“Biz dünyayı atalarımızdan miras değil çocuklarımızdan emanet aldık.” sözünü duymuşsunuzdur. Bu söz ile verilmek istenen mesajın ne olduğuyla ilgili kısa bir metin yazınız.

“Biz dünyayı atalarımızdan miras değil çocuklarımızdan emanet aldık.” sözünü duymuşsunuzdur. Bu söz ile verilmek istenen mesajın ne olduğuyla ilgili kısa bir metin yazınız.

‘’Biz dünyayı atalarımızdan miras değil çocuklarımızdan emanet aldık’’ bu söz bizlere aslında her şeyi anlatıyor. İçinde bulunduğumuz dünyada nasıl yaşamamız gerektiğini burada neden bulunduğumuzu neyin iyi neyin kötü olduğunu bu sözden çıkarabiliriz. Dünya hiçbirimizin değil, dünya hepimizin. Yani dünya herhangi birinin kişisel malı değil, dünya bizler ve bizlerin çocuklarının yaşam alanı. Bu yaşam alanını da elimizden geldiğince güzel bir şekilde kullanmalıyız.

 

Yarın bizler bu dünyada giderken, arkamızda bırakacağımız çocuklarımız, yani gelecek nesillerimiz de bu dünyada iyi bir şekilde yaşamalılar. Eğer onlara kirli bir hava bırakırsak onlar nasıl daha iyi yaşayabilirler? Dünyanın sadece bu neslin oyuncağı değil, gelmiş geçmiş ve gelecek bütün nesillerin yaşaması için gerekli olan ortam olduğunu unutmamamız gerekir. Eğer bu koşullara uygun yaşarsak gelecek nesillerimiz de rahat bir şekilde bu dünyada barınabilirler. Çocuklarımızın geleceği için onların bize emanet ettiği bu dünyayı oldukça dikkatli ve özenli yaşayarak kullanmalıyız. Havayı kirletmemeliyiz, denizlere çöp atmamalıyız, ağaçları kesmemeliyiz. Ağaçlar kesilmemeli, çünkü onlar dünyanın en önemli parçasıdır. Ağaçlar olmazsa hava olmaz. Havanın bulunmadığı yerde de yaşama olanağı olmaz. Daha iyi bir yaşam için dünyayı iyi kullanmak gerektiğini bilmemiz ve ona göre davranmamız gerekli.

Giysilerinizin ömrünü uzatmak için neler yapıyorsunuz? Kullanmadığınız giysilerinizi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Giysilerinizin ömrünü uzatmak için neler yapıyorsunuz? Kullanmadığınız giysilerinizi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kıyafetlerin ömrünü uzatmak için onları düzenli kullanmalıyız. Düzenli kullanılan kıyafetler, düzensiz kullanılan kıyafetlere nazaran daha uzun ömürlü olurlar. Uzun ömürlü olmalarının sebebi kaliteli bir şekilde kullanmalarından geçer. Giysilerimizi kirletmezsek etmezsek, onları daha az yıkarız daha az yıkanan kıyafetlerin yıpranmadıkları için ömürleri daha uzun olur. Giysi ömrü uzatmak aslında kişinin yani giysi kullananın elinde olan bir olgudur. Giysi ömrünü uzatmak için aynı zamanda düzenli bir şekilde katlayıp dolabımızda yerleştirebiliriz. Bu sayede giysiler daha az yıpranacaktır.

 

Yıpranmayı en aza indirdiğimiz zaman kıyafetlerin ömürleri daha uzun olmaktadır. Kullanmadığımız kıyafetleri belediyelerimizin oluşturmuş olduğu, kullanılmayan kıyafetler kutusuna bırakabilir ve ihtiyaç sahiplerine kıyafet ulaştırabiliriz. Aynı zamanda kullanmadığımız kıyafetlerimizi sevdiğimiz insanlara verebiliriz. Bu sayede hem aynı kıyafetler daha çok kişi tarafından kullanılacak hem de kıyafetler ihtiyacı olan kişilere gidecektir. Aslında kullanılmayan kıyafetleri değerlendirmek için en güzel yol, onları ihtiyaç sahiplerine vermektir. İhtiyaç sahiplerine giden giysiler sizler de olduğundan daha çok onları mutlu edecektir. Sonuç olarak kullanmadığımız kıyafetleri başkalarına vermenin bizlere herhangi bir zararı bulunmamaktadır. Eğer, onlara ihtiyaç sahiplerine verirsek onlar da çok mutlu olacaktır. Bu yöntemle bize zararı olmayan bir şeyi başkasına yararlı olacaktır. Bu yarar sayesinde sosyal bir dayanışma ortamı oluşacak ve ülkemiz geleceği adına iyi şeyler yapılmış olacaktır.

