En son kime, hangi iyiliği yaptınız?

En son kime, hangi iyiliği yaptınız?

 

En son iyiliği karam, buz ve bal’a yani mahallemizin 3 koruyucu meleğine yaptım. Market’e giderken çimlerin üzerinde yattığını gördüğüm bu güzel çetenin karnının tok olduğunu bildiğim halde, dönüşte onlara salam alıp kendi ellerimle yedirdim. Sonrasında ise peşime takıldılar ve bana ofise kadar eşlik ettiler. Açıkçası bana eşlik etmelerini beklemiyordum. Ama çok hoşuma gitti birinin arkamdan birinin yanımdan diğerinin de önümden yürümesi. Yaptığımız her iyilik aslında kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlar.

 

Sevgiyle iyilik birbiriyle bağlantılıdır. Etrafımızdaki canlıları seversek onlar için bir şeyler yapmak için çaba gösteririz. İyilik yapabilmek, Allah’ın nasip ettiği en güzel duygulardan biridir, herkese nasip olmaz. İyilik sahibi bir insan olabilmek için insanın önce vicdanlı ve merhametli olması gerekir. Kalbi fesat, acımasız ve merhametsiz bir insanın iyilik yapabilmesi söz konusu değildir.

 

Özellikle kış aylarında etrafımızdaki insan ya da hayvanlara karşı daha duyarlı olmalıyız. Çünkü kış ayları soğuk olduğu için yaşam koşulları daha zordur. Örneğin sokak hayvanları kışın daha fazla yemek yeme ihtiyacı duyarlar, açlık onları daha kısa sürede öldürür. Çöp kenarlarına koyacağımız yemek artıkları onlar için oldukça önemlidir. Allah tarafından bize emanet edilen bu canlara sahip çıkmak insanoğlunun en önemli görevlerinden biridir. Çünkü onların ağzı dili yoktur, acıktıklarını, susadıklarını veya bir yerlerinin ağrıdığını bize söyleyemezler. Güzel bir şekilde yaşamak tüm canlıların en doğal hakkıdır. İnsan ya da hayvan olmasının hiçbir farkı yoktur.

Herhangi bir kişiye, karşılık beklenilerek yapılan yardıma iyilik denilebilir mi?

Herhangi bir kişiye, karşılık beklenilerek yapılan yardıma iyilik denilebilir mi? Açıklayınız.

 

Karşılık beklenerek yapılan yardım asla iyilik değildir, samimiyetsiz bir durumdur, iyilik herhangi bir karşılık beklemeden içten gelerek yapılır. İyilik yapmak Allah’ın kullarına nasip ettiği en güzel duygulardan biridir, çünkü herkese nasip olmaz Çevremizde kişilere yardım etmek en başta kendi ruhumuza iyi gelir. Örneğin maddi durumu iyi olmayan bir aileye gıda, kıyafet ve eğitim yardımında bulunup, ilerleyen yıllarda çocukların okullarını en iyi şekilde bitirip kendi ayakları üzerinde durduğuna şahit olmak.

 

Gurur duymak güzel bir duygudur. İyilik yapmak için zengin olmak gerekmez kişinin gönlünün zengin olması yeterlidir. Botu olmayan bir çocuğa yeni bir bot alıp yüzündeki mutluluğu görmek ya da aç bir kedinin karnını doyurup sonrasındaki huzur. Karşılıksız yapılan iyilik, ya da karşılık beklemeden gösterilen sevgi, bunların hepsi çok güzel ve çok özel duygulardır. İyilik her zaman iyiliği doğurur. Pek çok konuda farkındalık yaratabilmek için iyiliğin peşinden gitmeliyiz. Olumsuzluklarla karşılaşsak bile asla pes etmemeliyiz.

