İbadetlerin Bireysel ve Toplumsal Faydaları Nelerdir?

İbadetlerin Bireysel ve Toplumsal Faydalarını Yazınız

Allah kullarının yerine getirmesini istediği hiçbir ibadete muhtaç değildir. Kullar bu emredilen ibadetleri yerine getirerek Allah’ın kendilerini sevmesini sağlamaya çalışmaktadır. İbadetlerini yerine getirmenin hem toplum için hem de bireyler için sağlamış olduğu bazı faydalar bulunmaktadır.

 

Bireysel Olarak Faydalar

Allah’ın emirlerini yerine getirdiğinizde içinizde bir huzur oluşmaktadır. Kullar kendilerini çok daha güven içinde ve güçlü hissederler. Allah’a ibadetleri ile bağlı olan kişiler hayatta karşılaştıkları zorluklar karşısında ümitsizliğe kapılmazlar. İbadet esnasında yüce Allah ile Baş başa kalan kulların bağlılığı artmaktadır. İbadet eden kişiler manevi olarak kötülüklerden uzaklaşmaktadır. Uyumlu, dengeli ve tutarlı, huzur içerisinde bir hayatları olmaktadır. İbadetler kulların iç dünyasını oldukça zenginleştirmektedir. Zorluklar karşısında yılmadan mücadele edebilmektedirler. Allah’ın her an yanında olduğunu ve kendisini gördüğünü, duyduğunu bilen kullar hata yapmaktan kaçınırlar ve Allah’ın memnun olacağı şeylere yönelerek kötülüklerden arınırlar. Sıkıntılarını ve zorluklarını sadece Allah’ın gidereceğini bilen kullar ibadetleri ve duaları ile sadece O’ndan yardım diler başkalarından medet beklemezler.

 

Toplumsal Olarak Faydalar

İslam çok ince nüanslar ile düzenlenmiş bir dindir. İbadetler bireysel olarak fayda sağladığı gibi toplumsal olarak da fayda sağlamaktadır. Allah yoluna yönelen toplumlar güzel ahlakları ile diğerlerinden ayrılmaktadırlar. Kötülüklerden uzaklaşan bu toplumlarda huzur her alanda hissedilir seviyede olmaktadır. İbadetlerin yapıldığı toplumlarda kullar birbiri ile yardımlaşarak desteklerini birbirlerinden esirgemezler. Toplumlarda ibadetler tanışmaya, kaynaşmaya ve korumaya katkıda bulunmaktadır.

 

İbadetlerin Geçerli Olma Şartları Nelerdir?

İbadetlerin Geçerli Olma Şartlarını Açıklayınız

İbadetleri Allah’ın bize olan emirlerinin başında yer almaktadır. İbadetlerimiz ile Allah’a olan bağlılığımızı göstermiş oluruz. Yapılan ibadetlerin geçerli olması için bazı noktalar vardır. Kulların ibadetlerinin geçerli olabilmesi için sadece Allah için ve Allah’ın emrettiği şekilde yapılması gerekmektedir.

 

Kulların niyetlerinin halis olması cennet kapılarını aralamamaktadır. Cennete gidebilmek için işlenilen amellerinde iyi yönde çok olması gerekmektedir. İyi amelleri ise Allah’ın kullarına peygamberi ile bildirdiği şekilde ibadetlerini yerine getirerek elde edebilirsiniz.

 

İbadetleri İçin Üç Hassas Kural

Her şeyin yaratıcısı olan Allah ibadetlerin geçerli olabilmesi için iman, sünnete uygunluk ve sadece Allah’ın rızasını kazanmak amacı ile yapılması gerekmektedir. Bu üç kuralın biri eksik olur ise yapılan ibadetlerin geçerli olmama gibi bir konu söz konusu olabilmektedir.

Emredildiği gibi nefsanî terbiyeyi gerçekleştiren her kul ilk olarak Allah rızası için ibadetlerini gerçekleştirmeye başlayacaktır. İbadetlerin sünnete uygunluğu ise, Allah tarafından peygambere iletildiği gibi uygulanmasıdır. İbadetlerinizi bu şekilde sünnete uygun olarak gerçekleştirmeniz halinde hiç şüphesiz yüce Allah ibadetlerinizi kabul edecek ve karşılığını size sevap olarak verecektir. İyi bir kul olarak ibadetinizin kabul edilmesi ile sizin için Allah’ın rızası kazanılmaya başlanmış olacaktır. Eğer diğer dünya günahlarından da kendinizi korumayı başarabilirseniz Allah size cennet kapılarını sonuna kadar açacaktır. İyi bir kul olarak dünya üzerinden göçüp gittiğiniz zaman kazandığınız sevaplarınız ile hiç şüphe yok ki Allah size en güzel karşılıkları verecektir.