Ekmek israfının önlenmesi konusunda yukarıdakilerin dışında başka hangi önerilerde bulunabilirsiniz?

Ekmek israfının önlenmesi konusunda yukarıdakilerin dışında başka hangi önerilerde bulunabilirsiniz?

Ekmeklerin israf edilmemesi için ekmek alırken kaç kişi için alındığı bilinmelidir. Ekmekler israf olmadan bir an önce tüketilmelidir. Ekmek israfını aza indirmek için kişilerin bir öğünde ne kadar ekmek yediklerini bilmeleri gerekir. Kişi kendini bir öğünde yarım ekmek, çeyrek ekmek ya da tam ekmek mi yiyor bilmelidir. Eğer alınan ekmek israf ediliyor ve çöpe gidiyorsa bu durum oldukça yanlıştır. Bu durumdan kurtulmanın yolu mantıklı bir şekilde hareket ederek, hangi öğünde hangi yemek olduğunu bilmek ve o yemek esnasında ekmeğin ne kadar gerekli olduğu düşünülmelidir.

 

O yemeği yanına ekmek iyi mi gidiyor, yoksa iyi gitmiyor mu bilinmelidir. Mesela pilav yerken ekmeğe neredeyse hiç gerek duyulmamaktadır. Bunun yanı sıra çorba içerken ekmek oldukça önemli bir besin haline gelmektedir. Ne yiyeceğini bilerek işe başlamak olayın en doğrusudur. Buna göre alınan ekmekler kişinin tüketim kapasitesi içerisinde öğün esnasında bitecektir. Bir diğer çözüm yolu, kişi ekmeği daha olumlu bir şekilde nasıl kullanabileceğim diye düşünmesi olacaktır. Mesela 2 günlük ekmeklerden köfte yapımı gibi. Buna benzer yemeklerde de kullanılabilecek eskimiş ekmekler bulunmaktadır. Eski ekmeklerle yapılabilen yemekler yapılabilir. Bunun sonucunda ise ekmek çöpe değil, mideye gider. Ekmek israfını önlerken bazı sosyal olaylar da düşünülmelidir. Örneğin, o ekmeği bulamayan insanların da dünyada var olduğu gerçeği gibi.

Bütçe yapma alışkanlığının insanlara sağlayacağı yararlar neler olabilir?

Bütçe yapma alışkanlığının insanlara sağlayacağı yararlar neler olabilir?

Bütçe yapmak insanlara, gelirlerini göstermenin en etkili yoludur. Kazandıkları parayı bilen insanlar bilmeyenlere nazaran oldukça daha iyi paralarını harcama stratejisi geliştirirler. Paralarını har vurup harman savurmazlar. Bunun getirisi ise kişilerin sıkıntısız bir hayat sürme olanağı olacaktır. Bütçe planlamasından sonra ekonomi sıkıntısı yaşayan insanlar kendini işlerine daha iyi verebilecek, bundan sonra daha olumlu sonuç alabileceklerdir. Kendilerini işlerine veren insanlarında işteki başarıları artacaktır. Bütçe planlaması kişinin işlerini de daha iyi bir konuma sokar.

 

Bütçe planlaması her bireyin yapması gereken planlamalardan bir tanesidir. İster öğrenci, isterseniz bir kurumda çalışan olun kendi gelirinizi bilip ona göre harcama yapmak oldukça önemlidir. Bütçe planlaması yapan insanlar ayaklarını yorganına göre uzatabilirler. Bütçe planlaması yapmayan insanlarda ise bu oldukça zor bir durumdur. Bütçe planlaması yapmayan insanlar oldukça kolay bir şekilde kendi bütçelerine aşarak sıkıntılı süreçlerin içerisine girebilirler. Eğer, bu durumu yaşamak istemiyorsanız bütçe planlaması yapmalısınız, yaşınız ne olursa olsun. Bu sizin için oldukça iyi bir adım olacaktır. Bütçe planlaması kişinin gelirini kendi gözleri önüne koymasına yardımcı olur. Gözler önünde olan gelirden ne kadar harcama yapması gerektiğini kişi en iyi kendi belirler. Bu yüzden bütçe planlamasını kişinin kendisi yapmalıdır. Başkalarına yaptırılmaması gereken bir planlamadır. Sizler de gelecekte sıkıntı yaşamak istemiyorsanız bütçe planlaması yapabilirsiniz.

