Bir Kardeşi Diğer Kardeşten Farklı Kılan Özellikler Nelerdir? Tartışınız

Genetik materyal insanı birey olarak gösteren en temel şeydir. Tüm insanların genetik bilgisine bakıldığında %99’luk bir kısmında benzerlik görülmektedir. Bizleri birbirimizden farklı kılan kısım %1 lik kadar düşük bir kısımdır. Bu yüzde diliminde yer alan binlerce insan vardır. Bu durumda bile her insan birbirinden farklı olmaktadır. Genotip ve fenotipin belirlenmesinde soy ağacı oldukça önemli bir roldedir. Çünkü anne ya da babadan gelen homolog kromozomlar sayesinde ortaya yeni bir canlı çıkar. Bu canlı kardeş adı verilen aynı soydan gelen kişi ile genetik olarak benzerlik göstermez. Bu durum Genotip ile anlatılmaktadır. Ancak fenotip benzerliğinin gözlenmesi normaldir. Dış görünüşe yansıyan bu durum, çocuğun benzerliğinin anneden ya da babadan geldiğini de tanımlar.

 

Ancak bu durum olmak zorunda değildir. Anne ya da babaya benzemediği durumlarda olabilmektedir. Geniş bir bakıldığında bu durumun olma ihtimali bile bir hayli düşüktür ancak bazı durumlarda sarı anne ve babadan esmer bir çocuğun olduğu görülmüştür. Bu durumda anne babadan gelen homolog kromozomların eşleşmesinden ortaya çıkan bir durum olduğu gözlenir. Genetik bilginin ifadesinde de bu gibi farklılıklar gözlenmektedir. Bir kardeşi de diğer kardeşten ayırt eden bu durum, kişiler arasındaki genotipik farklılıklardır. Birbirine en çok benzeyen kişiler ikizlerdir. Bunların genetik materyalleri gelişim sürecinde belirli bir dizayna göre ayrılmaktadır. Bundan dolayı bu farklılıkların gözlenmemesi normaldir. Sadece fiziksel farklılık değil aynı zamanda duygusal ve düşünsel farklılıkta kardeşler arasında gözlenir.

Elif’in yaralanan dizindeki hücreler nasıl iyileşmiş olabilir?

Okul gazetesindeki haberde Elif’in yaralanan dizindeki hücreler nasıl iyileşmiş olabilir? Düşüncelerinizi paylaşınız.

İnsan vücudunda meydana gelen olaylar zincirine bakıldığında, yapının oldukça kompleks olduğu bilinmektedir. Bu durumun neticesinde, insan vücuduna yapılacak herhangi bir uygulama olumsuz da olsa vücudun buna önlemi bulunmaktadır. Birçok tedavi mekanizması bulunur ve vücut bunu kendisi gerçekleştirir. Örneğin vücudumuzda bir kanama mevcut olduğunda oraya trombositler müdahale ederek kanama pıhtılaşma mekanizması devreye girmektedir. Bu mekanizmanın gerçekleşmesi adına kanama durdurulur ve problem ortadan kalkar.

 

Vücutta bir yerin kesilmesi durumunda, buradaki dokunun tamamlanması gerekmektedir. Yaralanma hangi dokuda gerçekleşiyorsa, yeni oluşacak hücre o dokuda yer alan şekilde olmaktadır. Dokuların tamamlanması sürecinde insan kolunda yer alan bu problem, yaralanma sonucunda orayı onarmak adına giden hücreler tarafınsan düzenlenmektedir. Hücreler oradaki yapının eksikliğinden dolayı hızlı bir şekilde toparlanma sağlar. Bu sürecin sonrasında da yara iyileşir. Görüldüğü gibi yaranın iyileşme süreci oldukça zahmetli bir süreçtir. Hücreler bu eksikliğin toparlanması için oldukça büyük bir çaba göstermektedir.

