Kelime-i Tevhit İle Kelime-i Şehadet Arasındaki Farklar

Kelime-i Tevhit İle Kelime-i Şehadet Arasındaki Farkları Arkadaşlarınızla Konuşunuz.

 

Sorunun cevabından önce anlamlarını hatırlamak için tekrar etmek gerekmektedir. Kelime-i Şahadet’in anlamı “Ben şahitlik ederim ki Allah’tan Başka ilah yoktur. Yine şahitlik ederim ki Hazreti Muhammed (SAV) Allah’ın kulu ve Resul’üdür (elçisidir). Kelime-i Tevhit’in anlamı ise Allah’tan başka ilah yoktur Hazreti Muhammed (SAV) Allah’ın Peygamberidir (elçisidir). Kelime-i Tevhit ve Kelime-i Şahadet arasında benzerlikler ve farklılıklar vardır. Benzerlikler, her ikisinde de Allah’tan başka ilah olmadığı belirtilmektedir. Aynı zamanda Hz. Muhammed’in Allah’ın Resul’u olduğu insanlara bildirilmektedir.

 

Kelime-i Tevhid ve Kelime-i Şahadet arasındaki farklılıklar ise, Kelime-i Şehadette, şahitlik ederim ifadesi geçmektedir. Aynı zamanda Hz. Muhammed’in Allah’ın kulu olduğu zikredilmektedir. Yine Kelime-i Şahadet İslam’ın beş şartından biri olması nedeniyle Kelime-i Tevhitten ayrılmaktadır.

 

Kelime-i Şahadet insanların doğduğu andan ölümüne kadar geçen sürede hayatını aydınlatmaktadır. İnsanların İslam yolundaki duruşunu belirtmektedir. Hakikaten iman etmiş bir kişinin Kelime- i Şehadeti tam olarak kabul etmesi gerekmektedir. Müslüman bir kişinin Allah’a, Peygambere ve onun getirdiklerine tereddütsüz bir şekilde inanması gerekmektedir.

 

Tevhit birleştirme, bir olduğunu kabul etme ve bu şekilde iman etme anlamındadır. Bir kişinin gerçekten iman etmesi için hem Allah’a hem de Hz. Muhammed’e ve onun getirdiklerine inanması gerekmektedir. Kısacası bir kimsenin Kelime-i Tevhit’i bir bütün olarak kabul etmesi ve bu şekilde kalben tasdik etmesi gerekmektedir.

Yunus Emre’nin dünya malına bakışını yorumlayınız.

Mal sahibi mülk sahibi hani bunun ilk sahibi mal da yalan mülk de yalan var biraz da sen oyalan … Yukarıdaki dörtlükte Yunus Emre’nin dünya malına bakışını yorumlayınız.

 

Önemli şairimiz Yunus Emre yukarıdaki dörtlükte dünya hayatının geçiciliğine vurgu yapmaktadır. Dünyada bulunan bütün mal ve mülklerinin ilk sahiplerini düşünün onlar artık yoklar onlar yok oldularsa bize geçen malları da başka bir ölümlüye tevarüs edecektir. Aslında bizim diye övündüğümüz hiçbir şey bizim değil. Biz sadece diğer dünyaya ulaşmada bir köprü görevi gören bu dünyadan sadece geçmekteyiz. Bu köprüyü geçerken hizmetimize sunulan şeyleri haddinden fazla önemsediğimiz için çok fazlaca benimsiyoruz sanki gerçek sahibi bizlermişiz gibi.

 

İnsanoğlu dünya hayatına o kadar dalıyor ki sonsuza kadar burada kalacakmışcasına bağlanmaktadır. Oysa Allahu tealanın Kuran-ı Kerim’de de dediği gibi dünya hayatı bir oyalanmadan ve oyundan ibarettir. Gereğinden çok fazla önemsiyoruz. Fani ömrümüz bittiğinde bizimle gelecek olan tek şeyin toprağa karışacak bir kefen parçası olduğunu çokca aklımızdan çıkarıyoruz. İnsan kelimesinin kökeni unutmaktan gelir. İnsan unutan demektir. İnsan olmak aslında unutarak yaşamak demektir insanoğlu öleceğini hayatının her anında aklında tutmaz tutamaz da zaten.

 

Unutması gerekir ki dünyadaki hayatını da idame ettirebilsin. Ancak herşeyde olduğu gibi ölümü hatırlamada da denge esastır. Bunun ölçüsünü de Peygamber Efendimiz çok güzel bir şekilde belirtmiş, hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünyaya yarın ölecekmiş gibi öteki dünyaya çalışmalıyız. Bu dengeyi sağladığımız zaman Allah’ın Peygamber Efendimiz aracılığıyla öğütlemiş olduğu hayatı yaşamış oluruz.

