Yaban – Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Yaban kitabı hakkında yorumları ve özeti yazımızda bulabilirsiniz.

 

“Yaban” , Türk edebiyatının önde gelen isimlerinden Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Milli Mücadele yıllarında kaleme almış olduğu bir romanı. Yazar, bu kitabının benliğinin derinliklerinden koparak kendi kendine ortaya çıktığını ifade etmiştir.  Bu eser günümüzde Türk klasiklerleri arasında yer almaktadır.

 

Yaban – ÖZET

 

Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun “Yaban” isimli romanı 1932 yılında yayımlandı. Romanın yazıldığı dönemde halk, Milli mücadelenin ağır yükünü taşımaktadır ve romanda da halkın içinde bulunduğu buhran hali ile aydınların durumu arasındaki fark konu olarak alınmıştır. Karaosmanoğlu, yazdığı eseri anı biçiminde sunmuştur. Çünkü romanda, Kurtuluş Savaşı döneminde bir Anadolu köyüne yerleşen Ahmet Celal’in anı defteri ele alınmaktadır.

 

Romanın giriş bölümünde, Sakarya Savaşından sonra aralarında Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun da bulunduğu Tetkik-i Mezalim Heyeti’nin taşlar arasında insan kalıntılarını ararken yırtılmış haldeki anı defterini bulmaları anlatılmaktadır. Anı defteri, Birinci Dünya Savaşı sırasında sağ kolunu kaybederek umutsuzluğa kapılan ve emir eri Mehmet Ali’nin talimatıyla Orta Anadolu’nun Porsuk Çayı yöresindeki köyüne gelerek yerleşen Ahmet Celal’e aittir. Ahmet Celal, savaş boyunca bu köyde yaşadığı olayları, insanlarla kurduğu ilişkileri anı defterine yazmıştır. Ahmet Celal, bu köye pozitif düşüncelerle gelmiştir. Köylüleri, Atatürk’ün başlattığı bağımsızlık düşüncesine destek olmak için ikna edebileceğini düşünür. Ancak işler beklediği gibi gitmez. Köyün en zengini Salih Ağa, halkı ekonomik açıdan sömürür. Bunun yanı sıra Şeyh Yusuf da halkı dini açıdan sömürmektedir. Köylüler, köyün Ağası olan Salih Ağa’ya son derece bağlıdırlar. Salih Ağa’nın yanlış yönlendirmeleri sonucu Ahmet Celal’e karşı tavır takınırlar. Onu, şehirden geldiği için “yaban” olarak adlandırırlar ve aralarına almazlar. Ahmet Celal, cahil halkı bilinçlendirmeyi başaramaz. Köylünün içinde yapayalnız kalır. Büyük umutlarla geldiği köyde, Türk köylüsü ile Türk aydınları arasındaki uçurum gerçeğini hayal kırıklığı ile görür. Ülkenin içinde bulunduğu durumdan aydınları sorumlu tutmaya başlar. Yüzleştiği gerçeklerden biraz uzak kalmak isteyen Ahmet Celal, köyden uzaklaşarak yürür. Bir kavak koruluğu içinde Emine’yi görür ve görür görmez aşık olur. Emine’yle biraz konuşarak karşı köyden olduğunu öğrenir. Ancak onu korkutmamak için fazla uzatmaz ve köye geri döner. Döndüğünde ise Emine’ye olan aşkı içinde gün geçtikçe büyümektedir. Emine ile evlenmek istese de, köylünün ona karşı olan tutumu yüzünden bu isteği reddedilir. Bir gün, Emine’nin Mehmet Ali’nin kardeşi İsmail ile evleneceği haberini alır ve bütün hayalleri yıkılır. Diğer taraftan, Yunan askerleri civardaki köyleri yağmalarlar, halka her türlü işkence ederler, evleri ateşe verirler. Çok zaman geçmeden, top sesleri işitilmesinin birkaç gün sonrasında düşman askerleri Ahmet Celal’in yaşadığı köye girerler. Köylüler kaçarak bulabildikleri yerlere gizlenirler. Savaşmadıkları gibi, düşman askerlerinin köye gelmesinden de Mustafa Kemal’i sorumlu tutarlar. Kaçan köylüler, düşman askerleri tarafından yakalanır ve köy meydanında öldürülürler. Düşman askerleri, evleri ateşe verirler, insanlara her türlü kötü ve işkenceyi yaparlar, genç kızları birer ikişer götürüp tecavüz ederler.  Olaylar esnasında köy meydanında Ahmet Celal ve Emine de bulunmaktadır. Ahmet Celal, köyde yaşadığı olayları anlattığı defterini önce yakmak ister, sonra vazgeçer. Gelecek nesillerin de geçmişte memleketlerinde yaşanmış acı olayları bilmesini ister ve saklamaya karar verir. Kalabalık içinde Ahmet Celal ve Emine bakışırlar. Ahmet Celal, Emine’nin bakışarından cesaret alır ve onu düşman askerlerinden kaçırıp kurtarmak ister. Kaçmaya karar verirler ikisi de yaralanır. Emine kaçacak halde değildir ve Ahmet Celal anı defterini Emine’ye bırakarak bilinmez bir yola doğru köyden uzaklaşır.

