Hangi Enstrümanı Çalmak İsterdiniz? Neden?

Hangi enstrümanı çalmak isterdiniz? Niçin?

Dinlemekten en çok hoşlandığım enstrümanlardan biri olması dolayısıyla ben en çok saz çalmak isterdim. Gerek yanık türküleri, gerek el hareketleriyle sazı her çalabileni her zaman hayranlıkla izlemişimdir. Eline alanın etrafı büyülediği bu enstrüman çalması oldukça kolay bir enstrümandır.

 

Gerek Aşık Veysel’in, gerek Neşet Ertaş’ın elinden düşürmeden harika türküler söylediği bu enstrümanın sesi tarzı uysun uymasın, her kulağa hoş gelir. Kendini saz şairleri olarak adlandırılan ve Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatına damga vuran şairlerin en sevdiği enstrüman olan sazı çalmak ve hatta türküleri okumak isterdim.

 

Kendimde saza uygun beste yapabilecek potansiyeli göremesem de, bestelenmişleri okumayı ve çalarken gerçekten beğenilmeyi çok isterdim. İleride bununla ilgili kurs almayı çok istiyorum. Biraz para biriktirdikten sonra saz alacağım ve gidebildiğim en yakın zamanda bununla ilgili bir kursa başlayacağım.

 

Bana göre saz çalmak çok özel bir yetenek ve kulağı biraz olsun müzikten anlayan herkesin yapabileceği ve kolay adapte olabileceği bir şey. Bu yüzden bu yeteneğim eğer varsa geliştirmek ve saz çalabilmek istiyorum. Umarım bir gün, gerçekten çok iyi saz çalabilir ve ünlü şairlerin besteledikleri türküleri bir de ben yorumlayabilirim.

Felsefi Denemede Bulunması Gereken Özellikler Nelerdir?

Felsefi denemede bulunması gereken özellikler nelerdir?

Bir konu üzerinde yazı yazmak aslında düşüncenin kalıcı bir şeklide ifade edilmesini sağlar. Deneme yazıları da aslında bir düşüncenin çeşitli yollarla ifade edilmesidir. Deneme yazıları genellikle bir düşünceyi özgür bir biçimde sunar ve çeşitli alanlara göre değişiklik gösterir.

 

Felsefi denemeleri diğer deneme yazılarından ayıran belli başlı özellikler vardır. Bu özellikler;

 

  • Felsefi denemeler, sorgulayıcı, tutarlı ve sistemli bir yol izleyerek ileri sürülen görüşler mantıksal olarak desteklenir.
  • Felsefi denemeler edebi denemeler karıştırılmaması gerekir. Çünkü felsefi denemelerde kavramlar farklı anlamlarda kullanılabilir. Ancak bu kavramlar metin içinde açıklanarak mantıksal açıdan ispatı kolaylaşır. Edebi yazılarda ise yazar kelimelerin mecaz anlamlarını kullanabilir ve bunları açıklamak zorunda değildir.
  • Felsefi denemelerde öncelikle ele alınan konun ana problemi açıklanır, bu probleme yönelik çözüm önerileri verilir ve denemenin ne amaçla yazıldığı belirtilir.
  • Denemenin amacı açıklandıktan sonra ana problemin analizi yapılır ve kavramların mantıksal temellendirmelerine yer verilir.
  • Anlatılmak isteten probleme dair daha önce ileri sürülen görüşlerin güçlü ve zayıf yönleri de iyice değerlendirilir.
  • Felsefi denemelerde sonuç bölümünün olması şart değildir. Problemin analizi ve eleştirel değerlendirme yapılarak yaz bitirilebilir.

Felsefi Bir Metni Analiz Etmenin Amacı Nedir?

Felsefi bir metni analiz etmenin amacı nedir?

Felsefi metin analizi, genel olarak metinde geçen öğeleri ayrıştırarak aralarında nasıl bir ilişki olduğunu ortaya koymaya amaçlamaktadır. Anacak yapılacak bu analizlerde izlenecek yol ve yöntemlerin açık bir şekilde ifade edilmesi önemlidir. Analiz aşamasında hani yollardan faydalanılacağı sınırlandırılmaz ve başka yöntemler de kullanılabilir.

