İyilik eden iyilik bulur sözünü açıklayınız

“İyilik eden iyilik bulur.”

İyilik kavramını hayatımızda tatbik etmek için olan gayretimiz vicdani sorumluluk çerçevesinde hepimizin gerekli gördüğü durumdur. İyilik yapmak isteriz ki bunun karşılığının mutlaka olacağı inancındayız. Tabi bu karşılığın beklenilmesi anlamına gelmemelidir. Yani karşılık bekleyerek bir iş yapıyorsak bu iyilik sayılmaz. Bizler karşılığının sevap olarak aldığımızı dini olarak düşünürüz. O nedenlerdir ki iyilik eden iyilik bulur sözü söylenmiştir. Yani karşılığının Allah tarafından bize iyilik olarak verileceği bir gerçektir. İnancımızın bize emrettiği sorumluluk iyilik yapmak, kötülüklerden de uzak durmaktır. Hem iyilik yaptığımızda çevremizce iyi tanınır ve bize karşı oluşan görüşlerin neticesinde ikili ilişkilerimiz de iyi yönde olur.

 

Bizler iyilik yaptıkça çevremiz güzelleşir. Her insan yaşadığı çevre içerisinde ki kötülüklerden yakınır ama kimse bunu iyilik yaparak aşacağını düşünmez. Hem sadece iyilik yapmak değil ona niyetlenmemiz dahi yetebilir. Kin, nefret ve düşmanlık beslemek yerine iyi niyet sahibi olursak kimseyi yanlış anlamayız. Art niyet aramayız kimsede. Bizlere karşı yaptıkları hata ve kusurlar bunu yapanların sorunu olarak düşünmeliyiz. Bunun kendimizle alakası olmaması için bizlerin, bize kötülük yapılsa dahi iyilik yapması gerekir. Kötülüğe karşı iyilikle muamele etmek, karşı tarafı kötülük yaptığına utandırmayla ve onun bu davranışı bir daha sergilememesiyle sonuçlanır. Ancak kötülüğe kötülük yaparak cevap verirsek düşmanlık artar, kimse kimseyi anlamaya çalışmaz.

Meteor düşmesinin Dünya üzerinde yaratacağı etkilere örnekler veriniz.

Meteor düşmesinin Dünya üzerinde yaratacağı etkiler şunlar olabilir:

Meteorlar evren içerisinde herhangi bir yörüngesi olmadan hareket eden gök cisimleri olarak ifade edilmektedir. Meteorların Dünya’ya çarpmasının ardından da ciddi hasar meydana getireceğine dair teoriler bulunmaktadır. Yalnız meteorların ciddi miktarda hasar ve can kaybına neden olması adına da belli bir büyüklüğe sahip olması da gerekmektedir. Aksi takdirde atmosfer katmanı kalkan görevi görebilecek ve meteorların yeryüzüne ulaşmadan yok edilmesinde de önemli bir pay sahibi olabilecektir.

 

Meteorlar düştükleri bölgelerde doğal afet etkisi yaratabilmektedir. Aniden düşen gök cismin bölgede deprem, tsunami, sel ve ani sıcaklık değişimlerine neden olabilecek türde de var olmaktadır. Aynı zamanda da bölgede var olan tüm canlıları da olumsuz bir biçimde etkileyeceği de görülebilecektir. Canlılar için uygun yaşam şartlarının ortadan kalktığı görülebilecek olup; bununla beraber de düştüğü alanlarda herhangi bir canlılık belirtisi de söz konusu olmayacaktır. İnsanların antik çağa hızlı bir dönüş yapması noktasında meteor düşmesinin önemli bir etkisi de olabilecektir. İnsanların gelişimlerine sıfırdan başlamaları durumu da söz konusu olarak görülebilecektir.