 

Diğer kitap özetleri için kitaplar kategorimize bakabilirsiniz…

Kendime Engel Olmayacağım – Recep Şükrü Apuhan

Kendime Engel Olmayacağım kitabı hakkında yorumları ve özeti yazımızda bulabilirsiniz.

 

“Kendime Engel Olmayacağım” 2016 yılından itibaren Recep Şükrü Apuhan’ın bir kitabı olarak raflarda yerini aldı. Kişisel gelişim alanında farklı bir bakış açısıyla yazılmış bir kitap. Kitabın arka kapağında bulunan ‘Kendime Engel Olmayacağım, kendisi ile hesağlaşmak isteyenler için büyük bir fırsat’ cümlesiyle okuyucuların dikkatini çekmektedir.

 

                                            Kendime Engel Olmayacağım –  ÖZET

 

Recep Şükrü Apuhan’ın “Kendime Engel Olmayacağım” kitabı 2016 yılında yayınlandı. Apuhan, bir kamu kurumunda yönetici olarak çalışmkatadır. Çalışırken çalışanların ve öğrencilerin birçok konu da kendine güvenmediklerini ve eksiklikleri olduğunu farkeder. Daha sonra dışarıya çıkar ve halkı gözlemler. Aynın sorunun diğer insanlarda da olduğunu gözlemler. Apuhan, bu eserinde kendi kültürümüzden ve dünya ülkelerinden örnekler alarak bu kitabı yazar.

Kitap, 5 ana başlık ve 2 bölümden oluşmaktadır. Önsöz, başlarken, giriş, işler ve sonuçlar, ahlak ana başlıklardır. İki bölümünde özel bir adı yoktur. Ancak kendi içerisinde alt başlıklardan oluşmaktadır.

 

Önsöz

Çoğu zaman önsözler okunmadan geçilir. Ancak yazar, bu bölümde okuyucuların kendisiyle yüzleşmesini sağlamaktadır. “İyi bir söz için yaşanmışlık kadar dikkat de gerekiyor.” diyerek okuyucularına yardım ediyor. Hayatta bazı şeylerin bizlerin elinde olmadığını söyleyerek pişmanlıkları ve suçlamaları azaltıyor. Başkalarının tecrübelerinden yararlanmanın kişiye iyi bir kılavuz olacağını belirtiyor.