 

Çevremize karşı duyarlı olmalı, görmezden gelmemeliyiz. Bir başkası yardımcı olur diye düşünmemeli elimizden geleni yapmalıyız. Çevremizde bulunan her canlıya karşı sorumluluklarımız olduğunu asla unutmamalı insan ve hayvan ayrımı yapmadan elimizden geleni yapmalıyız. Bu şekilde daha mutlu ve huzurlu bireyler oluruz. Eğer yapılan iyilikten herhangi bir karşılık bekleniyorsa bu durum alışveriştir, çünkü beklenti söz konusudur. İyilikte ise herhangi bir beklenti söz konusu değildir.

İyilik kavramını tanımlamanız istense nasıl tanımlardınız?

 “İyilik” kavramını tanımlamanız istense nasıl tanımlardınız?

 

Herhangi bir karşılık beklemeden yapılan yardımdır iyilik. Yapıldığı zaman insanın ruhuna iyi gelir. İnsanın önce kendi daha sonra da toplum huzurunun gelişmesini sağlar. İyilik sadece insanlara karşı yapılmaz, bitkilere hayvanlara karşı da yapılır. Örneğin sokakta aç, üşümüş bir sokak canına yapılabilecek en güzel iyilik onu koruma altına almaktır. Bir kap su, bir kap mama ve korunaklı bir yerde barınmasına vesile olmak. Gözleri görmeyen bir kedinin yaşamını kolaylaştırmak, kırığı olan bir köpeğin kalça tedavisini yaptırıp daha sonra o köpeğin koşup mutlu olduğunu görmek ya da korunaksız bir yerde bebeklerini dünyaya getiren bir anne kedinin bebeklerini huzur ve güven içerisinde büyümesine yardımcı olmak. İyilik, kişinin kendisini daha iyi hissetmesini sağlayan en güzel duygudur.

 

İyilik daha çok merhamet sahibi olan insanlara nasip olur. Kimi zaman insandan insana bulaşarak ortaya daha da güzel haller çıkar. İyilikte asla karşılık beklenmez, başa kakılmamalıdır. Aksi halde yapılanın hiçbir şekilde kıymeti kalmaz. İyilik yapmak için zengin olmaya gerek yoktur, kişinin gönlünün zengin olması yeterlidir. İyiliğin sevgi, mutluluk ve yardımlaşmayla doğrudan bir bağlantısı vardır. Örnek verdiğimiz minik dostlarımızdan yola çıkarsak, onlara yaptığımız iyiliğin karşılığı kocaman çıkarsız bir sevgidir. Bizi koşulsuz severler. Sevgide insan için en büyük gereksinimdir. Kendimizi daha iyi hissetmek için her daim çevremize iyilik yapalım. Karşılık beklemeden yapalım elbet günün birinde farklı bir şekilde yaptıklarımız bize dönecektir.

MİLLÎ KÜLTÜRÜMÜZ tema başlığının çağrıştırdığı kavram ve konular

‘’MİLLÎ KÜLTÜRÜMÜZ” tema başlığının hangi kavram ve konuları çağrıştırdığını, bu tema altında hangi temaların, konuların işlenmiş olabileceğini söyleyiniz.

 

Milli kültür; bir millete has, inanç, bilgi ve davranışların bütünü ile bu bütünün parçası olan maddi öğelerdir. Bir milletteki toplumsal yaşamın düşünce, dil, yasa, gelenek gibi her çeşit maddi ve manevi ürününü kapsar. Kültürel öğe unsurları;

 

