Nasrettin Hoca’nın yerinde olsaydınız ahalinin isteğine nasıl bir çözüm yolu bulurdunuz?

Nasrettin Hoca’nın yerinde olsaydınız ahalinin isteğine nasıl bir çözüm yolu bulurdunuz?

 

(Timur’un Akşehirlilere hediye ettiği fili geri iade etmek istemeleri)

 

Ben olsaydım Nasrettin hoca gibi davranmadım tabi ki. O an onlara ders vermeleri düşünmek yerine benden istenildiği gibi gider ve sorunun çözümü için bir konuşma yapardım. Timur’a söylerdim filin köylüye ve köye zarar verdiğini anlatır geri alması için ricada bulunurdum

Karşılaştığımız sorunların çözümünde aile büyüklerimizin fikrini almak neden önemlidir?

Karşılaştığımız sorunların çözümünde aile büyüklerimizin fikrini almak neden önemlidir? Bu fikirler bize neler kazandırır?

Aile büyüklerimizin yaşayışları ve hayat tarzları bizlerden farklı olabilir. Bizler onlarla aynı çağda yaşamadığımız gibi zamanın hızla geliştiği ve şartların değişkenlik gösterdiği de ortada. Ancak belli başlı kavramlar ve olaylar var ki bunların bilgisini aile büyüklerimizden alırız. Örneğin askerlik yapan bir aile büyüğümüz askere gideceğimiz zaman bize yapmamız gereken davranışları birer birer anlatabilir. Yahut evlenme niyetindeysek ne konuşmamız gerektiğini, nasıl bir insanla nasıl kararlar almamız gerektiğini hep sorarız aile büyüklerimize. Bu örnekler çoğaltılabilir. Çünkü birçok konuda yardımlarına ihtiyaç duyduğumuz kesin.

 

Bizler, karşılaştığımız sorunların çözümünde aile büyüklerinin fikirlerini yaşantımız süresince alırız. Çünkü bizden bir adım önde yaşarlar hayatı. Olaylar ve durumlar hakkında bilgi alırız ki hataya düşmeyelim. Tecrübelerinden faydalanırız. Fikirlerini önemseriz. Özellikle karşılaştığımız bir soruna daha olgun yaklaşıp bizi detaylı bilgilendirir hatta elinden geldiğince sorunumuzu çözmeye gayret eder. Bizlerin haftalarca düşüneceği bir sorunu belki de bir günde sonuca bağlayabilirler. Olayların gelişim yönünü dahi hesaplayıp tahminde bulunduklarından olsa gerek bizden daha sakin davranmaları şaşırtıyor. Onların bu fikirleri ve yardımları bizlerin hayatını kolaylaştırır. Bizlere artı değer katar. Hataya düşmemiz engellenebilir yahut yaptıysak bir hata telafisi için gerekli çabayı bizimle birlikte verirler.

Nasrettin Hoca ile ilgili bildiklerinizi anlatınız.

Nasrettin Hoca ile ilgili bildiklerim:

Türk edebiyatının gelişmesinde katkısı olan, olayları anlatırken hem ders çıkarmamızı, hem gülmemizi, hem de düşünmemizi sağlayan zeki bir bilgedir. Sivrihisar’da yaşayan Nasrettin hoca köyün imamı Abdullah Efendi ile aynı köylü olan Sıdıka hatun ikilisinin oğludur. 1208 yılında doğduğu bilinir.

 

Sadece Türk devletlerinde değil tüm dünya devletlerinde geçerliliği olan hikayeleri dillerden dillere aktarılmıştır. Gülerken düşündüren sözleri çocukluktan büyüyene kadar her yaştan insanın ders çıkarması için söylenmiştir. Halk içinde sevilen kişiliği ve saygınlığı yaşadığı sürece sınırlı kalmamış, çağlar boyu süre gelmiştir.

Komşuluk ilişkileri neden önemlidir?

Komşuluk ilişkileri niçin önemlidir?