 

Başlarken

Bu bölümde yazar, kişinin nasıl bir değişime uğraması gerektiğini açıklıyor. Yenilgiyi kabul etmemek, herşeyin kişinin kendi elinde olduğu söyleyerek özgüven sağlıyor. Bölüm sonunda İnşirah Suresi’nin Türkçe mealini yazarak da okuyucunun içini rahatlatıyor ve Yaratıcı’nın her zaman yanımızda olduğu hissini veriyor.

 

Giriş

Bu bölüm, ilişkiler alt başlığında ele alınmış ve maddeler şeklinde ilerliyor. İlişkilerin, kişiyi fazlasıyla etkile diğini belirtiyor. Başkalarını değiştirmek yerine kendimizi değiştirmenin büyük devrim olacağını önemle vurguluyor. “Anlayamadığınız hiç kimseyi değiştiremezsiniz.” sözüyle de bu değişimin altını çiziyor.

 

İşler ve Sonuçlar

Yapılan işlerin kişinin karakterini gösterdiği anlaşılıyor. Kişi çoğu zaman “Ben nasıl bir insanım?” sorusunu kendisine soruyor. Yazar, bu soruları okuyucunun yerine soruyor ve cevabının yapılan işler de olduğunu belirtiyor. İşinizi iyi yaparsanız, siz de o kadar iyisiniz. İşinize verdiğiniz önem kadar değerlisiniz fikrini sunuyor ve açıklamasını yapıyor.

 

Ahlak

Nasıl ahlaklı biri olunur, sorusunun cevabını yazar bu bölümde maddeler halinde veriyor. Verilen sözlerin tutulması ve güvenilir olmak bu maddelerden sadece bazıları.

 

Birinci Bölüm

Bu bölüm, 14 alt başlıktan oluşmaktadır. İnsanın kendisi üzerinde örgütlenmesi, hayat ve insan, istemek, düşünce, bilginin gücü, girişim, uygulama, tut, güç yönetimi ve yardımcılarımız var bu alt başlıklardır. İlk başta konulara sebep olan nedenler ele alınıyor ve ardından çözümler sunuluyor.

 

İkinci Bölüm

6 alt başlıktan oluşuyor. Gönülden yaşamak, mutluluk, huzur, kendine bir ışık ol, dışarıya çık ve kişilik bu alt başlıklardır. Son bölümde kişi, özgüven kazanmış ve hedef belirlemiş biri olarak kitabı tamamlamış oluyor.

 

Diğer kitap özetleri için kitaplar kategorimize bakabilirsiniz…

Evinizde veya okulunuzda esneklik özelliği olan araç gereçlere örnekler veriniz.

Evinizde veya okulunuzda esneklik özelliği olan araç gereçlere örnekler veriniz.

 

Bir kuvvet uygulandığında şekli değişen fakat kuvvet ortadan kalktığında eski halini alan maddeler esnek maddelerdir. Çevremizde, günlük hayatımızda kullandığımız çok çeşitli esnek madde bulunmaktadır.

 

Evlerimizde kullandığımız esnek maddelere örnek şunları verebiliriz:

  • Sünger; bulaşık yıkarken ve sıkıldığında büzülen sünger bırakıldığında eski halini alır.
  • Çorap; Giyilen çorap esner fakat çıkarıldığında küçülür.
  • Paket lastiği; paketlerin açılmaması için kullanılır. Genişletilerek kullanılır, çıkarınca eski haline gelir.
  • Araba lastiği; esneklikleri sayesinde hava pompalandığında genişler.
  • Saç tokası; yaylı sistemiyle veya plastik özelliğiyle saçı kavrar fakat çıkarınca normal haline döner.
  • Maşa, mutfakta bir şeyleri almak için esneklik özelliği kullanılır.
  • Cımbız; kuvvet uygulandığında kapanır, bırakınca açılarak eski haline döner.
  • Saat zembereği; esnek yapısıyla saatin işlemesini sağlar.
  • Stres topu; elde sıkıldığında esneyerek rahatlamaya yardımcı olur.