Zekat, infak, sadaka, yardımlaşmayla tanımları

Zekat, infak, sadaka, yardımlaşmayla ilgili isimleri verilen kavramların tanımlarını yazınız.

 

Zekat ne demek  olduğunu açıklamakla başlayalım. Zekat İslamın şartlarından birisidir. İslamın üçüncü şartı olan bu yardımlaşma ibadetinin özelliği daha çok Allah için toplumun faydasına olan ibadet olmasıdır. En genel ifadesiyle fakirlerin zenginlerin malı üzerinde olan haklarını almasıdır. Tabi ki bu zenginlerin kendi rızasıyla Allah’ın emretmiş olduğu ibadeti yerine getirmek için kendi istekleriyle yaptığı bir ibadettir.

 

Bize mal ve mülk zenginliği lütfeden Rabbimizin isteği doğrultusunda ihtiyaç sahiplerine bir nevi umut hediye etmektir. Zekat kelime itibariyle temizlenme anlamına gelmektedir. Bu açıdan baktığımızda zekat ibadeti  malımıza rüzgarla dahi değebilecek haramlardan arınmasını sağlar. Aynı şekilde de insanlara iyilikte bulunduğumuz için ruhumuzu da temizler. Terimsel olarak da dinimizce zengin sayılabilecek Müslümanların belirli kurum ve kişilere, belirli miktarda verebilecekleri para yardımıdır. Dinimize göre zengin olan Müslümanlar nisap miktarınca altın veya altınla aynı değerde parası bulunanlar her sene 1/40’ını fakir sayılan insanlara vermesi gerekir.

 

Zekat ibadeti her Müslümanın üzerine farzdır. Sadaka da farz olmayıp yapılması tavsiye edilmiş para yardımıdır vecibe olarak değerlendirilmez. İsteyen her Müslüman sadaka verebilir. İlla zengin olmasına belirli bir miktar parası olmasına gerek yoktur. İnfak ise kulun Allahu tealanın razılığını kazanmak için kendi emeğinden ayırarak ihtiyaç sahiplerine vermesi demektir. İnfak da sadece sanıldığı maddiyat değildir Allahu tealanın bize rızık olarak verdiği herşeyden infak etmek anlamına gelir. Bu ilmimiz de olabilir yeteneğimiz de olabilir.

İslam dininde başkalarına yardım ederek yapılan ibadetlerden hangilerini biliyorsunuz?

İslam dininde başkalarına yardım ederek yapılan ibadetlerden hangilerini biliyorsunuz?

 

İslam dininde başkalarına yardım edilerek gerçekleştirilen ibadetlerden ilk akla gelenler genel itibariyle maddi olup maddiyat içermeyen ibadetlerde vardır.  Zekat , sadaka, infak gibi başlıca ibadetler olabilir. Bu ibadetler sayesinde ihtiyaç sahibi olan diğer insanlar da geçimini kolaylaştırmış olurlar. Toplum arasındaki maddi durum uçurumu en aza inmiş ve toplum huzuru sağlanmış olur. Paylaşım temelli oluşan toplumlar da eşitsizlik ve hırsızlık gibi durumlar söz konusu olmaz. Aynı şekilde Kurban ibadeti de sene boyu et alamayan insanların faydalandığı bir ibadetimizdir.

 

Peygamber Efendimizin Hz.Aişe’ye söylediği o meşhur söz gelir akla:“Desene Aişe kürek kemiği dışında hepsi bizim oldu.” Peygamber efendimiz aslında burda verdiğimiz şeyler gerçekte bizim olanlardır çünkü onlar amele dönüştüğü için bizimle ahirete gelecek olanların onlar olduğunu söylemek ister. İslam bu yardımlaşma sağlayan ibadetlerle toplum düzenini sağlamaya çalışır ve bizler görüyoruz ki bu ibadetler göz ardı edildiğinde toplumlarda huzursuzluklar meydana gelmektedir. Toplumlarda adalet duygusunun ön plana çıkabilmesi için böyle ibadetler toplumlar için çok önemlidir.

 

Yardımlaşmanın, paylaşmanın ve dayanışmanın olduğu toplumların bireyleri de mutlu ve huzurlu olacaktır. İslam dininde bunların dışında İsar gibi birçok ibadet anlaşı vardır toplum yardımlaşmasını sağlayan. İsar kendi ihtiyacın olan şeyi başkasına verebilecek kadar cömert olmak demektir. İmkanı olmayanların dahi başka insanlara maddiyatsız ibadet niyetine iyilik yapmaları mümkündür. Biz biliyoruz ki yolda zarar veren bir taşı kaldırmak ta ibadet hükmüne geçer.

