El sanatlarıyla ilgili ne biliyorsunuz?

El sanatlarıyla ilgili ne biliyorsunuz?

El sanatları, işleme, süsleme gibi yani el emeği ile yapılan incelikle ve büyük emekle işlenen eserlerdir. El sanatları ince zevkin, göz nurunun, uzun sabrın, gönüllerde yatan düşüncelerin ortaya çıkma durumudur. El sanatlarına örnek verecek olursak, tahta oymacılığı, sedef kakmacılığı, iğne oyası, ağaç, maden, cam işçiliği, çinicilik, yaldız, bezeme, minyatür ve süsleme gibi dalların hepsi el sanatlarıdır. El sanatları neye dayalı olduğunu merak ediyorsanız el sanatlarının çok eski bir geçmişi vardır, geçmişten gelen bir sanattır. Ortaya çıkan sanatlarda görüldüğü üzere renk anlayışının, zevkin, geçmişe olan bağlılığın örneklerini görürüz hep.

 

El sanatlarının yapımı her ne kadar ekonomik ve iklim şartlarına bağlanırsa da Anadolu el sanatları, gelenek ve görenekleriyle maziye olan bağlılıkları ortaya koyar. El sanat dallarına başka birkaç örnek verecek olursam halı sanatı, ahşap işçiliği, çinicilik, hat sanatı gibi örnekler verilebilir. Halı sanatı bir el sanatıdır. Halıcılık sanatının ilk doğuşu, insanoğlunun ısınma sorunu ile ortaya çıkmış, günümüze kadar gelmiştir. İlk insanoğlu, ısınma sorununu hallettikten sonra yerlere hayvan postlarını sermiş ve daha sonra hayvan postlarını taklit ederek halı yapmaya ilkel anlamda başlamıştır.

 

Günümüzde de el işçiliği ile özel dokularla işlenmektedir. Ahşap işçiliği ise Anadolu’da Selçuklular döneminde gelişip, kendine özgü bir niteliğe ulaşmıştır. Selçuklular ve Beylikler dönemi ağaç eserleri daha çok mihrap, cami kapısı, dolap kapakları gibi mimari öğeler olup, üstün işçilik içermişlerdir. Başka bir sanat dalı olan hat sanatı ise Arap harfleri çerçevesinde oluşmuş güzel yazı sanatıdır. Bu sanat Arap harflerinin 6. ve 10. yüzyıllar arasında geçirdiği bir gelişme döneminden sonra ortaya çıkmıştır. Hat, Arapça ’da çizgi demektir. Günümüzde de hat sanatıyla uğraşan insanlar bulunmaktadır.

İlgilendiğiniz Sanat Dalı Var Mı?

Günlük yaşamınızda ilgilendiğiniz sanat dalı var mı?

Genellikle herkesin içinde bir sanatçı vardır. Fakat bunu belli eden ve etmeyenler vardır. Herkesin yetenekli olduğu bir sanat dalı mutlaka vardır. Kimisi bir dalda kimisi iki veya daha fazla dalda yeteneklidir. Bazı kişiler bu sanatçı ruhunu ya açığa çıkarmamıştır ya da çıkmamıştır ama herkesin içinde bir sanatçı vardır. Benim günlük yaşamda ilgilendiğim sanat dalı ise resimdir. Günlük yaptığım çizimlerde duygularımı yansıtarak, ortaya çıkardığım çizim benim için bir sanattır. Başka ilgilendiğim bir sanat türü ise danstır. Vücudun ritme uyumlu bir şekilde hareket ettiği, estetik değer taşıyan sanat türüdür.

 

Günlük yaşamda ilgilenmesem de severek yaptığım bir sanat türüdür. Kişiden kişiye değişen bir kavramdır. Başka bir sanat türüne örnek verecek olursam müzik, tiyatro olabilir. İçinizde olan sanatçıyı keşfetmek bence en büyük yetenektir. Bunun farkında olmamak ya da yansıtmamak kötü bir durumdur. Küçük yaşlardan başlayarak elinizde olan yeteneği geliştirip ona göre meslek seçimi yapmalısınız ya da bunu bir hobi olarak devam ettirmelisiniz çünkü insan sanatla buluşunca kendini mutlu, huzurlu hisseder. Duygu ve düşüncelerini dile getirmede kendini ifade etme konusunda her zaman katkıda bulunabilir.

