Medya Araçlarında Ya Da İnternet Sitelerinde Sunulan Bilgilerin Size Uygun Olup Olmadığını Nasıl Belirleyebilirsiniz ?

Günümüzde bilgiye ulaşmak, gittikçe gelişen teknoloji sayesinde kolaylaşmıştır. Bu sayede günlük hayatımızda kolaylıkla istediğimiz bilgiye ulaşırız. Ancak bu kadar çok karmaşanın içinde doğru bilgiye ulaşmak, yine de bazı zorluklara neden olabiliyor. Ne kadar çok kaynağa ulaşırsak o kadar bilgi karmaşasının içinde kalıyoruz. Önemli olan doğru bilgiye ulaşmak.

Bir konu hakkında araştırmalar yaparken istediğimiz bilgilerin yanı sıra bilgi kirliliği ile dolu sitelerin içinde kalıyoruz ve yanlışa sürükleniyoruz. Ya da bize hitap edip etmediğinin farkına varamıyoruz. Bu nedenle istediğimiz bilgiye ulaşmamız zorlaşıyor ve istediğimiz sonuçları elde edemiyoruz.

 

Bir siteye girdiğimizde, aradığımız gibi veya aradığımıza yakın içeriklerin içerisinde yer alan kelimeler kafamızda bir anlam buluyorsa ve içeriğin kalitesini etkiliyorsa bize uygun sayılabilir. Ancak bize uygun sayılıp sayılmadığını bilmiyorsak, bilgi sahibi olmadığımız bir konu için araştırma yapıyorsak birkaç bazı önlem almamız gerekebilir.

  • Mesela televizyon izlerken, televizyon kullanımında bulunan akıllı işaretler sayesinde size uygun bir konu olup olmadığına karar vermeniz kolaylaşır.
  • İnternette araştırma yaparken koruyucu paketler sayesinde yaş gruplarına uygun sitelere erişim sağlamamız sağlanır.
  • Aile büyüklerimizden yardım alarak onlarla iletişim halinde araştırmamızı sürdürmemiz mümkündür.
  • Devlet siteleri ve bunun gibi konularda gerekli bilgileri alacağımız sitelerin başında Rtük gelir. oBizleri uygun bilgiye ve doğru kaynağa yönlendirir.

Bu sayede daha uygun ve verimli bir birey olarak kişisel erişim araçlarını bilinçli olarak kullanıp gerekli ve yararlı olabilecek şekilde faydalanamız mümkündür.

İstiklal Marşını Okurken Neler Hissediyorsunuz?

İstiklal Marşını Okurken Neler Hissediyorsunuz?

İstiklal Marşı, ülkemizin çok zor şartlar altında bile ayağa kalkışının ardından bağımsızlığın ilan edilmesi üzerine yazılmış ve ülkenin bağımsızlığının sembolü kabul edilmiştir. İstiklal Marşı okurken o eski günler hatırlanır. Yani o günlerde yaşamamış olan bizler, kulaktan duyduğumuz kadarını hatırlarız. İçimizi giden ve yanan canların çektiği acılar dolayısıyla ilk önce bir hüzün kaplar.

Daha 15 yaşında askere gitmiş ve bir daha dönememiş o genç yiğitlerin, onların yolunu gözleyen ana babalara ölüm haberinin gelmesi üzerine “Vatan sağ olsun!” diyerek güçlü durmalarının acısı her yüreği burkar. Hele ki o sevdiğinin yolunu gözleyenler… İşte onların ahını alan bu iğrenç yabancı askerler, asla cennette kendilerine yer bulamayacaklardır.

 

İstiklal Marşı okunurken her Türk’ün göğsü kabarır. Milliyetçilik duyguları ön plana çıkar ve “İşte.” der, “İşte milletiminin mücadelesinin ödülü.”

O yaşanan eski günleri bilen, onları derinden hissedenlerin yabancı askerlere ettiği beddualar ve onlara duydukları kin de kaplar yürekleri bazen. Hatta kimileri bu kini günümüze bile taşır. Aslında çok da haksız sayılmazlar, bir suçu olmasa bile belki dedesinin dedesinin canını yakmış bu askerlerin torunlarıdır onlar.

İstiklal Marşı bu ülkenin kurtuluşunu temsil eder ve hiçbir Türk, bu ülkenin o günlere tekrar dönmesine izin vermez. Kimi zaman fikir ayrılığına düşülse de, konu bahis vatan olunca topyekün saldırıya geçen Türk halkı, hiçbir kuvvetin karşısında başını öne eğmeyecektir!

5N1K Nedir? Açılımı

Hem habercilikte hem de eğitimde sıkça kullanılan 5n 1k terimi 5 adet N 1 adet K harfi ile başlayan 6 adet soruyu sormaktadır aslında. Şimdi bu baş harflerini verdiğimiz soruları teker teker biraz daha ayrıntılı açalım.

