Hayvanların korunması, barınması, rahatça yaşaması hakkında neler düşünüyorsunuz?

Hayvanların korunması, barınması, rahatça yaşaması hakkında neler düşünüyorsunuz?

 

Nasıl ki insanların yeme içme barınma gibi temel ihtiyaçları var ise hayvanlarında aynı şekilde temel olan bu ihtiyaçları var ve karşılanması gerekiyor.

 

Hayvan sevmeyen insanları anlamakta güçlük çektiğimi söylemek isterim. İnsanın bir başka canlıya karşı duymadığı, özellikle kendinden güçsüz ve aciz olan canlılara duymadığı merhamet ve sevgiyi birbirlerine karşı duyabileceklerine ve gösterebileceklerine inanmıyorum.

 

Hayvanların korunması barınması ve rahatça yaşaması bizi neden ilgilendirmektedir sorusuna gelirsek.

 

Doğal yaşamı bozan bizler hayvanların da doğal ortamlarını binalarımızla betonlarımızla yollarımızla bozduk.  Evet, hayvanlar kendi başlarının çaresine bakabilirlerdi biz onların yuvalarını yıkmasaydık.  Ağacı kesilen bir karga nereye yuvasını inşa edebilir?

 

Çayırı çimeni elinden alınan kediler ve köpekler nasıl özgürce koşturup kendi yemeğini bulabilir?

 

İlkel zamanlarda hayvanların insanlara ihtiyacı yoktu. ( elbette insan için ilkel zamandan bahsediyoruz) çünkü hayvanların avlanabileceği yuva yapabileceği ve rahatça yaşayabilecekleri ortamları zaten vardı ama biz onların dünyasına beton döktük. Biz geliştik onlar evsiz kaldı.

 

Bizim onların bu ihtiyaçlarını gidermemiz işte bu yüzden bir lüks değil bir zorunluluktur.

Hayvan hakları ile ilgili araştırdığınız gazete haberleri ya da hikayeleri

Son günlerin çok okunan hayvan hakları ile ilgili gazete haberleri ya da hikâyeleri için örnek olarak kullanabileceğiniz bir haber bulduk.

Hayvan hakları ile ilgili araştırdığınız gazete haberleri ya da hikâyeleri arkadaşlarınızla paylaşıp sınıf panosunda sergileyiniz.

 

‘Batman Belediyesi, sokak hayvanları konusundaki hassasiyetini kalıcı hizmetlere dönüştürüyor. Belediye Veterinerlik Müdürlüğü ekipleri sokak kedileri için ‘Kedi Evi’ projesini hayata geçirdi. Proje ile çocuklara hayvanlarla birlikte yaşama alışkanlığının ve hayvan – doğa sevgisinin kazandırılmasının amaçlandığı, insanlar kadar hayvanların da yaşam hakkına sahip olduğu mesajının toplumda kabul görmesi hedefleniyor. Proje kapsamında ilk etapta Atatürk Parkı, 8 Mart Kadın Parkı, Su Parkı, Yaşam Park ve Salih Özdemir Parkı’na yerleştirilen 5 adet Kedi Evi sayısının zamanla artırılacağı açıklandı. Şehir merkezindeki parklara yerleştirilen kedi evleri ile sıcak ve soğuk havalarda sahipsiz sokak kedilerinin barınma ve beslenme ihtiyaçları karşılanacak. Kedilerin su ve mama ihtiyaçları da Belediye Veteriner İşleri Müdürlüğü ekiplerince günlük olarak bırakılacak.’( alıntı)

 

Birçok belediyenin uygulamaya koyduğu projelerden biri de kedi evi projesidir. Evsiz ve sokakta yaşayan bakıma muhtaç ve soğuk kış günlerinde üşüyüp ölebilen hayvan dostlarımız için kedi ve köpek evleri ücretsiz olarak hazırlanıp sokaklara ve kedilerin köpeklerin uğrak yerlerine bırakılmaktadır.  Bir kap su bir kap mama bırakılan birçok köşe başı görmenin de mümkündür.

 

Bazı insanlar son derece duyarsız olsa da bazı insanlar da onların açığını kapatırcasına hayvanlara karşı duyarlı ve merhametlidir.  Aynı coğrafyada aynı toprak parçasında yaşamımızı sürdürürken hangi canlı türü olursa olsun onlara yardımcı olmak ve ihtiyaçlarına cevap vermek de insanlık görevimizdir.

