Elektron dizilimi yazıldığında 9 tane tam dolu orbitali, 6 tane yarı dolu orbitali olan nötr bir atomun

Elektron dizilimi yazıldığında 9 tane tam dolu orbitali, 6 tane yarı dolu orbitali olan nötr bir atomun

  1. a) Atom numarası kaçtır?
  2. b) Hangi blokta bulunur?
  3. c) Periyodik sistemdeki yeri neresidir?

 

Orbital kimyasal tanım olarak elektronun atom içerisinde bulunma olasılığı en yüksek olan yere verilen isimdir. Bir orbital üzerinde en fazla 2 adet elektron taşıyabilir. Çeşit olarak s, p, d ve f orbitalleri bulunmaktadır. Bu orbitaller birbirinden farklı enerji düzeyine sahip olup üzerlerinde farklı sayıda elektron barındırabilmektedir.

 

S orbitalleri:

Bu orbital türü tüm enerji seviyelerinde bulunabilir ve üzerinde en fazla 2 adet elektron taşıyabilir. ns2 şeklinde gösterilir ve n sayısı baş kuantum sayısını ifade eder. Bir enerji seviyesinde bulunabilen toplam orbital sayısı n2 formülüyle bulunabilir. Örnek olarak helyum elementinin orbital dizilimi 1s2 şeklindedir. 2

 

P orbitalleri:

İkinci enerji seviyesinden itibaren bulunabilen p türü orbitaller Px, Py ve Pz olmak üzere üç farklı orbital seviyelerine sahiptir ve toplamda altı adet elektron bulundurabilirler. Örnek olarak 7 atom numarasına sahip nötr bir atomun orbital dizilimi 1s22s22p3 şeklinde gösterilir. Bu atomda p orbitalinde bulunan elektronlar 3 farklı orbitale birer adet olmak üzere dizilir ve her biri yarı dolu orbital adını alır.

 

D orbitalleri:

Bu orbital üçüncü enerji seviyesinden itibaren bulunan ve toplamda 10 adet elektron taşıyan türdür.

 

F orbitalleri:

Son çeşit olan f orbitalleri ise üzerlerinde toplam 14 adete kadar elektron barındırabilirler.

 

Yukarıda 9 adet tam dolu orbitali ve 6 adet yarım dolu orbitale sahip olan atomun orbital dizilimi 1s22s22p63s23p64s13d5 şeklinde olan uyarılmış bir atomdur.

  • Atom numarası 24’tür.
  • D bloğunda bulunur.
  • periyot 6B grubuna ait bir atomdur.

Yörünge ve orbital kavramları arasındaki farklar nelerdir?

Yörünge ve orbital kavramları arasındaki farklar nelerdir? Yazınız.

 

Hatırlayacağımız üzere Bohr tarafından ortaya atılan atom modelinde nötron ve protonlar atom çekirdeğinde sahip olarak bulunmakta ve elektronlar çekirdeğin etrafında hareket halindeydi. Atom çekirdeğinde bulunan proton artı yüklü parçacık, nötron ise yüksüz taneciktir. Atom kütlesinin neredeyse tamamını çekirdekte bulunan bu tanecikler oluşturur. Elektronlar ise çok küçük ağırlıklara sahip olduğundan bu ağırlık ihmal edilir. Bu atom modelinde yer alan diğer görüş ise elektronların atom çevresinde bulunan yörüngelerde serbest halde bulunmasıdır. Yörünge adı verilen kavram elektronların bulunabileceği kabuk veya enerji düzeylerine verilen addır. Bu tanım basit tanım olarak tanımlanır ve ihtimaller üzerine yorumlanır.

 

Orbital kavramı ise bir elektronun belli enerji seviyesine sahip olan yörüngelerde bulunma olasılığının en yüksek değere sahip olduğu bölgelere verilen addır. Bir yörünge üzerinde en fazla kaç adet orbital bulunabileceği ise n2 ifadesi kullanılarak bulunur. Burada yer alan “n” baş kuantum sayısı anlamına gelmektedir. İki tanımdan yola çıktığımızda orbital ve yörünge ortak olarak aynı yerde geçmektedir. Aralarındaki fark ise elektronların yer alabileceği genel yerlere yörünge adı verilirken, bulunmakta ihtimalinin en yoğun olduğu bölgelere ise orbital adı verilir.

