Atom yarıçapına bağlı olarak hangi periyodik özellikler azalır?

Periyodik sistemde soldan sağa doğru atom yarıçapı azalır. Atom yarıçapına bağlı olarak hangi periyodik özellikler azalır? Açıklayınız.

 

Elementlerin daha kolay incelenmesi için keşfedilen periyodik sistem kimya alanında birçok konuda kolaylık sağlamaktadır. Burada yer alan elementler rastgele olarak değil başta artan atom numaraları olmak üzere birçok özellik göz önünde bulundurularak sınıflandırılmıştır. Bir atomun merkezinden son katmanına kadar olan uzaklığa atom yarıçapı adı verilmektedir. Bu özellik periyot sayısının artmasıyla artarken tablo üzerinde soldan sağa doğru gidildikçe azalmaktadır. Bu özelliğin en temel sebebi ise atom numarası arttıkça proton sayısı artacak ve elektronlara daha fazla enerji uygulayacaktır. Bunun sonucunda elektronlar daha az hareket edeceğinden atom yarıçapı azalacaktır. Periyodik tabloda soldan sağa doğru gidildikçe değişen özelliklerden bazıları da şunlardır.

 

Değerlik elektron sayısı artar.

Bir elementin son katmanında yer alan elektron sayısına değerlik elektron sayısı adı verilir. Periyodik sistemde ise elementler son katmanda yer alan elektron sayısına göre aynı grup altında yer almaktadır. Soldan sağa doğru gidildikçe de bu değerlik elektron sayısı artmaktadır.

 

Metalik özellik azalır.

Periyodik tabloda elektron verme eğilimi çok olan elementler metalik özellik göstermektedir. Genellikle 1A, 2A ve geçiş elementleri adı verilen gruplarda yer alan metaller 7A gibi gruplarda nerdeyse hiç yer almamaktadır. Tablo üzerinde soldan sağa gidildikçe metalik özellik azalırken ametalik özellik artar.

 

Elektron ilgisi artar.

Bir elementin elektron almaya olan yatkınlığı elektron ilgisi olarak adlandırılır. Elektron ilgisi daha çok olan elementler ametal atomlarıdır. Periyodik cetvel üzerinde soldan sağa doğru gidildikçe ametalik özellik arttığından doğru orantılı olarak da elektron ilgisi artar. Örnek olarak 4A grubunda yer alan bir elementin elektron alma ve verme ilgisi neredeyse eşittir. Ancak 7A grubunda yer alan elementin elektron alma eğilimi %100’e yakındır.

Kovalent, iyonik ve van der Waals yarıçapları arasındaki farklılık nereden kaynaklanmaktadır?

Kovalent, iyonik ve van der Waals yarıçapları arasındaki farklılık nereden kaynaklanmaktadır? Açıklayınız.

 

Bileşikler oluşurken bir araya gelen atomların türlerine göre farklı şekilde bağlar oluşmaktadır. Bu bağların bazıları çok kuvvetli bir yapıya sahipken bazıları ise zayıf yapıya sahiptir. Bu şekilde bir araya gelen atomların yarıçapları ölçülürken belirli kurallara göre ölçülmektedir. Şimdi sizlerle iyonik, kovalent ve van der Waals yarıçapları nedir ve nasıl belirlenir onları inceleyelim.

 

İyonik Yarıçap:

Hepimizin bildiği üzere bir metal atomu ve bir ametal atomunun bir araya gelerek oluşturduğu bağa iyonik bağ adı verilmektedir. Bu bağdaki en önemli nokta atomlardan birisi elektron vererek katyon özellik kazanırken diğer atom elektron alarak anyon özelliğe sahip olur. Bu bağ türü tamamen elektron alışverişine dayanan bir bağ türüdür. Bu bağ ile bir araya gelen atomlar farklı büyüklüklerde olduğundan yarıçapları hesaplanırken, iki atomun çekirdekleri arasındaki uzaklık ölçülür. Ölçülen değer iki atom arasında büyüklüklere göre bölüştürülür ve bulunan değer iyonik yarıçap adı verilir.

 

Kovalent Yarıçap:

Periyodik cetvelde bulunan iki adet ametal atomunun bir araya gelerek oluşturduğu bağa kovalent bağ adı verilmektedir. Bu bağ türünde iki ametal atomu da son katmanında bulunan elektronlarını ortaklaşa kullanırlar. Bu bağ türünde atomlar tek kovalent bağ oluşturduğundan iki atomun çekirdekleri arasında bulunan uzaklığın yarısı kovalent yarıçap değerini vermiş olur. Örnek olarak iki ametal atomunun çekirdekleri arasındaki uzaklığın 266 pm olduğunu varsayarsak kovalent yarıçap değeri 133 olur.

