Kışın Güneş Işığından Daha Fazla Yararlanmak İçin Evlerde Hangi Önlemler Alınabilir?

Kışın Güneş Işığından Daha Fazla Yararlanmak İçin Evlerde Hangi Önlemler Alınabilir?

 

Güneş enerjisi insanların yaşamlarını sürdürebilmesi için çok önemli bir enerjidir. Güneş ışığı aydınlanmak ve ısınmak için tüm insanlar için gereklidir. Bu durumun sosyal ve ekonomik faydaları olduğu kadar sağlık açısından da çok önemlidir. İnsanların güneş ışığından ve ısısından yararlanması doğal olarak kış mevsiminde en aza inmektedir. Bu sebeple evlerin güneş görme zamanını artıracak bazı işlemler yaparak güneş ışığından daha fazla yararlanabilinir. Bu işlemlerden ilk olarak evler inşa edilirken mimarın güneş gören oda sayısını arttırması ve evin güneş görebilmesini sağlaması gerekir.

 

Öte yandan evlere ısı yalıtım sistemlerinin kurulması lazımdır. Evlerde güneş görmekte olan odaların perdeleri açık tutulması odaya güneş ışığının girmesini sağlayacaktır. Güneş gören odanın perdesinin açık tutulması yöntemi etkili olduğu kadar hem ekonomik hem de son derece kolaydır. Ayrıca bu işlemi yaparak güneşten gelen ısı odamızı da ısıtmış olur. Kış mevsiminde koyu renkli kıyafetler giymekte güneş ışığından faydalanmamızı sağlar. Çünkü koyu renkler ışığı emerler. Kış mevsiminde koyu renkli elbiseler giydiğimiz takdirde, bu elbiseler güneş ışıklarını emecek ve ısınmamızı sağlayacaktır.

 

Yaz aylarında ise koyu renkli kıyafetler değil de açık renkli kıyafetler tercih edilir. Bunun nedeni de açık renkte olan elbiseler ışığı yansıtır. Saydığımız yöntemler sayesinde kışın evlerimizde güneş ışığından daha fazla faydalanabiliriz. Bu sayede vücudumuzun ve evimizin daha rahat bir şekilde de ısınmasına yardımcı oluruz.

Günümüzde Güneş Enerjisinin Kullanım Alanlarını Düşündüğünüzde Gelecekte Güneş Enerjisi Nerelerde Kullanılabilir?

Günümüzde Güneş Enerjisinin Kullanım Alanlarını Düşündüğünüzde Gelecekte Güneş Enerjisi Nerelerde Kullanılabilir?

 

Enerji kaynakları yenilenemez ve yenilebilinir enerji kaynakları olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Güneş enerjisi yenilebilinir enerji kaynakları arasındadır. Aynı zamanda güneş enerjisi sürdürülebilir enerji kaynaklarındandır ve çevreye zarar vermez. Güneş enerjisi çevreye herhangi bir gaz salınımı yapmadığı için çevreye herhangi bir zarar vermez. Güneşin ısısı ve ışığından neredeyse dünyanın tamamı faydalanmaktadır. Bu nedenle güneş enerjisi dünyanın her yerinde kurulabilen bir enerji sistemidir.

 

Günümüzde güneş enerjisinin kullanım alanlarına baktığımızda gelecekte pek çok alanda kullanılabileceğini düşünebiliriz. Güneş enerjisinin gelecekte nerelerde kullanılacağı yönünde yapılan tahminler arasında uzay araştırmaları ve uzay yolculuğu vardır. Bununla birlikte sanayinin önemli bir bölümünde güneş enerjisinden yararlanabilinir. İleride tarım alanında ve köylerde daha yoğun bir şekilde güneş enerjisi kullanılabilinir. Yine aynı şekilde eğitimde ve sosyal faaliyetlerde güneş enerjisi önemli bir yer tutabilir. Karayolu ulaşımı için ileride güneş enerjisinden büyük yararlar sağlanacağı da tahmin edilmektedir. Zira günümüz otomobilleri fosil yakıtlarla çalışmaktadır. Bu fosil yakıtlar sürdürülebilir enerji kaynağı değildir ve tükenebilir. Bu nedenle başka enerji kaynaklarından yararlanılarak, fosil yakıtların yerine bu enerji kaynaklarının geçmesi yönünde bilim dünyasında çalışmalar vardır.