Ressam ve Şairlerin Ortak Noktaları Nedir?

Ressam ve Şairlerin Ortak Noktaları Nedir?

Aslında ortak noktası fazla görünmüyor gibi gelse de ressam ve şairin pek çok ortak noktaları vardır. Ortak olmayan nokta şairin yazarak ressamın çizerek duygularını yansıtmasıdır. Biri görsel diğeri okuyarak yapılan bir eylemdir. Ressam da şairde duygularını yansıtmaya çalışırlar. Önemli nokta ise bize yansıtmak istediklerini anlamamız ressam aşkını sevdiği kişinin resmini çizerek anlatır, şair ise onun özelliklerini anlatarak. Kısacası ikisinin ortak yönü pek fazladır. Aradaki fark ise ressamın çizerek, şairin ise yazarak bize anlatmasıdır.

Hiç Resim Sergisi Gezdiniz Mi?

Hiç Resim Sergisi Gezdiniz Mi?

Evet bir çok resim sergisi gezdim, resim sergisinde farklı ressamlara ait, farklı duygularla anlatılan bir çok resimlerin bir araya geldiği muhteşem bir görüntüdür. Bir de insan resimlere ilgili olunca o sergiler sevdiğin ressamlar tarafından ortaya çıkardıkları sanat canlı olarak karşınızdaysa bu sizi oldukça mutlu edebilir. Resim sergisinde farklı resimlerden ilham alarak onlar kadar iyi olamasam da benzerlerini onlardan ilham alarak güzel sanat eserleri ortaya çıkarmaya çalışmışımdır.

 

Başka gezdiğim bir sergide ise anaokulu öğrencilerin hayal gücüyle ortaya çıkan resim sergisine gitmiştim ve ortaya çok farklı eserle çıkmıştı. Hayal güçleri bizlerden farklı olduğu için resimlerde belki basit bir ev belki basit bir park olabilir ama o sıcak duyguyu ve hayal gücünü hissetmek insana özel duygular yaşatıyor.

Resim Sanatı Hakkında Neler Düşünüyorsunuz?

Resim Sanatı Hakkında Neler Düşünüyorsunuz?

Resim varlıkların doğadaki görüntülerinin kalem, fırça benzeri iz çıkaran araç gereçlere kağıt üzerinde ya da bez parçası üzerine yansıtılmasıdır. Duygu ve düşüncelerin farklı estetik kurallar çerçevesinde farklı renk ve tonlarıyla kağıt, bez, mukavva gibi zeminler üzerine kalem veya bir kaç boyalarla işlenmesine resim sanatı diyoruz. Resim sanatı özlem, duyguların insanın içinde beslediği duyguların kağıt üzerine yansımasıdır. Hobi olarak vakit geçirmek, stresten sinirden kafanızda olan düşüncelerden uzak durarak ruhu dinlendirme sanatıdır. Resim sanatı herkesin yapabileceği bir dal değildir, el becerisi gerektirir.

 

Resim sanatında her ressamın her tür resmi çizebilmesi veya ortaya çıkarabilmesi söz konusu değildir. Çünkü resim sanatının her bir dalını tam anlamda öğrenebilmek, çözümleyebilmek ve uygulayabilmek oldukça zaman alır, zekâ ve beceri gerektirir. Resim sanatında birçok dal vardır ve bu dalların hepsini yapabilecek kişi sayısı oldukça azdır. 3-4 dalda resim sanatıyla ilgilenen ustalar vardır ama tüm resim sanatıyla uğraşabilecek insan sayısı yok diyebilecek kadar azdır ya da hiç yoktur ama siz bir değil birkaç dalla ilgilenmek istiyorsanız bir dala yoğunlaşın ve o dalda kendinizi geliştirin. Diğer dallarda o dala yakın dallar olsun.

Büyüyünce Kendinizi Nerede Görmeyi Hayal Ediyorsunuz?

