Bilimsel ve teknolojik gelişmeler gelecekteki hayatımızı nasıl etkileyecektir?

Bilimsel ve Teknolojik Gelişmeler Gelecekteki Hayatımızı Nasıl Etkileyecektir? Tartışınız.

 

Bilimsel ve teknolojik gelişmeler geçmişten günümüze kadar hayatımızı birçok yönden kolaylaştırmıştır. İş hayatından eğitim hayatına teknolojik gelişmeler geniş bir alanda yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu gelişmeler insan hayatında kolaylığın yanında tasarruf etmeyi de sağlamaktadır. Her alanda kullanılan teknoloji ve araçları hem zamandan tasarruf etmeyi sağlamakta hem de malzemeden tasarruf etmeyi sağlamaktadır. Bu gelişmeyle birlikte sağlık alanında görülen devrim niteliğindeki atılımlarda göze çarpmaktadır. Birçok hastalığın tedavisi için yeni yöntemler bulunmuş ve tedaviler kısa sürede kesin sonuçlar vermeye başlamış durumdadır.

 

Gelecekte bilimsel ve teknolojik gelişmeler aynı günümüzde olduğu insanlığa daha farklı faydalar sağlayacaktır. Çünkü her geçen gün yeni buluşlara imza atılmaktadır. Yenilenen teknoloji ile farklı ürünler piyasa sürülmektedir. Her bir ürün insan hayatını biraz daha kolaylaştırmaktadır. Bu gelişmeler insanların hayatına sürekli yeni farklılıklar getirmektedir. Her bir gelişme insan hayatında farklı bir rol oluşturmaktadır. Belki ilerde görülecek değişimleri hayal etmek bile güçtür. Bilimsel ve teknolojik gelişmeler aynı zamanda bilim insanlarının işini daha da kolaylaştırmaktadır. Kısa sürede daha kesin sonuçlar meydana getiren çalışmalar ile farklı bir gelecek bizi beklemektedir. Teknoloji yaşamımızdaki pek çok değişim gibi güzel ve insanlığın geleceği düşünülerek yapılırsa faydalı olacaktır. Yoksa zararları da bulunduğu tartışılmaz bir gerçektir. Teknoloji çılgınlığının insanlık tarihini bitirmesine fırsat verilmemelidir.

Teknoloji kullanımının, toplumun devletle ilişkisi bakımından önemi nedir?

Teknoloji kullanımının, toplumun devletle ilişkisi bakımından önemi nedir? Düşüncelerinizi sınıfta arkadaşlarınızla paylaşınız.

 

Devir artık teknoloji devri. Son zamanlarda bunu çok duyar olduk değil mi? Cebimizdeki telefonlar, bilgisayarlarımız, tabletlerimiz hatta evimizde kullandığımız beyaz eşyalara kadar teknoloji hüküm sürüyor. Peki teknoloji günlük hayatta kullandığımız, hayatımızı kolaylaştıran bir şey midir sadece ? Arabaya bindiğimizde klima tuşuna basıp serinlemekten mi ibarettir? Hayır tabii ki… Teknolojinin günlük hayatımızda yeri çok büyük. Beslenme, barınma, sağlık, gıda…

 

Tüm alanlarda teknolojiyi rahatlıkla görebiliyoruz. Hatta çoğu zaman farkında olmasak bile güvenliğimiz açısından da çok önemli bir etken. Eğer aklınızdan “Bizim evimizde güvenlik kamerası var. Biz farkındayız.” diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Devletin bizim güvenliğimiz için sağladığı siber güvenlik çalışanları teknolojiyi çok ileri düzeyde kullanıyorlar. Tekrar güvenliğimizden söz edecek olursak artık bir insanın tükürüğünden o insanı tespit etmek bile mümkün. Dünya genelinde ele alacak olursak büyük devletlerin teknolojiyle ne kadar iç içe olduğunu da görebiliriz. Teknolojiye sahip olan ülkeye güçlü ülke diyoruz. Teknoloji her yerde. Bireysel hayatımız için ne kadar önemliyse, toplumumuz, devletimiz ve dünya için de bir o kadar önemli.

