Yaşadığınız yer hangi deprem bölgesinde yer almaktadır?

Dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de tektonik depremlerin meydana gelmesine sebep olan durum levha hareketleridir.  Türkiye, Avrasya, Afrika ve Arabistan levhaları arasında yer almaktadır. Anadolu levhası olarak; Arabistan levhası yıllık 23 milimetre ve Afrika levhası yıllık 18 milimetre hızla kuzeydoğu yönünde hareket sağlayarak Anadolu levhasının sıkışmasına sebep olmaktadır. Masif arazilerin yaygın olarak bulunduğu Avrasya levhası ile Arabistan levhası arasında sıkışmakta olan ve bu levhalara göre daha genç oluşumlu olan Anadolu levhası bu levhaların sınırlarını oluşturan fay hatları boyunca batıya doğru hareket etmektedir.

 

Ülkemizde ana fay hatları Kuzey Anadolu, Doğu Anadolu ve Batı Anadolu fay hatları olup bu fay hatları boyunca meydana gelen hareketlenmelerin sonucunda depremler meydana gelmektedir. Türkiye’de yer alan bu üç ana fay hattı ve bu fay hatlarının geçtiği yerlerin yakın çevreleri 1. Ve 2. Dereceden deprem kuşağı içerişinde yer almakta olup bu durum Türkiye’nin yüz ölçümünün %66sını kaplamaktadır. Türkiye’de fay hatları üzerinde hafif ve orta şiddetli depremler meydana gelmekte olup ancak her beş ila on beş yılda bir şiddeti yedi ve üzerinde olan depremler ile karşılaşılabilmektedir. Türkiye nüfusunun %77’si bu fay hatları üzerinde ya da çevresinde yaşamakta olup oluşan depremlerden de etkilenmektedirler. Depremler çöküntü depremler, volkanik depremler ve tektonik depremler olmak üzere oluşumlarına göre değişiklik göstermektedirler.

Volkanlar, insanlar için zaman zaman tehlike arz etmektedir. Buna rağmen volkanların fazla olduğu yerlerde (Japonya, Endonezya, Orta Amerika vb.) genel itibarıyla nüfus yoğundur. Böyle bir durumun ortaya çıkmasına neden olan faktörleri aşağıya yazınız.

Volkanlar, insanlar için zaman zaman tehlike arz etmektedir. Buna rağmen volkanların fazla olduğu yerlerde (Japonya, Endonezya, Orta Amerika vb.) genel itibarıyla nüfus yoğundur. Böyle bir durumun ortaya çıkmasına neden olan faktörleri aşağıya yazınız.

Yüzey volkanizması magmanın yeryüzüne ulaşması ile meydana gelmektedir. Bu esnada yüzeye sıvı, katı ve gaz halinde maddeler çıkmaktadır. Yüzey volkanizması sonucu bazı yeryüzü şekilleri meydana gelmektedir. Kaldera, krater, Maar ve Volkan Konileri bu yeryüzü şekillerine örnek olarak gösterilebilirler. Volkan patlamaları oldukça sıcak lavlar meydana getirmekte olup insanlar için tehlikeli boyutlara ulaşabilmektedir. Ancak dünya üzerinde volkanların yer aldığı ve oldukça fazla olduğu ülkeler mevcut olup genel olarak bu ülkelerde nüfus yoğunlukları gözlenmektedir.

Volkanların fazla olduğu bölgelerde nüfus yoğunluğunun fazla olması birkaç temel sebebe dayanmaktadır. Bunlardan ilki volkanik toprakların minareli bakımından oldukça zengin olması sebebi ile tarım için oldukça elverişli alanlara sahiptir. Bu sebeple çalışma alanları ve yiyecek olarak oldukça zengin bir çerçeve sunmaktadır. Öte yandan volkanik alanlar içerisinde yer altı madenleri bakımından oldukça zengin olması sebebi ile bu ülkeler oldukça büyük zenginliklere sahip olmakta ve yer altı kaynaklarını kullanabilmektedirler. Turizm açısından da volkan alanlarında farklı yeryüzü şekillerinin oluşması oldukça dikkat çekici olmalarını sağlayarak halkın kazanç sağlamalarına yardımcı olmaktadır. son olarak ise sıcak su kaynaklarına sahip olmaları bu bölgelerdeki nüfus yoğunluğunun fazla olmasını açıklamaktadır.

UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Göreme Millî Parkı’nda daha çok hangi yeryüzü şekilleri bulunmaktadır? Bu yeryüzü şekillerinin oluşum süreçlerini kısaca açıklayınız

Göreme Milli Parkı içerisinde bulunan doğal güzellikler zaman içerisinde doğal etkenlerin gerçekleştirmiş olduğu aşındırma faaliyetleri ile ortaya çıkmıştır. İlk başlarda bu yörede bulunan platonun lavlar aracılığıyla tüf tabakası meydana gelmiştir. Tüfün yanında tüffit, ignimbirit tüf, lahar, volkan külü, kil, kumtaşı, marn aglomera ve bazalt gibi kayaçlar da bu plato içerisinde yer almıştır. Bu kayaçlar zaman içerisinde bulunan volkanların patlamaları ile beraber ortaya çıkan kayaçlar olarak da bilinmektedir. Bazıları dirençsiz olmalarından dolayı zaman içerisinde de ayrışma yaşayacaklardır.

 

Göreme Milli Parkı’nda meydana gelen peribacalarının volkanik jeolojik kayaçlardan dolayı ortaya çıktığı söylenebilir. Bu yörede biriken söz konusu kayaçlar gerek su gerekse de rüzgarın etkisi ile çok uzun bir zaman diliminde şu anki halini almıştır. Zayıf ve drenajı düşük olan kayaçlar dış etkenlerle beraber bölgeden taşınarak daha güçlü olan materyaller bölgede kalıcı hale gelmiştir. Aşınmaktan uzak olan bu kayaçların peribacalarını oluşturduğu da görülebilmektedir. Rüzgar ve sel ile aşınan söz konusu kayaçlar sonrasında da üst noktalarında şapka biçiminde var olan baca şekilleri ortaya çıkmıştır. Avanos, Uçhisar ve Ürgüp bölgesinde var olan Göreme Milli Parkı içerisinde oluşan peribacalarını görebilme durumu da söz konusu olabilmektedir.

Türkiye ve Çevresindeki Levha Hareketlerine Bağlı Olarak Ortaya Çıkan Sonuçları Araştırınız

Levhalar birbirleri ile yakınlaşıp uzaklaşabilirler. Bunun sebebi ise dünyanın çekirdek kısmı içerisinde yüksek ısı bulunmasıdır. Bu yüksek ısı sebebi ile mantoda oluşan magma akımlarının etkileri ile hareket etmektedirler. Levhalar manto üzerinde yer almakta olup manto üzerinde yüzer durumdadırlar. Birbirine doğru yaklaşan levhalar bir süre sonrasında birbirleri ile çarpışırlar. İki levhanın birbirine çarpması sonucu oluşan yeryüzü şekilleri, levhaların türlerine göre değişiklik göstermektedir. Levhaların çarpışması durumu yanardağların ve depremlerin oluşmasına sebep olurlar. Yanardağ patlamalarının çoğu erimiş kayaların levhada bulunan çatlaklardan yararlanarak meydana gelmekte olup levha sınırında yer alırlar.

 

Türkiye üzerinde Afrika levhası yılda 5 milimetrelik hız ile kuzeye doğru hareket etmekte olup Arap levhası ise yılda 199 milimetrelik hızla kuzeye doğru hareket etmektedir. bu hareketlerin sonucunda ise Anadolu levhası Avrasya levhasına doğru bir sıkışmaya sebep olmaktadır. Bu levha hareketleri sonucunda ise Anadolu levhası 23 milimetre hızla batıya doğru hareket ederken bu hareketin sonucunda Ege bloğunda Rodos, Girit Adaları ile Mora Yarımadasının güneyini izlemekte olan Ege yayı üzerince Afrika levhası üzerine yıllık 35 milimetrelik bir hız ile binmektedir. Doğu bölgesinde ise Kars, Erzincan, Van, Hakkari arasında kalan Doğu Anadolu Bloğu boyunca Kuzeydoğu yönünde Kafkasya’ya doğru yılda 12 milimetrelik bir hızla ilerleme sağlamaktadır.