Yaşadığınız Yerin Tarihi ve Doğal Güzellikleri Nelerdir?

Yaşadığınız yerin tarihi ve doğal güzellikleri hakkında neler biliyorsunuz?

Herkesin yaşadığı yer kendine göre güzeldir. İnsan kendi yaşadığı yerden ayrılınca özlem, hasret içinde kalır mutlaka. Kısa süreliğine bile olsa yaşadığımız yerden ayrıldığımızda bir süre sonra hüzün sarar insanı. Benim yaşadığım yerin tarihi güzelliği kalesi olmadır. Eskiden yaşayan insanlar tarafından bırakılan tarihi eserle de fazlasıyla vardır. Yeşillikleri, tarlaları, bahçeleri ile doğal güzelliği oldukça fazladır. Eksiden kalan tarihi camileri ile dışarıdan gelenlerin de oldukça dikkatini çeker.

 

Genel olarak bakılacak olursa yaşadığımız ülkenin her bir bölgesi, şehirleri, mahallesi, sokakları yaşayan kişinin yaşadığı yere göre güzeldir. Her şehrin kendine göre doğa güzelliği ve tarihi farklıdır. Yaşadığım yerin tarihi güzelliğinden bir başkası ise birçok türbesi, kilisesi olması da tarihi açıdan oldukça etkilidir. Doğal güzellikleri ise şelalesi, gölü, kayak merkezinin bulunmasıdır.

Bir yeri gezerek öğrenmek ile kitaplardan öğrenmek arasındaki fark nedir?

Bir yeri gezerek öğrenmek ile kitaplardan öğrenmek arasındaki fark nedir?

Bir yeri gezerek öğrenmenin güzel yanları; farklı lezzetler denemek, yeni insanlar tanımak, tarihe şahitlik etmek,  yeni kültür, farklı kültürleri öğrenmek demektir. Gördüklerimiz bizim hafızamızda hatıralar farklı anılar bırakıyor. Aynı zamanda hayat tecrübesi ve farklı bakış açısı kazanıyoruz. Araştırmalara göre gezdikçe daha da yaratıcı düşünebiliyor, beyin gücümüzü arttırabiliyor ve kendine güveni daha çok olan bireyler haline geliyoruz. Kitaplardan öğrenmek de bizi aynı zamanda kültürlü yapıyor tek fark canlı olarak değil de hayal gücümüzü çalıştırmamızdır, çok okuyan insanlar bilgili insanlardır. İnsanların bilgiye ulaşmasında en güvenilir kaynak kitaplardır. Gezmek bu konuda güvenilir kaynak olmayabilir. Kulaktan dolma bilgilerle, ağızdan ağza yayılması tehlikesi nedeniyle edinilen bilgilerin güvensiz olmasına neden olmaktadır.

 

Görsel zekâ da şu açıdan önem taşımaktadır; Görsel zeka oldukça önemlidir. Bir yerin gezilip görülmesi o yer hakkında detaylı bilgi elde edilmesi anlamına gelmektedir. Bu nedenle insanlar gezip gördükleri yerler hakkında sesli ve görsel belleklerinde bazı önemli bilgiler saklar ve uzun süre belki de hayatı boyunca unutmamasını sağlar. Bu da öğrenmeyi ve bilmeyi kolaylaştırır. Böylece insanlar daha çok şey bilir. Kitap okumanın başka bir avantajı ise; Çok okumak bize her zaman bilgi sağlar Görsel kaynaklara göre, yazılı kaynaklara daha kolay ve çabuk ulaşılması ve bunun maliyetinin daha az olması okuyarak öğrenen ve bilgi sahibi olan kişilerin daha bilgili olmasına neden olmaktadır. İnsanların zekaları farklı özelliklere sahip olduğu için sözel zeka, görsel zekaya göre daha etkin öğrenme yetisine sahip olabilir. Bu nedenle çok okuyan her zaman çok bilir. Bilginin korunması da artık kişiye kalmıştır. Bir başka açıdan gezerek görmenin avantajı tarihi eserler incelendiğinde ilk önce gezip görüp ve değerlendirdikleri yerlerin notlarını tuttukları görülmektedir. Bu da okumadan ya da yazmadan önce gezmenin bilgiye ulaşmadaki yol olduğunu göstermektedir. Kısaca gezerek öğrenmenin de kitaplardan okuyarak öğrenmenin de avantajı oldukça fazladır.

