Sahipsiz olan memleketin batması haktır. Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır. dizelerinin sizde uyandırdığı duygu ve düşünceleri anlatınız.

Mehmet Akif Ersoy’un “Sahipsiz olan memleketin batması haktır. / Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır.” dizelerinin sizde uyandırdığı duygu ve düşünceleri anlatınız.

Asıl adı Mehmet Ragif olan Mehmet Akif Ersoy’un esas mesleği veterinerliktir. Ancak vatanın içinde bulunduğu mücadelenin içerisinde şair kimliği ile ön plana çıkmış ve İstiklal Marşı’nın yazarı olarak bilinen milli şair vatan şairi ünvanını almıştır. İstiklal Marşı’nı kaleme aldıktan sonra da Allah bir daha bu millete bir İstiklal Marşı yazdırmasın diyecek kadar vatanını seven ve vatanı için mücadele eden bir insandır.

Sürgün yılları ve milli mücadeleye verdiği destekleri ile her daim milletin onur ve gurur kaynağı olacak Akif, milletin kurtuluşunu içinde saklayan dizlerinde şairi olmuştur.

Sahipsiz olan memleketin batması haktır

Sen Sahip olursan bu vatan batmayacaktır, dizelerinde

Mehmet Akif Ersoy vatanın kurtuluşu ve refahı için millete düşen görevden ve milletin sorumluluklarından bahsetmektedir. Eğer millet toprağının sahipsiz ve savunmasız olarak bırakırsa elbette düşmanları ve o toprakta gözü olanlar türlü sebep ve bahanelerle millete zulüm edecek ve milletin batması için çaba gösterecektir. Her devirde ve her olayla mutlaka bir hain ortaya çıkacak ve mevcut düzeni bozmak isteyecektir.

Ama millet, vatanının kıymetinin ve önemini bildiğinde onu canı pahasına da olsa koruduğunda ve kolladığında vatanın birliği ve bütünlüğü asla bozulmayacak ve vatan ilelebet hür ve bağımsız olarak milletinde kalacaktır.

 

 

TBMM’ye Gazi Meclis adının verilmesinin sebebi ne olabilir?

TBMM’ye “Gazi Meclis” adının verilmesinin sebebi ne olabilir? Anlatınız.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Gazi meclis denmesinin arkasında yatan sebep Türkiye Büyük Millet Meclisi kurulana kadar Türk milletinin geçirdiği süreçtir.

Milletin vermiş olduğu Kurtuluş Savaşı’nda mücadelesi esnasında çok sayıda şehit verilmiş ve savaştan dönenler kol, bacak, göz ve benzeri birçok uzvunu kaybetmiştir. Yalnızca savaşa maruz kalmak bile insanların psikolojilerini bozmuş ve bu mücadelenin içerisinden sağ kalıp geri dönebilen kişilere gazi unvanı verilmiştir.

Savaş öncesi 20000000 olan ülke nüfusu savaş sonrası 15 milyona düşecektir. 5 milyon vatandaşın savaşta şehit veren ülkenin kanıyla canıyla çıktığı bu mücadeleden sonra kurduğu Millet Meclisi de yine o savaşa maruz kalmış kişilerin oluşturduğu bir meclistir.

İşte bu sebeple Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne Gazi meclis adı verilir.

Hem meclisi oluşturan vekiller hem de meclisin kendisi ağır bir savaştan çıkmış gazi ünvanını hak etmiş durumdadır.

Türk milleti, bütün dünyaya nasıl örnek olmuştur?

Mustafa Kemal Atatürk der ki benim yaradılışımda fevkalade olan bir şey varsa o da Türk olarak dünyaya gelmemdir. Her Türk ferdinin son nefesi, Türk milletinin nefesinin sönmeyeceğini ve onun ebedi olduğunu göstermelidir.

Ulu önder Atatürk’ün bu sözlerinden yola çıkarak Türk milletinin tüm dünyaya ispatlamış olduğu değerlerden bahsedebiliriz.

Yine Atatürk der ki biz ne Bolşevik’iz ne de komünist ne biri ne de diğeri olamayız Türkler milletsever ve dinlerine hürmetkâr bir millettir.

İşte burada tüm dünyaya örnek olan inancımıza bağlılığımız olmaktadır.

Millet olarak ulu bir millet olarak tarihte tanınan Türkler şu şekilde tanımlanmaktadır.

Dünya üzerinde tek bir Türk bile kalsa o kendi devletini kurar.