 

Felsefi metnin analizi yapılacağı zaman öncelikle metindeki ana problem ve filozofun bu probleme dair temel görüşleri tespit edilmelidir. Ayrıca metinde filozofun kullandığı terimler de ayrı bir öneme sahiptir. Filozofun görüşleri incelenirken kullandığı önerme, argüman ve akıl yürütmeleri de göz önüne alınarak ne derece tutarlılık içerdiğine de bakılır.

 

Felsefi metin analizinde izlenecek olan diğer yol ise metnin dilsel analizinin yapılmasıdır. Bunun için metinde kullanılan kavram ve ifadelerin anlamsal olarak doğru olup olmadıkları ve birbirlerine bağlanıp bağlanamamaları gibi hususlara dikkat edilir.

 

Felsefi metin analizin temel amacı metni doğru anlamak ve doğru yorumlamaktır. Bazı metinler genellikle yazardan bağımsız bir şekilde okuyucunun kendi bakış açısıyla anlamlandırdığı metinler olabilir. Bu durumda yazarın anlatmak istediğini değil farklı bir şekilde anlamakta mümkün olabilir.

 

Felsefi metinler bütüncül bir yapıya sahiptir ve metnin tamamı okunmadan metni oluşturan öğeler sağlıklı bir şekilde değerlendirilemez. Metin içinde birden fazla fikir olabilir ancak aslında tek bir iddiayı ortaya koyulmak istenmiştir. Diğer tüm fikirler bu iddiayı desteklemek için vardır.

 

Ayrıca filozofun yaşadığı dönemin koşulları ve yaşadığı yerinde analizinin yapılması gerekir. Bu şekilde daha detaylı analizler bağlam analizi olarak değerlendirilir.

Düşünceler Yazı İle Nasıl Güçlenir?

 Düşünceler yazı ile nasıl güçlenir?

İnsan zihnindeki düşünceleri bazı durumlarda sözlü olarak ifade edemeyebilir veya düşüncelerini sözlü olarak ne anlama geldiğini belirtemeyebilir. Bu gibi durumlarda düşünceleri yazıya dökmek en iyi yollardan biridir.

 

Yazılı olarak düşünceleri ifade etmenin bazı faydaları da vardır. Örneğin sözlü olarak söyleyeceklerinizi karşınızdaki muhatap yanlış anlayıp size ters bir tepkide bulunabilir. Ancak aynı düşünceleri yazılı bir şekilde sunduğunuzda o anda karşınızda kimse olmadığı için düşüncelerinize verilen sert tepkileri görmezsiniz. Ayrıca bazı düşünceleri sözlü olarak istediğiniz şekilde ifade edemezsiniz ama aynı düşünceleri edebi sanatları da kullanarak daha iyi bir şekilde açıklayabilirsiniz.

 

Ayrıca yazılı metinlerle daha büyük kitlelere ulaşma şansınız vardır. Bir görüşü, bir dileği veya bir isteği yazılı olarak hazırlayıp hedef kitlerle paylaşmanız daha kolaydır. Özellikle günümüzdeki sosyal ağların aktif kullanılmasında düşüncelerin yazıyla ifade edilip topluma ulaştırılması kolaydır.

 

Birde şu şekilde bakarsak; örneğin geçmişte yaşamış birçok bilim adamı, yazar, filozof veya siyasetçilerin kendi dönemlerindeki bilgileri yazıya döktükleri için savundukları görüşleri benimseyenler artmış ve bu düşünceleri daha kuvvetli bir şeklide insanları etkilemiştir. Tüm bunlarla birlikte hangi konuda yazarsanız yazın, kullanacağınız yazım dili ile düşüncelerinizi daha da güçlendirip çevrenizdekilerle paylaşabilirsiniz.

Yazı Yazmak İnsan Hayatında Neden Önemlidir?

Yazı yazmak, insan hayatında neden önemlidir?

