Midenin bir bölümü hatta tamamı alındığında bile insanların yaşamlarını sürdürebilmeleri mümkündür.

Midenin bir bölümü hatta tamamı alındığında bile insanların yaşamlarını sürdürebilmeleri mümkündür. Böyle bir durumdaki insan nasıl beslenir? Nelere dikkat etmelidir?

Mide elastik bir yapıya sahip olan sindirim sistemi organlarından biridir. Bu yapının işlevi sayesinde besinlerin kimyasal sindirimi gerçekleşerek bağırsaklara iletim sağlanır. Bağırsak işlevini yerine getirmek adına yapılan bu durumun da birçok olumlu yönleri bulunmaktadır. Esnemesi sindirimin daha raht gerçekleşmesini sağlamaktadır. Sağlıklı bir mide günlük olarak belirli oranda sindirim enzimi sentezler ve bu enzimleri asidik bir ortamda besinleri parçalamak için kullanır. Olumsuz yanı ise besinlerin ne kadar çok mideye girmesi, midenin o denli büyümesine neden olur. Bu durumun farkında olarak beslenmeye dikkat edilmesi gerekmektedir. Çünkü mide kademeli olarak büyür ve bir süre sonra kişinin doy sinyali olmaz. Bu durumda obezite adı verilen yeme kontrolü problemi ortaya çıkar ve kişi sürekli olarak kilo alır.

 

Bu durumlarda her ne kadar tedavi edilse de midenin bir bölümünün çıkarılıp alınması, mideyi küçültecek ve kişinin daha az yemek yemesi sağlanacaktır. Bu süreçte mide, kendi boyutundan oldukça küçültülebilmektedir. Bu durumda az ve sıvı gıdalarla beslenmek oldukça önemlidir. Birden besin yüklemesi yapılması dayanılmaz ağrıların olmasına neden olur ve kişiler besinlerinin ihtiyacı dahilinde beslene alışkanlığı edinir. Beslenme oldukça önemli bir durumdur. Mide ameliyatı olan kişiler genel olarak ilk zamanlarında bu duruma fazlasıyla dikkat etmeleri gerekmektedir.

Ölüm katılığı nedir? Neden böyle bir durum oluşur?

Ölüm katılığı nedir? Neden böyle bir durum oluşur?

Organizma, canlı olduğu durumlarda belli başlı özelliklere sahiptir. Canlılık devam ettiği sürece de bu durumlar değişkenlik gösterse de belli bir miktarı korunmaktadır. Ancak ölüm, fizyolojik olarak organizmanın son durumudur. Bu durumun gerçekleşmesi ile tüm sistemler giderek yavaşlar ve durur. Ölüm sonrasında birtakım fizyolojik değişiklikler meydana gelir. Bunlardan en önemlisi kalp ve beynin işlevinin geri dönüşümsüz olarak durmasıdır. Bu durum belli bir süre damarlarda dolanan kanın ve kas aktivitesinin sonlanması ile tam olarak tamamlanır. Ölümden sonra vücutta oksijen olmadığından dolayı dokularda morarmalar görülmeye başlanır. Bu morluklar giderek tüm vücudu kaplar ve organizma tamamen durur. Katılaşma adı verilen bu durum da ölümün sonrasında gerçekleşmektedir.

 

Ölüm katılığı, kasların oksijenli solunumundan sonra meydana gelen bir durumdur. Oksijensiz kalan kaslarda aktin ve miyozin kasılmaz. Bu durumda oksijensizlikten meydana gelmektedir. Oksijensiz kalan kas dokusu aktin ve miyozinin işlevsizliğinden kaynaklı olarak gelişir. Hareketsiz kalan bu kaslar birbiriyle birleşerek sert bir yapı haline gelir. Ölümün ilerleyen süreçlerinde de bu sertlik giderek artar. Ölüm durumunun tayini saat olarak bilinmediğinde bu sertliğin derecesine göre yapılmaktadır. Bu süreç belirlendikten sonra da kişinin tekrar eski yumuşak doku haline gelmesi mümkün değildir. Ölüm katılığı olarak bilinen bu durum, tüm insanlar hatta tüm canlılar için belirli bir süre sonra yaşanmaktadır.

Safra taşı oluşumuna neden olan faktörleri araştırınız.

Safra taşı oluşumuna neden olan faktörleri araştırınız. Edindiğiniz bilgileri sınıfta arkadaşlarınızla paylaşınız.

