Tarihi bir olayın sahnede canlandırılmasını izlemek mi yoksa o olayı tarih kitaplarından okumak mı sizi daha çok etkiler?

Tarihi bir olayın sahnede canlandırılmasını izlemek mi yoksa o olayı tarih kitaplarından okumak mı sizi daha çok etkiler? Düşüncelerinizi nedenleriyle paylaşınız.

Anlatım tarz ve tekniğine bağlı olarak her ikisinden de keyif alabileceğimi düşünüyorum.  Okumak ile izlemek arasındaki fark bazen hoşuma gider bazen ise sadece okumanın daha verimli olacağını düşünürüm.

 

Herhangi bir metni oyuncular aracılığı ile izlemek hayal gücünün kısıtlanmasına sebebiyet verebilir.  Örneğin ben bir savaşı okurken öylesine derin hayal etmişimdir ve teferruatları o kadar düşünmüşümdür ki o savaşın basit bir şekilde sahneye aktarılması bende hayal kırıklığı yaratır.  Tiyatro da görsel iletilerin varlığı oyuncunun profesyonelliği ile birleşmediğinde net iletebilen bir göndermeye sahip olamamak demektir.  Ama insan okuduğunu ya da izlediğini anlamak ister.  Her metnin kendisinde iz bırakmasını ister.  Tarihi olaylar da anlatılsa tiyatro ve edebiyat kurguya dayalı metinlerdir.  Salt gerçeklik içermezler mutlaka senaristin ya da romancını hayal gücüyle süslenirler. Tiyatroda görselliğin ön planda olması bir hayal gücünün görsel kalıba sokulup sunulması anlamına gelirken roman bizi bu konuda daha özgür bırakmaktadır.

 

Seçici okuyucu olmak ve bilinçli tüketici olmak gerektiğine inanıyorum bu hususta. İnsan nasıl her önüne geleni yemiyorsa her önüne geleni detayına bakmadan okumamalı ve izlememelidir.  Eğer bir oyun ya da roman benim yeterlilik süzgecimden geçecek kriterlere sahipse hem romanı hem oyunu görmek ve okumak isterim.

Büyük başın derdi büyük olur sözünden ne anlıyorsunuz?

“Büyük başın derdi büyük olur.” sözünden ne anlıyorsunuz? Düşüncelerinizi sözlü olarak ifade ediniz.

Hayatın her noktasında belli bir dengenin mevcut olması gerekir. Örneğin gelirin gidere eşit olması beklenir.  Gelir ve gider birbirine eşit olmadığında işler sarpa sarabilir.  Büyük başın derdi büyük olur sözünde ise insanın statüsü ve konumunun yaşantısı ile doğru orantıda ilerlediğinin söylendiğini düşünüyorum.

Şöyle ki bir milletvekilinin derdi ile bir hamalın derdi aynı değildir.  ( hamal nurda küçümsenmek amacı ile değil iş yükü bakımından örnek verilmiştir)

Hamalın derdi günü kurtarmak o gün için yeterli eşya taşımak ve evini sorumlu olduğu iki ya da üç kişiye ekmek götürmektir. Ancak milletvekilinin derdi bunun yanı sıra milletin refahını düşünmek millet için çalışmalar yapmaktır. Statüler değiştikçe yani baş büyüdükçe insanın sorumlulukları da artar dertleri çoğalır.

İki kolunuz varken tek kolunuz var gibi iş yapamazsınız. İki kolunuzu da kullanırsınız.  Bu denge evrenini kendisinde mevcuttur.  Eksik olanı kendi kapatır ama var olanı da kullanır. Bu durumda statü ve eğitim durumu maddi yeterliliği yüksek insanların yaşam standartları ile dertlerinin doğru orantılı olduğun söyleyebiliriz.

Bir romanın evrensellik özelliği taşıması sizce nelere bağlıdır?

Bir romanın evrensellik özelliği taşıması sizce nelere bağlıdır? Düşüncelerinizi sözlü olarak ifade ediniz.

Bir romanın evrensellik özelliği taşıması evrensel değerleri barındırmasını gerektirir. Evrensel değer nedir?

 

Evrensel değer tüm dünyada kabul gören değerlerin tümüne denilir.  Örneğin tüm dünyada çocukların masum olduğuna inanılır bu evrensel bir değerdir.  Dondurma her yerde soğuk olarak tüketilir bunu bile evrensel olarak değerlendirebiliriz.  Romanın içinde insana ait insana dair ve çıkarım yapılacak kavramlar bulunmalıdır.  Dünya meselelerini çözmek insanlığın var olduğu bu günden beri insanın birincil uğraşı olmuştur. Birey erişkin çağına geldiğinde az ya da çok dünyayı ve kendini amacını varlığını sorgular.  Eğer ki bir roman insana bunlardan bahsediyor ve yönlendirmelerini doğru bir şekilde yapıyorsa evrenselleşecektir.