Bazı kişiler kendi iç dünyalarında yaşadıklarını, hayal ettiklerini veya özlediği durumları sözle ifade edemez ve bunları yazıya dökerek insanlara ulaşmaya çalışır. Böylece çok değerli edebi eserler de ortay çıkar. Birçok şair, yazar veya roman yazarı, yaşadıkları olayları veya his dünyalarında olan fırtınaları yazıya dökerek kendilerini bulduklarını ifade etmektedir.

 

Yazı yazmayı seven bazı kişiler ise belli bir şöhrete veya üne kavuşmak için eser üretmektedir. Asıl amaç bu olunca bu tür yazıların ne kadar edebi değeri vardır, işte orası tartışmaya açık bir konudur. Aaa!  Bu arada sadece üne kavuşmak için yazılan yazıların hepsinin kalitesiz olduğunu söylemekte yanlış olur. Eğer bir eser yazılmış ve okuyucuya sunulmuşsa mutlaka kendine ait bir okuyucu kitlesi vardır.

 

Ancak benim kendi kişisel kanaatim, yazılan yazıların gerçekten toplum yararına olması ve yazıdaki kelimelerle okuyucuların kalbie dokunmasıdır. Yani bu şekilde yazılmış yazıları seviyorum. Ayrıca çağlar boyu yazılan tüm eserler günümüze kadar gelmiş ve biz bunlardan faydalanabiliyoruz.

 

Günümüzde de yazı yazmayı seven ve bu işe gönül verenler her ne amaçla yazarlarsa yazsınlar kendilerini çok iyi hissettiklerini düşünüyorum. Belki de hiçbir zaman dile getiremeyecekleri görüşlerini yazarak kendileri gibi hisseden insanlara ulaştırabildikleri için mutludurlar. Bu nedenle yazı yazmak kişilerin kendilerini gerçekleştirdikleri son basamak olabilir.

Felsefi bir yaklaşımla düşüncelerini yazmayla felsefi problem hakkında yazma arasında fark var mıdır?

Felsefi bir yaklaşımla düşüncelerini yazmayla felsefi problem hakkında yazma arasında fark var mıdır? Açıklayınız.

Felsefi bir yaklaşımla düşüncelerini yazmayla felsefi problem hakkında yazma arasında bence bazı farklar vardır. Çünkü felsefi bir metnin pek çok kurucu unsuru ve ögesi vardır. Bunlar; problem, kavrama, gerekçe, açıklama, iddia, karşı iddia ve eleştirilerdir. Ayrıca bu ögelerde kendi içinde tutarlı olması felsefi metnin özellikleri arasında sayılabilir.

 

Eğer felsefi bir düşünceyle yazılacak olan yazılarda bu saydığımız ögeler bulunuyorsa o metin zaten felsefi bir metin olur. Yok bu ögelere dikkat edilmeden bir metin kaleme alınıyorsa o zamanda deneme diyebiliriz. Ancak felsefi bir problemin açıklanması ve analiz edilmesi daha teknik bir konudur. Bir felsefi metnin analizini yapmak içinde belli kıstaslar göz önünde bulundurulması gerekir.

 

Felsefi bir problem hakkında yazı yazmak için geçmişte bu probleme dair öne sürülen fikirlerin bilinmesi ve bu fikirlere karşı argümanların geliştirilmesi gerekir. Ayrıca geliştirilen bu karşı argümanlar belli delillerle ispatlanmak ve desteklenmek zorundadır. Felsefi bir problemin tüm detayları en ince ayrıntısına kadar düşünülüp tartışılması ve yeni cevapların akıl ve mantığa uygun olması da önemlidir.

 

Tüm bunlarla birlikte felsefi bir problem hakkındaki tüm yazıların kendi içinde tutarlı ve yazıda kullanılan kavramların açık ve net olası da gerekmektedir. Ancak bu şekilde herkes tarafından kabul edilecek yeni çözüm önerileri ortaya çıkar.

Felsefenin birey ve topluma kazandırdığı nitelikler nelerdir?

Felsefenin birey ve topluma kazandırdığı nitelikler nelerdir?

