Köşe yazısı okumak kişiye neler kazandırabilir?

Köşe yazısı okumak kişiye neler kazandırabilir? Tartışınız.

Köşe yazısı nedir?

Gazete ve dergilere yayınlanan genel itibari ile günlük olayların kaleme alındığı ve değerlendirildiği fikri yazılardır.  Fıkra olarak da bilinir.

Köşe yazısı okumak günlük haftalık yâda aylık olarak bir yayın takip etmeyi gerektirir. Yayın takip etmek ise okuma alışkanlığını besleyen davranışlar arasındadır.  Yani ilk artısını köşe yazısı okumak okuma eylemine teşvik eder şeklinde alabiliriz.

İkinci olarak ise köşe yazılarında bir fikrin beyanı yazarın bakış açısından yapılır. Aynı konuya siyasi ve sosyal görüşü iki yazar tarafından bakıldığında farklı iki pencere açılır ve bireyin değerlendirmelerinden ve okumalarından eline kalan farklı bakış açıları olur.

 

Kişinin kazandığı farklı bakış açıları ise, kişiye hayatla alakalı he r meselesinde yardımcı olur nasıl mı? Burada da bakış açılarından elde edilen kapsamlı düşünme imkânı ile karşılaşırız.

Kapsamlı düşünmeyi bile n birer kolaylıkla öfke nöbetlerine girmez ve durumları objektif değerlendirebilir.

Köşe yazısı okumak aynı zamanda dünyada neler olup bittiği ülkemizin gündemi hakkında edinilmesi gereken gerekli bilgileri moda mod bilgilerden daha eğlenceli bir yöntemle edinmemizi de sağlamaktadır.

Yazıları özel kılan yazarların bakış açıları ve konuyu ele alış biçimleri olduğundan köşe yazarları arasında şöyle bir ayırdım vardır. Falanca kişinin kaleminden çıkmış her yazıyı okurum diyen kemik bir kitleye sahip olunabilecek nadide alanlardan biridir.

Evinizde hangi sorumlulukları üstleniyorsunuz?

Evinizde hangi sorumlulukları üstleniyorsunuz?

Evimde kendi odamı toplama sorumluluğuna sahibim. Bu sorumluluk sayesinde kendimi bir birey gibi hissedebiliyorum. Odamı düzenli bir şekilde topluyor ve kendi gündelik ihtiyaçlarımı giderebiliyorum. Eğer kıyafetlerim kirli ise, onları kirli sepetini atıyorum. Yemekten sonra bulaşıkları topluyor ve onları yıkıyorum. Bunları yapmak benim evdeki sorumluluklarım. Birçoğumuzun evde birçok sorumluluğu var bu sorumlulukları eksiksiz yerine getirebilmesi için kendimize güvenmeliyiz. Bu güven sayesinde evde edindiğimiz sorumlulukları yerine getirebilir ve bunu gündelik hayatımızın içinde de kullanabiliriz. Evimizde aynı zamanda haftada bir odamı silip süpürüyorum. Bunu yapmak aile bireylerine yardımcı oluyor ve kendi pisliğimi kendim temizliyorum.

 

Temizliği yaptıktan sonra çay demliyorum. Çay demlemek benim sorumluluğum. Bir diğer aile bireyim ise çayı bardaklara koyup herkese ikram ediyor. Bu sayede aile içinde sorumluluk paylaşımı yapmış oluyoruz. Bu paylaşımı yaptıktan sonra herkes kendi üzerine düşen sorumluluğu eksiksiz bir şekilde yerine getirmeye çalışıyor. Yerine getirdiğimiz sorumluluklarından sonra, yüzümüzde ufak bir tebessüm oluşuyor. Bu tebessüm sorumluluklarını yerine getirebilen olgun insan olmanın tebessümü. Evdeki bir diğer sorumluluğum ise okuldan geliyor. Okuldan geldikten sonra ödevlerimi eksiksiz biçimde yapmam gerekiyor. Bu da benim evdeki bir diğer sorumlu olmuş oluyor. Çok fazla sorumluluğum var gibi gözükebilir. Ama işin aslı hiçte öyle değil. Planlı ve programlı çalıştığım için bunlardan sonra kendime bol bol vakit ayırabiliyorum.

En büyük zenginlik kanaattir sözünden ne anlıyorsunuz? Açıklayınız.