Yani asla köleleştirilemeyen milletlerden biridir Türk milleti. Türk milletinin azim kararlılık ve çalışkanlık gibi özellikleri de tüm dünyanın dikkatini çekmiştir. Bizler inançlı ve çalışkan insanlarız. Toprağımızı işler mahsulümüzü aldıktan sonra kadın erkek çoluk çocuk demeden yine çalışırız ve yine üretiriz.

İçinde bulunduğumuz çaresizliklerimizi, kararlılığımız ve inancımız sayesinde içinde bulunduğumuz tüm kötü durumları tüm tarih boyunca bertaraf etmiş bir millet olarak tanınırız.

Ama Türk milletinin tüm dünyaya fiilen gösterdiği mücadelenin adı Kurtuluş Savaşı’dır. Kurtuluş Savaşı’nda tüm yokluklara ve zorluklara rağmen kanıyla canıyla kazandığı zaferi ve kurduğu Türkiye Cumhuriyeti ile Mustafa Kemal Atatürk Türk milletinin azmini kararlılığını ve bağımsızlığını tüm dünyaya ispatlamıştır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk milletinin temsilcisi olarak kuruluşundan günümüze hangi mücadeleleri vermiştir?

TBMM, Türk milletinin temsilcisi olarak kuruluşundan günümüze hangi mücadeleleri vermiştir?

Türkiye Büyük Millet Meclisi 23 Nisan 1920’den bu yana Türkiye Büyük Millet Meclisi dâhili Nizamnamesinin kabulünün gerçekleştiği 2 Mayıs 1927 tarihine kadar geçen zaman diliminde Meclisi Mebusan başkâtibi tarafından yürütülen daha sonra adı kâtibi umumi olarak değiştirilmiş bir kurumdur. Bugünkü ismiyle TBMM olarak bilinir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluş amacı anayasa ile Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından verilen yasama yetkisinin yerine getirilirken başkanlık divanlarını komisyonlar ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerine idari ve teknik belge desteklerinin sağlanması amacıyla kurulmuştur.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin görevleri şunlardır:

  • Başkanlık divanı komisyonlar genel kurul ve siyasi parti grupları dâhil olmak üzere her türlü bilgi desteği sağlamak.
  • Kanun teklif taslağı hazırlamak
  • Çözümleme tutanak ve basım işlemlerini yürütme

Gibi daha birçok görevi bulunan TBMM kuruluşundan bu yana birçok mücadele vermiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Kurtuluş Savaşı’ndan sonra yaralarını sarmaya çalışan bir milletin kendi kendini yönetebilmesi için getirilen Cumhuriyet rejimi ile beraber meydana gelen bir kurum olduğu için hem toplum hem de yapacağı işler açısından birçok mücadele vermek durumunda kalmıştır. Millet artık kendi vekillerine seçiyor ve Türkiye Büyük Millet Meclisi milletin vekilleri ile millet adına kararlar alıyordu bu yeni sistemin meclis içinde ve meclis dışında birçok sorun ile mücadele etmesi gerekmiştir.

 

Vatan kelimesinin sizde çağrıştırdığı duygu ve düşünceler nelerdir?

“Vatan” kelimesinin sizde çağrıştırdığı duygu ve düşünceler nelerdir? Açıklayınız.

Vatan bir bireyin doğduğu büyüdüğü milletin hâkim olduğu bir üzerinde barındığı toprak parçası veya kara parçası demektir.

Vatan kelimesi, ben de uğruna her mücadeleye vermem gereken yaşadığım yer hissiyatını uyandırmaktadır. Yalnızca üzerinde ikamet edilen toprak parçası olması durumunda bir anlamı yoktur çünkü insan o zaman her yerde yaşayacağını düşünür.

Evimin dünya olduğunu düşünürsem,  vatanımın benim odam olduğunu söyleyebilirim. Çünkü odam benim için özeldir, önemlidir. Sadece uyuduğum yer deyip geçemem.

 

Vatanını seven insan ne yapar?

Söylemler eylemlere dönüştüğü takdirde gerçek kabul edilebilirler. Vatanını sevdiğini iddia eden bir insan vatan için çalıştığında bunu ispat etmiş olur. Bir hayali, bir hedefi, bir yolu olmayan hiçbir birey vatanını gerçekten sevdiğini iddia edemez.