 

Hayvanların korunması ve barınma ihtiyaçlarının giderilmesi için çok çaba gösteren bir komşumuz var biz ona kedili kadın diyoruz.  Sokak kedilerini özellikle yaralı ve aç olanları evine alıp besleyip tedavilerini yaptırdıktan sonra isteyen olursa sahiplendiriyor. Ona gelen kediler önceleri çok çirkin görününken onun bakımı ve özeni sayesinde birer pamuk topuna dönüşüveriyor. Böyle güzel insanların var olması bizlere de hayvanları sevmemiz ve korumamız gerektiğini öğretmektedir.

El sanatları konulu bir şiir yazınız.

Aşağıya el sanatları konulu şiir yazdık. Güle güle okuyun 🙂

 

SANATIN KIYMETİ

Tarihimde minyatür resimler
Bin bir emek bin bir nakış
Bana gösterir gerçeği
Sanata gerek bir alkış

 

Anadolu’nun bağrında bir madendir bakır işleme
Ancak ustası anlar işlenir elinde
Her yere yakışır ve aydınlatır
Sanata gerek bir alkış

 

Unutuldu sanmayın tel kırma
Hiç terkedilir mi dokuma
Ruhumu okşar her iplik
Sanata gerek bir alkış

 

Ağaçları sabırla oydu emektar eller
Ona bir suret verdi, ince ince
Her övgüye değer
Sanata gerek bir alkış

 

Nineler ördü çorapları Rize’de
Üşümesin diye uşakların ayağı
Renk renk desen desen her biri
Sanata gerek bir alkış

 

Sepetleri dokudular hasırdan
Kolay oldu insanın hayatı, insandan
Çıkmaz onca emek, tarih, sanat akıldan
Sanata gerek bir alkış

Bilmezsen sanatını, tanımazsan atanı
Ne yapmış elleriyle, mirasına ne bırakmış bizlere
Kaybolup gidersin sende tüm köksüzler gibi
Şimdi gerek sanatçıya bir alkış

Hayvanların da insanlar gibi haklarının olduğunu düşünüyor musunuz?

Hayvanların da insanlar gibi haklarının olduğunu düşünüyor musunuz? Açıklayınız.

 

Elbette, hayvanların da insanlar gibi hakları vardır. Sırf konuşamıyorlar diye hayvanları, duygusuz canlılar olarak görmek büyük bir yanlıştır. Bu yanlışa düşmeden onlara değer vermeliyiz. Verdiğimiz bu değerin karşılığında ise bence onların da en az bizler kadar hak sahibi olmaları gerekir, ya da biz çok yakın. Tabi ki de bir hayvan oy kullanamaz, fakat en az oy kullananlar kadar onun da yaşama hakkı bulunmaktadır. Hayvanlara eziyet edilmemelidir. Hayvanlara uygulanan şiddetin de tıpkı insana uygulanan şiddetten bir farkı olmadığı kavranmalıdır. Bu kavrama sonrasında onlara layık olduğu şekilde davranılmalıdır.

 

Hayvanlar bizimle dünyayı paylaşan dostlarımız. Bizden farkları konuşamamaları, onlar da tıpkı insanlar gibi canlı. Bu yüzden onlara da saygı duymalıyız. Hz. Muhammet’in de yaptığı gibi onlara sevgi ve şefkat ile bakmalıyız. İşte böyle olursak bizler iyi insanlar olmuş olabiliriz. İyi insan olmak birçok konuda sevgili ve şefkatli olmak demektir. Bu duyguları hayvanlara da hissetmeliyiz. Hayvanlara kötü davrananları uyarmalıyız. Hayvanlara kötü davranan kişiler hala aynı şekilde davranıyorlar ise onları polise şikâyet etmeliyiz. Hatta ve hatta onların ceza alması için çabalamalıyız. Hayvanlara işkence eden, onlara şiddet uygulayan kimseler kötü insanlardır. Bunlardan olunmamalıdır. Hayvanların da en az insanlar kadar özgür olmaları gerektiğini aklımızdan çıkarmamalı ve ona göre hareket etmeliyiz.

Size Göre Özgürlük Nedir?

Size göre özgürlük nedir? Anlatınız.