Büyüyüp Gelişen Bir İnsanın Hücre Sayısı Aynı Kalır mı? Tartışınız

İnsanlar doğduklarında belli bir hücre sayısı ile doğmaktadır. Ancak zaman ilerlemesi halinde mevcut olan ihtiyaçlar artmaktadır. İnsanların artan ihtiyaçlarına göre hücre sayılarında da değişkenlik gözlenir. İnsan hücrelerine bakıldığında, yaşın ilerlemesi ile bir artış söz konusudur. Çünkü yeni doğan bir canlıda fonksiyonlar, gelişmiş bir vücuda göre aynı değildir. Hareketin artması ile bile hücre sayısı değişkenlik göstermektedir. Özellikle de beyin hücresinde meydana gelen düşünme gücü gibi durumlarda, organda mevcut hücreler yetersiz olmakta ve hücre sayısının artması gerekmektedir.

 

Hücrelerin içerisinde yer alan bu durum, vücuda bir darbe alınmasından dolayı da değişkenlik göstermektedir. Bacağı ya da kolu bir yere çarptığınızda milyonlarda hücrenin ölmesine neden olabilirsiniz. Ancak bu durum esnasında, ölse de hücreler yeni hücreler saniyeler içerisinde üretilmektedir. Bu düzen bu şekilde devam eder ve bir gün içerisinde milyonlarda hücremiz yenilenir. Bu yüzden büyüyüp gelişmeye bağlı devam eden bu süreçte, hücrelerin ölmesi durumunda yenilerinin de oluşması gözlenmektedir. Hücreler sürekli olarak kendini yenileyen bir dinamizme sahiptir.

Hücreler bu tür yaşamsal faaliyetleri nerede ve nasıl gerçekleştirmektedir? Tartışınız

Bazı yaşamsal faaliyetler tüm canlılar için ortaktır. Çok hücreliler bu faaliyetleri vücutlarındaki sistemler sayesinde gerçekleştirir. Hücre, canlının işlevsel ve temel yapı birimi olduğu için tek bir hücre de sistemler olmadan bu faaliyetleri yapabilmektedir. 

Canlıların en önemli özelliklerinden biri hücrelerden oluşmasıdır. Bu hücrelerin içerisinde yer alan birçok yapı bulunmaktadır. Hepsinin farklı sorumlulukları ve görevleri bulunur. Canlıların ortak özelliklerine bakıldığında, beslenme, enerji üretimi, solunum ve boşaltım gibi birçok faaliyetleri bulunur. Ancak canlılar bu faaliyetleri gerçekleştirmek için sürekli olarak bir çaba içerisinde olmaktadır. En bilinen hücre içi aktivasyonu, mitokondri de gerçekleşir. Mitokondri, enerji üretiminin sorumlusu olan organeldir. Bu organelin varlığı da hücre ve vücut için oldukça önemlidir. Solunum olaylarının gerçekleşmesini sağlar. Bu sayede canlılık devam eder.

 

Bir diğer önemli mekanizma ise ribozomdur. Ribozom hem tek hem çok hücreli olarak her iki sınıflandırmada gözlenmektedir. Bu durumdan dolayı Atp üretimine katkı sağlar ve birçok yaşamsal faaliyette görev alır. Canlıların sınıflandırılmasında esas alınmaktadır. Organizmanın hücre sayısına göre de değişik görevler üstlenmekte ve bu görevleri yerine getirmektedir. Ancak yaşamsal faaliyetlerin devam etmesinde en önemli sorumluluk genetik materyale bağlıdır. Genlerimizin sağlıklı olması ve bunların uygun şekilde eşleşmesi, bizim için herhangi bir problem olmadan yaşamın devamlılığını sağlar.

Vücutta her hücre bulunduğu organa göre özelleşmiş durumdadır. Organ hangi görevi yapıyorsa, hücre de buna uyum sağlar. Hücrenin gözlem ve başarı yeteneği adapte olma süreci ile birleşmiştir. Tüm yaşamsal faaliyetlerin devam etmesi de bu düzen ile mümkündür.

DNA, Gen, Kromozom Kavramları Hakkında Duyduklarınızı Sınıfta Paylaşınız

İnsanların meydana gelmesi esnasında bir dizi olaylar meydana gelmektedir. Organizmanın en küçük yapı taşı hücrelerdir. Ancak hücrelerin oluşması adına birçok nükleik asit ve bazlar görev yapmaktadır. Hücrelerin bölünmesi esnasında ortaya çıkan kromatin ipliklerin kısalıp kalınlaşması ile kromozomlar oluşur. Kromozom oluşumu sayesinde, birçok genetik materyal ebeveynden aktarılmaktadır. Bizlerinde genetik bilgileri bu sayede nesilden nesile bir şekilde devam eder. Ancak bu durumu sadece kromozom sağlamaz.