 Su Kaynaklarından Hangi Amaçlarla Yararlanılabileceğine Örnekler Veriniz

Su kaynakları da farklı farklı kullanımda olmaktadır. Buna bağlı olarak akarsu ya da göller farklı işlevleri ile insanların kullanım alanları içerisinde ortaya çıkabilmektedir.

Hidroelektrik Santrallerinde Kullanımı:

Hidroelektrik santrallerinde elektrik üretiminde suların debilerinden yararlanılır. Bir saniyede kaç metreküp suyun aktığına bağlı olarak elektrik enerjisi üretilmektedir. En büyük hidroelektrik santralleri Fırat, Dicle ve Kızılırmak üzerinde olması ile de bilinmektedir.

Tarım Alanlarını Sulama:

Nehir ve göller üretilecek olan tarım ürünlerinin yetiştirilmesinde de kullanılmaktadır. Tarım alanlarına yakın olan noktalarda bulunan su kaynakları bu işlevi bakımından da ideal konumda bulunmaktadır.

Balıkçılık:

Su kaynakları içerisinde bulunan canlılar besin maddeleri olarak kullanılmaktadır. En yaygın biçimde avlanmaları gerçekleştirilen canlı türleri ise tatlı su kaynaklarında yaşayan balıklar olarak görülmektedir.

Akarsu Taşımacılığı:

Herhangi bir akıntıyı barındırmayan su kaynakları içerisinde ulaşım yapılabilmektedir. Aynı zamanda Van Gölü’nde Tatvan’dan Van Merkez’e feribot ulaşımı da gerçekleştirilmektedir.

İçme ve Kullanma Suyu:

Su kaynakları insanların temizlik gibi gereksinimlerinde de kullanılan temel maddedir. Temiz su kaynakları bu faaliyetler içerisinde kullanıldığı gibi aynı zamanda da insanların temel tüketim maddeleri içerisinde de yer almaktadır. tatlı su kaynaklarından edinilecek olan suların tüketilmesinde de herhangi bir sorun bulunmamaktadır.

Spor Amaçlı Kullanım:

Yüksek debili akarsularda su sporları fazlasıyla yapılmaktadır. Örneğin Çoruh Nehri oldukça yüksek debili bir akarsu olduğundan rafting için elverişlidir.

 

Rüzgarların yeryüzünü şekillendirici etkileri iç bölgelerde neden daha fazladır?

Rüzgârlar, yeryüzünde aşındırma yapan dış kuvvetlerden bir tanesidir. Kurak ve yarı kurak bölgelerde yer şekillerini biçimlenmesine sebep olan en etkili kuvvetlerden bir tanesidir. Rüzgârın aşındırma etkisi oluşturup yeryüzü şekillerinde etkili olması kurak ve bitki örtüsü bakımından yoksun olan bölgelerde daha fazla rol oynamaktadır. Bunun sebebi ise kurak alanlarda toprak daha taneli olup rüzgârın etkisi ile kolaylıkla yerlerinden sökülebilir ve başka bir yere taşınmasına sebep olabilirler. Rüzgârın yeryüzü şekillerinde etkili olabilmesi için o bölgede bitki örtüsünün yok denecek kadar az olması ya da hiç olmaması, toprağın kuru olması ve zemin yapısının gevşek olması gerekmektedir. Bu sebeple rüzgârlar genellikle çöllerde daha etkinlerdir.

 

Rüzgârlar, ince tozları ve çakılları havalandırarak başka bir yere sürüklerler. Rüzgârların taşıdıkları maddeleri yerlere çarparak aşındırma oluşturur ve rüzgârların taşıma güçlerinin sona erdiği yerlerde taşıdıkları bu maddeleri biriktirirler. Rüzgâr aşındırması ile mantar kaya veya düz masa şekilleri oluştuğu gibi oyuklar da meydana gelebilmektedir. Ülkemizde rüzgarların yeryüzünü şekillendirici etkilerinin iç bölgelerde daha fazla olmasının sebebi tamamen iklimsel koşullar olmak ile birlikte karasal iklimin hâkim olduğu iç bölgelerde toprağın kuru olması ve bitki örtüsünün az olması rüzgarların kuvvetleri ile yüzeyin sökülmesine ve rüzgar ile başka yerlere taşınmasına sebep olmaktadır. Bunun yanı sıra rüzgârın taşıma gücünü yitirdiği yerlerde birikintiler meydana gelmektedir.