Arkadaşımızın yapacağı bir kötülüğe engel olmak da ona yardım etmektir. Niçin?

Arkadaşımızın yapacağı bir kötülüğe engel olmak da ona yardım etmektir. Niçin? Bu konuyu örnekler vererek değerlendiriniz.

 

Arkadaşımızın yapacağı bir kötülüğe engel olmak da aslında ona yardım etmek demektir. Çünkü baktığımız zaman yapılması muhtemel olan kötülüğe engel olduğumuzda mevcut zarar ortaya çıkmaz. Kötülük sonucunda hem arkadaşınız günaha girecektir hem de kötülüğü yapacağı kimse ya da varlık zarar görecektir. Üstelik kötülük yapılan kimsenin ya da varlığın hakkına girilecektir.

 

Arkadaşımızı günaha girmekten kurtardığımız kötü birisi olmasına mani olduğumuz için aslında arkadaşımızı kurtarmış oluruz. Belki de arkadaşımız bu davranışı aniden fevri ve sinirli ruh haliyle yapmaya kalkışmış o an sağlıklı düşünemiyor olabilir. Sakinleştiğinde bu yapmaya kalkıştığı şey için büyük ihtimalle pişman olacaktır. Siz ona engel olduğunuzda bu pişmanlıktan da onu kurtarmış olacaksınız onun sakinleşmesine yardımcı olarak. Örnek vermek gerekirse arkadaşınız kardeşi arkadaşınızın değer verdiği bir eşyaya zarar verdiğini düşünelim. Arkadaşınız buna çok sinirlendiği için kardeşine zarar vermeye yeltense siz de ona mani olsanız aslında ona yardım etmiş olursunuz çünkü arkadaşınız belki küçük kardeşine vursa sonradan bir eşya için kardeşini üzdüğüne pişman olacaktır.

 

Aynı şekilde arkadaşınız başka bir arkadaşının onun  arkasından konuştuğu duyduğunda ona sinirlenip onun hatalarını yüzüne vurmak istese siz de ona engel olsanız siz aslında arkadaşınıza yardım etmiş olacaksınız belki de arkadışınız konuşmayı yanlış anlamış olabilir. Konuşarak hallebileceğini söyleyebilirsiniz. Arkadaşınızın pişman olabileceği davranışlardan onu uzak tutmuş olursunuz.

Sizce insan yardım almadan hayatını sürdürebilir mi?

Sizce insan yardım almadan hayatını sürdürebilir mi? Niçin?

 

Bir insanın yardım almadan hayatını idame etmesi mümkün değildir. Hiçbir insan tamamıyla mükemmel ve kusursuz değildir. İnsanoğlu yapısıyla itibariyle beraber yaşamaya mahkumdur çünkü insanlar birbirlerinin eksikliklerini beraber yaşadıklarında yardımlaşmayla çözebilirler. Kendisinde olmayanı başka insanların imkanları ve meziyetleriyle halleder.  Bizim kültürümüzde bununla alakalı birçok söz ve deyim bulunmaktadır.

 

En basit olarak ilk akla gelen “Komşu komşunun külüne muhtaçtır.”  Bu sözden bile basit bir apartman ya da ev yaşantısında bile bir ihtiyacımız olduğumuzda ilk komşumuza başvururuz anlamı vardır. Öyle değersiz olan kül ihtiyacımızı bile komşumuzdan temin edebiliriz. Bu ihtiyaç sadece maddi anlamda düşünülmemelidir. İnsan sosyal bir varlıktır buyüzden iletişim kurmaya kendini anlatmaya, düşüncelerini ve duygularını birileriyle paylaşmaya ihtiyacı vardır. Yaptığı kötü işlerde kontrol edilmeye öğütle düzeltilmeye ihtiyacı vardır. Aynı şekilde faydalı işler yaptığında desteklenmeye daha da teşvik edilmeye özbenliğiyle toplum içinde var olmaya ihtiyacı vardır.

