Bileşik kavramı hakkında ne biliyorsunuz?

Bileşik kavramı hakkında ne biliyorsunuz? Hatırladığınız bileşiklerin sembollerini yazınız.

 

Maddeleri sınıflandırdığımızda, içeriklerine göre saf ve saf olmayan maddeler olarak ikiye ayrılırlar. Saf olan maddeler de kendi içinde ikiye ayrılır bunlar; element  ve bileşiklerdir. Farklı tür atomların bir araya gelmesi sonucu oluşturdukları moleküllere bileşik adı verilir. Bileşiklerin en önemli özelliği saf olmasıdır. Farklı element atomlarını, kimyasal bağlar ile kırılması zor şekilde bağlanarak bileşikler meydana gelir. Bu bağlar elektron alarak, elektron vererek veya elektron paylaşımı ile oluşur. Bileşiğin en küçük yapı birimi moleküldür. Bileşikler kendini oluşturan atomların yapı özelliklerini taşımaz.

 

Bileşiklerin genel özellikleri :

  • Farklı cins atomlardan meydana gelir.
  • Saf maddedir.
  • Formüllerle gösterilirler.
  • Fiziksel yolla bileşenlerine ayırmak mümkün değildir, kimyasal yollarla ayrılırlar.
  • Atomların belirli bir oradan birleşmesi ile oluşur.
  • Kimyasal bağ içerirler. Bunlar kovalent veya iyonik yapıdadır.
  • Kendine özgü kaynama ve erime sıcaklığı vardır.

 

Günlük hayatımızda kullanılan bileşikler:

  • H2O diye sembol ettiğimiz Su
  • CO2 diye sembol ettiğimiz Karbondioksit
  • HCI diye sembol ettiğimiz Hidroklorik asit
  • NH3 diye sembol ettiğimiz Amonyak
  • NaCl diye sembol ettiğimiz Sodyum klorür
  • CH4 diye sembol ettiğimiz Metan
  • C2H5OH diye sembol ettiğimiz Etil alkol
  • SO3 diye sembol ettiğimiz Kükürt trioksit

Element kavramı hakkında ne biliyorsunuz?

Element kavramı hakkında ne biliyorsunuz? Hatırladığınız elementlerin sembollerini yazınız.

 

Kütlesi,hacmi ve eylemsizliği bulunan aynı zamanda da tanecikli yapıya sahip olan her şeye madde adı verilir. Kalem,tahta,helyum ve su bunlara birer örnektir.

Maddeler saf (arı) madde ve karışımlar olmak üzere ikiye ayrılır. Saf maddeler ise elementler ve bileşiklerdir. Bunlar tek tür taneciklerden oluşur ve hal değişimi haricinde homojen olarak bulunurlar. Belirli erime ve kaynama noktalarına sahiptirler.

 

Saf madde grubunda yer alan elementlerin genel özellikleri ise şunlardır :

  • Aynı proton sayısına sahip atomların biraraya gelerek oluşturduğu saf maddelerdir.
  • Karışımların aksine sembollerle ifade edilir. Örneğin: H,O,Ag,He…
  • Kimyasal veya fiziksel hiç bir yöntem ile daha küçük parçalarına ayrılamazlar. Yalnızca radyoaktif tepkimeler yardımıyla parç
  • Metallar,ametaller,yarı metaller ve soygazlar olmak üzere 4 farklı gruba ayrılırlar.
  • Saf maddelerdir.

 

Elementler kendi aralarında atomik element ve moleküler olmak üzere iki farklı şekilde bulunabilirler. Metal ve soygaz elementleri genelde doğa üzerinde atomik halde bulunurlar. Ametal grubunun bazıları atomik halde bulunurken bazıları ise moleküler halde bulunmaktadır. Atomik elemenlere Au,Pt,He,Xe,S ve Rn elementlerini örnek verebiliriz. Moleküler elementlere ise CL2,F2,Br2,O2 ve H2 elementlerini örnek gösterebiliriz.

 

Günlük Hayatımızda Kullandığımız Maddelerin Birbirinden Farklı Olmasının Nedeni Ne Olabilir?

