Rüşvet ve iltimasın yaygınlaştığı bir ülkede hangi sorunlar ortaya çıkabilir?

Rüşvet ve iltimasın yaygınlaştığı bir ülkede hangi sorunlar ortaya çıkabilir?

 

İnsanların rahata olan düşkünlüğü ve kolay yoldan para kazanma isteği varlığı boyunca süregelmiştir. Rüşvet ve iltimas da bunların sonucudur. Özellikle devlet kademelerinde yer alan memurların bu tarz gelişmelere kayıtsız kalması gerektiği devletin güçlü kalabilmesi ve uzun yıllar hüküm sürmesi için gereklidir. Haksız kazanç olarak da nitelendirdiğimiz bu yaşayış tarzı elbette ki sorunlara ve sıkıntılara yol açacaktır.

 

Öncelikle devlet memurlarının böyle bir tavır sergilemesi ile yapılan işler başarısızlıklar sonuçlandığından devlet işlere sekteye uğrar. Keyfi yapılmaz veya keyfine göre zamansız yapılır. Sıkıntıların baş gösterdiği devlet kurumlarında ki sorunlar içinden çıkılmayacak kadar zor bir hal alır. Yetkisi ve bilgisi olmayan kişilerin layık görüldüğü işleri başarılı bir şekilde yerine getirememesi de cabası. Rüşvet ile diğer yapılması gereken işler de aksadığından mağduriyet artar.

 

Askeri ve siyasi alanın yanı sıra sosyal hayatta da etkisi ve olumsuz karşılığı yok sayılamaz. Askeriye de rüşvet ve iltimas ile göreve gelen yöneticilerin bilgisiz olması ile ordunun zaafa uğramış olması paraleldir. Siyasi olarak düşünürsek devletin işleyemez hale gelmesiyle sonuçlanır. Sosyal hayatta ise bilimle, bilgi birikimle ödüle layık görülmesi gereken kişiler yerine rüşvetle ödül alanların varlığı toplumda ki çalışmaların karşılıksız kaldığı etkisi oluşturur. Nerden bakarsak bakalım devlete ve topluma tam anlamıyla zarara uğramasına neden olan rüşvet ve iltimas olmaması gereken, haklının hakkının verildiği ve çalışanın layık yerlere getirildiği sistem gereklidir.

Osmanlı Devleti’nin Kutsal İttifak devletleri ile yaptığı savaşlarda aldığı mağlubiyetler devletin iç ve dış siyasetinde hangi değişimlere sebep olmuştur?

Osmanlı Devleti’nin Kutsal İttifak devletleri ile yaptığı savaşlarda aldığı mağlubiyetler devletin iç ve dış siyasetinde hangi değişimlere sebep olmuştur?

 

1.Viyana kuşatması ile başlayan kutsal ittifak devlerinin Osmanlı üzerinde oluşturduğu etki, bu savaşların sonuçlanmasıyla neticelenmiştir. Kutsal ittifaklarla yapılan savaşlar sonucunda alınan mağlubiyetler, İç ve dış siyasette belirleyici etkiler oluşturmuştur. Osmanlı devletinin aldığı mağlubiyetler sonucunda toprak kaybı yaşanmıştır. Devletin yönetimi tarafından oluşan Tuna nehrinin ötesine bundan sonrası için geçilemeyecek düşüncesi geriye dönüşü hızlandırdı.

 

Avrupa devletleri arasında yer alan Osmanlının yenilmez imajı sarsıldı ve Osmanlıya karşı bir özgüven oluştu. Savaşları kaybeden Osmanlı da vatan topraklarını savunmanın bundan sonra ki süreçte daha faydalı olacağı düşüncesi yerleşti ve fetihler durdu. Özellikle balkanlarda ve orta Avrupa üzerinde üstünlüğü bulunan Osmanlı bunu kaybetti ve eski gücünü yitirdi.

Rusya’nın ulaşmak istediği hangi hedefler, Osmanlı Devleti ile uzun yıllar mücadele etmesine neden olmuştur?