Felsefe, mevcut düşünce ve fikirlerin sürdürülmesini ve yeni bakış açılarının gelişerek yeni fikirlerin ortaya çıkmasını sağlar. Böylece kalıplaşmış yargılardan ve düşüncelerden uzaklaşmanın önünü açar. Felsefenin ana konuları arasında, ak, adalet, özgürlük, barış, mutluluk, erdem gibi problemlerin açıklanması gelir.

 

Tüm insanlar hayatı anlamak ve yaşanılır kılmak için sürekli bir çaba halindedir. Bu çabaların neticesinde felsefeyle birlikte bilim, sanat, siyaset gibi alanlarda daha fazla düşünmeyi ve sorunlara çözümler üretmek kolaylaşmıştır.

 

Felsefenin en önemli faydalarından biri olarak insanların bilinçli bir varlık olarak yaşamasının kendi elinde olduğu görüşünü söyleyebiliriz. Felsefe aracılığıyla bireyler, çok yönlü ve ayrıntılı bir şekilde düşünerek, anlama ve açıklama becerilerini kuvvetlendirir ve tahmin yeteneğini geliştirir. Böyle bireylerin toplum için varlıklarının artası neticesinde de toplumun huzuru, mutluluğu, refahı ve ufku daha da genişler.

 

Felsefenin bireylere kazandırdığı nitelikleri şöyle sıralayabiliriz:

  • Özgürce düşünebilir
  • Çok yönlü bakış açıları geliştirdiği için yeni fikirler üretebilir.
  • Çevresindeki olayları ve tüm olguları akıl yoluyla tartarak sonuca ulaşabilir.
  • Kendini daha iyi tanıyarak hayatına yön verebilir.

 

Felsefenin topluma kazandırdığı nitelikler ise şöyledir:

  • Farklı toplumlarla bir arada yaşayarak ortak kültürün oluşması
  • Akla ve iradeye değer veren bir toplum olarak geleceğinin planlanmasını yapabilmesi
  • Bilgi toplumu olarak bilimin gelişmesi
  • İnsanların kendilerini özgürce ifade edebilecekleri bir toplumun oluşması
  • Demokrasi bilincinin gelişmesi.

Yağış Nedir? Yağışlar Nasıl Oluşur?

Yağış, atmosferdeki su buharının yoğunlaşarak yeryüzüne sıvı ya da katı halde inmesi olayıdır. Yoğunlaşmanın olması için havadaki nemin doyma noktasını aşması gerekmektedir.

 

Yağışlar Nasıl Oluşur?

Yağış oluşabilmesi için temel kural, ortamda su buharının bulunmasıdır. Bunun yanı sıra gerçekleşmesi gereken olaylar aşağıdaki gibidir.

 

Soğuma: Soğuma, sıcak havanın soğuk zeminle temas etmesi halinde (konveksiyon), gökyüzünün açık olduğu bulutsuz gecelerde, atmosferden uzaya radyasyonla ısı kaybı olduğunda gerçekleşir. Ayrıca sıcak ve soğuk hava kütlelerinin karşılaşmasıyla da soğuma oluşur. Çevresiyle ısı değişimi olmadan gerçekleşen soğuma, adyabatik soğuma olarak adlandırılır.

 

Yoğunlaşma: Yoğunlaşmanın gerçekleşebilmesi için,  suyu üzerinde tutun yoğunlaşma çekirdekleri bulunması gerekir. 10 mikrondan küçük çaplı olan yoğunlaşma çekirdekleri; okyanuslardan uçan toz parçacıkları, volkandan püsküren küller, meteorların parçalanma artıkları gibi katı zerreciklerdir. Yoğunlaşma, havanın çok soğuk olduğu zamanlarda oluşan buz kristalleri üzerinde de oluşabilir.

 

Yağış Alanına Yeni Bulutların Gelmesi: Bulutlarda 2-3 g/m³ su bulunmaktadır. Dolayısıyla yeni bulutlar gelip beslemediği müddetçe su kısa sürede tükenir ve güçlü bir yağış oluşmaz.

