Geçmişten günümüze toprak niçin bu kadar çok önemlidir?

Sizce geçmişten günümüze toprak niçin bu kadar çok önemlidir?

 

Toprak, ilk çağlardan itibaren insan için çok önemlidir ve insan-toprak ilişkisi insanlığın tarihi kadar eskidir diyebilirim. Bunun en büyük nedeni insanların hayatta kalabilmeleri için temin edecekleri besinleri toprağı işleyerek elde ettikleri içindir. Ayrıca insanların et, süt, yumurta gibi temel gıda maddelerini elde ettikleri hayvanların yaşaması da yine toprağa bağlıdır.

 

İnsanların hayvanlardan ve toprak yararlanmaları, toplayıcılık, avcılık, ziraatçılık ve modern ziraatçılık olmak üzere çeşitli aşamalardan geçerek günümü kadar gelmiştir. İnsanlar ilk zamanlar topraktan elde ettikleri bitkilerin tohumlarını depolamışlar ve daha sonra yeşerdiğini görünce bu tohumları ve fideleri toprağa gömmeleri gerektiğini anlamışlardır. Böylece ilk ilkel tarım faaliyetleri başlamış ve insanlar birçok sebze ve meyve yetiştirmeye başlamıştır.

 

Göçebe bir toplumdan yerleşik düzene geçen insanlar, tarım sayesinde yaşam biçimleri ve üretim alışkanlıkları değişmiştir. Yapılan bu tarım faaliyetleri ilk önceleri insan gücü ve hayvan gücüyle sürdürülürken daha sonraki yıllarda makineleşmeye geçerek daha hızlı bir şekilde ürün elde edilmeye başlanmıştır. Her çağda yaşanan gelişmeleri sayesinde günümüz modern tarımına kadar gelinmiştir.

 

Tüm bunlarla birlikte toprağın insanoğlu için diğer faydaları ise; inşaat alanında kullanılan kiremit, fayans, tuğla, porselen ve cam gibi maddelerinde hep topraktan elde edilmesidir. Bu nedenle toprak unsuru hem tanrımın hem de sanayinin vazgeçilmez bir unsurudur denilebilir.

Türk toplumunda sosyal dayanışma ve yardımlaşma her zaman her dönemde önemli olmuştur.

Türk toplumunda sosyal dayanışma ve yardımlaşma her zaman her dönemde önemli olmuştur. Sizce bunun sebepleri nelerdir?

 

Türk toplumunun genetik kodlarında yardım etme isteği vardır. Tarih sahnesinde nereye bakarsak bakalım Türklerin yardıma muhtaç olan tüm toplumlara yardım ettiklerini görürüz. Hatta bu yardımları sadece kendi milletinden olanlara değil ırk, dil, din ve mezhep ayrımı gözetmeksizin yaptıkları görülür.

 

Bunun en yakın örneklerinden biri;  ülkelerinde yaşan savaştan kaçan yaklaşık 4 milyon Suriyeliye yapılan yardımlar gösterilebilir. Yüce Türk halkı muazzam bir misafirperverlik örneği göstererek milyonlarca kişiyi bağrına basmıştır. Sadece Suriyeliler mi? Tabii ki hayır. Sınır komşumuzu olan Iraktan da gelen binlerce kişiye de daha önceleri çeşitli yardımlar yapılmıştır. Bununla birlikte ülkenin dört bir tarafında yaşanan açlık ve kuraklı çeken insanlara da başta Türk Kızılayı olmak üzere birçok Sosyal Yardım Vakfı aracılığıyla gıda, ilaç, giyim ve diğer insani yardım malzemeleri ulaştırılmaktadır.

 

Türk toplumun sosyal dayanışmasının bu kadar çok olmasının nedenlerinde biri de inandıkları İslam dininin, insanlara yardımlaşmayı ve cömertliği tavsiye etmesidir. Bu nedenle gerek kendi topraklarında yaşayan hemşerilerine gerekse diğer dünya ülkelerinde yaşanan sıkıntılara hiçbir zaman kayıtsız kalmamış ve elinden gelen yardımı ve desteği göstermiştir.