Gecekondu ve çarpık kentleşmenin bizlerin çocukluğunda oluşturduğu en güzel yanı komşuluk ilişkileriydi. Şimdilerde bakıyorum da bu ilişkiden eser kalmamış. Çocukluğumuzda oluşan o mahalle deki oyunların heyecanı yitip gitmiş. Zamanın çocuklarının ellerinde birer telefon, tamamen sanal oyunlara yönelip insanlarla konuşmayı dahi unutacak hale gelmişler. Teknolojinin faydalarından tabi ki yararlanmalılar ve bilinçlenmeliler. Ancak iş abartıya kayınca şöyle bir durup düşünmemiz gerekiyor. Bizde farklı sayılmayız hani.

 

Komşularımızın birçoğunu aynı binalarda oturmamıza rağmen tanımıyoruz bile. Hâlbuki bizim en yakınımızda ki insanlar bu kişiler. Kendi aile ve akrabalarımızdan daha yakın olmaları da ayrı bir özellik. Neden bu güzellikten mahrum edelim ki kendimizi? Bakınız ben kimseyle muhatap olmam benim kimseye ihtiyacım yok ben güçlüyüm kavramları bizleri bugünlere getirdi. Oysaki her insan bir gün yardıma muhtaç hale gelecektir. Ufakta olsa komşularımız tarafından bizlere yapılan bir yardım veya destek unutulmayacağı gibi bizlerinde onlara yapacağı her türlü destek ve yardımda unutulmayacaktır. Özellikle sürekli yapılan ziyaretler hayatımıza renk katacak ve kendimizi önemli hissetmemizi sağlayacaktır. Anlayıp anlaşılmak, paylaşmak, dertleşmek ve sevinçli anlarımızı birlikte geçirmek bizlere huzur verecektir.

Paylaşmanın faydaları nelerdir?

Paylaşmanın faydaları şunlar olabilir:

Acılar paylaştıkça azalır, sevinçler paylaştıkça çoğalır sözünü atalarımız elbette boşuna söylemedi. Yaşayışlarından ve hayatlarından aldıkları ve kazandıkları tecrübe onların söylediği sözlere yansıdı. Paylaşmanın zıttı olan bencilliği öncelikle ele almalıyız. Önce ne kadar bencil davranıp sadece kendimizi düşünüyoruz ona bakmalıyız. Bizler dünyanın sadece bizim etrafımızda döndüğünü mü sanıyoruz yoksa? Yahut fazlaca bizde bulunan bir güzelliğin hepsine sahip olma hakkını kendimizde mi görüyoruz? Bunlara bir bakmalıyız. Kendi iç muhasebemizi yaptıktan sonra ne kadar benciliz ne kadar değiliz ona göre yorum yapabiliriz. Artık paylaşmaya açık olmalıyız. Kendimizde de gördüğümüz yanlışlar elbette var olacaktır. İşe o yanlışları düzelterek başlayalım. Sonrasında insanlığa dair paylaşıma açık olmalarını gerektirecek mesajlar verelim.

 

Paylaşma; insanların birbirleri ile olan ikili ilişkilerini düzene sokmasının yanı sıra karşı tarafa fayda sağlayabilme yahut kendine fayda sağlayacağını düşündüğü konuda başkasından yardım almadır diyebiliriz. Her insan kendisi ile paylaşılan bir güzel duruma sevinir. Önemli olan bizlerin başkasının faydasına sağladığımızda mutlu olabilmemizdir. Paylaştıkça insanlar bizi anlayacaktır diye umuyorum. Anlamayı geçtim bir insanın ihtiyacını karşılamak ve onunla elinde ki güzellikleri paylaşmak insanlık adına yapılacak en büyük hizmettir. Çünkü o kişi bundan sonrası için artık diyecektir ki vay be insanlık hala ölmemiş bak ne iyi insanlar var bende bundan sonra böyle davranayım. Bu şekilde tüm insanlığı düzeltebiliriz. Önce kendi kapımızı süpürelim deyimini burada kullanırsak hata etmeyiz.

Hasan Kızıl’a Mektup

Hasan Kızıl’a hayvanlar için yaptığı iyilikler ile ilgili duygu ve düşüncelerinizi anlatan bir mektup yazınız.

