Başarılı olmak isteyen iki sporcunun durumlarını irade ve sorumluluk açısından karşılaştırınız.

Başarılı olmak isteyen iki sporcunun durumlarını irade ve sorumluluk açısından karşılaştırınız.

 

Başarılı olmak isteyen sporcu gözüyle değilde, basit düşünerek başlayalım. Başarının en önemli anahtarı sorumluluklarımızı bilmekten geçer. İradesi güçlü bir insan, sorumluluklarını eksik tutmaz, başarıya giden her yolda sorumluluk bilinci yerinde olur. Şimdi irade ve sorumluluk açısından karşılaştırmak gerekirse başarılı ve başarısız sporcu gözüyle karşılaştıralım.

 

Başarılı bir sporcu, düzenli olarak antremanlarını yapar. Çünkü antreman yapmadan zafere ulaşamayacağını bilir. Sağlık beslenerek, vücudunu gereksiz besinler ile yorma düşüncesinin hatalı olduğunu bilir. Fakat başarısız sporcu, önüne konulan her şeyi zararlı veya zararsız olarak ayırt etmeksizin yer. Burada ki yeme isteği iradesine bağlıdır ancak yememesi sorumluluk gereğidir. İçki, alkol, sigara gibi kötü alışkanlıkları kullanmak insanın iradesiyle alakalıdır. Yani başarılı olmak isteyen bir sporcu bunu sorumlu olduğu için değil iradesini kontrol edebildiği için kullanmaz. İradesini kontrol edebilen sporcu sorumluluk bilincinde olan sporcudur.

Terbiye ile ahlak arasındaki ilişkiyi açıklayınız.

Terbiye ile ahlak arasındaki ilişkiyi açıklayınız.

 

Ahlak insanda bulunan manevi değerlere denir. İnsanlarda bulunan güzel huyları belirtirken, terbiye ise doğuştan gelmeyip, sonradan çevre veya aile yoluyla kazanılan değerlerdir. İkisi arasında ki ilişkiyi örneklemek gerekirse ; Bir insanın konuşması, ailesinden veya çevresinden aldığı terbiye ile belli olur ancak ahlak doğuştan gelen bir şeydir. Fakat terbiye olmadan ahlak olmaz, insanın ahlakı yoksa terbiyesi olsa da göstermeliktir.

Ahlakı tanımlayarak İslam ahlakının konusunu ve gayesini açıklayınız.

Ahlakı tanımlayarak İslam ahlakının konusunu ve gayesini açıklayınız.

 

Ahlak ; İnsanda, doğuştan geldiği yada sonradan kazanmakta olduğu bir takım tutum ve davranışlardır. Biz insanlar gün geçtikçe değişen varlıklarız, bu değişime sonradan kazandığımız davranışlar da etki etmekte. Bu davranışlarımızı, İslam ahlakında etik anlamı olan anlayış ve uygulamalar ile zenginleştirmek bizim elimizdedir. Ancak bunu sadece dini amaçla değil, insan olduğumuz için yapmamız gerekmekte. Biz insanlar hem dünyaya hemde ahiretimize zarar veren hareketler kötü ahlak sebebiyle başımıza gelmekte. Kötü ahlaktan kurtulmak için, Takvamızın yerinde olması gerekmektedir. Unutmayin ki, Takva ibadetlerin en güzel, en kıymetlisidir. Kötülüklerin en kötüsü ise küfr’dür. Dünyada ahlaklı olabilmek için yani rahatla yaşamak, huzura kavuşmak, kardeşçe yaşabilmek için takva ile nasip olmaktadır. Kötü huylar(Düşünceler) kalbi hasta ettiği gibi ahiretimizi de etkiler. Ahlakımızın temiz olması için ilk önce kalbimizi temiz tutmamız gerekir. Ancak İslam ahlakında, şirk  yani küfr ise kalbin en büyük zehiridir. Kalbim temizdir gibi sözler içi boş laflardan ibarettir sadece. Kötülük içinde boğularak ölen kalp temiz olmaz. Küfrün enva’ı vardır ve enva’ıları arasında en kötüsü, en büyüğü ise şirktir. Diğer kalb hastalığı ise cehalettir. Cehaleti yol edinen insanlar, hem dünya hayatında hemde ahirette büyük sıkıntılar çeker. Ancak cehalet kadar kötü bir şey daha var ise o da mal-mevki hırsıdır. Mal ve şöhret yani mevki sahibi olmayı arzulamının üç sebebi vardır.

