Felsefenin ortaya çıkmasından bugüne problemlerinin hâlâ tartışılıyor olmasının nedenleri neler olabilir?

Felsefe, hiçbir zaman kümülatif bir düşünce disiplini olmamıştır ve hiçbir zaman böyle bir disiplin olduğunu iddia da etmemiştir. Tersine, felsefe, her isteyen kişinin tamamen baştan yıkarak yeniden kurabileceği yapılar üzerinde kendini var eder. Sürekli yıkılıp tekrar yapılandırılan bir düşünce sisteminin ise temel yapı taşları o yapıların kendisi değil o yapıların oluşturulma biçimidir. Örneğin şüpheciliktir, örneğin sorgulayıştır. Felsefenin ortaya çıkış sürecinde asıl önemli olan şey hiçbir zaman hangi filozofun ne dediği olmamıştır, bir filozof ne kadar ünlü olursa olsun ya da ne kadar önemli teoriler ortaya çıkarmış olursa olsun onun cevapladığı soruların aynısını yeni gelen filozofların yeniden cevaplayacaktır. Bundan dolayı da felsefe biriktiren bir düşünme biçimi değildir asla. Yapı bozumcudur. Kural yıkıcıdır. Hatta belki de daha fazlasıdır. Bu yüzden felsefe hiçbir zaman kesin yargılara varılamayacak ve kesin sonuçlar sunulamayacak soruları yeniden ve yeniden sormaya devam eder. Asıl amaç bu soruları sormaktır.

MS 2-MS 15. yüzyıl tarihsel dönemini düşündüğünüzde aklınıza neler gelebilir?

Soruda sıralanan tarihler din felselerinin ortaya çıkışı kapsamında değerlendirilebilir. Özellikle Hiristiyan dini felsefesi ve İslam dini felsefesi bu tarihler arasında ortaya çıkmış olan felsefelerdir. Bu felsefe öçeşitleri bu dönem içerisinde Tanrı ve dinlerle ilgili ilişkilerin güçlendiğine ve insanların bu kavramlar aracılığı ile dünyayı kavramaya çalıştığına dair önemli ipuçları olarak nitelendirilebilirler. İnsanlar bu dönemler içerisinde aynı zamanda dini kurumlar ile de yakındı ve bu kurumlar aracılığı ile de dünyayı anlamlandırmaya çalışıyorlardı. Bu tarihler arasında ayrıca birbirinden farklı din felsefeleri ortaya çıktığından dolayı dinler arasındaki temel farklılıkların neler olduğu ortaya çıkmıtşır. Farklı dini kurumlar örneğin kilise ya da cami gibi kurumlar nasıl bir politika ve felsefe izlemeleri gerektiğine yavaş yavaş karar vermişlerdir. Bu kapsamda bu dönemin düşünürleri, bu dönemin felsefi izlencesi son derece özeldir ve bundan sonraki dönemi de çok yakından ilişki içerisine girerek etkiler. MS 2-MS 15. Yüzyıl tarihsel açıdan kritiktir.

Eski Türk metinlerinde geçen hikmet görüşleriyle Antik Yunan filozoflarının felsefe görüşleri arasında benzerlik var mıdır? Açıklayınız.

Eski Türklerin hikmet görüşlerinde var olanın tasavvufi bir şekilde dünyanın her yerinde tezahür ettiği fikri vardı. Yani Tanrı tek ya da biricik bir nesne değildi, Tanrı yeryüzüydü, Tanrı evrendi, Tanrı var olan her şeyin içerisindeki biricik ana parça ve nüve idi. Bir çiçeğe baktığınızda da Tanrı’yı görürdünüz, aşık olduğunuz kadına ya da erkeğe baktığınızda da Tanrı’yı görürdünüz. Bundan dolayı Tanrı’yı gökte ya da uhrevi noktalarda aramaya hiç mi hiç gerek yoktu. Tanrı var olan her şeyin içerisinde aktif olarak vardı ve buradaydı. Antik Yunan filozoflarının felsefe görüşleri ise birbirinden ayrılırdı. Örneğin platon Tanrı’nın tek ve biricik olduğunu söylerken bir idealler evreninden bahsederdi .Tanrı o idealar evreninin yaratıcısı olarak kutsal ve yüce idi. Maddeye kesinlikle bürünmemiş olduğu düşünülen Tanrı son derece soyuttu. Bundan dolayı aslında temelde Eski Türk metinlerinde geçen hikmet fikir ile Antik Yunan Düşünceleri arasında benzerlik vardır fakat bunların bağlamları farklıdır.