Birim zamanda düşen yağış miktarına yağış şiddeti denir. Düşen yağış;

2.5 mm/h ≤ ise (düşük şiddetli yağış)

2.5-7.6 mm/h ise (orta şiddetli yağış)

7.6 mm/h ≥ ise (yüksek şiddetli yağış)

 

Damlaların Büyümesi: Yoğunlaşma çekirdeklerinin etrafının su ile kaplanması durumunda, havada kalamaz hale gelir ve düşer. Düşerken diğer damlacıklarla birleşir ve yağış olayı meydana gelir.

 

Yağış Şekilleri

Dünya yüzeyinden rüzgar gibi etkenlerle havaya sürüklenen ve havadaki su buharının yoğunlaşmasıyla biçimlenmiş su buharı ürünlerine hidrometeor adı verilmektedir. Önemli olan hidrometeorlar aşağıdaki gibidir.

 

Yağmur: Bulutu oluşturan su taneciklerinin büyüyerek 0.5 mm’den büyük su damlacıklarına dönüşmesi ve sıvı halde yeryüzüne düşmesi olayına yağmur denilmektedir. İçinde 0.5 mm’den küçük damla barındıran yağmura çisenti (çise) adı verilir. Damla çapının 6 mm’den büyük olması sürtünme direncini arttırarak damlanın parçalanmasına neden olur.

 

Kar: Su buharının yükseklerde 0°C’nin altında yavaş yavaş yoğunlaşmasıyla oluşturduğu buz kristallerinin yeryüzüne düşmesine kar denilmektedir. Altıgen ve sekizgen buz kristalleri birleşerek kar lapasını oluşturur. Kar yalıtkandır ve bitkileri dondan korur. Yavaş eriyerek toprağa su depolar.

 

Dolu: Hava sıcaklığının aniden azalmasıyla meydana gelen yağış şeklidir. Yağmur damlaları donarak 0.5-5 cm çaplı buz parçacıkları haline gelir ve yeryüzüne düşer. Tek bir buluttan düşmesi sebebiyle lokal olarak görülür.

 

Çiğ: İlkbahar ve sonbahar aylarında; soğuk, açık ve rüzgarsız gecelerde meydana gelir. Toprak ve yere yakın bitkilerin sıcaklığının çevreden daha soğuk olması durumunda; su buharı, toprak ve bitki yüzeylerinde yoğunlaşır ve “çiğ” oluşur.

 

Kırağı: Oluşum şekli bakımından çiğe benzeyen kırağı, sonbahar aylarında ya da kış başlarında görülür. Sıcaklık 0°C’nin altındayken cisimler üzerinde yoğunlaşan su donarak kırağıyı oluşturur.

 

Kırç: Sisli, puslu, bulutlu ya da neme doymuş havalarda atmosferde bulunan su buharı; ağaç dalları, tel, saçak gibi maddeler üzerinde yoğunlaşarak buz tabakası haline gelir. Kırağıdan farkı, kristallerin üst üste yığılarak buz tabakası haline gelmesidir. Çoğunlukla sonbaharda görülür.

 

Yağış Tipleri

 

Yamaç Yağışları (Orografik Yağışlar)

Yatay yönde hareket eden nemli hava kütlelerinin, dağ yamaçlarına çarparak yükselmesi ve soğuması sonucunda meydana gelen yağıştır. Genellikle dağın zirvesine kar, eteklerine yağmur şeklinde düşer. Dünya’da Güneydoğu Asya’da, orta kuşaktaki karaların batı kıyılarında ve sıcak kuşaktaki karaların doğu kıyılarında fazlaca görülür. Türkiyede en çok görülen yerler; Karadeniz bölgesi, Toroslar’ın güneye bakan yamaçları ve Yıldız Dağları’nın kuzeye bakan yamaçlarıdır.

