Bugün kullandığımız periyodik sisteme en yakın periyodik sistemi hangi bilim insanı düzenlemiştir?

Bugün kullandığımız periyodik sisteme en yakın periyodik sistemi hangi bilim insanı düzenlemiştir?


Elementlerin ilk keşfedilmesinden günümüze kadar geçen sürede bir çok bilim adamı elementleri benzer özelliklerine göre sınıflandırmaya çalışmıştır. Yapılan bu çalışmalardan bazıları günümüzde kullanılan periyodik sisteme benzese de hiçbiri aynı özellikleri taşımamaktadır. Gelin şimdi hep beraber geçmişten günümüze periyodik sistemin tarihini inceleyelim.

 

Johann Wolfgang Döberenier : Elementleri ilk sınıflandıran bilim adamı olarak bilinen Döberenier elementleri bazı benzer özelliklerine göre üçerli gruplara ayırmıştır. Bu yaptığı işleme Triatlar Kanunu (üçlüler kanunu) adı verilmiştir. Atom numarası o yıllarda bulunmadığından yaptığı çalışmalarda elementleri sadece atom ağırlığına göre sınıflandırmıştır.

 

De Chancourtois : Günümüzdeki periyot cetvele hiç benzemeyen bu çalışmada elemetlerin benzer özelliklerine göre silindirik bir sistem oluşturmuştur. Yapılan bu çalışmadaki en büyük hata ise elementlerin yanı sıra iyonlara da bu sistem üzerinde yer vermiş olmasıdır.

 

John Newlands : Bu bilim adamının yaşadığı dönemde bazı elementler henüz keşfedilmemişti. Sadece bilinen elementler üzerinde yaptığı çalışmada atom ağırlığına göre sırlama yapmış ve birinci olan element ile sekizinci olan elementin aynı özellikleri taşıdığı sonucuna varmıştır. Bu şekilde bu elementleri gruplamış ve buna oktav kanunu adını vermiştir.

 

Henry Moseley : Günümüzde kullanılan periyodik cetvelin neredeyse aynısını oluşturan bilim adamı yaptığı çalışma ile atom numarasını (proton sayısı) bulmuş ve elementlerin atom kütlesine göre değil atom numalarına göre sıralanması gerektiğini öne sürmüştür. Şu an kullanılan periyodik cetvelde de elementler artan atom numarasına göre sıralandığından en yakın çalışmayı Henry Moseley yapmış diyebiliriz.

Periyodik sistemdeki yatay sıralara ve düşey sütunlara ne ad verilir?

Periyodik sistemdeki yatay sıralara ve düşey sütunlara ne ad verilir?


Bildiğiniz üzere her elementin kendine özgü, eşsiz bir atom numarası vardır ve bu atom numaraları elementlerin periyodik sistemde yatay sıralara ve düşey sütunlara sıralanmalarını sağlar. Periyodik sistemde, yatay sıralara periyot, düşey sütunlara ise grup denmektedir. Periyot sayısını atomun son katmanında bulunan elektron sayısı belirlerken, grup numarasını ise proton sayıları belirlemektedir. Periyodik sistemde 7 tane periyot, 8 tane A grubu ve 8 tane B grubu bulunmaktadır.

 

Bir elementin periyot ve grup numarasını bulmak istersek nasıl hesaplayabiliriz, şöyle bir örnek ile açıklayalım;

Örneğin; Lityum elementini atom numarası 3’tür. İlk katmanda 2 elektron, ikinci katmanda 1 elektron bulunmaktadır. Bu durumunda element, 2.periyot 1A grubunda bulunmaktadır.

 

Periyodik Sistemde Grup Özellikleri:

Bir gruptan yukarıdan aşağı doğru inildikçe;

  • Proton, nötron, atom ve kütle numarası artar.
  • Değerlik elektron sayısında değişim olmaz.
  • Elektron verme isteği artar dolayısıyla metalik özellği de artar.
  • Atomun hacmi, çapı ve yörünge sayısı artar.

 

Periyodik Sistemde Periyot Özellikleri:

Bir periyotta soldan sağa gidildiğinde;

  • Proton, nötron, değerlik elektron sayısı, atom ve kütle numarası artar.
  • Elektron alma isteği artar dolayısıyla ametalik özelliği de artar.
  • Yörünge sayısında değişim olmaz.
  • Atomun hacmi ve çapı azalır.