 

  • Nefsin arzularını haram yol ile elde etmeye çalışmaktır.
  • Gösteriş için iyilik yapmak, verilen sadakanın yüze çarpılması, iyi evlerde oturup güzel yaşamak için yenilen haklardır.
  • Mevki için hak ve adaletin çiğnenmesi, fakir aç iken israf yapılmasıdır.

 

Hasetten ve kibirden uzak durarak, insanların haklarını yemeyip hak ve hukukun üstünlüğü ile adil olmaya çalışmak kötü kalbimizin düzelmesinde ki en büyük yöntemdir.

İyi bir insan olmak için hangi davranışları yapmak hangilerinden kaçınmak gerekir?

Sizce, İyi bir insan olmak için hangi davranışları yapmak hangilerinden kaçınmak gerekir?

 

İyi bir insan olmak zor değildir, Peygamber efendimizin güzel ahlakını örnek olarak alabiliriz. Ahlaklı, art niyet düşünmeyen, güzel kalpli insanlar hem Allah katında hemde insanlara karşı en iyi insandır. Helal-haram arasında ki ayrımı iyi bilmemiz gerekmektedir, biz insanlar sadece kendi çıkarlarımızı düşünmemeliyiz. Bu dünya da bizden başka yaşayan bir sürü insan var, herkese saygılı ve güzel ahlaklı yaklaşmalıyız. Gözlerimizi kötü bakmaktan, kötüye bakmaktan sakınmalıyız. Nefsimize hakim olabilirsek kötü davranışların aklımıza bile gelmeyeceğini göreceksiniz. Biz insanlar iyi olmak gibi kolay seçenek varken her zaman zor olanı yani kötüyü seçeriz, fakat yapımız gereği bizlere kolay olanı seçmemiz gerekmekte fakat burada bizleri bu kötü yollara sokan nefsimize hakim olmalıyız.

Kur’an-ı Kerim’e saygınızı nasıl gösterirsiniz?

Kur’an-ı Kerim’e saygınızı nasıl gösterirsiniz?

 

Kur’an-ı Kerim’e olan saygımızı göstermemiz zor değildir. Zaten bunun cevabını Kur’an bizlere vermektedir. Kur’an da bir çok yerde de geçtiği gibi, Kur’an bizlere anlaşılması için indirilmiş bir kitaptır ve Kur’an anlayarak okunması gereken bir kitaptır. Okunması gereken bir kitap olsa’da, herhangi bir kitabı okur gibi değil, huşu ile kalben en içten Allah’a sığınarak okumalıyız.

 

Bizlere dünya da var olmamızdan itibaren başlayıp, ahirette bitecek olan bu yolculukta sürekli ışık tutan bu kitabı, anlayarak okumamız gerekmektedir. Kur’an-ı Kerim’e olan saygımızı anca bu şekilde gösterebiliriz. Dinimizin temelinde de olduğu gibi, kitaplara iman etmek farzdır. Bizlere bu farzları öğreten Kur’an gibi değerli bir hazineye saygımızı sadece fiziksel olarak göstermek mümkün değildir. Kalben, huşu ile yaşayarak, iman ederek, en içten samimiyetimizle okuyarak anlamalıyız ki saygımızı gösterebilelim.

Allah’ın (c.c.) Peygamber Efendimizi bizlere en güzel örnek olarak sunması sizce ne anlama gelmektedir?

Allah’ın (c.c.) Peygamber Efendimizi bizlere en güzel örnek olarak sunması sizce ne anlama gelmektedir?

 

Araf Suresi’nin 158. Ayetinde anlayacağımız gibi ; Peygamberimize imanın, imanın şartlarından birisi halinde olduğunu ve onu inkar edenin de kendisini inkar etmiştir. Allah’ın ve Peygamber’in sevgisini bir arada talep etmiştir. Ayrıca Peygamber efendimizin güzel ahlakı, iyi kalbi sayesinde Allah’ın kendisini çok sevdiğini anlayabiliriz. Vehbi olan özellikleri sebebiyle de Allah’ın Peygamberimizi sevmesini ve bizlere örnek olarak sunmasını anlamamız zor olmaz. En güzel örneklerden birisi olan Peygamber efendimizin, aile-akraba ilişkileri, dostluk ve arkadaşlık ilişkileri, güzel ahlakı Allah’ın bizlere örnek olarak sunması için yeterli sebepler değildir elbet. Bunun ne anlama geldiğini bizim anlamamız pek mümkün değildir. Allah’ın kendisine verdiği güzel  kalbi bizlere örnek olarak sunmasını da sorgulayamayız. Ancak elimizden geldiği kadarıyla bizlere sunulan bu güzel örneğin ; Hal, hareket, düşünce, iyi niyetini boşa çıkarmayarak, örnek olarak almalıyız.