 

Konveksiyonel Yağışlar (Yükselim Yağışları)

Halk arasında kırkikindi yağışları olarak da bilinir. Yeryüzünün sıcak kesimleriyle temas edip ısınan hava, genleşir ve hafifler. Daha sonra yükselerek soğur. Belli bir yükseltiden sonra havanın içindeki nem yoğunlaşır ve yağış meydana getirir. Dünya’da en çok Ekvatoral bölgede, Türkiye’de ise İç Anadolu Bölgesi’nde ilkbahar mevsiminde görülür.

 

Cephe Yağıları (Frontal Yağışlar)

Sıcak ve nemli hava kütleleri ile soğuk ve kuru hava kütlelerinin karşılaştığı alanlarda meydana gelen yağışlardır. Dünya’da en çok Orta kuşakta meydana gelir. Türkiye’de kış aylarında görülen yağışların çoğu cephe yağışlarıdır.

 

Yağışların Ölçülmesi

Atmosferden yeryüzüne düşen yağışı ölçen aletlere plüviyometre denilmektedir. Yağışların ölçülmesinde kullanılan dört tip plüviyometre vardır.

 

Ağırlıklı yazıcı plüviyograf: Yağan yağış bir haznede birikir. Ağırlıklı yazıcının, hazne ağırlığına paralel hareket eden ucunda kalem bulunmaktadır. Bu kalem yağış grafiğini oluşturur.

 

Devrilen Kovalı Yazıcı Plüviyograf: Yağan yağış, yağış ölçerin kovasını doldurduğunda,  kova devrilir. Yazıcı uç sabit hızla dönen şerit üzerinde bir işaret atar ve bu işaretler yağışın şiddeti hakkında bilgi verir. İşaretlerin sıklaşması yağışın şiddetli, seyrelmesi az şiddetli olduğunu gösterir.

 

Yüzgeçli Yazıcı Plüviyograf: Yağan yağış kapta birikir ve biriken su yükselince yazıcı işaretleme yapar. Yağışın kaptan boşalması devrilerek değil de, yüzücü bir şamandıranın sifonu çalıştırmasıyla gerçekleşir.

 

Elektronik Plüviyograf: Limitsiz yağış kapasiteli olan elektronik plüviyograflar, yağış rejimi bilinmeyen havzalarda, 1 m² ‘ye düşen yağış miktarını elektronik olarak ölçmektedir. Yağış toplama hunisinden gelen yağış 0.1 mm dolduğunda kefe sağa doğru hareket eder. Kefenin sağa doğru yönelmesiyle boş olan kefeye su dolmaya başlar. Kefe sağa-sola devrildikçe kefenin üzerinde bulunan mıknatısın “reed contact“ altından geçmesi sırasında manyetik anahtar kapanarak datalogger’a sinyal gönderilir. Yağış devam ettikçe bu işlem tekrarlanır. Hafızada toplanan yağış bilgileri istenildiği zaman bilgisayara transfer edilebilir.

 

Radar: Yağış şiddeti alansal olarak ölçülmektedir. 1-20 cm dalga boylu mikro ışın gönderilir. Daha sonra geri yansıyan ışınlar ile yağmurun anlık şiddeti ve toplam miktarı belirlenebilir. Özellikle geniş bir bölgede, uzun bir zaman boyunca ortalama yağış yüksekliğini belirlemekte yararlı olur.

Ürün Alırken Nelere Dikkat Etmeliyiz?

Hepimiz her neredeyse onlarca ürün alıyoruz. Peki gerçekten ne aldığımızı biliyor muyuz? Ürün alırken nelere dikkat etmeliyiz? İşte kafanızda bunca soru varken biraz açıklık getirelim. Ürün alırken üzerinde yazılan her şeyin aslında bir anlamı var.