Elektronların çekirdek etrafında bulunduğu bölgelere ne ad verilir?

Elektronların çekirdek etrafında bulunduğu bölgelere ne ad verilir?

 

Atom içerisinde proton, nötron ve elektron adı verilen 3 adet parçacık bulunmaktadır. Bu parçacıklardan proton ve nötron atom çekirdeğinde hareketsiz halde bulunurken elektronlar çekirdek etrafında bulunan ve katman adı verilen yörüngelerde hareket halinde bulunmaktadır. Bu katmanlar çekirdeğin çekim kuvveti sayesinde ayrılmadan durabilmektedir. Çekirdeğe en yakında katmanda daha çok enerji bulunurken çekirdekten uzaklaştıkça enerji miktarı azalmaktadır. Bu katman sayısı elementin bulunduğu periyot numarasını,son katmanda bulunan elektron sayısı ise ait olduğu grubu belirlemektedir.

 

Son yörüngede bulunan elektron sayısına bağlı olarak atomlar elektron alarak veya fazla elektronlarını vererek kararlı yapıya sahip olmak yani soygazlara benzemek istemektedir. Son katmanında bulunan elektron sayısını 2’ye veya 8’e tamamlayan elektronlar soygaz elektron düzenine sahip olmaktadır. Elektron düzenini 2’ye tamamlama olayına dublet 8’e tamamlama olayına ise oktet kuralı adı verilmektedir.

 

Katmanlardaki elektron dağılımı ise belirli bir kurala göre yapılmaktadır. İlk katmanda en fazla 2 adet elektron bulunabilir,diğer katmanlarda ise 8 adet elektron bulunabilmektedir.

 

Örnek olarak Lityum elementinin atom numarası 3’tür. Bu elementin elektron dizilişi 2-1 şeklindedir. Buradan yola çıkarak 2 adet katmana sahip olup son katmanında 1 adet elektron bulunduğundan bu element 2.periyot 1A grubunda yer almaktadır.

 

Diğer bir örnek olarak atom numarası 19 olan Potasyum elementini ele alalım. Elektron dizilişi kurallara göre 2-8-8-1 olmak zorundadır. Yine dizilime bakacak olursak 4 adet katman ve son katmanında 1 elektron bulunduğundan 4.periyot 1A grubunda olduğunu söyleyebiliriz.

Elementleri periyodik sistemde göstermek hangi açılardan kolaylık sağlar?

Elementleri periyodik sistemde göstermek hangi açılardan kolaylık sağlar?

 

Evren üzerinde bulunan elementler belirli özelliklere göre sınıflandırılmış ve bu tabloya periyodik tablo ismi verilmiştir. Bu tablo üzerinde metal, ametal, yarı mertal ve soygaz olmak üzere 4 farklı element çeşidi bulunmaktadır. Bu elementler atom numarasına göre belirli bir sıra ile periyodik tablo üzerinde yer almaktadır.

 

Tablo üzerindeki dikey sütunlara grup,yatay sütunlara ise periyot adı verilmektedir. Toplam periyot sayısı 7 adettir ve periyot numarası aynı zamanda atomun yörüngesine yer alan katman sayısını da ifade etmektedir. Grup sayısı ise 8 adet A grubu ve 10 adet B grubu olmak üzere 18 tanedir. Grup numarası atomun son katmanında yer alan elektron sayısına göre sıralanmıştır. B grubu elementleri ise bu genellemenin dışında kalmaktadır. 8A grubunda yer alan elementler soygazlar olarak adlandırılmakta ve He hariç son katmanında 8 elektronu bulunmaktadır. Bu grupta yer alan elementler elektron alışverişinde bulunmazlar ve yeterli kararlılık seviyesine ulaşmıştır. Periyodik sistemden yararlanarak bu elementler arasında karşılaştırma yapabiliriz. Bu karşılaştırmayı yapabileceğimiz özellikler ise şunlardır:

 

  • Atom numarası ( Proton sayısı )
  • Elektron ilgisi ( Elektron almaya yatkınlık ) ve ametallik
  • Değerlik elektron sayısı ( Son katmanında yer alan elektron sayısı )
  • Asidik veya bazik özellik taşıması
  • Atom kütlesi ( proton+nötron sayısı )
  • Atom çapı ve atom hacmi

Atomun çekirdeğinde bulunan tanecikler nelerdir?