 

Yörüngeler atom çevresinde çekirdekten aldığı enerji sayesinde atomdan ayrılmadan durmaktadır. Bir atomun yörünge sayısı arttıkça en son ki yörüngede bulunan elektrona uygulanan enerji miktarı da azalmaktadır.

 

Atom üzerinde s, p, d ve f olarak adlandırılan 4 farklı orbital türü bulunmaktadır. S orbitalleri toplamda en fazla 2 elektron alabilen küresel ve simetrik yapıya sahip orbitallerdir. P orbitalleri iki veya daha üst enerji düzeylerinde yer alır ve toplam 6 elektron alabilir. Üçüncü ve daha üst seviyelerde bulunan d orbitali ise toplam 10 adet elektron alırken f orbitalleri ise toplam 14 adet elektron alabilir.

Oyuncak ve tekstil ürünlerinin yapısında bulunan polimer malzemelerin zararları nelerdir?

Oyuncak ve tekstil ürünlerinin yapısında bulunan polimer malzemelerin zararları nelerdir? Kısaca açıklayınız.

 

İkinci Dünya Savaşı sonrasında birçok alanda kullanılan metal yerini plastik gibi zararlı polimerlere bırakmıştır. Bu polimerler gerek işlenme kolaylığı gerekse ekonomik olması sebebiyle birçok alanda tercih edilmektedir. Daha çok oyuncak sanayisinde tercih edilen bu plastik maddeler sağlığa zararlarının yanı sıra doğaya da oldukça büyük zararlar vermektedir. Bir plastik maddenin doğada tamamen yok olması yaklaşık olarak 1000 yıl sürmektedir. Bu süre içerisinde çevreye atılan bu plastikler toprak, hava ve su ile doğrudan temas etmektedir. İçerisinde bulunan kimyasal maddeler canlılar tarafından tüketilen suya karışarak hayatlarını büyük oranda tehlikeye sokmaktadır.

 

Ucuz fiyatlarla piyasaya sürülen plastik oyuncaklar içerisinde bulunan toksinler nedeniyle kanserojen bir yapıya sahiptir. Bu yapısı sebebiyle başta kanser olmak üzere bir çok hastalığa davetiye çıkarmaktadır. Daha yeni doğan çocuk malzemeleri ve diş kaşıyıcılarda da tercih edilen bu plastik malzemeler genellikle PVC adı verilen malzemeden elde edilmektedir. Farkında olmadan çocukların ağzına götürdükleri bu kimyasal madde başta endokrin sistemini doğrudan etkileyerek vücut içerisinde yer alan hormonal dengenin bozulmasına yol açmaktadır.

 

PVC içerisinde bulunan kadmiyum elementi oldukça zararlı bir maddedir. Beyaz ya da gümüş rengine sahip olan bu element doğada çok nadir bulunur ve B grubunda yer alan geçiş elementidir. Kanserojen özelliklere sahip olan elementlerden en çok bilineni kadmiyumdur. Çocukların beyin gelişimini oldukça olumsuz yönde etkileyen bu madde aynı zamanda böbreklere de zarar verme özelliğine sahiptir.

 

Yukarıdaki maddelerin haricinde plastik oyuncaklar içerisinde bulunan diğer bir element ise kurşundur. Oyuncakların daha sağlam bir yapıya sahip olması amacıyla kullanılan madde, çocukların sinir sistemi üzerinde olumsuz etkilere sahiptir. Bu özellikleri düşünüldüğünde çocuklarınıza kesinlikle plastik oyuncaklar almamalısınız.

İlaçların farklı formlarda üretilmesinin nedeni nedir?

İlaçların farklı formlarda üretilmesinin nedeni nedir? Açıklayınız.