Yüce Allah ile O’na gerçekten kul olanlar arasında nasıl bir ilişki vardır?

“Yüce Allah bir kudsî hadiste şöyle buyurur: ‘Kim benim bir veli kuluma (dostuma) düşmanlık ederse, ben de ona harp ilân ederim. Kulum, kendisine farz kıldığım şeylerden daha sevimli bir şeyle bana yaklaşamaz. Kulum nafile ibadetlerle de bana yaklaşmaya devam eder, ta ki ben onu severim. (Sevince de) artık onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı olurum. Benden isterse muhakkak ona (istediğini) veririm. Bana sığınırsa muhakkak onu korur ve kollarım…’ ” (Buhârî, Rikâk, 38.) Yukarıdaki kudsi hadise göre, Yüce Allah ile O’na gerçekten kul olanlar arasında nasıl bir ilişki vardır? Yorumlayınız.

 

Kul, Allah’a iyi niyetiyle, güzel gönlü ile mutlak iyi işler yaparak yaklaşır ise Allah’ın kendisinin her zaman yanında olacağını belirtmekte. Böyle kulların düşmanına düşman, dostuna dost olarak yanlarında bulunacağını söyleyen Allah, düşman olan kullarının gerekli olan ibadetlerin dışında Allah’a daha fazla yaklaşamayacağını belirtmektedir. Ancak nafile ibadetlerle ile yaklaşabilir. Nafile ibadetler, farzların takviyesidir. Kulun Allah’a yakınlaşmasına vesilelik eder. Nafile ibadetler,  kulluk şuurunu canlı tutup, kalbi rakikleştirir (Rakik ; İnce, Narin, Yufka Yürekli), ruhu inceltip, yüze nur bahşeder. Allah kulun nafile ibadetlerini kabul edip, tekrardan o kulunu sevince hem kalbi olarak gözü, hemde dünya’dan ahirete kalan olan yolculuğunda yardımcı olacağını ve sadece saf duygular ile bir şey isteyeceği zaman Allah’a sığındığında Allah’ın kulunu geri çevirmeyeceğini belirtiyor. Allah’a sığınırsa zafere ulaşır, sürekli onu korur ve kollar. Allah ile kul arasında ki bu ince çizginin, iyi niyet ile güçleneceğini çok iyi görmekteyiz. Bizler Allah’ın sevdiği kullardan olabilmek için sadece ona sığınmalı, iyi niyetimizi kaybetmemeli, kalp gözümü kötüye bakmak için kullanmamalıyız. Allah her şeyden üstündür.

Farz namazlarının yanında fazladan namaz kılmaya çalışmanın kişiye faydaları

Farz namazlarının yanında fazladan namaz kılmaya çalışmanın kişiye hangi açılardan faydaları olacağını büyüklerinize sorarak cevapları defterinize not ediniz.

 

Namaz ibadeti özü itibariyle zikirdir. Namaz için söylediğimiz cümleler, ayetler Allah’ı anmak içindir. Namaz kılmak yaratıcımızın huzurunda olmaktır. Beş vakit namaz Allah’ın bizlere farz kıldığı bir ibadettir. Bu vakit namazlarının dışında Peygamber efendimizin bizlere tavsiye ettiği başka namazlar da vardır. Örneğin Teheccüt Namazı, Kuşluk Namazı, Evvabin Namazı, Mescid Namazı, Hacet Namazı vs.vs Namaz kılmak Allahu tealanın huzurunda olmak denilir. Şöyle düşünelim çok sevdiğiniz birisini sürekli görmek istersiniz ve sürekli onunla konuşmak istersiniz her fırsatta onu ararsınız.

 

Düşünün ki sizi yaratan sizi yokluk sahasından varlık alemine getiren sizi görünür kılan yaşama dair sevdiğiniz ne varsa size veren sizin hizmetinize sunan bu kainattaki herşeyden çok sizi seven yaratıcınızın huzuruna çıkmak için her fırsatı kollamaz mısınız? Şükrünüzü her defasında belli etmek için huzura çıkmak istemez misiniz? Böyle düşünen bir insan Rabbiyle daha fazla vakit geçirdiği için mutlu olur. Muhabbetullah tecelli alanı bulur. Manevi hayatımızın temeli beslenmiş olur. Her secde anında Rabbine daha çok yaklaştığını hisseder bundan daha büyük bir fayda saymakta mümkün değildir.