Rusya’nın ulaşmak istediği hangi hedefler, Osmanlı Devleti ile uzun yıllar mücadele etmesine neden olmuştur?

 

Rusya, Osmanlı devletinin egemen olduğu toprakların varlığı üzerinde siyasetler geliştirmiş ve tarih boyunca birçok mücadelede bulunmuştur. Kendi çıkarları doğrultusunda belirlediği hedeflerin varlığı Osmanlının toprak bütünlüğüne zarar vermek üzerine kuruluydu. Osmanlı toprak bütünlüğünü sağlama amacıyla karşı hamleler geliştirmiş ve karşı siyaset uygulamıştır. Rusya’nın öncelikli amacı sıcak denizlere inerek ticari ve diğer etkilerinden faydalanma şartıyla sıcak denizlere inmek, oralarda hâkimiyet sağlamaktı. Bu denizler Osmanlı hâkimiyetindeydi.

 

Yine Osmanlı egemenliği içerisinde yer alan balkanlar da Osmanlı’ya karşı Panslavizm siyaseti geliştirilmiştir. Bu siyaset ile uygulanmak istenen balkanlar da yer alan tüm Slav toplulukları tek bayrak altında toplamak koşulu ile Osmanlının parçalanmasını sağlamaktı. Nedenlerden bir diğeri ise orta Asya’da var olan Osmanlı topraklarının alınması ve buralarda ki geniş coğrafyaya hâkim olma isteğiydi. Tüm bu nedenlere bakıldığında karşı bir siyaset geliştirmek isteyen Osmanlının, Ruslara karşı uzun yıllar mücadele etmesine neden olmuştur.

Küçük Kaynarca Antlaşması ile Ruslar, Ortodoksların koruyuculuğunu üstlenmiştir.

Küçük Kaynarca Antlaşması ile Ruslar, Ortodoksların koruyuculuğunu üstlenmiştir. Bu durumun Osmanlı Devleti’ne etkilerini açıklayınız.

 

Osmanlı devleti çok uluslu yapısının kendisinde oluşturduğu güç ile farklı inançların koruma ve güvenliğini kendisinde topluyordu. Bölge de egemen devlet anlayışı ile hareket eden Osmanlı, Küçük Kaynarca antlaşması ile Ortodoksların koruyuculuğunu Ruslara bırakmıştır. Osmanlı devletinde bu gelişmeden sonra gerileme dönemi başlamıştır. Rusların siyasi bir hamlesi olarak nitelendirilen bu gelişme ile Osmanlı da egemen devlet anlayışı zafiyet görmüş, Ruslar Osmanlının iç işlerine karışma imkânı bulmuş, balkanlarda yer alan Ortodokslar ayaklandırılarak Osmanlıya karşı kışkırtılması sağlanmış ve Ortodoksların korunma bahanesi ile Ruslar Osmanlı devleti üzerinde yaptırım uygulama gücü elde etmiştir.

Devletler Arası anlaşmalar imzalanırken geçerlilik süresi belirtilmesinin sebepleri neler olabilir?

Devletler Arası antlaşmalar imzalanırken geçerlilik süresi belirtilmesinin sebepleri neler olabilir?

 

Devletler Arası antlaşmalarda, yapıldığı süre içerisinde var olan gelişmeler esas alınır. Ancak bu gelişmeler; zamanın şartlarına göre değişkenlik gösterebileceği gibi, bu antlaşmayı imzalayan liderlerin ölmüş olabilmesi, değişen ülke şartlarına göre her iki devlet içinde maddelerin fayda sağlamayacak olması zamanının belirlenmesinin gerekliliğidir.

 

Yine; ülkelerin siyasi, askeri ve ekonomik hedeflerinin yönünün değişmiş olabileceği ve her iki devletinde eski gücünü korumasının kesinliğinin olmaması nedenleriyle de belirli zaman için geçerli olması koşulu uygulanmıştır. Her devlet antlaşma yaparken kendi ülke çıkarlarını ve menfaatlerini göz önünde bulundurur. Ancak devletler yapılan planlama ile ilerleyen yıllarını da garanti altına almak ister. Sonra ki dönemlerde de menfaat ve fayda getirebileceği düşünülen uygulamalar yapılabilmesi adına antlaşmalarda zaman belirtmek, geçerlilik süresi oluşturmak her iki devletinde arzusu dahilindedir.