 

Van Der Waals:

Soygaz atomları kendilerine ait olan erime sıcaklığı altındaki değerlerde katı halde bulunmaktadır. Örnek olarak 83,6 K erime sıcaklığına sahip olan argon atomu 50 K değerde katı halde bulunur. Soygaz elementlerini katı halde iken bir arada tutan kuvvete Van Der Waals adı verilir. Bu halde iken sahip olduğu yarıçap değeri ise Van Der Waals yarıçapıdır.

Atom yarıçapları nasıl ölçülür?

Atom yarıçaplarının nasıl ölçüldüğünü araştırarak size en yakın yükseköğretim kurumundan bu konuyla ilgili bilgi alınız.

 

Önceki zamanlarda bilim adamları tarafından öne sürülen fikirler ve teoriler sonucunda atomun küresel bir yapıya sahip olduğu kanıtlanmıştır. Küresel yapıya sahip olan atom çekirdek ve yörüngeler olmak üzere iki bölümden oluşur. Çekirdek içerisinde proton ve nötron parçacıkları sabit olarak bulunurken yörüngelerde elektronlar bulunur. Bu elektronlar enerji verilerek koparılabilir veya diğer yörüngelere taşınabilir. Atom yarıçapı kavramı ise atomun merkezinden son yörüngeye kadar olan uzaklık anlamına gelmektedir. Bu kavramdan yola çıkarak atom hakkında bir çok bilgi edinilebilir. Atom yarıçapı atom çapının yarısı anlamına geldiğinden bu iki kavram paralel anlamlara sahiptir.

 

Periyodik cetvel atomların yarıçapını belirlemek için en önemli ölçüttür. Katman sayısı arttığında merkez ile son katman arasında mesafe artacağından periyodik cetvelde yukarıdan aşağı gidildikçe atom yarıçapı artar. Aynı periyodik üzerinde ise atom numarası küçük olan elementin atom yarıçapı daha büyük olacaktır. Yani soldan sağa gidildikçe atom yarıçapı azalır.

 

İki element yarıçap açısından karşılaştırılacağı zaman öncelikle periyot numarasına bakılır. Periyot numarası katman sayısıyla doğru orantılı olduğundan periyot numarası büyük olanın direk olarak atom yarıçapı da büyük anlamına gelir. Örnek olarak 8 atom numarasına sahip olan element ile 14 atom numarasına sahip olan element karşılaştırıldığı zaman, 14 atom numarasına sahip olanın atom yarıçapı daha büyüktür diyebiliriz.

 

Aynı periyotta bulunan elementler arasında karşılaştırma yapıldığında periyodik cetvelin sol kısmında kalan elementlerin atom yarıçapı daha büyüktür. Bunun asıl sebebi ise aynı katman sayısına sahip olan elementlerde az proton sayısına sahip olmak daha büyük yarıçap anlamına gelmektedir.

 

Özet olarak atomların yarıçapları kıyaslanırken önce periyot sayısına daha sonra da periyodik cetvelde solda ya da sağda olmasına bakmak yeterli olacaktır.

Cr atomunda kaç tane eşleşmemiş elektron vardır?

24Cr atomunda kaç tane eşleşmemiş elektron vardır?

 

Periyodik tablo üzerinde 24 atom numarasına sahip olan krom elementi hakkında genel bir bilgi verdikten sonra orbital dizilimine bakıp kaç adet eşlenmemiş elektrona sahip olduğunu göreceğiz.

 

Cr olarak gösterilen krom elementi periyodik cetvel üzerinde 7B grubunda yer alan ve geçiş elementi olarak adlandırılan gruba dahildir. Gümüşe yakın bir beyaz renkte olan element oldukça sert bir yapıya sahip olduğu halde kırılgandır. İçerisinde bulunan bir çok mineralin renklerinin güzel olması sebebiyle Yunan dilinde “renk” anlamına gelen “chroma” kelimesinden türetilmiştir. Oda koşullarında katı hale sahip olan bir elementtir.

