Avrupalılar, Eski Yunanlıların eserlerini bin yıldan fazla bir süre ellerinde tuttukları hâlde Rönesans’ı neden çok daha önce başlatamadılar?

Avrupalılar, Eski Yunanlıların eserlerini bin yıldan fazla bir süre ellerinde tuttukları hâlde Rönesans’ı neden çok daha önce başlatamadılar? Araştırıp ulaştığınız sonuçları sınıfta paylaşınız.

 

Avrupa, yapısı bakımından toplum ilişkilerinde soğuk ve kat î kuraları barındırmış, orta çağ sonlarına kadar böyle sürmüştür. Dini inançlar ve sosyal yaşantılarda ki değişim ve gelişmeleri hemen kabul etmemiştir. Yeniliklere kapısını kapatmış olan Avrupa, her yeni gelişmeye, bilim yahut herhangi birisini örnek gösterebiliriz ön yargıyla yaklaşmıştır. Eski yunan eserlerinin ortaya çıkmış olması da onlar için uzun süren yıllar boyu dikkate değer görülmemiştir. Sanat eseri niteliği taşıyan bu eserleri tatbik etmekte geç kaldıkları için Rönesans daha önce başlatamamışlardır. Özgür düşünce ortamının olmadığı skolastik düşünce sistemi yaygın olan Avrupa, felsefi açıdan yararlarına olacak kimi yaklaşımı da reddetmiştir. Sömürü düzeni ile hakimiyetini sürdürürken toplumda oluşan bu yara, fark edilmemiş olacak ki bu konuda atılan adımlar gecikmiştir.

İslam bir ilim dini ve onun vücuda getirdiği medeniyet, bir ilim medeniyetidir sözünden hareketle “İslamiyet ve bilim” ilişkisi hakkında neler söylenebilir?

İslam bir ilim dini ve onun vücuda getirdiği medeniyet, bir ilim medeniyetidir sözünden hareketle “İslamiyet ve bilim” ilişkisi hakkında neler söylenebilir?

 

İslamiyet Allah’ın ilk emri olan ‘Oku’ ayetiyle yayılmaya başlamıştır. İlk emri okumak olan bir dinin bilime verdiği önemi yadsınamaz bir gerçektir. İslamiyet ve bilim aynı doğrultuda olduğu gibi ayrı düşünülmesi de imkansızdır. İslam’ın yeryüzüne inmesiyle yapılan bilimsel çalışmalar ve gelişmeler bunun kanıtıdır. İslam bir ilim dini ve onun vücuda getirdiği medeniyet, bir ilim medeniyetidir. Şöyle ki kurulan İslam devletleri getirilen yeniliklerle bir çağ kapatmış yeni bir çağ açmışlardır. İnsan haklarının evrenselliği gibi bir kavram İslam sayesinde gelişmiş, kölelik ve kimi aşağılayıcı uygulamalar ortadan kaldırılmıştır.

 

İnsana insan olarak değer veren bir kültürü benimseyen İslam, medeniyetler kurmuş kendi ülküsünü geliştirmiştir. Bununla da kalmayıp ilmi çalışmaları tıkamamış her daim önünü açmıştır. Okumanın gerekliliği de ilimin öğrenilmesi hususuna verilen değerden gelir. Sanata, ekonomiye, siyasete, adalete ve yönetimsel çalışmalara yeni anlamlar ve farklı boyutlar kazandıran İslam, medeniyetin beşiği olarak anılacaktır. Hikmet olarak bakılan yaratılan her şey ilimin konusu olduğu ve bu konuda yapılacak çalışmalarla Allah’ın hikmetinin tezahürü olan tüm canlıların incelenmesi gerekli görülmüştür.

Abbasi halifesinin sadece Türklerin yaşadığı bir şehri kurmasının nedenleri neler olabilir?

Abbasi halifesinin sadece Türklerin yaşadığı bir şehri kurmasının nedenleri neler olabilir?

 

Bunun farklı bir çok sebebini ele alabiliriz. Ancak öncelikle Türklerin İslamiyet’i kabul etmesiyle birlikte onların savaşçı kimliğinden yararlanmak ve bunu yaparken de İslam devletinin güvenliğini korumak amacı ilk nedenlerden. Sonrasında bu şehirlerin kurulmasının Türklerin güvenini kazanmanın etkili olacağı düşüncesi ve İslam devletinin oralarda büyüyüp tüm dünyaya hükmedebileceği düşüncesi gelişmiştir. İslam’ın merkezi yapma çalışmaları ve dönemin şartlarına uyum sağlamak için o dönemde geliştirilen ordu şehirlerinin bir örneğinin teşkil etmesi amacı da bulunuyor.

Mevali politikasının Emevi Devleti’nin yıkılışına etkileri nelerdir?

Mevali politikasının Emevi Devleti’nin yıkılışına etkileri nelerdir?