Atomun çekirdeğinde bulunan tanecikler nelerdir?

 

Bir maddenin tüm özelliklerini taşıyan en küçük yapı taşına atom denir. Atom çekirdeğini proton ve nötronlar oluşturur. Proton atomu pozitifli yüklü tanecikleri, nötronlar ise yüksüz taneciklerdir. Protonlar, her atom için farklı bir sayıdadır ve atomların numaralarını oluşturur. Proton ve nötronların toplamı elementin kütle numarasını vermektedir.

 

Proton Özellikleri:

Atom çekirdeğindeki pozitif yüklü taneciklerdir. Elektriksel yükü pozitiftir. Atom kütlesini oluşturacak düzeyde ağırlığa sahiptir. Protonların birbirini itme özelliği vardır. Her element kendine ait, eşsiz bir proton sayısına sahiptir. Bu sayı, atom numarasını oluşturmaktadır. Atom numarası ile elementler Periyodik Cetvel’deki yerlerini alırlar. Aynı atom numarası fakat farklı kütle numarasına sahip atomlara ise izotop atom denmektedir.

 

Nötron Özellikleri:

Atom çekirdeğindeki yüksüz taneciklerdir. Protonlara kıyasla biraz daha ağırdır.Proton ve elektronların birleşmesiyle oluşurlar. Elektriksel yükü sıfırdır. Hidrojen atomu hariç tüm atomların nötronları bulunmaktadır. Farklı elementlerin aynı sayıda nötronları bulunabilir, ayrıca aynı elementin farklı sayıda nötronları olabilir. Nötronları aynı sayıda olan atomlara izoton atomlar denmektedir.

Atomda bulunan temel tanecikler nelerdir?

Atomda bulunan temel tanecikler nelerdir?

 

Atom, çekirdek ve yörünge olmak üzere iki parçadan oluşmaktadır. Bu parçalar üzerinde atomdan daha küçük olan parçacıklar vardır. Kütlenin neredeyse tamamına yakın bölümünü oluşturan çekirdek içerisinde proton ve nötron adına iki parçacık bulunmaktadır. Yörünge üzerinde üzerinde ise kütleye neredeyse hiç etkisi olmayan elektron adı verilen parçacıklar bulunmaktadır.

 

Protonun özellikleri :

  • Atomun çekirdeğinde nötron ile birlikte bulunan ve pozitif yüke sahip olan atom altı parçacığıdır.
  • Bir element üzerinde bulunan toplam proton sayısı atom numarasına eşittir.
  • Nötr yüke sahip olan elementlerde proton ve elektron sayısı birbirine eşittir.
  • Proton sayısı bir elementin bütün atomlarında aynı değere sahiptir. Örneğin (-1) yüklü ve (+1) yüklü atomların proton sayısı birbirine eşittir.

 

Nötronun özellikleri :

  • Atomun çekirdeğini meydana getiren ve proton ile birlikte bulunan atom taneciğidir.
  • Proton ve elektronların aksine herhangi bir yüke sahip değildir yani nötrdü
  • Bir çekirdekte bulunan nötron sayısı proton sayısına eşit veya daha fazla sayıda olmak zorundadır.
  • Hidrojen dışındaki tüm atomlarda belli sayıda nötron bulunmaktadır.
  • Nötron elementinin simgesi “n” şeklinde gösterilir.

 

Elektronun özellikleri :

  • Elektron tanecikleri atomun yörünge kısmında bulunur ve kütleye herhangi bir etkisi yoktur.
  • Elektronlar protonların aksine negatif yük barındırmaktadır.
  • Atom üzerinde hareket edebilen tek taneciktir ve yörünge üzerinde dairesel hareket yapmaktadır.
  • Kimyasal olaylarda atomun proton ve nötron sayısında bir değişiklik olmazken elektron sayısı artabilir veya azabilir. Buna elektron alışverişi adı verilmektedir.

Geçmişten günümüze atomun yapısı hakkındaki görüşler nelerdir?

Geçmişten günümüze atomun yapısı hakkındaki görüşler nelerdir?

 

Atom, maddenin gözle görülemeyecek boyutta olan en küçük yapı taşıdır. Geçmişten günümüze kadar atom ile ilgili bir görüş ortaya çıkmıştır. Başlangıçta atom fikri tam olarak kanıtlanamasa da her zaman maddenin en küçük yapı taşına ulaşılmaya çalışılmıştır.

 

  • Democritus Atom Modeli: Atom yapısı ile ilgili ilk görüş olan Democritus Atom Modeli, Millattan Önce 400’lü yıllarda ortaya çıkmıştır. Democritus maddenin taneciklerden oluştuğunu ve en küçük bu taneciklere atom denilmesi gerektiğini öne sürmüştür.

 

  • Dalton Atom Modeli: Atom ile ilgili ilk bilimsel görüştür. İngiliz asıllı John Dalton’a aittir. 18.yüzyılda ortaya çıkmıştır.

 

  • Becquerel ve Marie Curie: 1869 yılında ortaya çıkmıştır. Atomun kendisinden daha küçük parçalara bölünebileceği fikri iddia edilmiştir.

 

  • Thomson Atom Modeli: Atomun yapısı hakkındaki ilk modeldir. Thomson tarafından ortaya atılan bu fikre göre atom üzümlü keke benzetilmektedir.

 

  • Rutherford Atom Modeli: Atom çekirdeği ve çekirdeğin yapısı ile ilgili birden fazla özelliği Rutherford keşfetmiştir.

 

  • Bohr Atom Modeli: Bohr tarafından elektronların hareketi ve çekirdek etrafında dönmeleri hakkında yapılan çalışmalardır.

 

  • Chadwick Atom Modeli: Atomu çekirdek yapısında sadece protonların değil nötronların da olduğunu keşfetmiştir.

 

  • Modern Atom Teorisi: Günümüzde kullandığımız atom modelidir.

Asetik asit, dihidrojen monoksit, kalsiyum oksit, sodyum bikarbonat, kalsiyum hidroksit, potasyum hidroksit, nitrik asitin yaygın adlarını yazınız.

Asetik asit, dihidrojen monoksit, kalsiyum oksit, sodyum bikarbonat, kalsiyum hidroksit, potasyum hidroksit, nitrik asitin yaygın adlarını yazınız.

 

Asetik asit : Diğer adıyla etanoik asit, organik bir asittir. Sirkeye keskin koku ve ekşi tadını vermesi ile bilinir. Sanayi koşullarında biyolojik ve sentetik üretimi mevcuttur. Karboksil asit grubunun en küçük üyelerindendir. Suda tamamen çözünebilen bir asittir. Tuzu ve esteri asetat olarak adlandırılır.Zayıf bir asittir, bu yüzden ev temizliği ürünlerinde, sanayi ürünlerinde ve sirkede kullanılır.

 

Dihidrojen monoksit: Hayatımızın en önemli yerini kaplayan bu bileşik, diğer adıyla sudur. Dünya’nın ve bedenimizin %70’i sudan meydana gelmektedir. Doğada katı,sıvı ve gaz formunda bulunmaktadır. En iyi çözücüdür. Saf su olarak tabir edilen bu bileşik, içilebilen su değildir. Yağmur suyu olarak tabir edilir.

 

Kalsiyum oksit: Kireç taşının eritilmesi sonucu oluşan kalsiyum oksit, sönmemiş kireç olarak adlandırılan bir bileşiktir.

 

Sodyum bikarbonat: Soda ya da kabartma tozu olarak bilinen kimyasal bir bileşiktir. Sodyum tuzları grubundandır ve suda çözünür.

 

Kalsiyum hidroksit: Söndürülmüş kireç olarak adlandırılır. Sönmemiş kirece su ilave edilmesi ile meydana gelir.

 

Potasyum hidroksit: Suda çözünebilen, beyaz renkte ve katı bir maddedir. Sıvı sabun yapımında, arap sabunu yapımında, gübre yapımında ve pillerde elektrolit yapımında kullanılır.

 

Nitrik asit: Kezzap olarak bilinen çok kuvvetli bir asittir. Patlayıcı maddeler, dinamit ve gübre yapımında kullanılır.