Büyüyünce Kendinizi Nerede Görmeyi Hayal Ediyorsunuz?

Büyüyünce kendimi güzel bir yerde çalışıp büyük biri olmayı hayal ediyorum. Herkes tarafından saygı ve sevgi gören önemli kişilerden biri olmak istiyorum. Hayal ettiğim yer ise doktor olmak ve bir hastanede yardıma muhtaç insanlara yardım etmektir. Yaşam her zaman harika olmaz, bazen iyi bazen kötü durumlar oluyor. Bu herkesin başına gelebilecek bir durum hepimiz birtakım sınavlardan geçeriz, bu sınavları en iyi şekilde başarmamız gerekir.

 

Herkesin hayali farklıdır, hayaller insanı hayata bağlayan en önemli unsurlardan biridir. Hayallerimiz ulaşılamayacak gibi olmadığı sürece insana her zaman yarar sağlar çünkü kişi hayal ettiği sürece bu hayallere ulaşabilmek için hep bir mücadele içerisinde olur. Hayallerine ulaşmış insanın vermiş olduğu mutluluğun zevki tarif edilemeyecek kadar güzeldir. Bu sebepten dolayı insan hayatı boyunca hep hayal etmelidir çünkü hayallerimize ulaştıkça daha da heveslenir ve daha başarılı hayallere adım atarız.

Şiir Okurken Neler Hissedersiniz?

Şiir Okurken Neler Hissedersiniz?

Şiir okurken öncelikle okuduğumuz şiirin her kelimeyi ve bütününü şüphesiz bir şekilde anlamalısınız. Bütünü itibariyle neyi anlattığını bize ne ifade ettiğini anlamamız lazım. Anlamadığınız kelime ve kavramı okurken, o şiir ile tam bütünleşemezsiniz. Şiir okumak insana ne kadar değerli olduğunu, kendini özel hissettirdiği için oldukça değerlidir. Bu bakımdan şiir, hakikat ve sahiciliğin en sarih şekilde gösterilebildiği sahadır. Şiir insanın duygularını ortaya çıkarır, bazen hüzünlü bazen de mutluluk kaynağı olabilir. Şiiri bütünüyle okuyup şairin ne anlatmak istediğini, onun hangi duyguyu bize yansıtmak istediğini anlarız.

 

Eğer içten okumayı tercih etmezsek, duygularımızın şiirle bütünleşmesine engel olursanız kendinizi kandırmış olursunuz. Dışsal motivasyonlar kısa süreli, yalancı iyi hissetme halleri sağlasalar da sürdürülebilir bir iyi hissetme hali için içsel dinamikleri yerli yerine oturmak gerekiyor. Ben şiir okurken okuduğum şiire bağlı olarak bazen çok mutlu, heyecanlı, içimde oluşan sevinç ile bazen duygusal, hüzünlü, özlem içerisinde hissediyorum. Yani şiir okumak okuduğumuz şiire ve şairin bize yansıtmak istediği duyguyu hisseder ve ona yöneliriz.

Hangi şairleri biliyorsunuz?

Hangi şairleri biliyorsunuz?

Bildiğim ve çok sevdiğim şairler Edip Cansever, Cemal Süreyya, Can Yücel, Nazım Hikmet, Turgut Uyar gibi ve ismini sayamadığım birçok önemli şairimiz vardır. Herkesin şiirlerini bildiği ve severek okuduğu şair mutlaka vardır. Benim bildiğim ve sevdiğim şairlerden biri Can Yücel’dir ve en sevdiğim şiiri de;

 

“Diyelim yağmura tutuldun bir gün
Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek
Öbür yanda güneş kendi keyfinde
Ne de olsa yaz yağmuru

Pırıl pırıl düşüyor damlalar
Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın
Dar attın kendini karşı evin sundurmasına
İşte o evin kapısında bulacaksın beni”

 

Günümüze kadar adını duyurmuş olan ve adını yitirmemeye devam eden pek çok sanatçı vardır. Herkes şiir yazar herkes o kalemi eline alınca bir şeyler çıkarabilir fakat önemli olan akılda kalıcılığı sağlamaktır. Bana göre bir başka akılda kalan sanatçılarımızdan biri Cemal Süreyya ve en sevdiğim şiiri ise ‘Sizin Hiç Babanız Öldü mü’?

