Küçükken bize hep sorulan bir sorudur, ” Büyüyünce ne olacaksın?” sorusu. Bizler her yaş grubunda farklı bir mesleğe sempati duyar, farklı meslekler arasında gider gelirdik. Artık kararları ve hedefleri olan bir birey olarak düşünmem gerektiğinden bir meslek seçimi yapmam gerekiyordu. Ve ben öğretmen olmayı istedim. Sebebi ise bilgiyi paylaşmayı seviyordum. Çünkü bilgi paylaştıkça çoğalırdı. İnsanların bilgiyle yenilenebileceğini, bilgiyle güçlenebileceğini düşünüyordum. Öğretmen bir ağaç gibidir her mevsim yapraklarını döker öğrencilerinin avuçlarına. Eğer avucunuzda tutabilirseniz siz de bilgi sahibi olur ve bundan yararlanırsınız. İnsanın kişisel gelişimini, çocukluğunu, geleceğini etkileyen tek mesleğin öğretmenlik olduğunu düşünüyorum. Bir öğretmen o öğrenciye dersi çok sevdirebildiği gibi, nefret etmesini de sağlayabilir. Biraz daha çocuk ruhlu olduğumdan öğrencilerle iyi anlaşabileceğimi düşünüyordum. Ve onlara bilgiyi sadece ders için değil hayatları boyunca kullanabilmeleri adına öğretmek istiyordum. Ağaç yaşken eğilir sözünün doğruluğunu kanıtlamak istiyordum. Öğretmenliğini seçtim ve artık ben de öğrencilerime her mevsim yaprak döküyorum.
Okulda kullandığınız kaynakların verimli kullanılması için özgün önerileriniz nelerdir?
Okulda kullandığınız kaynakların verimli kullanılması için özgün önerileriniz nelerdir? Aşağıya yazınız.
Okulda kullanılan kaynaklarımızın bilinçli kullanılması gerekiyor. Örneğin öğretmenin yetkisi olan tüm araç gereçler öğretmenlerin izni olmadan kullanıma açık olmamalı. Tahtayı bile gereksiz yere kirletmek veya tebeşirleri, tahta kalemini ders dışı amaçla kullanmak israfa girdiği gibi kaynağın verimli kullanılmamasına sebebiyet verir. Akıllı tahtalar öğrencilerin oyun oynayabileceği, film izleyebileceği, müzik dinleyebileceği bir araç olmaktan ziyade sadece ders amaçlı kullanılmalı ve öğretmenlere özel olmalıdır. Bu durumun önüne geçebilmek için öğretmenlere özel bir şifre veya anahtar verilebilir. Sınıf panoları öğrencilerin kendi isteklerine göre değil, öğrencilerinin çalışmalarını gözden geçirip düzenleyen bir öğretmen tarafından yapılıp görevler verilerek oluşturulmalıdır. Su, elektrik gibi kaynaklar için ise okullara sensörlü lambalar veya sensörlü musluklar takılabilir. Böylelikle kaynakların verimsiz kullanımının önüne geçilebilir.
Okulda kullandığınız kaynakların verimli kullanılmaması durumunda ortaya çıkabilecek sorunlar nelerdir? Araştırınız.
Okulda kullandığınız kaynaklar verimli kullanılmazsa ne olur hiç düşündünüz mü? Kaynaklar öğretmen ve öğrencilere öğrenim açısından kolaylık sağlarken bu kaynakların verimli kullanılmaması sonucunda bir takım sorunlar oluşabilir. Bunlardan akıllı tahtaların ders dışı kullanımı en önemli sorunlardandır. Sadece ders amaçlı kullanılması gereken bu tahtalar amacı dışında kullanıldığında öğrencinin dikkati tamamen dağılabilir, derse ilgisi azalabilir. Tüm bunların yanı sıra öğrenci akıllı tahtayı bir ders kaynağı ve aracı görmekten ziyade bir eğlence aracı olarak görebilir. Bu sınıf ortamına da yansıdığında önüne geçilmesi zor bir hal alır. Panolarımızın düzgün kullanılmaması öğrencilerin belirli gün ve haftalara olan ilgisini ve bilgisini en aza indirgeyebilir. Ders kitapları verimli kullanılmadığında ise öğrenci dersi kavrayamaz, dersi takip edemez ve böylelikle başarısız bir süreç geçirmiş olur. Bunların önüne geçebilmek adına okullarda kullanılan kaynakların bilinçli bir şekilde gerektiği zamanda kullanılması gerekir.