 

İçerisinde bulunan kronik adındaki mineral bu elementin en büyük cevheri olarak bilinmektedir. Çok az miktarda dahi kullanıldığında çeliği bile sertleştirme özelliğine sahiptir. Oda sıcaklığında krom elementi sülfirik asit ve hidroklorik asit içerisinde yavaş bir şekilde çözünebilir.

 

Doğada saf halde bulunmayan krom elementi genel olarak kromit adı verilen yapıda bulunur. Bu madde daha önceden kimya alanında kullanırken, daha sonra metalürji alanında özellikle paslanmaz çelik yapımında kullanılmaya başlamıştır. Erimeyen bir madde olma özelliği taşıdığından bu kategoride birçok alanda her geçen gün önem kazanmaktadır. Makine parçaları, bıçak ve boru gibi maddeler genel olarak paslanmaz çelikten üretilmektedir. Paslanmaz çelik içerisinde krom harici bir çok madde bulundurur. Bu maddelerin miktarına göre elde edilen ürün oksitlenmeye ve çürümeye karşı oldukça dayanıklı bir yapı kazanabilmektedir. Türkiye üzerinde bulunan toplam 26 milyon ton krom rezervi dolayısıyla Dünya’nın önde gelen üreticileri arasında yer almaktayız.

 

Sorumuza gelecek olursak, atom numarası 24 olan krom elementinin orbital dizilimi 1s2  2s2  2p6  3s2  3p6  4s1  3d5 şeklindedir. Bu şekilde küresel simetrik yapıya sahip olsa da 6 adet eşlenmemiş elektronu bulunmaktadır.

Elektron dizilimi yazıldığında 9 tane tam dolu orbitali, 6 tane yarı dolu orbitali olan nötr bir atomun

Elektron dizilimi yazıldığında 9 tane tam dolu orbitali, 6 tane yarı dolu orbitali olan nötr bir atomun

  1. a) Atom numarası kaçtır?
  2. b) Hangi blokta bulunur?
  3. c) Periyodik sistemdeki yeri neresidir?

 

Orbital kimyasal tanım olarak elektronun atom içerisinde bulunma olasılığı en yüksek olan yere verilen isimdir. Bir orbital üzerinde en fazla 2 adet elektron taşıyabilir. Çeşit olarak s, p, d ve f orbitalleri bulunmaktadır. Bu orbitaller birbirinden farklı enerji düzeyine sahip olup üzerlerinde farklı sayıda elektron barındırabilmektedir.

 

S orbitalleri:

Bu orbital türü tüm enerji seviyelerinde bulunabilir ve üzerinde en fazla 2 adet elektron taşıyabilir. ns2 şeklinde gösterilir ve n sayısı baş kuantum sayısını ifade eder. Bir enerji seviyesinde bulunabilen toplam orbital sayısı n2 formülüyle bulunabilir. Örnek olarak helyum elementinin orbital dizilimi 1s2 şeklindedir. 2

 

P orbitalleri:

İkinci enerji seviyesinden itibaren bulunabilen p türü orbitaller Px, Py ve Pz olmak üzere üç farklı orbital seviyelerine sahiptir ve toplamda altı adet elektron bulundurabilirler. Örnek olarak 7 atom numarasına sahip nötr bir atomun orbital dizilimi 1s22s22p3 şeklinde gösterilir. Bu atomda p orbitalinde bulunan elektronlar 3 farklı orbitale birer adet olmak üzere dizilir ve her biri yarı dolu orbital adını alır.

 

D orbitalleri:

Bu orbital üçüncü enerji seviyesinden itibaren bulunan ve toplamda 10 adet elektron taşıyan türdür.

 

F orbitalleri:

Son çeşit olan f orbitalleri ise üzerlerinde toplam 14 adete kadar elektron barındırabilirler.

 

Yukarıda 9 adet tam dolu orbitali ve 6 adet yarım dolu orbitale sahip olan atomun orbital dizilimi 1s22s22p63s23p64s13d5 şeklinde olan uyarılmış bir atomdur.

  • Atom numarası 24’tür.
  • D bloğunda bulunur.
  • periyot 6B grubuna ait bir atomdur.

Yörünge ve orbital kavramları arasındaki farklar nelerdir?

Yörünge ve orbital kavramları arasındaki farklar nelerdir? Yazınız.

