Akıllı ilaç kullanımı hakkında bir kaç görsel bulduk. Bunları bir araya getirerek sizlerle paylaştık. Akılcı ilaç kullanımı konusunda farkındalık oluşturacak bir afişler şu şekilde;





Her Yerde Eğitim
Akıllı ilaç kullanımı hakkında bir kaç görsel bulduk. Bunları bir araya getirerek sizlerle paylaştık. Akılcı ilaç kullanımı konusunda farkındalık oluşturacak bir afişler şu şekilde;




Coğrafya Bilimi Orta Çağ döneminde İslam dünyasında gelişme seyrederken Yeni Çağ dönemine girmemizle birlikte Avrupa’da daha hızlı bir şekilde ilerleme kaydetmiştir. Yeni Çağ’dan sonra hızını alamayan Avrupa günümüzde de bilim alanında birçok İslam devletinden daha ileri seviyede kendisini göstermeyi başardığını kanıtlamıştır.
Yeni Çağ’da Coğrafya biliminin Avrupa’da daha hızlı gelişmesi için etkili olan bazı faktörler yer almaktadır. Bu faktörler şu şekildedir:
Doğal unsurlar kimi zaman yaşantımızda olumlu yönde etki ederken, kimi zaman da olumsuz etkileri ile karşımıza çıkabilmektedir. İnsanların yaşayabileceği alanlar çerçevesinde sıcaklığın az ya da fazla olması, yağış oranının az ya da fazla olması, yer şekillerinin engebeli ya da düz olması gibi birçok faktör bulunabilir. Sıcaklık, yağış ve yer şekillerinin her iki özelliği de bizlere olumlu etki yapabildiği gibi, olumsuz etkiler de yapabilir. Ancak olumsuz etkilerle başa çıkabilmek için insanoğlu bazı projeler geliştirmiştir ve geliştirmek zorundadır. Doğal unsurların neden olduğu olumsuzluklarla başa çıkabilmek için geliştirilebilecek projeler ve geliştirilen projeler noktasında bazı örnekler vardır.
Yaşadığınız yer çok sıcak ya da çok soğuk olabilir, yağış oranı az miktarda ya da çok miktarda karşınıza çıkabilir, yer şekillerine baktığımız zaman yaşamsal faaliyetleri zorlayıcı düzeyde olabilir. Ancak insan aklıyla doğaya etki ettiğinden ve Coğrafya’da bunu savunduğundan dolayı mutlaka projeler geliştirilmelidir.
Coğrafya bilimi her ne kadar günümüzde bazı teknolojilerden yararlanarak gelişimine devam etse bile geçmiş dönemlerde daha zor şekilde ilerliyordu. Özellikle teknolojinin gelişmediği ancak gelişmek isteyen ve merak eden insanların bulunduğu dönemlerde, Coğrafya’ya merak salan bilim adamları belirli gözlemler yaparak bu bilim dalına katkı sağlamışlardır. Coğrafya’nın en fazla merak saldığı konular arasında yer alan Dünya’nın şeklinin Geoit olduğunun sonucuna varılması uzaktan algılama teknolojileri ile kanıtlanmıştır. Ancak uzaktan algılama teknolojilerinin gelişmediği dönemlerde Dünya’nın küresel bir şekle sahip olduğu görüşüne ulaşılması mümkün olmuştur. Böyle bir teknoloji bulunmamasına rağmen küresellik sonucuna nasıl ulaşıldığı da Coğrafya’nın diğer konusunu bizlere göstermektedir.
Uzaktan algılama teknolojilerinin gelişmesi ile beraber Dünya’nın şeklinin sonucuna varılmıştır. Bugün elde edilen teknoloji çerçevesinde Dünya’nın kutuplardan basık, ekvatordan şişkin yani; Geoit şeklinin olduğu kabul edilmiştir. Ancak uzaktan algılama teknolojilerinin gelişmediği dönemlerde Dünya’nın küresel bir şekle sahip olduğu görüşüne ulaşılması mümkün olmuştur.
O dönemdeki Coğrafyacılar, ufukların bitim noktalarına bakmışlardır. Ufukların bitim noktalarına çıplak gözle görülebilen yerlere baktıklarında ve gökyüzünün bir araya gelerek birleştiği yerlerde kavis şeklinde bir yapıyla karşılaşmışlardır. Bu kavis şeklinde yapı onlara Dünya’nın düz olmadığını aksine küresel bir şekle sahip olduğunu gösteren en temel etkilerin başında gelmektedir.
Orta Çağ İslam Dünyası açısından bir dönüm noktası haline gelmiştir. Orta Çağ’da Müslüman bilim adamları çeşitli keşifler ve fetihler yaparak dini inançların etkisiyle Coğrafya bilimine önemli ölçüde katkı sağlamışlardır. Bu yüzden Coğrafya açısından en kıymeti dönemlerden bir tanesi Orta Çağ dönemine denk gelmektedir.