 

Piyasada bulunan her ilaç farklı hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. Bazı ilaçlar ağrı kesici özelliklere sahip iken bazı ilaçlar ise grip tedavisinde kullanılır. Bu farklı olmasının sebebi içerisinde yer alan maddelerden kaynaklanmaktadır. Örnek olarak guatr hastalığının en önemli sebebi iyot eksikliğidir. Bu hastalık için tavsiye edilen ilaçlar içerisinde iyot bulunduran ilaçlardır. Bu şekilde üretilen ilaçların bazıları kapsül bazıları şurup şeklindedir. Bu şekilde üretilmesinin en önemli sebebi ise insan vücudunun o ilacı en kolay hangi şekilde parçalayabileceğidir. Şurup olan ilaçlar doğrudan kana geçebildiği gibi kapsül olan ilaçlar önce midede ayrıştırılarak, etken maddesi kana geçer ve bu şekilde etki edeceği bölgeye taşınmış olur.

 

İlaçlar farklı şekillerde adlandırılabilir. İçerisinde bulunan hammaddeye göre adlandırılacağı gibi üreten firmanın piyasaya sunduğu şekilde de adlandırılabilir. Örnek olarak hammadde adı Takrolimus olan bir ilacın piyasa adı Prograf’tır. Her ilaç farklı form ve şekle göre üretilmiştir. Bu tablet, solüsyon ya da kapsül şeklinde olabilir. Kullandığımız ilaçların hangi şekil ve renge sahip olduğun bilmek bizlere kolaylık sağlayacaktır. Bazı ilaçlar tok karnına kullanıldığı gibi bazıları ise aç karnına kullanılabilir. Genellikle sindirim sistemiyle ilgili ilaçlar ise yemekle birlikte tüketilmesi gereklidir.

 

Hastaya bu ilaçların nasıl kullanılacağı hastane tarafından çizelge şeklinde verilmektedir. Bu çizelgeyi hiçbir zaman kaybetmemeli hatta bir adet kopyasını sürekli olarak yanınızda taşımalısınız. Tansiyon hastalığı için verilen bir ilaç kalp hastalığı için de iyi gelebilir ancak ilaçların doktora danışmadan kullanılması çok tehlikelidir.

 

Prospektüste yazan yan etkiler bölümü hastalar tarafından en tedirgin olunan bölümdür. Burada yazan yan etkiler her hastada kesinlikle yaşanacak diye bir şey kesinlikle doğru değildir. İlacı kullanmadan önce doktorunuza danışmanız, en faydalı yol olacaktır.

Monomer ve polimer nedir? Tanımlayınız.

Monomer ve polimer nedir? Tanımlayınız.

 

Monomer birçok alanda sıklıkla karşımıza çıkan bir kelimedir. Yunanca kökene sahip bu terimde “mono” bir, “mer” ise parça anlamına gelmektedir. Monomer ise tek parça anlamını taşımaktadır. Tespih maddesini ürün olarak düşünecek olursa içerisindeki boncuklardan bir tanesi monomer olacaktır. Çok sayıda monomerler bir araya gelerek polimerleri oluşturur. Polimer ise kelime anlamı olarak çok parça anlamına gelmektedir.

 

Monomer örnekleri:

Karmaşık bir yapıya sahip bütün polimerler monomerlerden oluşmaktadır. Aynı tür monomerler farklı şekillerde bir araya gelerek farklı polimer türlerini oluşturabilir. En çok bilinen besin monomerlerinden birisi olan glikoz, hayvan hücrelerinde glikojeni bitki hücrelerinde ise nişastayı meydana getirir. Proteinlerin içerisinde bulunan aminoasitler birer monomerdir. Yağların oluşmasını sağlayan yağ asitleri ve gliseroller de birer monomerdir. Monomer maddeler hücre zarından kolay bir şekilde geçerken, polimer maddeler geçemez. Bu maddeler hücre içerisine enerji harcanması gereken ve endositoz adı verilen yöntemle hücre içerisine alınır. Tek parçalı yapıya sahip olan monomerlerin daha küçük parçaları yoktur.