 

Hatırlayacağımız üzere Bohr tarafından ortaya atılan atom modelinde nötron ve protonlar atom çekirdeğinde sahip olarak bulunmakta ve elektronlar çekirdeğin etrafında hareket halindeydi. Atom çekirdeğinde bulunan proton artı yüklü parçacık, nötron ise yüksüz taneciktir. Atom kütlesinin neredeyse tamamını çekirdekte bulunan bu tanecikler oluşturur. Elektronlar ise çok küçük ağırlıklara sahip olduğundan bu ağırlık ihmal edilir. Bu atom modelinde yer alan diğer görüş ise elektronların atom çevresinde bulunan yörüngelerde serbest halde bulunmasıdır. Yörünge adı verilen kavram elektronların bulunabileceği kabuk veya enerji düzeylerine verilen addır. Bu tanım basit tanım olarak tanımlanır ve ihtimaller üzerine yorumlanır.

 

Orbital kavramı ise bir elektronun belli enerji seviyesine sahip olan yörüngelerde bulunma olasılığının en yüksek değere sahip olduğu bölgelere verilen addır. Bir yörünge üzerinde en fazla kaç adet orbital bulunabileceği ise n2 ifadesi kullanılarak bulunur. Burada yer alan “n” baş kuantum sayısı anlamına gelmektedir. İki tanımdan yola çıktığımızda orbital ve yörünge ortak olarak aynı yerde geçmektedir. Aralarındaki fark ise elektronların yer alabileceği genel yerlere yörünge adı verilirken, bulunmakta ihtimalinin en yoğun olduğu bölgelere ise orbital adı verilir.

 

Yörüngeler atom çevresinde çekirdekten aldığı enerji sayesinde atomdan ayrılmadan durmaktadır. Bir atomun yörünge sayısı arttıkça en son ki yörüngede bulunan elektrona uygulanan enerji miktarı da azalmaktadır.

 

Atom üzerinde s, p, d ve f olarak adlandırılan 4 farklı orbital türü bulunmaktadır. S orbitalleri toplamda en fazla 2 elektron alabilen küresel ve simetrik yapıya sahip orbitallerdir. P orbitalleri iki veya daha üst enerji düzeylerinde yer alır ve toplam 6 elektron alabilir. Üçüncü ve daha üst seviyelerde bulunan d orbitali ise toplam 10 adet elektron alırken f orbitalleri ise toplam 14 adet elektron alabilir.

İlaç kullanımında dikkat etmemiz gereken hususlar nelerdir?

İlaçlar hastalığın tanısı, tedavisi veya önlenmesi için kullanılması gereken maddelerdir. İlaçlar bazen istenmeyen tepkimelerin oluşmasına neden olabilir. Bu nedenle ilaç kullanımında dikkat etmemiz gereken hususlar nelerdir? Kısaca açıklayınız.

 

İlaçlar içerisinde bulunan maddeler nedeniyle bilinçsiz kullanıldığında olumsuz sonuçlara sebep olmaktadır. Doktor önerisi olmadan kesinlikle ilaç kullanmamalısınız. Bunlar haricinde ilaçlar hastalıkların iyileşme sürecini kısalttığından en ufak bir rahatsızlığımızda ilaca başvurmamalıyız. Örneğin ufak ve kısa süreli meydana gelen baş ağrılarımızda direk olarak ağrı kesiciye yönelmemeliyiz. İlaçların gelişigüzel olarak kullanılması ileride bazı organların hasar görmesine sebep olmaktadır. Doktor tavsiyesi üzerine de olsa ilaç kullanırken şu noktalara özenle dikkat etmeliyiz.

 

  • Doktor tarafından ilaç yazıldığında daha önce kullandığınız ilaçlar veya alerjik rahatsızlıklarınız mevcut ise bunu doktorunuza kesinlikle belirtmelisiniz. Bazı ilaçlar insan vücudunda alerjik reaksiyonlara sebep olmakta ve olumsuz sonuçlar doğurmaktadır.
  • Eczacınız tarafından ilacınızın günde kaç kere ve kaç doz kullanılması gerektiği hakkında verdiği bilgileri not almalı ve bunların dışından ilaç tüketmemelisiniz.
  • İlaçların prospektüslerinde yer alan saklama koşulları ve yan etkileri sayfasını okumalısınız. Gerekenden fazla sıcak veya soğuk koşullarda saklanan ilaçlar insan sağlığını olumsuz yönde etkileyebilir ve geri dönülmesi imkânsız sonuçlar doğurabilir.
  • Kullanmış olduğunuz ilaçları evde bulunan çocukların ulaşamayacağı yerde saklamalısınız. Aksi taktirde ilaçların içerisinde yer alan kimyasal maddeler çocukların organlarının hasar görmesine sebep olabilir.
  • Hamilelik ve emzirme döneminde olan bayanlar, karaciğer, böbrek gibi rahatsızlıkları olan hastalar ilaç kullanımı sırasında daha dikkatli olmalı ve olası bir yan etkisi gibi durumlarda direk olarak doktoruna danışmalıdır.
  • Doktorunuz veya eczacınız tarafından tavsiye edilen kullanım şekli haricinde çiğneyerek, suda çözerek veya kırarak ilaçları kesinlikle kullanmayınız. Unutmayın ki bu ilaçlar sizin sağlığınız için üretilmiş olsa da yanlış kullanımı sonrasında sağlığınıza zarar verebilir.