Element ve bileşikler arasındaki farklar nelerdir?

Element ve bileşikler arasındaki farklar nelerdir?

 

Element ve bileşiklerin her ikisi de saf maddeler grubunda yer almaktadır. Saf maddeler kelime anlamı olarak tek tür tanecikten oluşan madde türüdür. Bu tanecikler atom veya molekül olabilir. Her iki madde türü de homojen özelliklere sahiptir. Bu kadar ortak özelliklere sahip olan maddelerin farklı özellikleri de bulunmaktadır. Bu özellikler :

 

  • Elementler tek cins atomlardan oluşurken,bileşikler en az 2 farklı atomdan oluşan maddelerdir.
  • Elementler sembollerle ifade edilirken, bileşikler formüllerle gö
  • Element maddeler fiziksel veya kimyasal yöntemlerle daha küçük parçacıklara ayrılamazken,bileşikler kimyasal yöntemler yardımıyla daha küçük parçacıklara ayrılabilir.

 

Elementlere Cu,H,Xr,Fe vb. gibi maddeleri örnek gösterebiliriz. Birleşiklere ise H2O, C6H12O6 ve NaCl’yi örnek verebiliriz. Bileşiklerin oluşumları kimyasal yollarla olmaktadır ve yeni oluşan madde bileşenlerinin özelliklerini taşımamamaktadır. Elementler metal,ametal,yarı metal ve soygazlar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Her bir grup birbirinden farklı özellik gösterir ve her birini periyodik tablo üzerinde görebiliriz. Bileşikler ise iyonik bağlı bileşikler ve kovalent bağlı bileşikler olmak üzere iki gruba ayrılır.

 

İyonik bağlı bileşikler : Metal ve ametal elementleri arasında oluşan bağa verilen isimlerdir. NaCl ve K2O örneğini verebiliriz.

 

Kovalent bağlı bileşikler : 2 ametal elementin bir araya gelerek oluşturduğu bileşiktir. Bu bileşikte elementler son katmanda kalan elektronları ortaklaşa kullanmaktadır. H2O, NH3 ve CO2‘yi örnek olarak gösterebiliriz.

Simyacıların kimya bilimine aktardıkları yöntem ve teknikler nelerdir?

Simyacıların kimya bilimine aktardıkları yöntem ve teknikler nelerdir?

 

Simyacılar, yaptıkları tüm çalışma ve deneyler sonucu kimya biliminin temellerini atmış, bilime yararlı işler yapmışlardır. Bu alanda yapılan tüm çalışma ve deneyler, kimya ile ilgilenen insanların ilham kaynağı olmuş, yollarını aydınlatmışlardır. Simya gelişmeye başladıkça kimya bilimi daha gözle görülür biçimde ortaya çıkmaya başlamıştır. Dolayısıyla simyacıların yaptığı başarılı deneyler, keşfettikleri yöntem ve tekniklerden bazıları; kimyacılar tarafından da kullanılmaya devam etmektedir.Bu yöntem ve tekniklerin, işleyişi ve uygulaması değişse bile temel olarak aynı mantıktan ilerlemektedir. Simyacılar, kendi döneminde oldukça başarılı adımlar atmış ve yaptıkları bu başarılı adımlarını kimya bilimine aktararak bilimin temelini oluşturmuşlardır. Simyacıları, kimya bilimine aktardıkları yöntem ve tekniklerden bazıları şunlardır;

 

  • Mayalama: Bir maddenin mikroorganizmalar aracılığı ile ısı verilerek çürüme olayıdır.
  • Kristallendirme: Katı-sıvı çözeltileri için kullanılan ayırma yöntemidir. Katının sıvı çözücü içerisinde çökmesiyle, iki maddenin ayrılması sağlanır.
  • Damıtma: Bu yöntem iki veya daha fazla karışımın ısıtılmasıyla birbirlerinden ayırma yöntemidir. Bu ayırma yönteminde kaynama noktası özelliğinden yararlanılmaktadır.
  • Çözünme: Bir madde başka bir madde içerisinde homojen olarak çözülmesi olayıdır. Bu yöntem sayesinde çözeltiler oluşturulmaktadır.