 

Fosil yakıtlara alternatif olarak öne sürülen enerji kaynakları içerisinde güneş enerjisi de vardır. Özetle günümüzde güneş enerjisinin kullanıldığı alanlar incelendiğinde gelecekte güneş enerjisi; karayolu ulaşımında, eğitim ve soysa faaliyetlerde, sanayide, tarımda, uzay araştırmalarında ve uzay seyahatlerinde kullanılabilinir.

Güneş Enerjisinin Diğer Enerji Türlerine Göre Avantajları Nelerdir?

Güneş Enerjisinin Diğer Enerji Türlerine Göre Avantajları Nelerdir?

 

Güneş enerjisinin diğer enerji türlerine göre en önemli avantajı ve farkı tükenmeyen ve bol bir enerji kaynağı olmasıdır. Milyonlarca yıldır bu durum böyledir. Çok temiz bir enerji türü olması da diğer enerji türlerine göre daha avantajlı olmasını sağlamaktadır. Radyasyon, kükürt, karbon monoksit, gaz, duman gibi çevreyi kirletici maddelerin salınması gibi bir durum söz konusu değildir. Enerjiye ihtiyaç duyduğumuz bütün alanlarda güneş enerjisinden faydalanabiliriz. Lokal ortamlarda örneğin evlerde, okullarda aklımıza gelebilecek her yerde güneş enerjisinden yararlanabiliriz.

 

Yaşanan ekonomik krizler, buhranlar vb. güneş enerjisinden faydalanmamızı engelleyemez. Teknolojide gelişme olmasa bile güneş ısı ve ışık saçmaya devam eder. Ayrıca karmaşık teknolojiye ihtiyaç duyulmadan pek çok yerde güneş enerjisinden yararlanırız. Ulaşım sorunu, külfeti, masrafı vb. gibi sorunları yoktur. Dünyamızın büyük bir bölümü güneş enerjisinden yararlanabilir. Nerede daha fazla ihtiyaç varsa oraya güneş enerjisi sistemleri kurulabilinir. Kurulan güneş enerjisi sistemlerinin bakım maliyetleri ya yoktur ya da çok az bir düzeydedir. Evlerimizin çatısı boş ve kullanmadığımız bir alandır. Fakat güneş bu çatılara bile bir işlevsellik kazandırmıştır. Diğer enerji türlerinden bu denli bir işlevsellik kazandırma durumu bulunmamaktadır.

 

Evlerin çatılarından güneş enerjisi sayesinde, güneşli bir günün ardından istediğimiz kadar sıcak su elde edebiliyoruz. Sıcak su sorunun çözümü için kullanılan güneş enerjisi aynı zamanda oldukça ekonomiktir. Bir kere taktırdıktan sonra uzun yıllar kullanabilirsiniz.

Günlük Hayatta Duyduğunuz Element veya Bileşiklere Örnekler Veriniz.

Günlük Hayatta Duyduğunuz Element veya Bileşiklere Örnekler Veriniz.

 

Günümüze kadar 118 element keşfedilmiştir ve bu keşfedilen elementlerin 92 tanesi doğaldır. Evrendeki her madde elementlerden meydana gelmiştir. Helyum, azot ve oksijen gibi çok az sayıda element doğada element halinde bulunurken diğer elementlerin çoğunluğu doğada bileşikler halinde bulunur.

 

Günlük hayatta çokça kullanılan elementler aşağıda verilmiştir:

  • İyot: Sofra tuzunda ve balığın yapısında bol miktarda bulunur.
  • Bakır: Elektrik kablolarının yapımında, mutfak eşyaları ve ısıtıcılarda kullanılır.
  • Krom: Zırhlı araç yapımında, çelik yapımında kullanılır.
  • Demir: Kanın yapısında bulunur, inşaat ve köprü yapımında, makine parçalarının yapısında ve çoğu elektrikli aletin yapımında kullanılır.
  • Potasyum: Sıvı deterjan, barut ve gübre yapımında kullanılır.
  • Kalsiyum: Dişlerimiz ve kemiklerimizin yapısında bulunur, çimento, alçı, kireç yapımında kullanılır.
  • Gümüş: Süs ve takı eşyalarında ve bazı araçlarda kaplama olarak kullanılır.
  • Helyum: Zeplin ve balon gibi hava taşıtlarının şişirilmesinde ve roket yakıtlarının şişirilmesinde kullanılır.
  • Karbon: Canlıların yapısında bulunur, kömür, petrol ve doğal gaz yapısında bulunur.

