Bulunduğunuz Yerdeki Herhangi Bir Sorunun Çözümünde Siyasi Partilerin Nasıl Bir Rolü Olabilir?

Bulunduğunuz Yerdeki Herhangi Bir Sorunun Çözümünde Siyasi Partilerin Nasıl Bir Rolü Olabilir? Tartışınız.

 

Bildiğiniz üzere en küçük yerleşim birimi mahallelerdir. Mahalleler muhtarlar tarafından idari olarak kontrol altında tutulmaktadırlar. Bulunduğumuz yerde yaşadığımız bir sorun, önce en küçük yerleşim biriminin idaresinden başlayarak daha sonra kaymakamlara kadar iletilmektedir. Bildiğiniz gibi, belediyecilik faaliyetleri uzun yıllardır ülkemizde üzerinde en çok durulan konular arasında yer almaktadır. Belediyeler bir ilçenin yönetilmesi ve mevcut sorunların giderilmesi hususunda en önemli faktörler arasında yer almaktadır.

 

Sorunu medya ya da çeşitli iletişim organları tarafından belediyeye bildirdiğinizde, siyasi partilerin bu husustaki rolü oldukça önemlidir. Belediye yerleşimleri siyasi partiler ile doğrudan alakalıdır ve seçimler, belediyenin hangi parti ve hangi partinin yöneticisi tarafından yönetildiğine işaret eder. Belediyelere sorunu bildirdiğinizde o bölgenin yönetiminden sorumlu olan siyasi partinin bu durum ile ilgili mutlaka bir önlem alması gerekmektedir. Sorunun büyük olması halinde siyasi partiler meclise yasa tasarısı sunabilirler.

Okul İdarecilerinizin Sınıfınızla ya da Okulunuzla İlgili Alınacak Herhangi Bir Kararda Sizin Düşüncelerinizi Sormalarını İster Misiniz?

Okul İdarecilerinizin Sınıfınızla ya da Okulunuzla İlgili Alınacak Herhangi Bir Kararda Sizin Düşüncelerinizi Sormalarını İster Misiniz? Neden?

Okul, öğrencilik dönemlerinde adeta bir ev gibi ait olduğumuz, aile üyeleri gibi kaynaştığımız alanlar arasında yer almaktadır. Çocuklar, aileden eğitim ve öğretim gördükten sonra okul hayatına atılmakta ve uzun süre eğitim almaktadırlar. Öğrencilik dönemleri, bu noktada oldukça önemli olmakla beraber, okul idarecilerinin okul ile ya da doğrudan sınıf ile ilgili alınacak olan kararlarda elbette bizim düşüncelerimizi almasını isteriz. Bunun en büyük sebebi, bizim de öğrenci olarak her birimizin okulun birer ferdi olması, okulda müdür kadar vakit geçiriyor olmamız olarak açıklanabilir.

 

Okul idarecileri, okulun düzenini ve refahını sağlamak amacı ile idari görevlere yerleştirilmiş kişilerdir. Okul içerisinde yapılacak ya da doğrudan öğrencileri etkileyecek bir durum ile ilgili çocukların düşüncelerini sormak yapılması gerekenler arasındadır. Bu hem öğrenci idare ilişkilerini gerçekleştiren, hem de çocuğun önemli hissetmesini ve değer gördüğünü hissetmesini sağlayan etmenler arasındadır.

Yargı Yetkisini Bağımsız ve Tarafsız Mahkemelerin Kullanılması Neden Önemlidir?

Yargı Yetkisini Bağımsız ve Tarafsız Mahkemelerin Kullanılması Neden Önemlidir?

Yargı bağımsızlığı, bir devletin özgür olması konusundaki en büyük unsurlar arasında yer almaktadır. Bir ulusun demokratik olabilmesi için yasama, yürütme ve yargı erklerinin birbirinden bağımsız ve tarafsız olması son derece büyük bir önem taşır. Yürütmenin yasama ve yargı üstünde etkili olması, o ulusun artık özgür olmadığı anlamını taşır.