Sorumluluk sahibi bireylerin günlük hayattaki davranışlarına hangi örnekleri verebilirsiniz?

Sorumluluk sahibi bireylerin günlük hayattaki davranışlarına hangi örnekleri verebilirsiniz?

Sorumluluk sahibi insanların gündelik yaşamlarında şu şekildedir: Sorumluluk sahibi olan insanlar uyandıklarında ellerini yüzlerini yıkadıktan sonra, yataklarını toplar odasını düzenler ve kahvaltısını ederler. Kahvaltı ettikten sonra okuyanlar okula, çalışanlar ise işe gider. Okulda ve işte üzerlerine düşen sorumlulukları eksiksiz bir şekilde yerine getirirler. Okuyanlar derslerini iyi dinler hocalarının verdikleri ödevlerini not tutarlar. Çalışanlar ise üzerlerine düşen bütün görevleri eksiksiz bir şekilde yerine getirmeye çalışırlar. Sorumluluk bilincinde olan insanlar işlerini tamamladıktan sonra, akşam eve gelirler, eve giren öğrenciler ödevlerini yapmaya başlar. Çalışanlarsa eğer işten eve herhangi bir sorumlulukla dönerse onları yerine getirirler. Eğer kendini kirli hissediyorlarsa, banyo yaparlar. Banyo yaptıktan sonra dişlerini fırçalayıp geri kalan işlerine devam ederler.

 

Sorumluluk sahibi insanlar takdir edilecek insanlardır. Sorumluluğun bilincinde olan insanlar Gerçekten çok doğru bir bilince sahiplerdir. Bu bilinç sayesinde işlerini aksatmadan yapabilirler. İşlerini aksatmadan yapıldıktan sonra insanın kafası daha çok rahat etmektedir. Rahat kafayla daha çok aktivite yapılabilir veya yeni sorumluluklar edinebilirler. Sorumlulukları insanlara neler yapması gerektiğini söyler. Sorumluluk almak kişiyi olgunlaştırır. Sorumluluklarını yerine getiren insanlar başarılı insanlar haline gelirler. Başarılı, saygıdeğer bir insan haline gelmenin en büyük yolu sorumlulukları eksiksiz bir biçimde yerine getirmekten geçer. Bu olguyu kavrayabilen insanlar hayatları içerisinde başarıyı yakalarlar.

Köşe yazısı okumak kişiye neler kazandırabilir?

Köşe yazısı okumak kişiye neler kazandırabilir? Tartışınız.

Köşe yazısı nedir?

Gazete ve dergilere yayınlanan genel itibari ile günlük olayların kaleme alındığı ve değerlendirildiği fikri yazılardır.  Fıkra olarak da bilinir.

Köşe yazısı okumak günlük haftalık yâda aylık olarak bir yayın takip etmeyi gerektirir. Yayın takip etmek ise okuma alışkanlığını besleyen davranışlar arasındadır.  Yani ilk artısını köşe yazısı okumak okuma eylemine teşvik eder şeklinde alabiliriz.

İkinci olarak ise köşe yazılarında bir fikrin beyanı yazarın bakış açısından yapılır. Aynı konuya siyasi ve sosyal görüşü iki yazar tarafından bakıldığında farklı iki pencere açılır ve bireyin değerlendirmelerinden ve okumalarından eline kalan farklı bakış açıları olur.

 

Kişinin kazandığı farklı bakış açıları ise, kişiye hayatla alakalı he r meselesinde yardımcı olur nasıl mı? Burada da bakış açılarından elde edilen kapsamlı düşünme imkânı ile karşılaşırız.

Kapsamlı düşünmeyi bile n birer kolaylıkla öfke nöbetlerine girmez ve durumları objektif değerlendirebilir.