 

Kromozoma yardımcı olan bir dizi parçalar da bulunmaktadır. Bu durumdan dolayı kromozomlar oldukça önemli yapılardır ve genlerin oluşmasını sağlar. Genler ise kromozomlardan oluşan, baz dizisi uzunluğundan meydana gelen genetik birimlerdir. Kromozomların bir araya gelmesi ile genler oluşmaktadır. Genlerin ifadesi sayesinde de bireyler belirlenmektedir. Bakıldığında genin ifadesinin uzun şekli dna olarak isimlendirilir. Dna kalıtsal bilginin taşınmasını sağlayan çift iplikten meydana gelen bir dizidir. Karşılıklı olarak genlerin eşleşmesi ile anlamlı bir zincir oluşturur ve bu zincirde, insanın genetik olarak tüm dizaynı yer alır. Bu bakımdan da oldukça önemlidir. Dna da meydana gelen bir hasar kişinin ölümü ile sonuçlanmasına neden olmaktadır. Dna, gen ve kromozomun meydana getirdiği birim de bizim moleküler düzeyde yapımız olmaktadır. Bunlar oldukça önemli konulardır ve herkesin bilmesi gerekmektedir. Kromozomda oluşan bir hasar, hatalı gen ifadesine neden olur.

Canlılar Gözle Göremediğimiz Yapılara Sahip Olabilir mi? Tartışınız

Dünya üzerinde yer alan ve bizlerin görmesi durumunda kalınan tüm durumlar somuttur ve bunları görmemiz mümkündür. Ancak bazı durumlarda, yaradılış gereği o kadar küçük mikroorganizmalar bulunur ki bunları çıplak göz ile görmek mümkün değildir. Soyut diyemeyiz ancak normal olarak da baktığımızda göremeyiz.

Bu canlıların incelenmesi adına özel olarak yapılmış görüntüleme cihazları bulunmaktadır. Bu görüntüleme cihazları canlıların mikroorganizma olmasından dolayı mikroskoptur. Mikroskoplar çeşitli görüntülemeler yapabilmekte ve bu görüntülemeler aşamasında farklı özellikler de göstermektedir. Mikroskopların uygulamış olduğu bu yöntemlerde canlıda farklı alanların görüntülemesi de sağlanır. Renk bakımından da farklı alanların görüntülenmesi sağlanır.  Birçok bilimsel çalışma yapılırken bu mikroskoplardan faydalanılmaktadır.

Bilim insanları gözle görülmeyen tüm canlıların mikroskop ile görüntülenmesini sağlamıştır. En basit ellerimizde bulunan ve ulaşımı kolay olan büyüteçler, canlıların görüntüsünün normalden daha büyük olmasını sağlamaktadır. 10 kat hatta 20 kat olan bu büyütmeler ile rahatlıkla gözlem yapabilir ve gözle göremediğimiz ayrıntıları anlayabiliriz. Ancak mikroskop içerisinde daha fazla gözlem yapılır. Bunun nedeni de büyüteç sistemi kullanılarak çok daha fazla görme açısının olmasına neden olmasından kaynaklanmaktadır. Büyütme miktarının artması da bizlerin canlıları en net şekli ile görmemizi sağlar.

Teknolojinin gelişmesi ile artan mikroskop çeşitlerinde hücresel boyutta dahi gözlemler yapılmaktadır. Bu çok küçük olarak nitelendirdiğimiz tüm canlılar için bu gözlem yapılabilmektedir.

Zamanı etkili ve verimli kullanmaktan ne anlıyorsunuz? Anlatınız.

Büyüklerimiz bizlere bir şey emanet ettiğinde veya verdiğinde dikkatli kullanmamız konusunda uyarır durular. Aman ha dikkat et diye başlarlar cümleye sonu gelmez. Bir kulağımızdan girip diğer kulağımızdan çıkan bu sözleri anlıyormuş gibi kafa sallayıp geçiştiririz. Sorduğunuz soru da bu yönde olmuş. Şimdi bana o çokta önemsemediğim ama bu yüzden pişmanlık duyduğum sözleri soruyorsunuz.