 

Özgürlük bana göre bir şarkıdır, sonsuza dek çalmasını istediğim. Özgürlük emeğin karşılığı, sevginin sınırsızı ve gülümseyen çocuklardır. Özgürlük, Zülfü Livaneli şarkısıdır kimi zaman, kimi zaman da sevebilmek işçiyken, patronun kızını. Özgürlük kişinin kendi olabilmesidir, istediği gibi yaşayıp, dilediği gibi konuşabilmesidir. Korkmamasıdır yani ondan, bundan, şundan. Özgürlük isterse doktor, ister ise asker olabilen kadındır. Özgürlük kimi zaman korkuyu silip atmaktır akıldan. Bağırabilmektir hür bir şekilde, sizin sevmediğinizi ben seviyorum diye. İstediğini giymektir özgürlük, istediğini beğenmek, istemediğinde bunu rahatça belirtebilmektir özgürlük. Eleştirmekten korkmamaktır özgürlük. Yanlışa, yanlış yapana, dimdik bir şekilde karşı çıkabilmektir özgürlük.

 

Özgürlük kolay kazanılmaz. Ama çok kolay kaybedilebilir. Özgürlüğümüzü kaybetmemek için çocuk yaşta bilinçlenmek gerekir. Peki ya nasıl bilinçlenmek gerekir? Sorunun cevabı okumaktır. Okuyup, anlamak ve anladığını hayata uygulamaktır. Kendi seçimlerimizi kendimiz yapmak istiyorsak, özgürlüğümüzün kıymetinin farkında olmamız gerekir. Bizlere özgürlüğümüzü veren, Mustafa Kemal Atatürk ve onun silah arkadaşlarına olan saygımızı hiçbir zaman kaybetmemek, onlara sevgi duymak da bir bilinç örneği sayılır. Bilinçli vatandaş olabilmek için yaptığımız işi layığı ile yerine getirebilmek ve işimizde hür kararlar almanın kıymetini bilmemiz gerekir. Özgürlüktür bizi, biz yapan olgu. Onun sayesinde kimseye kul, köle olmadan kültürümüzü yaşayabiliriz. Özgürlük yok ise bir milletin var olma amacı da olamaz. Özgürlük varlığımızın temelidir.

Yaptığınız Bir Geziyi Defterinize Yazınız.

Siz de yaptığınız bir geziyi Türkçe defterinize yazınız.

 

Sizlere geçen yaz tatilinde gittiğim ve çok beğendiğim bir şehir olan İzmir’i anlatacağım. İzmir Türkiye’nin en büyük 3. şehri. İnsanları oldukça saygı ve sevgi doludur. Bu nedenle İzmir birçok kişi için Türkiye’nin en güzel şehri. Türkiye’nin en güzel şehrine gitmek beni oldukça mutlu etti. İzmir’in insanları oldukça modern ve ileri görüşlü insanlardır. Çağa ayak uydurabilmiş, kendini bilen sanata ve edebiyata önem veren, birbirine karşı saygılı insanlardır bunlar. İzmir’de ilk olarak Atatürk Müzesi’ne gittim. Atatürk Müzesi’nde birçok şeyi gördüm ve geçmişimizi daha iyi anlayabildim.

 

Daha iyi anladığım geçmişimde neler yaşandığını ne zorluklarla bu ülkenin kurtarıldığını fark ettim. Atatürk’e olan saygım 10 kat daha arttı. İzmir’in insanlarla bir diğer özelliği ise Atatürk’e kalp yoluyla bağlı olmalıdır. Kalp yoluyla bağlı olmak demek ona gönülden değer verip onu gönülden sevmek demektir. E hal böyle olunca şehir oldukça gelişmiş ve sanatçı ruhlu insanların bir araya geldiği bir şehir olmuştur. İzmir’de en beğendiğim yer Alsancak’tır. Atatürk müzesi de Alsancak’ta yer alıyor. İzmir doğal güzellikleri ile kendini hayran bırakıyor. İzmir’e gidip de orayı beğenmeyen insan sayısı oldukça azdır. Çünkü hem şehir, hem de insanları kafası oldukça modern ve gelişmiştir. Bu gelişmenin asıl nedeni ise Atatürk’ün söylediklerine kulak asıp hayatlarına ona göre yön vermişlerdir.

