En büyük zenginlik kanaattir sözünden ne anlıyorsunuz? Açıklayınız.

“En büyük zenginlik kanaattir.” sözünden ne anlıyorsunuz? Açıklayınız.

Zengin olmak her insanın hayali ve belki de ulaşmak istediği en önemli hayali olabilir. Zenginlik her ne kadar parayla ölçülüyor olsa da zenginlik kavramının içerisinde kişinin değer verdiği ve önemsediği her şeyi koymamız mümkündür.

İnsan neye sahip olduğunda ya da hangi durumlarda kendini zengin hissediyorsa o durumun içindeyken zengindir. Kimileri için zenginlik sadece parayı ifade ederken, kimileri için sağlığı ifade etmektedir. Bazı insanlar ailesiyle mutlu olurken ve kendini zengin hissederken bazı insanlarda yalnızlığını zenginlik kabul eder.

Ama en büyük zenginlik kanaattir. İnsanın kendi elindekilerle mutlu olmayı ve yetinmeyi öğrendiği zaman diliminde dünyada tökezlenebilecek başka bir meselenin kalmadığını fark ettiği noktaya geldiği görülür.

 

İnsan nasıl iki bacağı varken üçüncü bir bacağı istemiyorsa o iki bacağın varlığına şükür ve teşekkür etmeyi bilmelidir.

Kanaat etmek kişinin elinde var olan imkânlar ve özelliklerle yetinmesi anlamına gelir.

Zenginlik denildiğinde maddi kavramların daha fazla ön planda olması tüketim toplumunun bizlere katmış olduğu kötü özelliklerden biridir.

Zenginliği tüketilecek bir şey olarak algılamak belki de bireyin en büyük fakirliğidir.

Zenginlik algımızı değerlendirmek için şu soruyu sorabiliriz kendimize:

50 tane pantolonum olduğu için mi mutluyum yoksa annem hala hayatta olduğu için mi?

Soruya zihinlerimizde cevap verdiğinizde zenginliğin ne olduğunu tekrar düşünmenizi öneririm.

Sağ elin verdiğini sol el bilmemeli sözünden ne anladığınızı ifade ediniz.

“Sağ elin verdiğini sol el bilmemeli.” sözünden ne anladığınızı ifade ediniz.

İyilik yapmakla alakalı olarak söylenen bu atasözünde aslında anlatılmak istenen iyiliklerin gizli olarak yapılması ve bunun dile getirilmemesi gerektiğidir.

İyilik nedir? Bu soruyu sorup cevabının üzerinden atasözünü daha iyi anlayabiliriz.

İyilik ihtiyacı olan insana maddi ya da manevi olarak destek olmak, yanında olmaktır. İyilik birileri bilsin diye ya da birilerine ispat amaçlı yapılmaz. İnsan içinden geleni yaptığında, bir insana sadece ihtiyacı olduğu için yardım ettiğinde, bir kediyi sevdiğinde, bir ağaca sarıldığında örneğin; komşusu açken tok yatmadığın da iyi bir insan olur.

 

İnsan sadece bir başkasının mutluluğu için koşulsuz şartsız bir eylem gerçekleştirdiğinde onunla ekmeğini bölüştüğünde, onun derdini dinlediğinde, sağ elinden verdiğinde bunu sol eline duyurmadığında iyi kabul edilebilir. Ancak o zaman iyilik gerçek manada iyilik kabul edilebilir. İyilik eylemi ihtiyacı olan kişiyi rencide edilerek yapılamaz. Bu yüzden iyilik yaptığınızı imkânlar dâhilinde iyilik yaptığınız kişinin bile bilmemesi en makbul olanıdır.

Mizah anlayışının kişilere ve toplumlara göre değişmesinin nedeni ne olabilir?

Mizah anlayışının kişilere ve toplumlara göre değişmesinin nedeni ne olabilir? Tartışınız.