 

Okullarda gördüğümüz ve kullandığımız esneklik özelliği olan araç ve gereçlere örnek ise şunlardır:

  • Silgi; bastırdıktan veya eğip büktükten sonra silgiler eski halini alacak kadar esnektir.
  • Yay; kalem içinde ve daha bir çok alanda kullanılan yaylar esneme özelliğiyle sıkıştırılır, kullanım kolaylığı sağlar, bırakınca eski haline döner.
  • Balon; şişirildiğinde büyür havası indirildiğinde küçülüp ilk haline döner.
  • Kauçuk maddeler; silgi ve benzeri birçok okul malzemesinin yapımında kullanılan kauçuk esnektir.
  • Trambolin; beden eğitimi derslerinde kullanılan trambolin, esnekliğiyle sıçrama amaçlı kullanılır.
  • Plates topu, esnekliğiyle daha orijinal hareketlerin yapılmasını sağlayarak zayıflamaya ve sıkılaşmaya yardımcın olur.
  • Tramplen tahtası; esnekliğiyle sıçramak için kullanılır.

Dünya tüm varlıklara yer çekimi kuvveti uygular mı?

Dünya tüm varlıklara yer çekimi kuvveti uygular mı? Tartışınız.

 

Yer çekim kuvveti, kütle çekim kuvvetinin dünya için adlandırılmış halidir. Bundan dolayı, yer çekim kuvveti, dünyanın üzerinde bulunan cisimlere uyguladığı kütle çekim kuvvetidir. Kütle çekim kuvvetini dünya için isimlendirilmiş hali olan yer çekim kuvveti, dünya üzerinde bulunan bütün cisimlere uygulanmaktadır. Maddenin kütlesinde dolayı oluşan kuvvet yer çekim kuvveti veya kütle çekim kuvvetidir. Bu kuvvete maruz kalan cisimler birbirlerine karşı ivmeli bir hareket gerçekleştirmektedir. Kütle büyüdükçe, yer çekim kuvveti de büyümektedir. Kütle çekim kuvveti, cisimlerin birbirlerine uyguladıkları çekim kuvveti olduğundan iki cisim kütleleri doğrultusunda birbirlerine çekim kuvveti uygulamaktadır. Kütle çekim kuvveti, cisimler arasındaki mesafe ile ters orantılıdır.

 

Hayatımızda çok çeşitli etkileri bulunan kütle çekim kuvvetinin en net etkisini gezegenler arasında görmekteyiz. Dünyanın çekimi altında bulunan ay dünyanın yörüngesinde dönmektedir. Diğer gezegenler de güneşin tesirinde bulunup güneşin etrafında dönmektedir. Dünya, üzerinde var olan bütün varlıklara yer çekim kuvveti uygulamaktadır. Dünyanın uyguladığı bu kuvvet aynı zamanda yer çekim ivmesi olarak da bilinmektedir. Bu bilgilerden dünyanın tüm varlıklara yerçekimi kuvveti uyguladığını söyleyebiliriz. Zaten yerçekimi olmasaydı ve bütün varlıklara uygulanmasaydı dünyada yaşam olmazdı. Yer çekimi olmasaydı, uzay gemilerinde yolculuk yapan astronotların yaşadığı türden olaylar yaşamamız gerekirdi.  Yerçekimin bir etkisi olmasaydı, günümüzde yaşadığımız gibi binalarda yaşamaz, okullara gidemezdik. Her şey çok farklı olurdu. Yerçekiminin olmaması sadece insanı değil bütün hayatı etkileyecektir. Doğal olarak insanların kullandığı eşyaları, havayı, suyu ve diğer yaşam için olması gereken bütün her şeyi etkileyecektir. İnsanların yaşayacağı ortamlar olmayacağı için insanlar da olmazdı.

Dağa tırmanan bir sporcunun yükseklere tırmandıkça ağırlığı nasıl değişecektir?