 

Bu yardımlar halen devam etmektedir ve sonsuza kadar da devam edeceğe benziyor. Bunun en büyük nedenlerinde biri de Türk toplumunun özellikle yerleşik düzene geçtiğinde vakıflaşmaya verdiği önem olarak belirtilebilir. Kurulan vakıflar sayesinde zorda kalan hiç kimse mağdur olmamış ve bir şekilde yardım kendilerine ulaştırılmıştır. Yağılan bu yardımlar ve kurulan bu vakıflar sadece insanların ihtiyaçları için değil birçok korunmaya muhtaç hayvanında gerekli desteği almasını kolaylaştırmıştır.

 

Türk toplumunda ki bu vakıflar ve yapılan yardımların dünyada başka bir ülkede bulmak mümkün değildir. Hatta diğer ülkelerde yaşayan kişiler Türk toplumuna o kadar çok güvenmişlerdir ki; Türklerin bu yardımseverliğini şöyle ifade ederler: “Türkler geldiyse kurtulduk”

Vakıfların kuruluş amacı ve faaliyetleri

Vakıfların kuruluş amacını ve faaliyetlerini özetleyebilecek kavramları söyleyiniz.

 

Her çağda toplumlar kendi yapıları içerisinde dayanışma, güvenlik ve sosyal yardım ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla çeşitli kurumlar oluşturmuşlardır. Bu kurumlar tarih boyunca kurulan tüm Türk devletlerinde oluşturulmuş ve etkili bir şekilde de istifade edilmiştir.

 

Vakıf, insanların yardımlaşma amacıyla sahip oldukları kişisel servetlerinden veya gelirlerinden bir kısmını gönüllü olarak kamu yararına kullanılması amacıyla ortaya çıkmış bir kurumdur. Türk-İslam tarihinde bu amaçla kurulmuş birçok vakıf örneklerine rastlamak mümkün. Kurulan bu vakıflar sayesinde devletin yükü azalmış ve insanların ihtiyaç duydukları her şey daha kısa süre içinde gerçekleşmiştir.

 

Vakıflar insanların hem maddi hem de manevi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla faaliyet gösterir. Ekonomik durumu olmayan öğrencilere kalacak yer, giyim ve eğitim masraflarını karşılamak için burslar, kimsesizler için kalacak yer ve sıcak yemek, hastalara tedavi ve ilaç takviyesi, ruhsal sorunları olan için psikoloji destek gibi daha birçok alanda çok kıymetli hizmetlerde bulunurlar.

 

Sadece insanların ihtiyaçları değil çevrenin korunması, sokak hayvanlarının barınaklara yerleştirilmesi, nesli tükenecek hayvanların korunması gibi hizmet alanları geniş bir yelpazede yer alır. Ayrıca günümüzde tarihi eserlerin yeniden restorasyonu ve korunması amacıyla da çeşitli vakıflar kurulmuştur.

 

Vakıfların kuruluş amacını ve faaliyetlerini özetleyebilecek kavramları şöyle sıralamak mümkün:

  • Yardımlaşma
  • Koruma kollama
  • Hizmet
  • İnfak
  • Bağış
  • Gönüllülük
  • Sohbet
  • Ünsiyet
  • İnsan Hakları
  • Makbuz
  • Burslar

Barınak gibi kavramlardan söz edilebilir ve bu kavramları daha da arttırmak mümkündür. Çünkü vakıfların faaliyet alanları oldukça geniştir.

Günümüzde matbaa olmasaydı hayatımızda ne gibi değişiklikler olurdu?

Günümüzde matbaa olmasaydı hayatımızda ne gibi değişiklikler olurdu? Tartışınız.

 

İletişim her ağda çok önemli olmuştur ve iletişim alanında yapılan en büyük buluşlardan biri de hiç kuşkusuz matbaanın bulunması olmuştur. Matbaanın bulunmasıyla birlikte insan yaşamının, toplumsal, kültürel ve siyasi alanlarda gelişimi daha hızlanmıştır diyebilirim.

 

Matbaa bir toplumun gelişmesi ve değişimi için en etkili itici güçlerden biridir. Çünkü gazete ve kitapların daha çok sayıdaki kişiye ulaşması hem bilginin paylaşımını kolaylaştırmış hem de yaşanan gelişmelerden diğer insanların da haberdar olması sağlanmıştır. Bu gelişmelerle birlikte gazetecilik gibi bir mesleğin doğuşu da sağlanmıştır.