Kişiler ve toplumlar arasında farklılık gözetilmesinin başlıca sebebi kültürdür. Kültür farklılıkları toplumun her alanına yansır ve her alanında gözlemlenir. Kültürün oluşturmuş olduğu alt yapı ile birlikte toplumun mizah anlayışı ve hatta yas anlayışı bile şekillenir.

Buna en güzel örnek hepimizin bildiği Nasrettin hoca2dır.  Nasrettin hoca toplumlara mal olmuş mizahi bir karakterdir.  Hepimizin bildiği üzer Nasrettin hoca kıvrak zekâlı ve olayları komik bir anlatıma dönüştüren kabiliyette bir insandır. Peki, bununu mizah anlayışı ile ne alakası var diye soracaksınız.  Nasrettin hoca sadece bizim Nasrettin hocamız değil.

 

Bizde şekillenen Nasrettin hoca karakteri Anadolu’nun tipik tonton sevimli insanı olarak görülür. Çünkü bizim toplum yapımızda ve fiziki yapımızda toplu bir beden sevimli ve komik bulunur.  Ama aynı şekilde Hindistan halkını da güldüren Nasrettin hoca orada karşımıza ince uzun bir karakter olarak çıkmaktadır. Çünkü Hintliler genel olarak zayıf ve ince esmer yapılı insanlardır.

Yani kültür farklılığı mizahi öğenin görünüşüne bile müdahil olmuştur.

Bireylerin yaşadıkları toplum, yetiştikleri çevre aldıkları eğitim bile mizahi anlayışlarını yakından etkiler.

Hayatı boyunca otobüse binmemiş birine anlattığınız otobüs fıkraları komik gelmez çünkü insan sentezlemediği ve içinde bulunmadığı durumlar ile alakalı bağlar kuramaz. Mizahın ise bağ kurmakla yakından ilişkisi vardır. Herhangi bir öğenin mizahi sayılması içinde işte bu kıstaslara uygun olması gerekmektedir.

Bugün dünya büyük bir köydür, sözünden ne anlıyorsunuz?

Bugün dünya büyük bir köydür, sözünden ne anlıyorsunuz?

Köy mantığından hareketle bu soruya doğru cevaplar bulabileceğimizi düşünüyorum. İnsan bir köyde yaşarken çevre ile ilişkisi nasıldır? Pek tabi yakın. Çünkü herkes birebirini tanır ve herkes birbiri hakkında da bilgi sahibidir. Orası bir köydür ve ortak alanların kullanmış köylerde daha fazla mümkün olmaktadır.  Paylaşılan ortak değerler ve alanlar sayesinde insanlar birbirlerinin hayatları hakkında bilgi ve yaptırım gücüne de sahip olurlar.

Ayşe teyze arkadaşı Fatma teyzenin gelinine iş yapmadığı için kızabilir.

 

Bu size neyi hatırlattı?

Sosyal medya! İnternet ve küreselleşen dünya sayesinde artık dünyanı her noktası birbirine yakın ve birbiri ile ilişik durumda. Birine ulaşmak için bir kaç tuşa basmanız yeterli.  Günlerce aylarca seyahat etmeye gerek yok.  Ayrıca haritalar üzerinde var olan sınırlar da eskiden olduğu gibi zor bir şekilde aşılmıyor ulaşımın imkânların ve teknolojinin geldiği son nokta da dünyayı kocaman bir köy haline çeviriyor.

Buradan sonra beklenen gelişme ise ışınlanma. Sevdiklerimizin yanına anında fiziksel olarak ulaşabilmek. Mümkün müdür bilmiyorum ama çalışmalar oldukça sıkı bir şekilde devam ediyor.  Gerçi bakış açısını değiştirip baktığımızda yüzyıllar önce telefon da bir hayaldi değil mi? Ya da bil yerden bir yere binek hayvanları ile değil de havada kendi kendine giden bir uçak sayesinde saatler içinde ulaşmak?