Geri Dönüşümün Ülke Ekonomisine Katkısı

Geri dönüşümün ülke ekonomisine katkısını kısaca açıklayınız.

 

Son yıllarda Dünya üzerinde bulunan nüfus sürekli olarak düzensiz bir şekilde artış göstermektedir. Bu artış ile birlikte başta ham madde ihtiyacı gibi birçok sorun ortaya çıkmıştır. Kullanımın sürekli olarak artış göstermesi ham madde miktarının yetersiz kalmasına sebep olmaktadır. Örnek olarak kâğıt tüketimine oranla ağaç miktarı yetersiz kalmaktadır. Bu noktada Dünya için en önemli olan ey geri dönüşümdür. Kullanılan ürünlerin üretim ağına tekrardan katılma olayına geri dönüşüm adı verilir. Evlerimizde kullandığımız kâğıt, cam, plastik vb. maddeleri geri dönüşüm kutularına atarak tekrar kullanılmasını sağlayabiliriz. Bu yöntemin ülke ekonomisine sağladığı faydaları şu şekilde sıralayabiliriz.

 

  • Ham madde ihtiyacı için dışarıya bağımlılık azalır.

Bazı sektörlerde ham madde ihtiyacını ülke içerisinde karşılayamayan ülkeler diğer ülkelerden ithalat yapmak zorunda kalmaktadır. Kâğıt üretimi için gerekli olan selüloz maddesi ağaçlardan karşılanmaktadır. Yeteri kadar ağaç rezervine sahip olmayan ülkeler selülozu dışarıdan almak zorundadır. Geri dönüşüm sayesinde bu ihtiyaç biraz da olsa azalır ve ülke ekonomisine büyük oranda katkı sağlanmış olur.

 

  • Fosil yakıtların kullanımı azalarak ülke ekonomisine katkı sağlanır.

Cam, kâğıt, plastik gibi maddelerin üretimi endüstriyel alanda yapılmaktadır. Bu üretim sırasında petrol başta olmak üzere birçok fosil yakıt kullanılır. Geri dönüşüm sayesinde üretime tekrardan kazandırılan ürünler fosil yakıtların kullanımını azaltarak başta ülke ekonomisi olmak üzere yenilenemez enerji kaynaklarının yeryüzünde kalmasını sağlar.

 

  • Su, hava ve toprak kirliliği önemli oranda azalacaktır.

Başta plastik ve pil olmak üzere birçok maddenin üretiminde kimyasal maddeler kullanılmaktadır. Bu maddelerin kullanımı sonrasında çevreye rastgele atılması sonucunda çevre kirliliği meydana gelir. Örnek olarak pil içerisinde bulunan ağır metaller nedeniyle toprak ile karıştığında birçok canlının hayatını tehlikeye atmaktadır.

Oyuncak ve tekstil ürünlerinin yapısında bulunan polimer malzemelerin zararları nelerdir?

Oyuncak ve tekstil ürünlerinin yapısında bulunan polimer malzemelerin zararları nelerdir? Kısaca açıklayınız.

 

İkinci Dünya Savaşı sonrasında birçok alanda kullanılan metal yerini plastik gibi zararlı polimerlere bırakmıştır. Bu polimerler gerek işlenme kolaylığı gerekse ekonomik olması sebebiyle birçok alanda tercih edilmektedir. Daha çok oyuncak sanayisinde tercih edilen bu plastik maddeler sağlığa zararlarının yanı sıra doğaya da oldukça büyük zararlar vermektedir. Bir plastik maddenin doğada tamamen yok olması yaklaşık olarak 1000 yıl sürmektedir. Bu süre içerisinde çevreye atılan bu plastikler toprak, hava ve su ile doğrudan temas etmektedir. İçerisinde bulunan kimyasal maddeler canlılar tarafından tüketilen suya karışarak hayatlarını büyük oranda tehlikeye sokmaktadır.