 

  1. TSE Damgası: Türk Standartları Enstitüsü tarafından verilen bu damga ürünlerin kurum tarafından belirlenmiş kalite standartlarına uygun üretildiğini gösterir.  Aldığınız bir üründe TSE damgası yok ise bu ürün kalite standartlarından geçmemiş olabilir. Hatta bu tarz ürünlerde içeriği bilinmeyen ya da kanserojen etkiye sahip maddeler bulunabilir. Bu durum sizin sağlığınızı tehlikeye atar. Kısaca alışveriş yaparak dikkat etmeniz gereken en önemli konudur TSE damgası.
  2. ISO Damgası: ISO 135 ülkenin de üyesi olduğu uluslararası bir kurum tarafından verilir. Amacı hizmet ve ürün kalitesini sınıflandırmaktır. Aldığımız üründe ISO damgasının olması o ürünün belirli kalite standartlarına uyduğunu gösterir.
  3. Son Kullanma Tarihi (Son Tüketim Tarihi): Aldığımız birçok üründe artık SKT ya da STT kısaltmalarıyla yazılan ürünün en son kullanılabileceği tarih mevcuttur. Bu tarihe dikkat ederek günü geçmiş ürünleri almamaya, günü yaklaşan ürünleri ise günü gelmeden kullanamaya özen göstermelisiniz.
  4. Garanti Koşulları: Genellikle elektronik ürünlerde dikkat ettiğimiz garanti belgesine de dikkat etmeliyiz. Unutmayın fatura garanti belgesi yerine geçmez. Bu nedenle garanti belgesinin eksiksiz doldurulup alınması önemlidir. Garanti belgesinin üzerinde üreticinin ve ithalatçı firmanın kaşesi ve iletişim bilgileri bulunmak zorundadır. Garanti belgeleri en az iki yıllık olup değişim ürünlerinde kalan süre ile sınırlıdır.
  5. Fiyat Araştırması: Fiyat araştırmasına dikkat etmek sizi ve cebinizi rahatlatabilir. Kimse hiçbir ürünü ederinden daha fazlaya almak istemez. Bunun için araştırmalarınızı internet aracılığı ile yapın. En güvenilir ve en uygun firmayı belirleyerek satın alın.

 

Ürün alırken dikkat edilmesi gereken maddeler bunlar ile sınırlı değil. Ancak önemli denilebilecek hususlar. Herhangi bir ürün ya da hizmet alırken bu maddelere dikkat etmeniz hem sizin hem de sevdikleriniz için önem taşır.  Daha kaliteli ürün ve hizmetler için TSE damgasına, ISO damgasına, son kullanma tarihine( SKT,STT), garanti koşullarına ve fiyat araştırması yapmaya özen gösterin.

Yaz Tatilinde Ne Yapılır? İşte Öneriler …

Uzunca bir yılın ardından beklenilen mola gelip çattığında planlanan şeyleri yapmak yerine yataktan çıkmamak güzel bir fikirdir. İlk zamanlarda dinlenmekle geçirilen günler sonrasını can sıkıntısına bırakabilir. İşte o zaman ne yapacağım, nasıl geçecek bu yaz tatlı diye söylenmeler de tatil ile birlikte başlamış demektir. Ve hoş geldin yaz tatili

 

Özellikle de okulların kapanması sonucu boşta kalan öğrencileri can sıkıntısı kolları arasına almaya başladı bile. Peki ama nasıl geçecek bu doksan gün? Nasıl geçecek bu koca yaz tatili?

 

Çeşitli ufak tefek faaliyetler bolca vakti beraberinde götürecek. Tabii can sıkıntısını da. Bir liste yapacak olursak ortaya şöyle bir görüntü çıkardı:

 

1. Elbette ki listenin başında deniz kum güneş üçlüsü yer alır. Hoş, öğrenciler için düşünülecek olursak şu doksan günün en az bir ila iki haftası bu şekilde geçerse kaldı yetmiş beş gün. E peki bu süre nasıl geçecek? Tabii ki listenin kalan maddeleri ve sizin yaratıcılığınız sayesinde..

 

2. Kendi sıkıcı hayatımızda takılı kalmaktansa farklı dünyalarda gezinmek de liste içerisinde güzel bir yere sahip olabilir. Türlü türlü konularda, farklı farklı türlerde yüzlerce kitap arasında herkes için bir kitap vardır. O kitabı bulunca bırakmamak gerekir, okumak, o kitabın içine girmek gerekir. Yani kitap okumak da olabildiğince güzel bir aktivite olabilir doğru kitapla.