 

Öğrencilerin notlarına bakmak için girdiği e-okul veya vatandaşın trafik cezası, fatura, üniversite hizmetleri, hastane randevusu almak için kullandığı e-devlet teknolojinin çok büyük bir faydası. Özetleyecek olursak teknoloji hayatımızın her anında bizimle beraber. Araba kullanırken trafik ışıklarını beklemek, iletişim kurmak için telefon kullanmak, internetten müzik dinlemek… En basitinden evimizin aydınlatma sistemi teknolojinin büyük bir yansımasıdır hayatımıza. Devletin bize verdiği hizmetlerin daha hızlı sonuçlanması, dosya probleminin ortadan kalkması, güvenliğimizin en üst düzeyde tutulmasını teknolojiye borçluyuz.

Bayrağımızın ve İstiklâl Marşımızın önemiyle ilgili bir kompozisyon

Türk Bayrağı, zorluklarla kazanılan bir zaferdir. Hepimiz Türk bayrağının ne kadar şanlı bir bayrak olduğunu biliyoruz. Bayrağımızla ne kadar gurur duysak az. Bayrağımız ülkemizi sembolize eden özel bir unsur, şanlı bayrağımız.. Asıl soru şu; bayrağımıza ne kadar dikkatli baktık? Bayrağımızın üstündeki ay ve yıldız sembolleri neyi ifade ediyor? Bayrağımızın rengi bilinenin aksine kırmızı değil al rengidir. Al renk kutsal renktir. Bayrağımıza çok büyük önem katan diğer hadise ise çoğumuzun bildiği Kosova savaşıdır. 1448’de düşmanlarını büyük bir hüsrana uğratan Osmanlı, ertesi gece ay ve yıldızın yerdeki kan gölüne yansıdığını fark eder ve II.Murad bu simgeyi bayrağımıza ekler. Peki asıl önemi, anlamı nedir bayrağımızın ?

 

Bayrak bir milletin bağımsızlığını temsil eder. Bağımsızlık bir milletin olmazsa olmazıdır. Peki bağımsızlığı temsil eden tek unsur bayrak mıdır ? Hayır dediğinizi duyar gibiyim. Bir ülkenin marşı da o ülkenin bağımsızlık sembollerinden biridir. Milletimiz için yazılan İstiklal Marşı’nın yazarı Mehmet Akif Ersoy’dur. Bu marş bizim bağımsızlığımızı, egemenliğimizi, nasıl tırnaklarla kazıyıp elde ettiğimizi anlatan ulu bir marştır. Kurtuluş Savaşı’nı anlatan, bağımsızlığımıza bağımsızlık katan bir marştır. Bayrağımız ve marşımız bizim bağımsızlığımız ve egemenliğimizdir. Bu yüzden, her nefes aldığımızda, bayrağımızı her gördüğümüzde içimizden özgür bir şekilde İstiklal Marşı’nın bu sözlerini geçireceğiz: “Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet; Hakkıdır, hakk’a tapan, milletimin istiklal!”

Yaşadığınız yer ve çevresindeki kişiler ihtiyaçlarını nasıl karşılamaktadır?

Yaşadığınız yer ve çevresindeki kişiler ihtiyaçlarını nasıl karşılamaktadır? Düşüncelerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.

 

İhtiyaç yaşamımızı sürdürebilmek için önemli bir gereksinimdir. Her insanın ihtiyacı olan şeyler vardır. Bazı ihtiyaçlar; Beslenme ihtiyacı, Barınma ihtiyacı, ulaşım ihtiyacı, sağlık ihtiyacı ve eğitim ihtiyacı olarak sınıflandırabiliriz.

 

Eğitim ihtiyaçları: Okul ve özel eğitim veren kurslar

Beslenme İhtiyaçları: Tarım ve Hayvancılık yapmak

Ulaşım İhtiyacı: Motorlu -motorsuz taşıtlar, toplu ulaşım araçları, köylerde ise hayvan gücüyle

Sağlık ihtiyaçları: Hastane, sağlık ocağı yerleri

Barınma İhtiyaçları: EV, otel, pansiyon, gibi yerler inşa etmek

 

Gibi seçeneklerle ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Saymış olduğumuz bütün ihtiyaçlar yaşam döngüsü  gerektiren ve kişi için olmazsa olmaz bir gereksinimdir. Eğitim zorunlu ve kazanım sağlamak için önemlidir. Beslenme ihtiyacı olarak: hem yemek-yemek sağlık açısından faydalı ve yaşam döngüsü için gerekli bir ihtiyaçtır. Aynı zamanda tarımcılık yaparak da maddi ihtiyaç gereksinim sağlanabilmektedir. Yaşam döngüsünün ana noktası ; ihtiyaçlardan geçmektedir. Örneğin bir kişi hayatta kalabilmesi için, kalması gereken bir yere ihtiyacı vardır. Bu barınma ihtiyacına girer ve bu yerler otel ev pansiyon seçeneklerinden biri olabilir. Ama en uygunu elbette evdir. Yaşamın sürdürülebilir bir başka yanı ise, sağlıktan geçer .Yaşamda kalmanın bir yolu sağlık gereksinimlerini düzgün karşılayabilmelidir. Bu durumda devreye sağlık ihtiyaçları giriyor, hastaneler ve sağlık ocakları başta olmak üzere, doğru sağlık müdahale burada yapılmaktadır.