Yaşadıklarımızdan Ders Almak Bize Neler Kazandırır?

Hayatta yaşadıklarımızdan ders almak bize neler kazandırır?

 

Yaşadıklarımızdan ders almak bizlere birçok şeyi kazandırır. Mesela aynı hataya tekrardan düşmeyiz. Tekrardan düşmediğimiz bu hatalar sayesinde daha bilinçli bir şekilde hayatımıza devam edebiliriz. Bilinçli bir şekilde hayatımıza devam ederken daha iyi bir insan olmayı öğrenebiliriz. Eğer hatalarımızdan ders çıkarmazsak bizler gelişime durmuşuz demektir. Gelişimi durmuş insanlar kendilerini daha iyi bir insan haline getiremezler. Daha iyi bir insan olup hem ülkemize hem de yakın çevremize yardım etmek oldukça iyidir. Daha iyi bir insan olma yolunda yapılması gereken en önemli şeylerden bir tanesi yaşadıklarımızdan ders çıkarmaktır. Yaşadıklarımızdan ders çıkardığımız sürece kendimizi sürekli ama sürekli daha iyi yerlerde buluruz.

 

İnsan ilişkilerinde daha ilerlemiş bir şekilde Hayatımıza devam edersin bunun bizlere kattıkları saymakla bitmez az kitap okuyup kötü konuşursak hem konuşmamızı düzeltmek hem de kültürlenmek için daha çok kitap okumamız gerektiğini çıkartabiliriz bu da basit de olsa yaşamdan ders çıkartmak demektir. Yaşadıklarımı ve yaptığımız hatalar bize yol gösterici olurlar neleri daha iyi yapıp neler yapmamız gerektiğini bu hatalar ve bu yaşanmışlıklar sayesinde anlayabiliriz. Kendimizi ve çevremizi tanıdığımız zaman ileriye dönük planlar yapabilir kendimizi daha iyi yerlerde bulabiliriz. Bu hedef için, sürekli ama sürekli hatalarımızdan ve yaşadıklarımızdan ders çıkarmamız gerekmektedir. Ders çıkara çıkara hatalarımızı tekrarlamamayı ve kendimizi sevmeyi öğreniriz.

Birlikten kuvvet doğar sözünü doğrulayan örnekler

Birlikten kuvvet doğar.” sözünü doğrulayan örnekler biliyor musunuz? Arkadaşlarınızla paylaşınız.

 

Birlikten kuvvet doğar sözü oldukça doğru bir söz. Bunun nedeni çok basit. İnsanlar tek başına yapamayacağı bir işi birlikteyken daha kolay bir şekilde yapabilirler. Tek başına gidemeyecekleri bir yere bir oldukları zaman daha kolay gidebilirler. İşte tam da bu yüzden insanlar birlik haline geldiği zaman oldukça üstünler güçlenirler. Güçlü insanlar birlik olabilmeyi başarmış insanlardır. Bunu örneklemek gerekirse; zamanın birinde yaşlı bir adam evini yenilemek istemiş kendi başına ağaçları kesmiş odun yapmış ve evini yapmaya başlamış. Evini inşa ederken oldukça zorlanmış. Ev inşaatı yarıya gelmeden hastalanmış. Hastalıktan kendini toparladıktan sonra çok uzun süre uğraş verdi evin rüzgâr tarafından yıkıldığını fark etmiş.

 

Oysa o evi çok sağlam yaptığını düşünüyormuş. Yarısına kadar getirebildiği evi bu halde gördüğü için oldukça üzülmüş. Ondan sonra çevredeki insanlardan yardım istemiş. 5 10 kişi olduklarında yaşlı adamın bütün evini birkaç gün içerisinde inşa etmişler. Yaşlı adam o zaman birlikten kuvvet doğar sözünün ne kadar doğru söylendiğini anlamış. Evi hem eskisinde çok daha güzel ve sağlam olmuş, hem de kendisi çok ama çok daha az yorulmuş. Gökten 3 elma düşmüş. Biri hikâyeyi yazana, öteki hikâyeyi anlatana, üçüncüsü de bu hikâyeyi dinleyip ders çıkarmayı başarabilen kişilerin kafasına.

Sevdiğiniz, değer verdiğiniz, kullandığınız bir eşyanızı sizden daha fazla ihtiyacı olan biriyle paylaşır veya ona hediye eder misiniz?