 

Devletin yargı organları olan mahkemeler ve mahkemelerde görevli olan yetkililerin, olayın kovuşturulması ve sonuca bağlanması hususunda taraf tutmadan objektif olabilmesi, hukukun düzgün işlemesi ve adalet terazisinden herkesin eşit pay alabilmesi için önemlidir. Özellikle hakimin kendini baskı altında hissetmemesi, tamamen kanunlara uygun ve tarafsız karar verebilmesi önemlidir. Mahkemenin herhangi bir güç tarafından kontrol altında tutulması, kararların taraflı olmasına sebebiyet vereceğinden, hukukun tarafsızlık ilkesi de ihlal edilmiş olur. Bu sebepten ötürü, mahkemelerin ve yargı organlarının tam bağımsız olması esastır. Demokratik ve adil bir ortam ancak tam bağımsız bir yargı ile mümkün olabilmektedir. Yargının yeri geldiğinde yasama ve yürütmeyi denetleyebilmesi, bu açıdan oldukça önemlidir.

Anayasaya göre seçilen milletvekillerinin bütün milleti temsil etmesinin önemi nedir?

Anayasaya göre seçilen milletvekillerinin bütün milleti temsil etmesinin önemi nedir? Tartışınız.

 

Türkiye Cumhuriyeti demokratik bir devlettir. Kendisini yönetecek olan kişileri ve denetim mekanizmalarını bizzat kendisi sandığa giderek seçmektedir. Özellikle ülke ile ilgili kararların alınmasında söz sahibi olan yasama organı meclistir. Mecliste 2018 yılı itibari ile yapılan düzenlemede her ilden farklı sayılarda toplamda 600 milletvekili bulunmaktadır. Milletvekillerinin tüm milleti temsil etmesi ve her birinin farklı illerden aday gösterilmesi, halkın her kesiminden bireyin haklarının savunulması için önemlidir. Halk meclisi oylayarak kendi görüşüne yakın olan adayı mecliste millet vekili olarak seçer.

 

Milletvekillerini milletin sorunlarını ve isteklerini mecliste oylayan ve halkın refahını sağlayan devlet görevlileridir. Halkın taban kesimine kadar herkesin isteklerinin mecliste savunulması ve topyekün refahın sağlanması için milletvekillerinin bütün milleti temsil etmesinin önemi büyüktür. Bu sebepten ötürü, meclis ve hükümet seçimlerinde halk sandığa giderek, demokratik ve gizli bir oylama ile kendisini yönetmesini istediği kişileri seçmektedir. Milletvekilleri vekillik süreleri bitene kadar mecliste görevlerine devam ederler. Vekilin aday gösterilmemesi durumunda ya da vekillik süresi bitince emekliye ayrılır.

Sınıf Başkanının, Yardımcılarının ya da Sınıf Nöbetçisinin Görevlerini Yapmaması ve Birbirlerinin Görev Alanında Müdahale Etmesi Durumunda Neler Yaşanabilir?

Sınıf Başkanının, Yardımcılarının ya da Sınıf Nöbetçisinin Görevlerini Yapmaması ve Birbirlerinin Görev Alanında Müdahale Etmesi Durumunda Neler Yaşanabilir?

Toplum hayatının düzenli olabilmesi ve insanların birbirleri ile uyum içerisinde yaşayabilmesi için toplumda uygulanması gereken belirli kurallar bulunmaktadır. Kurallar düzenin sağlanabilmesi için önemlidir ve toplumun en küçük biriminde dahi uygulanmaktadır. Okullarımız ve sınıflarımız, en çok vakit geçirdiğimiz ve birbirimizle yakın ilişkiler içerisinde bulunduğumuz yerlerdir. Sınıfın işleyişini sağlayabilmek adına sınıf başkanı ve sınıf başkanına yardım etmesi konusunda da sınıf başkanı seçilmektedir. Aynı zamanda, sınıfın anlık isteklerinin belirlenmesi ve bunların temin edilmesi de sıra usulüne bağlı olarak nöbetçinin görevidir.

 

Kuralların uygulanması adına, seçilen her bir görevlinin görevini layığı ile yerine getirmesi ve bir diğerinin görev alanına karışmaması son derece önemlidir. Sınıf başkanının nöbetçinin görevini üstlenmesi ya da nöbetçinin görev alanına müdahale etmesi, sınıf içerisinde karışıklık çıkarır. Aynı şekilde sınıf başkan yardımcısının aslında sınıf başkanına yardım etmesi gerekirken başkanın verdiği görevlere uymaması da bütün sınıfa örnek teşkil edeceğinden dolayı, sınıf içerisinde düzen sağlanamaz. Bu da sınıfın düzensiz olmasına neden olur. Arkadaşlık ilişkileri bozulabilir, sınıfta hoş olmayan kavgalar yaşanabilir, sınıf bu durumda öğretmenden ceza alabilir.