Bayrağımızın ve İstiklal marşımız bizler için değeri ve önemi nedir?

Bayrağımızın ve İstiklal marşımız bizler için değeri ve önemi nedir?

 

Bayrak bir ülkenin sembolünü ve özgürlüğünü temsil eden semboldür. Bayrak bir ülkenin olmazsa olmaz unsurudur. Her bayrağın bir anla

mı vardır. Her bayrak da bir ülke destanı yazar. örneğin Türk bayrağımız; kırmızı rengini şehitlerimizin kanlarından almıştır. Türk bayrağımızın da ortaya çıkma hikayesi vardır. Savaşta şehitlerimizin kanlarında oluşan birikinti oluşur  ve egece vaktinde  ortaya çıkan ay bayrağımızı oluşturur. Ay ve yıldız şanlı Türk Bayrağımızı sembolize eder.

 

Üzerinde  bulunan  simgeleriyle özgürlüğü de temsil etmektedir. İstiklal marşında da söylendiği gibi “ Dalgalan sende  şafaklar gibi ey nazlı hilal” .. Sevgili Mehmet Akif Ersoy istiklal marşını bayrağa ve milletimize hitaben yazmıştır. İstiklal marşı da ülkeyi yansıtan marşımızdır. 10 kıtalık olan  milli marşımızın her mısrasın da şanlı bayrağımızdan, şehitlerimizden ve vatan sevgisinden bahsedilmiştir. İstiklal marşımız Kurtuluş savaşından sonra askerlerimize moral vermek amacıyla yazılmıştır. İstiklal marşını okurken veya dinlerken her satırında vatan millet sevgisinin hissettiren, bağımsızlığınızı kanıtlayan bir marştır. İstiklal marşı önemli günlerde ve önemli zamanlarda söylenir. Örneğin milli maçlarda resmi törenlerde , 29 ekim , 19 mayıs …, yada okullarda özellikle Pazartesi sabah ve Cuma günleri okul çıkışı olmak üzere okul  törenlerinde senelerdir okunmaktadır.  Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere emanet ettiği bayrağımıza ve marşımıza her zaman sahip çıkacağız.

İstiklal marşı söylemek sizlere hangi duyguları yaşatıyor?

İstiklal marşı söylemek sizlere hangi duyguları yaşatıyor? Düşüncelerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız..

 

İstiklal marşı 12 Mart 1921 de Mehmet Akif Ersoy tarafında yazılan milli marşımızdır. İstiklal marşımız, Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayından sonra Milli marş olarak kabul edilmiştir. Aynı zamanda bestesi Zeki Üngör ’dür. Milli marşımız ülkemizi yansıtan, bayrağımızı anlatan olgudur. İstiklal marşımı Kurtuluş savaşından sonra yazılmıştır.  ve kurtuluş savaşı dönemindeki şehitlerimizi ve bayrağımızı anlatır. İstiklal Marşımızı okumak herkes de farklı duygulara sebebiyet verir. İstiklal marşı milli değerlerimiz arasındadır. Bu yüzden; özel ve resmi günlerde, milli sporların başlangıcında, okul törenlerinde okunmaktadır. Bu bir değer ve saygıdır. İstiklal marşı okunmadan önce 1 dakikalık saygı duruşunun artından marş başlar. Bu an insanın duyguları tarif edilemez.  her okunduğunda o anları yaşamış hissine kapılır. Kimisinin gözleri dolar, kimisinin tüyleri diken diken olur.. Kimisinin de kalbinde duyduğu bir sızı… Her ne kadar duygusal hisler olsa da sonunda vatana , şehitlerimize ve bayrağa duyulan gurur vardır.  İstiklal marşımız okunduğu zaman ayağa kalmak ve bayrağın yükseltilmesi de bayrağa duyulan gurur sevgi ve saygıdandır.