Dağa tırmanan bir sporcunun yükseklere tırmandıkça ağırlığı nasıl değişecektir? Açıklayınız.

 

Dağa tırmanan insanların dağın zirvesine doğru tırmandıkça ağırlıklarında değişme olmaktadır. Bu soruyu anlayabilmek için öncelikle hacim, kütle ve ağırlığın ne olduğunu bilmek gerekir. Kütle, değişmeyen madde miktarı olup eşit kollu terazi ile tartılır, birim olarak kilogramla ölçülür, temel ve skaler bir büyüklüktür. Cismin uzay boşluğunda kapladığı yer olan hacim, V harfi ile gösterilir, skalerdir, türetilmiş bir nicelik olup birimi metreküp olarak ifade edilir. Ağırlık ise, cisme uygulanan kütle çekim kuvvetine denmektedir. G harfi ile gösterilir, birimi Dyn veya Newton olup, vektörel veya yönlü bir büyüklüktür. Dünya üzerinde merkeze yakın yerlerde yer çekim kuvvetinin etkisi fazla iken yukarılarda doğru çıkıldıkça yer çekiminin etkisi azalmaktadır.

 

Dünyanın merkezine yakın olanlar daha çok yer çekim kuvvetine uğrarlar. Dağa tırmanırken merkezden uzaklaşan bir dağcı, yer çekim kuvvetine daha az uğrayacağından ağırlığı azalır. Ağırlığı azalmasına rağmen, kütlesi değişmez. Ağırlık, kütlenin yer çekim ivmesi ile çarpılarak bulunur. Ye çekimi kuvveti azaldıkça ivmesi de azalacağından ağırlıkta değişiklik olur. Kütle ise madde miktarı olduğundan dağa tırmanan kişinin kütlesinde bir artma veya eksilme olmaz. Yükseklere tırmandıkça basıncın azalmasından dolayı ağırlık farklı hissedilir. Kütlesinde herhangi bir değişiklik olmamakla birlikte ağırlığı azalır. Kısaca, dünyanın kutuplarında ekvatoruna göre daha fazla yer çekim kuvveti uygulanmaktadır. Çünkü kutuplar ekvatora göre merkeze daha yakındır. Cisimlerin ağırlığı kutuplarda daha fazla ekvatorda ise daha azdır. Kısaca, dünyanın merkezinde uzaklaşarak dağa tırmanan sporcunun zirvede ağırlığı azalır fakat kütlesinde değişiklik olmaz.

Enerji vardan yok, yoktan var edilemez sözünden anladıklarınız

“Enerji vardan yok, yoktan var edilemez.” sözünden anladıklarınızı sınıfta paylaşınız.

 

Evren enerjiden oluşmaktadır. Etrafımızdaki var olan her şeyin bir tür enerjisi vardır. Fakat enerji soyut bir kavram olduğundan tanımlaması biraz zordur. Enerjiyi en sade dille, aydınlatabilme, ısıtabilme ve iş yapabilme kapasitesi ve yeteneği olarak tanımlayabiliriz. Tek başına bir varlık olmayan enerji bir madde veya cismin temel özelliklerinden biridir. Enerji bir türden diğerine aktarılabilir. Enerji aktarımının bir yolu ısı iken diğer bir yolu iştir. Şayet çevre iş yaparsa o iş sisteme enerji olarak aktarılır. Var olan enerji yok edilemez, yoktan da var edilemez. Enerji yok edilemez yalnızca şekil değiştirir veya şekil değiştirir. Termodinamik kanun dört tane yasaya sahiptir. Bu yasalardan birincisi enerjinin vardan yok edilemeyeceği, yoktan da var edilemeyeceğidir. Enerji fiziksel veya kimyasal dönüşüme uğrar ama asla yok olmaz.