 

Günümüze geldiğimizde çağlar öncesi yazılan birçok eseri şuan okuyabiliyorsak bu hep matbaanın bulunmasıyladır. Ünlü birçok bilim adamının, siyasetçinin, psikologun, tarihçinin ve daha birçok akademik çalışmaya şuan ulaşabiliyorsak bu kitapların matbaa sayesinde basılarak çoğaltılmasıdır.

 

Eğer matbaa bulunmasaydı, geçmiş tarihimiz hakkında bu kadar detaylı bilgilere ulaşamazdık. Yüzyıllar önce yaşayan yazarların yazmış oldukları eserler el yazması olduğu için sadece müzelerde sergileniyor olabilirdi. Böylece her eserin tek bir sahibi olurdu ve biz birçok bilgiden yoksun bir şekilde yaşardık.

 

Matbaanın kullanılmasıyla bilimsel ve edebi eserle çoğaltılmış ve geniş kitlelerin kullanımına sunulmuştur. Böylece hem kültür, hem bilim hem de sanatta yaşanan gelişmeler hızlanmıştır. Eğer matbaa icat edilmemiş olsaydı biz bu esrelerin hiçi birinden haberimiz olmazdı. Günümüzde bilgi aldığımız kitaplar, yiyeceklerimizin paketlerindeki uyarıcı yazılar, ilaç prospektüsleri, biletler, giysiler ve daha sayamayacağım kadar çok insani ihtiyaçlarımızı bu kadar kolay karşılayamazdık. Şuan ki rahatlığımız hep matbaanın icadı ve kullanılmasıyla gerçekleşmiştir.

Melisa 27 o C sıcaklıkta 2 L hacmindeki bir balon hazırlıyor.

Melisa 27 o C sıcaklıkta 2 L hacmindeki bir balon hazırlıyor. Hazırladığı balonun hacmini balondaki gaz kütlesini değiştirmeden 1 L yapmak için balonu kaç o Cʼa kadar soğutmalıdır?

 

Bir kap içerisinde bulunan gazın mol sayısı ve basıncı sabit kalırken sıcaklık ile hacim doğru orantılı kavramlardır. Gaz ısıtıldığında taneciklerinin kinetik enerjisi artar ve sonucunda taneciklerin kaba çarpış hızı ve sayısı artar. Kap üzerinde piston olduğu vakitlerde gaz molekülleri bunu yukarı ittirerek kabın hacminin artmasına sebep olur. Bir kabın sıcaklığı artırıldığında kapta iki adet olay meydana gelir.

 

  • Gazın içerisinde bulunduğu kap hacmi değişemeyen bir türde ise kinetik enerjisi artan moleküller gazın basıncının artmasına sebep olur.
  • İçinde bulunduğu kap esnek bir yapıya sahip ve hacmi değişebiliyor ise kabın hacminin değişmesine sebep olur. Bu şekildeki kaplarda gazın basıncı değişmez.

 

Charles yasası olarak adlandırılan teoride sabit basınç altında bulunan bir gazın hacim değişikliği aynı oranda sıcaklığa da etki etmektedir. Bu olay iki taraflı olup sıcaklık artması durumunda da hacmin artışına sebep olmaktadır.

 

Yukarıdaki soruda ise diğer kavramlar sabit kalırken yalnızca sıcaklık ve hacim değişmektedir. P.V=n.R.T bağlantısından yola çıkarak sıcaklık ile hacim ters taraflarda bulunduğundan V/T orantısı ile ilk durum ve son durum karşılaştırılabilir. Bu soruda en dikkat edilmesi gereken nokta ise birimlerdir. Hacmin birimi litre olarak alınması gerekirken sıcaklık birimi olarak Kelvin kullanılmalıdır. V1/T1=V2/T2 bağlantısı bizi sonuca götürecektir.

 

İlk durumda 27 C olarak verilen sıcaklık 27+273 bağlantısı ile 300 olarak bulunur. Hacim ise 2 litredir.

İkinci durumda ise X olarak sıcaklığı alabiliriz. Hacim ise 1 litre olarak belirtilmiş.

2 litre hacimde 300 K olan sıcaklık 1 litre hacimde 150 K olur. 150-273 bağlantısı ile yeni sıcaklık – 123 C olarak bulunur.