Sokrates’in görüşünden hareketle trafikte araç kullanan kişinin kırmızı ışıkta geçip birilerinin yaralanmasına sebep olması örnek olayını bilgi-erdem ilişkisi açısından değerlendiriniz.

Sokrates’in görüşüne göre bilgili insan erdemli insandır. Herhangi bir kişi bilgisiz ya da vahil bir kişi ise ancak o zaman kötü bir insan ya da erdemsiz bir insan olabilir. Bundan dolayı iyi ve güzel dünyanın oluşmasının tek koşulu insanların yaşam ve yaşamın işleyişi hakkında sonsuz bilgiye doğru gitmelerini sağlamaktır. Sokrates, her zaman için şunu söyler: bir kötülük yapan insan ya da hareketlerinde erdemsizlik gösteren insan, kuşkusuz ki kötülüğün sonuçları ya da kötülüğün manası hakkında yeterince bilgisi olmayan cahil insandır. Eğer bilseydi, asla yapmazdı. Dolayısıyla insanın masum ve iyi olarak doğduğuna inanır. Kısacası eğer trafikte araç kullanan kişi kırmızı ışıkta geçmesinin birilerini yaralamasına sebep olacağını bilseydi, fakat bunu teoride değil, gerçekten pratikte böyle olacağını, bu teorik düşüncenin yüz yüz şekilde gerçekleşeceğini bilseydi, asla o kırmızı ışıktan geçmezdir. Bu düşünceden de çıkarsayabileceğimiz gibi, kötülük ya da erdemsizlik cahilliktir.

Başkası için yaptığımız bir işi kendi işimiz gibi yapmak neden önemlidir?

Ünlü söz ne der? Tam da şöyle: ‘’Bu dünyada yaptıklarımız, sonsuzlukta yankılanır.’’ Bir işiy a da eylemi yapma sebebimiz her ne olursa olsun, o iş ya da eylem bizim tarafımızdan yapıldığından dolayı artık bizim eylemimiz, bizim işimiz, ve daha da ileri gidildiğinde ‘’biz’’ haline gelmiştir. Bundan dolayı bu dünya içerisinde attığımız her adım, söylediğimiz her söz, ağzımızdan çıkan her hece bu dünyada bizi temsil eden biricik oluşumlardır. Bundan dolayı bir işi yaparken düşünmemiz gereken ilk şey kesinlikle bu işi neden yaptığımız değildir. Daha doğrusu, bir işe verdiğimiz önem o işi neden yaptığımız üzerinden şekillenemez. İşlere verdiğimiz önem öncelikle kendi karakter ve emeğimize verdiğimiz önemdir. Dolayısıyla başkası için yaptığımız iş de aslında kendimiz için, kendimizi temsilen ya da kendimize gönderme yaparak yaptığımız iş olabilir ancak. Bundan dolayı da kendimize saygımız olduğu ölçüde yaptığımız işe de saygımız olması gerekmektedir.

Dürüst olmak ve her zaman doğruları söylemek bize neler kazandırır? Anlatınız.