İnsanlığın hayallerini gerçekleştirme konusundaki başarısı açık. Bakalım önümüzdeki zamanlarda dünya köyü kendini nereye taşıyacak?

Kağıt tüketimini azaltmak için neler yapılmalıdır?

Kâğıt tüketimini azaltmak için neler yapılmalıdır?

Kâğıt tüketimini azaltmanın önemli bir yolu kâğıdı bilinçli kullanmaktır. Kâğıdı bilinçli kullanmak ise onun üzerinde gereksiz karalama yapmamayı öğrenmek demektir. Kişi kâğıt tüketimini azaltmak için uygulayabileceği kendine has yöntemler bulabilir. Bu yöntemlerden bir tanesi kâğıt üzerine sayfa düzeni oluşturmaktır yani kâğıdı ortadan ikiye bir mürekkepli kalem yardımı ile çizilebilirsiniz. Kalem yardımıyla ortadan ikiye ayrılan kâğıtlarda kullanılabilecek alan artırılır sayfada kullanılacak boş yer miktarı artar. Kâğıt tüketimini azaltmanın güzel bir yolu ise yazının düzgün yazılmasıdır.

 

Düzenli yazılan yazılarda düzensiz yazılan yazılara göre daha az sayfa miktarı kullanılır. Daha az sayfa miktarı gerektiren bu işlem sayesinde kâğıt tüketimini azaltmış oluruz. Kâğıt tüketimi en ama en önemli noktası kullanılmış kâğıtları geri dönüşüme yollamaktır. Geri dönüşüme yollanmış kâğıtlar sayesinde kâğıtlarımızı yeniden kullanabilme imkânımız olacaktır. Bu imkân sayesinde hem bir kâğıdı birden çok daha fazla kere kullanır hem de ülke ekonomisine katkıda bulunmuş oluruz. Gelişmiş medeniyetlerin çoğunda, geri dönüşüm olmazsa olmaz denecek kadar önemli bir yer tutmaktadır. Geri dönüşümü hayatımızın en önemli olaylarından biri olarak görebiliriz. Geri dönüşüm sayesinde eskiyen veya kullanılmış kâğıtlarımızı yeniden kullanmaya başlayabiliriz. Geri dönüşüm sayesinde kâğıt tüketimini en aza indirmiş oluruz. Kullanılan kâğıtlar geri dönüşüme gider ve geri dönüştürülerek bizlere yeni kâğıtlar halinde sunulabilme imkânları olur.

Ayağını yorganına göre uzat atasözüyle insanlara verilmek istenen mesaj nedir?

“Ayağını yorganına göre uzat.” atasözüyle insanlara verilmek istenen mesaj nedir?

Ayağını yorganına göre uzat atasözü çok önemli bir atasözümüzdür. Ayağını yorganına göre uzatmak olayı şöyle açıklanabilir: kişi kendi evinde bulunan para miktarını bilerek ona göre harcamalıdır. Bunun temel nedeni kişi içinde olduğu ekonomik durumu algılayarak ona göre harcamalarını düzenlemesidir. Eğer kişi ayağını yorganına göre uzatmaz kendi elinde bulunan paradan daha fazla harcarsa, bu durum kötüye işarettir. Herkes kendi maddi durumuna göre alışveriş yapmak zorundadır. Eğer kendi maddi durumunuza göre alışveriş yaparsak ileride herhangi bir sıkıntı ile karşılaşmayız.