 

Ne Sorusu: Konuyu, ana fikri soran sorudur.

Neden, Niçin : Amacın ne olduğu cevabını veren sorudur.

Nasıl:  Eylemin, işin nasıl yapıldığının cevabını veren sorudur.

Nerede:  Yer, mekan sorusudur.

Ne Zaman:  Süre, zaman kavramının sorusudur.

Kim:  Öznemizdir. Eylemi yapan içinde bulunan kişidir.

Aziz Sancar, Nobel Ödülü’nü ne zaman almıştır?

Aziz Sancar, Nobel Ödülü’nü ne zaman almıştır? 5N 1K etkinliği için sorulara cevap verelim.

 

Türk Profesör Aziz Sancar, İsveç’in başkenti Stockholm’de düzenlenen törenle Nobel Kimya Ödülü’nü İsveç Kralı 16’ıncı Gustaf’ın elinden aldı.

 

Kim: Nobel Ödülünü kim almıştır? – Aziz Sancar

Ne: Aziz Sanar ne almıştır?  – Nobel Ödülü

Nerede: Aziz Sancar nobel ödülünü nerede almıştır?  – İsveç’in başkenti Stockholm

Nasıl: Aziz Sancar nobel ödülünü nasıl almıştır? – Tören İle Kanser ile mücadele de DNA onarımı konusunda

Niçin: Aziz Sancar Nobel Ödülünü niçin almıştır? – Yaptığı Bilimsel Çalışmalardan Dolayı

Ne Zaman: Aziz Sancar Nobel Ödülünü ne zaman almıştır?  –  12.10.2015

İzlediğiniz “120” filminden hareketle aşağıdaki cümleleri neden sonuç ve amaç sonuç anlamı verecek şekilde tamamlayınız.

1. Çocuklar vatanı kurtarmak için cepheye doğru hareket edecekleri için aileler çocuklarıyla vedalaştılar.

2. Baba, oğlunun cephane taşımasını istemediği için onu eve götürdü.

3. Filmdeki çocuklar ordumuza yardım etmek için var güçleriyle cephane taşıyorlar.

4. Şehirdeki büyükler evlerinin bulunduğu bölgeyi korumak zorunda oldukları için çocuklar cephane taşımak zorunda kaldılar.

Şehirler Veya Kırsal Alanlar Hangi İşlevsel Özellikler Bakımından Birbirinden Ayrılmaktadır?

Öncelikle ekonomik açıdan çok net işlevsel ayrım görülmektedir. Temel ekonomisinde balıkçılık, ormancılık, tarım ve hayvancılık olan yerleşmelere kırsal yerleşme denmektedir. Aynı zamanda bu bölgelerde belirdi düzeyde turizm ve madencilik faaliyetleri de sürdürülmektedir. Nüfus bakımından da farklılığı gayet açık olan her iki alanda bu ölçüt ülkeden ülkeye farklılık göstermektedir. Şehirler veya kırsal alanlar arasındaki farklılıklar bu yüzden karşımıza çıkmaktadır. Kırsal alanlar da kendi içinde nüfus büyüklüğü, kurulduğu yer, dokusu, yerleşme planı ve ekonomik işlevi olarak sınıflandırılır.

Nüfus Büyüklüğü Farklı Kırsal Yerleşme: Köy ile şehir arasında kalmış, geçiş özelliğine sahip yerleşim yeridir.  Nüfusu 2 bin ila 10 bin arasında olması kabul görür.

 

Şehirler veya kırsal alanlar arasındaki farklılıklar bizlere Coğrafya bilim dalında yeni bir bakış açısı ortaya çıkarmaktadır. Dolayısıyla şehir hayatı ile kır yaşamı arasında ufak nüans farklılıkları göze çarpabilir. Bunlardan söz etmek gerekirse; genel olarak kırsal alanların hatta daha küçük yerleşim bölgelerinin sayısının çok olması bir takım problemlere sebep olabilir. Örnek vermek gerekirse ulaşım, güvenlik, sağlık ve eğitim konularında aksamalar meydana gelebilir, bu da o bölgelerde yaşayan insanların zor zamanlar geçirmesine neden olabilir.

Şehirler veya kırsal alanlar arasındaki farklılıklar her geçen gün azalsa da başka boyutları da vardır.  Kırsal yerleşimlerin sınıflandırılması ile ilgili olarak kullanılan ölçütlerden diğeri de ekonomik faaliyet türüdür. Benzer özellikleri pek görülmeyen şehir ve kırsal alanlar kendi ölçütlerinde her türlü birbirinden işlevsel, görsel, ekonomik olarak birbirinden ayrılır.