Dürüst olmak hem etik açıdan hem de mantıksal önermeler açısından son derece doğru bir harekettir. Neden mi? Dünyanın karışık işleyişi içerisinde yapılan herhangi bir şeyin sonsuza dek gizlenmesi neredeyse imkansızdır. Bundan dolayı gizlendikçe daha karmaşık ve çapraşık ilişkilere, döngülere sebep olacak gerçekleri daha saf, basit ve ari haldeyken ortaya koymak son derece mantıklı ve stratejik bir hareket olarak kabul edilebilir. Bunun dışında elbette dürüst olmanın farklı getirileri de vardır. Dürüst olmak yanlış bir şey yapan insanın cebinde her zmaan taşıma özgürlüğü olan bir silahtır adeta. Ne yapmış olursanız olun dürüst olduğunuz ve suçunuzu itiraf ettiğiniz takdirde insanlar sizi bir noktada anlamaya çalışmaya ya da yaptığınız hatayı açıklamaya çalışmaktadır. Dürüstlük karşıdaki insanlara her zaman sempatik ve masum gelen bir eylem olarak görülmektedir. Bundan dolayı gerek kişisel gerek ise tüzel hayatımızda şeffaf dürüst ve güvenilir birer insan olmaya her zaman özen göstermemiz gerekmektedir.

Çevrenizdeki sorunlar karşısında sorumluluk alıp çözüm üretmek niçin önemlidir?

Çevrenizdeki sorunlar karşısında sorumluluk alıp çözüm üretmek neden önemlidir?

İnsanlar çevrelerinde olup bitenler hakkında geldiğimiz yüzyılda ne yazık ki gerçekten çok pasif davranmaktadırlar. Bu da içerisinde yaşadığımız dünyada emeğimizin ve imzamızın olmadığı dönemlere götürüyor bizi. Dahası, kendi kurduğumuz bazı temel değerlerin de bir bir yıkılışına şahit olmaya doğru gitmek işten bile değil. Çevremizde olup biten sorunlar bizzat bizim şahsi meselelerimiz olarak kabul edilmek zorundadır. İçerisinde yaşadığımız bu dünyada çevrede olup bitenlerden birebir etkilenmiyor olsak bile, çevre dediğimiz yer aslında bizim evimizdir. Ve her bilinçli vatandaş ya da her bilinçli birey gibi çevremizi korumalı, çevremiz ile ilgili problemleri yakından incelemeliyiz. Herkesin yalnızca kendi alanını temizlediği ve başka alanlar ile ilgilenmediği bir dünyada, bireylerin kendilerine yetemedikleri noktalar büyüyecek, zamanla tıkanmalara yol açacaktır. Oysa dünya üzerinde bir karıncanın incinmesi de, bir cinayetin işlenmesi de, bir idam kararının verilmesi de herkesin kendi şahsi meselesidir. Ünlü filozofun dediği gibi ‘’İnsana dair her şeye aşinayım’’.

 

Çözüm üretmek neden önemlidir? Kısaca maddeler halinde yazalım.

 

  • Sorun varsa her defasında bununla uğraşmak yerine bir kere çözüm bulup kurtulmak en doğrusudur.
  • Sorun varsa insanda dert, sıkıntı, stres oluşur. Buda kişide sağlık problemlerine neden olur. Sağlıklı yaşam için çözüm şart.
  • Çözüm üretmek hayatı kolaylaştırır. Daha rahat bir yaşam daha iyi yaşam koşulları demek.
  • Çözüm üretirsek sorunlar için harcanan zaman bize kalır. En değerli şeyin zaman olduğunu düşünürsek kazancı siz hesaplayın.
  • Çözüm üretmek aynı zaman maddi kazanç demektir. Evde su akıtan bir musluk olduğunu düşünün. Sorunu çözmediğiniz sürece yüksek faturalar gelecektir.
  • Çözüm demek sosyalleşme demek. Komşularınız ile bir sorun olduğunu düşünün. Bu durum komşuluk ilişkilerinize yansır. Sorunu çözdüğünüzde komşularınızla aranız daha iyi olur ve sonunda sosyalleşme gelir.

Ailenizde kararlar alınırken herkesin düşüncesini ifade etmesi neden önemlidir?