Bir Fincan Kahvenin Kırk Yıl Hatırı Vardır Anlamı

“Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır!” atasözünün metne kattığı anlamı yazınız.

Toplumumuzda kahve, çok değer verilen kişilere ikram edilir. İkram edilen kahve ile yeni arkadaşlıklar kurulur, dargınlar barışır, büyük antlaşmalar kahve ile pekişir. Kahveyi özenle seçtiğiniz insanlarla içmek isteyerek adeta içinizi ısıtmak istersiniz. Kahve içtiğiniz insanla öyle güzel sohbetler edersiniz ki sohbetin bitmemesi için o kahveyi ufak ufak yudumlarsınız. Bir fincan kahvenin hatırı vardır sözü de tam olarak buradan gelmektedir.

 

İnsanlar kendilerine yapılan en ufak iyiliği bile kolay kolay unutmazlar. İyilik küçük de olsa aklımızda kalır çünkü iyiliği yapan kişi iyilik yapılan kişiye giderse o kişi de elinden gelen yardımı, desteği her zaman sağlar ve bunun karşılığında hep iyilik almaya devam eder. Kısaca yapılan iyiliğin hatırı elbet sizde kalır. Birisi size bir fincan kahve içirmek gibi küçük de olsa böyle bir iyilik yapmışsa, bunu unutmamanız ve o kişinin hatırını hiçbir zaman unutmamanız gerekir. Yorgunluk adı altında içtiğiniz kahve sizi hafifletir, kendine getirir bir fincan kahvenin hatırı da bu yüzden her zaman sayılır. Sonuç olarak bir fincan kahvenin hatırı bütünüyle iyilik, dostluk anlamında kullanılmıştır. Kendimizden küçük bile olsa dostluk veya yardım gördüğümüz kişiye karşı davranışlarımızda saygılı olmamız gerektiği, yapılan iyiliklerin unutulmamasının, iyi insanların özelliği olduğu anlatılmaktadır.

Evinize Gelen Misafiri Nasıl Ağırlarsınız?

Evinize gelen Misafiri nasıl ağırlarsınız?

Geleneklerimizde yeri olan önemli kültürlerden biri de misafir ağırlamaktır. Misafir ağırlamak bir kültür işidir. Evimize gelen misafirleri en iyi şekilde karşılayarak, rahat etmelerini sağlamalıyız. Ahlaki değerlere ve manevi değerlere bağlı kalarak misafirlik hizmetlerini yerine getirmek gerekir. Evimize gelen misafirlere aynı zamanda ikramda bulunarak daha samimi bir ortam hazırlayabiliriz. Evimize gelen misafire yemek ikramı, çay ikramında bulunur, rahat etmelerini sağlarız, onlarla kısa ve dozunu kaçırmayacak muhabbetler kurarak karşı tarafın daha rahat olmasını sağlayabiliriz. Peygamber efendimiz (sav) de misafirleri oldukça sever, misafiri hiç eksik olmaz ve uzaktan yakından gelen pek çok misafiri ile ilgilenirdi. Bazı devlet ve kabilelerden özel heyetler gelir, günlerce kalırlardı. Peygamberimiz (sav) bu misafirlerle bizzat ilgilenir, ağırlar, hizmetlerini görürdü. Biz de ondan örnek alarak misafirlerimize karşı hoşgörülü olmalıyız ve ayrım yapmamalıyız.