“En büyük zenginlik kanaattir.” sözünden ne anlıyorsunuz? Açıklayınız.

Zengin olmak her insanın hayali ve belki de ulaşmak istediği en önemli hayali olabilir. Zenginlik her ne kadar parayla ölçülüyor olsa da zenginlik kavramının içerisinde kişinin değer verdiği ve önemsediği her şeyi koymamız mümkündür.

İnsan neye sahip olduğunda ya da hangi durumlarda kendini zengin hissediyorsa o durumun içindeyken zengindir. Kimileri için zenginlik sadece parayı ifade ederken, kimileri için sağlığı ifade etmektedir. Bazı insanlar ailesiyle mutlu olurken ve kendini zengin hissederken bazı insanlarda yalnızlığını zenginlik kabul eder.

Ama en büyük zenginlik kanaattir. İnsanın kendi elindekilerle mutlu olmayı ve yetinmeyi öğrendiği zaman diliminde dünyada tökezlenebilecek başka bir meselenin kalmadığını fark ettiği noktaya geldiği görülür.

 

İnsan nasıl iki bacağı varken üçüncü bir bacağı istemiyorsa o iki bacağın varlığına şükür ve teşekkür etmeyi bilmelidir.

Kanaat etmek kişinin elinde var olan imkânlar ve özelliklerle yetinmesi anlamına gelir.

Zenginlik denildiğinde maddi kavramların daha fazla ön planda olması tüketim toplumunun bizlere katmış olduğu kötü özelliklerden biridir.

Zenginliği tüketilecek bir şey olarak algılamak belki de bireyin en büyük fakirliğidir.

Zenginlik algımızı değerlendirmek için şu soruyu sorabiliriz kendimize:

50 tane pantolonum olduğu için mi mutluyum yoksa annem hala hayatta olduğu için mi?

Soruya zihinlerimizde cevap verdiğinizde zenginliğin ne olduğunu tekrar düşünmenizi öneririm.

Sağ elin verdiğini sol el bilmemeli sözünden ne anladığınızı ifade ediniz.

“Sağ elin verdiğini sol el bilmemeli.” sözünden ne anladığınızı ifade ediniz.

İyilik yapmakla alakalı olarak söylenen bu atasözünde aslında anlatılmak istenen iyiliklerin gizli olarak yapılması ve bunun dile getirilmemesi gerektiğidir.

İyilik nedir? Bu soruyu sorup cevabının üzerinden atasözünü daha iyi anlayabiliriz.

İyilik ihtiyacı olan insana maddi ya da manevi olarak destek olmak, yanında olmaktır. İyilik birileri bilsin diye ya da birilerine ispat amaçlı yapılmaz. İnsan içinden geleni yaptığında, bir insana sadece ihtiyacı olduğu için yardım ettiğinde, bir kediyi sevdiğinde, bir ağaca sarıldığında örneğin; komşusu açken tok yatmadığın da iyi bir insan olur.

 

İnsan sadece bir başkasının mutluluğu için koşulsuz şartsız bir eylem gerçekleştirdiğinde onunla ekmeğini bölüştüğünde, onun derdini dinlediğinde, sağ elinden verdiğinde bunu sol eline duyurmadığında iyi kabul edilebilir. Ancak o zaman iyilik gerçek manada iyilik kabul edilebilir. İyilik eylemi ihtiyacı olan kişiyi rencide edilerek yapılamaz. Bu yüzden iyilik yaptığınızı imkânlar dâhilinde iyilik yaptığınız kişinin bile bilmemesi en makbul olanıdır.

Mizah anlayışının kişilere ve toplumlara göre değişmesinin nedeni ne olabilir?

Mizah anlayışının kişilere ve toplumlara göre değişmesinin nedeni ne olabilir? Tartışınız.

Kişiler ve toplumlar arasında farklılık gözetilmesinin başlıca sebebi kültürdür. Kültür farklılıkları toplumun her alanına yansır ve her alanında gözlemlenir. Kültürün oluşturmuş olduğu alt yapı ile birlikte toplumun mizah anlayışı ve hatta yas anlayışı bile şekillenir.

Buna en güzel örnek hepimizin bildiği Nasrettin hoca2dır.  Nasrettin hoca toplumlara mal olmuş mizahi bir karakterdir.  Hepimizin bildiği üzer Nasrettin hoca kıvrak zekâlı ve olayları komik bir anlatıma dönüştüren kabiliyette bir insandır. Peki, bununu mizah anlayışı ile ne alakası var diye soracaksınız.  Nasrettin hoca sadece bizim Nasrettin hocamız değil.

