Analog ve Homolog Organ Tanımlarını Yaparak Örnekler Veriniz

Canlılar belli bir kural ve düzene göre sınıflandırılmaktadır. Canlılar için yapılan bu sınıflandırmalar, değişik özelliklere bağlı olmaktadır. Canlılar alemi çok büyük bir sınıftır ve bu sınıfın rahatça incelenmesi oldukça önemlidir. Ampirik sınıflandırma da dış görünüş ve morfolojiye bakarak bir sınıflandırma gerçekleşir. Bu sınıflandırmanın esası organların dışarıdan almış olduğu işlevlerdir.

İki tür organ tanımı karşımıza çıkmaktadır. Bu organ tanımlarına bakacak olursak:
Analog Organ: Kökenleri farklı olup, işlevi aynı olan organlara denilir. Örneğin, serçe kanadı ile yarasa kanadı. Bu iki organ birbirinin aynı işlevini yerine getirse de organların ve sistemleri farklı hayvan üzerindedir. Bu yüzden de analog organ olarak anılmaktadır.

Homolog Organ: Kökenleri aynı ancak görevleri farklı olan organlardır. Bu organların işleyişi de filogenetik adı verilen sınıflandırmaya tabidir. Burada bilinen, protein dizilimi, yapı ve morfoloji, Embriyonik gelişim gibi faktörler bulunmaktadır. Örnek olarak, balık yüzgeci ile insan kolu homolog organa verilecek örneklerden biridir. Bu durumda yapısal ve morfolojik farklılıklar da çok dikkat edilir.

Filogenetik ve ampirik sınıflandırma birbirinden farklı yapılan sınıflandırmalardır. Birinde analog organ hâkim olurken diğerinde homolog organın işleyişi hakimdir. Bu yüzden bu organın yapı ve fonksiyonları sınıflandırma sistemi ile doğrudan bağlantılıdır. Doğal olarak gerçekleşen sınıflandırmalar da en fazla kabul gören çeşittir.

Okulunuzda gerçekleştirilen Cumhuriyet Bayramı kutlamalarını anlatınız.

Okulunuzda gerçekleştirilen Cumhuriyet Bayramı kutlamalarını anlatınız.

Cumhuriyet Bayramı günü okulun bahçesinde toplanırız. O gün hepimiz çok coşkulu oluruz. İlk başta arkadaşlarımızdan iki kişi programı sunar ve bir dakikalık saygı duruşunun ardından İstiklal Marşını söyleriz. Konuşmaya günün anlam ve önemini anlatmak için okul müdürü, müdür yardımcısı yada edebiyat öğretmenlerinden biri yada bir kaçı çıkar. Sonra bazı arkadaşlarımız kürsüye çıkıp şiirler ve yazılar okur.

 

Kürsü konuşmaları ve şiirleri bittikten sonra ise bir koro çıkıp şarkı, marş söyler. Toplu gösteriler başlar. Koronun ardından halk oyunları ekibi sahneye çıkıp dans eder. En son ise sandalye kapmaca, çuvalla koşma, yumurta taşıma gibi oyunlar oynarız. Böylelikle 29 Ekim Cumhuriyet Bayramını kutlamış oluruz.

Cumhuriyet ne demektir?

“Cumhuriyet” ne demektir?

Cumhuriyet bir milletin egemenliğini elinde bulundurduğu yönetim biçimidir. Halk kendi arasından insanlar seçer. Bunlara milletvekili denir. Milletvekilleri halkı temsil ederek ülkeyi yönetmede rol oynar.

Kurtuluş Savaşı döneminde halkımız, ordumuza hangi yardımlarda bulunmuştur?

Kurtuluş Savaşı dönemi milletimiz için çok önemli bir yere sahiptir. Öyle ki bu dönem bazı şeyler farklı olsaydı şu an tamamen farklı bir durumumuz olabilirdi. Örneğin başka devletlerin sömürgesinde olabilir ve başka diller konuşuyor olurduk. Şehitlerimiz sayesinde bugün özgürce yaşayabiliyoruz.

Ama eğer o dönem de bir bütün olmasaydık bu savaşı kazanamazdık. Kadın erkek herkes bu savaş için ellerinden ne geldiyse yaptılar. Sadece askerlerimiz değil bütün herkes bu savaşta rol oynadı. Kadınlar cepheye silah taşıdılar ve yaralılarla ilgilendiler. Erkekler cephelerde savaştılar. Savaşamayanlar da ellerinde ne varsa cepheye, orduya, askerlerimize yolladılar. Bu yüzden kurtuluşumuz olan bu savaşı bütün bir millet olarak verdik.

Seyit Onbaşıya Mektup

Çanakkale Cephesinde savaşan kahramanlardan Seyit Onbaşı’ya bir mektup yazınız. Seyit Onbaşı’ya Mektup.