Vücudumuzda yer alan her organın birbirinden farklı görev ve işlevi vardır. Bu görev sistemi de bizlerin sağlıklı bir şekilde yaşamına devam etmesini sağlar. Görevleri bakımından birbirinden farklılık gösteren bu organlar, branşlaşarak vücudun organizma bütünlüğünü korumaktadır. Organizma işlevi de bu şekilde düzenli bir değişim gösterir. Sağlıklı bir insanda çalışan organlara bakıldığında bu sistemlerin yetersizlik durumları da söz konusu olmaktadır. Yağların vücutta depolandığı ve safra asitlerinin oluşturulduğu bu organ safra kesesidir. Burada yağlar okside olurken kullanım için depolanabilir ya da değişik amaçlar ile safra asitleriyle dönüşümleri sağlanabilmektedir. Ancak bazı durumlar bu dönüşüm olmaz ve sağlıklı gibi görünen bu durum, kişilerin hastalık boyutlarının da artmasına neden olur.

 

Enzim ya da parçalayıcı etkinliğin yetersizliği, aşırı yağlı beslenme, yeşillikleri tam olarak temizlemeden tüketme gibi birçok neden, safra da taş oluşumuna neden olmaktadır. Bu safra taşları çok sayıda olabileceği gibi tek ve büyük olabilmektedir. Bu durum direk olarak safranın yapısıyla bağlantı göstermektedir. Safraya alınan içeriğin aktarılması ya da bu içeriğin işleminin devam etmesi durumunda herhangi bir problemle karşılaşılması mümkün değildir. Ancak safra da ağrı ve hassasiyet gibi durumların söz konusu olması bize doğrudan safra taşının olduğunu göstermektedir. Safra taşı çeşitli işlemlerden geçirilerek kırılabilmektedir. Bu cerrahi işlemlere sıra gelmeden yapılır ve kişinin ameliyat olmasına gerek kalmadan ağrıdan uzaklaşır.

Soluk alıp verirken nelere dikkat etmeliyiz? Doğru soluk alıp verme teknikleri nelerdir?

Soluk alıp verirken nelere dikkat etmeliyiz? Doğru soluk alıp verme teknikleri nelerdir?

Solunum, tüm canlıların ortak özelliklerindedir. Solunum ritmik olarak gerçekleştiği gibi, uyku halinde yavaşlar, fiziksel aktivite ile hızlanır. Bu şekilde aslında günlük hayatımıza ayak uydurmaktadır. Sadece solunum değil kalp atışlarımız da aynı şekilde devam etmektedir. Bu sürecin gelişmesi de bizler için büyük önem taşır. Sağlıklı bir insan dakikada 16-20 defa soluk alıp verir. Bu ritmik düzenin değişimi fiziki aktivite ile doğru orantılıdır. Solunumun doğru olan şekli, burundan alınan havanın ciğerleri şişirmesi ve ağızdan yavaş bir şekilde geri verilmesidir. Bu doğru nefes alıp vermektir. Solunumun bu düzeninin önemli olmadığını düşünsek de spor yaparken bunun bize sıkıntı yarattığını fark etmemiz mümkündür.

 

Sağlıklı bir şekilde metabolizmanın çalışması için solunum önemlidir. Yağların yakılması, sistemlerin uyarılması gibi birçok etkinliği mevcuttur. Solunum canlıların hayatından en önemli yere sahip olan fizyolojik durumdur. Beynin çalışması ile bir bağlantısı bulunur ki bu durum oldukça önemlidir. Bunun yanı sıra sıklıkla duyulan ve hayata geçiremediğimiz bir nefes alma tekniği de diyafram solunumudur. Diyafram akciğerin alt kısmında bulunan bir zardır. Bu zarın şişmesini sağlayarak gerçekleştirilen solunum oldukça önemlidir. Toplum içerisinde bir sunum yaptığınız esnada bunun önemini anlamanız mümkündür. Sürekli konuşarak yorulan ses telleri belli bir süre sonra istemsizce nefes alıp vermeye başlayacaktır ve konuşmanız esnasında sürekli olarak bölünmeye neden olmanız görülecektir. Sağlıklı bir nefes alıp verme tekniği olarak bilinir ve alışkanlık hale getirilmesi oldukça önemlidir.

Solunum sisteminin sağlığı için nelere dikkat etmeliyiz?

Solunum sisteminin sağlığı için nelere dikkat etmeliyiz? Açıklayınız.