 

Bu yasaya göre enerji bir durumdan, şekilden veya türden diğerine şekil değiştirir. Yasa, enerjinin hiç kaybolmadığını, yok olmadığını, evrende var olan enerjinin her zaman ve her durumda aynı olduğunu ifade etmektedir. Kimyasal veya fiziksel işlemler neticesinde bir enerjiden diğer enerji türüne dönüşür fakat asla yok edilemez. Enerjin dönüşümü ve konumu yasasına göre enerjinin vardan yok edilemeyeceğine en güzel örnek ses enerjisidir. Karıncaların seslerini duymadığımızda veya insan konuşmadığında ses enerjilerinin olmadığı iddia edilemez. Vardır fakat karıncanın ki duyabileceğimiz sınırda değildir, susan insanınki de başka bir enerjiye dönüşmüştür. Enerji varsa yok edilemez, yoksa var edilemez. Kinetik enerjisi olan rüzgar çok estiğinde eşyalara çarpar ve ses çıkartarak ses enerjisine dönüşür. Enerji yok olmaz devamlı değişim halindedir.

Mustafa Kemal Atatürk’ün girişimleriyle Cumhuriyet’in ilk yıllarında komşu ülkelerle kurduğumuz kuruluşları araştırınız.

Mustafa Kemal Atatürk’ün girişimleriyle Cumhuriyet’in ilk yıllarında komşu ülkelerle kurduğumuz kuruluşları araştırınız. Bunların kuruluş amaçlarını yazınız.

 

Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk, cumhuriyeti kurduğu ilk yıllarda savaştan çıkmış ve yeniden kurulmuş ülkenin zayıf haline rağmen, dış ilişkiler noktasında başarılı adımlar atmış ve bazı çalışmalarda bulunmuştur. Bu çalışmalar hem komşu ülkelerle ilişkilerin geliştirilmesinde hem de Türkiye Cumhuriyeti devletinin kalkınmasında etkin rol oynamıştır.

 

Bu kurulan kuruluşlar, sosyal, kültürel ve ekonomik alanda katkılar sağladığı gibi, istihdam ve eğitim olanaklarını da üst seviyeye çıkarmıştır. Ağırlıklı olarak sanayi alanına yapılan bu çalışmalar ülkemizin gelişimine büyük katkı sağlamıştır. Komşu ülkelere kurulan şeker fabrikaları, silah üretim atölyeleri, tarım makineleri üretim fabrikaları ve çeşitli işleme merkezleri bu kuruluşlara örnek olarak gösterilebilir. Bu kuruluşlar bir başka fayda olarak, kurulduğu ülkelerde de işsizlik oranının azalmasına olanak tanımıştır.

 

Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti devletini, fakirlik ve huzursuz ortamın hüküm sürdüğü noktadan alıp, demokratik, bağımsız ve ekonomik sorunların aşıldığı bir ülke konumuna getirmiştir. Bu komşu ülkelere kurulan kuruluşlar bu yolda önemli değere sahiptirler.

Dünya barışına katkı sağlamak için neler yapılabilir?

Dünya barışına katkı sağlamak için neler yapılabilir?

 

Dünya barışı, savaşların, ekonomik krizlerin ve çatışmaların olduğu bu dünyada ülkeler arası ilişkiler ve refah seviyeleri açısından büyük önem taşıyan bir unsurdur. Dünya barışını sağlamak için en başta ülke liderlerinin dünyanın genel sorunları ve problemleri ile alakalı bilgi sahibi ve bu sorunlarla yakından ilgilenen şahıslar olması gerekmektedir. Öncelikle dünyada barışını engelleyen faktörler belirlenmeli ve bu faktörleri en aza indirme planlaması yapılarak hareket edilmelidir. Ayrıca ekonomik durumu üst düzey olan ülkelerin, daha kötü durumda olan ülkelere gerekli maddi yardımı yapması bu yolda atılacak en önemli adımlardan birisidir. En başta ırkçılık, din ayrımı ve farklı kültürlere olan saygısızlık ortadan kalkmalı, daha hoşgörülü ve sevecen bir ortam yaratılmalıdır. Bu yaratılan ortam ile beraber tüm dünyada barış hüküm sürmeli ve savaşlar sona ermelidir.