 

Bizde şekillenen Nasrettin hoca karakteri Anadolu’nun tipik tonton sevimli insanı olarak görülür. Çünkü bizim toplum yapımızda ve fiziki yapımızda toplu bir beden sevimli ve komik bulunur.  Ama aynı şekilde Hindistan halkını da güldüren Nasrettin hoca orada karşımıza ince uzun bir karakter olarak çıkmaktadır. Çünkü Hintliler genel olarak zayıf ve ince esmer yapılı insanlardır.

Yani kültür farklılığı mizahi öğenin görünüşüne bile müdahil olmuştur.

Bireylerin yaşadıkları toplum, yetiştikleri çevre aldıkları eğitim bile mizahi anlayışlarını yakından etkiler.

Hayatı boyunca otobüse binmemiş birine anlattığınız otobüs fıkraları komik gelmez çünkü insan sentezlemediği ve içinde bulunmadığı durumlar ile alakalı bağlar kuramaz. Mizahın ise bağ kurmakla yakından ilişkisi vardır. Herhangi bir öğenin mizahi sayılması içinde işte bu kıstaslara uygun olması gerekmektedir.

Bugün dünya büyük bir köydür, sözünden ne anlıyorsunuz?

Bugün dünya büyük bir köydür, sözünden ne anlıyorsunuz?

Köy mantığından hareketle bu soruya doğru cevaplar bulabileceğimizi düşünüyorum. İnsan bir köyde yaşarken çevre ile ilişkisi nasıldır? Pek tabi yakın. Çünkü herkes birebirini tanır ve herkes birbiri hakkında da bilgi sahibidir. Orası bir köydür ve ortak alanların kullanmış köylerde daha fazla mümkün olmaktadır.  Paylaşılan ortak değerler ve alanlar sayesinde insanlar birbirlerinin hayatları hakkında bilgi ve yaptırım gücüne de sahip olurlar.

Ayşe teyze arkadaşı Fatma teyzenin gelinine iş yapmadığı için kızabilir.

 

Bu size neyi hatırlattı?

Sosyal medya! İnternet ve küreselleşen dünya sayesinde artık dünyanı her noktası birbirine yakın ve birbiri ile ilişik durumda. Birine ulaşmak için bir kaç tuşa basmanız yeterli.  Günlerce aylarca seyahat etmeye gerek yok.  Ayrıca haritalar üzerinde var olan sınırlar da eskiden olduğu gibi zor bir şekilde aşılmıyor ulaşımın imkânların ve teknolojinin geldiği son nokta da dünyayı kocaman bir köy haline çeviriyor.

Buradan sonra beklenen gelişme ise ışınlanma. Sevdiklerimizin yanına anında fiziksel olarak ulaşabilmek. Mümkün müdür bilmiyorum ama çalışmalar oldukça sıkı bir şekilde devam ediyor.  Gerçi bakış açısını değiştirip baktığımızda yüzyıllar önce telefon da bir hayaldi değil mi? Ya da bil yerden bir yere binek hayvanları ile değil de havada kendi kendine giden bir uçak sayesinde saatler içinde ulaşmak?

İnsanlığın hayallerini gerçekleştirme konusundaki başarısı açık. Bakalım önümüzdeki zamanlarda dünya köyü kendini nereye taşıyacak?

Elçinin Başarısı Cevabı – Vaktiyle bir ülkeye, başka bir ülke tarafından elçi atanır.

Elçinin Başarısı Cevabı

Vaktiyle bir ülkeye, başka bir ülke tarafından elçi atanır. Atandığı ülkede elçiyi bir soruluk matematik sınavından geçirirler ve derler ki: “Ancak soracağımız soruyu bilirsen elçilik yapabilirsin, aksi halde geri döneceksin.” Elçi, başka seçeneği olmadığı için sınavı kabul eder. Eline verilen sınav kâğıdında 9 ile ilgili aşağıdaki çarpmaları görür.