 

İnsan toplumla yaşamalıdır ki toplumun bir parçası olabilisin tek başına basit yaşayabilecek olan insan toplumun bir parçası olduğunda çok yönlü bir hayatı olur. Toplum birlilkte daha büyük işler yapabilir. Örneğin fabrika kurabilir daha çok üretim yapabilir eğitim kurumları kurup çocukların eğitimi sağlayabilir, hastaneler ve sağlık kurumları kurup hastaları tedavi edebilir. Bu örnekleri daha da çoğaltmak mümkündür. Sonuç itibariyle insanoğlu eksikliklerini ancak toplumla beraber yaşadığında kolayca ve organize bir şekilde halledebilir.

Sizce çok fakir birisi başkalarına nasıl iyilik yapabilir?

Sizce çok fakir birisi başkalarına nasıl iyilik yapabilir? Görüşlerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.

 

İyilik yapmak sadece zenginlere ait bir meziyet değildir. Maddi durumu ne olursa olsun her insan imkanı dahilinde iyilik yapma imkanına sahiptir. Hiç kimse mal varlığının azlığını bahane ederek iyilik yapmaktan mustağni olduğunu öne süremez. İyilik yapmak gönül işidir. Gönlü zengin olan kişinin de maddiyata ihtiyacı yoktur. İyilik yapmakta ilk esas olan şey niyettir. Siz niyetinize iyiliği koyduğunuzda bunu gerçekleştirmek için fırsat bulabileceksiniz. Bir çocuğa edeceğiniz ufak bir gülümseme sizin cebinizden beş kuruş dahi götürmeyecektir.

 

Psikolojik olarak çok yıpranmış arkadaşınızın ya da tanıdığınızın yanında olup ona destek olmak para karşılığında olmayacak bir iyiliktir. Sabahları tanıdık tanımadık gördüğünüz herkese selam verip gülümsemek, çalışan kapı komşunuzun çocuğunu emanet bilip ona bakmak, markette gördüğünüz yaşlı amcanın ağır poşetleri taşımasına yardımcı olmak, gönüllü olarak çalışılabilecek sivil toplum kuruluşlarında yer almak, yemeğinizden kalan artıkları sokak hayvanlarına vermek, cami gibi yerleri gönüllülükle temizlemek, huzurevlerindeki yaşlıları ziyaret etmek, hastanedeki hastalara şifa temennisinde bulunmak, yardım etmek istiyenlere ihtiyaç sahiplerini belirlemesin yardımcı olmak, hayvanlara zarar veren plastikleri gönüllü olarak çevre temizliği yapmak, gibi örneklerini çoğaltabileceğimiz iyilik hareketleriyle sıfır maliyetle insanlara faydalı olabilmek mümkündür.

 

Şöyle düşünelim bizim dinimiz insanlara mazarrat veren yoldaki taşı kaldırmayı dahi sadaka olarak görür infak edemiyorsan şayet malınla imkanlarından infak edebilirsin. Yeter ki iyilik yapmak istesin insan bunun için bir sürü fırsat var.

Birine yardım ederken ve birinden yardım alırken neler hissedersiniz?

Birine yardım ederken ve birinden yardım alırken neler hissedersiniz? Arkadaşlarınızla paylaşınız.

 

Birine yardım ederken  mutlu olurum çünkü birisine ya da birilerine faydalı olma fikri insana iyi gelir. İnsanların mutluluğun sebebi olmak insana huzur veren vicdanını okşayan bir durumdur. Varoluşun en güzel hedeflerinden biridir. İhtiyacı olanlara yardım etmek erdemlerin en güzelidir. Gün gelip bu erdeme bizim de ihtiyacımız olabileceğini unutmamamız gerekir. Yardımcı olmak nezaketin ve  toplumsal dayanışmanın topluma yansımış halidir. Eğer toplumda kalıcı iyilik hareketi oluşturmak istiyorsak birisine yardım etmekle başlayabiliriz.

 

Yardım edilmiş bir insanda imkanı olunca başkasına yardımda bulunma ihtiyacı hisseder çünkü yardıma ihtiyacı olan insanlarla empati kurabilir hale gelir. İyilik, güzellik dediğimiz şey kar topunun oluşması gibidir. Siz bir taneyle başlatırsınız ve toplumda karşılığı domino etkisi yapabilir çünkü biz biliyoruz ki güzellikler paylaştıkça çoğalır. Hem Allahu tealanın vaadidir ki kim ki bir Müslümanın sıkıntısını giderirse kıyamet günü Allahu teala da onun sıkıntılarını giderecektir. Sorunun devamının cevabı, kendim başkasından yardım aldığımda da mutlu olurum çünkü önemsenmiş hissederim. Bu hayatta yalnız olmadığımı anlarım. Zor durumda olduğumda beni düşenen insanların varlığı bana güven verir. Bana yardımda bulunan insanlara gerçekten içlerinden isteyerek yaptıysalar kibirden uzaksalar minnettarlık duyarım. Bu dünyada güzel insanların varlığına iyiliğe olan inancım artar. Hem Allahu tealanın vaadidir ki kim ki bir Müslümanın sıkıntısını giderirse kıyamet günü Allahu teala da onun sıkıntılarını giderecektir.