Havadan azot elde eden endüstriyel bir tesiste

Havadan azot elde eden endüstriyel bir tesiste sabit sıcaklıkta 5000 L hacimli bir tankta 1 atmosfer basıncındaki hava 20 atmosfer basınca getirildiğinde toplanan havanın hacmi kaç L olur?

 

Birçok alanda kullanılan oksijen azot elementleri havadan elde edilmektedir. Soluduğumuz havanın içerisinde %99’a varan oranlarda azot ve oksijen bulunmaktadır. Bilim adamları günümüze kadar bunları ayrıştıracak yöntemler üzerinde çalışmıştır. Şu an kullanılan yöntem ise claude(klod) adı verilen yöntemdir ve aşamaları şu şekildedir:

 

  • İlk aşamada belirli bir alana alınan hava atmosfer basıncının yaklaşık olarak 40 katı büyüklüğünde bir basınç ile sıkıştırılır.
  • Kullanılan aletlerde bulunan azot ünitesi yaklaşık -200 dereceye kadar soğutulur. Her maddenin yoğunlaşma ve kırağılaşma sıcaklıkları farklı olduğundan bu işlem sonucunda azot ve oksijen elementleri sıvı hale geçer. Karbondioksit ve su bileşikleri ise kırağılaşma olayı ile katı hale geçmiş olur. Bu katı maddeler sistemden ayrılır ve geriye yalnızca oksijen ve azot kalır.
  • Bu aşamada ise oksijen ve azot elementlerinin genleşmesine olanak tanınır.
  • Azot -196 derece kaynama noktasına sahipken oksijen -183 derecede kaynar. İki element aynı kaba alınarak -196 dereceye kadar soğutulur. Bu sıcaklığa ulaşıldığında azot kaynayarak gaz hale geçer ve oksijen sıvı halde kalmaya devam eder. Bu sayede her iki element de ayrılmış olur.

 

Yukarıda soruya göre sıcaklık sabit olarak belirtilmiştir. Bu sayede P.V=n.R.T formülünde n, R ve T ifadeleri sabit olarak kalır. Yalnızca basınç ve hacim değişikliği yapıldığından P1.V1=P2.V2 formülünü kullanarak sonuca kolaylıkla ulaşabiliriz.

İlk durumda 1 atm basınç ve 5000 L hacim

İkinci durumda ise 20 atm basınç x L hacim olarak alırsak;

1.5000=20.x ifadesini elde ederiz x ise buradan 250 L olarak bulunur.

Cam veya çelik kapta bulunan gazın sıcaklığı artırıldığında basıncında değişim olur mu?

Cam veya çelik kapta bulunan gazın sıcaklığı artırıldığında basıncında değişim olur mu? Nedenini açıklayınız.

 

Gazlar maddenin en düzensiz hali olarak bilinmektedir. Sahip olduğu belirli hacim ve basıncı olmadığından ortamın şartlarına göre sürekli olarak değişiklik göstermektedir. Bu şartlardan en önemlisi sıcaklıktır.

 

Sıcaklık bir madde içerisinde bulunan taneciklerinin sahip olduğu kinetik enerjiye verilen addır. Bir cismin sıcak ya da soğuk olduğu bu kavramla ifade edilir. Isı bir enerji iken sıcaklık enerji olarak kabul edilmemektedir. Termometre ile ölçülür. Isı kavramı ise sıcaklıkları farklı olan iki madde arasında alışverişi yapılan bir enerji türüdür. Sıcaklıkları eşit iki madde arasında ise ısı aktarımı kesinlikle gerçekleşmez. Sıcaklıkları farklı iki madde arasında ise sıcaklığı daha yüksek olandan diğerine doğru bir ısı akışı gerçekleşir. Bu akış iki maddenin son sıcaklıkları eşit olana kadar devam eder.

 

Sıcaklığı artırılan bir gazın basıncı ve hacmi ve artar. Buna en önemli örnek günlük yaşantımızda kullandığımız deodorantlardır. Bütün ürünlerin üzerinde ateşle yaklaşmayın diye bir ibare görürsünüz. Bunun nedeni ise içerisinde gaz halde bulunan madde sıcaklığın artmasıyla basınç artacak ve beklenmedik patlamalara yol açacaktır. Sıcaklık ile hem hacim hem de basınç doğru orantıya sahiptir. Bu orantı da P.V=n.R.T bağlantısından gelmektedir.