 

3. Kitap okumak bana göre değil diyenleri çevremde görmüyor değilim. Büyük bir eksikliği yok mu diye soracak olursak bence var. Hemde çokça bir eksikliği var. Ama yine de böyleleri için film/dizi izlemek de yapılacak güzel aktivitelerden biri olabilir. Üstelik şimdilerde çoğu kitabın kamera karşısına geçmişliği vardır. Çoğu kitabı ister dizi olsun ister film olsun internet aracılığıyla ‘izle’ olarak görmekteyiz. Kitabı kadar etkili olur mu orası tartışılır tabii..

 

4. Photoshop programını öğrenmeye çalışmak da şimdilerde oldukça işe yarıyor gibi. Photoshop sayesinde uzaya çıkan bile var. Denemesi bedava..

 

5. Çeşitli hobi kurslarına giderek de hem yeteneğimizi konuşturabilir hem de oldukça eğlenceli vakitller geçirebiliriz. Tiyatro, müzik, dans ve benzeri kurslar sayesinde hem sanata bakış açımız olduğundan daha ileri seviyeye yükselir hem güzel vakitler, güzel insanlar kazanabiliriz.

 

6. Şu birkaç yıldır popülerliğini koruyan yetişkinler için boyama kitapları da can sıkıcı vakitlere renk katabilir. Hem düşünmek konusunda da sıkıntılar varsa yok edicidir benden söylemesi. Terapi gibi düşünülebilir. Sadece çizgiyi aşmamayı düşünmek, sadece resme odaklanmak, sadece renk vermek..

 

7. Sabrı ölçmek için de puzzle yapmak akla gelen en güzel örneklerden. Küçük parçaların birleşmesiyle oluşan büyük resimler özen ister, emek ve sabır ister. Parçalar birleştikçe bir anlamı olur yapılan işin, bitsin istersin fakat bitmesi için çaba harcamak gerekir. Ve parça birleştirmeye dalmışken düşünceler de geriye atılır. Böylece ikinci terapi gibi hobi de yerini belli etmiş olur.

 

8. Yeni gruplar, yeni şarkılar, yeni klipler keşfetmek de hem müzik dağarcığımızı genişletirken hem de can sıkıntıızı geçiştirir. Aman dikkat depresyona da sokabilir..

 

9. Sevdiğimiz şarkıcı ya da gruplar yaz konserleri için şehrimize geliyorsa koşup gitmeli, sesimiz kısılana kadar şarkılara eşlik etmeli, fotoğraflar çekerek o anı en güzel hali ile ölümsüzleştirmek de güzel bir vakit olarak anılara kaydedilebilir.

 

10. Yaşadığımız şehrin bilmediğimiz yerlerine bir keşfe çıkmak belki de o şehri bize daha çok sevdirebilir. Belki bu keşif ile birlikte yeni insanlar, yeni olaylar da beraberinde gelir.

 

11. Şehrindeki lezzetleri tatmak için cafeleri arkadaşlarınla birlikte dolaşmak da güzel bir fikir. Hem arkadaşlarla bol vakit geçirilmiş olur hem karnımız doymuş olur.

 

12. Lezzet tatmak için gezilen yerler bittiğinde piknik alanları bir sonraki gidilecek yer olsa gerek. Hem de bu sefer yemekler bizden. Kim bilir belki de tüm o cafelerden daha lezzetli olur yemekler..

 

13. Belki bilmediğimiz bir yeteneğimiz vardır. Belki daha keşfetmediğimiz yeni bir kapıdır da keşfedileceği günü bekliyordur. Yazmak, çizmek, kesip biçmek veya her ne ise işte… Keşfetmek için bir yolculuğa çıkmalı. Üstelik bir uçak otobüs ya da trenle olacak iş değil. Bu yolculuk için bir kağıt kalem bile yeterli olabilir. Kullanmasını bilene ve isteyene..

 

14. Belki de yeni bir dil öğrenmek ya da öğrenilmekte olan dili daha da geliştirmek için en uygun vakittir. Yani en uzunundan boş bir vakit. Daha iyi ne olabilirdi ki?