 

Kendi kendine: ‘‘Ben bunları yapamam. Bir soru dediler, pek çok soru sordular. Hiç olmazsa dönünce halkıma çok soru sorduklarını söyleyerek kendimi affettiririm.” der. Soruları merak eder ve yukarıdan aşağıya doğru sayar. Eşitliklerin önüne sırayla ‘‘1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8’’ yazar. ‘‘Sekiz soru, acaba doğru mu saydım?” diyerek bir de geriye doğru (aşağıdan yukarıya) hem sayar hem yazar (numaralandırır).

 

Sınav komisyonu, elçiyi tebrik eder ve elçilik görevine başlayabileceğini bildirir. Neden?

 

CEVAP:  Kağıtta eşitir karşısına yukarıdan aşağıya 1 den 8 e  ve aşağıdan yukarı 1 den 8 e yazdığımızda çarpmaların doğru cevaplarını elde etmiş olur. Elçi, istemeden doğru cevapları bulmuştur. O yüzden kabul edilmiştir. Defterine sizde deneyerek görebilirsiniz.

1 den 9 a kadar olan rakamları bir kere kullanarak şekildeki boş dairelere öyle yerleştirin ki aynı çizgi üzerindeki her üç rakamın toplamı 15 olsun

SORU: 1’den 9’a kadar olan rakamları bir kere kullanarak şekildeki boş dairelere öyle yerleştirin ki aynı çizgi üzerindeki her üç rakamın toplamı 15 olsun

 

ÇÖZÜM:  Soldan sağa doğru sılama şu şekilde olabilir: Üsttteki resimde de görebilirsiniz.

 

  • 3 – 5 – 7
  • 1 – 8 – 6
  • 9 – 2 – 4

Anneleri, Sude ile Ahmet’e hediye almak için mağazaya gidiyor.

SORU: Anneleri, Sude ile Ahmet’e hediye almak için mağazaya gidiyor.  Etek: 67  – Kazak: 57  –  Ayakkabı (Sude): 106  –  Mont: 182  –  Bere-atkı takımı: 45 –  Kazak: 67  –   Ayakkabı (ahmet): 114  tl. Aşağıdaki soruları tek tek cevaplayalım.

 

  • Sude’ye 1 etek ve 1 çift ayakkabı alırsa kaç lira öder?
  • 1 etek fiyatı 67 tl 1 çift ayakkabı fiyatı 106 tl ise toplamı = 73 tl eder.

 

  • Ahmet’e 1 mont ve 1 kazak alırsa kaç lira öder?
  • Mont fiyatı: 182 tl kazak fiyatı 67 tl toplarsak  = 249 tl ödeme yapar.

 

  • Sude ile Ahmet’e 1 çift ayakkabı alırsa kaç lira öder?
  • Ayakkabı fiyatları 106 ve 114 tl olduğunda toplam = 220 tl ödeme yapar.

 

  •  En pahalı iki ürünün toplamı kaç liradır?
  • En pahalı ürünler mont 182 tl ve Ahmet’in ayakkabısı 114 tl olan ürünler. Toplam = 296 tl yapar.

 

  •  Sude ve Ahmet’e birer kazak ile birer bere-atkı takımı alırsa kaç lira öder?
  • Kazak fiyatları 57 ve 67 tl. Atkı- bere takımları 45 ve 45 tl . Hepsini toplarsak 214 tl eder.

Talha’nın sınıfında 17 erkek, 19 kız öğrenci vardır. Talha’nın sınıfındaki toplam öğrenci sayısını, onluk ve birliklerine ayırarak zihinden bulunuz.

SORU: Talha’nın sınıfında 17 erkek, 19 kız öğrenci vardır. Talha’nın sınıfındaki toplam öğrenci sayısını, onluk ve birliklerine ayırarak zihinden bulunuz.

 

ÇÖZÜM: Verilen erkek – kız öğrencilerini onluk birlik düzeninde yazalım.

 

  • 17 erkek = 1 onluk ve 7 birlik yapar
  • 19 kız = 1 onluk ve 9 birlik yapar. Şimdi bunları toplayalım. Onlukları onluk ile birlikleri birlikler ile toplamalıyız.
  • 7 birlik + 9 birlik = 16 birlik yapar. Bunu 1 onluk 6 birlik şeklinde yazıp 1 onluk kısmını onluklara ekleyeceğiz elde diyerek.
  • 1 onluk + 1 onluk = 2 onluk eder.   1 onlukda üst satırdan elde olarak gelmişti. Toplam 3 onluk oldu.
  • Sonuç olarak 3 onluk 6 birlik bulduk yani 36 kişi.