Küçüktük veya gençtik. Ama aklımız başımızda değildi cümlesini kabul etmiyorum. Hemen her şeyi bilen aklın nasıl olurda verilen nasihatleri dinlerken başında olmuyor. Sen şuna işime gelmemişti desene. Aynen öyle işimize gelmiyor hiçbir iyi söz. Sanki zararımıza konuşuluyor bizde dinlemiyoruz. Halbuki senin için kıymeti harbiye si büyük olan bu sözler acı bile olsa dinlenmeye değer sözlerdi.

 

Bize derlerdi ki zamanınızın kıymetini bilin. Altın gibi bir nasihat. Yani sorduğunuz soruyla aynı içerikte zamanınızı verimli kullanın. Peki nasıl kullanacaktık. Onu da anlattılar ama ben kendi pişmanlığımla harmanlayıp aktarayım. Erken kalkmak ve erken uyumak, boş işlere vakit harcamamak, çalıştığın işte veya okuduğun okulda zamanı daha verimli kullanmak için faydalı işler yapmak ve yaşadığın zamanın şartlarına göre düşünmek. Bunlar elbette çoğaltılabilir ama öncelik verilmesi gerekenler olarak düşüne biliriz. Her insan zamanını kendine göre ayarlamalı. Bir başkası ile kıyas yapmamalı kendi yaşamına kendi yön vermeli. Okullarda yapılan zaman kullanımı için gerekli programlar da önemli tabi ama örnek almak yeterli. Biz yine kendi zamanımızı kendimiz ayarlamalıyız.

Bir saat tasarımı yapsaydınız saatinizin hangi özelliklere sahip olmasını isterdiniz? Nedenleriyle açıklayınız.

Daha yeni akıl etmeye başladığınız andan itibaren bir çok soru sorarsınız. Bu ne şu ne ? Her şeyi aynı anda öğrenmek bilgi sahibi olmak istersiniz. Heyecan verir o küçük bedeninize. Meraklı bakışlarla seyir ederiz tüm gelişmeleri. İnsanlarla konuşur her eksik noktayı tamamlamaya gayret ederiz. Aklımızda soru bırakmamak için değil öğrenmek içindir. Benim de öyle oldu. Küçük bir çocukken en merak ettiğim teknoloji harikası olarak gördüğüm icatlardan biriydi saat. İlki tabi ki de televizyon. Saat yapı itibariyle farklıydı. Nasıl hesaplama yapar nasıl birbirine çarpmadan döner bu çizgiler diye izlediğim olmuştur. Komik gelebilir ama merak işte. Yine en büyük heyecanımı yaşadığım olaylardan biri de küçükken alınan bir saat.

 

Farklı bir zevki vardı. İmkanlar kısıtlı olduğu için türlü baskılarla elde edebilmiş büyük bir inat ve sabır sayesinde sahip olmuştum. Işıklıydı hem de. Baktıkça gülümser mutlu olurdum. Şimdi ise yüzüne bakılmıyor o saatlerin. Ama benim o zamanlarda saat konusunda ki hayalim şimdiki zaman için de geçerli. Böyle saat kaç diye sorduğunda sana saati söyleyecek, uyuman gerektiğinde uyumanı ve uyanman gerektiğinde uyanmanı. Bir arkadaş gibi konuşacak seninle. Bak bu saat oldu hala bir şey demedin diye kızacak yeri geldiğinde. Düşünecek beni. Bende onu düşünür temiz kullanırım. Pilini değiştirir silerim dakika başı. Ha birde espiri yapacak şakalaşcak benimle, moralim bozukken de anlayacak susacak ben bir şey demeden o bir şey söylemeyecek.

İnsanoğlu neden zamanı ölçme ihtiyacı hissetmiş olabilir? Açıklayınız.