  • Dil: kültür unsurlarının başında dil gelir. Çünkü dil olmadan diğer öğelerin oluşması olası değildir. Bir milletin ses dünyasıdır dil. Her millet, dünyayı farklı şekillerde algılamış ve yorumlamıştır. Dil, kültüre ait tüm değerleri bünyesinde bulunduran bir kültür hazinesidir.
  • Din: Kültür unsurları arasında din de önemli bir yere sahiptir. Özellikle eski dönemlerde asırlar boyunca bu kültür unsuru ön planda bulunmuş ve diğer kültür öğelerini gölgede bırakmıştır. Dinin milletler üzerindeki egemenliği, imparatorluklardan milli topluluklara geçene dek sürmüştür. Milliyetçilik devrinde milletler imparatorluklardan kopunca dinin de fonksiyonu azalmıştır. Dinin bir millet içerisindeki kültüre etkisi ve kültürün diğer öğelerinin oluşması ve değişmesindeki önemi sürmektedir.
  • Gelenek ve Görenek: Bir milletin yazılı olmayan kanunlarıdır. Yazılı kanunların çoğu da gelenek ve göreneklere göre düzenlenmiştir. Kanun, insanın toplum içerisindeki hak ve hareketlerini düzenler. İnsanlarda bu düzeni yüzyıllar boyunca gelenek ve göreneklerle sürdürmüştür.
  • Sanat: Bir milleti diğer milletlerden ayırır. Yani o milletin güzeli yaratıp bulma tarzıdır. İnsanoğlu beslenir, barınır, sosyal ve ruhsal gereksinimlerini gidermeye çalışır. Bunları yaparken de güzeli yakalamak ya da yeni güzellikleri ortaya koymak ister. Bu durumun sonucunda da sanat eseri meydana gelir.
  • Dünya görüşü: Bir milletin diğer milletlerden farklı olan hayat felsefesi dünya görüşüdür.
  • Tarih: Bir milletin neren gelip nereye gittiğini gösteren kültür öğesi olarak, o milletin hayatında önemli bir yere sahiptir.

Benim yüreğimde boylu boyunca / Memleketim var dizelerinden ne anlıyorsunuz?

Benim yüreğimde boylu boyunca / Memleketim var.” dizelerinden ne anlıyorsunuz?

 

Bu dizeyle, memleket sevgisini yürekten hissetmekten, memleketi çok seven ve sahip çıkan bir kişilikten bahsedilmektedir. Yurt; üzerinde yaşadığımız kültürümüzü oluşturan memleket adını verdiğimiz toprak parçasıdır. Bir toplumda memleket sevgisi olmazsa, yurttaşlıkta havada kalır. Atalarımız, memleketimizi ve topraklarımızı korumak için büyük çabalar göstermiş, savaşmışlardır. Bu yüzden ülkemizin değerini iyi bilmemiz gerekir. Halkımız birbirine yurt sevgisiyle bağlıdır. Gerektiği zaman tek yürek olmayı iyi bilir. Çünkü herkesin paylaştığı bir değer vardır memlekettir. Memleket sevgisi, bir milleti ayakta tutan çok güçlü bir sevgidir.

 

Kişiler arasındaki birlik ve beraberliği sağlar. Vatan sevgisi öyle değişik bir sevgidir ki tarifi kelimelerle anlatılmaz. Bu sevgi herkesin damarlarında dolaşır. Her sene binlerce genç vatani görevini yapmak için askere gider. Ebeveynler için çocuğunun askere gitmesi bir gurur kaynağıdır. Çünkü askerler bu görevi vatanları için yapmaya gider. Vatan bize atalarımızdan miras kalmış en güzel emanettir. Büyük zorluklarla kazanılmıştır. Vatanımızı sevmek, değer vermek bizim en asli görevlerimizdendir. Memleket sevgisi insanın içinde giderek büyür. Mesela, üniversite okumak için memleketinden ayrılan biri ilk etapta ayrılıktan dolayı oldukça zorlanır. Memleketi burnunda tüter. Tatilin gelmesini büyük bir heyecanla bekler. Memleketine kavuşacağı anı iple çeker. Çünkü aklında memleketi vardır. Orada onu bekleyen ailesi, akrabası ve sevdikleri vardır. Bazı şairlerimiz şiirlerinde memleket sevgisi, gurbet özlemi gibi temaları işlemiştir. Onlarda memleketten ayrı kalma hissinin ne kadar zor olduğunu şiirlerinde dizelere döküp anlatmıştır.

Yaşadığınız yöreye, çevreye ait bildiğiniz bir türkü var mı?

Yaşadığınız yöreye, çevreye ait bildiğiniz bir türkü var mı? Varsa adını, türküde ne anlatıldığını açıklayınız.