 

Monomerlerin Polimerleşmesi:

Monomer ve polimerlerin ne olduğunu yukarıdaki yazımızda detaylı olarak anlattık. Görüleceği üzere polimerler, monomerlerin düzenli bir şekilde bir araya gelerek birleşmesi sonucu oluşur. Bu kimyasal süreçte iki ayrı molekülün elektron çiftlerini ortaklaşa kullanması sonucu oluşan kovalent bağlı yapılar meydana gelir. Bu olaya ise polimerleşme adı verilir. Bu yapı içerisinde bulunan monomerler aynı ya da farklı özelliklere sahip olabilir. Örnek olarak nişastanın içerisinde bulunan tüm glikozların yapısı aynı iken, proteinler içerisinde bulunan aminoasitlerin yapısı birbirinden farklı olabilmektedir. Vücudumuzda bulunan bütün bileşikler iki veya daha fazla monomerin kovalent bağ ile bağlanması sonucu meydana gelmiştir. Son örnek olarak nükleotit adı verilen organik yapılı monomerler bir araya gelerek DNA ve RNA adı verilen polimerleri oluşturmaktadır.

Kendi yaş grubunuzun günlük aktivitelerini de düşünerek günlük su ihtiyacınızın ne kadar olduğunu araştırınız

Kendi yaş grubunuzun günlük aktivitelerini de düşünerek günlük su ihtiyacınızın ne kadar olduğunu araştırınız. Sizin ve aile bireylerinizin ve kendinizin günlük içme suyu tüketimini karşılaştırınız. Farklı yaş gruplarının içme suyu tüketim miktarını etkileyen faktörleri belirleyerek arkadaşlarınızla paylaşınız.

 


Başta böbrek sağlığı olmak üzere insan vücudundaki her organın daha sağlıklı olması için günlük yeteri kadar su tüketmek çok önemlidir. Metabolizmanın daha hızlı çalışması ve kolay kilo verebilmek için diyetisyenler tarafından daha çok su tüketiminin önemi sürekli olarak vurgulanmaktadır.

 

Yaşamımızı daha sağlıklı bir şekilde sürdürebilmek için günde ortalama olarak 10 bardak su tüketilmesi gerekmektedir. Örnek olarak 250 mL boyutundaki bir bardağı ele alacak olursak, gün boyunca 2,5 litre su içmiş oluruz. Bu su miktarı birçok konuda olduğu gibi kişiye özel olarak belirlenmelidir. Gün içinde almış olduğumuz kalori miktarı, yaşam hareketliliği gibi birçok faktöre bağlı olarak bu miktar değişmektedir. 2000 kalori tüketen bir insanın içmesi gereken su miktarı yaklaşık olarak 2 litre civarıdır.

 

Kalori miktarını günlük olarak hesaplamaya gerek kalmadan 1,5 litre ile 2,5 litre arasında su tüketmek her yaş grubundaki insan için yeterli olacaktır. Ergenlik yaş grubunda bulunan insanlar fazla terleme, hareketli günlük aktiviteler ve stres gibi etkenlerden dolayı daha çok sıvı kaybetmektedir. Bu yüzden bu yaş grubunda olan kişilerin daha çok su tüketmesi gerekmektedir. 2-2,5 litre arasında su tüketimi bu yaş grubu için yeterli olacaktır.

 

Gün içerisinde su tüketmeyi unutan kişiler günde 1 bardak ılık su ile başlarsa, başta kalp krizi olmak üzere birçok hastalıktan korunmuş olurlar. Bu zaman diliminin haricinde yatarken bir bardak su tüketmek böbrek sağlığı için oldukça önemlidir. Su tüketim alışkanlığı olmayan kişiler suyun tadından rahatsız olduğunuzu düşünüyorsanız, suyun içerisine portakal ve elma gibi meyveler katarak da tüketebilirsiniz.

Kişisel temizlikte kullanılan temizlik maddelerine örnek veriniz.

Kişisel temizlikte kullanılan temizlik maddelerine örnek veriniz.