 

Bu bağlantıda eşitliğin aynı tarafında bulunanlar ters orantıya sahipken karşı tarafta bulunanlar doğru orantıya sahiptir. Basıncı artan bir gazın hacmi azalırken, sıcaklığı artan bir gazın hem basıncı hem de hacmi artmaktadır.

 

Cam ya da çelik bir kapta bulunan gaz ısıtıldığında ise basıncı artar ancak bulunduğu ortam esnek bir yapıya sahip olmadığından kabı tamamen sarana kadar basınç ve hacmi artar. Kap tamamen gaz ile dolduğunda ise artış sabit olarak kalır.

Esnek bir balonda bulunan gazın sıcaklığı artırıldığında basınç değişimi nasıl olur?

Esnek bir balonda bulunan gazın sıcaklığı artırıldığında basınç değişimi nasıl olur?

 

Bir kapta bulunan gazın sıcaklığı artırıldığında taneciklerinin sahip olduğu hız ve kinetik enerji de artacağından hacmi artış gösterir. Bu hacim, sıcaklık ve basınç arasında bulunan ilişki Gay-Lussac kanunu olarak da adlandırılan P.V=n.R.T ilişkisi ile de bulunabilir. Bu ilişkide yer alan kavramların anlamları ise şu şekildedir:

 

P: Gazın sahip olduğu basıncın değeridir. Birimi atmosfer olarak alınmalıdır ve kısaltılması atm’dir.

V: Gaz taneciklerinin sahip olduğu toplam hacim miktarıdır. Birimi litredir. Diğer birimlerde verilen miktarlar litreye dönüştürülmelidir.

n: Maddenin içerisinde bulunan taneciklerin mol sayısını ifade eder. 6,02×1023 adet tanecik bir mol olarak adlandırılır.

R: Gaz sabiti olarak adlandırılır ve her koşulda aynı değere sahiptir. Bu değer 0,082 olarak kullanılacağı gibi 22,4/273 olarak da kullanılabilir.

T: Gaza uygulanan toplam sıcaklık değeridir. Birimi Kelvin olarak kabul edilir. C+273 formülü ile diğer birimlerde verilen sıcaklık değerleri kolay bir şekilde Kelvine çevrilebilir.

 

Yukarıdaki bağlantıdan yola çıkarak sıcaklık ile basıncın doğru orantılı olduğu sonucuna varabiliriz. Bunun en önemli sebebi ise sıcaklık ile gaz taneciklerinin artan kinetik enerjisi sayesinde bulunduğu kabın çeperlerine daha hızlı çarpacaktır. Bu da uygulanan basıncın artmasına anlamına gelmektedir. Tam tersi durumda da taneciklerin hızı azalacak ve uyguladıkları basınç da aynı oranda azalacaktır.

 

Bu ilişkiden yararlanılan bir alan ise yarış arabası lastikleridir. Yarışacak olan araçların lastikleri diğer araçlara oranla daha az şişirilir. Bunun nedeni ise hızlı gidilmesi sonucunda lastik içerisinde bulunan hava ısınarak basıncı artacaktır. Tam şişirildiğinde bu artan basınç lastiklerin patlamasına neden olacaktır.

 

Soruda verilen esnek balon ısıtıldığında ise gazın basıncı artacak ve balonun daha fazla şişmesine neden olacaktır.

Cam veya çelik kapta bulunan gazın sıcaklığı artırıldığında hacminde değişiklik olur mu?

Cam veya çelik kapta bulunan gazın sıcaklığı artırıldığında hacminde değişiklik olur mu? Nedenini açıklayınız.

 

Maddenin halleri arasında bulunan gazlar tanecikleri arasında yer alan fazla boşluktan dolayı düzensiz bir yapıya sahiptir ve belirli hacme sahip değildir. Sıkıştırılabilir olmasında dolayı ise konuldukları kabın şeklini kolaylıkla alabilirler. Bu kap esnek bir yapıya sahip ise artan hacminden dolayı o kap içerisinde büyüyebilir ancak sert yapıya sahip olan kaplar için aynı şey söz konusu değildir.