 

Sevgili Seyit Onbaşı,

Bugün derste öğretmenimiz Çanakkale savaşını anlattı. Nasıl zorluklarla kazanıldığını, şehitlerimizi, yaşanan olayları, kahramanlık hikayelerinizi öğrendik. Hepimiz yaşananları duyunca hem şaşırdık hem üzüldük. Ama en çok da minnettar olduk. Ülkemizin ne şartlar altında kurulduğu, geçmişte sizlerin ne zorluklarla bu toprakları savunduğunuzu öğrendik.

 

Öğretmenimiz bugün bize senin yaptığın kahramanlığı da anlattı. Top mermilerini kaldıran vincin bozuk olduğu sırada 210 okkalık yani 275 kg ağırlığındaki mermiyi 2 metre yükseklikteki namluya kadar taşıyıp, düşman devletlerinin en şöhretli savaş gemilerinden biri olan Ocean zırhlısını tek atışla vuruş Çanakkale Boğazının serin sularının en dibine nasıl yolladığını anlattı. Bu başarılı atışınla savaşın yönünü nasıl değiştirdiğini öğrenince çok duygulandık. Tüylerimiz diken diken oldu resmen.

 

En çok duygulandığımız anlardan biride Öğretmenimizin senin Mustafa Kemal Paşa ile konuşma anlarındı. Fazladan aldığın yatın iznini ertesi gün arkadaşlarıma haksızlık olur diyerek komutanından geri almanı istemen, fakir bir ailenin evladı olmana rağmen verilen ikramiyeleri almaman takdire şayan davranışlardı. Keşke bizlerde senin kadar düşünceli olabilsek, senin kadar vatansever olabilseydik.

 

Sen ve diğer şehitlerimiz olmasaydı biz bugün burada olmazdık. Bu topraklarda yaşayamazdık belkide. Sizin fedakârlıklarınız sayesinde hepimiz bugün buralardayız. Sana ve diğer şehitlerimize çok teşekkür ederim.

Başarıya ulaşmak için karşılaştığınız zorlukları nasıl aşabilirsiniz?

Hiçbir başarılı insan zorluklar çekmeden başarıya ulaşmamıştır. Aslında zorluklar başarımızı anlamlı kılar. Bir işi yaparken zorluklarla karşılaşmamız normaldir ama bu zorlukları görüp vazgeçmememiz çok önemlidir. Zorluklara karşı farklı açılardan bakarak onlara çözümler üretebiliriz. Mesela bir sorunun çözümünü bilmediğimiz zaman internetten ya da kitaplardan bakarak araştırıp bulabiliriz.

Eğer farklı bir bakış açısı ile bir çözüm bulamazsak ailemizden, arkadaşlarımızdan ya da öğretmenlerimizden yardım isteyebiliriz. Örneğin bir sorunun cevabını internette ya da kitaplarda bulamazsak, o zaman arkadaşlarımıza, ailemize ya da öğretmenlerimize sorabiliriz. Bu şekillerde önümüze çıkan zorlukları aşabiliriz.

Çanakkale Savaşı ile ilgili neler biliyorsunuz?

Aslında Çanakkale savaşını derste de gördük ama daha çok izlediğim bir filmden aklımda kaldı. O zaman gerçekten de eskiden büyüklerimizin için hayatta kalabilmemiz için canlarını feda ettiklerini görmüştüm. Bu durum daha çok üzerinde durulması, adından bahsedilmesi gereken bir durum gerçekten de.

Özellikle de derste öğretmenimizin anlattığı Seyit Onbaşı’nın hikayesinden etkilenmiştim. Milleti için, vatanı için gerçekten de canını riske eden bir insanın asla tek başına kaldıramayacağı ağırlıkta bir mermiyi o an kaldırması ve savaşın seyrine yön vermesi gerçekten de beni etkilemişti. Eğer daha sonra aynı mermiyi tek başına kaldırabilseydi o zaman normal derdim ama ne kadar denediyse denesin bir türlü savaş sonunda yeniden kaldıramaması o an canından daha çok vatanımızı düşündüğünü ve bu aşkla bunu başarabildiğini gösterir ki çok ama çok önemlidir bence bu durum. Çanakkale Savaşının akıllarda kalan bazı önemli olayları şunlardır:

 

  • Çanakkale Savaşı, bir milletin yeniden doğuşu, sömürgeci avrupa devletlerinin ise hayallerinin son bulduğu savaştır. Birinci dünya savaşının en kanlı çatışmalarının olduğu askeriyle, komutanıyla, halkıyla, 7 den 70 e tüm milletiyle destan yazmış Türk Milleti’nin sayısız destanlarına bir destan daha kattığı savaştır. 500.000 den fazla kişinin hayatını kaybettiği, tüm dünyadan toplanıp gelen düşmana karşı savaşıp ZAFER kazandığımız yerdir Çanakkale.