Sevmenin içerisinde emek vermek fedakârlık yapmak vardır. Eğer sevdiğiniz şey için çaba göstermiyorsanız onu gerçekten sevdiğinize kimseyi inandıramazsınız. Oda örneğine dönecek olursak, odamı sevdiğimi söyleyip onu hiç temizlemezsem toparlamazsam odam sevdiğim bir yerden daha çok bir çöplüğe dönüşecektir. İşte bu şartlarda gerçekten odamı sevdiğimi söylemem imkânsızlaşır. Sevdiğimi söylediğim herhangi bir şey için emek sarf etmem ve mücadele vermem gerekir.

Üzerinde yaşadığı toprak parçasına bana özel ve değerli kılan şey benim ona verdiğim emektir. Bu emek gün gelir bir damla su olur gün gelir bir damla kan olur.

Yaşlı kadının Atatürk’ten bir şey istememesini nasıl yorumluyorsunuz?

Yaşlı kadının Atatürk’ten bir şey istememesini nasıl yorumluyorsunuz? Açıklayınız. 

Yaşlı kadın Atatürk’ten bir şey istemeyerek Atatürk’ün Türk halkı için yapabileceği her şeyi yaptığını söylemek istemiş olabilir. Türk mile etinin kurtuluşu için her şeyi yapan Atatürk’ten artık istenecek bir şey olmadığın ve yaptıklarına saygı ve minnet duyulması gerektiğini belirletmek amacı ile böyle davranmış olabilir.

Bununla birlikte Türk milletinin örf adet ve töresinde almaktan çok vermek vardır Türkler kimseden bir şey isteyen bir milleti olmamıştır tarih boyunca. Her zaman kendi ekmeğini kendi yapan kendine zaferini kendi kazanan bir millet olarak tanınan Türk milleti kadınından erkeğine her bir birey ile benzer özellikleri göstermektedir.

Atatürk bir Türk olarak vatanı ve milleti için yapması gereken her şeyi yapmış yaşlı kadın da bunun bilincinde olarak ondan daha fazla bir şey istememiş olabilir.

İnsanın eksiği varsa eksiğini tamamlamak ister belki de yaşlı kadının hürriyeti ve toprağının huzuru dışında bir eksikliği yoktu ve Atatürk’ten isteyecek bir şey de yoktu çünkü Atatürk Türk milletinin bağımsızlığını ve vatanın bütünlüğünü sağlayarak yaşlı kadının tüm dua ve dileklerini yerine getiren vesile olmuştu.

Aşık Atışması Ne Demektir?

“Aşık Atışması” ne demektir?

 

Aşık atışması; halk edebiyatında ozanlar arasındaki karşılıklı şiir düellosuna verilen isimdir. Bazı yörelerde karşı beri, karşılama ya da deyişme gibi farklı sözcüklerle de anılabilmektedir.

 

Aşık atışması, şairlerin bu konudaki ustalıklarının sınanması ve kabiliyetlerinin gözler önüne serilmesi anlamı taşımaktadır. Aşık atışmasında, karşı tarafın ilk olarak başlatmış olduğu ayak veya toplulukta yer alanlardan bir kimsenin aymış olduğu bir ayak temel alınmaktadır. Yarışma, her iki tarafın karşılıklı olarak söylemiş oldukları dörtlüklerle devam eder ve gönül alma dörtlükleriyle de sona erer.

 

Atışmanın en temel kuralları; ayağı ikinci defa tekrar etmemek, karşılıkta bulunmak için çok fazla beklememek, temele ilk atılmış olan ayağı almak, ikinci yarışmacının seçmiş olduğu yöntemi kullanmak, karşılıklı olarak uyumlu dörtlükler kullanmak şeklinde sıralanabilir.

 

Âşık meclisi; sazlara düzen verilmesinin ardından bir divan okunmak suretiyle açılır ve bunun ardından da aşıklar misafirleri selamlamak için, “Hoş geldiniz” mahiyetinde, kurmuş oldukları dörtlükler ile giriş kısmını bu şekilde tamamlarlar. Giriş bölümünün ardından yerine ve ortamına uygun olarak türlü şekil ve yöntemlerle ortaya atılacak ayak beklenir.

 

Taraflardan herhangi birinin ortaya ayak atması ile atışma başlar. Dolayısı ile ilk ortaya atılan ayak ile atışmanın temeli atılmış olur. Atılmış olan ilk ayak hangi konu ile ilgiliyse, bu konu atışmanın sonuna dek devam eder. Atışma yönteminin seçimi ise ikinci yarışmacının hakkıdır.