Okulda kullandığınız kaynaklar nelerdir?
Okulların olmazsa olmazı kaynaklarımızdır. Derslerimizi kolaylaştıran, yardımcı olan birçok kaynak vardır. Yıllardır tebeşirlerle tahtalarımızı dolduran öğretmenlerimize en büyük yardımcı akıllı tahtalar. Eski tahtaları geride bırakan bu akıllı tahtalara e-kitap yüklenebiliyor. Slayt ve video açılarak ders desteklenebilir. Kısaca bu akıllı tahtalar bir yandan tahta işlevi görürken bir yandan da bilgisayar ve aynı zamanda da kitap işlevi görmektedir. Teknolojinin eğitime de yansımış olması hem öğretmenlerin hem de öğrencilerin işini oldukça kolaylaştırarak zevkli bir hale getiriyor. Ders kitaplarımız belirli bir kurul tarafınca incelenir ve ortak bir karar sonucu düzenlenerek öğrencilere sunulur. Sınıfımızın panoları da sınıflarda kullanılan kaynaklardandır. Belirli gün ve haftalarda panolar süslenir veya öğrencilerin yaptığı çalışmalar sınıf panosunda sergilenir. Bu panolar sayesinde öğrenciler hem araştırma yapmış olacak hem de çalışmalarını sergileyen arkadaşlarının araştırmalarına ulaşabilecek.
Okulunuzun kantininde meyve satılmasını istiyorsunuz. Aşağıya bu isteğinizi ifade eden kısa bir yazı yazınız.
Okulunuzun kantininde meyve satılmasını istiyorsunuz. Aşağıya bu isteğinizi ifade eden kısa bir yazı yazınız.
Hepimiz kantinin önünde sıra bekleyip, aralarda sıkışmışızdır. Bazen bütün teneffüs sıra gelmediğinden bir şey alamadan sınıfa dönmüşüzdür. Fakat düşündükçe kantinde satın alabileceğimiz daha çok ürün olması gerektiği kanısına varıyorum. Örneğin daha sağlıklı bir beslenme için elma, armut, muz gibi temel meyveler hijyene özen gösterilerek satılabilir. Böylelikle meyve seven çocuklar bunları yerken sevmeyen arkadaşlarına da meyve yemeyi aşılayabilir. Sizce de abur cubur yemek yerine sağlıklı olan meyveleri tüketmek daha mantıklı değil mi? Hem günlük enerji ihtiyacımızı karşılıyoruz hem de sağlıklı bir şekilde karnımızı doyuyoruz. Örneğin okullarda yapılan kermeslere bazı öğrencilerin yiyecek içecek getirme durumu olmuyor. Meyveler kantinde dışarıya göre daha uyguna satıldığı takdirde, öğrenciler eli boş gelmektense meyveyle o sofrayı şenlendirebilir ve paylaşıma ortak olabilir. Aslında birçok açıdan faydalı olan meyve tüm kantinlerde satılmalıdır. Böylelikle öğrenciler abur cuburu aza indiren sağlıklı bireyler olacak bir yandan da sadece evinde değil okulunda da evindeki beslenmeyi günlük uygulayan bireyler olacak.
Okulda nelere ihtiyacınız olabileceğini düşününüz.
Okulda nelere ihtiyacınız olabileceğini düşününüz. Arkadaşlarınız ve öğretmeniniz ile paylaşınız.
Hepimiz kendi evimizden çok okula gidiyoruz. Ailemizden çok öğretmenlerimizle ve ailemizle vakit geçiriyoruz. Ama okulumuzun da bazı eksikleri olabiliyor. Örneğin ben her okulda bir güvenlik görevlisi olması taraftarıyım. Hem çocukların güvenliği açısından hem de okul çevresinin güvenliği açısından. Bunun yanı sıra kantinler daha aktif olmalı. Beden eğitimi derslerinde öğrencilerin aktivitelerini yapmaları adına ekipmanları olmalı. Örneğin voleybol oynayacak öğrencilere file, futbol oynayanlara kale gibi malzemeler temin edilmelidir. Müzik derslerinde öğrenciler daha aktif olmalıdır. Müzik dersine giren bir öğrenci en azından bir enstruman çalmayı bilmelidir. Resim dersine giren öğrenciler tekniğini öğrenmelidir. Okulun bahçesine gelirsek, çocukların oynarken zarar görmeyeceği alanlar olmalıdır. Ders aralarında dinlenmek için birden çok bank yerleştirilmelidir. Bu gibi olanaklar eklendiğinde eğitim ve öğretim daha güzel ve daha sosyal bir hal alacaktır. Çünkü eğitim bizlerin gözünde sadece sıkıcı ve zor olarak görünmemeli. Okul bir yandan öğretirken bir yandan mutlu eden bir yuva olmalıdır.