 

Dünya’ya meteorun düşmesi noktasında canlılık faaliyetlerinin neredeyse sıfıra ineceği de tahmin edilebilecektir. Aynı zamanda da insanlığın bu zamana kadar geliştirdiği tüm teknolojik ve yaşamsal olgular da bir anda ortadan kalkabilecektir. İnsan popülasyonunun yanında diğer canlıların nüfuslarında da ciddi oranda azalma durumu da görülebilecektir. İnsanların atalarının yaşadığı gibi yaşayarak doğadan tüm ihtiyaçlarını gidermeleri durumu da ortaya çıkabilecektir. Dünya’nın büyük bir bölümü de ıssız bir durumda da olması söz konusu olabilmektedir. Bu yüzden yaşam şartlarında da ciddi oranda azalma da görülebilecektir.

 

Meteor düşmesini engellemek adına da uzay çalışmaları yapan ülkelerin büyük oranda tedbirli davrandıkları ve düşme riski bulunan meteorları yok etmeye dayalı çalışmaları gerçekleştirilerek bu sonun ortaya çıkmasının da önüne geçilmeye çalışılacaktır.

Yaşadığınız kentte size göre farklı bir kültüre, geleneğe ve yaşam tarzına sahip insanların bir arada yaşarken yaptığı olumlu ve olumsuz davranışları belirtiniz.

Kentleşmeye bağlı olarak nüfusta ciddi bir artışın görülebilmesi söz konusu olmaktadır. Şehirlerde nüfus patlamasının yaşanmasından dolayı farklı kültürlere ve yaşam tarzlarına sahip olan kişilerin bu alanda yer alabildiği de görülebilmektedir. Kentlere yeni gelen kişilerin yaşam tarzları bakımından yabancı oldukları anlaşılabilecektir. Bundan dolayı da toplumun farklılık göstermesi durumuna denk gelinebilmesi söz konusu olabilmektedir.

 

Kentleşmeye farklı kültürlere sahip olan insanların dahil olması halinde, var olan yerleşmenin farklı değer yargılarına farklı olarak gerçekleşmesi durumu ortaya çıkabilmektedir. Kent kapsamında değişik bölgelerin bulunması ile beraber bir topluluğun kendisine ait bir alanın var olduğunu da kanıtlayabilmektedir. Kent bilincine aykırı bir hareket olarak da ifade edilebilecek bir biçimde var olarak tezat oluşturacak bir durumun da görülebileceği mümkündür. Kent içerisinde de farklı kültürlerin görülmesi durumu da söz konusu olabilmektedir. Bu nedenle de şehirlerin var olan özelliklerinde değişim görülerek daha da etkili bir kültür çatışmasının görülebildiği durum da gözlemlenebilmekte olan bir detay olarak adlandırılabilmektedir. Şehrin farklılıkları bu şekilde ortaya çıkarak önemli bir ayrıntı olarak da değerlendirilebilecektir. Kent içerisinde farklı kültürlerin var olması şehir içerisinde farklı beşeri faaliyetlerin ortaya çıkması noktasında da ön planda var olarak, ekonomik düzeylerin de değişkenlik göstermesinde de nitelikli bir kriterdir.

Türkiye’de küresel iklim değişiminin olumsuz etkilerine karşı neler yapılmalı, hangi önlemler alınmalıdır?

Türkiye’de küresel iklim değişiminin olumsuz etkilerine karşı neler yapılmalı, hangi önlemler alınmalıdır? Düşüncelerinizi yazınız.

Dünya üzerinde doğaya dair olumsuz faaliyetlerin sonuçları kendini gösterebilmektedir. İnsanların gelişmek adına doğayı tahrip etmelerinin sonuçlarını tam olarak görmeden önce bir dizi önlemler alarak olabildiğince bu tip sorunlara engel olmaları da gerekmektedir. Bunun için yapılacakların tüm kişiler tarafından dikkate alınması gereken uygulamalar olduğu da önemli bir ayrıntı olarak dikkat edilmelidir.

 

Ülkemizde de çevreye bağlı sorunlardan kaynaklı olarak küresel iklim değişikliğine şahitlik edilmektedir. Yakın zamanda genel sıcaklık ortalamasının 6-7 derecelik bir artışa neden olması noktasında da bu tip önlemlerin gerçekleştirilmesi ve devamlı olarak da sürdürülmesi de gerekmektedir.