 

Ucuz fiyatlarla piyasaya sürülen plastik oyuncaklar içerisinde bulunan toksinler nedeniyle kanserojen bir yapıya sahiptir. Bu yapısı sebebiyle başta kanser olmak üzere bir çok hastalığa davetiye çıkarmaktadır. Daha yeni doğan çocuk malzemeleri ve diş kaşıyıcılarda da tercih edilen bu plastik malzemeler genellikle PVC adı verilen malzemeden elde edilmektedir. Farkında olmadan çocukların ağzına götürdükleri bu kimyasal madde başta endokrin sistemini doğrudan etkileyerek vücut içerisinde yer alan hormonal dengenin bozulmasına yol açmaktadır.

 

PVC içerisinde bulunan kadmiyum elementi oldukça zararlı bir maddedir. Beyaz ya da gümüş rengine sahip olan bu element doğada çok nadir bulunur ve B grubunda yer alan geçiş elementidir. Kanserojen özelliklere sahip olan elementlerden en çok bilineni kadmiyumdur. Çocukların beyin gelişimini oldukça olumsuz yönde etkileyen bu madde aynı zamanda böbreklere de zarar verme özelliğine sahiptir.

 

Yukarıdaki maddelerin haricinde plastik oyuncaklar içerisinde bulunan diğer bir element ise kurşundur. Oyuncakların daha sağlam bir yapıya sahip olması amacıyla kullanılan madde, çocukların sinir sistemi üzerinde olumsuz etkilere sahiptir. Bu özellikleri düşünüldüğünde çocuklarınıza kesinlikle plastik oyuncaklar almamalısınız.

İlaçların farklı formlarda üretilmesinin nedeni nedir?

İlaçların farklı formlarda üretilmesinin nedeni nedir? Açıklayınız.

 

Piyasada bulunan her ilaç farklı hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. Bazı ilaçlar ağrı kesici özelliklere sahip iken bazı ilaçlar ise grip tedavisinde kullanılır. Bu farklı olmasının sebebi içerisinde yer alan maddelerden kaynaklanmaktadır. Örnek olarak guatr hastalığının en önemli sebebi iyot eksikliğidir. Bu hastalık için tavsiye edilen ilaçlar içerisinde iyot bulunduran ilaçlardır. Bu şekilde üretilen ilaçların bazıları kapsül bazıları şurup şeklindedir. Bu şekilde üretilmesinin en önemli sebebi ise insan vücudunun o ilacı en kolay hangi şekilde parçalayabileceğidir. Şurup olan ilaçlar doğrudan kana geçebildiği gibi kapsül olan ilaçlar önce midede ayrıştırılarak, etken maddesi kana geçer ve bu şekilde etki edeceği bölgeye taşınmış olur.

 

İlaçlar farklı şekillerde adlandırılabilir. İçerisinde bulunan hammaddeye göre adlandırılacağı gibi üreten firmanın piyasaya sunduğu şekilde de adlandırılabilir. Örnek olarak hammadde adı Takrolimus olan bir ilacın piyasa adı Prograf’tır. Her ilaç farklı form ve şekle göre üretilmiştir. Bu tablet, solüsyon ya da kapsül şeklinde olabilir. Kullandığımız ilaçların hangi şekil ve renge sahip olduğun bilmek bizlere kolaylık sağlayacaktır. Bazı ilaçlar tok karnına kullanıldığı gibi bazıları ise aç karnına kullanılabilir. Genellikle sindirim sistemiyle ilgili ilaçlar ise yemekle birlikte tüketilmesi gereklidir.

 

Hastaya bu ilaçların nasıl kullanılacağı hastane tarafından çizelge şeklinde verilmektedir. Bu çizelgeyi hiçbir zaman kaybetmemeli hatta bir adet kopyasını sürekli olarak yanınızda taşımalısınız. Tansiyon hastalığı için verilen bir ilaç kalp hastalığı için de iyi gelebilir ancak ilaçların doktora danışmadan kullanılması çok tehlikelidir.

 

Prospektüste yazan yan etkiler bölümü hastalar tarafından en tedirgin olunan bölümdür. Burada yazan yan etkiler her hastada kesinlikle yaşanacak diye bir şey kesinlikle doğru değildir. İlacı kullanmadan önce doktorunuza danışmanız, en faydalı yol olacaktır.