 

Halk, ülkeler arası yardımlaşmaya teşvik edilerek maddi anlamda güç sağlanmalı ve ihtiyaç sahiplerine bu yardımlar ulaşmalıdır. Dünya barışını etkin kılmak için her birey maddi manevi yardım arayışı içerisinde olmalıdır. Bu şekilde tüm insanlık rahat ve huzurlu bir yaşam sürecektir.

Aile ortamında nasıl demokratik bir ortam sağlanabilir?

Aile ortamında nasıl demokratik bir ortam sağlanabilir? Tartışınız.

 

Aile ortamında demokrasinin hüküm sürdüğü bir ortam sağlanması için öncelikle tüm aile bireylerinin demokrasi bilincinde ve ruhunda olmaları gerekmektedir. Aksi takdirde o ortamda demokrasinin varlığı söz konusu değildir. Öncelik ilk hedef olarak ailede herkes üzerine düşen görevi yaparak sorumluluklarını yerine getirmesi gerekir. Örneğin ev hanımı annelerin ev işlerini, çalışan babaların ekonomik durumları ve öğrenci olan küçük çocukların derslerini hiçbir zaman aksatmaması gerekmektedir. En başta bu görevler bilinirse diğer görevlerin benimsenmesi daha etkili olur ve demokratik ortam kolaylıkla sağlanır.

 

Demokrasinin birinci kuralı herkesin eşit haklara sahip olması gereğidir.  Bu yüzden kadın, erkek, çocuk, genç veya yaşlı ayrımı olmadan herkese eşit şekilde söz hakkı verilmeli ve sonuna kadar saygıyla dinlenilmelidir. Ayrıca özellikle çocukların fikirleri değer gösterilerek uygulanmalı ve çocuğun gelişimi açısından fayda sağlanmalıdır.

 

Aile ortamında demokrasiyi sağlamanın bir başka yolu saygı ve sevgi duygularıdır. Aile bireyleri bu duyguları karşısındakine hissettirerek demokratik ortamı sağlama yolunda faydalı adımlar atmış olur.

Okulunuzda yapılan öğrenci meclisi seçimlerinde aktif rol almak sizlere neler kazandırmaktadır?

Okulunuzda yapılan öğrenci meclisi seçimlerinde aktif rol almak sizlere neler kazandırmaktadır? Yazınız.

 

Okul içerisinde her zaman yönetimde ve sosyallikte ön planda olmak büyük avantajlar ve kazanımlar sağlamaktadır. Bu avantajların başında herkes tarafından sevilmek ve örnek olarak gösterilmek gelmektedir. Bu avantajların yanı sıra bu ve benzeri faaliyetlerde bulunmak liderlik ve yönetme gibi vasıflar kazandırarak gelecek adına güçlü temeller atmış olur. Tıpkı bir ülkenin yönetiminde seçilen milletvekilleri gibi bu görev benimsenmeli ve önem verilmelidir. Ayrıca yönetim ve yürütme işlemi, beraberinde büyük vasıflar getireceğinden dolayı sorumluluk bilincini geliştirir.

 

Öğrenci seçimlerinde aktif rol almak, sosyalleşme ve çevre geliştirme açısından da büyük önem taşımaktadır. Öğrenci ne kadar sosyal olursa o kadar tanınır ve hem öğrencilik vasıfları hem de olgunluk düzeyi gelişmiş olur. Böylesine faydalı bir faaliyette bulunmak elbette gelecek açısından birçok kazanıma da olanak sağlayacaktır. Gelecekte sağlam adımlar atmak ve hayalleri gerçekleştirmek için, öğrencilik zamanında bu ve bunun gibi aktivitelerde bulunmak çok büyük faydalar sağlayacaktır.