 

Sera gazlarının küresel ısınmadaki etkisinin son derecede fazla olmasından ötürü bu gazların salınımının sınırlandırılması gerekmektedir. İnsanların toplu taşımaya da özendirilmesi önemli bir detay olarak ifade edilmektedir. Özel araçların kullanımı esnasında da kurşunsuz benzine yönelmek gerektiği de görülebilmektedir. Tarım arazilerinin ve elde edilen mahsullerin iklim değişikliğine dayalı olarak belirlenmelidir. Plastik kullanımının da minimuma indirgenmesi ve doğal malzemelere yönelmek gerektiği de belirtilmektedir. Su kullanımına dair tasarruflar da halkın gerçekleştirmesi gerektiği bir durum olarak da ifade edilecek biçimde de var olabilmektedir. Son olarak da bölgelerin ağaçlandırılmasına dayalı sonuçların da etkin olarak gerçekleştirilerek, doğal düzenin korunmasına dayalı çaba harcanması da gerekmektedir.

Ormansızlaşma ile çölleşme arasında nasıl bir ilişki vardır?

Ormansızlaşma ile çölleşme arasındaki ilişki:

Ağaçlar doğanın en önemli parçası olarak görülmektedir. Doğanın var olan dengesinin işleyişi noktasında ormanların önemi son derecede fazla olarak da adlandırılabilmektedir. Ormanların zaman içerisinde azalması insanların kendi yaşam alanlarını yavaş yavaş yok etmeleri manasına da gelmektedir. Arazilerin ağaç bakımından yoksun hale gelmesine dayalı olarak o bölgede yaşayan canlı sınıfında da gözle görülür bir azalma kendini gösterebilmektedir. Ormansızlaşma durumunun ortaya çıktığı bölgelerde zaman içerisinde su buharına bağlı azalmadan kaynaklı olarak yağışın düştüğü görülebilmektedir.

 

Genel olarak su miktarının belli bir döngüde olmasını sağlayan ağaçların yok olmasıyla yağışların düzensiz hale gelmesi durumu ortaya çıkabiliyor. Böylelikle bölgede yer alan nehir ya da göl gibi su kaynaklarında da su miktarında azalma görülebiliyor. Aynı zamanda da insan sağlığını olumsuz etkileyecek olan karbon materyallerinin artış gösterdiği de gözlemlenebiliyor. Suyun ve karbonun olumsuz etkisi sonrasında da sıcak ve kuru iklimlerin görülmesi durumu söz konusu olabilmektedir.

 

Ormanlardan yoksun olan bölgede çorak arazilerin zaman içerisinde ortaya çıkması durumu da görülebilmektedir. Buna bağlı olarak bitkilerin bu bölge içerisinde yetişmemesi ve bitkilerin yetişmemesinden kaynaklı olarak da canlılar için uygun olmayan bir konuma erişmesi söz konusu olabilmektedir. Suyun ve gıdaların yoksun olunduğu bölgede çölleşmenin de kaçınılmaz olduğu ifade edilebilmektedir. İklim değişimi de bu bölgenin en önemli farklılık gösteren seçenekleri arasında yer alabilmekte olup, kesinlikle önlem alınması gereken bir durumdur.

Ormansızlaşmanın küresel iklim değişimi üzerinde etkili olmasının nedenini açıklayınız

Ormansızlaşmanın küresel iklim değişimi üzerinde etkili olmasının nedeni şöyle olabilir;

Ormanlık arazilerde var olan ağaçların Dünya’nın doğal dengesinin en önemli halkalarından bir tanesi olarak da görülmektedir. Doğanın işleyişi bakımından da ne kadar ön planda var olan bir unsur olduğu da görülebilmektedir. Ağaçların var olması ile beraber karbon emiliminin gerçekleştirilmesi işlemi görülebilmektedir. Sera gazlarını da emecek olan ağaçların küresel iklime bağlı değişimlerin engellenmesi de söz konusu olabilmektedir. Sıcaklığı dengeleyen nemliliği de düzenleyici etkisi vardır. Bu durum da ormanlık alanların yangınlardan kaynaklı olarak da yok olmasını dolaylı yoldan etkilemektedir.