Solunum sistemi, vücudumuz için oldukça önemli bir sistemdir. Vücuttaki tüm sistemler birbiri ile koordineli şekilde çalışmaktadır. Bu çalışmanın devamlılığı neticesinde de sağlık genel hat itibari ile korunmuş olur. Sağlığın devamlılığı solunumun sağlıklı bir şekilde yapılmasından geçmektedir. Sağlıklı bir solunum için bu sistem üzerinde bulunan tüm organların ve dokuların işlevinin korunması gerekmektedir. Bu nedenle nefes alıp verirken oldukça dengeli hareket etmek gerekmektedir. Burundan nefes alıp ağızdan vermek oldukça önemli bir husustur.

 

Sigara gibi duman içeren havada bulunmakta, solunum sistemini olumsuz etkilemektedir. Mümkün oldukça dumansız hava sahası tercih edilmelidir. Sağlığın korunması için bol bol yürüyüş ve spor yapmak oldukça önemlidir. Çünkü zaman içerisinde küçülen akciğer hacmi, zamanla nefes alıp vermede zorluk yaşanmasına neden olmaktadır. Sağlıklı ciğerlerin sırrı da spor gibi aktiviteler ile gerçekleşmektedir. Solunum sisteminin korunması için özellikle de soğuk havalarda bu sistemi korumak önemlidir. Sırta ya da boyna bir şeylerin sarılması, atkı gibi materyallerin kullanılması sağlık açısından oldukça büyük önem taşımaktadır.

 

Solunum sistemini çevresel etmenlerden korumak, yapılacak en önemli koruma metodudur. Bunun sayesinde birçok dış etkenden uzaklaşmanız mümkün iken düzenli bir şekilde kontrol olunması da büyük önem arz eder. Solunum sistemi rahatsızlıkları birbirine bulaş yapma özelliğine sahiptir. Bundan dolayı boğazda ya da gırtlakta herhangi bir enfeksiyonun akciğere yerleşmesi olasılıklar dahilindedir. Bunu engellemek için de tedavinin ertelenmeden olunması gerekir.

Gün boyunca yapılan fiziksel aktiviteleri söyleyerek bunların sağlığa olan katkılarını sıralayınız.

Gün boyunca yapılan fiziksel aktiviteleri söyleyerek bunların sağlığa olan katkılarını sıralayınız.

 

Fiziksel aktiviteyi düzenli olarak yapmak, genel sağlık ve zindeliği geliştirmeye yardımcı olur ve birçok kronik hastalığın riskini azaltır.

  1. SAĞLIK: Dünya Sağlık Derneği, “Sağlık, tam bir fiziksel, zihinsel ve sosyal refah halidir ve yalnızca hastalık ya da sakatlığın olmaması değildir” olarak tanımlar.
  2. SAĞLIKLA İLGİLİ UYUMLULUK: Amerikan Spor Hekimliği Akademisi, sağlıkla ilgili uygunluğu, halihazırda sahip olduğu veya çalıştığı nitelikler olarak tanımlar. Bu, fiziksel aktivite aracılığıyla gelişir ve günlük işlevin performansında, yorgunluk ve yorgunluk olmadan yardımcı olur.
  3. KRONİK HASTALIKLAR: Günlük yaşamı etkileyen, yaşam süresini ve ömrünü azaltan bir durumdur. Bazı örnekler kanser, kalp hastalığı, diyabet ve Alzheimer hastalığını içerir.

 

   Fiziksel Aktivitenin Faydaları

  • Kardiyovasküler hastalık, tip II diyabet, bazı kanserler ve diğer kronik sağlık koşulları için azaltılmış risk
  • Kilo kontrolüne yardım
  • Kemikleri ve kasları güçlendirir
  • Ruh sağlığını, ruh halini ve enerji seviyesini artırır
  • Daha kaliteli yaşam

Aerobik fiziksel aktivite, kalbinizin normalden daha hızlı atmasını sağlar. Zamanla, düzenli aerobik aktivite yaparak kalbinizi ve akciğerinizi güçlendirebilirsiniz. Kas güçlendirici aktiviteler, kaslarınızın gücünü, gücünü ve dayanıklılığını artırır. Şınav ve mekik çekmek, ağırlık kaldırmak, merdiven çıkmak ve bahçede kazı yapmak kas güçlendirici aktivitelere örnektir. Kemik güçlendirici aktivitelerle, ayaklarınız, bacaklarınız veya kollarınız vücudunuzun ağırlığını destekler ve kaslarınız kemiklerinizi zorlar. Bu kemiklerinizin güçlü olmasına yardımcı olur. Koşma, yürüme, ip atlama ve ağırlık kaldırma, kemik güçlendirici faaliyetlerin örnekleridir.