Sevdiğiniz, değer verdiğiniz, kullandığınız bir eşyanızı sizden daha fazla ihtiyacı olan biriyle paylaşır veya ona hediye eder misiniz? Neden?

 

Sevdiğim ve değer verdiğim bir eşya mı eğer bir arkadaşım veya bir başkası benden daha fazla o eşyaya ihtiyaç duyuyor ise ona veririm. Bunun nedeni benim o aşağıya duydum ihtiyacımın onunkine kıyasla daha az olduğudur. Eşyaların hayatta hiçbir önemi yoktur. Önemli olan insanlıktır. İyi insan olabilmek eşyalarınızda, kıyafetlerinizde veya yedikleriniz de değil kafanızın içinde ve kalbinizde bulunan iyilikle olabilir. Eğer yeteri kadar iyi iseniz bir başkasının herhangi bir eşyaya ihtiyaç duyduğu zaman ona bu eşyayı verebilirsiniz. Kendinizden fedakârlık yapmanız gerekiyorsa bu fedakârlığı göstererek onlara ihtiyaçlarını karşılaması için eşyayı hediye edebilirsiniz.

 

Bu tarz durumlarda bencil olmamak karşı tarafı da düşünmek en iyisidir. Bunu yapabilmek için kendinizi tamamen barışık olmanız gerekir. Eşyanın size bir şey getirmedi arkadaşlığın ve dostluğun sizlere bir şey getirebileceğinin bilincinde olmak, bu eylemi gerçekleştirebilmek için önemli koşuldur. Yani kendinize verdiğiniz değeri, arkadaşınıza da verebilmelisiniz. Bu sayede arkadaşlar, dostluklara dönüşebilirler. İşte tam da bu yüzden arkadaşımın sevdiğim eşyaya ihtiyacı var ise o eşyayı ona seve seve verebilirim. Eşyayı ona verdiğim zaman, eşyanın bende olduğu zamandan daha çok mutlu hissederim. Çünkü arkadaşım ihtiyaçlarını rahat bir şekilde giderebiliyordur. Bu beni oldukça mutlu eder.

Kültürümüzde Misafirperverliğin Önemi

Kültürümüzde misafirperverliğin önemi ile ilgili bilgi edininiz.

 

Türkler göçebelikten yerleşik hayata geçtikleri sırada kültürlerine olmazsa olmaz bir şey eklenir, o da misafirperverlik. Misafirperverliğin kültürümüzde azımsanamayacak kadar büyük bir yeri var. Bunun nedeni evimize gelene duyduğumuz saygıdan kaynaklanmaktadır. Evimize gelen kişiye iyi davranarak misafirperverliğimizi ortaya koymaya çalışırız. Evimize gelen kişiyi konforlu bir halde oturmasını ve dinlenmesini sağlarız, bunun sonucunda evimize gelen kişi memnuniyetle ayrılır. Eve gelen kişiye karnının aç olup olmadığını, bir ihtiyacı olup olmadığını sorarız. Eğer karnı aç ise ona yemek veririz. Susamış ise ona su ikram ederiz. Eğer evimize gelen bir kişi bir daha gelsin istiyorsak ona gerektiği gibi misafirperverliğimizi yansıtmalıyız. Eğer misafirperverliğimizi yansıtamaz ve ona kırıcı bir şekilde kendi evimizde davranırsak bu bizim hatamız olur. Bu hataya düşmemek için elimizden gelenin en iyisini yapmalıyız. Ona karşı normalde olduğumuzdan daha da fazla saygılı olmalıyız ki misafirperverliğimizi ona karşı gösterebilmiş olalım.

 

Dünyanın birçok yerinde bizim kadar misafirperver olabilen millet sayısı neredeyse yok denecek kadar azdır. Bunun nedeni kültürümüzde bulunan saygıdır. Saygı duymak Türk kültürünün olmazsa olmazlarındandır. Eğer bir kişi bizim evimize giriyorsa evimizde misafir olduğu süre boyunca ona herhangi bir saygısızlık yapmayız. Bunun nedeni çok basittir misafirliğin getirmiş olduğu memnuniyet ve onu hoşnut edebilme isteği. Misafirimize gösterdiğimiz saygı kadar saygı görürüz.