Almalı hediye dosta kardeşe size diyorum hey!
Para vermek saadet getirmez kitap eder insanı hanım bey.

Kitap Sevgisi

Kitaplarda buldum ben güzel insanları,
İmkansızlıklarla bir sınır çizgisi çizdim.
Tabiattan sözler buldum,
Aşikar olduğumuz peri masallarındaki karakterleri öğrendim.
Peri masalı mutlu sonla bitmezmiş , bunu öğrendim.

Sevilmeyi öğrendim bazen,
Eleştiriyi tanıdım.
Ve sonsuzluğu tattım.
Gizemli ormanlarda dolaştım,
İliklerime kadar hissettim.
Sevmeyi öğrendim,
İnsanları tanıdım.

Aşık Veyselin hayatı hakkında bir araştırma yapınız.

Aşık Veysel Kimdir?

 

Aşık Veysel Şatıroğlu, 25 Ekim 1884 tarihinde, Ahmet ve Gülizar çiftinin çocuğu olarak, Şarkışla, Sivas’da dünyaya geldi. Veysel’in iki kız kardeşi, yörede yaygınlaşan çiçek hastalığına yakalanarak yaşamlarını yitirdi. Ardından Veysel de yedi yaşında aynı hastalıktan dolayı iki gözünü de kaybetti. Geçirdiği talihsiz bir kaza sonucunda sağ gözünü de kaybeden Veysel, babasının hediyesi olan bir saz sayesinde, henüz genç yaşlarda müziğe başladı.

Önce başka ozanların türkülerini çalmaya başlayan Aşık Veysel, 1933 yılında tanıştığı Ahmet Kutsi Tecer’in teşvikleriyle kendi sözlerini yazıp söylemeye başladı. Aşık Veysel 20 yaşındayken, I. Dünya Savaşı’nın başlaması üzerine kardeşleri ve arkadaşları cepheye gidince, genç ozan yalnız kaldı. Bu süre içerisinde tek arkadaşı sazı olan ama şair, kendisini iyice müziğe verdi. Savaşın sona ermesinin ardından Esma adlı bir kadınla evlendirilen Veysel, bu evlilikten iki çocuk sahibi oldu. Fakat oğlu henüz on günlükken hayata gözerini yumdu. Esma’nın başka bir adama kaçmasının ardından henüz altı aylık kızı ile baş başa kalan Veysel, henüz çok genç yaşlardayken bu kızını da kaybetmenin acısını yaşadı.

Âşık geleneğinin son büyük temsilcilerinden olan Âşık Veysel, bir dönem yurdu dolaşarak Köy Enstitüleri’nde saz hocalığı yaptı. 1965 yılında özel kanunla maaş bağlandı. 1970’li yıllarda Hümeyra, Fikret Kızılok, Esin Afşar gibi bazı müzisyenler Âşık Veysel’in deyişlerini düzenleyerek yaygınlaşmasını sağladı. Şarkışla’da her yıl adına şenlikler yapılır.

Eserlerinde Türkçe’si yalındır. Dili ustalıkla kullanır. Yaşama sevinciyle hüzün, iyimserlikle umutsuzluk şiirlerinde iç içeydi. Doğa, toplumsal olaylar, din ve siyasete ince eleştiriler yönelttiği şiirleri de vardır. 1973 yılında akciğer kanseri sonucunda vefat etti.

 

Bağımsızlık kavramının çağrıştırdığı kelimeleri yazınız.

Bağımsızlık kavramının çağrıştırdığı kelimeleri yazınız. Yazdığınız kelimelerin anlamlarını tahmin ederek TDK Türkçe Sözlük’ten kontrol ediniz. Bağımsızlık çağıran kelimeler;

 

  • Özgürlük : İnsanın, her türlü dış etkiden bağımsız olarak kendi istencine, kendi düşüncesine göre karar vermesi durumu.
  • Eşitlik : Yasalar karşısında ve siyasal, toplumsal haklar bakımından yurttaşlar arasında hiçbir ayrım bulunmaması durumu.
  • Adalet: Hak ve hukuka uygunluk; hak ve hukuku gözetme ve yerine getirme; doğruluk.
  • Cumhuriyet: Ulusun, egemenliğini kendi elinde tuttuğu ve bunu belirli süreler için seçtiği milletvekilleri aracılığıyla kullandığı devlet biçimi.
  • Vatan: Yurt
  • Bayrak: Bir ulusun birliğini simgeleyen, belli bir topluluğun ya da bir kuruluşun simgesi olarak kullanılan, renk ve biçimi özel olarak tasarlanmış, çoğunlukla dikdörtgen biçiminde olan ve genellikle bir göndere çekilen, bir yere asılan kumaş.

Ülkemiz tehlike altında olduğunda nasıl davranırsınız?

Mustafa Kemal Atatürk Kurtuluş Savaşı’nda kazanılan zaferden sonra Cumhuriyet rejimini ülkeye getirerek ve Osmanlı’nın hasta adamından yepyeni bir devlet doğurarak Türk milletinin gücünü tüm dünyaya ispatlamıştır.