 

Peygamber efendimizde (sav) misafir konusunda din ayrımı yapmazdı. Herkese aynı yakınlık ve iyiliği yapar, aynı nezaket ve anlayışı gösterirdi. Bu davranışı hepimize örnek olacak davranışlardan biridir. Biz de misafirlere karşı nezaket ve anlayışlı olmalı ve aynı zamanda ayrım yapmamalıyız. Misafir kavramı herkes için aynıdır, evinize gelen konukları konukseverlik ile ayrımsız üst düzeyde karşılamanız karşı tarafı memnun eder. Peygamber efendimizin (sav) ayrım yapmaması konusunda Ebu Basra Peygamberimiz (sav)’in misafir konusunda olan ilgisin, şöyle anlatır: “Ben Müslüman değildim. Resulullaha  misafir oldum. Geceleyin kalktım, bütün keçileri sağdım, sütlerini içtim. Böylece Resulullahı ve ailesini aç bıraktım. Fakat Resul-i Ekrem bana hiçbir şey demedi.”

Konukseverlik Nedir?

Konukseverlik nedir?

Konuk bir yere veya birinin evine kısa bir süre kalmak için gelen kimse, misafir, mihman anlamındadır. Konuksever ise konuklara iyi davranan, onları iyi bir şekilde karşılayan ve ağırlayan, kendisine konuk gelmesinden hoşlanan, misafirperver anlamına gelmektedir. Bir kişinin konuksever olması, misafirleri ağırlaması bilmesi anlamına gelir. Misafirleri, evlerinde ya da başka bir ortamda güler yüzle karşılayarak, onları en iyi şekilde, en iyi şartlar altında keyifli sohbetle kısa süre geçirmeleridir. Misafirlerin rahat etmeleri için uygun bir odaya alarak, onlara çeşitli ikramlarda bulunarak, rahat edecekleri bir ortam sağlayarak, sıkılmalarına neden olacak konuşmalar yapılmayarak misafirleri rahat ettirebiliriz. Sıkılmalarına neden olacak kısa olmayan konuşmalar yaparsak konuksever sayılmayabiliriz.

Doğal Kaynakların Sürdürülebilirliği İle Eğitim Seviyesi Arasındaki İlişki

Doğal kaynakların sürdürülebilirliği ile eğitim seviyesi arasındaki ilişkiyi kısaca açıklayınız.

 

Yeryüzündeki tüm canlıların madde ve enerji ihtiyaçları doğal kaynaklar tarafından karşılanır. İnsanlık var olabilmek için bu kaynaklara muhtaç. Bu kaynakların ise tükenmesi söz konusu olabilmektedir. Bu noktada devreye sürdürülebilirlik kavramı girmektedir. Bugün enerji ihtiyaçlarımızı kullanırken geleceğimizi düşünmek zorundayız. Enerji ihtiyacımıza karşılarken gelecek nesillerin de karşılamasına engel olmuyorsak buna doğal kaynakların sürdürülebilirliği denir. Doğal kaynakların bir kısmı yenilenemez. Petrol, doğal gaz, kömür gibi kaynaklar milyonlarca yıl önce oluşmuştur ve bir gün tükenecektirler. Bazı kaynaklar ise yenilenebilir. Hava, su gibi kaynaklar döngü halinde doğada sürekli bulunur. Fakat bu kaynakları kirletirsek gelecek nesillerin kullanımına engel olmuş oluruz.

 

Gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakabilmek için kaynakların doğru kullanılması gerekir. Doğal kaynakların sürdürülebilirliği bu açıdan önemlidir. Doğaya zarar vermeden kaynakların doğru kullanılması için bireysel ve toplumsal olarak herkese görev düşüyor. Bu yüzden insanların bilinçlendirilmesi ve eğitim son derece önemlidir. Gerekli eğitim düzeyine sahip insanlar daha yaşanabilir bir dünya için ne yapması gerektiğini, aksi bir durumun ne gibi sonuçlar doğuracağını bilir. Birçok yanlış davranışın düzeltilmesinde doğru ve etkili eğitim kilit rol oynamaktadır.

Bir yaşam alanındaki biyolojik çeşitliliğe yol açan faktörler nelerdir?

Bir yaşam alanındaki biyolojik çeşitliliğe yol açan faktörler nelerdir?