 

Yaşadığım çevreye ait değil ama çok sevdiğim, ‘Ah bir ataş ver’ türküsü var. Türkünün hikayesi 4 Nisan 1953 yılında yaşanmıştı. Çanakkale Boğazı açıklarında Lara Burnu açıklarında Türk ordusuna ait Dumlupınar denizaltısı, yorucu ve uzun bir görev ertesi donanmasıyla beraber istirahat çekilmek üzere limana yanaşıyordu. Hava oldukça yağmur ve sisliydi. İstirahatı düşünen donanma limana yaklaşırken bir anda büyük bir gürültüyle sarsıldı. Denizaltı İsveç ordusuna ait bir şileple çarpışmıştı. O esnada 8 kişi güvertedeydi ve 2si pervaneye takılarak 1ide boğularak yaşamını yitirdi. 5 kişi ise sağ olarak kurtarıldı. Denizaltı içerisinde toplam 81 mürettebat vardı ve yalnız 22 kişi torpidoya saklanarak kurtulmayı başarmıştı, tabi ki kendilerini bekleyen daha fena bir sondan habersizce. Deniz altı denizin dibine batmıştı. Torpidoda bulunan 22 kişi yüzeye bir şamandıra fırlatarak, içerisindeki telefon kablosu yardımıyla merkezle iletişime geçti.

 

Merkez mürettebata gerekmedikçe konuşmamalarını, türkü söylememelerini ve sigara içmemeleri gerektiğini söyledi. Askerler kurtulacakları anı beklerken, onların dışındaki herkes o günün teknolojisiyle oradan onların çıkarılamayacağı biliyordu. O esnada askerlere bir anons daha geldi artık rahatça konuşabilir, türkü söyleyebilir ve sigara içebilirsiniz diye. Umutlar bitmiş askerler artık ölümü bekliyordu,22 askerin söz kelimeleri ‘ her şey buraya kadarmış kumandan, birer cigara yakalım mı?’oldu. Tüm ülke askerleri kurtarmak için seferber olsa da sonuç belliydi, kurtaramayacaklardı ve kurtulamadılar.

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak özdeyişi ile ilgili duygu ve düşüncelerinizi açıklayınız.

“Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.” özdeyişi ile ilgili duygu ve düşüncelerinizi açıklayınız.

 

Bu özdeyişle, halkımıza seslenilmiş hiçbir şeyden korkulmaması gerekildiği yeryüzünde bir tek Türk kalana dek bayrağımızın gökten yere inmeyeceği ifade edilmiştir. Türklüğümüzün temsili olan İstiklal Marşı hayatımızda önemli bir yere sahiptir. Bayrağı, marşı olmayan bir millet hiçtir. Dolayısıyla hayatımız boyunca İstiklal Marşına saygı ve minnet duymamız gerekir. Vatanımızın kurtuluş hikayesinin anlatıldığı bu Marşı her duyduğumuzda şehitlerimizin kanlarına ay ışığının vurup, al bayrağı oluşturması aklımıza gelsin. Vatanın bağımsızlığı için büyük çabaların gösterildiğini hiçbir zaman unutmamalıyız.

 

Kurtuluş Savaşı yıllarında, ülkemiz işgal altındayken, halkımız bağımsızlık mücadelesinde bulunmuş, kimi cephede kimi cephe arkasında üzerine düşen görevi eksiksiz olarak yerine getirmiştir. Mehmet Akif Ersoy’da bu mücadeleye fikri açıdan önemli bir destek vermiş, yazmış olduğu İstiklal Marşıyla, Türk halkının kalbinde kopan fırtınaları dile getirmiş, azmin ve cesaretin bağımsızlık yolundaki büyük etkisine dikkat çekmiştir. Mısralarında bağımsızlığın, Türk Milletinin hakkı olduğunu ifade eden Ersoy, vatanımızın ne pahasına olursa olsun düşmana bırakılmayacağını ve bağımsızlığa verdiğimiz önemi tüm dünyaya İstiklal Marşıyla ilan etmiştir. İstiklal Marşımızın temelinde yatan bağımsızlık vurgusu, her koşulda Türk Milletinin de büyük önem verdiği hususlardan biri olmaya devam edecek, atalarımızın kanlarıyla sulanmış olan topraklarımızda bulunan ve Türkiye Cumhuriyeti yasalarının kendisine tanımış olduğu hakları kabul eden herkes, bu özgürlük ve bağımsızlık hissinin verdiği tadı doyasıya yaşayacaktır. Bu marşı anlayarak okuyan herkes bağımsızlığın ne olduğunu daha iyi anlayacak ve ülkesini daha fazla sevecektir.

Evinize gelen misafirleri iyi ağırlamak için neler yapıyorsunuz?

Evinize gelen misafirleri “iyi ağırlamak” için neler yapıyorsunuz? Evinize gelen misafirleri niçin iyi ağırlamaya dikkat ediyorsunuz?

 

Kültürümüzde misafir ağırlamak oldukça önemli bir yere sahiptir. Gelen misafir kısmetiyle gelir ve elde avuçta verilecek bir şey olmasa da misafire ikram edilecek bir şeyler bulunur. Misafire sunulacak hoş sohbet olsa da asla boş çevrilmez. Allah’ın gönderdiği kişi olarak algılanan misafirin tüm ihtiyaçları karşılanmaya çalışılır. Evimize gelen misafiri en iyi bir biçimde ağırlamak için onları kapıda içten bir gülümsemeyle karşılıyorum. Ardından içeri davet ederek, kaban ve palto gibi dış elbiselerini alıp askıya asıyorum. Sonrasında ise hoş geldiniz diyerek hal ve hatırlarını soruyorum. Misafir bizim için çok kıymetlidir. Başımızın üzerinde yeri vardır. Geçmiş yıllardan gelen misafir ağırlama geleneğini oldukça önemsiyorum.

 

Evimize gelen misafirleri iyi bir biçimde ağırlamak için evde ne var ne yoksa onlara ikram etmeye çalışıyorum. Aynı zamanda misafirlerle hoş sohbetler ediyorum. Bu esnada hemen ocağa çay koyup, sıcak çay ve yanındaki ikramlarla samimi sohbete devam ediyoruz. Bu esnada herhangi bir isteklerinin olup olmadığını soruyorum. Evimizde kendilerini rahat etsinler, herhangi bir yabancılık çekmemeleri için elimden geleni yapıyorum. Çünkü misafir baş tacımızdır. Gelen misafiri en iyi bir şekilde ağırlamak ev sahibi olan bizim asli görevimizdir. Gelen misafirlere herhangi bir sıkıntılarının olup olmadığını sorup acılarını ve mutluluklarını paylaşıyorum. İnsanlar arasındaki sevgi, saygı, dostluk ve kardeşlik gibi duyguların pekişmesini sağlayan misafirlik kültürünün yaşatılması ve ileriki nesillere aktarılması gerekir.

Misafirperverlik ne demektir? Misafirperverliğin göstergesi olan davranışlar, özellikler nelerdir?

“Misafirperverlik” ne demektir? Misafirperverliğin göstergesi olan davranışlar, özellikler nelerdir?

 

Kültürümüzde misafir ağırlama, önemli bir yere sahiptir. Misafirperverlikse; misafire önem verme, onu en iyi bir şekilde ağırlama demektir. Misafir, Allah’ın gönderdiği kişidir. Misafir ağırlamak, ev sahibinin yardımsever, paylaşmayı seven kişi olduğunu gösterir. Misafir ağırlamak toplumda birlik ve beraberlik değerlerinin oluşmasında önemli bir yere sahiptir. Çünkü eve gelen misafirle ev sahibi, yemeğini ve sohbetini paylaşmış olur. Misafirperverliğin göstergesi;

 

  • Misafire değerli olduğunu hissettirmek
  • Misafire tıpkı kendi evindeymiş gibi rahat hissetmesini sağlamak
  • Misafirin yaşadığı herhangi bir problemde kendisine yardımcı olmak
  • Misafiri en iyi şekilde ağırlamak
  • Misafiri sıkmadan güzel sohbetlerde bulunmak
  • Misafire karşı içten davranmak

Şeklinde sıralayabiliriz.

 

Eve gelen misafiri en iyi şekilde ağırlamak içinse;

  • Onlara önem verelim
  • Hoş sofralar kuralım
  • Onları kendi başlarına bırakmayalım
  • Gereksiz sohbetlerle onları sıkmayalım
  • Nezaket kurallarına dikkat edelim
  • Her türlü kaba davranış ve sözden uzak duralım

Şeklinde sıralayabiliriz.

 

Toplumumuzda oldukça üst seviyede olan misafirperverlik, kültürümüzün önemli bir parçasıdır. Habersiz bir şekilde gelen misafiri bile ağırlamaktan mutluluk duyarız. Sofraya, ekstra bir tabak koymaktan asla rahatsız olmayız. Misafirperverlik, insanların iletişim alanında pozitif yönlerinin ortaya çıkmasını sağlar. Ev sahibi olarak gelen misafiri ağırlamak ve memnun etmek bizim için önemlidir. Toplumumuzun misafirperverlik duygusu dünya üzerinde hiçbir millette olmadığı kadar gelişmiştir. Kültürümüzde misafirperverlik adeta şan ve şeref göstergesidir. Gelen kişi bir yabancı dahi olsa ‘Tanrı misafiri’ denilerek geri çevrilmez ve en iyi şekilde ağırlanır.

Türküler, her duygumuza tercümanlık yapar diyen biri bu düşüncesinde sizce haklı mıdır?

 “Türküler, her duygumuza tercümanlık yapar.” diyen biri bu düşüncesinde sizce haklı mıdır? Açıklayınız.

 

Türkü; sevgi, sevinç, üzüntü, hasret, özlem, aşk, ayrılık, tabiat, kavuşma, vatan sevgisi gibi çeşitli duyguları yansıtan ezgilerle söylenen, Türk halk edebiyatı nazım şekli ve türüdür. Ezgisi yönüyle diğer halk şiiri türlerinden ayrılır. Türküler genellikle anonimdir. Söyleyeni belli olan türküler de vardır. Halk edebiyatının en zengin alanı olarak türkü geçer.

 

Türkülerimiz bizim aynı zaman da milli kültürel değerlerimiz arasında da yer almaktadır. Çünkü türküler geçmiş kuşaklardan aktarıla aktarıla bugünümüze kadar gelmiş ve geçmişte olduğu gibi hala duygularımıza tercümanlık yapmaktadır. Bizlerin ortak değerlerinden biri olan  türküler o kadar zengindir ki her duygumuza tercümanlık etmektedir. Türkülerin içerdiği duygular, üzerinden yıllar geçse de hepimize hitap ettiği için yıllar önce ortaya çıkmış bir türkü bizim hislerimize tercüman olabilir. Bazı türkülerimiz de halk arasında yaşanmış olaylar üzerine yazılmıştır, bu türkülerimiz de halk arasında ki benzer, ortak duyguları da yansıtır. Türkülerimizin bir çoğunun bir hikayesi vardır, birtakım duygular üzerine yakılır türküler. O yaşanmışlıkların hüznünü, kederini, heyecanını ya da sevincini yansıtır dizelerinde.

 

O yüzden “Türküler, her duygumuza tercümanlık yapar.” diyen biri bu düşüncesinde haklıdır. Bizler bazen öyle duygular yaşarız ki; üzülürüz, seviniriz, özlem duyarız, daha pek çok duyguyla dolarız ama duygularımızı anlatmakta, ifade etmekte zorlanırız. İşte böyle zamanlarımızda da söyleyemediğimiz, anlatamadığımız ya da gösteremediğimiz duygu ve düşüncelerimize türküler tercümanlık yapar.