 

Besteler diye tanımlanan romanların ana fikri budur. Örneğin Ömer Seyfettin m.e. b. tarafından okunması gerekenler listesine alınırken hikâyeleri incelenmiş ve pragmatist yani faydacı bir tutum izlenmiştir. Hikâyeler insana ne katacaktır bu sorgulamadan geçen roman evrenselleşir.  Mevcut değer ve dinamikleri takip etmek romancının yazılı olmayan görevlerindendir diyebiliriz. Dünya edebiyatında da işler aynı şekilde ilerler.  Bir roman birden fazla dile çevrilmeye değer bulundu ise evrenselleşme yolunda ilk adımlarını atmaya başlamıştır diyebiliriz.

Bir ön yargıyı parçalamak, atomu parçalamaktan zordur sözüyle ilgili düşünceler

Albert Einstein’ın (Albert Aynştayn) “Bir ön yargıyı parçalamak, atomu parçalamaktan zordur.” sözüyle ilgili düşüncelerinizi sınıfta paylaşınız.

Ön yargı nedir? İnsanların ilk temasta edindikleri bazen ilk temas ( konuşma karşılaşma vs.) öncesi söylemlerden edindikleri güçlü bir kalkandır diyebiliriz ön yargı için. Albert Einstein’ın sözünden hareketle neden ön yargıların yıkılmaz olduğunu inceleyelim.

 

Örneğin daha önce hiç sohbet etmediğiniz biri hakkında konuşulan kötü sözlere şahit oldunuz ve sizde bir kalıp yarı oluştu.  Yani önyargınız artık var o kişiye karşı. O insanla oturmak bir şeyler konuşmak yâda paylaşmak ister misiniz? Var olan ön yargılarınızı buna engel olacaktır.

Hiç yumurta yememiş birine yumurtanın çok güzel olduğunu söylerseniz denemek isteyebilir ancak yumurtanın kötü olduğunu söylerseniz daha önce bu konuda bir deneyimi olmadığı için yargısı kalıplaşacaktır.

 

Var olan yargının silinmesi ise zordur.  Bugün bilişim toplumu ve internet çağı olarak değerlendirdiğimiz şu çağda yeni öğrenmelerin gerçekleşebilmesi için unutmayı öğrenmek kavramından bahsederiz. Unutmak öğrenilmeli ve herhangi bir kalıp yargı dâhilinde olaylara bakmaktan vazgeçilmelidir. Ön yargılar öğrenmeyi ve anlamayı zorlaştırır ve olumsuz ket vurur.

 

Atomu parçalayan Einstein bile ön yargılara bu kadar keskin bir tabirle bakıyorsa oturup özyapılarımız üzerine biraz düşünmek gerekir.

Epostanın iletişimdeki yeri hakkındaki düşüncelerinizi belirtiniz.

Eposta bence günümüzde en önemli iki iletişim aracından birisi. Her geçen gün daha önemli ve daha öncelikli ihtiyaç haline gelmekte. Çünkü diğer iletişim araçlarına göre daha hızlı, daha garantili. Nasıl mı? şöyle açıklayayım;

 

  • Daha hızlı. Bir kaç saniye içinde dünyanın herhangi bir yerine mesajınızı gönderebilirsiniz.
  • Daha güvenli. Gönderen ve alıcıdan başka kimsenin görme ihtimali yok.
  • Daha ucuz. Bugün herhangi bir telefon görüşmesi, mektup vs maliyetine göre çok çok daha ucuz.
  • Daha kesin sonuç. Aradınız ulaşılamadı, gönderdiniz teslim edilmedi derdi yok. Siz gönderin karşıdaki mutlaka okur.
  • Defalarca okuma imkanı. Telefon görüşmesi tek sefer dinleme olasılığı var. Mektup vs gibi araçları saklama, koruma gibi dertleri olur. Eposta da böyle bir sorun yok.
  • İstediğiniz anda, istediğiniz yerden erişim imkanı. Evet epostalarınıza her yerden her zaman ulaşabilirsiniz.

Epostanın kullanım alanlarını – amaçlarını belirtiniz.

E-posta teknolojinin getirdiği nimetlerden birisidir. Saniyeler içinde dünyanın diğer ucundaki birine ilet, mesaj gönderebilir yada alabilirsiniz. İletişimin, telefon dahil olmak üzere bence en hızlısı. Aynı zamanda en çevreci olanı. Düşünsenize, bir şirketsiniz ve çalışanlarınıza özel günleri tebrik amaçlı binlerce mektup yerine tek bir mail göndermeniz yeterli. Hem zamandan tasarruf hem kağıttan.

 

E-postaların kullanım amaçlarına gelirsek kısaca şöyle örnekler verebilir:

 

  • Yukarıda bahsettiğimiz gibi tebrik, kutlama vb durumlarda mail – eposta gönderebiliriz.
  • Alışveriş yaptığımızda faturamızı eposta yolu ile alabiliriz.
  • Faturalarımızı kağıt olarak değilde yine eposta olarak alabiliriz.
  • Çalıştığımız kurumda haberleşme için eposta kullanabiliriz.
  • Yakın çevremizdekiler ile dosya, bilgi, döküman paylaşırken eposta kullanabiliriz.
  • Telefonumuz ile çektiğimiz bir resmi eposta ile gönderebiliriz.
  • Üye olduğumuz bir site, forum vs için şifremizi unuttuğumuzda eposta ile öğrenebiliriz.