Aile büyüklerinizin çocukluğu ile kendi çocukluğunuz arasındaki benzerlikler
Aile büyüklerinizin çocukluğu ile kendi çocukluğunuz arasındaki benzerlik ve farklılıkları yazınız.
Zaman değiştikçe, nesiller değişiyor, nesiller değiştikçe alışkanlıklar değişiyor. Aile büyüklerimizin yaşadığı çocukluk ile bizimki arasında büyük bir uçurum var. Eskiden çocukları sokaktan eve geçmezmiş, anneleri zorla eve geçirirmiş. Şimdi ise anneler çocuklarını zar zor dışarı çıkarıyor. Eskiler bize göre daha sosyal ve daha dolu dolu bir çocukluk yaşamışlar. Örneğin onlar sabahtan akşama kadar oyun oynarken, arkadaşlık bağlarını tecrübe ederek güçlendirirken bizler sabahtan akşama kadar akıllı telefon ve tabletlerin başında vakit geçiriyoruz. Eski çocuklar mahalle kültürünü bilirken biz yan komşumuzu bile tanımıyoruz. Eskiler mahalledeki çocuklar tüm mahalleyle arkadaş iken bizler internet üzeri arkadaşlıklar kuruyoruz. Eskiden bayramda alınan bir ayakkabı bile mutlu ederken, bizim bir dolap dolusu ayakkabımız olmasına rağmen mutlu olamıyoruz. Önceden parklar çocuklarla dolup taşarken, şimdilerde sokakta çocuk göremiyoruz. Eskiler televizyon ne bilmez iken biz teknolojinin olmadığı tek bir saniye bile geçiremiyoruz. İçimizdeki çocuğu hiçbir zaman unutmayalım. Çocukluğumuza sahip çıkalım.
Ağız Kokusunun Önlenmesi İçin Neler Yapılabilir?
Dişler sağlık açısından oldukça önemlidir. Ağız sağlığı söz konusu olduğunda dişlerin gerekli sağlıkta olması, durumun iyileştirilmesine de katkı sağlamaktadır. Dişlerin tedavisi de ağız bakımı da ağız kokusu adı verilen bu sağlıksız durumun önlenmesine katkı sağlamaktadır. Ağız kokusunun giderilmesi sosyal hayat için oldukça önemli bir durumdur. Sosyal hayatın bir diğer gerekliliği de hijyen ve öz bakımdır.
Ağız kokusunun en önemli kaynağı dişlerdir. Ancak dişlerin yeterince temizlenmesi halinde yine de ağız kokusu devam ediyorsa farklı bir hastalığınız bulunabilir. Bundan dolayı öncelikli olarak bir dahiliye hekimine gitmenizde fayda var. Sabahları aç karnına ağız kokusunun olması genelde rastlanan bir durumdur ancak gün boyunca yemek ve içecek tüketmeniz halinde ağzınızda koku mevcutsa bu bir hastalık belirtisidir. İç organların kaynaklandığı bu hastalığın belirtilerine bakıldığında da bunu ancak uzman hekim anlamaktadır. Ağız kokusu dışında bir sıkıntının meydana gelmesi halinde, bu durumların da izahının yapılması gerekmektedir. Ağız bakımı oldukça önemlidir. Bunu gidermek adına dişlerin fırçalanması, ağız gargarasının kullanılması gerekmektedir. Alışkanlık haline gelen bu durum neticesinde, dişlerde bir problem olmaz ve ağız kokusu gerçekleşmez.
Ağız kokusunun etkinliğine bağlı olarak dişlerin korunması ve tedavinin gerçekleşmesine de sürecin devamında gelmektedir. Diş hastalığı dışında ağız kokusunun yaşanması halinde öncelikli olarak başvurulması gereken alan, diş hekimidir. Sonrasında gerekli gördüğü durumda sizi farklı bir uzmanlık birimine yönlendirilmektedir.