 

Bireylerin kendi temizliği için kullanılan ve sadece o kişiye ait olan maddelere kişisel temizlik malzemeleri adı verilir. Bu malzemeler: diş macunu, el kremi, deodorant, bakım ürünleri gibi malzemelerdir. Bu malzemeler genel olarak kimyasal maddelerden üretilmektedir. Kimisi sağlığa herhangi bir zarar vermezken bazıları da sağlığımızı ciddi oranda tehdit etmektedir. Bu maddelerin içeriklerini hep beraber inceleyelim.

 

Diş macunu: Her insan diş sağlığını korumak amacıyla günde en az 2 kere dişlerini fırçalaması gerekir. Kökeni eskilere dayanan diş bakımında önceleri misvak adı verilen doğal bir madde kullanılırdır. Günümüzde ise bunun yerini kimyasal maddelerden oluşan diş macunları aldı. Bu madde içerisinde bulunan kimyasallar macunun türüne göre değişiklik göstermektedir. Örneğin bazılarında diş beyazlatmaya yönelik bazılarında ise diş etleri rahatsızlıklarını önlemek amacıyla maddeler bulunmaktadır. Genel olarak ise içlerinde florür, nemlendirici, tatlandırıcı gibi maddeler bulunmaktadır. Bunların yerine evde kendiniz elde edeceğiniz diş macunu kullanmak daha sağlıklıdır.

 

El kremi: Özellikle kış aylarında ellerimizin kurumasını engellemek amacıyla sık sık el kremleri kullanmaktayız. Bu kullandığımız madde her ne kadar yararlı olarak görünse de içerisinde yüzlerce sayıda kimyasal barındırmaktadır. Bir el kreminde bulunan kimyasallardan bazıları gliserin, stearik asit, sorbitol ve mentoldür. Bu kimyasal deri ile temas ettiğinden vücut içerisine girerek diğer organlara taşınmaktadır. Bir kullanımda herhangi bir zarar vermezken çok sayıda kullanımında dokularla birikerek sağlığımızı tehlikeye sokabilir.

 

Deodorant: Vücudun bazı bölgelerinde meydana gelen ter sonucu açığa çıkan kokunun azaltılması amacıyla kullanılan deodorantlar içerisinde bir çok kimyasal madde barındırmaktadır. Bu maddelerden birisi olan zirkonyum, bazı ciltlerde alerji gibi reaksiyonlara neden olmaktadır. Propilen glikol da içerdiği diğer bir kimyasal maddedir. Bu madde ise direk olarak koltuk altı ile temas ettiğinde tahrişe neden olabilmektedir.

Aile büyüklerinizden birini ziyaret ederek bugüne kadar ne gibi kişisel bakım ürünleri kullandıklarını öğreniniz.

Aile büyüklerinizden birini ziyaret ederek bugüne kadar ne gibi kişisel bakım ürünleri kullandıklarını öğreniniz. Bu maddeler hakkında notlar alarak aile büyüğünden izinli olarak aldığınız fotoğraflarla bir albüm oluşturarak okulda arkadaşlarınızla paylaşınız.

 

Kişisel bakım, sağlıklı bir yaşam sürebilmemiz adına kişisel temizlik yapmamıza denir. Bu bakımı sağlayabilmek için birçok kişisel bakım ürünleri kullanmaktayız. Anneannemiz veya babaannemizi ziyaret ettiğimizde geçmişten bugüne kadar çeşitli kişisel bakım ürünleri kullandığını öğrenebiliriz. Bunlar her kadının mutlaka kullanması gereken ürünlerdir. Peki nelerdir bu ürünler ve ne işe yarar şöyle bir liste yapalım;

 