İnsanlar bir çok ihtiyacını karşılamak için farlı buluşlara imza atmıştır. Tarih boyunca değişmeyen kurallardan bir tanesi insanların ihtiyacını karşılamakta verdiği çaba. Biri vaz geçerken bir diğeri olumsuzluğu ortadan kaldırmak için uğraşmış sonuç olarak hemen her ihtiyaç karşılanır hale gelmiştir.

Zaman da böyledir. En çok ihtiyaç duyduğumuz kavramlardan bir tanesi. Zamanı ölçerek düzenli bir hayatın temelleri atılmıştır. Zamanı hesaplayarak yapılmış yahut yapılacak işler ayarlanmıştır. Bunu sadece icatlardan saat yapmak olarak algılamamak gerekir. Önceleri güneşe aya gece ve gündüze bakılarak hesap yapılmıştır. Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Ama konumuz neden böyle bir gereksinim duydukları.

 

İnsan oğlu gereksinimleri için çalışıyor ve yoruluyor. Peki ya dinlenmeleri gereken süre hesaplanmıyor olsaydı nasıl olurdu ? Bu bana göre bu zamanı ölçme ihtiyacının temelini oluşturuyor. Diğer yan faktörler ise doğum yılı ölüm yılı gibi hesaplamalar sonrasında geliyor. Sadece bunlarla da kalınmıyor. Bir yerden ayrıldığında başka yerde geçirdiği süre, ne zaman dinlendiğini hesaplaması için geçirdiği süre vb. şekliyle uzayabilir. Bütün bu durumlar ihtiyaç hasıl olduğu için gerçekleşmiştir.

Şimdilerde ise her şeyin ilacı olarak algılanan zaman, ilk örneklerine bakarak pekte değerli görülmüyor. Ölçülüyor fakat değer verilmiyor. Unutarak yaşıyoruz geçirdiğimiz vakitleri. Ölçümlere aldırış etmeden yaşıyoruz. Sonrasında ise ne kadar hızlı geçti oluyor. Hızlı değil zaman aynı sürekliliği ile ilerliyor. Biz farkına varır da zamanımızı iyi kullanırsak değerlenir. Zaman algısını zihnimize kazandırmanın yollarını aramalıyız

Gelecek ile ilgili hayallerinizi anlatan bir konuşma yapınız. Konuşmanızda uygun geçiş ve bağlantı ifadelerini kullanınız.

Geçmişte ki yapılan bilim-kurgu filmlerine baktığımızda insanların hayal dünyasının genişliğini görebiliyoruz. Belki bir çok durum hala gerçekleşmedi ama gerçekleşen hayalleri de görebiliyoruz. Uçan bir araba konusunda yapılan bir çalışmayı izlediğimde her hayalin mümkün olabileceğini düşündüm. İzlediğimizde hayranlıktan öte burada da saçmalamışlar, yok artık dediğimiz durumların gerçekliği bizi kendi içimizde mahcup ediyor.

Hayallerin gerçekleşen projelerle olabilme durumu benim de hayallerimin gerçekleşebilmesi konusunda  umutlandırmıyor değil. Evet hayal dünyam büyük ama neden olmasın ? Onlarda işe hayal kurarak başlamadı mı?

 

Benim hayalim ise gelecekte savaşları bitirecek bir oluşumun kurulması. Bir icat olarak düşünmedim ama insan ölümlerinin çokluğundan yakındığımız günümüz şartlarında bunu engelleyebilecek bir üst düzey kurulun kurulması gerekli. Ama güçlüler tarafından değil haklılar ve adaletliler tarafından. Diyeceksiniz ki zaten var. BM, NATO, AB. Gibi kurullardan bahsetmiyorum. Tamamen özgür çalışan mazlum ve mağdurların her zaman yanında olan, bunu gerçekten başarabilen bir kurul. Nasıl gerçekleştirilebilir konusunda henüz bir fikrim yok zaten olsa uygulamaya geçiririm. Ama dedim ya hayalle başlamak bile güzel bir niyet bu konuda. Çocuklar kadınlar diye de ayırma yapmadan tüm insanlığın ölümünün durması için bir çalışma gerekli. Kimi neyi paylaşamıyoruz şu garip dünyada. Ne istiyoruz da bunca insan ölüyor anlamak imkansız. Sorulduğu zaman ise herkes masum. Peki ya suçlular kim ölenler mi ?