Namazlarını düzenli olarak kılan bir insanın hayatı hangi açılardan düzene girer?

Namazlarını düzenli olarak kılan bir insanın hayatı hangi açılardan düzene girer? Düşünerek sınıfta arkadaşlarınızla paylaşınız.

 

Namazlarını düzenli  olarak kılan bir insanın hayatı pek çok açıdan düzene girer. Namaz hem dünyevi hem de uhrevi olarak hem maddi hem manevi fayda sağlar. Örneğin bir müslüman beş vakit namaz kıldığında beş defa günde Allah’ın huzurunda olma bilinci hata yapmamasına ya da daha az yapmasını sağlayabilir. İnsanın yaptığı her kötü fiilin başının Allah yokmuş gibi davranması ve göz ardı etmesi olduğunu söylemek mümkündür. Dünya  Allah’ı  ve insanın kendi gerçeğini unutması üzerine tasarlandı. Dünyanın görevi budur ayette de geçtiği gibi dünya hayatı bir oyundur.  Bu oyuna dalmamak için gün içinde hatırlamaya ihtiyacımız vardır. Namaz sonunda dua eden bir kişi Allah’a iletişimi tabiri caizse hiç kesmeyecektir.

 

Allah’a sığınma acizliğini itiraf etme Yaratıcından muradda bulunmak insanı rahatlatan bir haldir. Psikolojik olarak da ruhen iyi hissetmesini sağlar. Hesap verme duygusu süreklilik haline gelen insan ahireti düşünerek hareket edeceği için sosyal hayatında adalet duygusuna, kul hakkına da özen göstermeye çalışacaktır. Namaz kötü işlerden insan alı koyar şayet alı koymuyorsa insanların namaz üzerine tekrar tefekkür etmeleri gerekir. Namaz kılan bir insan sürekli temiz olmak zorundadır. Sabah namazıyla beraber güne başlayan insanın zamanı bereketlenir. Namazla birlikte Allah sevgisini de Allah korkusunu hep hatırda tutar. Gününü beş vakte ayıran insanın hayatı düzene girer ne zaman neyi yapacağı belli bir şekilde gününü planlar. Borcunu eda ettiği için huzurlu olur.

Sizce ibadet etmenin faydaları nelerdir?

Sizce ibadet etmenin faydaları nelerdir? Düşüncelerinizi maddeler halinde yazınız.

 

İbadet kelimesi abd kökünden gelmektedir. Allahu tealaya kul olmaktır. Yaratıcımızın bizlere vazife buyurduğu maddi manevi buyruklara ibadet denmektedir. Bu ibadetlerin bazıları malla bazıları ise canla ya da bedenle gerçekleştirilmektedir. Bir müslüman  Allah’ın rızasını kazanabilmek için yaptığı bu fillerin hem bireysel hem de toplumsal anlamda birçok faydası bulunmaktasır. Bu faydaların bazılarını şu şekilde sıralamak mümkündür:

 

  • Yaptığımız ibadetler iki dünya saadetimizi elde etmemize yarar çünkü bu ibadetler ilk olarak dünya hayatımızı şekillendirir. Allah’ın istediği şekilde yapabilirsek de ahiret hayatımız da o yönde şekillenecektir. İbadetlerimizin karşılığını bazılarını bu dünyada bazılarını da öbür dünyada göreceğiz.
  • İbadetleri layıkıyla yapabilirsek Allahu teala bizden razı olur ve yaratılış gayemizi gerçekleştirmiş oluruz. Bu da bir insanın ulaşabileceği son noktadır.
  • Zekat, sadaka gibi ibadetlerimizde toplumsal dayanışma desteklenmiş olup toplum huzuru arttırılır. Ekonomik düzen sağlanmış olur.
  • Ramazan ve Kurban Bayramı, Kandiller gibi dini özel günlerimiz de yapılan ibadetler bayram namazları, topluca yapılan iftarlar ve sahurlar, okutulan mevlüdler toplum arasındaki sosyal bağları birlik ve beraberliği sağlar.
  • Namaz gibi ibadetler günlük hayatımızı düzene sokar. Günümüzü dinimizim istediği şekilde bölüp belirli aralıklarla “Allah’ın bilincinde” olarak yaşamayı hep hatırlattığı için bir kontrol mekanizması oluşturur şayet namaz sadece bir alışkanlık değilse.
  • İbadetlerimiz bizi cennete her defasında bir adım daha yaklaştırırken cehennemden de uzaklaşmamıza yarar.