Günlük Hayatımızda Kullandığımız Maddelerin Birbirinden Farklı Olmasının Nedeni Ne Olabilir?

 

Kimya, madde ve maddelerin iç yapısı ile çevre ilişkisini inceleyen bilim dalıdır. Günlük yaşamımızda çok sayıda madde kullanmaktayız. Her maddenin kullanım alanı ve içeriği birbirinden farklıdır. Günlük hayatımızda kullandığımız maddelerin birbirinden farklı olmasının nedeni aslında tamamen bu sebepten kaynaklıdır. Günlük hayatımızdan örnekler verecek olursak; ev temizliği yaparken farklı maddeler, vücut temizliği yaparken farklı maddeler kullanmaktayız. Yani ev temizliğinde çamaşır suyu kullanırken, vücut temizliği yaparken sabun kullanıyoruz. Çünkü vücudumuzun kimyasına çamaşır suyu zarar verirken sabun daha uyumludur ve zarar vermez. Kimyasal açıdan baktığınızda her iki madde de bazdır fakat içeriğindeki bileşenler sebebiyle kullanım alanları farklıdır. Bu sadece günlük hayatımızdan ufak bir örnektir. Çevrenizi gözlemlediğinizde her maddeyi farklı bir alanda alanda kullandığımızı rahatça görebilirsiniz.

 

Kısaca açıklamak gerekirse; günlük hayatımızda kullandığımız maddelerin birbirinden farklı olmasının nedeni hayat standartlarımızın devamı içindir. Sağlıklı ve pratik bir yaşam sürdürebilmemiz adına, kimyanın doğru ve yerinde kullanılması gerekmektedir. Bu yüzden de her alan için farklı maddeler kullanılması gerekmektedir.

Simyacıların yaptığı çalışmalar kimya biliminin gelişimine nasıl bir katkı sağlamış olabilir?

Simyacıların yaptığı çalışmalar kimya biliminin gelişimine nasıl bir katkı sağlamış olabilir?

 

Doğada değersiz olarak olarak bulunan madenleri altına çevirme, tüm hastalıkları iyileştirebilmek ve felsefe taşı yardımıyla ölümsüzlüğü bulma uğraşına simya, bununla uğraşan kişilere de simyacı adı verilmektedir. Tamamen deneme-yanılma yöntemiyle yapılan bu işlemlerin deneysel bir alt yapısı bulunmamaktadır.

 

Simyacılar yüzyıllar boyunca bazı konularda denemeler yapmış, bu denemeler sonucunda bazı araç gereçler ve laboratuvar malzemelerinin icat etmeyi başarmışlardır. Orta Çağ’dan sonra içerisinde bulundukları mistik düşüncelerden (ölümsüzlük kavramı, altın vb. ) vazgeçerek kimya bilimine doğru yol almaya başlamışlardır. Bu sayede kimya biliminin ilk adımları atılmaya başlanmıştır.

 

Simyacılar arasında en çok bilineni olan Cabir Bin Hayyan kimyanın babası olarak bilinmektedir. O dönemin imkanlarına rağmen sülfürik asidi ve kral suyunu bularak kimyaya önemli ölçüde katkı sağlamıştır. Bunların haricinde barut, fosfor, eter ve mürekkep gibi günümüz yaşantısını kolaylaştıran bir çok madde simya döneminde bulunmuştur. Bu yüzden simya herhangi bir sistematik birikim ile araştırma yapmasa da bir çok maddeyi geçmişten günümüze getirdiğinden kimyaya çok büyük ölçüde katkısı olduğunu söyleyebiliriz.

Kimya biliminin ilgi (uğraş) alanları nelerdir?

Kimya biliminin ilgi (uğraş) alanları nelerdir?

 

Çevre sorunlarına çözüm üretmek,hayatımızı kolaylaştırmak için yeni buluşlar ortaya koymak; artan nüfus nedeniyle tüketim hızına yetişebilmek için tarımsal ürünler yetiştirmek gibi bir çok görev kimya biliminin alanı içerisine girmektedir. Kimyanın farklı alanlarda görev yapan bir çok dalı bulunmaktadır. Bunlardan bazıları şunlardır :

 

Analitik Kimya : Bir maddenin kimyasal bileşenlerini ve bu bileşenlerin gözlemlenebilen aynı zamanda da ölçülebilen özelliklerini inceleyen bilim dalıdır.

 

Biyokimya : Canlı organizmaları üzerinde bulunan kimyasallar ve bu bu maddelerin birbirleriyle oluşturduğu reaksiyonları inceleyen kimyanın alt dalıdır.

 

Organik Kimya : Karbon kimyası olarak da adlandırılan bu alan; H,O,N,P ve S elementlerinin Karbon ile yapmış olduğu bileşikleri inceleyen bilim dalıdır.

 

İnorganik Kimya : Adından da anlaşılacağı üzere organik kimyanın aksine içerisinde karbon ve hidrojen bağı içermeyen tepkime ve bileşiklerin özelliklerini inceleyen kimya dalıdır.

 

Polimer Kimyası : Birden çok sayıda monomerin bir araya gelmesiyle oluşan bileşiklere “polimer” adı verilmektedir. Bu bileşikleri inceleyen bilim dalına ise “polimer kimyası” adı verilmektedir.

 

Petrokimya : Ham petrolün işlenmesiyle benzin,mazot,asfalt,gazyağı gibi maddeler elde edilmektedir. Bu maddelerin tümünü inceleyen kimyanın alt dalına ise petrokimya adı verilmektedir.

 

Endüstriyel Kimya : Kimyasal ürünler giyim sektöründen boya sektörüne kadar bir çok endüstri alanında kullanılmaktadır. Bu alanlarda kullanılan kimyasalların genelini inceleyen bilim dalına ise endüstriyel kimya adı verilmektedir.

Aşağıdaki metinde boş bırakılan yerleri yanda verilen uygun sözcüklerle doldurunuz.

9. sınıf kimya sayfa 138. Aşağıdaki metinde boş bırakılan yerleri yanda verilen uygun sözcüklerle doldurunuz. Metinle ilgili verilen soruları yanıtlayınız.

 

Havanın %78’i N2’dir ve N2 molekülü havada bulunan kimyasal türlerden biridir. Havada molekül dışında He gibi (a) atom, ve CI- gibi (b) iyonlar da bulunur. Azot, kimyasal formülleri sırasıyla (c) NH3, (d) HNO3 (e) N2O5 olan amonyak, nitrik asit, ve diazot pentaoksit gibi bileşikler oluşturur. Bu bileşikler (f) kovalent bağla bağlı olup (g) güçlü etkileşimler sonucunda bir arada bulunur. Azot isimleri sırasıyla (h) kalsiyum nitrat (ı) amonyum klorür olan CaNO3 , NH4Cl gibi (i) iyonik bağlı bileşikler de oluşturur. Bu bileşikler de yine (j) güçlü etkileşimler sayesinde bir arada bulunur. Azot metal olmadığı için güçlü bir etkileşim olan (k) iyonik bağı yapamaz.Proton sayısı 7 olan azot atomları (l) apolar (m) kovalent bağlarla bağlıdır ve N2 molekülü de (n) apolardır. N2 moleküllerini sıvı hâle getirmek için düşük sıcaklıkta yüksek basınç uygulamak gerekir. Böylece apolar N2 molekülleri arasında (o) zayıf etkileşimlerinin en zayıfı olan (ö) london kuvvetleri oluşur ve bu sayede N2 gaz hâlden sıvı hâle geçer. N2 gibi apolar moleküller arasında yalnızca (p) london kuvvetleri oluşur. Halbuki N2 apolar değil de H2O gibi (r) polar bir bileşik olsaydı molekülleri arasında hem (s) london etkileşimi hem de (ş) dipol-dipol etkileşimi olurdu. Ayrıca oksijene bağlı hidrojen atomu içerdiği için de zayıf etkileşimlerin en güçlüsü olan (t) hidrojen bağı içerirdi.