 

Günlük hayatta karşılaştığımız bileşikler:

  • H20(Su): 2 Hidrojen + Oksijen atomu birleşmesiyle oluşur. Hayatımızın neredeyse her alanında yapıya katılır.
  • NaCl(Tuz): Sodyum + Klor atomlarının birleşmesiyle oluşur. Yemeklerde ve birçok alanda kullanılır.
  • NaOH(Sodyum Hidroksit): Sodyum + Hidrojen + Oksijenden oluşur. Endüstride birçok kimyasal maddenin yapımında kullanılır. Temizlik alanında kullanılır daha çok.
  • NH3(Amonyak): Azot + 3 Hidrojenin birleşmesiyle oluşur. Gübre, ilaç, parfüm gibi maddelerde kullanılır.
  • CO2 (Karbondioksit): Karbon + 2 Oksijen atomundan oluşur. Gaz halinde bulunur ve ateş söndürücü olarak kullanılır. Aynı zamanda solunumda çok önemli bir yeri vardır.

Element ve Bileşikler Hakkında Duyduklarınızı Sınıfta Paylaşınız?

Element ve Bileşikler Hakkında Duyduklarınızı Sınıfta Paylaşınız?

 

Proton sayısı aynı olan atomların birleşmesiyle oluşan yapıya element denir. Maddenin en saf halidir. Aynı cins atomlardan meydana gelen elementler, kimyasal yollar sonucunda kendinden daha basit ve farklı modellere ayrılamazlar. Yani sonuç olarak her farklı element farklı tür bir atomdan meydana gelmiştir ve farklı türde iki madde aynı tür elementten oluşmuş olabilir. Çevremizde gördüğümüz her şey elementlerden meydana gelmiştir. Elementler özel isimlerle ve kendilerine özel semboller ile ifade edilirler. Atomik ve moleküler yapıda olmak üzere iki türde bulunurlar.

 

İki ya da daha fazla sayıda kimyasal elementin meydana getirdiği yapıya bileşik denir. Bileşikler kırılması zor kimyasal bağlarla bir arada tutulmaktadır. Bu bağlar, atomlar arasında meydana gelen elektron paylaşımı veya elektron alış verişi sonucunda oluşmaktadır. Bileşikler doğada saf olarak bulunmaktadırlar. Bunun sonucunda bileşikler kendilerini oluşturan elementin kimyasal özelliklerini göstermezler. Yeni bir kimyasal özellik kazanırlar.

 

Elementlerin ve Bileşiklerin Farkları;

  • Elementler aynı cins atomlardan meydana gelirken bileşikler farklı tür atomlardan oluşurlar.
  • Elementler kimyasal yöntemlerle kendinden daha basit maddelere ayrılmazken bileşikler kimyasal yöntemlerle elementlerine ayrılabilirler.
  • Elementler sembollerle ifade edilirken bileşikler formüllerle ifade edilirler.

 

Element ve Bileşiklerin Ortak Özellikleri:

  • Saf maddelerdir.
  • Homojen yapıya sahiptirler.
  • Belirli koşullar altında erime ve kaynama noktaları sabittir.
  • Belirli koşullar altında yoğunlukları sabittir.
  • Fizikler yöntemlerle ayrıştırılamazlar.

Elinize Aldığınız Bir Parça Kağıdı Bölebildiğiniz Kadar Küçük Parçalara Bölünür.

Elinize Aldığınız Bir Parça Kağıdı Bölebildiğiniz Kadar Küçük Parçalara Bölünür. Elinizde Kalan Son Parça Kağıdın En Küçük Yapısını Temsil Eder mi? Tartışınız.