Mustafa Kemal Atatürk’ü, Mustafa Kemal Atatürk yapan kendinden evvel vatanını ve milletini düşünmesi vatan ve milletin refahı için çalışması idi. Mustafa Kemal tek başına bir adam değil bir milletin kaderi, bir milletin geleceği ve bir milletin gülen yüzü oldu.

Ülkem bugün tehlike altında olsa ben de atam gibi vatanımı ve milletimi kurtarmak için gözümü bile kırpmadan mücadele eder kanımın son damlasına kadar savaşırım.

Köleleştirilmiş milletlerin her türlü eziyet ve işkenceye maruz kalma ve bütün bunlara karşı koyamamak ile karşı karşıya kalacağını bildiğim için ülkemi ve milletimi köleleştirmeye çalışan güçlere karşı çıkar ve gerekirse bu uğurda canımı verirdim.

Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasında en önemli etken ülkede olan Laz, Kürt, Türk, Çerkez, kökeni fark etmeksizin tüm insanların tüm vatandaşların bir düşünce ve bir kurtuluş için aynı cephede savaşmış olmasıydı.

Ülkemde bulunan milletler arasındaki birlik ve beraberliği sağlayarak inancımın ve imanımın verdiği güçle mücadele ederdim.

Tehlike karşısında ya da saldırı karşısında önemli olan kazanmak değil gerekli olan mücadeleyi vermektir.

Ve ben de atalarımın bana gösterdiği yoldan ilerleyerek durup beklemez mücadele eder koşturur ve ülkenin içinde bulunduğu tehlikeli durumu atlatması için her yolu denerdim.

Topyekün Milli Mücadele kavramından ne anlıyorsunuz? Açıklayınız.

Topyekûn kelimesinin sözlük anlamı: toplu, eksiksiz, tümüyle ve bütünüyledir.

Topyekûn Milli Mücadele kavramından anladığım ise çoluk çocuk, büyükten küçüğe, genciyle yaşlısıyla milletin vatanı için mücadele etmesidir.

Tehlike altında bulunan vatanın kurtulması ve refahı için milleti oluşturan her bireyin yaş cinsiyet fark etmeksizin elinden gelen çabayı göstermesi gerekir.

Şayet milletin içinde bulunduğu zor durumlarda milleti oluşturan fertler gerekli çaba, azim ve fedakârlıkları göstermez ise vatanın kurtuluşu ancak boş bir hayal olarak kalır.

Vatanını ve milletini seven özüne saygı duyan ve kalbinde Allah inancı vatan aşkı taşıyan her birey topyekûn Milli Mücadele kavramını ruhunun derinliklerinde anlamlandırır ve anlamından ziyade gerektiği yerde topyekûn Milli Mücadele’nin bir ferdi olur.

Milli mücadelenin birlik ve beraberlik kıstası altında gerçekleştirilmesi gerektiğine işaret eden bu sözcük öbeği millete şu mesajı vermektedir.

Birlik olmadan mücadele etmenin vatan ve millet savunmasının bir manası yoktur.

Aşağıdaki fotoğraflarla Atatürk’ün fikir hayatı arasında nasıl bir ilişki kurabiliriz. Yazınız.

Atatürk’ün fikir hayatı ile alakalı bir ilişki kurmak için değerlendireceğimiz her iki fotoğrafta da birkaç nokta dikkat çekmektedir.

İki fotoğrafta da Atatürk yetişkinler ile beraber çocukların olduğu bir ortamdadır.

Çocukların üzerinde bulunan önlük bir okul ziyareti esnasında çekilmiş fotoğraflar olduğunu düşünmemize sebep olmakta.

Burada öğrencilerle dolu sınıf ve ortam içerisindeki Atatürk’ün yüz ifadesine bakıldığında katıksız bir ciddiyet gözlemlenmektedir.

Atatürk bir çocuğu dinlerken oldukça ciddi yine bir sınıfta bir başka çocuğu dinlerken oldukça ciddi bir tavır sergilemiştir.

İşte burada Atatürk’ün fikir hayatı ile alakalı şu düşünceye varabiliriz: Atatürk’ün umudu milletin refahı ve mutluluğu için beklentisi geleceğin büyükleri olan çocuklardadır.

Çocukları önemseyen ve ciddiye alan Mustafa Kemal Atatürk’ün fikir hayatının temeline eğitimin en elzem gereklilikler arasında olduğunu yerleştirmiş bulunduğunu söyleyebiliriz.

Her iki fotoğrafta ciddi yüz ifadesinden ödün vermeyen Mustafa Kemal Atatürk bir şey anlatan çocuğa karşı saygı göstermektedir.

Ulu Önder’in bu tavrı fikir hayatı ile alakalı gençlik umudu ve eğitimin önemi konularında ipuçlarını barındırmaktadır.