Bencil her yerde yalnızdır sözü hakkındaki düşünceler

Bencil her yerde yalnızdır sözü hakkındaki düşüncelerinizi defterinize yazınız.

 

Bencil insan her yerde kendi menfaatini düşünen fedakarlık ve vefanın ne demek olduğunu bilmeyen insan türüdür. Bu tür insanlar benmerkezcidirler.Bencil insan “öteki”yle iletişime geçtiğinde önceliği hep kendisidir. Oysa insan ilişkileri paylaşma ve fedakarlık üzerine kurulur çünkü sevgi paylaştıkça çoğalır, üzüntü paylaştıkça azalır. Benciller her zaman almayı ister hiç bir şekilde vermeyi reddederler. Tek taraflı bir fedakarlık diğer insanda kullanılmışlık hissi yaratacağından karşı taraf bu ilişkiyi sonlandırmak isteyecektir. İnsanlar sevgilerinden ya da fedakarlıklarında bir karşılık bulamayacağından ilişkiye son vermek isteyeceklerdir. Böylece benciller her zaman ve her yerde yalnız kalmaya mahkum kalacaktır.

 

Bireyselliğin ön plana çıktığı modern çağımızda insanlar bireysellikle beraber bencillikleri de arttı. Empati,isar, diğergamlık(özgeci) gibi kavramlar unutulmaya başlandı. Oysa bizim kültürümüzde kendinden önce başka insanları düşünmek  vardır. Bu kelimelerin varlığı bu düşüncelerin bir zamanlar asl olan duygular olduğunun da kanıtıdır.Diğergam ve isar gibi mükemmel bir anlayış tarzını bencil insanların anlaması mümkün olamaz. Diğergam Farsça bir kelime olup kişinin kendi yararından önce başkasının menfaatini gözeten kişi anlamına gelir. İsar ise cömertliğin zirvesi sayılabilecek bir ahlaktır. Cömertlik kendi malının insanın kendisine lazım olmayanından vermek ise isar kendine lazım olup başkasına lazım malından verilmesi demektir. Oysa bencil insan isteklerinin karşılanmasını sürekli karşı taraftan bekler. Bencillik insanı mutlu etmez çünkü bencil ahlakına sahip bir insan eninde sonunda yalnız kalmaya mahkumdur .

El el ile, değirmen yel ile deyimiyle anlatılmak istenen nedir?

El el ile, değirmen yel ile deyimiyle anlatılmak istenen nedir? Araştırarak arkadaşlarınızla paylaşınız.

 

“El el ile, değirmen yel ile.” deyimiyle anlatılmak istenen  ana tema şudur: İnsan dediğimiz varlık tek başına yaşayamaz. İnsanoğlu kendisinde olmayanı başkasıyla kapatır. Bir insanın bütün ihtiyaçlarını kendi başına karşılayabilmesi mümkün değildir. Şöyle düşünün bir insanın hem doktor hem öğretmen hem mimar hem polis hem çiftçi hem işçi hem de imam olması mümkün değildir. Toplumun bir arada yaşamasının nedeni tabiri caizse sessiz anlaşma yapmasıdır. Anlaşmadan kasıt gerçek bir anlaşmadan bahsetmiyoruz insanlar eksiklerini başka insanlarla aynı yerlerde yaşayarak karşılar. Toplum birlikte hoşgörü ve anlayışla yaşamalıdır.Toplum bir insan vücudu gibidir ya da fabrika gibidir.

 

Toplumun bir kısmı yönetim de bir kısmı güvenikte bir kısmı sağlıkta bir kısmı eğitim de bir kısmı hizmet sektöründe  çalışır. Bu fabrikanın önemsiz parçası yoktur. Her parçanın bir görevi vardır. Bir vidanın bile yokluğu düzenin bozulmasına yol açar. Düzen söz konusu olduğunda bütünlük esastır. Bu deyimdeki benzetme de ikinci kısımdır. Bir değirmenin çalışması rüzgarsız olamayacağı gibi insanın da insansız olamayacağını söyler. Başarı için insanların birbirlerine mecbur olduğunu anlatmaktadır. Yelsiz değirmenin bir manası olamayacağı gibi insanın da insansız bir manası olmayacaktır.