 

Hayatımızda bulunan birçok maddeyi dış etken olarak rahat bir şekilde fiziksel değişimi uğratabilmekteyiz. Elimize aldığımız kağıdı küçük parçalara bölerek onu fiziksel değişime uğratmaktayız. Ancak fiziksel ayrışma maddenin özelliğini bozmamaktadır. Fiziksel değişimler maddenin dış görünüşünün değişimi anlamındadır. Elimize aldığımız kağıdı bölebildiğimiz kadar küçük parçalara böldüğümüzde elimizde kalan son parça kağıdın en küçük yapısını temsil etmektedir. Ancak kağıdın özelliğini bozmamaktadır.

 

Fiziksel değişim maddenin dışında gerçekleşmektedir. Doğal olarak maddenin dış görünüşü değişmektedir. Kırılma, parçalanma, eskime, bozarma, yıpranma, çizilme, yamulma, esneme ve bükülme gibi değişimler fiziksel değişimi meydana getirmektedir. Fiziksel değişim maddeni asıl özelliğine etki etmemektedir.

 

Fiziksel değişim sayesinde maddeler daha kolay tüketilmektedir. Aynı zamanda bu maddelerin daha rahat kullanılmasını sağlamaktadır. Fiziksel değişim sonrasında bir madde başka bir maddeye dönüşmemektedir. Fiziksel değişimin olabilmesi için dışarıdan müdahale edilmesi gerekmektedir. Maddeler dıştan gelen fiziksel darbelere karşı özelliğine göre dayanıklılık göstermektedir. Bazı maddeler daha hassasken bazı maddeler daha dayanıklıdır. Doğrudan müdahale olmadan doğanın etkisi ile değişime uğrayan maddelerde zaman gerekmektedir. Güneş ışınları, yağmur ve rüzgar gibi doğa olayları maddelerin şeklini ve rengini değiştirmektedir. Fiziksel değişime farklı örnekler vermek gerekirse kağıdın yırtılmasına ek olarak, kağıdın buruşturulması bir fiziksel değişimdir. Aynı zamanda suyun donması, camın kırılması, suyun erimesi, ekmeğin bölünmesi, meyvenin kesilmesi, kalemin kırılması, demirin bükülmesi, cevizin toz haline getirilmesi birer fiziksel değişime örnektir. Bu maddelerde sadece şeklen değişiklik meydana gelmektedir.

Günlük Hayatta Kullandığımız Birçok Maddenin Birbirinden Farklı Olmasını Sağlayan Temel Özellikler Neler Olabilir?

Günlük Hayatta Kullandığımız Birçok Maddenin Birbirinden Farklı Olmasını Sağlayan Temel Özellikler Neler Olabilir? Tartışınız.

 

Çünkü günlük hayatta kullandığımız tüm maddelerin kendine özgü bir yapısı ve özelliği vardır. Yaşadığımız alana baktığımızda tüm insanlar ve insanların işlerini kolaylaştıran maddeler birbirinden farklı özellikler göstermektedir. Maddelerin kendine özgü renkleri, şekilleri, dokular, katılık ve sıvılık oranları farklı özelliklere sahiptir. Örneğin; günlük mutfakta yemek yaparken farklı maddelerin bir araya gelmesi ile ortaya farklı kimyasal tepkimeler çıkmaktadır. Yine temizlik yaparken kimyasal temizlik ilaçları ile ortaya farklı tepkimeler çıkmaktadır.

 

Günlük hayatta kullandığımız maddelerin birbirinden farklı özellikte olması atom yapısından ve bileşik özelliğinden kaynaklanmaktadır. Çünkü her maddeyi oluşturan atomun farklı özellikleri vardır. Atomların özellikleri proton ve elektron sayılarına göre değişmektedir. Bu da element ve bileşikler ile yeni maddelerin ortaya çıkmasına etkendir. Maddeler yapılarında bulunan kimyasal ve fiziksel özelliklere göre ayrılmaktadır. Aslında her madde ilk başta kimyasal olarak ayrılmakta sonrasında fiziksel bir özellik kazanmaktadır.

 

Günlük hayatta kullandığımız maddelerin birbirinden farklı olmasına diğer bir etken doğadır. Doğada kendiliğinden bulunan maddeler vardır. Bunların birleşiminde yeni ve farklı maddeler yer almaktadır. Bunun yanında bileşikler yeni maddelerin oluşumuna etkendir.