 

Ormanların ekosisteme olan katkısı son derecede önemli bir yapıda var olmaktadır. Ekosistemdeki iklimlerin dengeli bir konumda yer almalarında da ön planda kendini göstermektedir. Aynı zamanda da dengeli yağış rejimlerinin ortaya çıkmasını da sağlayarak kuraklığın önüne geçmektedir. Havanın temizlenmesi ve hoş bir görünümün meydana gelmesi noktasında da ideal bir sonuç sağlamaktadır. Toprağın da beslenerek bitkilerin daha iyi gelişmeleri ormanların akabinde gerçekleşebilecek bir durum olarak görülmektedir. Ormanların varlığı tüm bu yararların bir döngü haline girmelerini de sağlayacak olan detaylar olarak adlandırılmaktadır.

 

Ormanların yangın ya da kesim gibi durumların akabinde azalması ciddi boyutta zararların meydana gelmesine neden olmaktadır. Atmosferdeki karbon miktarının artış göstermesi ağaçlar olmayınca engellenemeyecek bir durum olarak ifade edilebilecektir. Bu da sera gazlarının atmosfere ulaşarak ozon tabakasının incelmesine neden olacaktır. İklim değişiklikleri ve sıcaklıkların küresel olarak artmasının da temel sebebi olarak da görülebilecektir. Bu yüzden de insanların yaşantılarının ağaçların yoksunluğundan dolayı önemli bir zararın ortaya çıkmasına da neden olabilmektedir.

Depremlerin ve volkanizmanın etkili olduğu yerlerin ortak özellikleri nelerdir?

Depremlerin ve volkanizmanın etkili olduğu yerlerin ortak özellikleri şunlardır:

  • Volkanlar ve depremler yer kabuğunda olan zayıf noktalarına dayalı olarak da görülebilmektedir.
  • Volkanların ve depremlerin fay hareketleri sonrasında var olan zayıflamalara dayalı olarak da gerçekleştirilmesi durumu da gündeme gelmektedir. Bu işlemler aşamasında da küller, gazlar, volkanik çamur ve piroklastik gibi maddelerin ortaya çıktığı da görülebilecektir.
  • Volkanizma ile fay hareketleri devreye girebilecek ve deprem ya da heyelan gibi doğal afetlerin meydana gelmesi de söz konusu olabilecektir.
  • Volkanik faaliyetler ya da depremler sonrasında fay zonu hatlarında kırıklar ve çatlaklar meydana gelebilecektir. Böylelikle yeni fay hatlarının ortaya çıkacağı da söylenebilecektir.
  • Volkanik ve depreme bağlı olarak da fay hatlarının bulunduğu bölgelerin sayısında artış gözlemlenebilmektedir. Bu bölgelerde de deprem ya da volkanik hareketlerin artış görülmesi durumu da açığa çıkabilmekte olan bir durum olarak ifade edilmektedir.
  • Deprem ya da volkanik faaliyetlerinin insanların gündelik yaşamlarını da ciddi bir biçimde etkilediği görülebilmekte olduğu da gözlemlenebilmektedir.
  • Deprem ya da volkanik faaliyetlerin etkin olduğu bölgelerde yeraltı kaynaklarının zengin olduğu da söylenebilmektedir. Yer kabuğunun devamlı olarak hareket haline olmasında da yer altı kaynaklarının tükenmeyen bir pozisyonda olduğu da gözlemlenebilmektedir.
  • Volkanik ya da deprem bölgelerinin tarım arazilerinin de oldukça verimli olduğu söylenebilmektedir. İklim şartlarına uyan bitkilerin oldukça gelişmesi de gözlemlenebilen bir durum olarak adlandırılabilmektedir.