 

Mevali politikası ve uygulanan siyaseti sonrasında iç çatışmaların ve kargaşaların yaşandığı bilinmelidir. Bu iç karışıklıklar ve sıkıntılar Emevi devletinin yıkılmasında etkili olmuştur. Arap olmayanın Araplar kadar değerli görülmediği bu politika ile devletin ayrıştırıcı bir tutum sergilemesi insanların bir biri ile olan bağlarını ayrıştırmış toplum bölünmüştür. Toplumun bölünmesi gibi büyük çapta bir sosyal neden her devletin yıkılışını etkileyebileceği gibi Emevi Devletinin de yıkılışını etkilemiştir. Sadece Arap olanın değerli görüldüğü ve diğer tüm milletlerin ayrıştırılması, İslam’ın arka plana alınıyor olmasıyla devletin doğrudan yıkılmasına etki etmiş bir nedendir mevali politikası.

İslam dininin sanatın gelişmesine etkileri neler olabilir?

İslam dininin, sanatın gelişmesine etkileri neler olabilir?

Sanatın gelişimi sürerken İslam dininin yayılmasıyla karşılaşmaları ve etkileşim olması, ortaya çıkan sanat eserlerinin mükemmelliği ile görülebilir. İslam dini, yapısının gereği sadeliği, tevazuu, ilahi aşkı konu edindiği için sanat eserlerine de bu yönlerde etki göstermiştir. Ney gibi sazların ortaya çıkmasında, hat sanatının çizgilerinin hizada olup belirli bir disiplini simgelemesinde İslam dininin sanatın üzerinde oluşturduğu etkilerden. Mimari alanda ki sanatsal çalışmalarında etkili olduğu İslam dini sayesinde kubbeli camilerin yapımı ve içlerine çizilen işlemeler göze hitap etmenin yanı sıra gönle de hitap eder hale gelmiştir. Edebi eserlerin oluşumunda ilahi aşkı konu edinen İslam şairleri sanat eserlerini ortaya koymuşlardır. Yine büyük mutasavvıfların yazdıkları İslami eserle edebiyata büyük oranda katkı sunmuştur.

Mevali siyasetinin İslamiyet’in yayılmasına etkileri neler olabilir?

Mevali siyasetinin İslamiyet’in yayılmasına etkileri neler olabilir?

Mevali siyaseti; Arap olmayan kişilerin Müslüman olduktan sonra Arap değerinde görülmemesi ile ortaya çıkmıştır. Halbuki Hz. Peygamber tüm sınıf farklılıklarını ortadan kaldırmış cahiliye dönemine geri dönememeleri için uyarılarda bulunmuştu. Veda hutbesinde Arap’ın Acem’e üstünlüğü yoktur derken milletler arasında ki farklı kültürlerin bir birine üstünlüğünün olmadığını belirtmiştir. Ancak üstünlüğün yalnızca takva ile olacağını unutan insanlar tekrar bu cahiliye fikrine dönüş yapmış yeni Müslüman olan her milleti (Arapların haricinde), alt sınıf olarak görmüş ve üstün gelme psikolojisiyle davranılmıştır.

 

Bu siyaset sonucunda İslamiyet’in yayılması durmuştur. Toplumda sınıf farklılıkları ortaya çıkarken birlik ve beraberliğin bozulduğu görülmüş iç karışıklıklar çıkmaya başlamıştır. Ayrışmanın ve çatışmanın şiddetlendiği bu dönemde siyasi istikrarsızlık baş göstermiştir. Sonraları mevali siyaseti uygulanmasa da derinleşen ayrışmalar devam etmiştir. İslamiyet bu ayrışmalar sonucu yayılmasını yavaşlatmıştır.

Dört Halife Devri’nin sona ermesiyle İslam toplumunda yaşanan sorunlar neler olabilir?

Dört Halife Devri’nin sona ermesiyle İslam toplumunda yaşanan sorunlar neler olabilir?

Hz. Muhammed ve dört halife döneminde yaşanan siyasi gelişmeler ve fetihler İslam devletinin topraklarını genişletmiş ve Müslümanların sayısını çoğaltmıştır. Ancak Hz. Ali’nin vefatıyla bu büyüme durmuştur. Devletin bir anda başsız kalıyor olması ve dört halife devrinin bu şekilde sonlanıyor olmasıyla İslam toplumunda bir çok sorun meydana gelmiştir.

 

Farklı düşünen siyasi gruplar arasında yaşanan çatışmalar Müslümanların parçalanmasına ve ayrışmasını yol açmıştır. Yaşanan iç karışıklıklar dinden dönme gibi sorunları da beraberinde getirmiş bir çok insan dinden çıkmıştır. Yine bunun sonucu olarak İslami değerler aşağılanıp hor görülmüş ve toplumsal sınıf farklılıkları ortaya çıkmıştır. Büyük bir parçalanma ve bölünme yaşayan İslam toplumu dört halife döneminde ki istikrarı arar olmuştur.

Hz Ali’nin, İslam Devleti’nin merkezini Medine’den Kûfe’ye taşımasının nedenleri nelerdir?