Yaptığınız iyiliğin karşılığı elbette olacaktır ancak ben şahsım adına sizlere teşekkür etmek isterim. Çünkü insanların kendisini yapmakta zorunlu duymadığı bir iyiliği siz kendi gönül rızanızla gerçekleştirdiniz. İnsanlar iyilik yapmanın onlara fayda vermesi gereken bir eylem olduğunu düşünüp karşılık beklerken siz öyle davranmadınız. Karşılıksız iyilik yaptınız. Bizlerin, bu iyiliğin karşılıksız olduğunu bilmesi, bizlerin mahcubiyeti ile sonuçlanır. Size karşı en azından bir teşekkürü borç bilmemizi kabul edin.

 

Dünya artık yaşanamaz hale getirildi. İyi veya kötü ayrımı yapılmadan yaşanıyor. Hiçbir canlı hiçbir can umursanmıyor. Bizler, insana dahi değer verilmediği bu zamanda hayvanlara iyilik yaparak yüreklerimize su serpen sizleri unutmayacağız. İnsanlığın ölmediğini yüksek sesle söylediğiniz bu eylem, emin olun insanların yüreklerinde bir merhamet duygusunu uyandıracak. Katılaşmış kalplerin yumuşamasını sağlamanız da ayrı bir teşekkür konusu.

 

Hayvan gibi masum ve aciz bir canlıya iyilik yapmanız sizin değerinizi bizlere gösterdi. Özellikle zarar verme konusunda daha usta olduğumuz şu zamanlarda hayvanlara zarar vermeyip iyilik yapmak, tam tersi istikamette zulme başkaldırmaktır. Bizlere böyle gelmiş böyle gider sözünü unutturmanız da yine kayda değer bir konu. Evet böyle gelmiş olabilir dediniz ama böyle gitmeyeceğini de gösterdiniz. Bu çarpık sistemin bir parçası olup illaki bir tarafından tuttuğumuz anda bize yanlışımızı hatırlattınız. Hayvanlara karşı bir merhamet ve sevgi oluşturdunuz. Her ne yaptıysanız teşekkür ediyor sizi hayırla anacağımızı bilmenizi istiyorum.

Sokak hayvanlarına yardım etmek neden önemlidir?

Sokak hayvanlarına yardım etmek niçin önemlidir?

Sokakta yaşayan canlara elimizi uzatmak bizden ne eksiltebilir ki? Şöyle düşünelim. Bizler bir kediyiz ve kendimizi ifade edemiyoruz. Sadece acıkınca miyav demekten başka lisanımız yok. Havalar soğuk olunca nereye gidebiliriz? Yahut sıcakta kaldığımızda su bulamayınca ne yapabiliriz? Her şart da ölümle karşı karşıya, sokak hayvanlarının hepsi. Bizler en ufak bir derdimizde yaygaralar koparırken onlar ölümle karşı karşıya olmalarına rağmen kendilerini ifade edememekte. Ancak ben yardımdan ziyade başka bir konuya değinmek isterim. İnsanlık şu zamanda fayda yerine zarar vermesin yeter diyecek oluyorum bazen. Çünkü o kadar iğrenç, o kadar kötü haberleri izliyoruz ki televizyonlarda.

 

Sokak hayvanları, düşmanımız değilse nasıl böyle bir muameleye karşı karşıya kaldıklarını anlayamaz oluyorum. Kimisi ayağını kesiyor, kimisi kulağını. Kimisi tecavüz ediyor, kimisi arabayla çarpıp kaçıyor. Ne yaptı bu canlar size? Ne tür bir zararı dokundu da bu kadar katı davranabiliyorsunuz? Ben insanlara yapılan suçlardan dolayı yargılananların, aynı oranda hayvanlara yapılan suçlardan da yargılanmasını ve aynı ölçüde ceza almasını gerekli görenlerdenim. Bakınız bu hayvanlara yardım etmemiz onların canı için gerekli. Can diyorum çünkü başka amaçları yok. Bizler gibi ev yapıyım iş buluyum para kazanayım dertleri yok. Çok bir şey de beklemiyorlar, sen ye kalanını da yerim ben diyorlar hatta. Sadece karınlarının doyması sağlayalım ve biraz ilgiyle oyun oynayıp onlara yardımcı olalım. Lütfen.

Hayvanlar olmasaydı dünya nasıl bir yer olurdu?

Hayvanlar olmasaydı dünya nasıl olurdu?