Köşe yazısı okumak aynı zamanda dünyada neler olup bittiği ülkemizin gündemi hakkında edinilmesi gereken gerekli bilgileri moda mod bilgilerden daha eğlenceli bir yöntemle edinmemizi de sağlamaktadır.

Yazıları özel kılan yazarların bakış açıları ve konuyu ele alış biçimleri olduğundan köşe yazarları arasında şöyle bir ayırdım vardır. Falanca kişinin kaleminden çıkmış her yazıyı okurum diyen kemik bir kitleye sahip olunabilecek nadide alanlardan biridir.

Evinizde hangi sorumlulukları üstleniyorsunuz?

Evinizde hangi sorumlulukları üstleniyorsunuz?

Evimde kendi odamı toplama sorumluluğuna sahibim. Bu sorumluluk sayesinde kendimi bir birey gibi hissedebiliyorum. Odamı düzenli bir şekilde topluyor ve kendi gündelik ihtiyaçlarımı giderebiliyorum. Eğer kıyafetlerim kirli ise, onları kirli sepetini atıyorum. Yemekten sonra bulaşıkları topluyor ve onları yıkıyorum. Bunları yapmak benim evdeki sorumluluklarım. Birçoğumuzun evde birçok sorumluluğu var bu sorumlulukları eksiksiz yerine getirebilmesi için kendimize güvenmeliyiz. Bu güven sayesinde evde edindiğimiz sorumlulukları yerine getirebilir ve bunu gündelik hayatımızın içinde de kullanabiliriz. Evimizde aynı zamanda haftada bir odamı silip süpürüyorum. Bunu yapmak aile bireylerine yardımcı oluyor ve kendi pisliğimi kendim temizliyorum.

 

Temizliği yaptıktan sonra çay demliyorum. Çay demlemek benim sorumluluğum. Bir diğer aile bireyim ise çayı bardaklara koyup herkese ikram ediyor. Bu sayede aile içinde sorumluluk paylaşımı yapmış oluyoruz. Bu paylaşımı yaptıktan sonra herkes kendi üzerine düşen sorumluluğu eksiksiz bir şekilde yerine getirmeye çalışıyor. Yerine getirdiğimiz sorumluluklarından sonra, yüzümüzde ufak bir tebessüm oluşuyor. Bu tebessüm sorumluluklarını yerine getirebilen olgun insan olmanın tebessümü. Evdeki bir diğer sorumluluğum ise okuldan geliyor. Okuldan geldikten sonra ödevlerimi eksiksiz biçimde yapmam gerekiyor. Bu da benim evdeki bir diğer sorumlu olmuş oluyor. Çok fazla sorumluluğum var gibi gözükebilir. Ama işin aslı hiçte öyle değil. Planlı ve programlı çalıştığım için bunlardan sonra kendime bol bol vakit ayırabiliyorum.

En büyük zenginlik kanaattir sözünden ne anlıyorsunuz? Açıklayınız.

“En büyük zenginlik kanaattir.” sözünden ne anlıyorsunuz? Açıklayınız.

Zengin olmak her insanın hayali ve belki de ulaşmak istediği en önemli hayali olabilir. Zenginlik her ne kadar parayla ölçülüyor olsa da zenginlik kavramının içerisinde kişinin değer verdiği ve önemsediği her şeyi koymamız mümkündür.

İnsan neye sahip olduğunda ya da hangi durumlarda kendini zengin hissediyorsa o durumun içindeyken zengindir. Kimileri için zenginlik sadece parayı ifade ederken, kimileri için sağlığı ifade etmektedir. Bazı insanlar ailesiyle mutlu olurken ve kendini zengin hissederken bazı insanlarda yalnızlığını zenginlik kabul eder.

Ama en büyük zenginlik kanaattir. İnsanın kendi elindekilerle mutlu olmayı ve yetinmeyi öğrendiği zaman diliminde dünyada tökezlenebilecek başka bir meselenin kalmadığını fark ettiği noktaya geldiği görülür.

 

İnsan nasıl iki bacağı varken üçüncü bir bacağı istemiyorsa o iki bacağın varlığına şükür ve teşekkür etmeyi bilmelidir.

Kanaat etmek kişinin elinde var olan imkânlar ve özelliklerle yetinmesi anlamına gelir.

Zenginlik denildiğinde maddi kavramların daha fazla ön planda olması tüketim toplumunun bizlere katmış olduğu kötü özelliklerden biridir.