 

  • Dünyanın en ünlü mayın gemisi Nusret Mayın Gemisi’nin dünyanın en katil savaş gemilerini denizin dibine gönderdiği yerdir Çanakkale Savaşı. Deniz Yüzbaşı Tophaneli Hakkı Bey komutasındaki Nusret Mayın Gemimiz boğaza döşediği son mayınlarımız ile düşman gemilerini boğazın serin sularının derinliklerine doğru yollamıştır.

 

  • Dönemin en büyük askeri güçlerinden Rus Çarlığının yıkılmasının en büyük sebeplerinden biridir Çanakkale Savaşı. İtilaf Devletleri Çanakkale boğazını geçemediği için Rusya’ya yardım gönderememiş ve yardım alamayan Rusya’da çarlık yıkılmıştır.

 

  • Mustafa Kemal’in “Size ben taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler ve kumandanlar kaim olabilir.” sözünü söylediği büyük başarılar kazanarak Yarbay’lıktan 16. Kolordu Komutanlığına yükseldiği savaştır Çanakkale Savaşı.

Oyun konulu iki kıtalık şiir yazınız. 

OYUNUMUZ

Hop bir aşağı bir yukarı

Var mı yerden yüksek gibisi?

Topladın mı bütün arkadaşları

Bir oyun bulmaya kalır gerisi

 

İp atlamak, top oynamak

Her oyun ayrı bir eğlence

Koşmak, eğlenmek, zıplamak

Hep beraber eğleniriz güzelce

Sevdiğiniz oyunlar nelerdir?

Ben arkadaşlarımla zaman geçirirken de eğleniyorum ama bilgisayar ve tablet oyunlarını da çok seviyorum. En güzel yanı da online savaş oyunları. Bu şekilde hem bilgisayarda zaman geçirip hem de benim gibi o oyunu oynayan okuldan arkadaşlarla sohbet edebiliyorum. Akıl oyunlarını da çok seviyorum gerçekten sudoku gibi soru sorulan bulmacaları sevmiyorum daha çok sıralı, sisteme dayalı oyunları seviyorum. Aynı zamanda anne ve babamın telefonundan ben oyunlar oynamayı da seviyorum ama tabii ki bunun için çok fazla zaman müsaade etmiyorlar.

Arkadaşlarla bir araya geldiğimiz zaman aslında sevdiğimiz oyunlar hepimizin birlikte oynayabileceği oyunlar. Futbol ve kovalamaca kaç kişi olursak olalım topluca oynayabileceğimiz oyunlar. Aynı zamanda arkadaşlarla zaman geçirirken ben özellikle ebe olacağım oyunları oynamayı seviyorum. Bizim yaşadığımız evler birbirine yakın ve saklanmak için bir sürü yer var. Bu nedenle de saklambaç oynamayı seviyorum ama bir yere saklanmak ve beklemek gerçekten de bazen uzun süre bulunmadığımda üstelik çok sıkılmama neden oluyor.

Çevrenizdeki oyun alanları nerelerdir?

Çevremizdeki oyun alanları genelde oturduğumuz site içinde olan parklar. Orada arkadaşlarla oyunlar oynamak gerçekten de bizim eğlenmemize neden oluyor ama yetersiz. Özellikle büyük bir sitede oturuyoruz ve yaşıtım arkadaşların sayısı çok fazla. Futbol ya da basketbol oynamak istediğimiz genelde apartman aralarında olan toprak kısımları kullanıyoruz ama bu durumda da gürültü sonucu sorunlar olabiliyor.

Yaşadığımız yerlerde özellikle de oyun alanları var ve bizi düşündükleri için büyüklerimize bu konuda teşekkür etmemiz lazım ama yetersiz olduğunu söylemek gerekli tabii ki. Bir de aslında herkesin çevresinde olmayabilir ama evimizin yakınızda piknik alanı var ve bu nedenle orada da zaman geçirebiliyoruz biz arkadaşlarla. Tabii ki sadece belirli bir saate kadar… Daha sonra biraz evden uzakta olduğu için hemen eve dönmek zorundayız. Bizim gibi sitelerden oluşan yerleşim yerlerinde oturan çocukların oyun dünyaları çok toprak alanla desteklenmeli.

Bu olmadığı için hayal dünyamızı kullanarak daha çok kendimizi eğlendirmeye çalışıyoruz. Yeşil alanlar da var ama site yeşil alanları ve genelde sadece beton. Bu nedenle de gerçekten de kısıtlı miktarda bulduğumuz açıklık alanda özellikle de yaz tatillerinde mümkün olduğu kadar çok zaman geçirmeye çalışıyoruz.