Şehir Ve Kırsal Yerleşmeleri Birbirinden Ayıran Özellikler Nelerdir?

Şehirler veya kırsal alanlar arasındaki farklılıklar şöyle sıralanabilir. Öncelikle şehirlerin nüfus oranı fazladır, yayıldığı alan son derece geniştir, geçim ve ticaretinde tarım dışı sektörler ağırlık gösterir, meskenlerin yanında sanat ve spor merkezleri, fabrika, çarşı ve Pazar yeri gibi alanları bulunur. Çevrelerindeki bölgeler sosyal, kültürel ve ekonomik yönden etkilenir. Ayrıca farklı ırk, din, dil ve soylardan da farklılık gösteren insanlar bir arada yaşarlar.

Şehirler veya kırsal alanlar arasındaki farklılıklar böyle sıralanırken, benzer özellikleri arasında da beslenme, korunma, barınma ve diğer temel ihtiyaçlar ile bir araya gelen insanların mesken oluşturarak birlikte yaşamaları, başlangıçta ufak daha sonra büyüyen merkezler haline gelmesi gösterilebilir.

 

Şehirler veya kırsal alanlar arasındaki farklılıklar aynı zamanda dokularına göre yerleşim şekli de oluştururlar. Burada temel esas toprak verimi, su kaynakları, yer şekilleri, iklim olsa da insanların ekonomik ve kültürel yapıları da etken olmaktadır. Maddeler halinde de netleştirmek gerekirse; Dağınık Yerleşme, Toplu Yerleşme, Çizgisel Yerleşme, Dairesel Yerleşme ve Kıyı Boyu Yerleşme de gereksinimleri ortaya koyan unsurlar arasındadır.

Dağınık Yerleşme: Yağışın bol olduğu yerlerde evlerin birbirinden uzak olduğu yerleşme biçimidir. Karadeniz Bölgesi yerleşimi örnek gösterilebilir.

Toplu Yerleşme: Evlerin birbirlerine yakın olduğu biçimdir. İç Anadolu, Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgeleri su kaynağı az olduğu için toplu yerleşmeye uygundur.

Çizgisel Yerleşme: Akarsu boylarında kurulan yerleşim yerleridir.

Dairesel Yerleşme: Düz arazi ya da ovada kurulan yerleşme şeklidir.

Kıyı Boyu Yerleşme: Deniz ve göl kıyılarında yapılan yerleşim yerleridir.

Sahip olduğu kaynaklarla belirli miktarda nüfusun ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir ülkede son dönemlerde ciddi oranda bir nüfus artışı gerçekleşmektedir. Böyle bir durumda alınması gereken önlemler sizce neler olabilir?

Sahip olduğu kaynaklarla belirli miktarda nüfusun ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir ülkede son dönemlerde ciddi oranda bir nüfus artışı gerçekleşmektedir. Böyle bir durumda alınması gereken önlemler sizce neler olabilir?

 

Nüfus ülkeler için çok önemli politikalar arasında yer almaktadır. Kimi ülkeler nüfusu düşürmek isterken; kimileri nüfusu arttırmak ister. Genel olarak geri kalmış ya da az gelişmiş pek çok ülkenin uyguladığı nüfus artış hızını düşürme politikası ülkelerin daha yüksek hayat standartlarına ulaşmaları için belirledikleri bir stratejidir. Elindeki sınırlı kaynakları kullanıp, belli bir takım yatırımlar gerçekleştirmek zorundadırlar. Fakat, doğurganlık oranı ya da nüfus artış hızı yüksek olan diğer bir ifade ile nüfusu hızlı şekilde artan ülkeler yatırımlarının büyükçe bir kısmını nüfuslarına yapmaktadırlar. Nüfusa dayalı şekilde yatırımları azaltarak ülke kalkınmasının artacağı da bariz bilinen politikalar dahilindedir. Nüfusa dayalı olarak yatırımları azaltmanın en önemli tek yolu da daha az insan ile olmaktadır. Ülkeler de bu durumu sağlamak için nüfus artış hızını azaltmak yönünde politikalar gerçekleştirir.

 

Nüfus artış hızını düşürme politikası uygulamasını hayata geçirmek insanların daha yüksek yaşam standardına ulaşmalarını sağlar ancak ne yazık ki insanların pek çoğu arzuladıkları bu yaşamı yakalayamaz. Dünya’da nüfus artış hızını düşürmeye çalışan ülkelerin en başında Pakistan, Çin, Hindistan, Nijerya, Bangladeş ve Endonezya gibi ülkeler gelmektedir. Bu ülkelerin nüfus artış hızını düşürme politikası içinde tek çocuk uygulaması, fazla çocuk yapmayı engelleyen bir takım yasal düzenlemeler, çocuk sayısı artışına paralel olarak vergi artışı, medya, afiş ve reklamlar ile olumsuz durumları anlatmak.