 

Bir bölgede yaşayan canlı türlerinin, genetik farklılıkların ve yaşam alanlarının çeşitliliği biyolojik çeşitlilik olarak adlandırılır. Doğada her bir canlının bir görevi vardır. Biyolojik çeşitliliğin fazla olması bu görevin tam anlamıyla yerine getirilmesini sağlar. İnsanlık varoluşuyla birlikte çevresindeki bitki ve hayvanları kullanmıştır. İnsanlığın bugünkü seviyesine gelmesinde biyolojik çeşitlilik önemli rol oynamıştır. İlaç üretme, hastaları iyileştirme, tarımsal faaliyetler, iş gücü oluşturma gibi birçok alanda fazla sayıda bitki ve hayvan çeşitliliği olması insanlara fayda sağlamıştır. Özellikle çeşitliliğin fazla olduğu bölgelerde insanlar bu alanlarda ilerlemiştir.

 

Dünyanın her bölgesinde biyolojik çeşitlilik aynı değildir. Biyolojik çeşitliliği artıran faktörler arasında iklim şartları önemli rol oynar. Yaşam için uygun sıcaklık ve hava şartları sağlanmışsa daha farklı türlerin yaşamasına imkan sağlar. Bölgenin toprak yapısı içerisinde bulunan mineraller ve kimyasal maddeler yaşam için uygun olmalıdır. Yaşam için olmazsa olmaz sudur. Genellikle sulak bölgelerde çeşitlilik fazladır. Bölgenin farklı özellikleri bir arada bulundurması farklı canlıların varlığını da beraberinde getirir. Tüm coğrafi ve yapısal özelliklerin yanında en önemli faktörlerden biri de insandır. Geçmişte medeniyetlerin yaşadığı bölgelerde bazı bitkiler ekilmiş bazı hayvanlar yetiştirilmiştir. Bu durum genetik çeşitliliğe katkı sağlarken yine insan kaynaklı kirlilik, aşırı avlanma, doğaya zarar verme biyolojik çeşitliliği olumsuz etkileyen en önemli sebeplerdir.

Bir canlı türünün Uluslararası Dünya Koruma Birliği tarafından yayımlanan kırmızı listeye girmesinin nedenleri nedir?

Bir canlı türünün Uluslararası Dünya Koruma Birliği tarafından yayımlanan kırmızı listeye girmesinin nedenleri nedir?

 

Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Topluluğu (IUCN) 185 ülkeden gelen doğal hayatı koruma topluluklarının bir çatı altında birleştiği İsviçre merkezli uluslararası bir organizasyondur. UICN nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan canlıların belirlenmesi ve bu canlıların kamuoyuna bildirilerek koruma altına alınmasını amaçlar. Bu amaç doğrultusunda UICN kırmızı liste adında bir liste yayınlanır. UICN kırmızı listesi sayesinde tehlikedeki türler belirlenir ve nesnel kriterler ile sınıflandırılır, genel anlamıyla tutarlı bir sistem oluşturulur.

 

UICN kırmızı liste belirlenirken belirli kriterler esas alınır. Öncelikle sınıflandırma yapılır. Tehdit altındaki canlılar kritik, tehlikede ve duyarlı sınıflarına belli ölçütlere göre dahil edilir. İlk ve en önemli esas popülasyondaki azalmadır. Eğer canlı sayısı 10 yıllık süreçte %80 lere varan oranlarda azalmışsa kritik, %50-70 oranında değişim söz konusu ise tehlikede, eğer %30-50 oranında azalma söz konusu ise duyarlı sınıfına dahil edilir. Popülasyondaki canlı sayısı kullanılamadığı durumlarda yaşam alanının değişimine, ergin birey sayılarına veya farklı nicel esaslara göre sınıflama yapılır. Bu sınıflama doğrultusunda gerekli bilgilendirmeler yapılarak koruma çalışmaları başta kritik ardından tehlikede ve duyarlı gruplarına uygulanır. Korumada esaslar arasında canlı sayısının azalmasının nedenleri ortadan kaldırılmaya çalışılır.