Hz Ali’nin, İslam Devleti’nin merkezini Medine’den Kûfe’ye taşımasının nedenleri nelerdir?

İslam Devleti’nin Hz. Muhammed ile başlayan tarihi yıllarca farklı merkezlere kaymış, fethedilen yerlerin stratejik konumuna göre en önemli ve güvenli bölgeler seçilmiştir. Hz Muhammed zamanında ve üç halife zamanında yapılan fethiler ve siyasi gelişmeler Medine’nin merkezi olarak kullanılması gerekliliğini göstermiştir. Alınan kararlarda bu yönde olup bu dönemler de İslam devletinin merkezi Medine olmuştur.

 

Hz. Ali döneminde ise bu merkez fethedilen yerlerin stratejik açıdan yönetimi, bölgenin ticari ve kültürel alanda gelişme seviyesinde olması ve güvenlik açısından Hz. Ali için daha elverişli olması nedeniyle Kûfe yeni merkez olarak seçilmiştir. Hz. Ali nin kendisini savunanların daha çoğunlukta olması bu bölge için daha güvenilir olabileceği düşünülmüştür.

Dört Halife Döneminde siyasi alanlarda hangi gelişmeler yaşanmıştır?

Dört Halife Dönemi’nde siyasi alanlarda hangi gelişmeler yaşanmıştır?

İslam dini yayıldığı ilk zamanlardan itibaren dünyaya adaleti hakim kılmak ve yaşam şartlarını iyileştirmek için siyasi, ekonomik, askeri ve insan hakları alanlarında iyileştirmeler yapmıştır. Bu şartların iyileştirilmesi bir anda olmayacağı gibi tek bir halife dönemine sığmayacak kadarda çok zaman almıştır.

 

Hz. Ebubekir döneminde; yalancı peygamberler ortaya çıkmış ve bunlarla yapılan savaşlarda bir çok hafız şehit düşmüştür. Bu sebeple konuyu ele aldığımızda askeri gücün arttırılması ve teşkilatlanmanın tam sağlanması gerekli görüldüğünden bu değişimler yapılmıştır. Ayrıca Kuran hafızların şehit düşmesi nedeniyle kitap haline getirilmiştir.

 

Hz. Ömer döneminde; fetihler hızlanmış Anadolu topraklarına kadar ilerleyiş sürmüştür. Ekonomik anlamda gelişmeleri sağlamak adına divan örgütlerinin oluşumu sağlanmıştır. Süreklilik arz etmesi bakımındansa askeri ordular yeni fethedilen yerlere yerleştirilmiştir.

 

Hz. Osman döneminde; daha çok denize kıyısı olan bölgeler fethedilerek donanmaların kurulmaları sağlanmıştır. Yine bu dönem de Kuran’ın çoğaltılması ve Müslüman devletlere gönderilmesi gerçekleştirilmiştir.

Hz. Ali döneminde; iç çatışmalar olmuş Cemel savaşı ve Sıffin savaşı gerçekleşmiştir. Müslümanların çıkan hakem olayları ile farklı siyasi gruplara ayrılması da bu dönemde gerçekleşmiştir.

İslamiyet’in kısa sürede geniş alanlara yayılmasının nedenleri nelerdir?

İslamiyet’in kısa sürede geniş alanlara yayılmasının nedenleri nelerdir?

İslamiyet yeryüzüne inen en son semavi din olma özelliği ile kendisinden sonra başka bir dinin olmayacağını bizlere aktarmıştır. İslamiyet in doğduğu ilk yıllardan şimdiye kadar bu kabulleniş başka inanışlara çok fırsat tanımamış tüm insanlığın belirli semavi bir dini kabullenişi sürmüştür. İslamiyet, insanları insan olduğu için değerli görmesiyle, kişi temel hak ve özgürlükleri önemsemesi ile, gerçeği açık bir dille aktarması ile dünya toplumları tarafından çokta zorluk çekmeden kısa sürede yayılmıştır. Ayrıca adil düzenin tesisini emretmesi ve adaletli yönetim anlayışının benimsenmesi dünyada ki zulüm ve baskılara karşı bir tavır sergilemesi de bu nedenler arasında yer alır. Dönemin ağır şartları köleliği uygun görmesi ve ekonomik buhranlarının sonunun gelmemesi de yine İslam’ın hızlı yayılmasının önünü açmıştır.

 

Hz. Peygamber vefat etmeden önce sahabeye veda hutbesinde vasiyetlerinden biri olarak kimsenin Medine de kalmamasını istemesi ve İslam’ı yayma amaçlı hizmetlerde bulunmasını istemesi de etkili olmuştur. 120 bin sahabeden sadece 20 bini Medine’de kalmış, geriye kalan 100 bin sahabe dünyanın çeşitli ülkelerine, İslam’ın güzelliklerini anlatmak ve yaymak için yayılmıştır. Bu gayretin de İslam’ın yayılmasında etkili olması bilinmelidir.