Edindiğiniz Bilgilerden Hareketle Ağız Kokusunun Önlenmesi İçin Neler Yapılabilir? Arkadaşlarınızla Tartışınız
Dişler sağlık açısından oldukça önemlidir. Ağız sağlığı söz konusu olduğunda dişlerin gerekli sağlıkta olması, durumun iyileştirilmesine de katkı sağlamaktadır. Dişlerin tedavisi de ağız bakımı da ağız kokusu adı verilen bu sağlıksız durumun önlenmesine katkı sağlamaktadır. Ağız kokusunun giderilmesi sosyal hayat için oldukça önemli bir durumdur. Sosyal hayatın bir diğer gerekliliği de hijyen ve öz bakımdır.
Ağız kokusunun en önemli kaynağı dişlerdir. Ancak dişlerin yeterince temizlenmesi halinde yine de ağız kokusu devam ediyorsa farklı bir hastalığınız bulunabilir. Bundan dolayı öncelikli olarak bir dahiliye hekimine gitmenizde fayda var. Sabahları aç karnına ağız kokusunun olması genelde rastlanan bir durumdur ancak gün boyunca yemek ve içecek tüketmeniz halinde ağzınızda koku mevcutsa bu bir hastalık belirtisidir. İç organların kaynaklandığı bu hastalığın belirtilerine bakıldığında da bunu ancak uzman hekim anlamaktadır. Ağız kokusu dışında bir sıkıntının meydana gelmesi halinde, bu durumların da izahının yapılması gerekmektedir. Ağız bakımı oldukça önemlidir. Bunu gidermek adına dişlerin fırçalanması, ağız gargarasının kullanılması gerekmektedir. Alışkanlık haline gelen bu durum neticesinde, dişlerde bir problem olmaz ve ağız kokusu gerçekleşmez.
Ağız kokusunun etkinliğine bağlı olarak dişlerin korunması ve tedavinin gerçekleşmesine de sürecin devamında gelmektedir. Diş hastalığı dışında ağız kokusunun yaşanması halinde öncelikli olarak başvurulması gereken alan, diş hekimidir. Sonrasında gerekli gördüğü durumda sizi farklı bir uzmanlık birimine yönlendirilmektedir.
El Yıkamada Nelere Dikkat Edilmesi Gerektiğini Açıklayınız
Eller dokunma duyumuzun en gelişmiş olduğu parçalardan biridir. Çünkü deri yolu ile birçok şeyi algılamamız mümkündür. Sıcak soğuk gibi kavramların algılanmasında duyu organlarından faydalanırız. Sadece bununla da sınırlı değildir. Eller gün içerisinde en aktif çalışan bölgelerimizdendir. Bundan dolayı dikkat edilmesi ve hijyenine de bu ölçüde önem gösterilmesi gerekir.
El hijyeni oldukça basit gibi görünse de el sadece yıkama ile bitmez. Herhangi bir yere dokunulmasa bile eller mikrop toplayabilir. Bu da havada gezinen gözle göremediğimiz küçük mikroplardır. Bunlar da bizleri hasta etmektedir. En tehlikeli olan maddelerden biri de paralardır. Paralar gün içerisinde birçok insanın elinden geçer ve bulunduğu şekil itibari ile her yere girebilir. Bulunan ortamı bilmediğimiz ve en büyük mikrop kaynağı paradır. Bundan dolayı para ile temas ettiğimizde mutlaka ellerimizi yıkamamız gerekmektedir.
Eller yıkanırken dikkat edilmesi gereken birkaç nokta bulunur. Bunlar, ellerin bileklere kadar güzelce yıkanmasıdır. Çünkü sadece eller değil bileklerde birçok alana temas eder. Parmakların araları da iyice ovalanmalıdır. Sabunlama süresi de buna bağlı olarak en az 20 saniye olmalıdır. Hijyen oldukça önemli bir kavramdır ve el yıkamaya da dikkat edilmelidir. Ellerin yıkanmasının akabinde peçete ya da havlu ile kurulanması gerekir. Ancak dış ortamda iseniz peçete ile kurulama sonrasında kapıyı açıp sonrasında peçeteyi atmanız sağlık açısından faydalı olacaktır.