İnsanların ihtiyaçlarını karşılayan doğa, hayvanlarında ihtiyaçlarını karşılıyor. Doğada ve ormanlarda yaşayan milyon tane çeşit hayvan gereksinimlerini bu yolla karşılıyor. Doğa, sadece insanlar için değil. hayvanların da yaşadığı bir yer bunu unutuyoruz. Sadece bize hizmet etmesi için doğaya şekil veriyor olabiliriz. Ancak bunun yanlışlığı herkes tarafından bilinir. Kimse benim için doğa var, kedi olmasa bana ne zararı var diyemez. Elbette ki var. Sadece kedi değil tüm hayvanların varlığı insanlar için çok önemli. Doğanın var olan nimetleri açısından demiyorum sadece.

 

İnsanlar ihtiyaçlarını ve gereksinimlerini karşılamak için tarih boyunca hayvanlardan faydalanmışlardır. Tarıma dayalı yerleşik hayata geçilmeden önce nasıl beslenirdi insanlar düşündünüz mü hiç? Bizler insanlığın yaşadığımız süre içerisinde var olduğunu sanıp unutuyoruz bunları. İyi de öyle değil ki. İnsanlık belki de milyon yıl önce de vardı. İnsanların varlığının tarihi konusunda bir bilgi edinmemiz zor görünüyor. Bu tarih süreci içerisinde, hayvanların çeşitliliğinin azaldığı da bilinmekte. Bunun kaynağı neden insan olmasın ki? Ben öyle düşünüyorum. İnsanlar tüketiyor hayvan neslinin devamını. Bakınız bugün yediğimiz birçok ihtiyaçlar hayvanlardan karşılanıyor. Tavuk ve inek gibi hayvanlardan birçok şekilde faydalanıyoruz. Et yiyoruz, süt içiyoruz. Hatta tezeğinden faydalanıp ısınıyoruz bile. Bir kahvaltının yumurtası olduğunu düşünebiliyor musunuz? Yahut mangala gitmenin eksikliğini? Onun için bence insanlık, hayvanlar olmasaydı bugün ki varlığını koruyamazdı. Bir yer olmaktan ziyade bir yer olamamak sorunu olurdu.

Yardıma muhtaç hayvanlar için neler yapılabilir?

Yardıma muhtaç hayvanlar için neler yapabiliriz?

Bizler bakış açımızı değiştirmeliyiz önce. Olaya insan veya hayvan diye baktığımızdan kaynaklanıyor sıkıntılar. Hâlbuki canlı olarak baksak anlayabiliriz diye düşünüyorum. İnsanda olduğu gibi onlarında bir can taşıdığını düşünmeliyiz. Merhamet duygumuzu onlar üzerinden de geliştirmeliyiz. İnsanlara üzülmeyelim demiyorum. Ama hayvanları da ihmal etmeyelim. Onların bizlere emanet olan canlarını korumakla uğraşalım. Bakabiliyorsak alıp evimizde besleyelim.

 

İmkânımız varsa ve evimiz bahçeliyse bir kulübe, küçük bir ev yapalım onlar için. Tabi ki doğal hayatlarından koparılmamalılar. Ancak doğasından koparılıp bir köşeye atılmışı da unutmayalım. Görürsek yardım edelim. Görmemezlikten gelmeyelim. Lisanları olmaya bilir. Bizlere dertlerini anlatamayabilirler. Biz onları anlamaya gayret edelim. Hallerinden anlayalım. Karınlarını doyurmada yarışalım gerekirse. Yardıma muhtaç hayvan barınakları kuralım, toplanıp. Sadece hayvan hakları derneklerinden beklemeyelim bu tür faaliyetleri. Onlarda olsun işin içinde ama yalnız onlarla bitmez bu iş. Hem bir tek onların sorumluluğunda değil ki. Can korumanın gerekliliği bir görev olmamalı. Durumdan vazife çıkaralım. Vicdanımız da rahatlar ama asıl amaç can taşıdıkları için bir değer görmelerinin gerektiği. Yazın sıcaksa bir kap su bırakalım sokağa. Kışın soğuksa küçük sıcak tutacak kulübeler içinde battaniye olan. Unutmayalım merhamet etmeyene merhamet edilmez.