 

Milli marşımız olan istiklal marşı, zor zaferler yazılmış başarının azmin sonucunda ulaşılmış marşımızdır. Her daim marşımıza , bayrağımıza sahip çıkmalı ve saygı göstermeliyiz. Bizi biz yapan ,ülkemizi birlik ve beraberliğimizi yansıtan Türk bayrağımız ve istiklal marşımızdır.

Bayrak sevgisi , vatan sevgisi , Çok özel kavramlardır.

İstiklal marşımızın ilk iki kıtasında anlatılmak istenen nedir?

İstiklal marşımızın ilk iki kıtasında anlatılmak istenen nedir? Düşüncelerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.

 

İstiklal Marşı , Türliye cumhuriyeti’nin milli marşıdır. Mehmet Akif Eroy tarafından yazılan bu eser 1921 senesinde  Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından milli marş olarak kabul edilmişitr.Her mısrafı , her kıtasıının derin anlamalrı vardır. İstiklal marşımız milli sporların başlangıcında, okullarda resmi günlerde okunmaktadır. Buralarda 2 mısrası okunur.  İstiklal marşımızın ilk iki  kıtasındada birçok derin anlam yüklüdür.

 

İstiklal marşımzın ilk kıtası

 

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

 

İstiklal marşımızın yazarı sevgili Mehmet Akif Ersoy istiklal marşımızın ilk kıtasında bayrağa ve ulusuna seslenmektedir..  Birçok savaşlar oldu ama korkma anlı şanlı Türk bayrağımızın daima dalgalanacağına , ay ve yıldızının her zaman parlayacağını anlatmıştır. Ayrıca göklerde daima el üstünde, tutulan bayrağımızın , ülkede en son ocak sönene kadar göklerde dalgalanacak olan bayrağımızı anlatmıştır.

 

İstiklal marşımızın ikinci kıtası

 

Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal…
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal!

 

1.Dünya savaşından sonra düşman güçlerin işgaliyle bir korku oluşmuştur. Şair burada bayrağa seslenerek , korkmaması gerektiğini belirtmiştir. Korkma , dalgalan , dalgalan ki milletine ve ülkene güç ver demek istemiştir.

Kaynakça kısım niçin vardır?

Ders kitaplarınızın arka sayfalarındaki Kaynakça kısım niçin vardır? Sizce bu bölüm ne işe yarar?

 

Ders kitapları öğrencilerin her gün kullandığı bilgi kaynağıdır. Derslerini ve ödevlerini buradan takip ederler. Her dersin kendisine özgü kitabı vardır. Bazı kitapların , 2 çeşidi vardır 1. kitap okulda öğretmenle birlikte takip edilen konuların olduğu kitaptır. 2.kitap ise genel olarak alıştırma ve egzersizlerin olduğu kitaptır. 1.kitaptaki konularla eşdeğer gider ve oradaki konuların alıştırmaları niteliğindedir. Örneğin matematik kitabı , konu içerikli kitaptır. Matematik alıştırma kitabı ise bahsetmiş olduğumuz alıştırma kitabıdır. Kitap yazarı kitaplarını yazarken kaynakçaya ihtiyaç duyabilir. Kitapların sonlarına doğru “Kaynakça” bölümü göreceksiniz. Kitapların arkasında neden kaynakça yazısı vardır?  Kitaplar hazırlanırken illaki araştırmalar yapılmıştır. İnternet sitesi olsun başka kitaplar olsun bilgi eklemesi alınmış olabilir. Kaynakça bölümünde bu bilgilerin nereden alındığını, tarihi, internet sitesi gibi bilgiler yer almaktadır.

 

Kitapta yeterli açıklama bulamadıysanız, kaynakça bölümümde bulunan bilgilerden daha net bilgilerle ulaşabilmenizi sağlar. Aynı zamanda; eğer bilgi, görsel başka bir kitap veya siteden alınmışsa bu bilgiyi paylaşan kişinin emeğine ve bilgisine saygı olarak kitap yazarı bu bilgiyi paylaşmıştır. Aynı zamanda kişiden habersiz bir baskı işlemi yaparsa telif hakkına da girmiş olabilir. Bu tür durumlar yaşanmaması adına kitap yazarı kaynakça bölümünü oluşturur. Ama en genel sebebi: yazarın hangi kaynaklardan faydalandığını göstermek için bu bölüme ihtiyaç duyulmuştur.

Çeşitli dönemlerde olumlu gelişmeler yaşanmasaydı bugün yaşamımızda ne gibi değişimler olurdu?