Monarşilerde Demokrasinin Temel İlkelerinden Hangileri Yer Almaz?

Monarşilerde Demokrasinin Temel İlkelerinden Hangileri Yer Almaz? Kısaca Açıklayınız?

 

Demokrasi, halkın çoğunluğunun oyuna bağlı olarak, yine halkın seçtiği kişilerle devletin yönetilmesidir. Monarşi ise, egemenliğin ve meşruiyetin doğrudan doğruya tek bir güç üzerinde toplandığı yönetim biçimidir. Monarşi mutlak monarşi şeklinde olabileceği gibi, meşruti monarşi de söz konusu olabilir. Yani egemenliği elinde bulunduran güç -kısmen de olsa- bir grup tarafından denetlenebilir.

 

Monarşi, demokrasiye taban tabana zıt olan kavramlar arasında yer almaktadır. Demokrasinin temel ilkelerinin ilki, halkın kendisini yönetecek olan kişiyi kendisinin belirlemesidir. Monarşi saltanat esasına dayalıdır. Halkın söz hakkı yoktur. İlkelerden bir diğeri ise seçme ve seçilme hakkıdır. Halk, yönetimde söz sahibi olmak üzere seçimlere katılabilir ve kadın erkek fark etmeksizin oy kullanır. Yönetimde söz sahibi olacak kişinin belirlenmesi üzere ‘herkesin’ bu doğrultuda oy kullanması, yine monarşide olmayan bir özelliktir. Bir diğer etmen de monarşide halkın özgür olmayışıdır, zira kararlar tek bir elden verilir. Halkın yasağa karşı söz hakkı bulunmaz, bu sebepten ötürü birey toplumda özgür olamaz. Demokrasi monarşiden çok daha iyi bir yönetim şeklidir.

Devşirme bir hayat tarzıdır cümlesiyle ne anlatılmak istenmiştir?

“Devşirme bir hayat tarzıdır” cümlesiyle ne anlatılmak istenmiştir?

 

Osmanlı devlet yapısı ilk kuruluşundan itibaren belirli stratejiler geliştirilmiş ve başarı sağlanmıştır. Bu stratejilerden birisi de devşirme sistemidir. Bu sistemle devşirilen gayri Müslüm halkların İslamiyet’e alıştırılması ve Türkleştirilmesi ile tam bir sadık olma durumu ve teslimiyet oluşturulmuştur. Devlet bu teslimiyet sayesinde merkezi otoritesini güçlü tutmayı bilmiş ve savaşlarda da üstün başarılar sağlamıştır. Devşirme bir hayat tarzıdır cümlesi ile de Osmanlının tarzı belirtilmiştir. Cihat anlayışı çerçevesinde gelişen bu sistem İslam’ın yayılmasını hızlandırmış ve asıl amaca hizmetin yegane yolu olmuştur. Osmanlının hayat tarzı olarak görmesi de bundandır.

 

Belirli aşamalar kat edildikten sonra askeri ve yönetimsel pozisyonlara getirilen devşirmeler işinin ehli kimselerden oluşuyordu. Müslüman olarak yetiştirilmeleri ve örf adetlere hakim olmaları olmazsa olmazlardandı. Seçilen her devşirme yeteneklerine göre sınıflandırılır ve zekasına göre yönetimin üst kısmına kadar çıkabilir paşa olabilirlerdi. Osmanlı benimsediği bu hayat tarzı sayesinde büyümesini hızlandırmış büyük ve köklü bir cihan imparatorluğu olmuştur.

Askeri ile reaya arasındaki farklılıklar nelerdir?

Osmanlı toplumunda, askeri ile reaya arasındaki farklılıklar nelerdir?

 

Toplum denince akla farklı etnik grupların yahut aynı milletlerin bir arada yaşayışlarını sürdürdüğü yapı geliyor. Osmanlı da ise toplum; kurulduğundan yıkıldığı ana kadar bir çok farklı toplum yapısına sahip olmuş ve yönetmiştir. İlk kurulduğu yıllar halkının tamamı Türk olsa da sonra ki yıllarda farklı coğrafyalarda kazanılan topraklarla birlikte farklı milletten ve kavimlerden insanları toplumuna katmıştır.