 

Kullanım alanı farklı olan maddelerin oluşumu sırasında farklı maddeler kullanılmaktadır. Bu da her maddenin birbirinden farklı işlev ve özellik göstermesini sağlamaktadır. Günlük hayatta kaşığın yeri ayrıdır. Bunun yanında mutfakta kullanılan her bir eşyanın kullanım amacı ve özelliği ayrıdır. Baktığımızda hayatımızda kullandığımız her ürün farklı özelliğe sahiptir ve işlerimizi kolaylaştırmaktadır.

Mert’in Sallanmaya başladığı Andan Durduğu Ana Kadar Kinetik Enerjisi İle Potansiyel Enerjisi Nasıl Değişir?

Annesi Mert’i Salıncakta Sallandıktan Bir Süre Sonra Salıncak Duruyor. Mert’in Sallanmaya başladığı Andan Durduğu Ana Kadar Kinetik Enerjisi İle Potansiyel Enerjisi Nasıl Değişir?

 

İlk başta kinetik enerji ve potansiyel enerjinin ne olduğunu bilmek gerekmektedir. Kinetik enerji hareketli cisimlerin sahip olduğu bir enerji türüdür. Bu enerjinin ortaya çıkması cisimlerin hareketleri ve süratlerine bağlıdır. Cisimlerin arttan hızları ve büyüyen kütleleri kinetik enerjinin artmasına neden olmaktadır. Burada enerji kaybolmadan dönüşüme uğramaktadır. Sallanan salıncağa baktığımızda hız ve kütlü arttıkça ortaya çıkan kinetik enerji daha fazla olmaktadır.

 

Potansiyel enerji, bir alanda bulunan cisimlerin bulundukları alana göre fiziksel durumlarından dolayı depoladığı enerjidir. Potansiyel enerji belli bir konumda bulunan cisimlerin değişikliğine bağlıdır. Hızlanan salıncağın yavaşlaması ve durması sonucu ortaya potansiyel enerjinin çıkmasını sağlamaktadır. Çünkü potansiyel enerji korunumlu bir kuvvete karşı yapılan bir işin geri alınabileceği anlamına gelmektedir. Kuvvet uygulanarak sallanan salıncağın, uygulanan kuvvetin bırakılması ile durması potansiyel enerjiye çok güzel bir örnektir.

 

Potansiyel enerjinin işe dönüşebilmesi için ilk başta mutlaka hız enerjisine dönüşmesi gerekmektedir. Belli bir hıza ulaşan cisim sonrasında potansiyel enerjinin ortaya çıkmasına etkendir. Potansiyel enerji aynı zamanda cismin konumuna bağlıdır. Cisimler yeryüzünden yükseldikçe çekim potansiyel enerjileri artmaktadır. Yani sallanan salıncak yükseldikçe çekim potansiyel enerjisi artmaktadır. Potansiyel enerji cismin konumuna bağlı olduğu için cismin konumu belli bir karşılaştırma noktasına göre tanımlanmalıdır. Belli bir noktaya tanımlanan cismin ortaya çıkardığı potansiyel enerjisine bakılmaktadır. Bir kuvvete bağlı olarak sallanan salıncak bir süre sonra kinetik enerji ortaya çıkarmaktadır. Azalan kuvvet ile salıncağın yavaşlaması ve durması potansiyel enerjinin ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

Avuçlarınızı kuvvetli bir şekilde bir süre birbirine sürtünüz. Avuçlarınızın içinde oluşan ısıyı hissettiniz mi?

Avuçlarını Kuvvetli Bir Şekilde Bir Süre Birbirine Sürtünüz. Avuçlarınızın İçinde Oluşan Isıyı Hissettiniz mi? Bu Isının Sebebi Ne Olabilir?

 

Bu durumun en kısa açıklaması sürtünme kuvveti olarak bilinmektedir. Hareket halindeki cisimlerin sahip oldukları bir kuvvet vardır. Bu esnada cisimler sahip oldukları kinetik enerjiyi ısı enerjisine dönüştürerek kinetik enerjinin azalmasına sebep olmaktadır. Avuçlar birbirine sürtündüğünde avuç içleri ısınmaktadır. Bu ısı, sürtünme kuvveti nedeniyle ortaya çıkmaktadır. Avuçlar birbirine sürtündüğünde kinetik enerjinin bir kısmı ısı enerjisine dönüşmektedir. Yani kinetik enerji kaybolmadan ısı enerjisine dönüşmektedir.