Zenginliği tüketilecek bir şey olarak algılamak belki de bireyin en büyük fakirliğidir.

Zenginlik algımızı değerlendirmek için şu soruyu sorabiliriz kendimize:

50 tane pantolonum olduğu için mi mutluyum yoksa annem hala hayatta olduğu için mi?

Soruya zihinlerimizde cevap verdiğinizde zenginliğin ne olduğunu tekrar düşünmenizi öneririm.

Sağ elin verdiğini sol el bilmemeli sözünden ne anladığınızı ifade ediniz.

“Sağ elin verdiğini sol el bilmemeli.” sözünden ne anladığınızı ifade ediniz.

İyilik yapmakla alakalı olarak söylenen bu atasözünde aslında anlatılmak istenen iyiliklerin gizli olarak yapılması ve bunun dile getirilmemesi gerektiğidir.

İyilik nedir? Bu soruyu sorup cevabının üzerinden atasözünü daha iyi anlayabiliriz.

İyilik ihtiyacı olan insana maddi ya da manevi olarak destek olmak, yanında olmaktır. İyilik birileri bilsin diye ya da birilerine ispat amaçlı yapılmaz. İnsan içinden geleni yaptığında, bir insana sadece ihtiyacı olduğu için yardım ettiğinde, bir kediyi sevdiğinde, bir ağaca sarıldığında örneğin; komşusu açken tok yatmadığın da iyi bir insan olur.

 

İnsan sadece bir başkasının mutluluğu için koşulsuz şartsız bir eylem gerçekleştirdiğinde onunla ekmeğini bölüştüğünde, onun derdini dinlediğinde, sağ elinden verdiğinde bunu sol eline duyurmadığında iyi kabul edilebilir. Ancak o zaman iyilik gerçek manada iyilik kabul edilebilir. İyilik eylemi ihtiyacı olan kişiyi rencide edilerek yapılamaz. Bu yüzden iyilik yaptığınızı imkânlar dâhilinde iyilik yaptığınız kişinin bile bilmemesi en makbul olanıdır.

Mizah anlayışının kişilere ve toplumlara göre değişmesinin nedeni ne olabilir?

Mizah anlayışının kişilere ve toplumlara göre değişmesinin nedeni ne olabilir? Tartışınız.

Kişiler ve toplumlar arasında farklılık gözetilmesinin başlıca sebebi kültürdür. Kültür farklılıkları toplumun her alanına yansır ve her alanında gözlemlenir. Kültürün oluşturmuş olduğu alt yapı ile birlikte toplumun mizah anlayışı ve hatta yas anlayışı bile şekillenir.

Buna en güzel örnek hepimizin bildiği Nasrettin hoca2dır.  Nasrettin hoca toplumlara mal olmuş mizahi bir karakterdir.  Hepimizin bildiği üzer Nasrettin hoca kıvrak zekâlı ve olayları komik bir anlatıma dönüştüren kabiliyette bir insandır. Peki, bununu mizah anlayışı ile ne alakası var diye soracaksınız.  Nasrettin hoca sadece bizim Nasrettin hocamız değil.

 

Bizde şekillenen Nasrettin hoca karakteri Anadolu’nun tipik tonton sevimli insanı olarak görülür. Çünkü bizim toplum yapımızda ve fiziki yapımızda toplu bir beden sevimli ve komik bulunur.  Ama aynı şekilde Hindistan halkını da güldüren Nasrettin hoca orada karşımıza ince uzun bir karakter olarak çıkmaktadır. Çünkü Hintliler genel olarak zayıf ve ince esmer yapılı insanlardır.

Yani kültür farklılığı mizahi öğenin görünüşüne bile müdahil olmuştur.

Bireylerin yaşadıkları toplum, yetiştikleri çevre aldıkları eğitim bile mizahi anlayışlarını yakından etkiler.

Hayatı boyunca otobüse binmemiş birine anlattığınız otobüs fıkraları komik gelmez çünkü insan sentezlemediği ve içinde bulunmadığı durumlar ile alakalı bağlar kuramaz. Mizahın ise bağ kurmakla yakından ilişkisi vardır. Herhangi bir öğenin mizahi sayılması içinde işte bu kıstaslara uygun olması gerekmektedir.