Nüfus Politikaları Bakımından Ülkeler Arasında Farklılıklar Görülmesinin Nedenleri Nelerdir?

Doğal olarak ülkeler de pek çok yönden farklılık gösterebileceği gibi nüfus politikaları açısından da farklılık gösterecektir. Çünkü ülkelerin ekonomik gelişmesi, nüfus artış hızı ve halkın kültür düzeyi net bir şekilde birbirinden farklıdır.

Nüfus politikaları ülkeler arasındaki farklılıkların nedeni birçok sebebe dayandırılabilir. Birinci gurupta ölüm ve doğum oranları son derece düşük, gelişmiş ülkeler yer alır. ABD, Kanada ve Avrupa Ülkeleri birinci gurupta yer alan ülkelerdir. Gelişmiş ülkelerde halk doğum kontrolü ile ilgili her türlü bilgiye sahiptir ve bunu uygular. Dolayısıyla doğum oranı da düşüktür. Doğum kontrol uygulamayan aileler ise ulusal ekonomiye ve genel yaşam standardına da zarar vermemektedir.

 

Nüfus politikaları bakımından ülkeler arasındaki farklılıkların nedeni sorunu çerçevesi içinde ikinci grupta da doğum oranı yüksek, ölümlerin ise düşük olduğu ülkeler yer alır. Bu ülkelere de Türkiye, Güneydoğu Asya ülkeleri, Güney ve Orta Amerika ülkeleri ile Kore dahil olmaktadır.  Üçüncü grupta da doğum ve ölüm oranları en yüksek geri kalmış ülkeler yer alır. Afrika’daki ülkeler de bu grupta yerini almaktadır. Nüfus politikaları bakımından ülkeler arasındaki farklılıkların nedeni dediğimizde aklımıza Hindistan gelmektedir. Hindistan bunu bir hükümet sorunu olarak değerlendirirken, Pakistan da ulusal bir dava olarak ele almaktadır. Çin Hükümeti pek çok yönden gelişmekte olan ülkeler ile gelişmiş ülkeler değerlendirmesi içinde yer alıyor. Nüfus politikasını pilot bölgede başlatan Çin Hükümeti uygulama başarılı olduğunda bütün ülkeyi kapsayacak şekilde projeyi genişletmiştir.

Nüfus Bir Ülke İçin Zenginlik Kaynağı Mıdır?

Nüfus Bir Ülke İçin Zenginlik Kaynağı Mıdır? Düşüncelerinizi Açıklayınız.

 

Nüfus; bir yerde, bir ülkede, bir toprakta yaşayan canlı insan sayısının toplamına verilen isimdir. Ekonomik olarak büyüme sürecinde olan bir ülkede nüfus artışı tartışılmalıdır. Büyüme ile nüfus artışı pek çok yönden araştırmacıların ilgisini çekmektedir. Çalışmaların temelinde genel olarak bu iki değişken ve neden sonuç ilişkileri yer almaktadır. Nüfusun ülke ekonomisine etkisi ilişkisinde bazı araştırmacılar nüfus artışı ile ekonomik büyümeyi eşdeğer görürken, bazı araştırmacılar da büyümeyi yavaşlatan bir etken olarak görmektedir. Ekonomik büyüme ve nüfus artışı ekonomik büyüme ile doğrudan değil ancak dolaylı bir şekilde etkilidir. Buna göre de nüfus artışı piyasaların büyümesine ve ölçek ekonomisine yol açıp, ekonomik büyümeyi olumlu şekilde etkileyebileceği gibi bağımlılık oranını da arttırarak, doğal kaynakları azaltıp, ekonomik büyümeyi olumsuz olarak da etkileyebilir. Nüfusun ülke ekonomisine etkisi üzerinde yapılmakta olan pek çok çalışmada kalkınmakta olan ülkeler göz önünde bulundurulmuştur. Çünkü bahsi geçen ülkeler sanayileşme açısından henüz daha başlangıç seviyesindedir. Büyüme ile beraber bu ülkelerin doğum rakamlarında önemli değişiklikler  görüşmemiş, aksine ölüm oranlarında meydana gelen düşme ile birlikte nüfus hızı da artmıştır.

Nüfusun ülke ekonomisine etkisi çerçevesinde literatürde tam bir görüş birliği sağlanamamaktadır. Bu çalışmalardan bir kısmı nüfus artışı ile ekonomik büyüme engellenir derken, diğer kısmı da ekonomik büyümenin olumlu sonuç verdiğini belirtmektedir. Üstelik bazı çalışmalar da her iki değişkenin birbiri ile ilişkisinin olmadığını belirtmektedir.