 

Detaylı bakmak gerekirse, kinetik enerji hareketli cisimlerin sahip olduğu bir enerji türüdür. Bu enerji cisimlerin süratleri ve hareketlerine bağlıdır. Cisimlerin kütleleri büyüdükçe ve süratleri arttıkça kinetik enerjileri artmaktadır.

 

Sürtünme kuvveti, cisimlerin birbirine sürtünmesinden dolayı ortaya çıkan kuvvet ya da enerjidir. Sürtünme kuvveti cisimlerin hareketlerini zorlaştırmaktadır. Bu da cisimlerin yavaşlamasına neden olmaktadır. Sürtünme kuvveti ile meydana gelen yavaşlama kinetik enerjiyi etkilemektedir. Sürtünme ve yavaşlama kinetik enerjinin azalmasına neden olmaktadır. Aslında hepsi birbiri ile bağlantılı ilerlemektedir. Kinetik enerjideki azalma, kinetik enerjinin başka enerji türlerine dönüşmesine neden olmaktadır.

 

Sadece ellerin birbirine sürtünmesi ile çıkan enerji ve birbirine bağlantılarına bakıldığında karmaşık bir olay gibi görünmektedir. Ancak burada dikkat çeken kelimeler ısı ve kinetik enerjidir. Sürtünme nedeniyle meydana gelen temel enerji bu ikisidir. Tabi hızı ve kütlesine göre artan veya azalan enerji de önemlidir.

 Yer çekimi olmasaydı ne gibi sorunlar yaşanırdı?

 Yer çekimi olmasaydı ne gibi sorunlar yaşanırdı? Düşüncelerinizi sınıfta paylaşınız.

 

Dünyanın kütle çekimi yerçekimidir. Çünkü var olan her şeyin kütle çekimi kendisine göre farklılık göstermektedir. Kütlesi büyük olan cismin çekim kuvveti çok, küçük olan cismin çekim kuvveti ise azdır.  Ayda bulunan çekim kuvvetinin az, dünyanın çekim gücünün fazla olmasının temel nedeni budur. Yerçekimi olduğundan dolayı dünya üzerinde rahatlıkla hareket edebilmekteyiz. Şayet yerçekimi olmasaydı, insan vücudundaki boşaltma, sindirim, hareket, destek, dolaşım gibi sistemler başta olmak üzere hayati önem taşıyan sistemler çalışmazdı. Böyle olunca dünya üzerinde canlılık faaliyetlerinden bahsetmek imkansız olurdu. Yerin çekim, fiziksel güç olarak dünyadaki canlılık faaliyetlerini doğrudan etkilemektedir. Dünya üzerinde canlı hayatın olmaması, yaşam düzenindeki diğer her şeyin bozulması anlamına gelirdi.

 

Yer çekimi olmasaydı ne gibi sorunlar yaşanabileceğini şöyle sıralanabilir:

  • Futbolda kalecinin attığı top gibi havaya atılan cisim veya maddeler geri gelmez uzayda kaybolur giderdi.
  • Yağ, kar gibi doğa olayları olmazdı. Karı, yağmuru yere doğru çekecek bir güç olmadığından yağış olamazdı.
  • Yerçekimi olmadığından terazi hep dengede duracağından terazi kullanılamazdı.
  • İnsanlar yemek yerden veya su içerken zorlanırlardı.
  • Aydaki gibi insanlar yere basamaz, havada asılı kalırdılar.
  • Kiremit kullanılamaz, binalar inşa edilemezdi.
  • Kuş gibi kanatlı varlıklar öldüklerinde bile havada kalırlardı.

 

Uzay araçlarındaki astronotların devamlı havada uçtuğunu görmekteyiz. Yerçekimi olmasaydı tıpkı astronotların yaşamı gibi bir yaşamımız olurdu. Hayati önem taşıyan su ve havada da farklılık söz konusu olacağından insanın yaşamı zorlaşır. Belki insan nesli bile olmazdı.