Çeşitli dönemlerde olumlu gelişmeler yaşanmasaydı bugün yaşamımızda ne gibi değişimler olurdu? Yazınız. (Geçmişteki özgür düşünce akımları)

 

Dünyanın varoluşu ve insanoğlunun bir şekilde hayatta kalma mücadelesiyle başlayan bir hayat serüveni sürekli yeni gelişimler ve ilerlemelerle günümüze kadar gelmiş ve hala da değişmeye devam ediyor. Bu durum insanoğlunun sürekli merak içinde ve daha iyiye ulaşma çabasının bir ürünü de diyebiliriz.

 

Eğer yazı bulunmasaydı, matbaa bulunamaz ve kitaplar çoğaltılamazdı. Bu en basit bir örnektir aslında. 21. Yüzyılda olduğumuz şu döneme bir baktığımızda gelişmeler o kadar hızlı ilerliyor ki yetişmek mümkün değil. Teknolojinin girmediği nokta neredeyse kalmadı. Uzaya gidiliyor ve çeşitli fotoğraflar çekilebiliyor. Cep telefonu sayesinde dünyanın her yeriyle iletişim rahatça kurulabiliyor. Canlı yayınlarla televizyonda farklı kıtaları ve ülkeleri an ve an izleyebiliyoruz. Bu örnekler çoğaltılabilir aslında.

 

Tüm bu gelişmeleri birdenbire ortaya çıkmadı tabi. Her bir icadın ve her bir gelişmenin bir ön hazırlık kısmı var ve gelişerek devam ediyor.  Örneğin telefonu ele alalım. Yıllar önce Graham Bell’in bulduğu telefon şu an elimizde ve kullanım alanı akıllara sığmayacak derecede gelişmiş durumda.

 

Kısaca özetleyecek olursak her çağda yapılan buluşlar ve bilimsel araştırmalar neticesinde insanoğlu dünyada daha rahat ve daha huzurlu yaşıyor denilebilir. Ancak burada ki hassas nokta, icatların insan yararına kullanılması şartıyla olması. Yoksa silah ve bomba üreterek savaşların artmasını kastetmiyorum. Ancak yine de geçmişte yapılan tüm bu gelişmeler olmasaydı, insanoğlu hala ilkel bir halde yaşayacak ve bugünkü rahatlığı asla bulamayacaktı.

Aydınlanma düşüncesinin 20. yüzyıl felsefesine olan etkileri

Aydınlanma düşüncesinin 20. yüzyıl felsefesine olan etkilerini değerlendiriniz.

 

  1. ve 19. Yüzyıl “Akıl Çağı” olarak da isimlendirilen ve Batı’da toplumsa olarak aydınlanmanın yaşandığı bir dönem olarak kabul edilir. Aydınlanma düşünürleri daha çok aklı ön plana çıkararak toplumu aydınlatmaya ve insanın aklı sayesinde tüm sorunlardan kurtulup ebedi barışa kavuşabileceği düşüncesini benimsemişlerdir.

 

Yine 18. Ve 19. Yüzyılda tüm dünyayı etkileyen Fransız ve Sanayi Devrimleri insanları geleneksel görüşten akılcı düşünmeye ve sorunlara bu şekilde çözüm bulmaya yöneltmiştir. Zaten Rönesans’ta hep bu düşüncenin etkisi olarak ortaya çıkmış ve yeni bilgi ve araştırmalar yapılmıştır. Ayrıca bu dönemim özelliklerinden olan coğrafi keşiflerle birlikte birçok değerli eserin çeviri faaliyetlerinin yapılması da 20. Yüzyıl felsefesine büyük katkılar sunmuştur.

 

Yapılan tüm çeviri faaliyetleri ve felsefenin edebi eserlerle birlikte ele alınması insanları felsefeye olan ilgisini arttırmış ve kitap okuma oranı yükselmiştir. Aydınlanmacı filozoflar aklın önderliğinde ve bilimsel yöntemlerle birçok sorunun ortadan kalkacağını savunmuştur.

 

Genel olarak 18.ve 19. Yüzyıl aydınlanma düşüncesinin hakim olduğu yıllar olarak, geçmiş felsefi konular, bilimsel ve sosyokültürel birikimlerin tümü aydınlanmacı filozoflar tarafından sorgulamıştır. Bu sorgulamalar doğal olarak 20. Yüzyıl felsefesini de etkilemiş ve yeni felsefi akımların ortaya çıkışını sağlamıştır.