Aile, tıpkı bir ülke gibi teker teker bireylerin oluşturduğu fakat ortak değerlere sahip olduklarından dolayı bu bireylerin beraber hareket etmeyi tercih ettiği biricik topluluktur. Bundan dolayı aile içerisinde alınan kararlarda bireylerin teker teker fikirlerinin alınması önemlidir. Her bir birey kendi karakter istek ve arzularını eğer ailenin dinamiği içerisine katarsa, ailenin bireyi temsil gücü daha da artacaktır ve bundan dolayı ailede her bir bireyin mtululuk oranı da artış gösterecektir. Tıpkı bir ülkede demokrasi olduğu takdirde herkes fikrini dile getirince insanların mutluluk düzeylerinin artması gibi, ailede de her zmaan için demokrasi hakim olmalıdır. Ancak bu şekilde aileyi oluşturan her bir bireyin aile topluluğunu benimsemesi ve kendini bu topluluğun içerisinde rahat hissetmesi mümkündür. Ailede kararlar alırken herkes kendi düşüncesini ifade ettiğinde ayrıca, karşıt fikirde olanlar akıllarına gelmeyen bir başka fikir sayesinde yepyeni bir yön ya da düşünce tarzı keşfedebilirler. Bu da ufuklarının genişlemesine sebep olacaktır.

Atatürk’ün hayatını anlatan filmlerden izlediklerinizi arkadaşlarınıza anlatınız.

Veda isimli filmde Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatı ta çocukluktan ölümüne kadar anlatılmıştır. Mustafa Kemal Atatürk’ün bir çocuk olarak geniş tarlalar arasında koşuşları, gençliğe adım attığı ilk anlardan itibaren idealist tavırları ve öğrenmeye duyduğu sonsuz aşk, filmde konu edilen temel şeylerden birkaçıdır. Mustafa Kemal her zaman filmlerde bir eğitim ve ilim aşığı olarak anlatılır. Çünkü yaşamı boyunca kendisini ifade ederken büyük önder, her zaman ilimin, bilimin ve fenin ne kadar özel ve önemli olduğunu burgulamıştır. Mustafa Kemal Atatürk hem bir fikir insanı hem de çok başarılı bir komutan olması ile kendini diğer herkesten her zaman ayırmış ve çok yönlülüğü ile filmlerin biricik karakteri olmuştur. İzlediğim filmde de ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün çok yönlülüğüne kanıt niteliğinde olan pek çok sahne bulunmaktadır. Mustafa Kemal Atatürk’ün bu özellikleri sayesinde ülkenin geldiği nokta, ülkede gerçekleştirdiği devrim ve reformlar ise filmin son kısmını oluşturan ana noktalardır.

Atatürk’ün en beğendiğiniz özelliği hangisidir?

Atatürk her şeyden önce ileri görüşlü bir insandı. Liderlik vasıfları arasında onu diğerlerinden özel kılan en temel şey, yağacağı hamleler sonrasında alacağı dönüşleri aşağı yukarı kestirebilmesiydi. Bu özellikle onun askerlik hayatında epey özel bir komutan olarak görülmesine sebep olan durumdur. Askeri hamleleri yapma konusunda kararlar alırken her zaman bir adım değil, birkaç adım sonrasını düşünen Mustafa Kemal Atatürk için yapılan her hamle tarihe atılmış bir imza niteliğindeydi. Savaş içerisinde olunan ülkelerin kendi sosyoekonomik durumları içerisinde hamlelere vereceği yanıtlar Mustafa Kemal Atatürk için her zaman bilindik şeylerdi. O, hem ülkenin kendi içindeki gidişatı konusunda düşünür, hem ülkenin diğer ülkeler ile ilişkisini düşünür, hem de diğer ülkelerin birbirleri arasındaki ilişkilerini düşünürdü. Bu temel taşlar üzerinden her türlü politika ya da kararı işleme koyan Mustafa Kemal Atatürk için hiçbir sonuç tesadüf değildi. Bu özelliği gelecekte ülkeyi kurtarmasına ve küllerinden gencecik yeni bir cumhuriyet yaratmasına sebep olacaktı. İşte Atatürk’ün öncü özelliği budur.