  • El ve ayak bakımı: Bu bakım yapılırken el ve ayak tırnaklarının kesilmesi ve yıkanması esas alınır. El ve ayak bakımı için el bakım kremi ve ayak bakım kremi kullanılabilir. Bu kremlerin içerisinde bulunan yağ ve mineraller, kuru ve hassas ciltler için nemli bir yapı sağlar.
  • Vücut bakımı: Bu bakım yapılırken banyo yapmak ve deodorant kullanmak esas alınır. Banyo yaparken duş jelleri kullanılırız. Bu jeller vücudumuzu yağ ve kirden arındırmaya yardımcı olur.
  • Saç bakımı: Saç bakım ürünleri her zaman en sık kullanılan ürünlerdir. Gerek saçlarımızın temizliğini sağlamak olsun gerekse yıpranmış saçlarını bakımını yapmak olsun pek çok ürün kullanmaktayız.
  • Diş bakımı: Bu bakım yapılırken ağız ve diş bakımı; yani diş fırçalamak gibi bakımlar esas alınır. Diş macunu kullanılır, bu ürün ise dişlerimizin temiz ve hijyenik olmasını sağlamaktadır. Tatlı yedikten sonra, yemeklerden sonra mutlaka diş macunu ile fırçalanması hatta mümkünse ağız bakım suyu ile de çalkamamız son derece önemlidir.
  • Kıyafet bakımı: Kıyafetlerimizin bakımını sağlamak hem temizlik açısından hem de toplum içerisinde iyi görünmek açısından son derece önemlidir. Bu temizliği sağlamak için kıyafetlerimizi düzenli olarak yıkamalı ve kötü kokulara karşı da parfüm kullanmalıyız. Parfüm kötü kokuların maskelenmesini ve rahatsız edici kokuların yayılmasını önleyen kişisel bakım ürünü olarak kullanılmaktadır. Mutlaka temiz çamaşırlara kullanılması koşuluyla elbette.

Kişisel temizlikte kullanılan şampuan, diş macunu, katı sabun, sıvı sabun ve hijyen amaçlı kullanılan çamaşır suyu ve kireç kaymağı dışında bir ürünü seçiniz.

Kişisel temizlikte kullanılan şampuan, diş macunu, katı sabun, sıvı sabun ve hijyen amaçlı kullanılan çamaşır suyu ve kireç kaymağı dışında bir ürünü seçiniz. Ürünün içinde bulunan ham maddeleri, katkı maddelerini araştırarak bu kimyasalların fayda ve zararlarıyla ilgili bir sunu hazırlayınız. Seçtiğiniz ürünlerden hangisini okulunuz laboratuvarında üretebileceğiniz konusunda arkadaşlarınızla beyin fırtınası yapınız. Arkadaşlarınızla iş birliği yaparak kararlaştırdığınız maddeyi üretmek için çalışma planı oluşturunuz.

 

Günlük hayatımızda birçok alanda kullanılan temizlik ürünleri çoğu zaman hayatımızı kolaylaştırmaktadır. Bu ürünler her ne kadar olumlu özellikleri ile karşımıza çıksa da insan vücuduna zararları çoğunlukla düşünülmemektedir. Kimyasal işlemlerle oluşturulan bu maddeler genel olarak 5 gruba ayrılmaktadır. Bunlar: deterjan, sabun, çamaşır suyu, tuz ruhu ve çamaşır sodasıdır.

 

Sabun: Günlük yaşantımızda kirli ve yağlı maddeleri temizlemek amacıyla kullanılan sabun, yağ asidi veya da sodyum-potasyum gibi tuzlardan meydana gelen bileşiklerdir. Sabunlar suyu seven ve suyu sevmeyen olmak üzere 2 adet bölümden oluşmaktadır. Suyu sevmeyen kısım özellikleri bakımından yağı veya kiri çözebilir. Suyu seven kısmı ise direk olarak suya saldırarak bir madde üzerinde bulunan kir uzaklaşır ve süspanse hale gelmiş olur.

 

Deterjan: Sabun dışında kalan ve temizlik alanında kullanılan diğer tüm kimyasal maddelere deterjan adı verilmektedir. Kir sökücü anlamına da gelmektedir. Direk olarak petrolden elde edilen türleri bulunduğu gibi petrol türevlerinden de elde edilebilmektedir. Sabunlarda olduğu gibi bu ürünlerde de hidrofob yani suyu sevmeyen bölge bulunur. Bu kısım genel olarak 8 ile 18 adet arası karbon içeren düz veya dallanmış olan yapılardır.