1724 İstanbul Antlaşması’na benzer Türk-Rus iş birliğine dayalı başka oluşumlar var mıdır?

1724 İstanbul Antlaşması’na benzer Türk-Rus iş birliğine dayalı başka oluşumlar var mıdır? Araştırınız.

 

Türk-Rus işbirliğinin tarih boyunca varlığı da söz konusudur, yapılan savaşlar ve çıkan anlaşmazlıklar da söz konusudur. Öyle ki Osmanlı devleti sıcak denizlere inme çabasında olan Rusya’nın bu amacı doğrultusunda yaptığı seferlerde karşı karşıya gelmiştir. Ancak yapılan dostluk anlaşmaları ve ticari ilişkilerde süregelmiştir. Günümüzde dahi birçok anlaşma varlığını korurken iki devlet açısından da faydalı neticeler sunmuştur. 1792 de yapılan yaş antlaşması ve 1798 de girilen ikili ittifakla sekiz yıl sürecek olan dostluk buna örnek teşkil eder.

 

Yine 1921 yılının Mart ayında yapılan dostluk anlaşması, doğalgaz mavi akıp projesi, Kafkasya istikrar ve işbirliği platformu ve günümüzde deniz etabı tamamlanan Türk akımı Projeleri Türk-Rus işbirliğine dayalı oluşumlardır. Son dönemlerde savaş sistemleri arasında yer alan, savunma amaçlı uzun menzilli koruma hattı oluşturan S-400 füze savunma sisteminin yapımı da söz konusu. Önümüzde ki yıllarda Rusya’nın geliştirdiği bu silah Türkiye tarafından caydırıcı etkin güç olarak kullanılabilecek.

Edirne Olayı, Osmanlı Devleti’nin merkezi otoritesini nasıl etkilemiş olabilir?

Edirne Olayı, Osmanlı Devleti’nin merkezî otoritesini nasıl etkilemiş olabilir?

 

Merkezi otoritesinin güçlü olması amacıyla çeşitli stratejiler geliştirse de Osmanlı devleti, zamanla bu amaçtan uzaklaşmış ve merkezi otoritede, Edirne olayı ile zayıflıklar görülmüştür. Yine Edirne olayında;

 

*Devlet otoritesinin kişisel çıkarlar amacıyla kötüye kullanılabileceği anlaşılmış,

*Halk ile ordunun birlikte hareket ederek çıkarılan isyanla padişah değiştirebileceği inancı oluşmuş,

*Ordunun kuvvetli değil de kendi isteği üzerine emirlerini dinletebilecekleri zayıf bir padişah seçebildiği anlaşılmış,

*Ordunun seçtiği padişah sayesinde devlet yönetimine karışma hakkı kazandığı görülmüştür.

 

Böylece yönetime karışma hakkını kendinde bulan ordu yöneticileri kendi istekleri ve çıkarları doğrultusunda devlet otoritesini kullanmış olup merkezi otoriteye olan güvenin azalmasını sağlamışlardır.

Osmanlı Devleti’nin Akdeniz hâkimiyetinde Garp Ocakları’nın etkisini açıklayınız?

Osmanlı Devleti’nin Akdeniz hâkimiyetinde Garp Ocakları’nın etkisini açıklayınız?

 

Denizlerde tam bir hâkimiyet sağlama çabasında olan Osmanlı devleti, bunu başarmak için kimi korsanları bünyesine katmıştır. Barbaros ve oruç reis beraberinde ki diğer denizcilerle; Akdeniz ülke ve adalarında yer alan ticari gemileri zapt etmeleri ve tüccarlarla Akdeniz’e kıyısı olan ülkelere zarar vermeleri, garp ocaklarının Akdeniz hâkimiyeti için stratejik bir noktada yer alması, Osmanlı devletinin Akdeniz’de hâkimiyet kurmasına etki etmiştir. Bu korsanları kazanmanın ve kendi bünyesinde barındırmasının Osmanlı devletine olan katkısı yadsınamaz.