Levha tektoniğinin sonuçları nelerdir?

Yer kabuğunun her bir bölümünü meydana getiren kısımlara levha adı verilmektedir. Levhalar manto üzerinde bulunmakta olup yüzer durumda yer alırlar. Levhalar, dünyanın çekirdek kısmındaki yüksek ısı sebebi ile mantoda oluşan magma akımları etkisi ile hareket etmektedirler. Levhalar okyanusal ve kıtasal kabuktan oluşmuş olabilecekleri gibi her iki kabul türünden de meydana gelebilmektedirler. Levha sınırları deprem, volkanizma ve sıcak su kaynaklarının bir arada görüldüğü alanlardır. Levhaların oluşması süper kıtanın doğa olayları sonucu parçalanması ile birlikte meydana gelmiş olup levha tektoniğinin üç farklı sonucu mevcut olup bu sonuçların meydana getirdiği bazı durumlar söz konusudur.

 

İlk olarak levhaların yaklaşma hareketlerinin sonucunda dalma- batma olayı oluşur. Kıvrımlı sıradağlar ve dağlar meydana gelir. Volkanik adalar oluşur ve okyanus çukurları oluşur. İkinci olarak Levhaların uzaklaşma hareketleri sonucunda okyanuslar meydana gelir. Okyanus ortası sırtlarının oluşumu gözlemlenir. Volkanik ada oluşumu söz konusu olur. Volkanik sıradağlar oluşur. Volkanik olayların gerçekleşebilir ve bununla birlikte kabuk oluşumu gerçekleşir. Son olarak ise Levhaların yanal hareketleri sonucunda ise depremler meydana gelir. Levhalar sıralanacak olurlar ise büyük levhalara örnek olarak Avrasya levhası, Pasifik levhası, Avustralya levhası, Antartika levhası örnek verilebilir. Küçük levhalara ise Antiller, Filipinler, Hindistan ve Arabistan örnek olarak gösterilebilirler. Levha hareketlerinin etkileri sonucunda depremsellik, volkanlar ve volkanik alanlar, sıcak su kaynakları meydana gelmektedir.

Levha hareketlerinin sona ermesi hangi koşullara bağlıdır? Böyle bir durumda ortaya çıkacak sonuçlar nelerdir?

Dünyamız ilk oluşumu sırasında alev topu iken daha sonrasında yağışlar sebebi ile üst katmanları soğuyarak dış kabuğu meydana gelmiştir. Ancak içyapısı bazı katmanlardan meydana gelmektedir. Bu katmanların merkezinde ise çekirdek yer almakta olup bu çekirdek yüksek ısıya sahiptir. Manto kısmı erimiş kayaçlardan oluşmaktadır. Çekirdek içerisinde yer alan yüksek enerji yatay ve dikey magma akımlarına sebep olmaktadır. Bu akımlara konveksiyon akımları denir. Yer kabuğunu oluşturan her bir kısma levha adı verilmekte olup levhalar magma üzerinde yüzey durumda yer almaktadır.

 

Levha hareketlerinin sona ermesi başka bir levha sınırı veya levha kenarı ile meydana gelmekte olup levha hareketlerinin sona ermesi ile bazı doğal durumlar meydana gelmektedir. Bu durumlar depremler, volkanizmalar ve sıcak su kaynaklarının bir arada görüldüğü alanlardır. Levha hareketleri ve volkanizma akışkan olan magma sayesinde gerçekleşmekte olup iki levhanın ayrıldığı yerlerde yırtılma fayları oluşmaktadır. Bu alanlarda okyanus tabanına volkanik maddeler çıkar. Yaklaşan iki kıtasal levhanın bulunduğu yerlerde büyük kıvrım dağları oluşumu gözlemlenir. Toros dağları, Himalaya dağları ve Alp dağları bu duruma örnek olabilecek sıradağlardır. Kıtasal ve okyanusal levhaların çarfpıştıkları yerlerde ise okyanusal kabuk astenosfere dalarak dalma batma zonu oluşturmaktadır. Japonya ve Filipinler de bu duruma örnek olarak gösterilebilecek yerlerdir.