 

Osmanlıda toplum iki grup olarak ayrılır. Yönetenlerin askeri sınıf olduğu yönetilenlerin ise reaya adı verildiği bir toplum yapısı mevcuttur. Bu iki sınıf arasında farklılıklar vardır. Yönetenler devletten maaş aldıkları gibi yönetilenler yani reaya devletten maaş almaz. Yine en önemli farklardan birisi vergi meselesidir. Yönetenler vergi vermezken reaya vergiye tabidir. Her iki sınıfta kendi içerisinde kollara ayrılır. Askerleri toplum olan yönetenler üç kola ayrılır. Bunlar; seyfiye; yani sadrazamların ve vezirlerinde bulunduğu en üst seviye, ilmiye; kazaskerler ve şeyhülislamların bulunduğu ikinci seviye ve kalemiye; devlet dairelerinde çalışan memurların olduğu üçüncü seviye şeklindedir. Reaya toplumu ise Müslümanlar ve gayri Müslimler olarak ikiye ayrılır. Her grubun ayrıcalıkları ve özellikleri farklıdır. Yönetime girmenin gayri Müslimler tarafından mümkün olmadığı sadece Müslümanların kabul edildiği bilinmelidir.

Beylik Döneminde Osmanlı askeri gücü hangi muharip unsurlardan oluşmuştur?

Beylik Döneminde Osmanlı askeri gücü hangi muharip unsurlardan oluşmuştur?

 

Beylik döneminde Osman bey, gaziler ve Alpleriyle askeri gücünü oluştururken, civar beyliklerden de yardım almış ve Türkmen aşiretlerine kazandıkları savaşlarda verilmek üzere ganimet ve yerleşmeleri için toprak sunmuştur. Türkmen aşiretleri kazanılan topraklara yerleşme ve ganimetler pay alma yoluyla Osmanlı Beyliğine destekte bulunmuşlardır. Sadece bu sebeple bakmamız doğru olmaz elbette. Özellikle cihat anlayışının çevresinde geliştiği bu güç menfaatsiz destek görmüş ve çevresinde ki ilişkileri iyi yönetmiştir. Ahilerinde sefere katıldığı ve alperenlerle birlikte gazi dervişlerinde desteği söz konusudur. Tüm bu desteklerin temel amacı Osmanlı beyliğinin askeri gücü oluşturması içindi. Türkmen aşiretlerinden gönderilen atlı askerlerin özellikle sağladığı fayda yadsınamaz.

 

Doğuda Moğolların baskısı ve batı da yer alan Bizans’ın varlığı ve uç beyliği olarak orada yaşamaya çalışan Türkmen beyleri yeterince askeri tecrübe sahibi idiler. Osman bey sadece beylik yapmıyor bir komutan olarak da birliklerinin başında yer alıyordu. Gündüz alp, samsa çavuş, konur alp, Karamürsel alp ve Akçakoca gibi yiğit Alpleriyle birlikte savaşçı kimlikleri onların başarılarının ve güçlerinin bilinmesini sağlıyordu.

Osmanlı Devletinde merkezi otoritenin sağlanmasında tımar sisteminin rolü nedir?

Osmanlı Devletinde merkezi otoritenin sağlanmasında tımar sisteminin rolü nedir?

 

Gün geçtikçe büyüyen ve toprakları genişleyen Osmanlı devletinde yönetimin daha güçlü olması gerekliliği oluştu. Yönetimsel anlamda bir boşluk bırakmak istemeyen ve tam bir hakimiyet sağlamak isteyen Osmanlı devleti tımar sistemini geliştirdi. Tımar sistemi oluşturduğu yapı ile hem toprakların hakimiyetini sağlamak için, hem vergilerin toplanmasını kolaylaştırmak için, hem de asker eksikliğinin giderilmesi için gerekli olmuştur. Kurulan sistemle köylülere devlet tarafından emaneten geri alınmak koşulu ile araziler verilecek ekip biçmeleri sağlanacak ve kazanılan paradan bir kısmı vergi olarak tımar sahibi askerlere verilecekti.

 

O bölgenin yönetimini de sağlayan tımar sahipleri yönetimsel anlamda ki boşluğu doldurmuşlardır. Yönetilen her bölgenin tam bir bağlılıkla padişaha bağlı olması merkezi otoritenin güçlü olmasını sağlamıştır. Fetihlerle artan topraklar bu sayede kontrol altına alınmış ve halk vergiye bağlanmıştır. Vergi toplamanın kolaylaştığı bu dönemde topraklarında daha verimli hale gelmesi ayrıca yönetilmesi hususunun kolaylığı ve devletten bu şartlarda para çıkmayışı merkezi otoritenin gücünü arttırmıştır.