 

Gazların sahip oldukları hacim sıcaklık ve basınca bağlı olarak değişmektedir. Gaz üzerine etki eden basınç artırıldığında daha fazla sıkışır ve hacmi azalır. Sıcaklığı artırıldığında ise içerisinde bulunan taneciklerin kinetik enerjisi aynı oranda artacağından hacim de doğru orantılı olarak artar. Normal koşullar olarak adlandırılan 0 derece sıcaklık ve 1 atm basınçta gazlar 22,4 litre hacim kaplarken; oda koşulları adı verilen 25 derece sıcaklık ve aynı basınç altında 24,5 litre hacim kaplar. Bu örnekten de göreceğimiz üzere basınç sabit tutularak sıcaklık artırıldığında hacim de aynı oranda artış göstermektedir.

 

Basınç ve sıcaklık değeri de değişen bir gazın sahip olduğu hacim P. V=n.R.T orantısı yardımıyla bulunabilir. Bu ifade de yer alan kısaltmaların anlamı ise şu şekildedir:

 

P= Basınç değeri ( atm cinsinden yazılmalıdır). Oda koşullarında bulunan maddelerde 1 olarak alınır.

V= Gazın sahip olduğu hacim değeri (Litre cinsinden yazılmalıdır)

n= Mol sayısını ifade eder.

R= İdeal gaz sabiti olarak adlandırılan 0,082 litre.atm/mol.K ‘dır.

T= Ortamın sabit olduğu sıcaklık değeridir. (Kelvin cinsinden yazılmalıdır.)

 

Yukarıdaki soruda cam veya çelik kapta bulunan gazın sıcaklığı artırıldığında hacimde değişikliğin ne olduğu sorulmaktadır. Bu maddeler esnek bir yapıya sahip olmadığından gazın hacmi artsa dahi aynı şekli alacağından hacimde herhangi bir değişim yaşanmaz.

1 mol gaz normal şartlarda ve standart (oda) koşullarda kaç litre hacim kaplar?

1 mol gaz normal şartlarda ve standart (oda) koşullarda kaç litre hacim kaplar? Aradaki farkın nedenini yazınız.

 

Günlük hayatımızda çok fazla taneciğe sahip olan maddeler için bazı ifadeler kullanılır. Örnek olarak pirinç, mercimek gibi küçük taneli olan gıdaları satın alırken kilogram ifadesi kullanılır ve kolaylık sağlamaktadır. Bu taneciklerle dahi kıyaslanamayan atom, iyon ve moleküllerin tane sayısı ifade edilirken mol kavramı kullanılmaktadır. Bir mol içerisinde bulunan tanecik sayısı 6,022045.1023 olarak kabul edilmektedir. İtalyan asıllı bir bilim adamı tarafından bulunan bu sayıya kendi adı verilmiş ve Avagadro sayısı olarak bilinir.

 

Gazlar için de kullanılan bu ifadede aynı mol sayısına sahip gazlar farklı sıcaklık ve basınç altında farklı hacimlere sahiptir. Gazların kendilerine ait belirli şekli ve hacmi bulunmadığından konuldukları kabın şeklini alırlar. Bu hacimleri basınç ile ters orantılıyken sıcaklık ile doğru orantılıdır.

 

Maddenin halleri arasında sıkıştırılabilir özelliğe sahip olan gazlar, dışarıdan basınç uygulandığında kapladığı alan azalır ve hacmi küçülür. Bulunduğu ortamın sıcaklığı artırıldığında ise gaz taneciklerinin hızı ve kinetik enerjisi artar ve bundan dolayı hacimleri artış gösterir. Gazların ortamlara göre sahip oldukları hacim miktarı ise şu şekildedir:

 

  • 0 derece sıcaklık ve 1 atm basınca sahip olan ortamlara normal koşul adı verilmektedir. Normal koşullarda 1 mol gaz yaklaşık olarak 22,4 L hacim kaplamaktadır.
  • 25 derece sıcaklık ve yine 1 atm basınç bulunan ortamlara ise oda koşulu adı verilmektedir. 1 mol gaz ise oda koşullarında yaklaşık 24,5 L hacme sahiptir.
  • Farklı iki gazın aynı sıcaklık ve basınç altında bulunmasına ise eşit şartlar adı verilir. Aynı şartlarda bulunan gazlar ise aynı hacme sahiptir. Bunun en önemli sebebi ise aynı sayıda molekül içermeleridir.