 

Gelir ve giderlerimizi ise ona göre ayarlarız. Ayağını yorganına göre uzat atasözü bir diğer deyişle de bizlere tasarruflu olmamız öneriyor. Peki, Tasarruf nedir? Bu sorunun cevabı gerekmeyenleri almadan kendi ihtiyaçlarını karşılayarak bilinçli bir tüketici olmaktır. Eğer, hepimiz bilinçli tüketici olursak bu ülke kalkınacak çok daha iyi yerlere gelecektir. Ayağımızı yorganımıza göre uzatırsak sorunlar oluşmadan ortadan kalkmış demektir. Ekonomik sorun yaşamayan insanlar daha mutlu hale gelebilirler. Kişi kendi harcama düzeyini bilerek ona göre alışveriş yaparsa bilinçli tüketici konumuna gelir. Bilinçli tüketici olmak ise oldukça önemli bir iştir. Aile veya kişi ekonomisi bilinçli tüketiciler sayesinde çok daha iyi yerlere gelir. Ekonomik özgürlüğü artan insanlarda, hobilerine veya diğer uğraşlarına kafa yorabilirler. Bu sebeple ayağınızı yorganınıza göre uzatın.

İnsanlara bilinçli tüketici alışkanlıkları kazandırmak ve onları tüketici hakları konusunda bilinçlendirmek amacıyla ilgili şiir

İnsanlara bilinçli tüketici alışkanlıkları kazandırmak ve onları tüketici hakları konusunda bilinçlendirmek amacıyla defterinize bir şiir yazınız.

 

Ne olur yapma, gereksizse alma

Kendini bil, bilinçli ol, idareli harca

Aldığın eşyalar artık senin

Hepsi senin eserin

 

Eğer bozuksa aldıkların, iade etmelisin

Yıprandıysa kazağın geri vermelisin

Sakın hakkını aramaktan korkma

Artık onlar senin

Alışverişe çıkmadan önce bir ihtiyaç listesi hazırlamanın yararları neler olabilir?

Alışverişe çıkmadan önce bir ihtiyaç listesi hazırlamanın yararları neler olabilir?

Alışverişe çıkmadan ihtiyaç listesi hazırlamak oldukça önemlidir. İhtiyaç listesi hazırlamanın bu kadar önemli olmasının nedeni ise, alışverişe gidildiği zaman ne alıp ne almayacağını bilmektir. Alışveriş esnasında unutulma ihtimali olan ama unutulmaması gereken şeyleri hatırlamak, gereksiz zaman kaybı yaşamadan alınacak önemli şeyleri seçmektir. Bu doğrultuda hareket edildiği zaman hem gerek olmayan şeyleri almadan gereksinimlerini karşılayabilir, hem de vakitten kazanarak gününüzün geri kalanını daha başka aktivitelerle doldurabilirsiniz.

 

Alışveriş listesi hazırlanırken kişinin veya kişinin yaşadığı evin ihtiyaçları çıkarılır. Bu ihtiyaçlar doğrultusunda mantıklı bir alışveriş yapabilme olanağı doğar. Alışveriş listesi hazırlarken kişi kendine ne gerekiyorsa onları bir kâğıda yazar ve unutmamak için yanına alır. Alışveriş listesi hazırlanması kişiye alışveriş esnasında büyük kolaylıklar sağlayacaktır. Alışveriş merkezinde daha az zaman harcanacak ve bütün ihtiyaçları giderilecektir.’’ Alışverişe Çıkmadan Önce Bir İhtiyaç Listesi Hazırlamanın Yararları Neler Olabilir?’’ sorusunun cevabı ise, sorunsuz bir alışveriş yapmaktır. Herhangi bir sorunla karşılaşmadan kişi, listede yazılanları alır ve alışverişi bitirir. Alışveriş listesinin bir diğer önemi ise, gerek olmayan şeyleri almamaktır. Alışveriş merkezine gidildiğinde kişi kendine aslında gerekli olmayan birçok şeyi de satın almak isteyebilir. Bu satın alma isteği yüzünden, gerekenden fazla para harcanır ve kişinin elinde birçok gereksiz eşya veya yiyecek, içecek kalır.

İnsanlar alışverişleri sırasında alacakları ürünlerle ilgili olarak nelere dikkat ederler?

İnsanlar alışverişleri sırasında alacakları ürünlerle ilgili olarak nelere dikkat ederler?