Bir doğa olayının aşırı ya da sıra dışı olduğuna nasıl karar verirsiniz?

Bir doğa olayının aşırı ya da sıra dışı olduğuna nasıl karar verirsiniz? Düşüncelerinizi sınıfta arkadaşlarınızla paylaşınız.

Bir doğa olayı belli limitte görülerek belli hasarları insanlara sağlayabilmektedir. Ortalamanın üzerinde yer alan bir etkiye sahip olması halinde ekstrem ya da sıra dışı ismini de alabilmektedir. Bu tip doğal afetler insanların daha fazla can ve mal kaybına neden olduğu da görülebilmektedir.

 

Sıcaklığa bağlı gelişen doğal afetlerde havaların ortalamanın üstünde ya da altında kalması sonucunda meydana geldiği görülebilmektedir. Son zamanlarda Avrupa ve ABD içerisinde görülmekte olan bu tip sıcaklık değerleri insan yaşantısını olumsuz bir biçimde de etkilemektedir. Aynı zamanda da nemin de bu noktada önemli bir detay olduğu da gözlemlenebilmektedir. Bu tip afetlerin meydana gelmesi halinde insanlarda verim azalması söz konusu olabilmektedir. Aynı zamanda da enerji üretimi ve ulaşım konusunda da aksaklıklar görülebilir. Son olarak da orman yangınları da ortaya çıkabilmektedir.

 

Ani ve yüksek basınç farklılıklarının meydana gelmesi aşırı şiddete sahip olması görülebilmektedir. Basınç dengesinin sağlanması adına ortaya çıkan rüzgar ve fırtınalarının insan yaşantısına da ciddi sorunlar da baş gösterebilmekte olan bir durum olarak ifade edilebilmektedir. En yıkıcı olan ve en gelişen fırtına biçimleri de tropikal bölgelerde görülerek siklonik fırtınalar olarak adlandırılmaktadır. En güçlüleri de tayfun ve kasırga adını da almaktadır. Meksika Körfezi, Güneydoğu Asya ve Karayip Adaları civarında da gözlemlenebilmektedir. Ortalama bir fırtınanın ortaya çıkması halinde açığa çıkan enerjinin bir nükleer patlama ile eşdeğer olduğu ad söylenebilmektedir.

 

Meteorolojik afetlerin yanı sıra jeolojik doğal afetler de görülebilmektedir. Depremlerin şiddetinin farklılık göstermesi noktasında depremin büyüklüğü ve depremin derinliği de en önemli etkenler olarak ifade edilebilecektir. Depremlerin yıkıma sebep olması noktasında şahit olunduğu yerleşim yerleri de ön planda var olan bir kriter olarak görülmektedir. Büyük yerleşim yerlerinde ciddi boyutta yıkımların meydana geldiği görülmektedir. Küçük yerleşim noktalarında ise sadece ekonomik boyutta ciddi olmayan hasarlara da sebebiyet verebilecek türde sonuçları ortaya koyabilmektedir.

 

En ciddi doğal afetler arasında yer alan depremin sonucunda can ve mal kayıplarının yaşandığı görülmektedir. Ulaşımın aksaması, yangınların görülmesi ve binaların hasar alması sonucu da ortaya çıkabilmektedir. Aynı zamanda da denize kenarı olan bölgelerde de tsunami alarmı da verilebilmektedir. Yer altında var olan materyallerin de yer kabuğunda meydana gelen çatlaklardan üste doğru çıkması sonucu da ortaya çıkabilmektedir. Son olarak da sağlık hizmetlerinin yetersiz kaldığı da görülebilmektedir.

Sizi ya da tanıdığınız insanları olumsuz şekilde etkileyen bir doğa olayını sınıfta paylaşınız.