Durağanlık ile geri kalmışlık arasında nasıl bir ilişki kurulabilir?

Durağanlık ile geri kalmışlık arasında nasıl bir ilişki kurulabilir?

 

Devletler tarih boyunca doğma, büyüme-yükselme, duraklama, gerileme ve yıkılma gibi evrelerden geçmiştir. İnsanlık tarihi devletlerin bu tür şekillenişlerine tanıklık ederken buna neden olan etkenlerden de haberdar olmuşlardır. Devletler yükselme evresinde insanlarına ne kadar refah bir yaşam seviyesi sunuyorsa duraklama yahut gerileme dönemlerinde de o kadar eza gösteriyordur. Halk devletlerin bu savaşlarından bağımsız yaşamak istese de bu mümkün olmamış, her insan bağlı olduğu devletin kültürüne tabi olmuş ve devletiyle aynı kaderi paylaşmıştır. Yine söz konusu gerileme yahut geri kalmışlık olarak adlandırdığımız bu dönem ile durağanlık gösteren diğer dönem arasında farklılıklar yaşanmıştır.

 

Durağanlık; devletlerin gelişmişliğinin durması ve yöneticilerin devletten çok kendi dertlerine önem vermesiyle oluşmuştur. Bu dönem de hiçbir gelişme kaydedemeyen devletler var olan birikimlerini harcarlar ve dışa bağımlılıkları artar. Artık git gide azalan kaynakların yetersizliği ve yöneticilerin ferasetsiz davranması ile devlet, geri kalmışlığa sürüklenir. İnsanların çalışmasının karşılığını alamaması sonucu artık çalışmamaya karar vermesi, haklarının onlarda bir karşılığının olmaması sebebiyle verimli çalışmalar dahi sekteye uğraması kaçınılmazdır. Diğer devletler aynı zaman zarfında gelişmişlik emareleri gösterirken mevcut devletin bu gelişmeleri takip edememesi geri de kalmasına ve zamanın şartlarına uygun yaşayış tarzı benimseyememesine neden olur.

Bir devletin denize kıyısının olması küresel bir güç olması için yeterli midir?

Bir devletin denize kıyısının olması küresel bir güç olması için yeterli midir? Neden?

 

Küresel ölçekte gelişmişliğin bazı şartları olduğu gibi insani değerlerinde ön planda tutulması ve şartların iyiliği göz önüne alınır. İnsanların yaşayış şekillerinin yanı sıra refah seviyelerinin yüksek olup olmadığı konusu küresel anlamda bir devletin güçlü olup olmadığının da kanıtıdır. Her devlet öncelikleri arasına insani yaşama şartlarının yükseltilmesi ve refah seviyesinin arttırılması hedefi ile çalışır. Öyle ki bu, günümüz şartlarında devletlerin çıkarlarının temel prensibi haline gelmiştir.

 

Küresel güç olma yolunda çalışan birçok devlet ticari anlamda da gelişmişlik gösterme çabasında yer alır. Her devlet ticari faaliyetlerin gelişmesi amacıyla farklı opsiyonları göz önünde bulundurur. Bunlardan birisi de gemi taşımacılığı ve deniz turizmi gibi birçok getirisi olan denize kıyısı olma arzusudur. Küresel ölçekte bir güç olma arzusunda olan devletler illaki bir denize yakınlık kurma çabasında olmuştur. Bu yolla ticari faaliyetlerin yürütülmesinin yanı sıra turizm ve balık üretimi getirisi refah seviyesinin artışında önemli rol oynayacaktır. Elbette bir devletin denize kıyısının olması o devletin küresel bir güç olması için yeterli değildir. Ancak denize kıyısı olmadan da küresel anlamda çalışmalar yürütülemeyeceğinden de olmazsa olmazlar arasında yer alır.