Ütü yapmak, cam silmek, ev süpürmek, otomobil yıkamak, bahçe işleri yapmak fiziksel aktivite olabilir mi?

Ütü yapmak, cam silmek, ev süpürmek, otomobil yıkamak, bahçe işleri yapmak fiziksel aktivite olabilir mi? Tartışınız.

 

Fiziksel aktivite, vücudun enerji harcaması gerektiren herhangi bir hareketi olarak tanımlanabilir. Bu, gün boyunca otururken veya otururken yaptığımız her hareketi içerir. Örneğin, sınıfa yürümek, merdiven çıkmak, çimleri biçmek ve hatta evinizi temizlemek bile fiziksel aktivite olarak kabul edilebilir. Egzersiz bir tür fiziksel aktivitedir ancak her fiziksel aktivite egzersiz değildir. Egzersiz, fiziksel zindeliği geliştirmek veya sürdürmek amacıyla planlı, yapılandırılmış ve tekrarlayan bir aktivitedir.

 

Dört ana fiziksel aktivite türü vardır bunlar aerobik, kas güçlendirici, kemik güçlendirici ve esneklik için yapılan aktivitelerdir. Aerobik aktivite, kalbinize ve akciğerlerinize en çok fayda sağlayan tiptir. Aerobik aktivite kollarınız ve bacaklarınızdaki gibi büyük kaslarınızı hareket ettirir. Koşu, yüzme, yürüyüş, bisiklet, dans ve atlama krikoları aerobik aktivitenin örnekleridir. Aerobik aktivite de dayanıklılık aktivitesi olarak adlandırılır.  Bu yüzden kas gruplarının herhangi bir hareket ile çalışması fiziksel aktiviteye örnek olarak gösterilebilir. Bu yüzden evde gündelik olarak yapılan aktiviteler (ütü yapmak, cam silmek, ev süpürmek, otomobil yıkamak, bahçe işleri yapmak) fiziksel aktiviteye örnek verilebilir. Sadece fiziksel aktiviteye belli bir düzen içerisinde olmalı. Bu yüzden evde yapılan aktivitelerde düzenli her gün yapılmalı.

Menstrual dönemde dikkat edilmesi gereken hijyen kurallarını anlatınız.

Menstrual dönemde dikkat edilmesi gereken hijyen kurallarını anlatınız.

 

Menstrual dönem sağlıklı olan kadın ve genç kızlarda ergenlik ile meydana gelen 26 ila 30 gün de bir olan kanamadır. Menstrual döngü halk arasında ‘’adet’’ olarak adlandırılır.  Adet döneminde bayanların ve genç kızların dikkat etmesi gereken hijyen kuralları:

  1. Pedlerinizi ve tamponlarınızı düzenli olarak değiştirin

 

Menstrual dönemde hijyenik ped ve tamponları tercih edilir. Ancak, bunları bir kez yerine koyup unutursanız, sağlığınız için iyi olmayacaktır. Pedler ve tamponlar düzenli olarak değiştirilmelidir. Uzmanlar pedleri adet kanamasının çokluğuna göre her saat başı azsa dört saatte bir aralıklar ile değiştirmeyi tavsiye ediyorlar, çok uzun süre kalması birçok hastalığa sebebiyet verecektir. Adet kanı birçok organizmayı çekebilir ve bu enfeksiyonlara, döküntülere ve tahrişe ve bakteriyel enfeksiyonlara neden olabilir. Pedlerinizi düzenli olarak değiştirmek, bu tür enfeksiyonları önleyebilir.

 

 

  1. Doğru şekilde taharet almak

Çoğu insan tuvalette taharet alırken yanlış alır.  Doğru olan vajinadan anüse şeklinde temizleme yönüdür. Çünkü anüsten gelen bakteri ve mikroorganizmaların vajinaya bulaşma riski kalmaz.

 

 

  1. Duş almak

Menstrual dönemde bayanların hormonları daha karmaşık şekilde çalışır bu nedenle daha fazla terleme meydana gelir. Vücut ısısının daha yüksek olduğu bu zaman dilimlerinde kullanılan ped ve tamponlarında koku yapma enfeksiyon oluşturma riski fazladır. Bu nedenle bu dönemlerde gündelik kısa duşlar almak hem hijyenik hem de psikolojik olarak sizi rahatlatacaktır.