İnsanlar eğer yiyecek veya içecek bir ürün alacaklar sağ alışverişlerinde ürünlerin son kullanma tarihine dikkat ederler. ‘’İnsanlar alışveriş yaparken nelere dikkat eder?’’ sorusunun en iyi cevabı ürünün kaliteli olup olmamasıdır ürün kalitesi alışverişin en önemli faktörlerinden bir tanesidir. Eğer kendilerine giyecek alıyorlarsa kumaşın kalitesini ve bedenine dikkat ederler. Aynı zamanda insanlar bir şeyi satın almadan önce, onun kendi bedenlerine zarar vermeyeceğinden de emin olurlar. İçerisinde zararlı kimyasal olan yiyeceklerden uzak durmalarının sebebi ise budur.

 

İnsanlar kılık kıyafet alacakları zamanlarda ise alacakları eşyanın, üretim koşullarının nasıl olduğuna bakarlar. Kılık kıyafetin kendi boy, kilo ölçülerine uygun olup olmadığını da kontrol ederler. Ev eşyası tablo ve benzeri eşyaları alırken ise insanlar evlerine en uygun olan tablo veya ev eşyası seçerler. Bunun sebebi evlerine en uygun ve en güzel olanı bulabilmekti. Ev eşyası alırken dikkat ettikleri bir diğer husus ise evlerinin gereksinimi karşılamaktır. Örneğin, evin bir odasının ışığı bozulmaya başlamışsa evlerine ampul alırlar. İnsanlar alışveriş yaparken alacakları ürünün fiyatına da dikkat ederler. Fiyatı pahalı olmayan bütçe dostu ürünleri seçmeye özen gösterirler. Bunun nedeni bir ürüne gerekenden daha fazla ödememek ve kendi ellerindeki parayı daha etkin kullanmak istemeleridir. Kendi ellerindeki paraya uygun ürünler seçerek alışveriş yaparlar.

Şiirin dili herkesçe anlaşılır olmalı mıdır?

Şiirin dili herkesçe anlaşılır olmalı mıdır? Tartışınız.

Herkes aynı dili konuşmuyor ki herkesçe anlaşılan bir şiir dili kullanılsın. Kullandığı lehçe, anadil, yabancı dil olarak demiyorum. Her insan anlaşılabildiği müddetçe aynı dili kullanıyor demektir. Bir de aynı dili konuşmuyoruz toplumda. Kimi kaba, kimi nazik, kimi argo konuşuyor. Böyle farklı bir çok dilin kullanıldığı zaman da anlaşılır olabilmek için bir dil kullanmak zor değil imkansız. Herkese her kesime ayrı bir dille şiir yazıyor olmalı ki kendini anlaşılabilir kılsın. Peki yazdı diyelim bu kadar şiir arasında şairin yeri ne olacak? Herkes anlaşılır bir şiir okumak ister evet ama herkese hitap edecek tek bir dil var kapalı şiir tarzını benimsemek. Bu lezzete talipsen biraz bilgi birikim sahibi olmalısın ki okuduğun şiiri anlamalısın. Öyle oturduğun yerden ben bu şiiri anlamadım demekle olmuyor o işler. Emek harcamak gerekiyor. Senin harcaman gereken az bir emek yerine şairin yoğun bir çalışma yapmasını beklemek yüzsüzlük değil de nedir? Bilemedim.

 

Okuduğumuz da ruhumuzu yansıtan o en güzel şiirleri düşünelim. Bizleri bizden alan.. Günler geçerken değişen zaman insanların rahatlığına hizmet eden bir çok fonksiyon geliştiriyor. Rahata alışan insanlar elbette rahat anlayabilecekleri şiirler isteyecektir. Alışmak, bazen değerlere açılan savaşları görmüyor olmak, bu amaca hizmet etmeye kadar gidiyor olmak demektir. Alıştığımız rahatlıkla bir çok değere savaş açtık bu doğru. Ama düşünelim bizleri anlamamız gereken şiirler, bize kendini zorla mı anlatacak?