Orta Çağ’da Avrupa’da kiliseye olan güvenin azalması Avrupa’nın gerilemesine ve kendi iç savaşları ile uğraşmalarına yol açmıştır. Ancak İslam’ın yayılması için yapılan savaşlar, yeni Coğrafi alanların keşfedilmeye başlanması, fetih hareketlerinin gerçekleşmesi, İslam’ın yayılmak istenmesi sonucu gerçekleşmiştir. Bu sayede hem İslamiyet yayılmaya başlamış, hem de dini inançların etkisiyle Coğrafya gelişmiştir.
Coğrafya bilimine geçmişten günümüze kadar birçok bilim insanı katkılar sunmuştur. Sunulan katkılar neticesinde Coğrafya bilimi gelişerek günümüze kadar birçok bilgi birikimiyle gelmiştir. Günümüzde teknolojiden yararlanarak bilgi birikimleri daha hızlı ve daha somut şekilde karşımıza çıkıyor. Ancak tarihin derinliklerine gittiğimiz zaman Ortaçağ’da yaşamış olan ve Müslüman olarak bildiğimiz Coğrafyacı Uluğ Bey’in, Coğrafya’ya çok fazla katkısı olmuştur. Bu yüzden yeni nesil yetişe öğrencilere Coğrafyacı Uluğ Bey’in Coğrafya bilimine katkıları anlatılmaktadır.
Gökbilimi ile yakından ilgilenen ve 14 ile 15. Yy’larda yaşamış olan Uluğ Bey, Timur Devleti zamanında bulunmuştur. Timur’un torunu olarak kitaplara geçen Coğrafyacı Uluğ Bey’in Coğrafya bilimine katkıları oldukça fazladır.
Coğrafya insanoğlu ile birlikte var olan ve insanın doğayla olumlu ya da olumsuz etkileşimini bilimsel yöntemle inceleyen bilim dalıdır. Ancak zaman içerisinde teknolojinin gelişmesi Coğrafya’ya gelişmesi açısından olumlu etki sağladığı gibi, doğayı tahrip ettiğinden dolayı olumsuz etkilere de sebep olmaktadır.
Teknolojinin ilerlemesi ve teknik bilgilerinin hat safhaya gelmesi neticesinde doğaya verilen tahribat oranı her geçen gün artış göstermektedir. Ormanlık alanlar yok olmakta, insanlar nefes alabilecekleri noktaları bulamamaya başlamaktadır.
İnsan ve doğanın her zaman bir arada olması gerektiğini savunan Coğrafya bilimi, günümüzde insan eliyle yapılan ormanlık alanların, mesire yerlerinin oluşumunda teknolojinin rolü olduğunu savunmaktadır. İnsan elde ettiği teknolojiyle doğayı tahrip ederken, doğaya adapte olmak için teknolojinin tahrip ettiklerini yeniden yapmaya çalışmaktadır.
Doğa; insanın içerisinde yaşadığı hem etkilendiği, hem de onu etkilediği, yaşamsal faaliyetlerini devam ettirdiği yaşam alanı olarak tanımlanabilir. İçerisinde yaşadığımız doğa ve bizim aramızda bir etkileşim söz konusudur. Doğa ve insan etkileşimi çerçevesinde baktığımız zaman sadece doğanın bizi etkilediğini değil; aynı zamanda bizim de doğayı etkilediğimizi görmekteyiz. Ancak arada bir fark vardır. İnsanlar doğayı genelde olumsuz yönde etkilemişlerdir.
Doğa ve insan etkileşimi kapsamında söyleyebileceğimiz doğanın insana etkileri şunlardır:
Doğa ve insan etkileşimi deyince aklımıza insanın doğaya etkileri de gelmektedir. Bu etkiler aşağıda sıralanmıştır.
Coğrafya bilimi insan ile var olan bir bilim dalı olduğu için insanın merakın doğmuştur. İnsan her zaman merak ederek merakı sonucu elde ettiği deneyim, birikimlerle bulunduğu noktadan daha iyi bir noktaya geçmek ister. Bu yüzden de Coğrafya biliminin gelişmesine katkı sağlamıştır.
Coğrafya geçmişten beri gelişen ve bundan sonra da gelişmeye devam edecek olan bir bilim dalıdır. Sonu olmayan Coğrafya’nın her çağda gelişmesine etki eden faktörler farklılaşmıştır. İlk Çağda da Coğrafya biliminin gelişmesinde etkili olan faktörler şunlardır:
Coğrafya biliminin incelediği konular arasında yer alan sera üretimi; her mevsim her meyveyi ya da sebzeyi yememize imkan tanıyan üretim şekline verilen isimdir. Sera üretimiyle meyveler ve sebzeler fazla Güneşten ya da fazla yağmurdan üzerlerine gerilen muşambalar sayesinde korunmaktadır. Ülkemizde en fazla sera üretimi Antalya ve ardından Mersin şehirlerinde yapılmaktadır.
Sera üretiminin geçmişi 30 ile 35 yıl aralığına dayanmaktadır. Sera üretiminin yapılmasında bazı doğal unsurlar etkilidir. Güneş ışınlarının yeterli miktarda gelmesi, sera üretimi sonucu elde edilen mahsulün taşınma giderlerinin az olması, doğal kaynak ve jeotermal suların bulunması sera üretimi için giderleri en aza indirger. Antalya civarında ise; bu olanakların bulunması sera üretim merkezimiz olmalarına imkan tanımıştır.