Sizin hiç babanız öldü mü?
Benim bir kere öldü kör oldum
Yıkadılar aldılar götürdüler
Babamdan ummazdım bunu kör oldum

Siz hiç hamama gittiniz mi?
Ben gittim lambanın biri söndü
Gözümün biri söndü kör oldum
Tepede bir gökyüzü vardı yuvarlak

Şöylemesine maviydi kör oldum
Taşlara gelince hamam taşlarına
Taşlar pırıl pırıldı ayna gibiydi
Taşlarda yüzümün yarısını gördüm

Bir şey gibiydi bir şey gibi kötü
Yüzümden ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç sabunluyken ağladınız mı?

El Sanatlarıyla Uğraşmak İnsanlar için Neden Önemlidir?

El Sanatlarıyla Uğraşmak İnsanlar için Neden Önemlidir?

El sanatlarıyla uğraşmanın insana pek çok yararı dokunmaktadır. İnsanları kötü alışkanlıklarından uzak tutar, sinirden, stresten uzak tutarak insanları bazen yorar bazen de dinlendirir, yeni bir hobi edinmemizi sağlar ya da bunu işe dönüştürüp para da kazanabilirler. En önemlisi ise insana el becerisi kazandırır, ruhunuzu yüceltir. İnsanlar için başka önemlerinden biri de tabiat sevgisi insanlara tabiat sevgisi, evren sevgisi, birbirini sevme sevgisi aşılayan sanat yaratma, yücelme, yüceltme duygusu da verir. El Sanat ya da genel tabirle sanat kişiliğiniz için de oldukça önemlidir.

 

Kişilerden meydana gelmiş toplumun rastgele bir sürü olmadığını, kişinin beden yapısı dışında, belki o beden yapısından çok defa daha önemli ruhi bir varlığı bulunduğunu en iyi gösteren şey sanattır. El sanatları stresten uzak durmanın en önemli noktalarından biridir. Başka bir şeyle uğraşarak yani kafamızı başka yöne yorarak zihnimizde olan bizi strese sokan düşüncelerden el sanatı sayesinde düşünmeyiz ve kendimizi daha da iyi hissederiz. Bazı kişiler için el sanatı bir hobi olabilir ama kimi kişiler ekmeğini çıkardığı sanattır. Tahta oymacılığı, sedef kakmacılığı, iğne oyası, ağaç, maden, cam işçiliği, çinicilik, yaldız, bezeme, minyatür ve süsleme gibi el sanatlarıyla uğraşarak gün boyu işi bu yönde olan insanlar vardır.

Çevrenizde El Sanatları Ürünleriyle Uğraşan Var Mı?

Yakın Çevrenizde El Sanatları Ürünleriyle Uğraşan var mı?

Günümüzde teknolojinin gelişmesiyle beraber el sanatlarına olan önem azalmıştır. El sanatlarıyla eskiden uğraşanlar daha çoktu. Günümüzde de uğraşan pek çok insan bulunmaktadır fakat eskiye oranla azaldı diyebilirim. Benim de yakınımda el sanatlarıyla şu an pek fazla olmasa da önceden annemin babası yani dedem el sanatlarıyla uğraşırdı. Çömlek yapardı ve çevresinde bu sayede çok tanındık bir kişilikmiş. Çömlek, çamur haline getirilen killi toprağın elle ya da çömlekçi çarkında şekillendirilmesiyle üretilen testi, vazo, küp gibi eşyaların yapıldığı sanat türüdür.

 

Çömlekçilik, Anadolu’da çok eskiden beri yapıla gelmiş el sanatlarından biridir. Çamur, kolaylıkla elde edilen hammaddelerin en eski, kullanışlı olanıdır. Yumuşakken kırılmadan biçimlendirilebilir. Çömlek yapımı Anadolu, Kuzey Suriye ve Kuzey Mezopotamya’da yaklaşık 8200 yıl önce ortaya çıkmış ve 2000 yıl gibi kısa bir sürede dünyaya yayılmıştır. Özlü çamurdan elle veya çömlekçi çarkından geçirilerek çeşitli ölçülerdeki kalıplara dökülüp form kazandırılmaktadır. Fırınlarda pişirilerek, sırlanan veya sırlanmadan yapılan toprak çanak, çömlek, testi, vazo, küp el emeği gerektiren ve oldukça zevkli bir iştir.