Kavalcı olsaydınız kavalınızla insanlara ne anlatırdınız?

Siz kavalcı olsaydınız kavalınızla insanlara ne anlatırdınız?

Ben bir kavalcı olsam ve insanlara hitap etsem derdimi sesler aracılığı ile anlatırdım. Üflemeli çalgıların bir efsanesi vardır.  İnsanın insan olmayı anlamadan üflemeli çalgı çalması ve o çalgıdan tam ses çıkarması mümkün değildir der efsane.  İnsanın nefesi ve nefsi temiz olmadan da sesi temiz ve güzel çıkmaz.

İşte bu efsanede olduğu gibi insanlara ürettiğim ezgiyle kalbimi açar ve onlara kalbimin içinde olan biten her şeyi ses ses hece hece anlatırdım.

 

Dertli ve kederli hissettiğim günlerde içli içli üflerdim kavalımı.  Neşeli hissettiğim günlerde biraz daha kısa ve kesik nefeslerle anlatırdım kendimi.  Ezgimle insanları etkiler ve onlara kendimi dinletirdim elbet.

Bir nevi ben de fareli köyün kavalcısı sayardım kendimi. Sadece fareleri almaya gelen kavalcı nasılda götürmüştü köyün çocuklarını değil mi?

Müziğin sihrine her nisan bırakır kendini ve ben bir kavalcı olsam en iyi sihirbaz diye bahsederlerdi benden.

 

İnsanları bıraksam da dağlara çıksam kuşlara verirdim nefesimi bu kez belki yarışır en güzel türküleri beraber şakırdık bin bir çeşit kuş ile. Belki birkaç koyun alırdım da kendime kırlarda dolaşırdım onlarla.

Kavalımın büyüsünde ben nereye onlar oraya.

Huzurlu hissedene kadar da susmazdım hiç. Hep çalar hep çalardım…

En büyüğünden en küçüğüne insanın hep anlatacak bir şeyi vardı nasıl olsa…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir