“Olaylar sonuçlanmadan kesin bir karara varmak doğru olmaz.” sözüne katılıyor musunuz? Neden?

– “Olaylar sonuçlanmadan kesin bir karara varmak doğru olmaz.” [Dale Carnagie (DeylKarnigi)] sözüne katılıyor musunuz? Neden?

 

Olaylar sonuçlanmadan kesin bir karara varmak doğru olmaz düşüncesine katılıyorum çünkü Olayların sonuçlarını görmeden bu böyledir demek henüz ölmemiş bir hastanın cenazesini kaldırmaya çalışmakla eş değerdir.

Başka bir örnek vermek gerekirse doğmamış bebeğe don biçmek deyimi de bu durumu açıklar niteliktedir.

 

Henüz neyle karışılacağımızı bilmediğimiz süregelen olaylarda kesin yargılara varmak bizleri yanıltır.  İşte bu durumlarda yine böyle olur düşüncesi önyargı kavramını ortaya çıkarmıştır.  Daha önce yaşanılan tecrübelerin sentezlerinden meydana gelen önyargılar olumlu gibi görünse de olumsuz birçok sonucu tetiklemektedir.

Her an ve her olay kendi için de kendine has ve özeldir. Bir öncekinden hareketle, sonuca karar verebilmek için fabrikasyon bir yapıya sahip olmamız gerekir ama bizler insanız. Olaylar ve olgular benzerlik gösterse de detayları değerlendirmeden sonuçlara varmak, doğru yolu bulmayı geciktiren faktör olmaktan öteye gitmeyecektir.

 

Örneğin; dünyada sekiz milyar insan olmasından hareketle bütün insanların aynı olduğu kanısına varmak mümkün müdür?

İnsan görünüş itibari ile benzerdir ama her insan da içinde özel ve şahsına münhasırdır. Bu sebeple her olayın gidişatı ve sonucu farklılık gösterme eğilimindedir.  Sonuçlanmayan olaylar üzerinden yargılara varmak doğru değildir.

 

Karar alma süreci nasıl olmalıdır? Kararlarınızı alırken nelere dikkat edersiniz? Açıklayınız.

Kararlar hayatımızı etkileyen faktörlerdir.  Aldığımız kararlar geleceğimizi ve bugünümüzü etkisi altına alarak şekillendirir.

Karar alma sürecinde nelere dikkat etmek gerekir ki kararlarımızdan pişmanlık duymayalım?

Önemli ve büyük kararlar, daha önemsiz ve küçük kararlar olarak incelikle adımlarımızı kategorilendirmemiz daimi bir kafa karışıklığı yaşamamızın önüne geçecektir.  Örneğin; kahve alırken sütlü ya da sütsüz olacağına karar vermek basit bir karar kabul edilirken şehir değiştirmek, büyük bir karardır.

Atacağınız her büyük adımda önünüze beyaz bir kâğıt alıp durumun artı ve eskilerini değerlendirmez objektif kararlar almanızı sağlayacaktır.

Örnek: yaşadığım şehri değiştirmek istiyorum

 

Negatif etkenler

Burası çok kalabalık ve ben burada yoruluyorum

Maddi imkânlarım burada yaşamak için yeterli değil

Burada kendimi mutlu ve huzurlu hissetmiyorum

 

Pozitif etkenler

İşim ve evim burada, tüm sosyal çevrem de bu şehirde.

Kurduğum dostluklar bunu bir nebze telafi edebilir

Hoşlanmıyor olsam da alıştığım bir düzen var.

 

İki durumu da ele aldığımızda negatif etkenlerin baskın olduğunu görmekteyiz. Her kararın getirileri ve götürüleri olduğunu da görerek adım atmak konusunda ilk objektif tutumumuz olan değerlendirme de, kalmak ve gitmek arasında bir karar verdiğimizde elde edeceklerimizi ve kaybedeceklerimizi görebilmekteyiz.

Başka bir yöntem de büyük kararlardan önce bir gece sessiz sakin bir uyku geçirip, ertesi sabah uyandığınızda hala kararınız kesin ise onu gerçekleştirmenizdir.

 

İnsanın başarılı bir hayat yaşaması için en çok neye ihtiyacı vardır?

İnsanın başarılı bir hayat yaşaması için en çok neye ihtiyacı vardır?

Her şeye ve hiç bir şeye. Bu kendi içinde oluşan kaosun tek cevabı insandır. İnsanın başarılı bir hayat yaşaması için her şeyden önce kendisine ihtiyacı vardır.  Kendine inanmaya, kendine güvenmeye ve kendi azmine.

Asla unutmamak gerekir ki taşıma suyla değirmen dönmez.  İnsan kendi suyunu ve kendi yolunu bahçesine kendi taşımadıkça başarılı ve mutlu olamaz.  Bu da çaba ve azim gerektirir.

 

Hayatta hiç kimse size, sen otur burada ben senin için mutluluk ve başarı getireyim demeyecektir.  Elinizde kendinizden başka aletiniz de yok.  Tek aracınız kendinizseniz kendinizle koşacaksınız.  Kendinizle yarışacaksınız ve her zaman hedefinizin bir üstünü de hayal edeceksiniz ki başarılı bir hayatınız olsun.

Özetle diyebiliriz ki insanın başarılı bir hayata giden yolda kendine ve kendine duyduğu inanca ihtiyacı vardır.

 

“Benlik” sözcüğü size neler çağrıştırıyor?

Her şeyin ve herkesin dışında bana kalan şey benliktir. Tüm etkenleri ve etkileyenleri çıkarttığımda, bana has kalan her şeyin benim benliğimi oluşturduğunu düşünüyorum. Benliği oluşturan etkenlerim ise sesim, görünüşüm, konuşma şeklim, duruşum dışarıda yarattığım görüntü ve içerde karakterim olaylar karşısında takındığım tavır ve aldığım kararlardır.

 

Öz benliğimin değer görmediği bir yerde yani ben olarak sevilip sayılmadığım önemsenmediğim yerlerde mutlu olamam.  İnsanın ruhu ve bedeni senkronize hareket etmektedir.  Her ikisinin de değerli olmadığı zamanlarda benlik deformeleri ortaya çıkar. Bu sebeple beni ben olarak gören ve seven, başarılarımla ve başarısızlıklarımla kabul eden insanların yanında mutlu ve huzurlu olabilirim.

 

 

 

 

Başarılı bir hayat için hayal kurmanın önemini açıklayınız.

Yola çıkmanın ilk adımı hayal kurmaktır.  Gözlerinizi kapattığınızda kendinizi nerede görmekten mutlu oluyorsanız o sizin hayalinizdir.  Ben gözlerimi kapattığımda kendimi, 25 yaşında mesleğini eline almış, başarılı ve takdir edilen toplum tarafından kabul görmüş bir birey olarak görüyorum ve bu beni mutlu ediyor. Peki, buraya gidebilmek için neler yapmalıyım?

 

Hayaller eylemlerle beslenmediğinde hayal kırıklığından öteye geçemezler. Hayalimin gereklerini yerine getirmediğim takdirde bunu gerçekleşmesini beklemek hayalî ve komik olacaktır.  Bugünden 10 sene sonrama yatırım yapmak için hayalimi eylemlerle beslersem başarılı bir hayatın sahibi olurum. Elbette bu yolda zorluklarla karşılaşacağım, yolumdan beni vazgeçirmek isteyen çok fazla faktör oluşacak işte o zamanlarda yeniden gözümü kapatıp hayalimi canlı tutarak yoluma devam edeceğim. Canlı tuttuğum ve eylemlerle desteklediğim hayalim gerçekleştiğinde kendimi başarılı bir insan olarak görecek ve hayatımın tamamına bunu yaymış olacağım.

 

Aşağıdaki görseli inceleyiniz. Hangi basamakta olduğunuzu ve üst basamaklara yükselmek için neler yapabileceğinizi anlatan bir yazı yazınız.

İnsan, yaşadığı hayatın içinde başarının varlığını ister çünkü yapısında her zaman ilerlemek vardır.  Bazı etkenler yüzünden mutsuzluk, depresyon, özgüven eksikliği gibi… İnsanın kendini yetersiz hissettiği zamanlar ortaya çıkabilir.

 

Yukarıda bulunan grafikte insanın karar aşamalarını gözlemliyoruz.

 

Bugün hangi basamaktayız?

Uyandık ve bugün derslerimizi dinleyeceğimize karar verdik. Hazırlanıp okulumuza gittiğimizde o gün işlenen konu çok zor göründü ve başaramayacağımıza karar verdik.  Daha sonraki dersimiz olan kimya dersinde ise işlenen konu kolay idi ve başarabiliriz dedik.

 

Bu sürekli değişkenlik gösterdiğinde kafanız yorulacaktır. Günlük basamağınızı sabitlemek başarıya ulaşmak için size yardımcı olacaktır.

Örneğin: Ben bugün başarmak istiyorum basamağındayım.  Başarmak istiyorum basamağından sonra otomatik olarak nasıl sorusu gelecek ve benim ilerlemem diğerlerinden daha hızlı olacak.  Ben her sabah başarmak istiyorum diye evden çıktığımda akşam uyumadan önce başardım basamağında olacağım. Üst basamaklara yükselmek için sadece kararlı olmam yeterli olacaktır.

 

Etkenler ne olursa olsun hedefinizi olduğunda sizi bundan caydıracak birçok faktör ortaya çıkacaktır ama sizin bunları es geçmeniz gerekecek.  Yani haftanın her günü arkadaşlarını sizi gezmek için dışarı çağırabilir. Siz bu durumlarda kararınızı hatırlayıp kararlığınızdan yana tercihinizi yapmalısınız.  Siz bir yola çıktınız ve kendinize inandınız bunu kimsenin engellememesi gerekmekte.  Burada insanlar karşı seti de kendinizi örmelisiniz.

Zamana yararak bu kaideyle ilerlendiğinde görülecektir ki başarmak istikrarla oldukça kolay bir eylemdir.

Karagöz oyunlarında bildiğiniz başka karakterler var mı?

Hacıvat – karagöz oyunu zannedildiği üzere sadece 2 karakterden ibaret değildir. Oyunda 2 den fazla karakter vardır. Bulduklarımızı sırasıyla şöyle sıralayalım:

 

Kadınlar (Zenneler, Kanlı nigar, Salkım İnci, Karagöz’ün karısı, Hacıvat’ın Kızı vs.)
İstanbul ağzı konuşanlar (Çelebi, Tiryaki)
Anadolulu kişiler (Laz, Bolulu, Kayserili, Kürt, Kastamonulu)
Anadolu dışından gelen kişiler (Arnavut, Arap, Acem)
Müslüman olmayan kişiler (Rum, Ermeni, Yahudi)
Kusurlu ve ruhsal hasta olan kişiler (Kekeme, Kambur)
Kabadayılar ve sarhoşlar (Matiz, Tuzsuz Deli Bekir, Sarhoş)
Eğlendirici kişiler (Köçek, Çengi, Cambaz, Hokkabaz)
Olağanüstü kişiler ve yaratıklar (Cazular, Cinler, Canan)
Geçici, ikincil kişiler ve çocuklar (Çeyiz taşıyıcaları, Satıcılar vs.)

Okuduğunuz “Munise” adlı metni konu bütünlüğü oluşturacak şekilde tamamlayınız.

Hikayeye devam edelim ..

 

Munise’nin anacığım anacığım diye söylenmesi üzerine gözlerim doldu ve kendi kendime kesinlikle Munise’yi vermemem gerektiğini söylendim. Ertesi günü iple çektim.

Sabah olunca ilk işim muhtarın yanına gitmek oldu. Durumu muhtarla da paylaştım. Muhtarında aklına yattı benim teklifim. Ama önemli olan aileyi ikna etmekti. Muhtarı da yanıma alıp doğruca Munise’nin ailesinin yanına gittik. Söze muhtar girdi ve niyetimi anlattı. İlk başta babası hiddetlendi ama muhtar sakinleştirdi. Babası sakinleşince teklifimin çok mantıklı olduğu aklına yatmışa benziyordu. Sonuçta onlarda istemiyorlardı evde. Munise ise dünden razıydı.

 

Bir süre aile ile konuştuktan sonra yola geldiler. Munise’yi bana vermeye karar verdiler. Muhtar hemen resmi işlemlere koyulmak üzere muhtarlığa gitti. Bazı evraklar hazırlayıp aileye ve bana imzalattı. Ben ise müjdeli haberi vermek üzere hızlıca eve döndüm. Haberi duyan Munise sevinçten havalara uçtu anneciğim anneciğim diye tekrar bağırmaya başladı.

Dalga Geçmek İle İlgili Cümle

Ciddiye almamak, eğlenmek, önemli bir iş sürende ciddiyetsiz davranmak anlamındaki bu deyim çok kullanılan bir deyimdir. Bir kaç örnek cümle verelim.

 

  • İki usta aralarında dalga geçerken avize düştü.
  • Sınıfta en düşük not alan öğrenci ile dalga geçilirken öğretmen araya girdi.
  • Bazen yanlış yaptığımda kendimle dalga geçebilirim.
  • Oyunda kaybeden arkadaşlar ile genelde dalga geçeriz.

Eli Silah Tutmak İle İlgili Cümle

Silah kullanabilecek durumda olan kişiler için kullanılır genelde. Askerlik ile ilgili işlerde çok kullanılan bir deyimdir.

 

  • Seferberlik sırasında eli silah tutan herkes askere alınır.
  • Köyde eli silah tutma yaşına gelen erkekler evlendirilir.
  • Trabzon’da eli silah tutan erkek – kadın herkesin bir silahı var olma yüzdesi yüksektir.