İnsanları olumsuz şekilde etkileyen bir doğa olayı

Doğa olayları farklı farklı biçimlerde görülse de sonuçları oldukça olumsuz ve uzun vadede toparlanabilecek biçimde var olmaktadır. Doğa olaylarının jeolojik, meteorolojik ve teknolojik olarak sınıflandırılsa da her birinde yüksek sayıda can ve mal kaybı da yaşanabilecek olan bir durum olarak ifade edilebilecektir. İnsanların doğal afetlerden etkilenmemeleri adına önceden önlemlerini alabilmeleri de gerekecektir. Aksi halde de yakınları ve kendileri maksimum düzeyde de bu süreçten etkilenerek hayatlarının tepetaklak bir hale gelmesi durumu da söz konusu olacaktır.

 

Jeolojik doğal afetler genel olarak toplu yaşam alanlarını etkilemekte olan olgulardır. Deprem, heyelan ve volkan patlamaları bu sınıfta görülse de ülkemizde volkanik hareketlerin pek de aktif olmadığı görülebilmektedir. Depreme bağlı olarak yüzeyde var olan sarsıntı ve kırılmalardan dolayı ortaya çıkabilmektedir. Heyelanda ise herhangi bir noktada bulunan ve eğimli arazide yer alan toprakların kitle halindeki hareketi sonrasında insanların yaşantısının sekteye uğraması durumudur.

 

Meteorolojik faaliyetler ise genelde kısa vadede sorun teşkil edebilecek olup, önlem alınmazsa da belli aralıklarla yeniden gündeme gelebilecektir. Sel, çığ ve orman yangını gibi doğal afetlerde insanların rolü oldukça büyük olarak görülmektedir. Ancak fırtına ve hortum gibi rüzgara bağlı gelişen doğal afetlerde en iyi tedbirleri almak her zaman en yararlı gelişme olarak da ifade edilmekte olan bir eylem olarak adından söz ettirmektedir.

Ekstrem sıcaklıkların ve sonrasında yaşanabilecek kuraklığın insan yaşamına ne gibi etkileri olabilir?

Ekstrem Sıcaklıkların ve Sonrasında Yaşanabilecek Kuraklığın İnsan Yaşamına Etkileri

Ekstrem sıcaklıklar insan hayatını fazlasıyla etkileyebilecek olan bir afet olarak görülmektedir. Genel olarak insanların beslenme ve su ihtiyaçlarını olumsuz biçimde etkilemesi durumu da söz konusu olabilmektedir. Genelde de bitkisel kaynaklı olarak etkileri söz konusu olabilmektedir. Ekstrem sıcaklıklardan dolayı ortaya çıkan kuraklıktan dolayı çoğu bitkinin yetiştirilme olanakları kaybolacaktır. Böylelikle de kullanılan bitkilere dayalı olarak ilaç ve gıda ürünlerinin imal edilmesi durumu da ortadan kalkmaktadır. Aynı zamanda da insan nüfusunun büyük ölçüde açlık çekebileceği de düşünülmektedir. Son olarak da bitkilerden faydalanamayan insanların farklı gıdalara yönelimi söz konusu olacaktır. Bundan dolayı da insan sağlığını olumsuz yönde etkileyen bir durum da görülebilecektir.

 

Ekstrem sıcaklıkların sadece bitkilerin yok olmasına dayalı sonuçların ortaya çıkmasının yanı sıra aynı zamanda hayvanları da fazlasıyla olumsuz yönde etkileyecektir. Bitkilerin olmamasından dolayı hayvanların da gıda ve su gereksinimlerini karşılamaları imkansız olarak görülebilecektir. Böylelikle hayvan nesillerinin tükenmesi durumu da söz konusu olabilecektir. Doğanın dengesinin tüm faktörlerinin birer birer devre dışı kalması nedeniyle de insanların herhangi bir ihtiyacını karşılamaları durumu söz konusu olmayacaktır. Bu da en sonunda insanların çağının da sonlandığının habercisi olacaktır. Aşırı sıcaklıktan dolayı doğanın dengesinin yavaş yavaş ortadan kalkması durumu da önemli bir sonuç olarak da göze çarpacaktır.