 

Çamaşır Suyu: Asit maddeler grubuna giren çamaşır suyu oldukça düşük bir Ph değerine sahip asitlerdendir. Bu maddenin cilt ile doğrudan teması oldukça zarar verebilir. Bu madde sabunlarda bulunan sodyum hidroksit bileşiği ile klor elementinin birleştirilmesinden elde edilmektedir.

 

Çamaşır Sodası: Sodyum karbonat olarak bilinen madde temizlikte en etkili ürünlerden biridir. Sabunun köpürmesine ve suyun yumuşamasına yardımcı olmaktadır. Çamaşır makinesinde kullanıldığında bilinen herhangi bir zararı bulunmamaktadır. Birçok deterjanın içerisinde bulunmakta ve zararlı kimyasal bir dumana sebep olmamaktadır.

 

Tuz Ruhu: Normal şartlar altında sıvı halde bulunan bu madde klor ve hidrojen elementlerinin yanı sıra hidroklorik asidin karıştırılması ile elde edilmektedir. Simya döneminde bulunan bu kimyasal madde çamaşır suyu ile karıştırıldığında zehirleyici bir etkiye sahip olmaktadır.

Serum nedir? Ne amaçla kullanılır?

Serum nedir? Ne amaçla kullanılır? Aile hekiminizle röportaj yapınız. Çalışmanızı arkadaşlarınızla paylaşınız.


Tıp alanında sürekli olarak kullanılan serum insan vücudunda mikroplara karşı bağışıklık sağlamaktadır. İçerisinde insan vücudunun ihtiyaçlarını karşılayabilecek ölçüde bir çok madde bulunmaktadır. Peki serum nasıl elde edilir?

 

Serum at ve sığır gibi hayvanların kanından elde edilmektedir. İçerisinde hastalıklara ait mikropların yer aldığı aşı önce serum elde edilecek olan hayvanın vücuduna enjekte edilir. Hayvan vücudu bu mikroplara karşı onları yok edilebilecek güçte olan antikor üretir bu antikorlar ise hayvanın kanında yer almaktadır.        Bu özelliklere sahip kan hayvan vücudundan zarar verilmeden alınarak içerisinden serum için kullanılacak kısmı ayrılır. Bu serum ise insan vücuduna bağışıklık sağlamak amacıyla kullanılır.

 

Bu serumlardan kazanılacak olan bağışıklık uzun süreli olmadığından bunun yerine hastalıkların tedavisinde veya ameliyat sonrasında besin tüketemeyen insanlara gerekli vitaminlerin verilmesi amacıyla kullanılmaktadır. Sizde evinizde birkaç kolay yöntemi kullanarak serum elde edebilirsiniz.

 

Daha önceden kaynatılarak soğutulmuş bir litre kadar suya bir çorba kaşığı tuz, bir çorba kaşığı şeker ve bir çay kaşığı kadar karbonat ekleyerek serum elde edebilirsiniz. Bu serumu ishal ve kusma gibi durumlarda vücut direncinizi yükseltmek amacıyla kullanabilirsiniz. Hazırlamış olduğunuz serumu biraz daha farklılaştırarak başka hastalıkların tedavisi için de kullanabilirsiniz. Bu sayede çok acil durumlarda hastaneye gidemiyorsanız evde hazırladığınız serum sayesinde hastalıkları kolayca atlatabilirsiniz.

 

Aşı ile serum çoğu kez karıştırılmaktadır. İki madde arasında çok büyük farklar bulunmaktadır. Aşılar içerisinde kuvveti zayıflaştırılmış mikroplar bulunmaktadır. Bunlar insan vücudu içerisine girerek antikor oluşturulmasını sağlamaktadır. Bu antikorlar sayesinde vücut dışarıdan başka yollarla girecek olan virüslere karşı bağışıklık kazanmaktadır. Serum da ise bu antikorlar farklı canlının vücudundan alınarak insan vücuduna enjekte edilmektedir.