Bitki ve hayvanlar yaşamımız için neden önemlidir?

Bitki ve hayvanların insanlar için önemi nedir? Bitki ve hayvanlar yaşamımız için neden önemlidir? Açıklayınız.

İnsanların hayatta kalabilmesi için suya ve yemeğe ihtiyacı vardır. Hayvanlar ve bitkiler besin kaynağımız olduğu için yaşamımızda büyük öneme sahiptirler. Bitki ve hayvanların yaşamımıza katkısı bununla sınırlı değildir. Hayvanların gücünden yararlanırız. Bu daha çok eski çağlarda yaygın olsa da hala tarım aracı girmeyen yerlerde ve bazı köylerde, yük taşımada ve tarım alanların sürülmesinde hayvanların gücünden faydalanılır. Ayrıca bazı hayvanların derileri giyim sektöründe kullanılır.

 

Bitkilerin de insan yaşamına birçok katkısı bulunur. Örneğin pamuk gibi bitkiler giyim sektöründe hammadde olarak kullanılır. Bitkilerin en önemli özelliklerinden biri ilaç yapımında kullanılmalarıdır. Üretilen birçok ilaç aslında bitkilerden elde edilir.

 

Ağaçlar dünyamızın oksijen kaynağıdır. Ağaçlık alanların azalması birçok probleme neden olur. Ayrıca ağaç gibi bitkilerden ısınma ve ev yapımı gibi alanlarda da yararlanılır. Günümüzde ağaç kütükleri kullanılarak birçok ev eşyası da yapılmaktadır. Kâğıt üretimi de ağaç kullanılarak yapıldığı için özellikle ağaçlar insan yaşamında önemli bir paya sahiptir.

 

Sonuç olarak hayvanlar ve bitkiler olmadığında yaşamımızın devam etmesi mümkün değildir.

Günümüzde sosyal hayat hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Günümüzde sosyal hayat (misafirperverlik, evlenme, doğum, ölüm, bayramlar vb.) hakkında neler söyleyebilirsiniz?

 

Günümüzde gelişen teknoloji sebebiyle, misafirlik ziyaretlerinde ki azalma, doğum ve ölüm gibi durumların bir telefon ile geçiştirilmesi, bayramların kutlanmayıp fakat internet ortamında herkesin bir bayram telaşı içerisinde olması, evliliklerin eskisi gibi olmayıp herkesin artık birbirini rahatlıkla tanıyıp özgürleşen bir dünya içerisinde yaşamaya çalışmasında ki becerisizlik olarak değerlendirebiliriz. Teknolojiyi her şeyimize katmaya çalıştığımız gün yapabileceğimiz en büyük hatayı yapmış olduk. Önceden ölüm dendiğinde herkeste ki acı aynıydı fakat günümüzde ise bu acıyı bir tıkla unutabiliyoruz, doğum olduğunda ki sevinci bir tıkla herkesle paylaşabiliyoruz. Önceden olduğu bayramlarda büyüklerimize gitmek yerine, uzaktan kameralarımızı açıp bayramlarını kutlayıp geçiştiriyoruz. Misafirlikler önceden bir odada bir çok ailenin bir araya gelerek, sosyalleşerek mutlu olmaktı ancak şimdi ise internet üstünden açtığımız saçma bir sayfa ile misafirlerimizi orada karşılayabiliyoruz. Sosyalleşme arttı mı derseniz belki evet fakat biz insanlar benliğimizi kaybettik.

Abdülhamit’in Kanun-i Esasi’yi kabul etmesinin nedenleri nelerdir?

Abdülhamit’in Kanun-i Esasi’yi kabul etmesinin nedenleri nelerdir?

 

Abdülhamit’in Genç Osmanlılara tahta geçtiğinde meşrutiyet ilanı konusunda verdiği söz ve azınlıkların milliyetçilik akımlarına karşı çıkabilmek amacıyla kabul edilmiştir. Pan-slavizm çabalarına karşı koymak ve avrupalı devletlerin ülkede ki iç işlerine karışmasını önlemeyi amaçlamıştır. Devlette bulunan ekonomik bunalım kabul edilmesinde ki etkiyi hızlandırmıştır. Kabul edilmesinde ki en büyük etki Osmanlıcılık akımı olmuştur.

XIX. yüzyılda Osmanlı Devleti’nde yeni kurumların oluşmasına neden hız verilmiş olabilir?

XIX. yüzyılda Osmanlı Devleti’nde yeni kurumların oluşmasına neden hız verilmiş olabilir? Açıklayınız.

 

Batıda ortaya çıkan sanayi devriminin oldukça gerisinde kalan Osmanlı devleti, gelişmelere hız vermek zorunda kalmıştır. Batı tipi üretim birimleri oluşturulma konusunda politikalar benimsemiş ve fabrikalar kurmaya özen göstermiştir. Sanayi devrimi kadar, ordu ve devlet teşkilatında ki kötü gidişatın da etkisi olmuştur. Bu duruma dur diyebilmek adına kök değişikliklere gidilmiş, farklı kurumlar kurulmuştur.