Lapya Gibi Karstik Şekillerin Yaygın Olduğu Arazilerde Yerleşmeler ile Nüfusun Az Olmasının Başlıca Nedenleri Nelerdir?

Kalkerli alanlar genel olarak ülkemizin güney kesimlerinde rastlanılmaktadır.  Akdeniz Bölgesi içerisinde oluşan oyuklar karstik arazi olarak kalker barındıran toprak yapısından dolayı da ortaya çıkmaktadır. Bu tip arazilerin genel olarak suya karşı dayanıksız olduğu görülebilmektedir. Aynı zamanda da toprak zemini düz bir halde değildir. Küçük küçük olan obruklar zaman içerisinde büyüyerek insan yaşantısını da büyük çapta engelleyen faktörler önemli ölçüde dikkat edilmesi gereken hususlar arasında da yer alabilecektir. Bu tip kalkerli araziler içerisinde görülen lapya adlı yeryüzü şekli de yerleşmelerin ve nüfusun az olmasını doğrudan etkilemektedir.

 

Lapyalar yağan yağmur ve kar sularının etkisiyle oluşur. Bu sular kısa bir zaman içerisinde zemindin pürüzlü bir hale gelmesine de neden olan temel etkenler olarak görülmektedir. Bu pürüzler zaman içerisinde büyüyerek birkaç santimden birkaç metre derinliğe kadar ilerleyebilmektedir. Dolayısıyla da bu alanın insan yaşamını desteklememesi durumu da söz konusu olarak görülebilmektedir.

Lapyalar karstik şekiller arasında yer almaktadır. Gitgide büyümeleri halinde çökme tehlikesini bile ortaya çıkarabilmektedirler. Bu yüzden de bu tip bir arazi yapısına sahip olan noktalarda insan yaşantısının sürdürülmesinin zor şartlar altında gerçekleşeceği de görülebilecektir. Buna bağlı olarak da oldukça az ve dağınık yerleşmelerin bulunduğu alanlar olarak da ifade edilmektedir.

Kanada, Rusya, İsveç, Norveç gibi Ülkelere Ait Kıyılarda Buzulların Oluşturduğu Yeryüzü Şekillerine Rastlanırken Türkiye’de Yer Alan Kıyılarda Bu şekillere Rastlanmaz. Bu Durumun Nedenini Açıklayınız.

Dünya şekli itibarıyla farklı iklim kuşaklarına sahiptir. Boylamlara göre değişen iklim şartları değişik coğrafi şekillerin meydana gelmesine de neden olmaktadır. Ülkemiz de orta kuşakta bulunan coğrafi bölgeler üzerine kurulduğundan dolayı kutup ya da ekvatoral bölgelerde bulunan ülkelerle benzerlik göstermemektedir. Bundan dolayı da coğrafi durumlarında değişiklik görülmesi istisnalar dışında ortaya çıkan bir durum olarak ifade edilmektedir. Türkiye içerisinde de bazı bölgelerde bu istisnalara yer verilerek kutup kuşağında görülen yeryüzü şekilleri de gözlemlenebilmektedir.

 

Genel olarak buzul çağı içerisinde oluşmuş olan yeryüzü şekillerinde bu tür etkiler görülmekte olup; Türkiye içerisinde genel olarak yüksek rakımlı dağlarımızda mevcut olan bir unsur olarak ifade edilmektedir.

Toroslar’da, Bey Dağları, Sultan Dağları, Bolkar Dağları ve Aladağlar

Göller Yöresi’nde, Davras ve Dedegöl Dağları

Doğu Anadolu Bölgesi’nde, Mescit, Yalnızçam, Bingöl, Buzul, Süphan, Sat ve Ağrı Dağları

İç Anadolu Bölgesi’nde, Erciyes Dağı

Marmara Bölgesi’nde, Uludağ

Karadeniz Bölgesi’nde, Kaçkar ve Giresun Dağları

Ülkemiz içerisinde ve ülkemiz ile aynı kuşakta bulunan ülkelerde moren, sandir yaylası ve drumlinler pek nadir bir biçimde görülmektedir. Bu yüzden daha çok Dünya’nın en kuzey noktalarına doğru ilerlerken bu gözlemleri yapmak son derecede normal bir durum olarak görülmektedir.