Erken ergenlik ve tam ergenlik dönemlerinin farklarını söyleyiniz.

Erken ergenlik ve tam ergenlik dönemlerinin farklarını söyleyiniz.

 

Normal bir ergenlik dönemi kızlar için 10 ile 16 yaşları arasında meydana gelirken erkeklerde 12 ile 18 yaşlarında cinsel kimlik oluşmaya başlıyor ve ergenlik dönemine giriliyor. Erken ergenlikte ise bu yaş aralığı alt sınırdan daha aşağı çekmekte.  Daha küçük yaşlarda meydana gelen cinsel kimliğin oluşmaya başlaması kişi için oldukça farklı fiziki ve psikolojik ruh dengelerinin ortaya çıkmasına neden oluyor. Erken ergenlik dönemine meydana gelen kızlarda meme büyümesi erkeklerde kıllanmaların görülmesi küçük yaşlarda meydana geliyor. Bu da erken ergenliğe giren kişilerin hormonal sıkıntılarının olduğunu ve hormonları kontrol eden hipofiz bezinin çalışmasını hızlandıracak fonksiyonların meydana geldiği görülüyor.

 

Ruhsal olarak yaşıtlarına oranla daha erken gelişme gösteriyorlar ve erken girilen ergenlikten dolayı çevrelerinden utanma meydana geliyor. Erken ergenliğin ergenlik döneminde depresyon ve antisosyal davranışa karşı savunmasız hale getiren sayısız psikososyal etki ile ilişkili olduğu iyi bilinmektedir. Daha az bilinen, bu etkilerin zaman içinde ve yetişkinliğe nasıl yayıldığıdır. Araştırmalara göre erken ergenliğe giren bireylerde agresif olma ilgiye meraklı olma ve madde kullanımı gibi kötü alışkanlıklara meyilli olma gibi sorunlar teşkil etmekte. Erken ergenliğe girme bir rahatsızlık olup çocuğun ergenliğe gireceği anlaşıldığında doktordan hormon tedavisi istenebilmekte. Böylece erken ergenlik ertelenebilmekte. Yaşıtlarına göre fiziki ve psikolojik olarak daha erken hayata atılan kişilerin daha olgun olmakla birlikte daha stresli olduğu görülmekte. Boy kısalığı ve fiziğin tam gelişememesi gibi olumsuz etkilerde görülebilmektedir.

KKKA hastalığına karşı alınması gereken önlemleri sıralayınız.

KKKA hastalığına karşı alınması gereken önlemleri sıralayınız.

 

KKKA hastalığı bulaşıcı bir hastalıktır. Açılımı Kırım Kongo Kanamalı Ateşidir.  Kene ve türevlerinde kaynaklanan viral bir enfeksiyondur. Bu hastalığa yakalananların ölüm oranı oldukça fazladır. Ateşe ve vücudun farklı yerlerinde kanamaya neden olur. Kene ısırması ile meydana gelen bir hastalık çeşididir.

 

KKKA hastalığının bulaşma yolları değişiklik gösterebilmekte bunlar:

  • Hastalığa enfekte olmuş kenenin tutulması
  • Aynı şekilde enfekte olan kenelerin yani hastalığı taşıyan kenelerin çıplak el ile ezilmesi.
  • Hasta hayvanlarına temas etme kanlarına veya vücut sıvılarına dokunma.
  • Hasta hayvanların doku senkresyonu ile bu hastalığı bulaştırma riski vardır.

 

Yüksek ateş, baş ağrısı, vücutta aşırı yorgunluk, kanama gibi belirtileri vardır.

Bu hastalıktan korunmak için aşı ve ilaç henüz yok bu yüzden doğal yollar ile kişinin kendisini koruması gerekmektedir. Kene olan yerler hakkında bilgi edinmeli ve bu alanlara gidilmemeli evde bulunan evcil hayvanların temizliği yapılmalı üstleri kontrol edilmeli.

Çalılık alanlarda bulunmamaya dikkat edilmeli bu tür alanlarda kene olma riski vardır ve KKKA hastalığı keneler aracılığı ile bulaşır. Eğer çalılık alanlara gidiliyorsa o zaman çizme giymek ve uzun veya vücutta açık yer kalmayacak şekilde güvenlik sağlanmalı. Hayvan barınakları, doğal alanlar, ormanlar, orman kenarları ve tarım arazileri gibi yerlerden mümkünce kaçınılması gerekiyor.